Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Plastikten yakıt türetmek: Kaybedeni belli kumar oyunu

Geçen günlerde mail kutuma bir haber düştü. Haberin konusu Karabük’te plastik atıkların piroliz yöntemiyle bertaraf edilmesi ve geri kazanımı konusunda çalışmaların başladığını ve şehrin ileri gelenlerinin bu yöntemle nasıl da yeryüzünün en büyük probleminin çözüleceğini anlatıyorlardı. Önce deneme sürecinin başladığını sonra da bu yöntemle çöpleri %100 geri kazandıklarını belirtiyordu haberin detayları.

Benzer içerik ve açıklamaya sahip bir sürü başka haberin de olduğunu görünce anladım ki şehir erkanı bir şeyler yapmaya girişmiş ve bunu da basına daha ortada hiçbir şey yokken servis etmişlerdi. Aslında bu durum birçok farklı il için görmek mümkün. 100 yıldır bilinen ve anlamsız olduğuna kanaat getirilmiş bir yöntemi taşra illerinde çeşitli gözü açıklar bu şekilde pazarlayıp proje bütçeleri vs. ile görüntü veriyorlar. Ancak işin aslı nedir ne değildir diye de kimse sormuyor.

Gelin bugün gazlaştırma, piroliz vs. gibi alengirli isimlerle pazarlanan ve genel olarak plastik atıktan yakıt türetme olarak tanımlayabileceğimiz ilkel ve çevre dostu olmayan bu kimya “mucizesini” konuşalım. Bu tür haberlerde uyanık girişimciler tıpkı Feyyaz Yiğit’in o meşhur parodisinde söylediği “Kimsenin hiçbir şey bilmediği bir yerde herkes her şeyi bilebilir” repliğine uygun olarak biraz ortamın tozunu alalım.

Ne nedir?

Plastik atıktan yakıt elde etmek amacıyla ortaya konulan iddialarda bazı terimler birbirinin yerine kullanıldığından ve potansiyel olarak da halkı yanılttığından, aşağıdaki tanımları vermenin faydalı olacağını düşünüyorum:

  • Kimyasal geri dönüşüm: Çeşitli plastikten-yakıta ve plastikten-plastiğe teknolojilerine atıfta bulunmak için kullanılan bir endüstri yeşil yıkama terimidir. Bu işlemler plastiği yeni plastik yapmak için kullanılabilecek sıvılara veya gazlara dönüştürmeyi amaçlasa da, nihai ürünler genellikle yakılma amaçlı kullanılır. Bu işlemin teknolojik çeşitleri arasında piroliz, solvoliz ve depolimerizasyon bulunur. Aslında, etiketi yani isimlendirmesi ne olursa olsun eğer ki bir işin sonunda oluşan ürün yakılıyorsa, “plastikten-yakıta teknolojisi”nin ismi “plastik yakma teknolojisi”dir.
  • Piroliz: Sıvı veya gaz yakıt üretmek için oksijensiz ortamda atıkların ısıtılması işlemine verilen addır.
  • Gazlaştırma: Pirolize benzer olan bu yöntemle de düşük oksijenli bir ortamda atıklar ısıtılarak gaz haline getirilirler.

Bu üç terim bilinçli olarak birbiriyle karıştırılan ya da birlikte kullanılan terimlerdir. Peki bu yöntemlerle yakıt üretmek gerçekten de ekonomik ya da ekolojik mi? Yani o taşra illerinin yerel basınında ve zaman zaman da ulusal basında ballandıra ballandıra reklamı yapılan, büyükşehir belediyelerinin kesin çözüm diye reklamını yaptığı, devletin teşvikler verdiği bu yöntemler gerçekten de bahsedildiği gibi çöp sorununu çözüyor mu yoksa sıradan bir kimyasal işlemin abartılı ve tehlikeli bir tanıtımı mı? Bana sorarsanız ikincisi!

Neden mi?

