Hafta Sonu

Şehir trafiğinde motosiklet kullanımı (3)

Yazı dizisinin birinci bölümü için TIKLAYIN

Yazı dizisinin ikinci bölümü için TIKLAYIN

MEVSİMLER

Yazın trafikteki diğer sürücülerin yaklaşımı kış şartlarından farklı olabilir.

Normalde soğuk havalarda camları kapalı olarak seyreden taksiciler, yazın kendi taraflarındaki camdan ellerini çıkartabilir, sigaralarını atabilir ya da dışarı tükürebilirler.

Kışın ise genelde bu işleri kendi kapılarını açarak yaparlar. Seyir anında olması ve hatta müşterisi olması taksicinin kapısını açıp, kül tablasını yere boşaltmasına engel olacak bir durum değildir.

Şiddetli yağmurlarda çok kısa süreliğine kullanılıyor olsa bile, motor üzerinde “sucuk gibi” olmak kaçınılmazdır. Daha çok mevsim geçişlerinde-bahar aylarında-görülen bu tip yağışlar kısa sürdüklerinden dolayı, gerekirse bir saçak altına çekip, kısa bir mola vermek uygun olur.

Yaz döneminde genellikle yağmur daha azdır, ancak yollar tam olarak kuru olmayabilir. Özellikle çevre yollarında yapılan yanlış sulama sebebiyle, yol kenarında oluşan su birikintileri veya ıslak zemin büyük tehlike yaratabilir.

TRAFİĞİN RİTMİ

Trafiğin ritmini yakalayın. Herhangi bir yerde, trafik ritminin altında veya üstünde kullanmak, belli tehlikeleri beraberinde getirir. Ya ritminizi değiştirin ya da yolunuzu!

Eğer yolda alışılagelmiş normal ritimden farklı bir durum söz konusuysa, örneğin kaza, tamirat veya devlet erkanının geçmesi gibi bir sebeple tıkanmış bir yoldaysanız etraf sürücülerde çok ciddi bir stres biriktiğini gözlemleyebilirsiniz. Bu tip ortamlar kaza için en uygun şartları oluşturur.

Seyir halindeyseniz çok dikkatli ve yavaş seyretmeniz, eğer durup bekliyorsanız uygun bir arabanın ve şoförünün yanında beklemeniz en uygunudur.

Trafiğin veya etraf araçların ritminden yavaş hareket ediyorsanız, kendiniz çok güvenle seyretseniz dahi tehlikeden tam olarak uzak olmayabilirsiniz. Arkadan hızla gelip çarpan bir aracın yaratacağı sorunlar, sizin arkadan çarpacağınız bir kazaya kıyasla çok daha fazla olabilir.

Tecrübeli motorcular bu sebeple, inisiyatifi kendi ellerinde tutmak amacıyla, motorlarını trafik ritminin bir “çimdik” üstünde kullanırlar.

ALGI

Motor sürerken algının maksimum açık olmasının sağlanması gerekir. Herhangi bir başka konuyu derinlemesine düşünürken veya uyuklarken araba kullanmak belki mümkün olabilir. Ancak motor sürerken böyle bir süreç, anında kaza ile sonuçlanır.

Etraftaki her şeyi gözlemlemek, seslere kulak vermek (korna, siren veya diğer arabaların motor gürültüleri) hatta koklamak (yola dökülmüş mazot, vb) potansiyel tehlikeleri erken fark etmek için yararlıdır ancak tek başına yeterli olmayabilir.

Tecrübeli motor sürücülerine sorulursa, birçoğu bilimsel olarak açıklayamasa bile, bir tehlikenin varlığı veya kazanın olacağını hemen öncesinde “hissettiklerini” söyleyecektir. Genelden farklı bir durum, ritim veya çok ufak bir işareti fark etmeden önce “hissetmek” kazanın oluşumuna engel olacak o en değerli ilk saniyeleri kazandırır!

SOĞUKKANLILIK ve UMURSAMAZLIK

Motosiklet sürücüsü haklı değil mutlu olmak peşindedir.

Başınıza gelecek nahoş olaylarda her zaman haksız olduğunuzu düşünün!

Bu gibi durumlarda diğer sürücülerle hak-hukuk tartışması yapmak yerine, önceden o durumu öngörüp, uzak durmanın yolunu aramak daha doğrudur.

