Editörün SeçtikleriEnerjiManşetTürkiye

Pınar Demircan: Büyükeceli’deki Akkuyu NGS bizim büyük ecelimiz mi?

Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) inşaat sahasında trafoda yaşanan patlama nedeniyle yangın çıktı.

31 Ekim Pazar günü sabah saatlerinde çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu kısa sürede söndürüldü.

Santralin inşaatının başladığı 2019 yılından bu yana birçok kazanın ve felaketin yaşandığını hatırlatan nukleersiz.org Koordinatörü Pınar Demircan, santral inşaatının hızlandırılması nedeniyle daha pek çok felaket yaşayabileceğimiz uyarısında bulundu.

Akkuyu Nükleer A.Ş.: Yıldırım düştü

Konuya ilişkin Akkuyu Nükleer A.Ş‘den akşam saatlerinde yapılan açıklamada yangının itfaiyenin kontrol paneline yakın enerji nakil hattına yıldırım düşmesi sonucu çıktığı öne sürüldü.

Yardımcı trafo merkezi alanında yangın çıktığı bilgisinin acil mesajla öğrenildiği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Olay sonucunda kimse yaralanmamıştır. Tüm birimler, Akkuyu NGS sahasının acil müdahale prosedürüne ilişkin görevleri hızlı bir şekilde yerine getirmiştir. Yıldırım düşmesi, trafo merkezi alanındaki elektrik hatlarının altyapısına kısmen zarar vermiştir. Sahaya yeniden elektrik verilmesi sağlanmıştır. Şantiyedeki tüm inşaat çalışmaları her zamanki işleyişi ile devam etmektedir.”

 

Demircan: Akkuyu NGS bizim büyük ecelimiz mi?

nukleersiz.org Koordinatörü Pınar Demircan, sosyal medyada yaptığı paylaşımda yangına “Bu sene daha 6 ay önce patlama oldu, geçen sene temel çöktü. Büyükeceli’deki Akkuyu NGS bizim Büyük ecelimiz mi?” sözleriyle tepki gösterdi.

 2019’dan bu yana vukuatı eksik olmuyor

Mersin’de inşaatına devam edilen nükleer santralin dördüncü reaktörü için birkaç gün önce inşaat lisansı verildiğini hatırlatan Pınar Demircan, “Üç reaktörün temelinin inşa edildiği yani inşaatın başladığı 2019 yılından bugüne temelde çatlak, zemin üzerinde meydana gelen su sızıntısı, iş kazası ve iki defa patlama vukuatlarını yaşadık” ifadelerini kullandı.

Yeşil Gazete’ye değerlendirmede bulunan Demircan, “Açıkça görülüyor ki bu nükleer santral siyasi iktidarın seçim propagandasının bir parçası olmuştur” yorumunu yaptı.

‘Seçim propagandası olarak kullanılmak isteniyor’

Normal şartlarda nükleer santral inşaatlarının en az dört yıl sürdüğünü belirten Demircan, “Çünkü yüksek güvenlik gerektiren süreçlerin ve yüksek maliyetlerin temkinli adımlarla yönetilmesi gerekir. Fakat Cumhuriyetin 100’üncü yıl hediyesi olarak en geç 2023’te ‘şanlı günde’ faaliyete geçirileceği ilan edilmiş olan Akkuyu NGS’nin şimdi bu tarihten de önce faaliyetini tamamlamış olacağı ifade ediliyor” dedi.

Demircan’a göre bu durum bize aslında Akkuyu NGS’nin Genel Seçimler öncesinde nasıl seçim propagandası olarak kullanılacağını ve seçim retoriğinin bir parçası yapılmak istendiğini gösteriyor.

‘İşçiler pandemide izin kullanamadı’

Bu hızlanmanın başka yansımaları da olduğuna değinen Demircan, “Örneğin Akkuyu NGS’nin Cumhuriyetin 100. yıl hediyesi olacağı şiarıyla pandemi döneminde Akkuyu NGS’de işçiler bir gün dahi tatil yaptırılmadı. Bunu ben değil Akkuyu NGS yönetiminin bununla övünen tweetleri söylüyor” dedi.

“Oysa nükleer santral inşaatlarında tedarik malzeme ağı çok geniştir” diyen Demircan, “Akkuyu NGS, bir yabancı yatırım olarak gerek Rusya gerek Türkiye içinde üretimi ve sevkiyat süreçlerinin buraya doğru aktığı bir havuz olduğuna ve bu süreçlerde pandemi nedeniyle kesintiler meydana geldiğine göre aslında Akkuyu NGS’nin faaliyetini kesintisiz gerçekleştirmesi de bir mucize” yorumunu yaptı.

