Ana Sayfa Blog Sayfa 572

Erdoğan ve bakanlar hakkında suç duyurusu: Yasaların gereği kasten veya ihmal suretiyle yerine getirilmedi

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bakanlar Süleyman Soylu, Adil Karaismailoğlu, Mustafa Varank, Murat Kurum, Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun hakkında suç duyurusunda bulundu.

Dilekçede yer alan isimler arasında deprem bölgesindeki 10 ilin valisi ve ilçelerin kaymakamlarının yanı sıra Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’un sorumluları, ilgili müteahhitler, yapı denetim bürolarının sorumluları ve fiilleri görmezden gelen memurlar da bulunuyor.

Dilekçe, depreme ilişkin önlemleri almak, yasal düzenlemeleri yapmak, felaketlere anında müdahale sistemini kurmak ve işlevsel halde tutmak, yurttaşların ve tüm canlıların ölmemelerini, salgın hastalıkla mücadele etmelerini, evsiz kalmamalarını, cenazelere ulaşabilmelerini ve birbirleriyle iletişimde kalmalarını sağlamak konusunda sorumlu olan ilgili kişilerin, yasaların gereğini kasten veya ihmal suretiyle yerine getirmediğini vurguluyor.

‘Kurumlar etkisiz halde bırakıldı’

Dilekçede “Cumhurbaşkanı öncülüğünde altı kez imar affı çıkarılmış, belediyelerin bina denetim ve yıkma yetkileri sınırlandırılmış, rant uğruna vatandaşların canına kast edilmiş, en azından felaket sonrası müdahale edeceğine güven duyulan kurumların içi boşaltılarak etkisiz halde bırakılmıştır” denildi.

Erdoğan’ın “tehdit” içerikli sözlerine de işaret edilen dilekçede, “yardım ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi”, “görevi kötüye kullanma”, “bilinçli taksirle öldürme”, “olası kastla birden fazla kişiyi öldürme ve yaralama”, “tehdit”, “hakaret”, “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “haberleşmenin engellenmesi” suçlarının işlendiği kaydedildi.

Camiye çevrilen kilise depremde hasar gördü

Video haber: Jiyan ERKILIÇ

*

GAZİANTEP – Kahramanmaraş merkezli 10 ili etkileyen iki depremin ardından Gaziantep’te camiye çevrilen 130 yıllık tarihi Saint Mary Kilisesi hasar gördü.

Depremlerde Gaziantep’te de kimi tarihi yapılar yıkılırken kimisi de zarar gördü. Bu yapılardan biri de 1892 yılında inşa edilen, Cumhuriyet döneminde ise Kurtuluş Camisi’ne çevrilen Saint Mary Kilisesi oldu.

İbadete açık olan ve 130 yıldır ayakta duran ibadet merkezinin sonradan eklenen minareleri ve kubbesi yıkıldı. Cami, hasar onarılana kadar ibadete kapalı kalacak.

Ayrıca Duvar’dan Cihat Öztürk, Tarihçi Murad Caner’in caminin yanlış restorasyon nedeniyle zarar gördüğünü belirttiğini duyurdu. Caner, yapının en önemli ve işçiliğinin de en zor olduğu bölümünün, kubbesinin yanlış restorasyondan dolayı yok olduğunu ve minarelerin kubbenin üzerine çöktüğünü belirtti.

Öte yandan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı depremden etkilenen bölgelerde yürütülen hasar tespit çalışmaları kapsamında şu ana kadar 830 bin 783 binadaki 3 milyon 273 bin 605 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yaptığını duyurdu.

 

Diyarbakır’da riskli yapılar boşaltılıyor: Millet perişan olmuş

Video haber: Şirvan Oktay GÖRER

*

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Diyarbakır’da yüzlerce bina oturulamayacak hale geldi. Riskli binalar için bir bir yıkım kararları verilirken yurttaşlar evlerindeki eşyaları kurtarmaya çalışıyor. Bağlar’da eski Diyarbakır Cezaevi ve Polis Okulu etrafındaki binaların birçoğu boşaltmış durumda. Kiraların fahiş şekilde yükselmesinden sonra ev bulmakta zorlanan yurttaşlar, hayatlarına nasıl devam edeceklerini bilmiyor. Kimi eşyalarını köyüne kimi bir yakının yanına kimi bir depoya, kimi ise bulabildiği kiralık bir eve yerleştirdi.

