Ana Sayfa Blog Sayfa 5320

Tunus’ta sokağa çıkma yasağı sonuç vermedi

Tunus’ta bir ay önce başlayan çatışmalar ve huzursuz ortam, hükümetin halkı yatıştırmaya yönelik açıklamalarına ve başkente askerlerin konuşlandırılmasına rağmen, giderek büyüyor.

Başkent Tunus’ta sokağa çıkma yasağına rağmen gençlerle güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar gece boyunca devam etti.

Hükümet gece 20 ile sabah 6 arasında sokağa çıkma yasağı ilan etmişti.

Başkentin güney banliyölerinde üç protestocunun vurularak öldürüldüğü, ülke genelinde en az 10 – 12 kadar kasaba ve kentte şiddet olayları yaşandığı bildirildi.

Görgü tanıkları, batı banliyölerinden birinde de bir adamın vurularak öldürüldüğünü söyledi.

Yolsuzluk iddiaları

Resmi rakamlara göre ölü sayısı 23, ancak insan hakları örgütleri ve sendikalar, bu rakamın en az 60 olduğuna inanıyor.

Tunus meclisi, olayları tartışmak üzere bugün olağanüstü toplanıyor.

Göstericiler, işsizlik oranlarının yüksek olduğunu ve hükümetin yolsuzluklara bulaştığını savunuyor.

Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali, dün içişleri bakanı Refik Belhac Kacem’in azletmiş, Kacem’in yerine eski bir akademisyen olan devlet bakanı Ahmed Friaa atanmıştı.

Bin Ali, yolsuzlukları soruşturmak üzere de bir komisyon oluşturulması talimatı vermişti. (BBC)

Katiller Bodrum Torba’da

Torba Mahallesi’nde bu sabaha karşı kimliği belirlenemeyen kişi veya kişiler tarafından 13 Haziran Sokağı’na atılan zehirli kıymadan yiyen 3 köpek, 3 kedi ve 2 güvercin öldü. Sabah evinden dışarıya çıktığında hayvanların ölüleriyle karşılaşan Torba Güzelleştirme Derneği Yönetim Kurulu üyesi Asiye Demirel, 2 kedisinin zehirli kıyma yemelerini son anda önlediğini söyledi.

’Erik’ adındaki yavru köpeğinin zehirli kıymadan yiyerek öldüğünü söyleyen emekli pilot Kemal Erden, “5 yıl önce de 2 köpeğim yine bahçeye atılan zehirli yiyecekleri yiyerek ölmüştü. Hayvanların katillerinin bulunması için jandarma ve zabıta ekiplerine suç duyurusunda bulundum” dedi.

Jandarma ve belediye zabıtası, 3 köpek, 3 kedi ve 2 güvercinin öldüğü olayla ilgili soruşturma başlattı. (t24)

Yolsuzluk iddiaları yayılıyor

Van Beledyesi, şirketi konumundaki Mavi Kent AŞ’nin 2004-2009 yılları arasındaki hesaplarını inceledi, ortaya 52 milyon 860 bin TL’lik usulsüz harcama iddiası çıktı. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı da iddialar üzerine şirket yönetimi ve üyeleri hakkında suç duyurusu yaptı.

Mart 2009’da yapılan yerel seçimlerde Van Belediyesi yeniden Ak Parti’den BDP’ye geçince yeni yönetimin ilk işi Mavi Kent’in hesaplarının ayrıntılı bir biçimde incelenmesi oldu. Bu çalışma için aralarında AK Partili üç belediye meclis üyesinin de olduğu yedi kişilik komisyon kuruldu. Komisyon bir yılda şirkete ait 50 bini aşkın belgeyi inceledi.

Hazırlanan 170 sayfalık rapor, Mavi Kent’in hesabından başta dönemin Belediye Başkanı Burhan Yenigün, pek çok kişi için kişisel harcama yapıldığı iddialarını ortaya koydu. Kentte konut üretimi için 17 yıl önce kurulan şirketin harcamaları arasında yok yok. Faturaların şirketten ödendiği belgelenirken, bunların kime ve ne için verildiği meçhul. Harcama kalemlerinden biri dönemin Belediye Meclis Başkanı Muhittin Başak’ın yöneticisi olduğu Van Gölü Feneri Derneği’ne 2004’te borç adı altında verilen 12 bin TL.

