Ana Sayfa Blog Sayfa 5186

Japonya en tehlikeli nükleer santrali kapatıyor

0

Japonya’nın iç kesimindeki Hamaoka nükleer elektrik santralini işleten kuruluş, hükümetin tesisin kapatılması talebini kabul ettiklerini açıkladı.

Japonya Başbakanı Naoto Kan’ın, şirket yeni güvenlik donanımları sağlayıncaya kadar Hamaoka’nın üç reaktörünün de kapatılması talimatıyla ilgili olarak Chubu elektrik şirketi bugün özel yönetim kurulu toplantısı yaptı. Tokyo’nun yaklaşık 200 kilometre batısında, ülkenin “en tehlikeli” tesisi olarak nitelenen Hamaoka nükleer santralinin bulunduğu bölgede, 30 yıl içinde büyük bir depremin meydana gelmesi bekleniyor.

Hükümet bu tesisin kapatılmasıyla ilgili karara, 11 Mart’taki şiddetli deprem ve tsunaminin Japonya’nın kuzeydoğusundaki Fukuşima Daiçi nükleer santralinde ağır hasar meydana gelmesiyle orta çıkan nükleer kriz üzerine ülkedeki 54 reaktöre ilişkin yapılan güvenlik değerlendirmesi üzerine varmıştı. (Ajanslar)

ÖS(kandal)YM!

ÖSYM itiraz eden adayları gece yarısı arayarak “Cevap kâğıdınızda oluşan bir deformasyondan dolayı kâğıdınız yanlış okundu. Düzelttik lütfen tekrar kontrol edin.” dedi.

Sonuçlara yapılan binlerce itirazlarla sıkıntılı günler yaşayan ÖSYM gece gündüz çalışmaya başladı. ÖSYM’nin önceki gece sonuçlarını yanlış hesapladığı bazı adayları arayarak, “Cevap kâğıdınızda oluşan bir deformasyondan dolayı kâğıdınız yanlış okundu. Düzettik lütfen tekrar kontrol edin” dedi.

‘BİR SINIFTA 30’DA 30’

Vatan Gazetesi’nin haberine göre; Adana Ceyhan Anadolu Ticaret Meslek Lisesi’nin 3 no.lu sınıfında sınava giren yaklaşık 30 aday da, puanlar açıklandığında barajı bile geçemediğini öğrenince hem ÖSYM Başkanı hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve ÖSYM’ye itiraz etmişti. Sonuçlar geldi. Rehberlik Uzmanı Ahmet Ceyhan, Ticaret Meslek Lisesi’nin 3 nolu salonunda sınava giren adayların sonuçlarında 30 adayın da sonucunun ÖSYM tarafından değiştirildiğini söyledi.

‘GECE YARISI ARADILAR’

ÖSYM’nin puanını düzettiği Ceyhan Halil Çiftçi Anadolu Lisesi mezunu 19 yaşındaki Barış İlyas Mert, hatalı sonuçlar nedeniyle ÖSYM’nin kendilerini perişan ettiğini ve Ankara’ya bile gittiklerini söyledi: “ÖSYM bir yetkili gece 22 civarında bizi aradı. Ben evde olmadığım için abimle konuştular ve abime, ‘Kardeşinizin sınav sonucunda maddi bir hasar vardı. Düzelttik tekrar sonuca bakın’ demiş. YGS-3 puanım 124’ten 375’e yükseldi. Günlerce bize çektirdiler ve sonunda düzelttiler.”

‘ŞAKA YAPIYORLAR SANDIM’

YGS’de ilk sonuçlar açıklandığında 130 puan alarak barajı geçemeyen ve şoka uğrayan Ceyhan İmamoğlu Anadolu Lisesi mezunu 19 yaşındaki Mehmet Can Aksoy, ÖSYM’den arandığında ilk olarak kendisine şaka yapıldığını sandığını söyleyerek şunları dedi: “ÖSYM’den bir görevli gece saat 22’de, cep telefonumu aradı. Bana , ‘Cevap kâğıdınızda bir deformasyon oluşmuştu. Kâğıdınız yanlış okunmuş. Düzelttik lütfen tekrar kontrol edin” dedi. Ben şaka sandım ve neye uğradığımı şaşırdım. YGS-2 puanım 130’dan 240’a yükselmişti.“

‘YIPRATTILAR, DAVA AÇACAĞIZ’

ÖSYM’nin aradığı Ceyhan Endüstri Meslek Lisesi mezunu 19 yaşındaki Barış Bilir şöyle konuştu: “Gece saat 22 sıralarında beni aradılar ve ‘ÖSYM’den arıyoruz. Cevap kağıdınızda bir deformasyon oluşmuştu ve düzelttik’ dediler.

