Dış Köşe

Savaşan ülkenin katil erkekleri – Mehveş Evin

0

Sadece son bir haftada basına yansıyan kadın cinayetlerine bakın… Yemek pişirmedi diye, ayrılmaya kalktı diye, boşanma davası açtı diye öldürülüyor kadınlar.
Pompalı silahlarla, onlarca bıçak darbesiyle, bazen baltayla, çekiçle…
Akıl almaz bir vahşet ve gözü dönmüşlükle. Bazen de planlanarak, serinkanlılıkla…
Kadınlar niye öldürülüyor?
Kimilerine göre neden, köyden kente göçle değişen, altüst olan hayatlar.
Kimilerine göre neden, toplumun hücrelerine işlemiş cinsiyet ayrımcılığı…
Kimilerine göreyse kadının bilinçlenmesi ve artık “yeter” demeye başlaması.
Bunların hepsi doğru, ancak vahşetin boyutunu tarif etmek için yetersiz kalıyor.
Göç ve toplumsal eşitsizlik, bu topraklar için yeni bir şey değil… Öyleyse neden şimdi patlama yaşanıyor? Bu sorunun cevabını bulmadan hiçbir önlemin anlamı yok.

Şiddet hücrelerimize işledi
Belki de artık “kadınlar niye öldürülüyor?” sorusunu farklı sormalıyız: TC vatandaşı erkekler, nasıl bir ülkede yaşıyor? Nasıl kendilerini şiddet sarmalına böylesine kaptırabiliyor? Nasıl bir psikolojiye sahip?
Sevdiği kadının canını alırken, sadece kendinin değil, ailesinin ve çocuklarının hayatını karartmayı nasıl göze alıyor? Nasıl bir tahakküm kurma çabasında ve neden?
Galiba bu ülkede 30 yıldır süren iç savaşın, sadece şehit ve PKK’lı ölümlerinden ibaret olmadığını konuşmanın zamanı geldi…
İster şehirde, ister köyde olsun… Sıradan vatandaşın, her daim savaşla yatıp kalktığı, kan kokusunu hücrelerine kadar teneffüs ettiği… Kardeşin kardeşi katlettiği, mayına karşı bomba, bombaya karşı hain pusu, hain pusuya karşı faili meçhullerin yaşandığı bir ülke burası.
Erkeklerimiz, vahşetle, ölümle, nefretle kavrularak büyüdü. Erkeklerimiz, başka erkeklerin kendi vatandaşını, arkadaşını, hatta kardeşini vurduğunu izleyerek büyüdü.
Bir kısmı askere, bir kısmı dağa gitti. İnsan yaşamına saygı duymamayı, ellerine silah almayı, nefreti öğrendiler.

Yer değişir travma geçmez
Kaçmaya çalışanlar, bambaşka hayallerin peşinden gitti. Yabancı şehirlerde, yabancı bir hayata tutunmaya çalıştılar. Ama yer değiştirmek, savaş ikliminde büyüyen erkeğin travmayı atlatmasına yetmedi.
İster Mersin’e kaçsın, ister Oxfordshire’a… En son tahammül edecekleri şey, bir kadının ses çıkarmasıydı. En dayanamadıkları şey, hâkim olduğunu sandığı tek alanın aslında varolmadığını anlamaktı.
Geriye hiçbir şeyleri kalmıyordu çünkü.
Beyinlerine işlemiş travmanın öcünü, zayıf ve masum olandan alıyor erkeklerimiz. Bazen dayakla, bazen küfürle, ne yazık ki bazen de cinayetle… Kendi çocuklarını bile öldürüyorlar, daha da çok çocuk katledecekler.
Bu savaş böyle sürdükçe, daha çoook katil yetiştirecek bu ülke. Hemcinsleri sessiz kaldıkça, TC vatandaşı olan her erkek, dünyada “katil” olarak nam salacak.
Daha ne kadar seyirci kalmaya devam edeceksiniz?

 

Mehveş Evin – Milliyet

Kategori: Dış Köşe

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.