Ana Sayfa Blog Sayfa 5136

Bronz madalya İsveç’in

0

Dünya Kadınlar Futbol Şampiyonası Üçüncülük Maçı’nda Fransa’yı 2-1 mağlup eden İsveç, bronz madalyanın sahibi oldu.

Dünya Kadınlar Futbol Şampiyonası’nda bugün Sinsheim kentinde oynanan üçüncülük maçında İsveç, Fransa’yı 2-1 yenerek bronz madalyanın sahibi oldu.

“Rhein-Neckar-Arena” adlı statta oynanan ve Amerikalı hakem Kari Seitz’ın yönettiği karşılaşmanın ilk yarısında, Schelin 29. dakikada kaleci Sapowicz’in yanından topu filelere göndererek, İsveç’i 1-0 öne geçirdi. Sapowicz’in bu atakta ayağından sakatlanması üzerine Fransa Milli Takımının kalesine Deville geçti. Karşılaşmanın ilk yarısı İsveç’in 1-0’lık üstünlüğü ile sonuçlandı.

Karşılaşmanın ikinci yarısında 56. dakikada Tomis, Fransa’nın beraberlik golünü kaydetti. 68. dakikada Öqvist kırmızı kartla oyun dışı kalınca İsveç sahada 10 kişiyle mücadele etmek zorunda kaldı. 82. dakikada Hammarström’un uzaktan çektiği sert şutta top filelere gidince İsveç 2-1 öne geçti. Karşılaşmada başka gol olmayınca İsveç karşılaşmayı 2-1 kazandı.

Bu sonuçla İsveç dünya üçüncüsü ve bronz madalyanın sahibi oldu.

Dünya Kadınlar Futbol Şampiyonasında yarın akşam Frankfurt kentinde Japonya ve ABD arasında final oynanacak.

14. etap şampiyonu Jelle Vanendert

0

Fransa Bisiklet Turu heyecanı devam ediyor. Bugün koşulan turun 14. etabını, Belçikalı Jelle Vanendert kazandı.

Fransa Bisiklet Turunun 14. etabını Belçikalı Jelle Vanendert kazandı.

Pirene bölgesindeki dağlık arazide son kez koşulan 168 kilometre uzunluğundaki parkurda, İspanyol Samuel Sanchez, ilk sıradaki pedalın 21 saniye gerisinde yarışı tamamlayarak ikinciliği elde etti.

Lüksemburg’dan Andy Schleck ise yarışı üçüncü sırada tamamladı.

Genel klasmanda Thomas Voeckler ilk sıradaki yerini korudu. Yarışa yine sarı mayoyla başlayacak olan Fransız pedal, en yakın rakibi Frank Schleck’in 1 dakika 49 saniye önünde yer alıyor. Avustralyalı Cadel Evans üçüncü sıradaki sporcu.

Harry Potter rekorları altüst etti

Sinemaseverlerin büyük ilgisini çeken Harry Potter serisinin son filmi”Harry Potter ve Ölüm Yadigarları”nın ikinci bölümü, filmin gösterime girdiği hafta sonu hasılatı dikkate alındığında dünya genelinde 476 milyon dolarla rekor gişe geliri elde etti.

Filmin dağıtıcısı Warner Bross’dan yapılan açıklamada, serinin son filminin ABD ve Kanada’da 168,6 milyon dolarla 2008 yılındaki Batman filmi “The Dark Knight”ın 158,4 milyon dolarlık en iyi üç günlük açılış hasılatını geçtiği belirtildi.

Warner Bross, bazı ülkelerde çarşamba ve perşembe günleri gösterime giren filmin diğer 59 ülkedeki gişe gelirinin 307 milyon doları bulduğunu, bunun da başka bir rekor olduğunu kaydetti.

David Yates’in yönettiği, Daniel Radcliffe, Rupert Grint ve Emma Watson’ın başrollerini oynadığı, 2 ve 3 boyutlu olarak sinemaseverlerin karşısına çıkan film, macera ve aksiyon sahneleriyle tüm dünya ile birlikte Türk izleyicisiyle de buluşmuştu.