YGS-1 sayısal puanım 125’ten 276’ya yükseldi. Ama bu bize çektirdikleri acıları telafi etmeyecek. Annem tansiyon hastası. Sonuçlar ilk açıklandığında tansiyonu oldukça yükseldi ve hastanelik oldu. Manevi zararın yanı sıra bir de bu korkuyu yaşadık ve yıprandık. Ailem tüm bunlardan dolayı dava açmaya hazırlanıyor.” (Vatan, Milliyet)

Galatasaray tekerlekli sandalye takımı Avrupa şampiyonu…!

Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı, 2011 IWBF Champions Cup finalinde Almanya temsilcisi RSV Lahn-Dill ile karşı karşıya geldi. Karşılaşmanın normal süresi 69-69 eşitlikle sonuçlandı.

Uzatmalarda rakibini 85-80 yenen sarı kırmızılılar şampiyonluğunu ilan etti.

Almanya’nın Zwickau kentinde gerçekleştirilen Final Grubu organizasyonun finalinde Alman rakibi karşısında ilk yarıyı 33-30 geride kapatan sarı-kırmızılı ekip, normal süresi 69-69 biten maçı uzatma bölümünde 85-80 kazanarak, üçüncü kez bu başarıya ulaştı.

Organizasyonda daha önce 2007-2008 ve 2008-2009 sezonunda da şampiyon olan Galatasaray, geçen sezon ise beşinci sırayı almıştı.

Yer: Zwickau / ALMANYA
Rakip: RSV Lahn-Dill
Tarih: 08.05.2011

1. ÇEYREK: 13-18
2. ÇEYREK: 17-15 (30-33)
3. ÇEYREK: 19-18 (49-51)
4. ÇEYREK: 20-18 (69-69)
UZATMA: 16-11 (85-80)

400 işçi, arkadaşları için kendilerini fabrikaya kapattı

0

Kocaeli’de, işten çıkarılan arkadaşlarının geri alınmasını isteyen 400 işçi, kendilerini fabrikaya kapattı.

İzmit’te kurulu bulunan Bekaert İzmit Çelik Kord Sanayi Fabrikası’ndan 9 işçinin çıkarılmasını protesto eden ve arkadaşlarının geri alınmasını isteyen fabrikadaki 400 işçi kendilerini fabrikaya kapattı. Birleşik Metal-İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Hami Baltacı, AA Muhabirine yaptığı açıklamada, 4 Mayısta işvereninin iş yeri temsilcileri ile bir araya geldiğini ve işverenin performans düşüklüğü ve fazla izin kullanmasını gerekçe göstererek 9 kişiyi işten çıkarma talebinde bulunduklarını söyledi.

İş yeri temsilcilerinin durumu kendilerine bildirmeleri üzerine sendika olarak işverenle görüştüklerini belirten Baltacı, işverene bu durumu kesinlikle kabul edilemeyeceklerini bildirdiklerini söyledi. Fabrikadaki işçilerle görüştüklerini ve onlardan bu “dayatmayı” kabul etmemeleri istediklerini kaydeden Baltacı, “Biz, burada çalışan arkadaşlarımıza bu duruma kayıtsız kalmamaları gerektiğini söyledik. Arkadaşlara ‘bugün bu 9 arkadaşımızı atan yarın bizi de atar’ dedik. Arkadaşlar da bu duruma tepki göstermek için 4 Mayıstan itibaren kendilerini fabrikaya kapattı. Bu eylemi en yüksek motivasyonla sürdürüyor. Eylemiz bu 9 arkadaşımızın işlerine geri alınmasına kadar devam edecek” şeklinde konuştu.

