Kültür-Sanat

Pink Floyd’un Akisler’i 40 yaşında

0

Pink Floyd’un altıncı stüdyo albümü Meddle 40 yaşında.

Albüm, 30 Ekim 1971‘de ABD’de (İngiltere’den bir hafta önce) piyasaya çıkmıştı.

Grubun David Gilmour’lu klasik kadrosuyla yaptığı beşinci stüdyo kaydı olan Meddle, özellikle albümün ikinci yüzünü kaplayan ve kesintisiz olarak 23 dakika 31 saniye süren “Echoes (Akisler)” parçasıyla biliniyor.

Albümde yer alan diğer parçalar One of These Days, A Pillow of Winds, Fearless, San Tropez ve Seamus. Meddle, 1971 yılının Ocak-Ağustos ayları arasında, Londra’da EMI’nin Abbey Road stüdyolarında kaydedilmişti.

Pink Floyd’un başyapıtlarından biri olan Echoes, Shine on you Crazy Diamond ve Atom Heart Mother’dan  sonra grubun en uzun üçüncü parçası.

Psikodelik bir sedayı lirik melodi ve sözlerle birleştiren Echoes, kusursuz bir senfonik yapıyla uzun ve başdöndürücü doğaçlamaları bir araya getirir. Gizemli bir sualtı dünyasının sesini duyuran eser, tiz piyano tuşlarıyla verilen bir sonar sesiyle açılır ve sözler unutulmaz bir fotoğraf karesiyle başlar: “Başımın üstünde bir albatros, havada hareketsiz, asılı duruyor.”

Su altında, dalgaların derinliklerinde ve mercan mağaralarındaki labirentlerde geçmiş zamanın akislerin yankılandığını, her şeyin yeşil bir sualtı dünyasına ait olduğunu anlatan Echoes, progressive rock geleneğinin giz, geçmiş zaman ve öte dünyalar temalarına deniz altı görüntülerini eklemiştir.

Pink Floyd tarafından yine Ekim 1971’de  çekilen meşhur Pompeii canlı kaydında da seslendirilen Echoes, piyano ve gitar pedallarıyla üretilen unutulmaz ses efektleriyle de ünlüdür. Senfonik rock türünün kurucu eserlerinden biri olan Echoes’un Rick Wright’ın orgla, David Gilmour‘un elektrik gitarla zenginleştirdiği, doğaçlamalara uygun yapısı, parçanın grubun konserlerde en çok seslendirdiği eserlerden biri olmasına neden olmuştur.

Parçayı dinlemek için:

 

Echoes, Meddle albümünün varlık nedeni sayılabilir. Oysa albümün A yüzü (ilk sıradaki senfonik One of These Days’i saymazsak) psikodelik, ama daha kolay dinlenir ve kısa şarkılardan oluşur.  Nick Mason Pink Floyd’un “kişisel tarihini” anlattığı Inside Out başlıklı kitabında Echoes’un Meddle’ın B yüzü olarak kaydedilmesiyle ilgili şunları yazıyor.

“Echoes’un final versiyonu 22 dakika sürüyordu. CD teknolojisinin aksine vinil, önünüze sert kısıtlamalar koyuyor, gürültülü pasajlar bir yüzde daha fazla yer kaplıyor, pianissimo çaldığınızda bile yarım saatten daha uzun bir parça kaydetmeniz mümkün olmuyordu. Şimdi plağın geri kalanını bulmalıydık. Bugün Echoes’u plağın B yüzüne koymamız bana garip görünüyor. Belki de hala plak şirketinin etkisi altındaydık ve albümün açılışına radyoda çalınabilecek bir şeyler koymamız gerektiğini düşünmüştük.”

Echoes’la ilgili ilginç başka ayrıntılar da var. Örneğin parçanın ikinci bölümündeki org-gitar atışması Beach Boys‘un “Good Vibrations“ından esinler taşır. Ayrıca Echoes’un Stanley Kubrick‘in 1968 tarihli 2001: Space Odyssey filminin “Jupiter and Beyond the Infinite” başlıklı son bölümüyle senkronize olduğu iddia edilmiştir. (Bu iddiayı kanıtlamaya çalışan miksleri youtube’da bulabilirsiniz).

Roger Waters, 1992’de Q dergisine verdiği bir mülakatta, Andrew Lloyd Weber‘in hit müzikali “Phantom of the Opera”nın hit şarkısının girişinin Echoes’dan çalıntı olduğunu iddia eder: “DAAAA-da-da-da-da-da… Şarkıyı ilk duyduğumda inanamadım. Aynı 12/8 zaman ölçüsü, aynı yapı, aynı notalar, her şeyiyle aynı. Muhtemelen dava açılabilirdi. Ama hayatın Andrew fucking Lloyd Weber’e dava açmakla uğraşılmayacak kadar uzun olduğunu düşünüyorum.”

Yazıyı 40. yaşını kutladığımız Echoes’un sözlerini vererek bitirelim. Nice yıllara:

Overhead the albatross
Hangs motionless upon the air
And deep beneath the rolling waves
In labyrinths of coral caves
An echo of a distant time
Comes willowing across the sand
And everything is green and submarine.

And no one called us to the land
And no one knows the where’s or why’s.
Something stirs and something tries
Starts to climb toward the light.

Strangers passing in the street
By chance two separate glances meet
And I am you and what I see is me.
And do I take you by the hand
And lead you through the land
And help me understand
The best I can.

And no one called us to the land
And no one crosses there alive.
No one speaks and no one tries
No one flies around the sun….

Almost everyday you fall
Upon my waking eyes,
Inviting and inciting me
To rise.
And through the window in the wall
Come streaming in on sunlight wings
A million bright ambassadors of morning.

And no one sings me lullabyes
And no one makes me close my eyes
So I throw the windows wide
And call to you across the sky….

(Yeşil Gazete)

Kategori: Kültür-Sanat

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.