Hafta SonuKöşe YazılarıKültür-SanatManşetYazarlar

Tea Mäkipää’nın ekolojik sanatı: Yüzleşme ve umut- Ahunur Özkarahan

Son on yıllardır dünya çapında kaygı verici düzeyde artış gösteren ekolojik sorunlar, sanat üretiminin de gündemine girmekte gecikmedi. “Ekolojik sanat”, çevre sorunlarını eserlerinde işleyen sanatçıların diğer uzmanlık alanlarıyla işbirliği yaparak yarattığı, çağdaş bir sanat ekolü.

Farklı fikirlerin üretildiği ve çözüm önerilerinin de yer aldığı sanat eserleri arasında kimileri sürdürülebilirlik için yeni yaklaşım önerilerini ön plana alırken, bazıları da  hasarlı ortamların geri kazandırılması, onarılması veya iyileştirilmesine hizmet etmeyi amaçlıyor. Alanda üretim yapan sanatçılar, sanat ve ekolojinin politik, ekonomik, kültürel ve sosyal unsurlarla da yakından bağlantılı olduğuna inanıyor. 

‘Ekolojik sanat’ denildiğinde akla gelen önemli isimlerden olan, tanınmış sanatçı Tea Mäkipää, lisans eğitimini  1988’de Helsinki‘de Finlandiya Güzel Sanatlar Akademisi’nde tamamladı; ardından 1998-1999 yıllarında Konst & Arkitektur, Kungl. Konsthögskolan, Stockholm, İsveç’te de bulundu. Yüksek lisans eğitimini 2003’te Londra’da bulunan Royal College of Art’ta alan sanatçı, birçok kişisel ve karma sergiye katıldı. Önemli bazı koleksiyonlarda çalışmaları yer alan Mäkipää’nın kamusal alanda enstalasyon çalışmaları da bulunuyor. 

Film, performans, fotoğraf, enstalasyon, video ve heykellerden oluşan ve çoğunlukla ekolojik felaketler ve doğa ile teknoloji arasındaki ilişkiye değinen eserlerinde Mäkipää’nın ana konularını bireylerin, diğer canlı türleri ile birlikte yaşayan bir bütün olarak insan türünün hayatta kalma yöntemleri ve sosyal davranışları oluşturuyor. Çevre sorunları ve Batılı yaşam tarzını eleştirel bir şekilde ele alan Tea Mäkipää , aynı zamanda izleyicisine çare için büyük umutlar da veriyor. 

Aşağıda sanatçının önemli çalışmalarından bazıları olan Atlantis, Eden (Cennet) II, Bir Dev’in İtirafları ve Evcilleştirilmiş Düşler hakkında notlar yer alıyor: 

Atlantis

Bu enstalasyon serisinde, suyun yüzeyinde evin bir köşesi görülüyor ve hayat hiçbir sorun yokmuş gibi normal bir şekilde devam ediyor izlenimi verilmiş. . Atlantis’in bazı sakinleri, çevredeki suyu görmezden gelerek günlük yaşamlarına devam ediyor. Eserde, tehlike altındaki duruma rağmen evin içinden müzik sesi geliyor, bu bakış açısı tam da küresel ısınmaya genel bakışı mükemmel bir şekilde yansıtıyor: Herkes böyle bir gerçek yokmuş gibi davranıyor ve hayat her zamanki gibi devam ediyor.  Tea Mäkipää’nın çalışmaları dünyaya, çevreye ve tüm canlılara karşı sorumluluklarımızın da bir hatırlatıcısı. 

Tea Mäkipää, Atlantis Wanas 1, 2007 (Görseller sanatçının izni ile kullanılmıştır).

EDEN (Cennet) II

Eden (Cennet) II, kamusal bir sanat eseri ve ABD‘deki Indianapolis Sanat Müzesi‘nin arazisinde bulunuyor. Bu enstalasyonda, farklı tekniklerle yapılmış bir gemi ve bir de bekçi evi yer alıyor. Eser, gerçek ve kurgusal bir şekilde inşa edilmiş. Bekçi kulübesi terk edilmiş durumda ve gemi de hareketsiz. Yine de yaşam belirtileri izleyiciye ses ve görüntüler aracılığıyla veriliyor ve bekçi evinde bekçinin koltuğuna sarılmış bir ceket, sahibinin geri dönmesini bekliyor. Mäkipää, Eden (Cennet) II’nin yolcularını, ekolojik hasar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan mülteciler olarak hayal ediyor. 

Tea Mäkipää, EDEN II, Water Half Profile (Su – Yarım Profil), 2010.

Bir Dev’in İtirafları

Tea Mäkipää, “Bir Devin Ayak İzleri” adlı çalışması için bir parkta insan ayak izlerini anımsatan izler bırakmış.  Kendi ayaklarının daha büyük ölçekte ahşaptan yapılmış modellerini üreten sanatçı, bunun için de bir web sitesi yardımıyla boyut oranlarını hesap hesaplamış. Ekolojik ayak izi sadece bireylerin bıraktığı iz olarak değil, aynı zamanda topluluklar veya ülkeler için de oluşturulabiliyor. Tüm insanlık dünyanın kaynaklarını fazlasıyla tüketiyor, bu nedenle dünyanın insanlığın ihtiyaçlarını bir yıl boyunca karşılaması için 1.6 yıl gerekiyor.  

Tea Mäkipää, Footprints of a Giant (Bir Devin Ayak İzleri), 2014.

Evcilleştirilmiş Düşler

“Evcileştirilmiş Düşler” adlı çalışmada, canlı salyangozlar tarafından tüketilmek üzere sebze, mantar ve meyvelerden oluşan bir sofra düzeni oluşturulmuş. Bir video ekranı, kaygılı seyircilerini ağır çekimde gösteriyor: Kesilmeyi bekleyen tavuklar. Çalışma, insanların istekleri uğruna hayvanların evcilleştirmesiyle ilgili bir sorgulama niteliğini taşıyor. Sanatçı,  Giuseppe Arcimboldo’nun natürmort resim geleneğinden de ilham alarak yemek masasını, mum ışığı, meyve, sebze ve diğer unsurlar ile düzenlemiş. 

Tea Mäkipää, Domesticated Dreams (Evcileştirilmiş Düşler), 2000 (Görsel sanatçının izni ile kullanılmıştır)

Yaşadığımız ekolojik sorunlarla ilgili farkındalık yaratmada sanatın oldukça büyük bir rolü bulunuyor. Bu sanat eserleri bize, küresel ve yerel sorunlara karşı kayıtsız kalışımızı ve bilgisizliğimizi hatırlatıyor. Sanat, ekoloji ve çevre kavramları bugün iç içe geçmiş durumda ve ayrıca politik, ekonomik, kültürel ve sosyal unsurlarla da çok yakından bağlantılı.

Tea Mäkipää, doğanın yok edilmesinde bireysel veya sosyal rollerimizle direkt veya dolaylı yoldan yüzleşmemize izin veren, aynı zamanda bize daha iyi yaşamlar için büyük umutlar sunan, günümüzün en önemli çağdaş sanatçılarından biri olarak  bunu büyük bir ustalıkla yapıyor, böylece izleyici de tüm mesajlarını incelikle kabul edebiliyor. 

*

Kaynaklar

Tea Mäkipää resmi web sitesi: https://tea-makipaa.eu/
Tea Mäkipää, IMMA sayfası: https://imma.ie/artists/tea-makipaa/#the_content
Tea Mäkipää, Künstlerhaus Bethanien sayfası: https://www.bethanien.de/en/artists/tea-makipaa/

More in Hafta Sonu