Ana Sayfa Blog Sayfa 5070

“Gerzelilerin yanındayız”

Çeşitli sivil toplum ve çevre örgütleri Gerze halkının direnişi ve daha sonra Gerze’de yaşanılanlarla ilgili bir açıklama yayınladı. Açıklamada Gerze halkının yanında olunduğu vurgulandı!

Açıklama şu şekilde:

Gerze Yaykıl köyünde Anadolu Grubu tarafından kurulması planlanan termik santrale karşı Ağustos ayının başından beri sondaj yapılması öngörülen alanda gece gündüz nöbet bekleyen köylüler, 24 Ağustos’ta sondaj yapmak isteyen termikçi şirket temsilcilerini Gerze’den bir kez daha eli boş göndermişlerdi. İki yıldır termikçi şirketin, devletin şiddet aygıtının da desteğini alarak Gerze’de kurmaya çalıştığı termik santrale karşı kitlesel ve meşru bir mücadeleyle topraklarını savunmayı sürdüren Gerze halkı, bir kez daha saldırıya maruz kaldı.

Gerze halkının son iki yılda göstermiş olduğu tüm tepkiye rağmen termik santral yapma ısrarını sürdüren Anadolu Grubu isimli şirket, sondaj çalışması yapma gerekçesiyle alana intikal ettirilen yüzlerce polis, jandarma ve panzer eşliğinde Yaykıl köyüne girmeye çalıştı. Yaşamı ve doğayı savunan Gerzeliler 12 saate yakın süre boyunca atılan yoğun gaz bombalarının, tazyikli su, cop ve yer yer plastik mermilerin kullanıldığı vahşi müdahale karşısında bir kez daha ne pahasına olursa olsun termik santral cinayetine izin vermeyeceklerini gösterdiler.

Yaykıl köyünün ormanlık bölgelerinde yaşanan çatışmalar esnasında silah sesleri duyuldu, çok sayıda köylü yaralandı, atılan biber gazlarının etkisiyle bölgede ağaçlar alev aldı ve yaralanan köylülerin hastaneye ulaştırılmasında pek çok güçlük yaşandı. Köylüler gözaltına alındı ve gözaltıların devam etmesi bekleniyor. Gerze halkına yaşatılan tüm bu fütursuz şiddete, tehdide rağmen termikçi şirket sondaj çalışmasını tamamlayamadı.

Gerzelilerin geçtiğimiz haftalarda yaptıkları bilgi edinme başvuruları sonucunda mülki amirden aldıkları yanıta göre termikçi şirketin bölgede sondaj çalışması yapmak için herhangi bir izin başvurusunda bulunmadıkları öğrenilmişti. Buna karşın, termikçi şirkete güvenlik güçlerinin hangi yasal dayanakla sondaj çalışması yapmak için destek sağladığı, köyü ablukaya alıp halka şiddet uyguladığı yanıt bekleyen en önemli sorudur. Jandarma bölgesi olan köyde çevik kuvvet polisinin valilik emriyle köylülere ve destekçilerine saldırıyor olması cevaba ışık tutabilir. Üstüne üstlük bölgede bulunan Roma ve erken Bizans dönemine ait buluntular yüzünden sit alanı ilan edilmesi bile gerekirken, kendini halkın, tarihin, kültürün ve doğanın üzerinde gören vali sırtını kime dayamaktadır?

Gerze’de yaşananlar; devlet aygıtının ve kolluk güçlerinin sermayenin doğayı ve yaşamı talanının hizmetinde olduğunu bir kez daha açık biçimde ortaya sermiştir. Dün Hopa’da suyun ticarileştirilmesine karşı derelerini savunanlara Metin Lokumcu’nun yaşamını yitirmesine sebep olacak şekilde dizginsizce şiddet uygulayanların, bugün Gerze’de topraklarını savunan Gerzelilere aynı ölçüde şiddetle saldırması tesadüf olamaz. AKP iktidarı “ustalık” döneminde doğanın, emeğin ve yaşamın sermaye tarafından sömürgeleştirilmesine karşı direnenleri zor yoluyla sindirmeyi anlaşılan kendisine şiar edinmiş gözüküyor.