Devlet büyüklerine hediye
2008’de Van’a gelen üst düzey bir resmi heyete verilen kahvaltı ile bir mağazadan takım elbise, kravat gömlek ayakkabı alımı için 14 bin 60 TL’lik ödeme yapıldı. İran-Tebriz’den ‘Devlet büyüklerine verilen hediye’ adı altında altında toplam 25 bin 650 TL’lik eşya ve 14 bin 85 TL’lik iki ipek halı alındığı belirtildi. 25 Mart 2009’da “Devlet büyüklerine verilen hediye” adı altında 56 bin 667 TL’lik fatura da şirketçe karşılandı.

Tema Mağazacılık AŞ’den 24 Ekim 2005’te 138 bin 975 TL’ye Toyota arazi aracı alındı. Araca Ankara’daki Best Grup’a 272 bin liraya zırh yaptırıldı. Şirkete zırh parası için ise daha araç alınmadan, 10 Haziran 2005 tarihli fatura kesildi.

AKP’li üye: Yetimin hakkı
AK Parti Belediye Meclis Grup Başkanı Mehmet Yıldız, tüm sorumlular hakkında yasal işlem yapılması gerektiğini belirtirken “Burada tüyü bitmemiş yetimin hakkı var” dedi.

Ağırlamalara 1 milyon lira gitmiş
Dönemin Belediye Başkanı Yenigün’ün sadece Özel Kalem Müdürlüğü üzerinden harcaması gereken temsili ağırlama ve tören giderleri şirket üzerinden ödendi. Yenigün’ün 5 yıllık süre zarfında temsili ağırlama ve tören giderlerine harcadığı para 988 bin 477 TL.

5 Kasım 2008’de 1400 TL’lik Frederique marka kol saati alındı. 10 Nisan 2008’de bir firmadan 10 adet kol saatine de 300 TL’den toplam 3 bin TL ödendi.
2008’de çeşitli tarihlerde Van’da bir lokantaya 69 bin 500 TL, 2009 yılında ise başka bir lokantaya 74 bin 250 TL ödendi. Rapora göre bu yemeklerin kimlere, ne amaçla verildiği anlaşılamadı: “Muhtemelen böyle bir hizmet de alınmamıştır.”
24 Haziran 2008’de temsil ve ağırlama için 13 bin 456 TL’lik çikolata, ballı sütlü ve sade bebe bisküvi, sütlü fındıklı baton…
27 Aralık 2008’de Burhan Yenigün şahsı adına 16 bin 500 TL çikolata ödemesi…
533 kilo peynir, 166 kilo bal, 110 gömlek, iki kuyumcudan 69 bin 256 TL tutarında altın…
2008’de S. Petrol Ürünleri faturasıyla 21 yarım altın…
Belediye başkanlığı konutu için 1950 TL’ye ankastre fırın…
2 Şubat 2004’te 1430 TL’ye 2 Nokia marka cep telefonu…

Bu alımlar, belediyeden tahsil edilmek üzere, ‘Ortaklardan Alacaklar ve Van Belediyesi’ne Yapılan Hizmetler’ hesabına kayıt edilerek, belediye borçlandırıldı. (Dinçer Gökçe)

İşçiler İGDAŞ’ın özelleştirilmesi kararını protesto etti

0

İGDAŞ’ın blok halinde satılma kararı, çalışanları tarafından Beyoğlu’nda protesto edildi. Galatasaray Meydanı’nda toplanarak Taksim’e yürüyen grup, vuvuzela çalarak kararı protesto etti.

İGDAŞ (İstanbul Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi) çalışanları ile TES-İş sendikası üyelerinden oluşan yüzlerce kişi, İGDAŞ’ın satışını protesto etmek için Galatasaray Meydanı’nda toplandı. ‘İGDAŞ İstanbul halkınındır satılamaz’ yazılı pankart açan grup, Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. ‘İGDAŞ bizimdir bizim kalacak’ , ‘Vur vur inlesin Kadir Topbaş dinlesin’ , ‘Topbaş şaşırma sabrımızı taşırma’ , ‘İGDAŞ halkındır satılamaz’ , ‘İGDAŞ’I satanı biz de satarız’ şeklinde sloganlar atan grup istiklal Caddesi boyunca vuvuzela çalarak Taksim Meydanı’na kadar yürüdü.