Evleri oturulamayacak duruma gelen yurttaşlar, “Arıyorsunuz, kira dokuz bin lira, 1+1 beş bin lira. Kim girecek buraya. Bunlar vicdansızlıktır. Gel gör ki kendimizi anlatamıyoruz. Bugüne kadar bir yetkiliyi yanımızda görmemişiz. Sadece iki adam gelmiş elinde bir çekiç, tak tak duvara vuruyor, ‘ağır hasar, çık evinden’ diyor. E ben evimden çıkıp nereye gideceğim? Millet perişan olmuş” diyor.

Yıkımı güç bela durdurulan Galeria’da sekizinci kedi kurtarıldı

Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkilediği Diyarbakır’da hasar alan Galeria’da mahsur kalan hayvanlara rağmen başlatılan yıkım dün durduruldu. Helikopter ve drone gibi çabalar sonuç vermeyince binaya yanaşabilecek sepetli bir vinç Elazığ’dan getirildi. Kediler için katlara kapanlı kafes bırakıldı. Kedilerden sekizi kurtarılarak sağlık kontrolü için veterinere gönderildi.

Diyarbakır Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Avukat Leyla Naz Eren de hayvanlara sağlık kontrolünde eşlik etti. Dün gece saatlerinde ilk kurtarılan kedi olan Pablo, sağlık kontrolünün ardından ailesine teslim edildi.

Kurtarma haberleri gece geldi. Kurtarılan diğer iki kedi için de arama kurtarma çalışmasında gönüllü olan bir vatandaş, çalışmalara devam ettiklerini belirterek kurtarılan hayvanlar için “Tüyleri kadar ömürleri olsun” dedi. Son güzel haber ise sekizinci kedinin de bugün akşam saatlerinde kurtarıldığı haberiydi. İçeride kalan diğer hayvanlar için ise kurtarma çalışmaları sürüyor.

Ekşi Sözlük nihayet BTK’ya ulaştı: Tüm hukuki yollara başvuracağız

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BT) tarafından erişime engellenen Ekşi Sözlük sosyal medyadan yaptıkları açıklamada, iki gündür gerekçesini öğrenemedikleri kapatma kararıyla ilgili yetkililere nihayet ulaştıklarını bildirdi.

Sözlük’ten yapılan açıklamada, kararın Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü’nün yazısı üzerine 5651 sayılı kanun uyarınca alındığını belirten yetkililer ile görüştüklerini ve karara karşı tüm hukuki yollara başvuracakları duyuruldu.

BTK tarafından uygulanan erişim engeli, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 22 Şubat 2023 tarihli ve 2023/1532 sayılı kararıyla onaylanmıştı.

Ekşi Sözlük’e erişim engeli

‘Cumhurbaşkanlığı veya milli güvenliğin korunması…’

Kapatmaya gerekçe gösterilen 5651 Sayılı İnternet Kanunu’na 2015 yılında eklenen “Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde içeriğin çıkarılması ve/ya erişimin engellenmesi” başlıklı  8/A maddesinde şu ifadeler yer alıyor:

“Yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerden bir veya birkaçına bağlı olarak hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhurbaşkanlığı veya milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması ile ilgili Bakanlıkların talebi üzerine Başkan tarafından internet ortamında yer alan yayınla ilgili olarak içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verilebilir.”

Öte yandan kanun, “ihtihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik” gibi suçları oluşturduğu konusunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlara da erişim engelini içeriyor.

‘Mahkeme kararlarını uyguluyoruz zaten’

Ekşi Sözlük’ten yapılan açıklamada, mahkeme kararlarının uygulandığı ve tüm kanuni yükümlülüklerini hassasiyetle yerine getirdikleri belirtilerek şu paylaşım yapıldı:

Tepkiler çığ gibi

AKP MYK üyesi Mücahit Bilinci, Ekşi Sözlük’e erişimin tamamen “Ekşimiş mecranın temel hedefi milletimizin maneviyatıdır, mecra kapalı kalacaktır” sözleriyle savunmasına rağmen, siyasetçiler, uzmanlar ve kullanıcılardan karara büyük tepki geldi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter üzerinden “Twitter’ı en kritik saatlerde kapadılar, yardım çağırılanı duyamadım. Şimdi de @sozluk’ün sesini kıstılar. Ürettiği yalanlardan başka hiçbir şeye tahammülü olmayan İletişim Başkanlığı, elini Ekşi Sözlük’ten hemen çek!” yazdı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise Ekşi Sözlük’e erişim engeli getirilmesine, “Gün gelecek, devran dönecek, bu yasaklar bitecek!” diyerek tepki gösterdi.