Ama uygulanan tüm bu şiddete, baskıya rağmen doğanın yok edilmesine karşı direniş yayılıyor. Bugün Hopa direnişi Gerze’ye esin veriyor. Yarın özgür bir ülke ve sömürüsüz bir dünya için mücadele eden milyonlar Gerzeli direnenlerden öğrenecek.

Bu sebeple bizler dün Gerze’de, bugün her yerde, direnenlerle birlikteyiz!

Biz aşağıda imzası bulunan demokratik kitle örgütleri, doğanın ve emeğin köleleştirilmesine karşı çıkan herkesi Gerzelilerin meşru mücadelesine destek olmaya, güç vermeye çağırıyoruz.
Ekoloji Kolektifi, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi, Çevre İçin Hekimler Derneği, GDO’ya Hayır Platformu, Ege Çevre ve Kültür Platformu, Ege Su Platformu, Bolkar Dağları Koruma Platformu, Maden Köyü Çevre Platformu, Hasangazi Köy Meclisi, Porsuk Köy Meclisi, İMECE Toplumun Şehircilik Hareketi, Yalova Çevre Platformu (YAÇEP), Eğitim-Sen Yalova, Kazdağları Koruma Girişimi, Akkuyu Nükleer Karşıtı Kolektif, Tarım Orkam-Sen Mersin Şubesi, Ekolojik Yaşam Derneği (EKODER), Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER), Gemlik Yaşam Atölyesi Derneği, Nilüfer Kent Konseyi, Ankara Divriği Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şubesi, Gördesliler Derneği Çevre Komisyonu, Tozkoparan Derneği (TOZDER), Gülsuyu Gülensu Yaşam ve Dayanışma Merkezi (GÜLDAM), Yeryüzü Derneği

Michael Albert Türkiye’ye geliyor

1968 öğrenci hareketinin liderlerinden Michael Albert, Demokratik Özerklik tartışmaları için Türkiye’ye gelerek İstanbul ve Diyarbakır’da yapılacak toplantılara katılacak.

1968 öğrenci hareketi liderlerinden Micheal Albert, demokratik özerkliğin ekonomik temellerine dair tartışmalara katkı sunacak iki konferans için Türkiye’ye geliyor.

Albert, “Katılımcı Ekonomi ve Demokratik Özerklik” başlıklı tartışma toplantılarını BGST Yayınları, BDP Siyaset Akademisi ve DTK’nin organizasyonuyla İstanbul ve Diyarbakır’da gerçekleştirecek.

Türkiye’ye gelecek olan Albert, 8 Eylül’de İstanbul’da, 9-10 Eylül tarihlerinde ise Diyarbakır’daki toplantılar akıtılacak.

Michael Albert Türkiye ziyaretinde, katılımcı ekonomi modelini ve dünyadaki benzer alternatif deneyimleri tartışmaya açacak. Türkiye’de yerel yönetimlerin güçlendirilmesi bağlamında gündeme gelen “Demokratik Özerklik” projesinin ekonomi ayağı hakkında, kadın kooperatifleri, köy komünleri ve özyönetime dayalı alternatif ekonomik girişimlerde bulunan diğer aktivistlerle atölyeler düzenlenecek.

Michael Albert kimdir?

68 öğrenci hareketi liderlerinden olan Albert, halen, Noam Chomsky, Tarık Ali, George Monbiot, Vandana Shiva gibi dünyaca tanınmış aydınların yazdığı saygın bir muhalif internet sitesi olan www.zcommunications.org’un koordinatörlüğünü yürütüyor.

Albert 1990’lardan beri, geleneksel Marksist kuramlara karşı “Katılımcı Ekonomi” adını verdiği, aşağıdan yukarıya örgütlenmeye dayalı alternatif bir ekonomik model üzerine çalışmaktadır.