Buradaki tüm işçilerle aile olduklarını vurgulayan Baltacı, “İşveren diyor ya ‘Biz bir aileyiz’ İşveren, işlerini gördükleri sürece onları aile olarak görüyor. Aile içerisinde her şey olabilir. Ama aile üyeleri her durumda birbirine sahip çıkmalı. Ancak iş veren bunu yapmıyor” diye konuştu. Önceki yıllarda işçi ile işveren arasında herhangi bir sorun olmadığını buna rağmen işverenin işçileri geçtiğimiz günlerde işten çıkarmalarının manidar bir anlamı olduğuna inandıklarını belirten Baltacı, “Burada işvereni samimi bulmuyoruz. Eğer bir işçinin, performans düşüklüğü varsa, bu işçi ile görüşülür ve uyarılır. Ancak işveren böyle bir şey yapmadı. Bununla da işverenin amacının işçileri korkutmak ve sindirmek olduğu anlaşılıyor. Bu oyuna gelmeyeceğiz” dedi.

NÖBETLEŞE UYUYORLAR
İş yeri temsilcisi Kahraman Aynacı ise kendilerini fabrikaya kapatan 400 kişinin çok vahim bir durumda olduğunu, buradaki çalışanların evlerine gidemediğini söyledi. İşçilerin sandalyelerin ve yere serdikleri kartonların üzerlerinde uyuduklarını belirten Aynacı, işçilerin acil durumlar dışında hiç bir şekilde fabrikadan ayrılmadıklarını belirtti. 400 kişinin fabrikanın yemekhanesinde ve idari binasındaki koridorlarda dinlendiklerini ve burada gününü geçirdiklerinin vurgulayan Aynacı, mekan eksiliğinden dolayı işçilerin nöbetleşe dinlediklerini ve uyuduklarını söyledi.

Bütün olumsuzluklara rağmen işçilerin çalışmaya devam ettiklerini kaydeden Aynacı, “400 işçi 80 kişilik vardiyalar halinde çalışıyor. Vardiyası biten eve gitmek yerine buradaki diğer işçi arkadaşlarıyla gece-gündüz birlikte kalıyor. Ancak hali hazırda işimiz zaten ağır, bir de arkadaşlarımız dinlemeden ve rahat bir şekilde uyumadan çalışmaya gittiklerinde bu kişilerin iş daha tehlikeli hale geliyor. İşveren bir an önce üzerine düşeni yapmalı.” şeklinde konuştu.

Durumdan dolayı bazı işçilerin psikolojisinin de bozulduğunu kaydeden Aynacı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İş yerinde, işveren yemek imkanı sağlıyor. Ancak tek sıkıntımız bu şartların daha da ağırlaşması. Herkes birbirine ‘yarın bana ne olacak’ diye soruyor. Ben, çarşamba gününden bu yana eve gitmiyorum. Dün ailelerimiz bizi ziyaret etmeye geldi. Burada çok duygusal anlar yaşadı. İşçiler fabrikayı terk etmemek adına fabrikayı çevreleyen tellerin gerisinde aileleriyle görüştü. Çalışanlar, çocukları ve eşleriyle görüştü. Biz bu duruma açık görüş diyoruz. Çünkü biz, dışarı çıktığımız anda işverenin bizi almayacağını biliyoruz.” (Ajanslar)

ÖSYM’den bomboş hamle!

ÖSYM, bir türlü içinden çıkamadığı YGS’de şifre skandalına karşı nasıl bir yararı olacağı anlaşılamayan bir adım daha attı. Neredeyse hergün yeni bir zincir eklenen skandaldan kurtulmak için ÖSYM, öğrencilerin cevap kağıtlarını internete koydu. Fakat, herkes sadece kendi cevap kağıtlarını görebilecek.

Puan kağıtlarının görülmesiyle birlikte ortaya yeni skandallar çıkmış, ÖSYM’ye yapılan itirazların sayısı da 20.000’i aşmıştı. ÖSYM, bu hamlesiyle sorunları gidermeyi değil; kendi iş yükünü azaltmayı seçmiş gözüküyor. Fakat, puan hanesi boş görünen öğrencilerin yaşadığı mağduriyetin hesabını ÖSYM’de kimin vereceği ise hala meçhul.