İzin verin yas tutalım – Müge İplikçi

Başbakan Erdoğan’ın Kürt açılımı çerçevesinde yaptığı toplantılarda hepimiz umutlanmıştık. “Söz var dağa çıkarır, söz var dağdan indirir” deyimi hayata geçebilecekti. Kendi adıma söyleyeyim hadi: İlk defa bu işin sonlanacağına inanmış, eğer bu işi gerçekleştirirse, AKP hükümetinin yaptığı bütün demokratik falsoları bir yere kadar anlayabileceğimi düşünmüştüm. Sonuçta gençlerin ölmesine yol açan bir hezeyanı ortadan kaldıracak, toplumun en büyük yarasına merhem olacaktınız.

O toplantılarda verilen bütün mesajlar bu yöndeydi.

Arada ne oldu, ne türden hesaplar yapıldı, hangi çözümler sallantıda kaldı, hangi açmazlar sarpa sardı ki o ‘savaş’ yeniden alevlendi? Bu kez yine bir deyimi hatırladık: “Söz verme, verdinse dönme!” Sonuç ortada: Siyasilerin ve askeri güçlerin toplumun beklentileri doğrultusunda gerçekleştirdiklerini söyledikleri harekâtlar yine bir ölüm makinesine dönüştü.

Yine gençler ölüyor!

Dağda, bayırda, kırsalda, pusuda, orada, burada yine gençler ölüyor. Bir masaya oturamamanın, o masada insanca konuşulacak üslubu bulamamanın, o üslup bulunsa bile geçmiş takıntılarından ötürü bir türlü işin özüne gelememenin bedelini yine gençler ödüyor bu ülkede.

Aynı yalanlara dolanmış, farklı sloganlarla çevrili bir gelecek için yine gencecik çocuklar… Daha doğru dürüst aşkı tadamamış, sevdiğinin yanağına kaçamak bir öpücük bırakmamış gençler…

Kimin umurunda!

Savaş devam etmeli.

Sırf savaş devam etsin diye içi kof, bayat özgürlük naraları atılmalı. Ekonominin her şeyi belirlediği bir dünyada ‘savaşla gelen özgürlük’ ya da ‘korunması gereken toprakla akıtılması gereken kan’ arasındaki hayali bağ gençlerin beyinlerini yıkarcasına habire, habire anlatılmalı. Bu işe tezgâh kurmuş kurumların varlığı ortadayken, savaşla beslenen mekanizmanın çarkı silah sesiyle dönerken şöyle demeli onlara: “Savaşmalısınız. Geleceğimiz sizin ellerinizde!”

Hangi gelecek bu Allah aşkına!

Yalın gerçeğin sürekli elimizden kayıp gittiği, boyut değiştirdiği, göz boyama pratiklerinin her yanımıza sızdığı, sivri akıllı taktiklerle dolu sermaye endeksli bir çağda, hangi gelecek bu? Hele 21. yüzyılda! Bütün savaş taktiklerinin bir ‘playsteyşınlık’ oyun ömürünün olduğu çağımızda, hangi gelecek?

Bu anlamda birçok şeye göz yumulabilir yine de, idare edilebilir, hikayesi yazılabilir tüm bunların, her şey farklı fasıllarda kılıfına göre yeniden kurgulanabilir. Ama ölüm, oysa ölüm! Hele ki hedefe kilitlenmiş genç ölümleri…

Bırakın bu uğurda yaşama sunulabilecek tek gerçeği yaşayalım artık: Yas tutalım. İçimiz yaralı, sesimiz kısık. Naralar, sloganlar, marşlar bir yanda kalsın, bırakın yokluğu yaşayalım. Bu tantanada geride kalan yegâne gerçeği. Türk, Kürt… Gidenin gittiği ile kaldığı ‘gerçeğini’. Belki o zaman yitirdiklerimizin ne anlama geldiğini gerçekten fark edebiliriz. Çünkü esas olan şimdiki zamandır; şimdiki zamanı idrak edebilmek.

Müge İplikçi – VATAN

Boğaziçi Caz Korosu dünya şampiyonu

Boğaziçi Caz Korosu bu yıl Avusturya’da gerçekleşen 6. Dünya Koro Oyunları’nda şampiyon oldu.

Koro adını kısa bir süre önce sosyal medyada hayli ilgi uyandıran “İstanbul Metrosunda Mini Konser” videosu ile duyurmuştu. Metrodaki bu konserin amacının Avusturya’da yapılacak yarışmaya katılabilmek için destek bulmak olduğu da koro üyeleri tarafından dile getirilmişti.