Albert’ın dünyanın çeşitli yerlerinde verdiği konferanslarda savunduğu bu model, bütün toplumun gerçek söz sahibi olduğu katılımcı bir demokrasi ve özyönetim düşüncesine dayanmaktadır. M. Albert, Latin Amerika ve dünyanın başka bölgelerindeki alternatif ekonomik özyönetim deneyimlerini de incelemektedir.

31. yılında Darbe’ye karşı miting

11 Eylül Pazar günü 78’liler Girişimi koordinasyonunda birçok parti, sendika, sivil toplum kuruluşunun katılımıyla “12 Eylül darbecileri yargılansın, darbe anayasası kaldırılsın!” sloganıyla Kadıköy’de bir miting düzenlenecek.

Miting çağrı metninde, Meclis’te 12 Eylül Gerçeklerini Araştırma ve Adalet Komisyonu kurulması, darbe sorumlularının yargılanması, 1982 darbe anayasasının kökten kaldırılıp eşitlikçi, özgürlükçü demokratik, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan bir anayasa yapılması talep ediliyor. Metin şöyle devam ediyor:

“Bu ülkenin geleceğini karartanlar, yıllarca Türkiye’yi en kanlı, en karanlık yöntemlerle yönetenler;
bir milyon insanımızı gözaltına alıp, yüz binlercesini işkence tezgahlarından geçirenler; Diyarbakır cezaevlerinde yaşanan baskı ve vahşet politikalarının sorumluları yargılansın.

Yüzlerce insanımızı yargısız infazlarla, gözaltında kayıplarla, işkencede yok edenler; 388 bin kişiye pasaport vermeyenler;14 bin kişiyi vatandaşlıktan çıkaranlar; On binlerce işçi, memur, öğretim görevlisini işinden, öğrencileri okullarından atanlar; emek örgütlerini kapatarak milyonlarca çalışanı “köle ücreti”ne mahkum edenler: milyonlarca kitap, dergi, gazete, filmi yakanlar ve yasaklayanlar, imha edenler; anayasasıyla, Milli Güvenlik Siyaset Belgesiyle, kontrgerillasıyla, paralel devletiyle darbeciliği süreklileştirenler; toplumsal özgürlük ve adalet ruhunu yok ederek, ülkeyi karanlığa ve uçuruma sürükleyenler; Amerika’nın ‘bizim çocukları’ 12 Eylül Paşaları yargılansın.”

Miting için 11 Eylül Pazar günü saat 12:00’de Tepe Nautilus’da toplanılacak, 13.00’de yürüyüş başlayacak. Kadıköy Meydanı’nda yapılacak mitingde Agire Jiyan ve İlkay Akkaya konser verecek.

78’liler Girişimi, Barış Anneleri, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Dersim Dernekleri Federasyonu, DGD Platformu, DİSK/ Emekli-Sen, Demokrasi ve Özgürlük Hareketi (DÖH), Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), GÖÇ DER, Gökkuşağı Kadın Derneği, HAK-PAR, İnsan Hakları Derneği (İHD),İKP, İstanbul Tabip Odası, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Kaldıraç, Karşı Sanat Çalışmaları, KESK/ İst. Şubeler Platformu, KÖZ, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Özgür Demokratik Alevi Hareketi, Özgür Demokratik Kadın Hareketi, PEN Türkiye Merkezi, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Proleter Devrimci Duruş, SBH, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP), Sosyalist Gelecek, Sosyalist Parti, TÖP, SODAP, SODEV, TMMOB/İKK, Türkiye Gerçeği, TOHAV, TUAD, Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği, Yakay-Der, Yeşil ve Sol

 

Ağustos ayında ırkçılık Yeni Şafak’tan yükseldi

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe!  Girişimi tarafından her ay çevrimiçi oylama ile belirlenen Ayın Irkçısı ödülü, bu kez Yeni Şafak Gazetesi’nin oldu. Gazete bu ödülü, Barış ve Demokrasi Partisi’ne ithafen attığı “Katil Sizsiniz” manşeti ile aldı.