Her kitapçığın görünmemesi ise, şifreden nemalananların kendi “eserlerini” sadece kendilerinin göreceğinin işareti.

(Yeşil Gazete)

İşte HES’iniz!!

Mahkeme, Rize’de yapımı planlanan Melikom ve Uzundere-2 HES projeleri için Çevre Bakanlığı’nın verdiği ’ÇED olumlu’ kararının yürütmesini durdurdu. Bu karar, Uzundere-2 için 3’üncü durdurma oldu.

 

 

 

 

 

 

 

Rize Çayeli Senoz Vadisi’nde yapımı planlanan Melikom ve Uzundere-2 hidroelektrik santral (HES) projeleri için Çevre ve Orman Bakanlığı’nın verdiği Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun iptali istemiyle Rize İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Senoz Derneği’nin açıtığı davada mahkeme, 2 ayrı proje için Bakanlığın verdiği “ÇED olumlu” kararı ile ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. Daha önce 2 kez yürütmeyi durdurma ve iptal kararı verilen Uzundere-2 projesi için böylelikle 3’üncü kez yürütmeyi durdurma kararı verilmiş oldu.

Bu proje için bakanlık ilk olarak 2006 yılında ’ÇED gerekli değildir’ raporu verdi. Çevrecilerin başvurusu üzerine mahkeme önce yürütmeyi durdurma, ardından da iptal kararı verdi.  2009 yılında Rize Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne yeniden başvuran firmaya bu kez, ’ÇED olumlu’ raporu verildi. Bunun üzerine açılan davada mahkeme yürütmeyi durdurdu ve ÇED raporunu iptal etti.

Mahkemenin kararına,  inşaatını bitiren firma, Çevre ve Orman Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlık, geçen 24 Şubat tarihinde, ’ÇED Olumlu’ kararı verdiğini duyurdu. Bunun üzerine Senoz Derneği dava açtı ve   3’üncü kez yürütmeyi durdurma kararı verilmiş oldu.

Senoz Derneği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Münir Yazıcı, 5 yılda açtıkları 10 davadan   lehlerine karar çıktığını belirtti. Yazıcı, “Amacı çevreyi korumak ve geliştirmek olan Çevre ve Orman Bakanlığı’nın bu hukuk tanımaz anlayışını kınıyoruz. Projelere ilişkin işlemler baştan sona yasa dışıdır, hukuk dışıdır.” dedi. (Ajanslar)

Seçim 2011: MHP’ye “baraj” kasetleri

Seçime 35 gün kala Milliyetçi Hareket Partisi iki yeni kasetle daha sarsıldı. Devlet Bahçeli’nin iki yardımcısından sonra iki MHP’linin daha yasadışı olarak çekilen videosu ortaya çıktı. Kasetleri servis eden adres aynı…

MHP’de iki genel başkan yardımcısının istifasına yol açan kasetlerin ardından dün de iki yeni görüntü daha internette yayınlandı.

Seçime 35 gün kala internete sızan yeni görüntülerde Genel Başkan Yardımcısı Bülent Didinmez ile İstanbul İl Başkanı İhsan Barutçu’nun sevişme sahnelerine yer veriliyor.

Habertürk gazetesinin haberine göre, görüntüler yine aynı adresten, farkliulkuculuk.com sitesinden paylaşıldı.

İlk görüntüler iki genel başkan yardımcısının istifasıyla sonuçlanırken, bu kez sitede MHP yönetiminin tepeden tırnağa istifası isteniyor. Bülent Didinmez İstanbul 1. bölge 2. sıra, Barutçu ise 3. bölge 4. sıra milletvekili adayı olarak listede.

(Habertürk, NTV, Yeşil Gazete)

Siyanür barajı çöktü

Kütahya’da, gümüş üretim tesislerinde kullanılan siyanürlü suyun depolandığı 3 kademeli barajın bir seti çökünce, çevredekiler büyük panik yaşadı. Uzmanlar, diğer iki set de çökerse büyük bir çevre felaketi yaşanacağını belirtiyor.