Sözlük’ün çok uzun süre erişime kapalı kalabileceğini söyleyen Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Yaman Akdeniz,  erişim engelinin Kanun’un 8/A maddesi üzerinden getirilmiş olması halinde, karara yapılan itiraz reddedilirse Anayasa Mahkemesi’ne gidilmesi gerektiğini, o süreçte de erişim engelinin süreceği uyarısında bulundu.

Ekşi Sözlük gibi kullanıcı tabanlı diğer iki büyük sözlük; İnci Sözlük ve Uludağ Sözlük de tepkilerini “Hepimizi kapatın, siz de rahat edin” diye gösterdi ve dayanışmalarını bildirdi.

 

 

İBB’nin Swissôtel arazisinin satışı kararının yürütmesi durduruldu

İstanbul‘un Beşiktaş ilçesinin Vişnezade semtinde bulunan 63 dönümlük Swissôtel arazisinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından satılmak istenmesine karşı açılan yürütmeyi durdurma davasını mahkeme kabul etti. Mahkeme heyetinin açıkladığı kararda, satış işleminin hukuka uygun olmadığı ifade edildi.

İBB’nin CHP’li üyeleri Özgür Öz ve Mehmet Ali Tüy tarafından yargıya taşınan 18 Mayıs 2022 tarihli Büyükşehir Belediyesi Meclis kararının yürütmesi, “rekabet şartlarının sağlanamayacağı”, “büyük hak kaybına neden olacağı” ve “telafisi güç sonuçlar doğuracağı” gerekçesiyle durduruldu.

Mahkeme kararında İstanbul 7’nci İdare Mahkemesi’nin, arazinin yine Hüsnü Özyeğin’in firmasına satışının yapıldığı ihaleye yönelik vermiş olduğu 2012 tarihli iptal kararına da atıf yapılarak, “rekabet koşullarının oluşmayacağı” hükmü ile ilgili şu ifadeler kullanıldı:

“Taşınmazların üzerinde bulunan ve başka bir işletmeye ait intifa hakkından dolayı kısa sürede ekonomik anlamda fayda sağlayamayacağından yoğun olarak talep göremeyeceği ve rekabet koşullarının oluşmayacağı anılan yargı kararıyla da ortaya konulduğu, yargı kararının gerekçesinde belirtilen durumun devam ettiği, açıkça hukuka aykırı olduğu saptanan, taşınmazların satışı durumunda ekonomik anlamda büyük hak kaybına neden olabileceği nedeniyle dava konusu işlemin hukuk aleminde telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacağı sonucuna varılmıştır.”

İstanbul 4’üncü İdare Mahkemesi, bu gerekçelerle, oybirliğiyle meclis kararının, temyiz yolu açık olmak üzere yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.

‘Türkiye, şirketler, karteller ve CEO’ların memleketi olamaz’

Davacı vekili Avukat İsmail Hakkı Atal, beklenen büyük İstanbul depreminde şehirdeki en geniş toplanma alanı olabilecek, mülkiyeti İBB’de olan Swissôtel’in satışına ilişkin işleme dair yürütmenin durdurulması kararı alındığını ve satışın durdurulduğunu belirtti:

Müvekkiller CHP’li belediye meclis üyeleri Özgür Öz ve Mehmet Ali Tüy; AKP ve CHP grubunun satış kararında ortaklaştıkları, halkın zararına olan bu işleme karşı muhalefet şerhi koyup dava açarak, görevlerinin gereğini yerine getirdiler ve kamu yararını korudular.

Merkez üssü Kahramanmaraş olan depremlerde ağır can kayıpları verildiğini hatırlatan Atal, “An itibariyle 43 bin 556 canımızı kaybettiğimiz 6 Şubat depreminde kamucu politikalara dönmemiz gerektiği bir kez daha ortaya çıktı” diye konuştu.