Burada grup adına bir konuşma yapan Türk İş İstanbul Şubesi 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, hükümetin Özelleştirme politikalarını eleştirdi. Kadir Topbaş’a seslenerek İGDAŞ işçisinin sesine kulak vermesini isteyen Büyükkucak, aksi takdirde Haziran ayında yapılacak seçimlerde İGDAŞ işçisinin nasıl bir tavır takınacağını göreceklerini söyledi.

Tes-İş Sendikası İstanbul 3 No’lu Yönetim Kurulu adına bir konuşma yapan Hüseyin Ozil ise, İBB Meclisi’nin aldığı kararın yürütmesini durdurmak amacıyla Danıştay’a dava açtıklarını söyledi. İGDAŞ’ın 4646 sayılı doğalgaz piyasası kanununa göre 2023 yılına kadar yasal olarak Özelleştirme zorunluluğu olmadığını hatırlatan Ozil şöyle konuştu: “Ama birileri, İGDAŞ’ın satılmasını istiyor. Biz ise İGDAŞ’ın birilerine satılmasını istemiyoruz. Kamuoyu araştırmaları ve anket sonuçlarına göre İGDAŞ’a İstanbul halkının yüzde 98’inin güvendiğini, bu denli halkın güvendiği, müşteri memnuniyeti en üst düzeyde olan şirketi bu hale getiren çalışanların haklarının korunmasını istiyoruz. Belki İstanbul halkı bazı şeyleri bilmiyor, ama artık konuşmanın zamanı geldi. İGDAŞ’ta işçi fazlası mı var? Yoksa kadro mu şişkin? Bazı Avrupa ülkelerinden örnekler verirsek yaklaşık Fransa’da 700 aboneye 1 çalışan, İngiltere’de 800 aboneye bir çalışan, Rusya’da 500 aboneye bir çalışan hizmet ederken İGDAŞ’ta 2 bin 500 aboneye bir çalışan hizmet vermektedir. Burada bir yanlışlık ya da bir art niyet vardır. Biz İGDAŞ çalışanları olarak huzurlu kış ayları geçirmenizi ve güvenli gaz kullanmanızı istiyoruz.”

Büyükşehir Belediyesi ve Hükümet aleyhine sloganlar atan grup basın açıklamalarının ardından olaysız dağıldı.  (Haber Siteler, Yeşil Gazete)

Tunus’un başkentinde askerler konuşlandırıldı

Tunus’un başkenti Tunus’un batısında polisle protestocular arasındaki çatışmalar devam ediyor.

Devlet televizyonunun merkez binası önünde ve önemli kavşaklarda da zırhlı araçlar görülüyor.

Şehrin kenar mahallelerinden Ettadamen’de dün polis, taşlı saldırıya uğradı.

Dün başkentte çıkan bazı olaylarda keskin nişancı polislerin bazı göstericileri vurdukları iddia edilmişti.

Polis ise sadece uyarı ateşi açtıklarını savunuyor.

Bu arada Tunus Başbakanı Muhammed Gannuşi, İçişleri Bakanı Refik Belhac Kacem’in azledildiğini duyurdu.

Protesto hazırlıkları

Kacem’in yerine eski bir akademisyen olan devlet bakanı Ahmed Friaa atandı.

Başbakan, ayrıca olaylar sırasında gözaltına alınanların tamamının serbest bırakılacağının da altını çizdi.

Başbakan, yolsuzluklarla ilgili bir soruşturma komisyonu kurulacağını da ekledi.

Öte yandan yakınlardaki ve huzursuzlukların odağında bulunan Kasserine kentinde büyük bir gösterinin planlandığı bildirildi.

Yetkililer, Aralık ayı ortasında başlayan protestolardan bu yana en az 21 kişinin öldürüldüğünü söylüyor, insan hakları örgütleri ve sendikalar ise en az 50 kişinin öldürüldüğüne inanıyor.

Hükümet adına açıklama yapan İletişim Bakanı Samir Laabidi, “40-50 gibi rakamları telaffuz edenler, hayatını kaybedenlerin isimlerini açıklamalı” dedi.