Kütahya’da, Eti Gümüş AŞ’ye ait, bölgedeki gümüş madeninin çıkarıldığı ve işlendiği tesisteki üç kademeli barajda, setlerden birinin çökmesi sonucu siyanürün çevreye yayılması tehlikesi bulunduğu için tesiste üretim durdurulurken, çevredeki köylerin tahliye edilmesi ihtimali ortaya çıktı.

Gümüş köyü yakınındaki Eti Gümüş A.Ş’ye ait siyanürlü su bulunan üç kademeli barajın ortasındaki set çöktü.

En üstteki kademede bulunan suyun bir bölümü, diğer iki kademeye dağıldı ve barajı tutan en alttaki set çökme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Şirkete ait ekipler, barajın yanlarındaki setleri güçlendirmek amacıyla iş makineleriyle çalışma yaptı.

Bu sırada tesisin girişinde toplanan çevredeki Aliköy beldesi ile Gümüş, Kızılcakaya, Dulkadir, Karaağaç köylerinden vatandaşlar, daha önce uyarmalarına rağmen tesis yetkililerinin önlem almadığını, buradan çevreye yayılacak siyanürün Sakarya Nehri havzasındaki bütün canlı yaşamını olumsuz etkileyeceğini ileri sürdü. Tesisin güvenlik görevlileriyle tartışan vatandaşlar, jandarma ekiplerince güçlükle sakinleştirildi.

Tesis önünde bekleyişini sürdüren vatandaşlar, otobüslerle gelen işçilerin tesise girişini engellemeye çalıştı. Tesise girmesine izin verilmeyen otobüs, otoparka çekildi. (Cnn, Ntv, Yeşil Gazete)

Mersin’de Hrant Dink Parkı açıldı

Mersin’de, BDP’li Akdeniz Belediyesi, katledilen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ermeni gazetesi Hrant Dink’in anısına yaptığı ve Hrant Dink adını verdiği parkın açılışını yaptı. Açılışta konuşan Hrant’ın eşi Rakel Dink, “Bu fikir, geçmişle yüzleşmenin sadece bir noktasıdır. Geçmişimiz çok acılarla dolu. Eşim, bütün yaşamı boyunca doğruluk ve adalet uğruna mücadele etti. Onun öldürülmesi, yaptıklarının karşılığı oldu. Ama şimdi yeşeren kardeşlik tohumlarını görünce teselli oluyor. Buğday tanesinin toprağa düşüp ölmesi gibi. Sizlerde bu resmi görüyorum” dedi.

BDP’li Akdeniz Belediyesi, 2007 yılında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in anısına yaptığı parkın açılışını gerçekleştirdi.

Açılışa Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu Mersin Bağımsız Milletvekili Adayı Ertuğrul Kürkçü, Hrant’ın eşi Rakel ve kızı Delal Dink, BDP İl Başkanı Cihan Yılmaz, Agos Gazetesi Genel Yayın yönetmeni Rober Koptaş, Ermeni yazar Vartak Estukyan, Mersin’deki Katolik ve Ortodoks kilisesinin temsilcileri, gazeteciler Ali Bayramoğlu ve Celal Başlangıç, sanatçı Mustafa Alabora, Karin Karakaş, Şaban İba, İbrahim Kalyoncu, Yavuz Önen, Şair Sezai Sarıoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

Sarı yeşil kırmızı renklerin hakim olduğu alanda, kitle sık sık, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganı attı. Her anonsun ardından Hrant Dink’ten yapılan alıntılar sırasında kitle hüzünlü anlar yaşarken, kimi yurttaşların da gözyaşlarını tutamadığı gözlendi. Bir gurup çocuk geleneksel Kürt giysileri ile halay çekerek açılışa renk kattı. Ali Bayramoğlu ve Celal Başlangıç gibi bazı gazeteci ve yazarların cep telefonları ile açılış anını fotoğraflayıp kameraya aldı.