Atal, şunları ekledi:

“Yapı denetiminin özel firmalara verildiği ve müteahhitin kendisini para vererek denetlettirdiği, sonra da 43 bin canın göçüp gittiği ölümcül-vahşi kapitalist sistemin bir diğer yansıması da depremlerde toplanma alanı olacak kamu arazilerinin özel şirketler tarafından yağmalanmasıdır. Anayasanın değiştirilemez 2’nci maddesi gereği “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olması gereken Türkiye Cumhuriyeti; şirketler, karteller ve onların müritleri olan CEO’ların memleketi olamaz.”

 

Bayraklı Katliamı: Silahı sıkan sanık bile masum olduğunu iddia etti

İzmir‘in Bayraklı ilçesinde ‘sahipsiz köpek besleme’ yüzünden yaşandığı öne sürülen ve aynı aileden üç kişinin onlarca kurşun sıkılarak katledildiği Bayraklı Katliamı‘nın dördüncü duruşması bugün görüldü. İzmir Adliyesi 12’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, mahkeme heyeti Haziran 2022’de yaşanan olayla ilgili olarak olay yerinde keşif yapılması talebiyle duruşmayı 12 Mayıs 14.30’a erteledi.

Olay, Nafiz Gürman Mahallesi 7171/1 Sokak’ta 10 Haziran 2022’de meydana gelmişti. Ali İhsan Kılıç ve Yahya Köşek’in olayın beş gün öncesinde kavga ettiği belirtilmiş, kavganın ardından Ali İhsan Kılıç’ın evinin önünde yeniden başlayan tartışmanın dönüştüğü kavgada Ali İhsan Kılıç, Yahya Köşek’e, Meryem Köşek’e ve Funda Güçlü’ye ateş etmişti. Yahya ve Meryem Köşek çiftinin ve iki çocuk annesi olan kızları Funda Güçlü müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti. Kılıç’ın defalarca ateş ettiği ve ailenin diğer üyelerinin Kılıç’a engel olmaya çalıştığı belirtilmişti. Köşek ailesinin sokakta yaşayan köpeklere yemek verdikleri için cinayetin gerçekleştiği ifade edilmişti. Mehmet Kılıç’ın ise olay gününde ailenin kızları Filiz Topaloğlu‘nu başına odunla vurarak yaraladığı bildirilmişti.

‘Silahı sıkan sanık bile masum olduğunu iddia etti’

Ailenin avukatı bugün görülen davanın dördüncü duruşması sonrasında açıklamada bulunarak şunları aktardı:

“Sokak köpeklerini besledikleri bahanesiyle katledilen ailenin dördüncü duruşmasına geldik. Mahkeme heyeti sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi. Her iki sanık da suçsuz olduğu iddia etti. Silahı sıkan sanık bile masum olduğunu iddia etti. Şarjör veren sanık ‘Ben kesinlikle şarjör vermedim’ dedi. Ki kamera görüntüleri, tanık anlatımları hepsi bunun aksini göstermekteydi. Mahkemece keşif kararı alındı. Nisan’da olay yerinde keşif yapılacak. Sanıklar orada olay günü yapılan eylemleri tekrar gösterecek. Tanıklar tekrar orada dinlenecek. Mayıs’ta da büyük ihtimalle karar duruşması olacak.”

Duruşmayı Yeşil Gazete yazarı Yağmur Özgür Güven‘in de aralarında olduğu çok sayıda hayvan hakları savunucusu izledi. Bireysel hayvan hakları savunucuları, HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu, Doğa İnsan ve Hayvan Koruma ve Bilgilendirme Federasyonu (DİHFED) ve Deneye Hayır Derneği duruşmaya katıldı.

‘Keşif başında istenilmesi gereken bir şeydi’

Rıdvan Güçlü’nün kuzeni Sinem Güçlü, Yeşil Gazete’ye duruşmada yaşananları ve olay yerinde yapılması Mahkeme Başkanı tarafından istenen keşfe ilişkin şunları anlattı:

“Keşif başında istenilmesi gereken bir şeydi. Karşıdaki avukat zaten keşif istemedi; DNA incelemesi istedi.

Polis ihmali çok. Birçok ihmalden dolayı şu anda biz bunları yaşıyoruz. Duruşmada tahrik edildiğimizi düşünüyoruz. Çünkü karşı tarafın aile üyeleri geldi. Onlar gelince duruşma salonunda sözlü bir gerginlik oldu. Karşı tarafın avukatı duruşma daha başlar başlamaz güvenlik sebebiyle davanın yerinin değişmesini istedi. Ki karşı tarafın avukatının yönlendirdiğini düşünüyorum; çünkü sonrasında onların yanına gittiğini gördüm.”