Trafikte araç kullanan sürücülerin, hangi derece eğitim almış olmaları veya toplumda ne kadar saygın bir statüde yer almış olmalarına bakılmaksızın, rahatlıkla birer canavara dönüşmelerinin sebebi aslında çok basittir. Biz bu durumu teritoryal bir mesele olarak değerlendiriyoruz. Alan daralması yaşayan herkes sıkışık trafikte etrafındaki araçları ve sürücülerini, bilinç altında kendi alanını tehdit eden unsurlar olarak görür.

Hâlbuki motosiklet sürücüsünün böyle bir alan daralması yoktur. Günümüzde İstanbul trafiği için, hala en özgür transport modeli kesinlikle motosiklettir.

Motosiklet sürücüsünün, etrafındaki trafikteki bireyler ile kişisel bir çekişme içerisinde olması kadar gereksiz, yersiz ve bazen tehlikeli bir durum yoktur.

İnsanoğlunun elindeki en ölümcül silah, araba direksiyonudur!

GÜZERGAH SEÇİMİ VE ZAMANLAMA

Yeni başlayanlara en basit olarak her gün aynı yoldan ve aynı saatte seyretmelerini önermek ile o yolun kendine has trafik ışıkları, çukurları, yaya geçitlerini ve o güzergahta araç kullananların genel portföyünü ezberlemeleri amaçlanmaktadır. Bilinmeyen bir yerde yol aramak sadece coğrafi olarak zor değil ama aynı zamanda etraf sürücülerin tamamen farklı bir ritimde araç kullanmaları sebebiyle potansiyel olarak da tehlikelidir.

Bazı dönemlerde trafik dayanılmayacak boyutlara varır. Bunların çoğunu önceden tespit etmek kolaydır. Büyük gökdelen ve iş yerlerinin çıkış saati, iftar vaktinin hemen öncesi, maç dağılması, Cuma akşamları iş çıkış saati, uzun bayram tatillerinin hemen öncesindeki periyotlarda trafik sadece miktar olarak artmaz, aynı zamanda araç sürücülerinin çok sabırsız, stresli hatta kavgacı olabilecekleri bir dönemdir. Bu tür trafiklerden mümkün mertebe kaçınmak, eğer içine düşüldüyse maksimum dikkatli ve sabırlı olmak hayatidir.

Aynı şekilde, bir yerden bir yere gitmek için, bu sıkışık zamanların hemen öncesi veya sonrasını seçmek-örn. İftardan sonra veya derbi maç  sırasında- trafiğe takılmamanın en bariz şartıdır.

Hangi yoldan gidileceğinin seçiminde bir diğer önemli husus, özellikle meyhane ve bar gibi alkollü mekanların bol olduğu yerleşimlerden uzak durulmasıdır. Bazı gecelerde daha fazla olmak kaydıyla Ortaköy, Taksim, Kadıköy veya Boğaz gibi bu tür mekanlardan çıkan sürücülerin kullandığı araçlar büyük tehlike arz ederler.

Güzergah seçiminde en pratik uyguladığımız yaklaşımı, iki nokta arasındaki en kısa yolu seçmek olarak özetleyebiliriz. Birçok motorcu için esas amaç sadece varmak değil, yolun kendisi olduğu için ve trafik sıkışıklıkları motor sürücüsü için bir tehdit olmadığı için, herhangi bir motorcunun normal şartlarda daha “hızlı” gitmek için TEM’e çıkması kadar lüzumsuz ve tehlikeli sonuçları olan bir başka yaklaşım düşünülemez!

KIYAFET

Eski motorcular arasında ilk başlayanlar için kullanılan bir söz vardır, “önce kıyafetlerini alacaksın, sonra kalan paranla uygun bir motor alırsın” diye…

Beylik olacak ama mutlaka KASK!

Şapkalar ister siperlikli, ister geniş kenarlı, isterse bere olsun mutlaka uçar…

Açık kasklarda mutlaka gözlük veya siperlik. Kapalı kasklarda da siperlik açık gidiliyorsa, 50km üstü süratlerde göze kaçan çöp, sinek veya arı ciddi kornea hasarına yol açar!

Kaskın tipi ne olursa olsun mutlaka çene altından bağlanmalıdır.