Resmi ideolojinin tekrarı ile mevcut iktidar partisinin politik duruma ilişkin manifestosu özelliği taşıyan haberin içeriği de bu vehameti tekrar ediyordu: BDP’nin parti yönetimi ile birlikte milyonlarca oy veren Türkiyeli’yi veya BDP ile arasına “mesafe koymayan” kişileri de “katil” ve böylece açık hedef haline getiriyordu. En temel insan hak ve özgürlüklerine bile aykırı devlet politikalarının sonucunda, sosyokültürel bir “kan davasına” dönüşen Kürt sorununun  çözümüne yönelik birincil aktör olarak beliren siyasi hareket, örtük ama hala dipdiri bir ırkçılık ile gazetenin manşetinden böyle “lanetleniyordu”.

Milletvekilliği düşürülen Ahmet Türk’ün, parti yönetimi tarafından ılımlı olması nedeniyle tasfiye edildiğini düşünen gazete, bu fikriyatı ile şaşkınlık yaratıyor. Ayrıca, “BDP’nin Kürt yurttaşların hiçbir sosyal meselesine ilgi duymadığını” söyleyen Yeni Şafak, BDP’nin bizzat Kürt yurttaşlar tarafından, büyük bir dayanışma ve mücadele ile onlarca yıldır ayakta tutulan, 36 milletvekiline, onlarca belediyeye sahip; ve bu “sosyal meseleye” bilinmeyen sayıda kurban vermiş bir parti olduğunu da görmek istemiyor. Bu yaklaşımı, gazetenin sömürgeci devlet ırkçılığı esanslı söylemini günyüzüne çıkartıyor.

Aynı zamanda, tipik bir “medyada nefret söylemi” örneği oluşturan Yeni Şafak haberi, doksanlar Türkiye’sinden kalma bir “devlet amigosu” ruh haliyle, artık çoğu toplum kesiminin benimsediği gerçekleri tersyüz ederek; çarpıtma, aşağılama, genelleme, düşmanlık, abartma, saptırma gibi önyargı öğelerini gazeteye taşıyordu. Hrant Dink Vakfı ve Sosyal Değişim Derneği tarafından yapılan iki araştırma, Kürt kimliğinin Türkiye’de  en ciddi nefrete maruz kalan bileşenlerden birisi olduğunu ortaya koyuyor.

Oylamaya katılan 1250 kişinin yüzde 38’inin oyunu alan Yeni Şafak Gazetesi’ni, bir medya kuruluşu olarak biz de, iktidarlara değil ama etik değerlere bağlılığa ve toplumsal barışı güçlendirici tavır almaya davet ediyoruz. Aksi takdirde, “katilin kim” olduğu, olacağı sorusu sorumsuz medyaya da kolaylıkla yöneltilebilir.

Murat Köylü

 

http://www.durde.org/2011/09/agustos-ayi-irkcisi-yeni-safak-gazetesi/agustos-ayi-irkcisi/

http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=18.08.2011&i=336201

Fenerbahçe taraftarı Kaldırım Tribününde

0

PFDK tarafından ilk 2 iç saha maçını seyircisiz oynama cezasına çarptırılan Fenerbahçe değişik bir yöntemle gelir elde edecek.

Fenerbahçe lig öncesi  Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda Ukrayna temsilcisi Shaktar Donetsk bir dostluk maçı yapmış ancak taraftarlanın Aziz Yıldırım’ın tutuklanmasını bahane ederek sahayı işgal etmesi üzerine karşılaşma yarıda kalmıştı. Olaylar sırasında basın mensupları stadda bir süre mahsur kalmış TSYD protesto mahiyetinde bir süreliğine Fenerbahçe maçlarını takip etmeme kararı almıştı.