Boğaziçi Caz Korosu geçen sene Çin’de yapılan 5. Dünya Koro Oyunları’ndan ise 3 altın diplomayla, Çağdaş Müzik kategorisinde Dünya İkinciliği, Oda Müziği ve Caz kategorilerinde ise “Dünya Üçüncülüğü” ünvanları ile dönmüştü.

İçimizdeki faşizm

Kimdir bu insanlar?

Sivas Madımak olaylarının travmasını henüz atlatamadığımız gerçeği her sene bu olayın yıldönümlerinde bir kez daha ortaya çıkıyor. Bir otele kıstırılan ve devlet töreni ile yakılan onlarca insanı nasıl anacağımıza, acılarımızı nasıl soğutacağımıza dair bir yol bulamadık.

Olayın faillerini ararken sadece ilk taşı kimin attığı sorusuyla kendimizi sınırladık. Meydanı doldurup insanlık dışı bir şehvetle yangına gaz döken, pencereleri taşlayan veya olay mahallinde sessizce tanıklık ederek olay bittiğinde hiçbir şey olmamış gibi evlerine dönen kanlı güruh kimlerden oluşuyordu? Kimdi bu insanlar?

Dün gece İstanbul’un ortasındaki konser salonunda dünyanın güzel sesleri arasına farklı bir ses katmaya çalışan kadını sahne ortasında linç etmeye çalışan insanların haberini duyunca aklıma yeniden bu soru düştü; kimdir bu insanlar?

Dün gece İstanbul’un orta yerinde devletin ve yaygın medyanın dolduruşunu sorgulamadan kabul eden ve ülkemizin yüz yıllık yanlış politikalarının tüm günahını bir kadının omuzlarına yüklemeye kalkışan yüzlerce kişi bir kadını bir kavimle ve bir siyasi grupla bir tuttular. O kavmin dilini engellemeye çalıştılar. O kadını kavmi için kurban etmeye kalktılar. İçlerindeki faşizme yenik düştüler.

Yaygın medyadan edindikleri izlenimlerle gözlerinin kararmasına nasıl bu kadar kolay izin vermişlerdi? Ölen gencecik yirmi insanın hepsi için acı çekmeyi bile gereksiz görüp, acılarını sadece üzerlerinde üniforma bulunanlar için sınırlamışlardı. Barışın dili nasıl kurulur sorusuna yanıt aramak yerine suçlu aramak kolaycılığına dolanıp ırkçılığın tuzağına düşen bu insanların çoğunun Naziler tarafından katledilen Yahudiler için gözyaşı döktüğüne, Sivas’ta insanları diri diri yakanları lanetlediklerine, 6 -7 eylül olaylarını belleklerinden silmeye çalıştıklarına eminim. Hatta aralarına Ahmet Kaya şarkılarıyla hüzünlenenler, birkaç dizesine eşlik etmeye çalışanlar bile olabilir.

Konser salonu karanlıktı ve bir dili engellemeye kalkışan ve bir kadını kurban etmeye çalışan insanların yüzleri seçilemiyordu. Bu insanlar birlikte meyhaneye gittiğimiz insanlar olabilir, asansörlerde karşılaşınca selam verdiğimiz, aynı işyerini paylaştığımız, telefonlarına cevap verdiğimiz insanlar olabilir.

Dün akşam İstanbul’un orta yerinde yaşananların en korkunç tarafı bu.

Onlar bir süre lince ortak olarak nasıl bir ırkçılık yaptıklarının farkında olmadan yaşayacaklar, bizler de her gün karşılaştığımız onca insanın yüzüne bakıp acaba o gece İstanbul’un orta yerindeki utanca karışmışlar mıdır ihtimaliyle ürpereceğiz.

Kurtuluş’ta sokak hayvanları üzerinde dehşet

Sokakta yaşayan hayvanlara dönük şiddettin bir örneği de İstanbul’un Kurtuluş semtinde yaşanıyor. Kurtuluş’taki Hacı Ahmet Mahallesi’nde oturan yaşları 10 ile 15 arasında, sayıları 20 ile 50 arasında değişen bir grup çocuk, özel olarak eğittikleri sokak köpeklerini sokakta yaşayan başka köpeklere ve kedilere saldırtarak onları parçalatırıyor.