Fotoğraf: Yağmur Özgür Güven, Bayraklı Katliamı,
Fotoğraf: Yağmur Özgür Güven

‘Benim hiçbir suçum yok, psikolojim bozuldu’

Davada sanıklar Ali İhsan Kılıç’ın “kasten öldürme”, Mehmet Kılıç’ın da “kasten öldürmeye iştirak” suçlarından üçer kez müebbet hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. Sanıkların ayrıca “silahla tehdit“, “kasten yaralama” ve “6136 sayılı kanuna muhalefet” suçlarından da cezalandırılması isteniyor.

Duruşmada Köşek ailesinin avukatı her iki sanık için de ‘tasarlama’ ve ‘canice hislerle cinayet’ten ceza talebini yineledi.

Sanık avukatı ise maktullerin ailesine başsağlığı dileyerek davanın daha güvenlikli bir ile nakledilmesi talebinde bulundu. Ayrıca maddi delillerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Avukat, delillerin özellikle Jandarma Kriminal’de incelenmesi gerektiğini ve sanık Mehmet Kılıç’ın salıverilmesi taleplerinde bulundu. Kılıç ise “Benim hiçbir suçum yok, psikolojim bozuldu” dedi.

Duruşma 12 Mayıs 14.30’a ertelendi. Mahkemenin Nisan’da olay yeri incelemesi istediği saatte çocuklarının okuldan geldiğini aktaran, Rıdvan Güçlü’ye mahkeme başkanı o gün çocukları uzaklaştırmasını söyleyerek “Adalet için bunu yapmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

İki ailenin daha önce de birkaç kez aynı nedenle tartıştıkları daha sonra öğrenilmişti. Olayın yaşandığı gün 10 Haziran 2022’de Ali İhsan Kılıç, Yahya Köşek, eşi Meryem Köşek ve kızı Funda Güçlü’ye ateş etti. Yahya Köşek, Meryem Köşek ve Funda Güçlü hayatını kaybetti. Ali İhsan Kılıç ise emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından aynı gün sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.

Ayrıca yeğenlerini olay anında eve çıkararak saklayıp kapıyı kimseye açmamaları gerektiğini söyleyen ailenin kızları Filiz Topaloğlu’nun da olay esnasında silah doğrultularak tehdit edildiği belirtilmişti.

Ali İhsan Kılıç’ın ağabeyi Mehmet Kılıç’ın da sopayla Filiz Topaloğlu‘nu başına vurarak yaraladığı bildirilmişti.

Kılıç’ın emniyetteki ifadesinde Köşek ailesiyle sokak köpeği konusunda zaman zaman tartışmalar yaşadıklarını, olay günü de Köşek ailesinin beslediği sokak köpeklerinden birinin torununu korkuttuğu için olayı gerçekleştirdiğini, olay anında şekerinin yükseldiğini ve o anları hatırlamadığını söylediği bildirilmişti.

Sanıklar Ali İhsan Kılıç’ın “kasten öldürme”, Mehmet Kılıç’ın da “kasten öldürmeye iştirak” suçlarından üçer kez müebbet hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. Sanıkların ayrıca “silahla tehdit”, “kasten yaralama” ve “6136 sayılı kanuna muhalefet” suçlarından da cezalandırılması isteniyor.

AB Komisyonu, çalışanlarına TikTok’u yasakladı

Avrupa Birliği Komisyonu, çalışanlarına özel ve kurumsal telefonlarından TikTok uygulamasını kaldırmaları talimatı verdi. Gerekçe “güvenlik endişesi”

Bu çerçevede bütün Komisyon çalışanlarına uygulamayı, işle ilgili herhangi bir uygulama yüklü olan kişisel veya kurumsal cihazlarından kaldırmaları talimatı verildi.

Yakın zamanda diğer AB kurumları olan AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu‘nun da benzer adımlar atması bekleniyor.