Törene katılan hemen herkes, yakasında Hrant’ın bir resmini asarken, parkın yanındaki bir binaya asılan ve üzerinde “Mezopotamya’nın yiğit evladı, Kürt halkı seni unutmayacaktır” yazılı dev bir pankartın asıldığı dikkat çekti. Alana sığmayan bir gurup yurttaş, çevredeki apartman ve binaların balkon ve camlarından töreni ilgiyle izledi.

Yerel ve ulusal basının yoğun ilgi gösterdiği törenin açılış konuşmasını yapan Akdeniz Belediye Başkanı M. Fazıl Türk, en mutlu günlerinden birini yaşadığını belirterek, “Hiçbir vicdanın kabul etmediği hain bir saldırıda katledilen Hrant’ın sonsuza dek unutulmayacak olan adını parkımıza veriyoruz. Uğruna öldüğü barış, demokrasi ve eşitlik gibi değerler için mücadele edeceğiz. Kendimizden farklı olandan korkmayacağız, farklılıkları zenginliğimiz olarak kabul etmeye devam edeceğiz. Ermeni’si, Türk’ü, Kürdü, inananı, inanmayanı ile herkes, bu ülkede eşittir ve eşit muamele görmeyi hak eder. Agop da Ali de Jiyan da bu ülkenin vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu kardeşliği gölgeleyen karanlık elleri bir kez daha kınıyorum. Karanlık odaklar, ülkemizde barış ve özgürlük tohumlarının yeşermesine, devasa çınarlar haline gelmesine engel olamayacaklardır. Hrant Dink gibi isimler de bu yolda birer mihenk taşıdır. Barış güvercini kardeşimizin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi.

Kürkçü: Hırant’ın anısına devlet değil, Kürtler sahip çıktı

BDP’nin de desteklediği Bağımsız Milletvekili Adayı Ertuğrul Kürkçü ise, Hrant Dink’in de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla aynı yolda yürüyen, aynı büyük davaya kendisini adamış, halkların kurtuluşu uğruna canını veren bir insan olduğunu vurguladı. Kürkçü, şunları belirtti: “Hrant, kendisini, Türkiye halkının koruyuculuğuna emanet ederken, belki de henüz tam olarak ispat edilmemiş bir şeye inanmak istiyordu. Nitekim o koruyucu zırhın o kadar da koruyucu olmadığını hepimiz gördük. Halklar, kendi başlarına var olmazlar. Onlar daima bir siyasi ifadeye de bürünürler. Ve ne yazık ki bizim siyasi ifademiz olan devletimiz, kendi halkına, öteki halklara, soylara, dinlere o kadar da dost değildik. Bu acı gerçeğin acı idrakidir, Hrant Dink’in aramızdan alan katil. Şimdi bizim Ermeni halkına, Hrant Dink kardeşimize bir borcumuz var. Ve ne acı bir tecellidir ki bu borcu ödemek, bu devlete, devletin hakim unsuruna değil de onun yerelde bir görev alan bir Kürde kaldı. Yani Kürt halkı, Türkiye halkları adına, Ermeni halkına yapılan zulmün özrünü dilemeye başladı. Bundan örnek alalım. Türkiye, bütün meselelerini, azınlıklara, ötekilere, dışlananlara yükleyemez. Türkiye, kendi gerçeğiyle yüzleşmeli, tarihiyle hesaplaşmalıdır.”

