Doğa MücadelesiEkolojiManşet

Şırnak’ta halka kapatılan alanlar maden şirketlerine açılıyor

0
Fotoğraf: MA

Şırnak’ta Besta Bölgesi, Cudi, Gabar ve Namaz dağlarının eteklerinde bulunan köylere giriş ve çıkışlar “güvenlik” gerekçesiyle yasaklanırken, genel yasakların yanında da Şırnak Valiliği periyodik olarak 15 günde bir Şırnak ve ilçelerinde birçok alanı “özel güvenlik” bölgesi ilan ederek sivil halkın girişine kapatıyor. Halk kendi topraklarına giremezken, Besta’da ağaç kıyımı, Cudi Dağı’nda kömür, Gabar Dağı’nda ise petrol araması yapılıyor. Halkın tapulu arazilerinde bulunan ağaçlar korucular tarafından kesilirken, maden alanları da devlet tarafından acilen kamulaştırılıyor, şirketlere sunuluyor.

MA‘nın aktardığına göre; Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Şırnak Milletvekili Mehmet Zeki İrmez, valiliğin yasaklarının keyfi ve hukuksuz olduğunu belirtti.

‘Amaç bölgeyi insansızlaştırmak’

Halka kapatılan alanların maden ve petrol araması için kullanıldığını dile getiren İrmez, asıl amacın bölgeyi insansızlaştırmak olduğunu söyledi. İrmez, Şırnak özelinde bugün uygulanan politikaların 90’lı yılları aşan uygulamalar olduğunu ifade etti.

İrmez, “Yüzyıldır, süre gelen, inkar, imha ve asimilasyon politikalarıyla Kürt siyasetini tasfiye etme, dilini, kültürünü ve doğasını yok etme arayışı sürüyor. Bu süreçte iktidarlar ve kişiler değişse de Türk ulus devlet mantığında değişen bir şey olmadı. 40 yıldır ağır bir savaş ve yasak var. Özelikle 1980’de çıkartılan Olağanüstü Hal (OHAL) yasalarıyla devlet yönetiliyor” dedi.

Şırnak Valisi’nin keyfi bir şekilde her 15 günde bir bölgeyi “güvenlik bölgesi” ilan ettiğini kaydeden İrmez, “Bu durum Kürt sorununa bakış açısıyla alakalıdır” şeklinde konuştu.

Halka kapalı, madene açık

Halka yasaklanan bölgelerde iktidara yakın şirketler ve şahısların ağaç kıyımı, kömür madeni ve petrol araması yaptığına dikkat çeken İrmez, “Yasaklar bunlar için işletilmiyor. Halk topraklarında hayvancılık veya çiftçilik yapmak istediğinde yasak gerekçesi öne sürülüyor. Eğer bir yerde yasak varsa herkes için olmalıdır. Ancak kömür madenleri, petrol kuyuları açmak ve ağaç kıyımı yapanlar için her yer açıktır. Bu bölgelerde büyük bir rant söz konusudur” diye belirtti.

İrmez, söz konusu Kürdistan doğası olunca doğaseverler ve ekolojistlerin üç maymunu oynadıklarını ve sessiz kaldıklarını kaydederek, “Doğaseverler, bu bölgeler için ‘Güvenlik bölgesidir, ses çıkartmayız’ diyor, Bu ikiyüzlülüktür. İzmir, Aydın, Muğla gibi bir yerde yangın çıktığında ses çıkartıyorlar. Ancak Kürdistan gibi bir yerde her gün ağaçlar kesiliyor. Buna karşı sessiz kalıyorlar” ifadelerini kulandı.

‘Bölgede altı yıl önce planlı bir soykırım devreye konuldu’

İrmez, doğa talanına karşı tüm toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğine dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bölgede altı yıl önce planlı bir soykırım devreye konuldu. Bu plan hala devam ediyor. Temel amaç toplumu, dili, sanatı, kültürü ortadan kaldırmaktı. Ancak bizler bu toplumun siyasetçileri olarak, sonuna kadar bu politikalara karşı sesimizi çıkartacağız.”

Şırnak’ta koruculuğu kabul etmeyen on binlerce yurttaş 1990’lı yıllarda köylerinden göç ettirilmişti. Göç edenlerin bir kısmı Şırnak ve ilçelerine yerleşirken, bir kısmı da metropollere gitmek zorunda bırakıldı. 2000’li yılların başında ise köylerine dönmek isteyenler yine devlet engeliyle karşılaştı. Koruculuğu kabul edenlerin köyüne girişlerine izin verilirken, bu dayatmayı kabul etmeyenler ise valilik ve kaymakamlıklardan alınan “özel izin belgesi” ile belirli gün ve saatlerde köylerine gidebiliyor. Bazı yurttaşlar ise defalarca valilik ve kaymakamlıklara başvurmalarına rağmen kendi topraklarına giremiyor.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.