1- Plastikten yakıta teknolojileri kullanılarak üretilen yakıtlar kalitesizdir

Gazlaştırma ve piroliz yöntemleriyle üretilen yakıtın kalitesi çoğunlukla kullanılan çöpün kalitesine bağlıdır. Yani bir yerde “geri dönüşmeyen çöplerden yakıt üreteceğiz” lafı söyleniyorsa orada kalitesiz ve kirli yakıt üretileceği anlamını çıkartabilirsiniz. Ancak bu yakıtlar da üretim sonrası kullanım için sağlaması gereken standartları sağlamadığı için de muhtemelen o “geri dönüşmeyen çöplerden yakıt üreteceğiz” diye pazarlanan tesisler sadece kaliteli plastiklerden yakıt üretmeye yöneleceklerdir ki o da benzer bir probleme neden olacaktır. Yani siz oh ne güzel çöp sorunumuz ortadan kalkacak diye düşünüp bu milyon dolarlık tesislere tüm yatırımlarınızı yapıp diğer atık yönetim alternatiflerinden uzaklaştığınız için elinizde koca bir çöp sorunuyla kala kalacaksınız.

ABD‘nin önemli büyük bir kimya endüstrisi lobi grubu olan Amerikan Kimya Konseyi tarafından hazırlanan bir rapora göre plastik yakıt türetiminde yakıt kalitesi, plastik türevli yakıt üretimi ve pazarlamasında en büyük zorluklardan biri olarak nitelendirilmektedir. Çünkü plastikteki yüksek nitrojen, kükürt, klor ve halojen seviyeleri, üretilen yakıtın daha düşük verimli ve daha düşük kaliteli olmasına neden olmaktadır. İşte bu yakıt ürünlerin içten yanmalı motorlarda kullanılabilmesi için yüksek kalite standartlarını sağlaması gerekmektedir. Bakın daha jet yakıtlarından filan bahsetmedik bile. Çünkü bu tarz projelerin bazıları pazarlanırken jet yakıtı olarak kullanımı bile reklam amaçlı söylenebiliyor.

Üstelik tüm dünya fosil yakıtlardan kurtulmaya doğru ilerlerken bu salt kimyevi yakıt üretme sevdasını da anlamak mümkün değildir. Hadi diyelim ki bu yakıtları araçlarda kullanma vaadi verilecek o zaman şunu da akılda tutmakta fayda var. Plastik atıklardan elde edilen yakıtlar, uzun tutuşma süreleri nedeniyle dizel motorların uzun süreli çalışmasına hiç ama hiç uygun değildir. Türkiye’deki, dizel araç fazlalığını göz önünde bulundurursak kaç yapayım derken göz de çıkartabilirsiniz. Bunun yanında plastikten türetilen yakıt, dizele göre daha yüksek egzoz emisyonu üretir. Emisyon azaltımı bir hedefken çöpten yakıt üretip bu emisyonları artırmak akla uygun değildir.

Piroliz sonucu üretilen yakıt, normal dizele göre çok daha fazla katı kalıntı, dioksin, polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH’ler), sülfürik içerik, yanmamış hidrokarbonlar (UHC), nitrojen oksitleri (NOX), kurum, daha fazla CO ve CO2 emisyonları üretir. Ayrıca bu yakıttaki yüksek alkan konsantrasyonları da, oksijen ve yanıcı maddelerle temas halinde ölümcül patlamalara ve kazalara neden olabilir. Yani çöpten kirli bir bomba üretilmiş oluruz.