Çinli teknoloji firmasına ait olan TikTok, bazı ülkelerde ulusal güvenlik endişesine yol açıyor. ABD’de de resmi hizmet için kullanılan cihazlarda TikTok kullanımı yasaklanmıştı

İşkence iddiasına değil haber yapan muhabire soruşturma

Hatay‘da hırsızlık ve yağma iddiasıyla Altınözü Jandarma Komutanlığı’nca gözaltına alınan gencin gözaltı sırasında uğradığı işkence nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasını haberleştiren Halk TV muhabiri Seyhan Avşar hakkında soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca resmen başlatılan soruşturmada Seyhan Avşar’ın gecikmeye mahal verilmeden ifadesinin alınması istenirken soruşturmanın hakaret ve iftara suçlamasıyla başlatıldığı öğrenildi.

Başlatılan soruşturmaya ilk tepki Çağdaş Hukukçular Derneği’nden geldi. Derneğin sosyal medyada hesabından yaptığı açıklamada, “Derneğimizin takipçisi olduğu işkence dosyasını haberleştirdiği için gazeteci Seyhan Avşar hakkında soruşturma başlatıldığını öğrendik. Seyhan Avşar’ın yanındayız, savcılar basın emekçileriyle değil işkencecilerle mücadele etmelidir” denildi.

‣ Hatay’da ‘yağma’ iddiasıyla gözaltında ölüm

Hatay’da hırsızlık ve yağma yaptığı iddia edilen kişiler gözaltına alındı. Söz konusu kişiler ifadelerinde, Sabri Güreşçi adlı şahsın kendileriyle beraber hareket ettiğini belirttiler. Jandarma ise soruşturma çerçevesinde Güreşçi ailesinin Büyükburç Mahallesindeki evlerine giderek Sabri Güreşçi’yi gözaltına almak istedi. Kardeş Ahmet Güreşçi’nin itirazı üzerine o da gözaltına alınarak Altınözü Jandarma Komutanlığı’na götürüldü.

Aileleri de arkalarından gitti. Bahçede bekleyen aile, akşam saat 19.30 civarında battaniye içerisinde birinin çıkarıldığını fark etti. Hastaneye giden aile, çocuklarının acil olarak götürüldüğünü ve vefat ettiğini öğrendi. Yüzünde ve vücudunda ağır darp izleri olduğunu belirlenen Ahmet Güreşçi’nin Altınözü Jandarma Komutanlığı’da uğradığı işkence nedeniyle yaşamını yitirdiği iddia edildi.

Bakan Kurum: 200 bin konut için etüdleri tamamlayıp yer seçimi yaptık, 3 bin 107 konutun sözleşmesi tamam

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Adıyaman Üniversitesi’ndeki Afet Koordinasyon Merkezi’nde açıklamalarda bulundu.

Kurum; toplam 4 milyon 511 bin bağımsız bölümden oluşan 1 milyon 250 bin binanın incelendiğini, 520 bin bağımsız bölümden oluşan 164 bin 321 binanın yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olarak tespit edildiğini söyledi.

Bakan Kurum’un açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

  • 11 ilimizde hasar tespit çalışmalarına ilişkin bilgi verecek olursak toplam 4 milyon 511 bin bağımsız bölümden oluşan 1 milyon 250 bin bina eş zamanlı incelenmiştir. 520 bin bağımsız bölümden oluşan 164 bin 321 binamız yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olarak tespit ettik. Adıyaman’ımızda depremden en çok etkilenen illerimizin başında geliyor. Bu kapsamda da Adıyaman’da 20 bin 987 binada 56 bin 685 bağımsız bölümü yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğunun tespitini yaptık.
  • Asrın felaketi dediğimiz Kahramanmaraş Pazarcık merkezli depremler, yine Hatay merkezli depremlerle birlikte 11 ilimizi ve 14 milyon kardeşimizi derinden sarstı, yaraladı. Bilinmelidir ki; devletimiz tüm imkânlarıyla milletimizin yanındadır.
  • Bakanlık olarak; 200 bin konutumuzun, tüm mikro-bölgeleme, jeolojik ve zemin etütlerini tamamladığımız ve buna göre yer seçimini yaptığımız alanlarda, ilk konutlarımızın sözleşmelerimizi imzaladık. Bu kapsamda iki gün önce; Adıyaman, Gaziantep ve Kilis’te toplam bin 797 yeni yuvamızın sözleşmelerini imzaladık, inşa sürecine başladık.
  • Dün de Adana’da 590, Gaziantep’te 600, Hatay’da 364, Kahramanmaraş’ta bin 19, Şanlıurfa’da 534 olmak üzere, toplam 3 bin 107 yeni yuvamızın sözleşmelerini tamamladık.
  • Bugün de Gaziantep ilçelerinde 400, Hatay’da 1317 konut, Malatya’da 599 konut olmak üzere toplam 2 bin 316 konut ve 36 dükkânın sözleşmelerini imzalıyoruz. Kısacası üç günde 7 bin 220 konut ve 36 dükkânın sözleşmelerini yapacağız.
  • Yine köylerimizi de ayağa kaldırmak için ilk etapta Osmaniye’de bin 361, Adana’da 701, Diyarbakır’da 2 bin 927, Elazığ’da 386, Hatay’da 14 bin 141, Kahramanmaraş’ta 12 bin 135, Malatya’da 17 bin 990, Şanlıurfa’da 2 bin 54, Gaziantep’te 9 bin 130, Kilis’te bin 2, Adıyaman’da 10 bin olmak üzere; 70 bin köy evimizi ahırıyla, bahçesiyle, parkıyla yaparak hak sahiplerine teslim edeceğiz.”