Bakan aynı zamanda, hükümetin gösterilerin arkasında “aşırı dinci ve aşırı solcu hareketler” olduğu iddiasını da tekrarladı.

Muhalefeti önlemeye yönelik sıkı kontrollerin geçerli olduğu Tunus’ta protesto gösterileri ender gerçekleşiyor.

Hafta başında, devam eden gösteriler dolayısıyla tüm okul ve üniversitelerin kapatılması kararı alınmıştı.

Ancak hükümetin yaklaşımı Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından eleştirildi ve hükümete ifade özgürlüğüne saygı duyma çağrısı yapıldı. (BBC)

Taşeron PTT işçileri Ankara’da eylem yaptı

0

Taşeron PTT işçileri dün (11 Ocak) Ankara’daki PTT Çankaya Dağıtım ve Toplama Merkezi önünde bir eylem yaptı. İşçiler her yıl sözleşme süresi dolduğunda PTT’de işten çıkarmaların yaşandığını ve bu yıl da Ankara’da 90, İstanbul’da da 200’e yakın işçinin işine son verildiğini söyledi. İşçiler adına basın açıklamasını okuyan Koray Cem Türedi, ağır çalışma koşulları altında çalıştırıldıklarını belirterek işten çıkarılan arkadaşlarının işe iadesini istedi. Taşeron PTT işçilerinin talepleri şu şekilde:

“İşten çıkartılan arkadaşlarımız işe alınsız. Kıyafetlerimiz zamanında ve eksiksiz verilsin.Yol ve yemek ücretlerimiz tam olarak verilsin. Eşit işe eşit ücret istiyoruz. Taşeronda değil kadrolu çalışmak istiyoruz.”

İşçilerin eylemine KESK Haber-Sen Ankara 2 No’lu Şube ve CHP Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan da destek verdi. Haber-Sen Ankara 2 No’lu Şube Başkanı Yaşar Polat ve CHP Milletvekili Ergün Aydoğdu da birer konuşma yaptı.

İşçiler eylem için Çankaya Dağıtım ve Toplama Merkezi önüne geldiklerinde müdür kapıları kapatarak dağıtım ve toplama merkezinde çalışan işçilerin eyleme katılmasını engellemeye çalıştı.

Taşeron PTT işçisi zor koşullarda çalışıyor
PTT’de kadrolu olarak çalışan personel ayda 1.500 lira ücret alırken, aynı işi yapan taşeron işçiler 750 lira alıyor. Yazlık ve kışlık kıyafetler taşeron PTT işçilerini ya eksik veriliyor ya da verilmiyor. Taşeron şirketler, işçilerin yol paralarını vermiyor, işçilere yıllık izinlerini kullandırmıyor ve bu günler için ücret vermiyor.

Sendika.Org

Kılıçdaroğlu: Hizbullah dosyası Adli Tıp’ta neden 5 yıl tutuldu?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP’ye, “Hizbullah davasında 5 yıl dosya Adli Tıp Kurumu’nda bekledi. Bunlardan biri niye 5 yıl bekledi diye sordu mu? Hizbullah dosyasını 5 yıl Adli Tıp’ta hangi gerekçe ile tuttun” diye sordu.

Partisi’nin grup toplantısında konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu kamuoyunda büyük tepkilere neden olan Hizbullahçıların serbest bırakılması hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Hizbullah dosyasının 5 yıl Adli Tıp’ta beklediğini vurgulayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Adli Tıp Kurumu’nu da kendilerine benzettiler. Bizim adamlarımız olsun. Bizim istediğimiz yönde karar versin. Delili karartmak bir Adli Kurumu’nun görevi olabilir mi? Bir siyasi iktidara yanaşma olacağım diye delilleri karartmak mümkün olabilir mi? Adli Tıp Kurumu’na kendi adamlarını atadılar. Hizbullah davasında 5 yıl dosya Adli Tıp Kurumu’nda bekledi. Bunlardan biri niye 5 yıl bekledi diye sordu mu? Sormazlar ama Yargıtay’a, Danıştay’a yüklendiler. Adli Tıp Kurumu’nu es geçtiler. Hizbullah dosyasını 5 yıl Adli Tıp’ta hangi gerekçe ile tuttun? Bilen yok” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’e, parlamentodan çıkan yasaların uygulanıp uygulanmadığını takip etmesi için çağrı yaparak, “Buradan Mehmet Ali Şahin’e bir çağrı yapalım. Sayın Başkan sen bu Parlamentonun Başkanıysan çıkan yasaların nasıl uygulanıp uygulanmadığını bir gör bakalım. Bir izle bakalım. 2005 yılında çıkan bir yasa neden uygulanmaya konmuyor” diye konuştu.

