Köşe YazılarıManşetYazarlar

Sağlıklı bir gelecek için kırmızı alarm

Lancet artık geleneksel hale gelen ve her yıl yayımladığı ‘Sağlık ve İklim Değişikliği Geri Sayım Raporu‘nun 2021 yılı güncellemelerini geçtiğimiz günlerde açıkladı. 44 sayfalık rapor küresel iklim değişikliği ve ona bağlı sağlık sorunları için giderek artan riskleri özetliyor. Gıda ve su sıkıntısının arttığının altını çizen Lancet’in 2021 raporu artan sıcak dalgaları ve bulaşıcı hastalıklar nedeniyle birçok bölgede karşılaşılan sağlık risklerinin önceki yıllara göre daha da arttığını vurguluyor.

Raporun yazarlarının 2021 yılı içinde belirlediği 40 ana başlık altındaki tespitlerden bazıları ise şunlar:

  • Mevcut Covid-19 pandemisi sonrası toparlanma planları Paris İklim Anlaşması ile uyumlu değil, sera gazı emisyonlarını artırıcı özellikler taşıyor. Bu nedenle de çevre ve insan sağlığı üzerinde uzun süreli olumsuz etkileri olacak.
  • Fosil yakıtların iklim üzerindeki yıkıcı etkilerinin çok iyi bilinmesine rağmen, devletler fosil yakıtları desteklemeye halen devam ediyor.
  • 2020’de, 65 yaşın üzerindeki yetişkinler 3,1 milyar gün sıcak dalgasına maruz kalırken, bu rakam önceki on yıllık dönemde yılda ortalama 2,9 milyar gündü. Sıcak dalgalarından en çok Çin, Hindistan, Amerika, Japonya ve Endonezya’daki yaşlı insanları etkiliyor.
  • İklim değişikliği ve arkasındaki etkenler, bulaşıcı hastalıklar için ideal koşullar yaratarak dang humması, Zika, sıtma ve kolera gibi hastalıkları kontrol etmek için onlarca yıldır gösterilen çabaları boşa çıkartma riski taşıyor. İnsani gelişme endeksi düşük olan ülkelerin yüksek yerlerde ve diğer alanlara kıyasla daha serin bölgelerinde sıtmaya elverişli ortamlar çoğalıyor.
  • Mevcut deniz seviyelerinden beş metre ve altındaki yüksekliklerde yaşayan 569,6 milyon insan var ve bu insanlar sel, şiddetli fırtına, toprak ve su tuzlanması riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Bu insanların çoğu bu bölgeleri kalıcı olarak terk etmek ve daha iç bölgelere göç etmek zorunda kalma olasılığı her geçen gün artıyor.
  • Ülkelerin büyük bölümünde, sağlık sistemleri, mevcut ve gelecekte ortaya çıkabilecek iklim kaynaklı sağlık krizlerine karşı yeterince hazır değil. 2021 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı bir ankette 91 ülkenin sadece 45’i (%49) iklim değişikliği ve sağlık alanında uyum değerlendirmesi yaptığını örgüte bildirmiş.
  • 2020’de, dünya genelindeki karaların yüzde 19’u, yıl boyunca aşırı kuraklıklardan etkilenmiş; bu oran 1950 ve 1999 yılları arasında yüzde 13’ü aşmamıştı.
  • İklim değişikliği, kuraklık olaylarının sıklığında, yoğunluğunda ve süresinde bir artışa yol açıyor, su güvenliğini, sanitasyon hizmetlerini ve gıda verimliliğini tehdit ediyor ve orman yangınları ve kirleticilere maruz kalma riskini artırıyor.
  • İklim değişikliği, 2019’da 2 milyar insanı etkileyen gıda güvencesizliğini (açlık) daha da arttırma riski taşıyor. Artan sıcaklıklar bitkilerin olgunlaşma süresini kısaltıyor, azalan verim nedeniyle gıda sistemlerimiz üzerindeki yük de artıyor. Lancet’in raporuna göre 1981 – 2010 seviyelerine kıyasla, mısır bitkisinde mahsul verim potansiyeli yüzde 6, buğdayda yüzde 3 ve pirinçte yüzde 1,8 düşüş yaşanmış.
  • İncelenen kıyı ülkelerinin yüzde 70’inin (136 ülkeden 95’i) karasularında ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı 2003-2005 dönemine kıyasla yükseldi. Bu, söz konusu ülkelerin deniz kaynaklı gıda güvenliğine yönelik tehdidin giderek arttığını gösteriyor. Dünya çapında 3,3 milyar insan gıdasını denizlerden elde etmekte…

