Dış Köşe

SYRİZA, sonra Podemos, belki yarın HDP – Pelin Cengiz

Avrupa’da 2008’den beri süregelen finansal kriz ortamında Yunanistan ve İspanya’nın siyasi ve ekonomik durumu çok tartışıldı. Bu iki ülke son zamanlarda yine Avrupa sahnesinde ama bu kez tartışma farklı. Avrupa’da sadece aşırı sağ değil sol da yükseliyor, her iki ülkede de solun yükselişini kimileri heyecanla kimileri tedirginlikle izliyor. Meselenin özünde farklı önceliklere sahip yeni bir sosyal demokrasinin doğuşu var. Geleneksel oligarşik partilere sırt çeviren milyonların umudu SYRİZA ve Podemos gibi partilerde.

Krizin en ağır dönemlerinde Yunanistan’da sol parti ve siyasi hareketlerin ittifakıyla oluşan SYRİZA’yı (Radikal Sol Koalisyon) İspanya’da Indignados (Öfkeliler) ekonomik ve siyasi düzene karşı çıkan sokak hareketinin bir yıl önce siyasi partiye evrilmiş hâli Podemos (Yapabiliriz) izledi.

Kamuoyu araştırmalarında, pazar günkü seçimlerde SYRİZA, kasımdaki İspanya seçimlerinde ise Podemos birinci parti çıkıyor. Yunanistan’daki seçimin ardından SYRİZA’nın hükümet kurması ya da bir koalisyon hükümetinde yer almasıyla AB Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve IMF’den oluşan Troyka ile çetin pazarlıklar başlayacak. Bu pazarlıklardan SYRİZA’nın elde edeceği başarı doğrudan Podemos’un seçimlerdeki başarısını da etkileyecek. İki parti arasında güçlü bir dayanışma var. Podemos lideri Pablo Iglesias, seçim öncesi SYRİZA’nın son mitingine katılmak ve Alexis Tsipras’a destek vermek için Atina’ya gidiyor.

İlginçtir, aynı yakınlaşma sağcı liderler Yunanistan Başkanı Antonis Samaras ile İspanya Başbakanı Mariano Rajoy arasında da var. Rajoy, destek için geçen hafta Samaras’ı ziyaret etti. Rajoy, Samaras koltuğundan olursa sıranın kendisine geleceğini gayet iyi biliyor çünkü… Elbette durum Almanya Başbakanı Angela Merkel için de büyük sıkıntı, “Yunan halkı sorumlulukla oy kullansın” sözü boşa değil.

Bu iki partinin ortaklaştığı birkaç konu mevcut. İki parti de siyasetin, ekonominin ve toplumun üzerindeki Troyka diktasını yenmek istiyor. Teşhisleri ortak: Bu kemer sıkma artık bitmeli!

Yunanistan’da yıllarca ülkeyi idare etmiş ND ve PASOK gibi sistem partileri bunalım içinde. İspanya’da da durum aynı. Franco sonrası dönemde PP ve PSOE liderliğinde iki partili bir gelenek süregeldi. Bu ikili oligarşik geleneği yıkmak üzere yola çıkan iki parti sözkonusu. Belki de en önemlisi ise şu. Bu köhnemiş ikili oligarşi geleneğinin artık toplumu, gençleri, emekçileri gerçek anlamda temsil etmemesi. Siyaset alanını yozlaşmış siyasetçilerden arındırma motivasyonu da az buz değil.

Seçimlerde The Ecologist Greens’in (Yunanistan Yeşiller Partisi) SYRİZA’yı destekleyeceğini açıklaması da değerli bir gelişme. Zira, SYRİZA The Ecologist Greens’in birkaç ay önce duyurduğu 22 maddelik “Green Lines” (Yeşil Çizgilerimiz) protokolünü de kabul etti. SYRİZA’nın hükümette yer alması hâlinde Avrupa’da yeşil siyaset açısından önemli bir kale de kazanılmış olabilir.

Kapital kitabıyla son dönemin dikkat çekici ekonomistlerinden Thomas Piketty, Yunanistan ve İspanya’da kemer sıkma karşıtı partilerin yükselişini “Avrupa için iyi bir haber” olarak niteliyor ve ekliyor: “SYRİZA’nın politikalarının çok net olmadığını iddia edilebilirsiniz ancak hepimizin ihtiyacı olan demokratik bir Avrupa sağlama isteklerini desteklemek zorundasınız.”

Gelişmeler, HDP için de bu Avrupa network’ünün bir parçası olma imkânı doğurabilir. SYRİZA’ya destek için başlatılan imza kampanyasına HDP Eş Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile HDK Eş Sözcüleri Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü imza attı. Elbette çıkış noktaları, siyaset sahnesinde yer alış biçimleri ve öncelikleri farklılık gösterse de eşitlikçi, özgürlükçü siyaset, özgün muhalefet tarzlarıyla aralarında bir sinerji yaratılması mümkün. Demirtaş da zaten “SYRİZA ile HDP benzeşiyor” derken bu yenilikçi siyaset tarzından bahsetmiyor muydu? SYRİZA’nın, Podemos’un başardığını HDP niye başaramasın ki?

Pelin Cengiz – Taraf

Kategori: Dış Köşe