Adalet Akademisi’nin özerk olmadığını da ifade eden Kılıçdaroğlu, “Orayı da özerk bir statüye kavuşturmamız gerekiyor” dedi. “Pul parası bile bulmayan olaylarla karşılıyoruz” diyen CHP Genel Başkanı, “Tebliğ yapamıyorsun pul parası yok diye” şeklinde konuştu.

AKP’nin 8 yıldır yargıyı ihmal ettiğini belirten CHP Genel Başkanı, şöyle dedi:

“AKP’nin düşündüğü bir şey var. Yargının sorunlarını çözmek değil, yargıyı nasıl ele geçiririm. 2002’de tutuklu ve hükümlü sayısı 57 bin 187 kişi. 2011’de bu sayı ikiye katlanmış 121 bin kişiye çıkmış. Hemen Yargıtay’ı, Danıştay’ı suçladılar. Siz ne iş yapıyorsunuz. İktidar çözüm yeridir. Siz şikayet ediyorsanız o koltuklarda ne işiniz var. Bırakın orayı. 8 yıldır oturuyorsunuz. Ne yaptınız?”

(Anf)

Tunus’ta gösteriler başkente ulaştı

0

Tunus’ta istihdam ve daha iyi bir hayat talep eden protestolar başkent Tunus’a ulaştı.

Yüzlerce genç, şehrin çeperlerindeki Ettadamen mahallesinde dükkanlara saldırdı, bir bankayı ateşe verdi ve hükümet binasına saldırdı.

Polis göstericilere havaya açtığı ateş ile karşılık verdi.

Daha önceki gösterilerde, polis kalabalığa ateş açmakla suçlanmıştı.

Hükümet yaklaşımını savunuyor

Yetkililer, gösterilerde şimdiye kadar 23 kişinin öldüğünü söylüyor, ancak insan hakları örgütleri ve sendikalar ölen sayısının en az 50 olduğunu belirtiyor.

Hükümet adına açıklama yapan İletişim Bakanı Samir Laabidi, “40-50 gibi rakamları telaffuz edenler, hayatını kaybedenlerin isimlerini açıklamalı” dedi.

Bakan aynı zamanda, hükümetin gösterilerin arkasında “aşırı dinci ve aşırı solcu hareketler” olduğu iddiasını da tekrarladı.

Laabidi, hükümetin protestolara “ekonomik ve sosyal reformlar ve daha fazla özgürlüğe dair adımlar” ile cevap vereceğini söyledi.

Muhalefeti önlemeye yönelik sıkı kontrollerin geçerli olduğu Tunus’ta protesto gösterileri ender gerçekleşiyor.

Hafta başında, devam eden gösteriler dolayısıyla tüm okul ve üniversitelerin kapatılması kararı alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Zine al-Abidine Ben Ali, hükümetinin protestolara yaklaşımını savunmuş ve daha fazla istihdam yaratma sözü vermişti.

Ancak hükümetin yaklaşımı Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından eleştirildi ve hükümete ifade özgürlüğüne saygı duyma çağrısı yapıldı. (BBC)

Sezgin Tanrıkulu’na ‘iyi çocuk’ davası açıldı

Siverek Ağır Ceza Mahkemesi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu hakkında, ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçlamasıyla dava açarak, yargılanmasına karar verdi. Ancak Tanrıkulu’nun ‘etkilemekle’ suçlandığı dava görevsizlik kararları nedeniyle henüz bir mahkemede görülmüyor.

Diyarbakır Barosu’nun eski Başkanı Tanrıkulu, Diyarbakır Askeri Mahkemesi’nin, kendisini görevli kabul etmediği JİTEM davasında, sanık Uzman Çavuş Gültekin Sütçü’nün tahliyesine karar vermesi ve davaya bakan Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin de görevli olmadığını bildirmesini eleştirmişti.