İlk 2 maçında seyirci; dolayısı ile bilet gelirinden mahrum kalacak Fenerbahçe yönetimi de ilginç bir yöntem uygulama kararı aldı. Yönetim bastıracağı 100 bin adet bileti 10 ve 20’şer tl bedelle satacak. Biletlerin üzerinde “Kaldırım Tribünü” ve “İstasyon Tribünü” ibareleri bulunacak. Yönetim ayrıca biletler üzerine yazacağı bir ibare ile ilgili biletlerin hatıra olarak saklanmasını da temin etme uğraşısı içince.

Fenerbahçe Spor Kulübü Futbol Şubesi hakkında yürütülen şike davası ise henüz sonuçlanmış değil. Son olarak Şampiyonlar Ligine alınmamasına ilişkin kararara itiraz eden kulüp CAS’a başvurmuştu. TFF’ye ilettikleri “Madem ki Şampiyonlar Liginde yokuz o zaman bizi küme düşürün” talebi ise böyle bir talebin şifahen değil yazılı olarak yapılması gerekir yanıtı ile reddedilmişti.

(Yeşil Gazete)

Mersin’e güneş enerjisi santrali hazırlığı

Mersin‘in merkez Toroslar Belediyesince, kentte ”Türkiye’nin ilk güneş enerjisi santrali”ni kurmak isteyen bir firmaya 60 dönümlük arazinin 10 yıllığına kiralandığı bildirildi.

Belediyeden yapılan yazılı açıklamaya göre, Eylül ayı olağan meclis toplantısı belediye binasında gerçekleştirildi. Toplantıda önerge olarak gündeme alınan ve Korukent Mahallesi’nde mülkiyeti Toroslar Belediyesi’ne ait 60 dönümlük alanın, güneş enerjisi santrali yapılmak üzere 10 yıllığına özel bir şirkete kiralanması oy çokluğuyla kabul edildi. Belediye Başkanı Hamit Tuna yaptığı açıklamada, TÜBİTAK destekli yapılacak olan santralinin ilçede kurulmasına destek veren meclis üyelerine teşekkür etti.Firmanın proje için 15 milyon dolarlık yatırım yapacağını ifade eden Tuna, şunları kaydetti: ”İlçemize yaklaşık 10 megawat gücünde güneş enerjisinden elektrik üreten bir sistem kurulacak. Toroslar Belediyesi olarak hem vizyonumuzu hem de yenilenebilir enerjinin ne kadar önemli bir sektör olduğunu ortaya koyabilmek adına bu projenin ilçemizde bulunmasını istiyoruz. Mersin yılın her mevsiminde güneş alan bir şehir. Bu güzel şehrimizde mutlak suretle güneş enerjisinden elektrik üretme sistemi projesinin bölgede yapılmasını temin etmek amacıyla Korukent Mahallemizde boş bulunan bu alanımızı girişimci firmaya 10 yıllığına kiraladık. Daha önce İsrail ve ABD’nin güneş alan bölgelerinde uygulanan bu sistemin Türkiye’de ilk kez Toroslar’da uygulanacak olması bizi sevindiriyor.” (Ajanslar)

Bedelli askerlikte kafalar karışık

Bedelli konusunda ilgili taraflar arasında uzlaşmaya varıldığı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresine ‘çalışmalarda son aşamaya gelindiği’ni söylediği öğrenildi. Radikal gazetesinin haberine göre, çıkarılacak bedelli askerlikte alt yaş sınırı 35 olacak.

Yeni askerlik sistemi üzerinde çalışan hükümet bedelli askerliği gündemine aldı. Konu üzerinde Milli Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’nın çalışma yürüttüğü ve uygulamaya ilişkin uzlaşmaya vardığı öğrenildi.

Bununla birlikte, bugün açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bedelli askerlikle ilgili henüz somut bir projenin olmadığını söyledi.