İşçilerin çalışma koşullarının oldukça kötü olduğunu vurgulayan Pınar Demircan, “Akkuyu NGS inşaat süreçleri için 13 bin kişinin bir arada yaşadığını dikkate alırsak bu nüfusla belediye kurulması gereken durumda işçiler barakalarda bir arada alt yapı şartları yetersiz kamp ortamında çalıştırılıyor. Bu durum 2019 yılında bana şu yazıyı yazdırmıştı şimdi 13 bin kişi çalıştırılırken şartların değiştiğini pek sanmıyorum” dedi.

Belarus’taki yangında uyarı yapılmıştı

Demircan ek olarak Akkuyu NGS’nin bugün yüzde 100 hissesine sahip olarak inşa direktifleri veren Rusya’nın Belarus‘taki diğer projesinde çıkan trafo yangınlarını hatırlattı.

Belarus’ta meydana gelen trafo yangınlarının Akkuyu’da altyapı ekipman çalışmalarına devam edilmekte olan reaktör tipinde meydana gelmiş olmasının Türkiye’de de teknik aksaklıklar yaşanacağını gösterdiği Yeşil Gazete’den duyurulmuştu.

Ostravets Nükleer Santrali

‘Nükleer teknoloji Türkiye için daha tehlikeli’

Nükleer enerji santrallerinin bir savaş teknolojisi ürünü olarak ekolojinin de düşmanı olduğunu ve risklerinin ve yarattığı tehlikelerin saymakla bitmeyeceğini belirten Demircan, “İklim krizi şartlarında asla tercih edilmeyecek bir enerji olduğunu ve aslında bir enerji kaynağı dahi sayılamayacağını hep söylüyoruz” dedi.

Demircan, “Ancak bu kaza üzerinden sizin vesilenizle benim vurgulamak istediğim, altını çizmeye ihtiyaç duyduğum şey: Bizim ülkemizin nükleer enerji teknolojisini daha da tehlikeli duruma getiren şartları var. Bunun başında nükleerin bir ‘güç’ olduğu retoriği geliyor ki bu son derece yanıltıcıdır, güç dediğiniz şey yanlış kullanıldığında sizi güçsüz yapacak olan şeydir. Akkuyu NGS daha kurulmadan bizim güçsüzlüklerimizi göstermektedir” ifadelerine yer verdi.

‘Güçsüzlükleri saklamak kimseyi güçlü yapmaz’

Güçsüzlükleri saklamanın kimseyi güçlü yapmayacağının altını çizen Demircan, “Nitekim Akkuyu NGS’de meydana gelen bu trafo yangını haberinde yandaş medyanın birinde kazanın nedeni olarak ‘yıldırım çarpması’ gösterildi” dedi.

Demircan, “Demokratik kitle örgütleri bu iddianın gerçekliğini de araştıracak ve biz gerçeği öğreneceğiz, çünkü gerçekleri ancak kendi irade ve ısrarımızla öğrenebiliyoruz. Oysa nükleer santrallerde yaşanan kaza ve sızıntıların sonuçları ekolojiyi ve bu dışsallıklara maruz kalanları bütünüyle ilgilendirmektedir. Dolayısıyla yönetimlerin şeffaf olması halktan gerçekleri gizlememesi önlemlerin alınması ve zararın tazmin edilebilmesi gereklidir” dedi.

‘Herkesin karşı çıkmasını gerektiriyor’

Fakat Demircan’a göre gerek Türkiye gerekse tesisin sahibi olan Rusya’nın siyasi iktidarlarıyla teknokratlarının şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi ilkelere uzak oluşu dünya standartlarında kurulması gereken nükleer santraller açısından da şeffaflığın söz konusu olmadığını gösteriyor.

Demircan son olarak “Ez cümle, gerek Türkiye’deki siyasi şartlar gerekse Rusya’nın diğer projelerinde meydana gelen kazalar ve belki de bir nükleer santralin dünyada ilk kez üç yıl gibi bir sürede tamamlanacak olması öyle olmasa bile bunun hedeflenmesi ayrıca bununla bir de gurur duyulması, değil bu ülkede; tüm dünya genelinde Akkuyu NGS’ye (ki eğer Sinop projesinde ilerlenecek olursa onun için de bu geçerli) karşı çıkmayı ve bu santralin faaliyete geçmesinin önlenmesini gerektiriyor” çağrısını yaptı.