‘Belli olmasa da etkilenir’
Askeri mahkemenin kararları nedeniyle uyuşmazlık mahkemesine giden dava hakkında, 17 Ağustos 2007’deki duruşmanın ardından Dicle Haber Ajansı’na konuşan Tanrıkulu, ”Dosya için kendisini görevli kabul etmeyen mahkemenin sanığı tahliye etmesi uygun değildir.

Sanık ‘yanlışlıkla’ yakalanıp tutuklanmış mahkemenin bu kararıyla ‘yanlışlık’ giderilmiş, bu sonuç benzer vakalar bakımında bir mesajdır. ‘İyi çocuklar’ Türkiye’de dokunulmazdır. JİTEM dimdik ayakta. Bunu da sanığı sahiplenerek ortaya koymuştur. 12 yıl önce askerden uzaklaştırıldığı bilinen bir sanığın duruşmasının takip edilmesi, bize göre bu durumu doğrulamaktadır” demişti.

Bu açıklama nedeniyle Siverek Cumhuriyet Başsavcılığı, Tanrıkulu’nun, ‘adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçu işlediği iddiasıyla yargılanması için Siverek Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme 21 Ekim 2010 tarihli kararında, Tanrıkulu’nun, ‘Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kararıyla belirlenecek olan mahkemeyi etkilemeye’ çalıştığı ve bu nedenle yargılanması gerektiği belirtildi. Mahkeme kararında şu değerlendirmeyi yaptı: ”(Sanığın), ileride görevli kabul edilip yargılama yapacak mahkemeyi etkilemeye çalıştığı hususunda yeterli şüphe oluştuğu tüm dosya ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesinde anlaşılmaktadır.” (Betül Kotan)

Muhteşem Yüzyıl’a ceza

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) bugün yaptığı toplantıda tartışma yaratan Muhteşem Yüzyıl dizisini masaya yatırdı.

RTÜK’ten yapılan yazılı açıklamaya göre, RTÜK’ün bugünkü haftalık toplantısında, Show TV’de geçtiğimiz hafta yayımlanmaya başlanan Muhteşem Yüzyıl adlı diziyle ilgili hazırlanan uzman raporu da gündeme alınarak değerlendirildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi: ”Yapılan değerlendirmeler sonucunda, söz konusu dizi filmde 3984 Sayılı Yasanın 4. Maddesinin ‘yayınların toplumun milli ve manevi değerlerine aykırı olmaması’na ilişkin (e) bendinin, tarihe mal olmuş bir şahsiyetin mahremiyeti konusunda gerekli hassasiyet gösterilmemek suretiyle ihlal edilmiş olduğuna ve ilgili yayın kuruluşunun 3984 Sayılı Yasanın 33. Maddesi gereğince uyarılmasına karar verilmiştir.

3984 Sayılı Yasanın 33. Maddesine göre, Üst Kurul, öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen, izin şartlarını ihlal eden, yayın ilkelerine ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını uyarır veya aynı yayın kuşağında açık şekilde özür dilemesini ister.”

TALEBE UYULMAZSA YAYIN DURACAK
Bu talebe uyulmaması veya aykırılığın tekrarı halinde ihlale konu olan programın yayınının, 1- 12 kez arasında durdurulacağı ifade edilen açıklamada, söz konusu programla ilgili olarak RTÜK’e 11 Aralık 2010 tarihinden itibaren pek çok şikayet geldiği bildirildi. Şikayetlerde genel olarak programın yayından kaldırılmasının talep edildiği belirtilen açıklamada, ancak RTÜK’ün programlara yayınlanmadan önce müdahale etme veya programları yayından kaldırma yetkisi bulunmadığı vurgulandı.

75 BİNE YAKIN ŞİKAYET GELDİ
RTÜK’e 2010 yılının 9 aylık döneminde 64 bin 664 vatandaş bildirimi yapılırken yalnızca “Muhteşem Yüzyıl” dizisiyle ilgili 11 Aralık – 6 Ocak tarihlerinde 74 bin 911 şikâyet gelmişti. (Ntv)