Uzmanlar ‘Acele etmeyin’ demişti

Depremin üzerinden geçen 16 günde henüz milyonlarca ton enkaz atığının ortadan kaldırılmadığı ve depremzedelerin temel ihtiyaçlarının giderilemediği bir ortamda alınan hızlı inşaat kararları eleştirilere yol açıyor.

Uzmanlar deprem bölgesinde yapıların bir yıl içinde teslim edileceği vaadine karşı ilk günden itibaren uyarılar yapıyor.

Prof. Dr. Naci Görür sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Kentlerimizi depreme dirençli inşa etmeliyiz, deprem bölgesinde acele inşaat benzer acıları yaşatabilir” uyarısında bulunmuş, “Eğer prekast betonarme kullanmıyorsunuz bir süre o bölgede inşaatlarda beton dökmeyiniz zira çok sık küçüklü büyüklü artçı depremler oluyor. Bu depremler dökülen betonlarda küçük çatlak, kırık ve zafiyet oluşturur” demişti.

TMMOB‘ye bağlı tüm meslek odaları da aceleci bir şekilde yer seçimi kararının yapılmasının doğru olmadığı belirtti:

“Ancak, yaşananlardan ders alarak bu alanlar belirlenmeden önce acil yapılması gereken işlerin başında, deprem nedeniyle kullanılamaz hale gelen bölgedeki jeodezik ağ altyapısının güncellenmesi, yer kabuğu hareketleri nedeniyle metrelerce kayarak bozulmuş olan mülkiyet sınırlarının hızlı bir şekilde güncellenmesi, bölgenin hâlihazır ve kadastral haritalarının yenilenmesi gerekmektedir. Bölgede yer kabuğunda çökme ve yükselme hareketleri gözlenmekte ve hareketlilik devam etmektedir. Bu hareketlerin uydu ve yersel ölçme teknolojileriyle izlenerek planlama öncesi mutlaka dikkate alınması gerekmektedir. Bunlar yapılmadan doğrudan yer seçimi ve planlama çalışmalarına başlanması halinde, gelecekte teknik, hukuki ve sosyal sorunların meydana geleceği aşikârdır.”

Seçilen alanların tarım ve mera arazileri açısından durumu, meteorolojik olaylara karşı duyarlılığı-kırılganlığı, zemini, kentle olan ilişkisinin nasıl kurulacağı, su kaynaklarına yakın olup olmadığı  gibi en temel gerekliliklerin bile yerine getirilip getirilmediği kamuoyuyla paylaşılmadı.

Meslek odaları, yaşanan afet sonrası teknik ve bilimsel birikimleri ile birlikte insan gücüne dayalı katkılar dâhil olmak üzere her türlü yardıma açık olunduğunun belirtildiği ve bu konuda işbirliği tekliflerini kamuoyuyla birçok kez paylaşılmış olmalarına rağmen gelinen noktada çağrılarının karşılık bulmamasının üzüntü verici olduğunu dile getirdi:

“Elbette depremde zarar görmüş olan ve çok zor koşullar altında yaşayan yurttaşlarımızın güvenli barınma olanaklarına kavuşmaları meslek odaları olarak bizlerin de isteği ve talebidir. Ancak bunun aceleci bir tavırla bilimi ve tekniği reddederek hem bölge halkının taleplerini hem de meslek odalarının birikimlerini dışlayarak yapılması bizler açısından kabul edilebilir değildir.”