Rakel Dink: Yeşeren kardeşlik tohumları bizi teselli ediyor

Törende duygu dolu bir konuşma yapan Rakel Dink ise, bu tür günlerde Hrant’ın yokluğunun acısını daha çok yaşadığını dile getirdi. “Bu fikri düşünenlere ve hayata geçirenlere teşekkür ediyorum” diyen Rakel Dink, “Bu fikir, geçmişle yüzleşmenin sadece bir noktasıdır. Ve faydalı olacaktır bu konuda. Geçmişimiz çok acılarla dolu. Eşim, bütün yaşamı boyunca doğruluk ve adalet uğruna mücadele etti. Onun öldürülmesi, sadece ve sadece vatandaşların hakları için, uğradıkları haksızlıkları dile getirmek için yaptıklarının karşılığı oldu. Ama şimdi yeşeren kardeşlik tohumlarını görünce teselli oluyor. Buğday tanesinin toprağa düşüp ölmesi gibi. Sizlerde bu resmi görüyorum. Burada onun ismini gören her vatandaşın, ayrımcılığın, ırkçılığın faşizmin cinayetini hatırlayıp geri dönüp düşünmesini istiyorum. Hepinize tekrar teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Mersin 68′liler Derneği Başkanı Hasan Kapıkıran da Hrant’ın bıraktığı mirasa sahip çıkacaklarını söyledi. Kapıkıran, “Halklar arasında barış ve kardeşlik köprüsü olan bilge insan Hrant’ı korumayan, tersine katilleri koruyan bir ülkede yaşamaktan dolayı hüzünlü ve öfkeliyiz” dedi.

Konuşmaların ardından Belediye Başkanı Türk, Rakel Dink’e bir teşekkür plaketi sunarken, MKM sanatçıları ve Kardeş Türküler’in konserleri ve Şair Sezai Sarıoğlu “Diliniz öne eğilmesin” adlı bir şiirin ardından Hrant Dink Parkı’nın açılışına geçildi.

Açılış kurdelesini, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları altında Hrant’ın eşi Rakel Dink, kızı Delal Dink, Fazıl Türk, Ali Bayramoğlu ve Mustafa Alabora kesti. Açılışa ait kurdele parçaları ise anı olarak Rakel Dink’e teslim edildi. Ardından Hrant’ın anısına park içinde yapılan anıtın üzerindeki perde Rakel Dink tarafından indirildi. Hrant Anıtı’nın açılışının ardından eşi Rakel Dink, anıta bir çelenk bıraktı. Kısa bir konuşma yapan Rakel Dink, “Bu anıt, gerçekleri hatırlatacak bir anıttır. Bir kez daha Akdeniz Belediyesi’ne teşekkür ediyorum” dedi. (Diha)

Spor düşmanları Bursa’da sahnedeydi

Holiganizm Türk futbolunda derin bir yara daha açtı. Bursaspor-Beşiktaş maçı öncesi rakip takım taraftarının maça gelmesine tepki gösteren Bursasporlu taraftarlar polisle çatıştı. Olaylar nedeniyle maç iptal edildi.

Holiganizm Türk futbolunda derin bir yara daha açtı. Bursaspor-Beşiktaş maçı öncesi rakip takım taraftarının maça gelmesine tepki gösteren Bursasporlu taraftarlar polisle çatıştı. Olaylar nedeniyle maç iptal edildi.

Beşiktaş ile Bursaspor arasında ligin ilk yarısında oynanan maç büyük olaylara sahne olmuştu. Karşılaşma öncesi stat dışında yaşanan kavgada 4 taraftar bıçakla yaralanmıştı.

Bursa’daki maç öncesi benzer olayların yaşanabileceği endişesi hakimdi. Beşiktaş taraftarı 8 otobüsle istanbul’dan yola çıktı. Orhangazi İlçesi’nde polis tarafından durdurulan siyah-beyazlı taraftarlara bilet kontrolü yapıldı. Sakin olmaları ve stada kadar otobüslerden inmemeleri istendi. Ancak bu sırada Atatürk Stadı’nın çevresinde büyük olaylar çıktı.

Rakip taraftarın maça gelmesine tepki gösteren Bursasporlular, polisle çatıştı. Emniyet güçleri, kendilerine taş ve sopalarla saldıran yeşil-beyazlı taraftarlara,  tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etti.

Stat çevresindeki olayların artarak sürmesi nedeniyle Bursa Emniyeti, Beşiktaş takımının kamp yaptığı otelden stada gitmesine izin vermedi. Bir süre olayların yatışması beklendi. Ancak şehirdeki gerginliğin her geçen dakika artması maçın iptal edilmesine neden oldu. Beşiktaş takımı, Atatürk Stadı’nda maçın iptal edildiğine dair anons yapılmadan kaldığı otelden çıkarıldı. Siyah-beyazlı kafile sorunsuz şekilde Bursa’dan ayrılarak İstanbul’a döndü.