Koyu renk kıyafetler yerine, açık renk ve yansıtıcıları olan mont ve kıyafetler kullanılmalı. Dirsek, sırt ve omuzluk korumaları kazalarda yaralanmalarının büyük oranda önüne geçer

Yazın bile kullanılıyorsa eldiven…

Uzun saçları düzgün toplamak lazım, ciddi kırık yapar.

Dört mevsim motora binenler için en pratik uygulamalardan birisi, hemen tüm motor kuryelerin kullandığı örtülerdir. Orijinal ve pahalı olanlar olduğu gibi, ucuz muadilleri de piyasada mevcuttur. Yağmurdan ve soğuktan koruma konusunda oldukça başarılıdırlar.

ARKAYA OTURANLAR

Arka tarafa oturanlara da motorda önemli görevler düşmektedir. Motor üzerinde ani hareketler yapmamak,  kollar ve bacakları yanlara açmamak, kafayı ani olarak sağa-sola döndürmemek, motor yattığında da motor üzerinde düz durmak, gerilmemek ve rahat olmak ve sürücüye güvenmek çok önemlidir.

Eğer sürücünüze güvenmiyorsanız, o motora binmeyiniz!

Arka tarafta veya ön aralıkta, motor genişliğinden büyük bir eşya taşınıyorsa, eski alışkanlıklardan kurtulup açıklıkları buna göre değerlendirmek, motorun dar yerlerden geçerken takılabileceğini unutmamak lazımdır.

DURUŞ

Kazadan korkmak, kazadan korumaz!

Motosiklet üzerinde gergin olmak, belki refleksleri güçlendirir ama hakimiyeti arttırmaz. Kaslarınızı gevşetin, rahatlayın ve duruşunuzu düzeltin. Motora çok daha fazla hakim olduğunuzu hissedeceksiniz.

Motorun üzerinde dengeli oturun. Ağırlık merkezinizi öne, arkaya veya yanlara kayıp kaymadığını anlamanın en iyi yolu omuzları kontrol etmekten geçer.

Motor, nereye bakarsanız oraya gider. Yolun ortasında duran bir kola şişesine çarpmamak için yapılacak en iyi şey “ona bakmamaktır”!

YEDEKLER

Eski model birkaç Vespa dışında motosikletlerin hemen hiçbirinde stepne bulunmaz. Arabalardan farklı olarak patlamış ön veya arka lastik üzerinde giderek en yakın bir yerde tamir ettirmek mümkün değildir. İnik tekerlek ciddi denge bozukluklarına sebep olur. Lastik şişirmek veya patlamış lastiği en yakın tamirciye kadar idare etmek için sibop üzerinden uygulanan bazı spreyler kullanılabilir, geçici çözümlerdir.

MOTOR SÜRÜCÜSÜNÜN EVRİMİ

Eskilerin deyişiyle iki tip motor sürücüsü vardır: Kaza yapmış olanlar veya yapacak olanlar!

Bizim tespitlerimize göre şehir içi ulaşımını motor ile yapan sürücü 3 aşamadan geçer.  Çıraklık tabir edilen ilk aşamada sürücü, dış faktörlerden tamamen bağımsız olarak motorunu kullanmaya, onun üstünde durmaya ve hakim olmaya odaklanmıştır. Bu dönem genellikle basit bir kaza ile sonuçlanır. Yokuşta yanlış şekilde parkeden motoru, ayaktan indirirken yatırmak buna en iyi örnektir.

İkinci dönem “kalfalık” tabir edilebilecek dönemdir. Bu süreçte sürücü artık motor kullanmanın zevkini almıştır ve kendine güven duymaya başlamıştır. İlk kazasını yaşadığı için o korku da kaybolmuş olduğu için potansiyel tehlike artmıştır. Bu dönem de genellikle yol ve/veya trafik şartlarından kaynaklanan bir kaza ile son bulur. Motoruna hakim olduğunu düşünen “az usta” sürücü kazaları bu gruba girer. Dikkat kısa bir süreliğine kaybolmuştur, dış faktörün etkisiyle sürücü kaza yapar. Zamanla motora ve dış ortama (diğer sürücüler, trafik, yol durumu ve hava şartlarına) hakim olmakla kolaylıkla bertaraf edilebilecek tipte kazalar bu gruptadır ve sağlık açısından da en tehlikeli grubu oluşturur. Ancak suç genellikle de karşı tarafa ait olduğu düşünüldüğü için kazadan yeteri kadar ders çıkartılmamış olabilir. Dolayısıyla bu dönemin sona erip “ustalık” aşamasına geçmek için bazen birden fazla kazanın gerçekleşmesi gerekebilir.