Raporun sorumlu yazarı Romenello gelecek için fazla ümitli değil. Raporu açıklarken ‘‘Sağlık ve iklim değişikliği konusundaki ilerlemeyi beş yıldır takip ediyoruz ve ihtiyacımız olan hızlandırılmış değişimi ne yazık ki hâlâ göremedik. Emisyonlar, yenilenebilir enerji ve kirlilikle mücadele alanlarındaki eğilimler olumlu yönde çok az ilerleme gösterdi. Bu yıl yoğun sıcak hava dalgaları, ölümcül seller ve orman yangınları birçok insanı mağdur etti. Bütün bunlar, iklim değişikliğine karşı mücadele etmediğimiz her gün, durumun daha da kritik hale geldiğini gösteren dehşet verici uyarılardır.’ diyor.

COP26’ya katılacak liderlere çağrı

Raporun ilerideki sayfalarında raporu hazırlayan çalışma grubu gelinen son noktada bir kez daha önerilerini belirtiyor. Covid-19 salgınının küresel krizler karşısında uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha hatırlattığı belirtilen raporun yazarları, 31 Ekim 2021 Pazar günü İskoçya’nın Glasgow kentinde başlayacak olan BM İklim Değişikliği Konferansı’na (COP26) katılacak ülke liderlerine, hızla karbon emisyonlarını azaltma ve özellikle Covid-19 pandemisi sonrası ekonomileri yeniden canlandırmak için yapılacak kamu harcamalarının eşitsizlikleri azaltma için kullanılması çağrılarını yapıyor. Raporun bu bölümünde ‘ekonomileri yeniden canlandırmak için kullanılacak fonların yeni ve yeşil iş olanaklarının yaratılması için kullanılmasının ve yeşil toparlanma sürecinin yaşanmasının gelecekte daha sağlıklı toplumların oluşturulmasını sağlayacaktır’ deniliyor.

Lancet raporu petrol, doğal gaz ve kömür için büyük sübvansiyonların ve temiz enerji için sınırlı finansal destek içeren fosil yakıt odaklı bir toparlanmanın, kısa vadeli ve dar perspektifli ekonomik hedefleri karşılama potansiyeline sahip olsa da dünyayı uzun vadede geri dönülmez bir şekilde yıkıma taşıyacağı ve Paris Anlaşması’nda belirtilen en fazla 1,5 derecelik sıcaklık artışı hedefini tutturmayı imkânsız hale getireceği uyarısında bulunuyor. Bunun bedelini toplumların ödeyeceği belirtilen raporda ‘İklim değişikliğine katkısı nispeten en az olan düşük gelirli ülkelerin toplumları da en sert darbeyi alacaktır. Hükümetler acil harcamalardan salgın sonrası uzun vadeli toparlanmaya geçerken, bu fonların daha fazlasının, yatırımların ortalama yüzey sıcaklığı artışını 1,5 dereceyle sınırlamak için yapılması gereken yatırım seviyesinin gerisinde kaldığı sıfır karbonlu enerji sektöründe istihdamı teşvik etmek gibi iklim değişikliğini azaltacak şekilde harcanması hayati önem taşıyor’ deniliyor.

Sonuç olarak Lancet Geri Sayım raporu, 2021 yılı itibarıyla birçok ülkenin Paris İklim Antlaşması ile yüklendiği sera gazı emisyonları sınırlama sorumluluğunu yerine getirmediğini ve iklim değişikliğinin çevre ve sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine hazırlıklı olmadığını gösteriyor. Raporu hazırlayan bilim insanları grubu çözüm için BM İklim Değişikliği Konferansı’nda; ülke liderlerinin fosil yakıtların kullanımının bırakılması için cesur adımlar atılmasını, pandemi sonrası ekonomiyi canlandırmak için kullanılacak fonların toplumsal eşitsizlikleri azaltmak ve yeşil bir ekonomi yaratmak için kullanılmasını öneriyor.

Öneriler tanıdık… Fosil yakıtların terk edilmesi, eşitsizliklerin giderilmesi ve tüketim toplumu alışkanlıklarının terk edilmesi… Lancet’in geri sayım raporları 2016’dan bu yana her yıl yayımladı, her yıl artan küresel iklim değişikliği gerçeğini gözler önüne serdi ve benzer öneriler yaptı. Fakat bu yıl yayınlanan 2021 raporu da dahil olmak üzere bütün raporlar önerilerin yerine getirilmediğini ve tablonun giderek daha da ağırlaştığını gösteriyor.

O zaman şunun görülmesi gerekmiyor mu; çözüm için yapılması gerekenlerin kapitalist sistem içinde mümkün olmadığı gerçeğinin…