(Yeşil Gazete)

Çevreciler meclisi bastı!

Tekirdağ‘ın Çorlu İlçesi‘nde bir grup çevreci, Karatepe mevkiine yapılması planlanan atık tesisini protesto etmek için Çorlu Belediyesi‘nin Meclis Toplantısı’na girdi. Pankart açan çevrecilere zabıta ekipleri müdahale etti.

Çorlu Belediyesi Eylül ayı meclis toplantısı Belediye Başkanı Ünal Baysan başkanlığında yapıldı. Toplantının başlamasının hemen ardından ‘Çorlu Ergene İnisiyatifi‘ grubunun üyesi 10 kişi, sloganlar atarak ellerinde ‘Kemerburgaz kovdu Çorlu da Kovacak’,  ‘Çorlu’da tatı atık tesisi istemiyoruz’ yazan pankartlar açtı. Bu sırada grubun pankart açtığını gören zabıta ekipleri, gruba müdahale etti. Kısa süreli yaşanan arbedenin ardından Belediye Başkanı Ünal Baysan, zabıta ekiplerini uyardı ve grubu meclis salonuna aldı.

Karatepe Entegre Atık Bertaraf ve Enerji Üretim Tesisi ile ilgili komisyon raporunun da görüşüldüğü toplantıda, Çorlu Belediye Meclisi bünyesinde oluşturulan Karatepe Entegre Atık Bertaraf ve Enerji Üretim Tesisi ile ilgili komisyon raporu Belediye Meclis Üyesi Ömer Cebe tarafından okundu. Namık Kemal Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Çevre Mühendisliği, Ziraat Mühendisleri Odası, Çevre Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, TEMA Vakfı ve Çorlu Çevre Gönüllüleri Derneği’nin görüşleri açıklandı. Komisyon, söz konusu tesisin imar planının değerlendirilmesi hususunun, imar komisyonuna havale edilmesi yönünde görüşünü belirtti. Katı Atık Bertaraf ve Enerji Üretim Tesisini kurmayı planlayan firmanın lisansında eksiklikler bulunması, yapılacak tesisin yerleşim alanına 400 metre uzaklıkta olması ve Çorlu’dan çıkan katı atık miktarından daha yüksek kapasitede çalışacak olması nedeniyle İmar Komisyonu tarafından değerlendirilmesi, Belediye Meclisi’nce kabul edildi. Belediye meclisinde diğer gündem maddeleri de oy birliği kabul edildi. Meclis daha sonra olaysız dağıldı. (Ajanslar)

Emrah Gezer Davası’nda karar çıktı: Polise tahrik indirimi

Emrah Gezer'in babası Cemal GezerAnkara 9. Ağır Ceza Mahkemesi Emrah Gezer Davası’nda ilk kararı verdi. Cinayetle yargılanan Serkan Akbulut indirimden yararlandı. 19 yıl ceza Gezer Ailesi’ni sivil toplum örgütlerini tatmin etmedi. Aile kararı temyize götürecek.

27 Aralık 2009 tarihinde Ankara’da Emrah Gezer’in öldürülmesiyle başlayan yargı sürecinde ilk karar çıktı. “Kürtçe şarkı cinayeti” adıyla bilinen olay, Emrah Gezer ve arkadaşlarının, gittikleri barda Kürtçe “Agir Ketye Dilemin” (Yüreğime Ateş Düştü) türküsünü söyledikleri için üç kişilik bir grubun (Serkan Akbulut, Levent Akbulut ve Sinem Uludağ) sözlü tacizine uğramasıyla başladı. Barın dışına taşan tartışmada Serkan Akbulut 15 el ateş etti. Akbulut’un ateşlediği kurşunların vücuduna isabet etmesi sonucunda Emrah Gezer yaşamını yitirdi.