Bu tip bir kaza yaşadıktan sonra hala motor kullanmaya devam edilirse III. aşama olan, ustalık dönemine geçilir. Bu dönemde artık motor sürücüsü kendi motoruna tamamen hakim; değişen trafik, yol ve hava şartlarına kolaylıkla adapte olan; etraf sürücü ve araçlarla ilişki ve temasını tam olması gibi gerçekleştiren ve o seviyede kalmasını sağlayacak düzeyde tecrübeli, “tat alma” hariç diğer 4 duyusunu azami düzeyde kullanarak öngörüsünü arttırmış olan sürücü konumundadır. (Görme, işitme, koku alma, hissetme)

Ustayı pratik yaratır!

Bu aşamada riskler maksimum bertaraf edilir ancak hesaplanamayan, öngörülemeyen faktörlerin sürücünün dalgın bir anına tesadüf etmesiyle kazalar oluşabilir…

KAZALAR

Kazayı ve sonuçlarını HIZ belirler.

İleri düzeyde motor kullanan sürücüler, artık sadece kazadan nasıl uzak kalınacağını değil, ikincil veya üçüncül sebepleri de ortadan kaldırmak için neler yapılacağını hesaplayarak motor kullanırlar. Akan bir trafikte iki öndeki aracın lastiğinin patlaması, hemen yandaki kamyonun sizin tarafına devrilmesi veya yola çıkan bir kediden kaçarken karşı şeride geçen bir arabanın oluşturacağı kaza ortamından en kolay nasıl sıyrılacağını hesaplayarak motor kullanmak belki sağlıklı bir düşünce tarzı gibi durmayabilir ama çok hayat kurtarmıştır!

Şehir içi ulaşımda ve sıkışık trafikte, seyir sürati ortalaması 30-50km aralığında olması, scooter kazalarının en az hasarla atlatılmasını sağlayan başlıca unsurdur. Aynı şekilde etraf araçların da düşük hızlarla seyrediyor olması, scooter kazalarının genellikle ölümle sonuçlanmamasının esas sebebidir.

Bir kez kaza oluşmaya başladıysa ve artık kaçış yoksa en yapılmaması gereken şey motoru durdurmaya çalışmaktır.

Frene basar ve durmaya çalışırken, kazadan kurtulmak için çok değerli anlar kaybedilir, ön fren kilitlenmesi sebebiyle ön tekerlek kilitlenir, durumdan kurtulmak daha da zorlaşır.

Bunun yerine motora hakim olun ve kazayı oluşturan ortamdan en az hasarla nasıl uzaklaşacağınızı düşünün. Kazanın oluşmaya başladığını fark ettiğiniz anda korna ile karşı tarafı uyarmak frene basmaktan çok daha önemlidir!

DİĞER ARAÇ SÜRÜCÜLERİNE ÖĞÜTLER

Birçok araç sürücüsü, motor kullananların hiçbir trafik kuralına uymadığını, aracın sağından solundan vızır-vızır geçtiğini ve en son ana kadar onları fark etmediklerinden yakınırlar. Bu yakınmalarında çok haklı olduklarını teslim ettikten sonra diğer araç sürücülerine, motor sürücülerini kollamak adına tek bir tavsiye de bulunuyoruz: “LÜTFEN ANİ KARAR VERİP UYGULAMAYINIZ”

Eğer aynaları kullanarak etrafınızdaki motorlar ile göz teması sağlıyorsanız, çevreyolunda en sağ şeritteyken sağınızdan her an bir motor geçeceğinin farkındaysanız, motorları fark edince geçmeleri için gereken aralığı sağlıyorsanız, zamanında fark etmediğiniz motorcunun kornasıyla irkilip küfretmiyor, tersine selam veriyorsanız zaten siz motorcuların en takdir ettiği araç sürücüsü grubundasınız demektir!

Herkese kazasız ve salim seyirler…

Dr.Mehmet Erem

Not: Dr Savaş Çömlek, Dr Melih Ömür, Gürkan Bıyıklı, Abdullah Akış, Doğan Akçura, Erol Şar ve Ali Özer’in katkılarıyla

(Yeşil Gazete)

Kategori: Hafta Sonu