Görüşlerine başvurduğumuz semt sakinleri çete olarak tanımladıkları çocukların, Safa meydanındaki parkta toplandıklarını, orada eğittikleri hayvanlar vasıtasıyla sokakta yaşayan hayvanlara büyük zararlar verdiklerini, bu olaylara tanık olup müdahale etmek isteyenlerin ise tehditlere maruz kaldığını belirtiyorlar.

İsmini vermeyen bir görgü tanığı bu çocukların yarattığı dehşete kendi sokağında tanık olduğunda uyarıda bulunduğunu, bunun üzerine gece evinin camını taşladığını belirtiyor. Özellikle itirazda bulunan kadınlar küfür ve hakarete, hatta şiddet tehdidine maruz kaldıklarını söylüyorlar. Çocukların bir ay önce de bir kediyi yaktıkları facebook’taki hayvansever gruplarında dile getirilmişti.

Tanık oldu

Son olarak Kurtuluş Sinemköy mevkiinde bulunan Mekkâreci sokakta esnaflık yapan Kadriye Cinivizli bu dehşete tanık olanlardan. Cinivizli tanık olduğu olayları şöyle anlatıyor:

“Akşamüstü saat 17-18 saatlerinde daha öncede haklarında çok şey duyduğum ve içlerinden bazılarını tanıdığım çocuklar benim sokağımda bir kenarda uyuklamakta olan bir sokak köpeğine başka sokak köpeklerini saldırttılar ve hayvan diğerlerinin ısırıkları ile paramparça oldu. Ben o esnada olaya müdahale etmek, hayvanları ayırmak istedim, ama küfürlere, hatta ufak çaplı şiddete maruz kaldım. Başkaları da benzer davranışlara maruz kalmıştı. Bu çocuklar daha önce akşam geç saatlerde mahalleden çıkıp Feriköy’den Bomonti’ye kadar uzanan geniş bir bölgeye çıkarak bu olayları gerçekleştiriyorlar. Ebeveynlerine çocukları ile ilgili şikâyette bulunanlar da tehdit edildiler.”

Cinivizli bu işin bir terör haline geldiğini belirterek bunun önlenmesi için yetkililerin gerekeni yapmasını, aksi halde olayların başka boyutlara taşınacağını belirtiyor.

Savcılığa suç duyurusunda bulundular

Yaşanan son olayı bardağı taşıran damla olarak gören ve aralarında Yeşiller Partisi kurucularından Dilaver Demirağ’ın da olduğu bir grup hayvan hakları aktivisti ve bu olayların önlenmesi için Şişli Cumhuriyet Savcılığı’na dilekçe verdi.

Dilekçede Hacı Ahmet Mahallesi’nde yaşayan 15 ve 12 yaşında iki kardeş öncülüğündeki grubun terör estirdiği belirtildi ve söz konusu olaylara karışan çocukların ve ailelerinin ilgili yasa maddesi gereğince cezalandırılması talep edildi. Dilekçeyi yazanlar bu işin peşini bırakmayacaklarını ve bu olaylar ortadan kalkana dek de kamuoyunun dikkatini çekecek etkinlikler yapacaklarını belirttiler.

(Yeşil Gazete)

Caz festivalinde Aynur Doğan’a sosyal linç

Bu gece, 18. İstanbul Caz Festivali kapsamında Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda sahne alan Aynur Doğan, şarkılarını seslendirdiği sırada bir grubun protestosuyla karşılaştı.

İspanyol asıllı, beş Grammy ödüllü flemenko ustası Javier Limon’un ‘Suyun Kadınları’ isimli projesinde Akdeniz’in diğer usta kadın sanatçılarıyla birlikte yer alan Aynur Doğan, Kürtçe iki parça seslendirdikten sonra bir grup seyircinin ‘Türkçe Türkçe’ tepkileri ile karşılaştı. Kürtçe söylemeye devam eden Doğan’a karşı protestolar devam etti.

Aynur, Aynur diye tempo tutup alkışlayan bir diğer grup izleyicinin destek çabaları protestocu grubun yuhalamalarına karışınca, Doğan sahneyi kendisini destekleyen izleyicilerine el sallayarak terketti.

Aynur’u alkışlarla tekrar sahneye çağırma girişimi gerçekleştiyse de, Javier Limon’un ve İKSV yetkilerinin konsere ara vermeden devam etmeleri yaşanan ırkçı tepkiyi engelleme girişimini başarısız kıldı.