2- Plastikten yakıt üretmek iklim değişikliğini şiddetlendirir

Plastiğin yakıta dönüştürülmesi ve ardından yakılması, plastiğin içindeki karbonun CO2 şeklinde serbest kalmasına neden olur. Burada hatırlatmakta fayda var. Plastiği iklim dostu ilan eden bazı eksik bilgililerin ana argümanı karbonun plastiğe gömüldüğüdür. Oysa bu yaklaşım ile birlikte reklamı yapıldığı için üretim ve tüketimi artan plastik, çöp haline geldiğinde plastikten yakıt üretilmesi gibi öneriler söz konusu olacak ve bilin bakalım sonuçta ne olacak? İşte o plastiğe gömülen karbon yakılarak tekrar atmosfere karışacak. Yani plastiğin üretiminden son aşamaya gelene kadar ki tüm yaşam döngüsüne bakıldığında, üretilirken harcanan enerji, taşınması, tüketimi ve bertarafı neticesinde ortaya çıkan sera gazlarını birlikte değerlendirirsek ortaya iklim düşmanı bir malzeme çıkacağı görülecektir. Dolayısıyla bu iklim düşmanı malzemenin bir de yakıta dönüştürülmesi iklim krizini derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Ayrıca gazlaştırma ve piroliz yöntemleri, ön arıtma, işleme ve son işleme sırasında ağır enerji ihtiyacı duyan yüksek sıcaklıkta gerçekleşen termal işlemlerdir. Örneğin piroliz için kullanılacak hammaddeler genellikle önemli miktarlarda enerji tüketebilen ön arıtma işlemlerinden geçirilirler. Ayrıca pirolizin endotermik, yani ısı gerektiren doğası, kaçınılmaz olarak onu enerji yoğun bir süreç haline getirir. Üstelik bununla da bitmiyor, üretilen yakıtı kullanmadan önce dekontaminasyon ve zenginleştirme yapılması gerekmektedir ki bu da aşırı enerji tüketimine neden olur. Dolayısıyla hiçbir kimyasal geri dönüşüm teknolojisi için net pozitif bir enerji dengesi mevcut değildir ve yakın gelecekte de olması mümkün görünmemektedir.

3- Plastikten yakıt üretmek zehirli hava emisyonları ve yan ürünlerini üretir

Plastik atıkların pirolizi ve gazlaştırılması esnasında ve üretilen yakıtın da kullanımı esnasında bazı toksik maddeler serbest kalır. Bu kimyasallardan en çok bilinenleri Bisfenol-A (BPA), kadmiyum, benzen, bromlu bileşikler, ftalatlar, kurşun, kalay, antimon ve uçucu organik bileşikler (VOC’ler) gibi plastikte yer alan toksik katkı maddeleri ve kirleticilerdir. Bunlara ek olarak, yüksek ısılı işlemler sırasında dioksinler ve furanlar, benzen, toluen, formaldehit, vinil klorür, hidrojen siyanür, PBDE’ler, PAH’lar ve yüksek sıcaklık katranları dâhil bir sürü zehirli kimyasallar da açığa çıkmaktadır. Bu tür işlemlerden kaynaklanan kontrolsüz kirlilik, yerel nüfus ve ekosistem için önemli sağlık ve güvenlik riskleri oluşturabilir. Özellikle Türkiye gibi kirlilikle ilgili emisyon standartları sorunlu olan ülkelerde daha da ciddi problemler yaratabilmektedir. Bu bahsi geçen kimyasalların hem gaz hem de kül formunda olduğunu unutmamak lazım. Gazı filtreler, külü de çimento fabrikasında yakarız diyenleri duyar gibiyim. Ancak ne yazık ki bu kirleticiler, yakıt ürününün kendisinde veya uçucu kül, kömür, cüruf ve atık su gibi yan ürünlerde hapsoldukları için asla yok olmazlar. Örneğin, yılda 100.000 tonluk plastiği yakıta dönüştüren bir tesis, nörotoksisite ve solunum hastalıklarına neden olduğu bilinen bir madde olan n-heksan’dan yaklaşık 2,5 milyon metreküp üretecektir. Bu miktar ile bu tesisin kurulu bulunduğu alanda yaşayan herkesi zehirlemek mümkündür.

Sonuç olarak plastik üretip tükettikten sonra ortaya çıkan etkileri plastikten yakıt üretme gibi illüzyonlarla ortadan kaldıramaz, aksine daha da derinleştiririz. Bu konu, hakkında daha çok yazılmayı hak ettiği için bu hafta daha fazla uzatmadan burada bırakayım.

 

 

 

Kategori: Hafta Sonu