Bu ırkçı saldırıya  bir kısım seyirci ağlayarak bir kısım seyirci çaresizce seyirci kalarak bir kısım ise konser alanını terkederek tepki verdi.

Erdoğan: “Bu ülkede Kürt sorunu yoktur bu ülkede PKK sorunu vardır”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Başbakan, “bundan sonra her şey çok farklı olacak” dedi.

İşte Başbakan Erdoğan’ın açıklamaları:

“Biz bunların demokratik alanda mücadeleleri için her türlü ortamı hazırladık. Ama teklifleri hiç bir zaman akılcı olmadı ve bir dedikleri bir dediklerini tutmadı. Onların gayrı ciddi teklifleri bizi hiçbir zaman masaya çekemez.

Bundan sonra artık herşey çok farklı olacak. Ne terör örgütü ne de siyasi uzantıları bizden hiçbir yerde iyi niyet beklemesin.

Barış istiyorlarsa bir defa silahı bırakacaklar. Silahı bırakmadıkları sürece barış olmaz. Bizler iktidar olarak, 780 bin kilometre üzerinde ameliyata müsade etmeyiz.

Biz tek millet anlayışımız üzerinde bir anlayışa müsade etmeyiz.

Red politikaları, inkar politikalarını yok ettik. Asimilasyon politikalarını yok ediyoruz.

Bu ülkede Kürt sorunu yoktur bu ülkede PKK sorunu vardır. Kürt vatandaşlarımıza en büyük desteği biz verdik.

Bu üllkede her milletten insanın Romanın da Lazın da Çerkesin de sorunu var. Biz bu sorunları çözmek içim mücadele ediyoruz. Etmeye devam edeceğiz.

Bir ordu savaşa girdiğinde zaiyat verir. Biz “moralsisiz bu savaşı kaybettik” denir mi? TSK’nın 600 bin kişiyi aşmış bir ordusu var. NATO’nun en büyük ordusuyuz derken tutup da “moralimiz bozuldu” dersek terör örgütüne destek vermiş olursunuz. Bizim güvenlik güçlerimiz düne göre daha güçlüdür. Bunun bedelini de daha ağır ödeteceklerdir. Artık her şey daha farklı olacak. Gerekeni yapacaklardır. Terör örgütü ve uzantılıları bizden merhamet beklemesin.

Demokratik özerklik kendi çalıp kendilerinin oynadıkları bir tez. Bu parlamentoda bunlar var mı? Var. En yüksek makamlarda Kürt kökenli kardeşlerimiz var mı? Var. Cumhurbaşkanlığı yapmış mı? Evet. Bunlar bizim Kürt kardeşlerimizi kandırıyorlar.

Mor Çatı’dan 20. yıl tişörtleri

0

Kadınlara yönelik şiddetle mücadelede Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı için 8 tasarımcı 8 tişört tasarladı. Tanıtımına Beren Saat, Banu Güven, Şebnem İşigüzel gibi isimlerin de destek verdiği tişörtlerin satışından elde edilecek gelir şiddetten zarar gören kadınlar için kullanılacak.

Mor Çatı gönüllüsü Deniz Marşan’ın koordinatörlüğünde yapılan çalışmada tasarımcılar Elif Cığızoğlu, Jale Hüsdoğan, Zeynep Tosun, Zeynep Erdoğan, Özgür Mansur, Ayşe Deniz Yeğin, Gamze Saraçoğlu ve Mehtap Elaidi ürettikleri tişörtlerle kadınların şiddet görmediği, sığınağa ihtiyaç duymadıkları bir dünyaya kendi bakışlarıyla katkıda bulunmaya çalıştılar.

Aylin Aslım, Azra Akın, Beren Saat, Banu Güven, Ebru Akel, Rojin, Sedev Avcı, Şebnem İşigüzel ise tişörtleri giyerek Mor Çatı gönüllülerine tişörtlerin satılabilmesi için tanıtım desteği sağladı.

Tişörtler İstanbul’un Tünel semtindeki ‘Bilstore’ mağazasında ve www. gittigidiyor.com’da satışa sunuldu. Tişörtlerin tüm geliri yine şiddetten zarar gören kadınların hayata tutunmaları için kullanılacak. Mor Çatı 20 yıldır, kadınların şiddet görmediği bir dünya için çalışıyor ve desteklerinizi bekliyor.