2 Şubat 2010’da başlayan dava sürecinde ilk karar bugün çıktı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararla, polis memuru Serkan Akbulut 19 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemede yargılanan diğer sanıklardan, cinayete azmettirme suçuyla yargılanan Sinem Uludağ ve hakaret ve fiili saldırı suçlarından yargılanan Ramazan Gezer adli para cezasına çarptırıldılar.

Mahkeme çıkışında Gezer Ailesi, avukatlar ve davayı takip eden örgütler açıklamalarda bulundu. Gezer Ailesi’nin avukatı Selçuk Kozağaçlı, kararın kabul edilemeyeceğini, 15 el atış sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanmaların mahkemece indirimlere tabi tutulduğunu belirtti. Kararı temyiz edeceklerini belirten Kozağaçlı, açıklamalarına şöyle devam eti: “Bizler bu yargılamanın başından beri, eğer bu dosyada bir tahrik indirimi, bir iyi hal indirimi, hukuksal veya vicdani bir indirim yapılırsa bunun tek anlamının Kürtçe şarkı söylemenin insanları tahrik ettiğini kabul etmek olacağını söyledik. Bugün mahkemenin verdiği kararla zımnen bize söylediği şudur: Eğer Kürtçe şarkı söylerseniz etrafınızdaki insanlar bundan rahatsız olur, tahrik olur ve size ateş ederlerse indirim alırlar.”

Davayı takip eden örgütlerden İnsan Hakları Derneği’nin Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Türkiye’de yargısız infazlarda son yıllarda artış olduğunu ve Yargıtay’ın bu tip olayların önüne geçmek için indirimleri mutlaka ortadan kaldırması gerektiğini söyledi. Türkdoğan, İnsan Hakları Derneği olarak sürecin takipçisi olacaklarını ekledi.

Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar ise, mahkemenin polise ceza verememesini şöyle açıkladı: “Bugün sadece bir yargısız infazın hoşgörülmesiyle değil, bir nefret söyleminin, nefret suçunun hoşgörülmesiyle karşı karşıyayız. Bu suç, kamu güvenliğini sağlamakla görevli kişi tarafından işlendiği halde hoşgörüyle karşılanıyor.” Aktar, Emrah Gezer’in örneklerden yalnızca biri olduğunu, makul yurttaş tanımının dışındaki her kimlikten insanın farklılaştırıldığını ve ötekileştirildiğini aktardı.

Davayı takip eden Ankara Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Erol Aras, mahkemenin kardeş kavgasına yol veren bir karar verdiğini belirtti ve cezada uygun görülen indirimin insanları bu yönde davranışlara teşvik edebileceğinin altını çizdi. Aras sözlerini şöyle noktaladı: ”Yargıtayın bu yanlış kararı düzelteceğini tahmin ediyorum. Buradaki indirimin hukuki veya insani hiçbir temel dayanağı olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.”

Emrah Gezer’in babası Cemal Gezer ise karardan ötürü üzüntülüydü. Tek beklentisinin polisin indirimden faydalanmadan ceza alması olduğunu belirten Cemal Gezer, Türkiye’deki teamüllerden ötürü mahkememelerin polise ceza veremediğini söyledi. 2007’den 2010 sonuna kadar 104 genç polis kurşunuyla can verdiğine dikkat çeken Baba Gezer, hayatından olan kişilerin çoğunun suçsuz olduğunu belirtti ve şöyle konuştu: “Yahu durmayan insanın iki tane de bacağı vardır. Bacağına sıksana, benim oğlumun kalbine sıkacağına.”

“İçişleri Bakanlığı’nı, Emniyet Genel Müdürlüğü’nü, Polis Akademileri’ni, Polis Kolejleri’nin bütün yetkililerine dava açacağım. Bu gencecik 15-16 yaşında okula kaydolan polis okuldan niçin ırkçı ve kafatasçı olarak çıkıyor? Onları anaları babaları ırkçı kafatasçı yapmadı. Ben polise bakıyorum, hepsi gencecik ama ‘günaydın’ bile diyemiyorsun. Öyle bir zalim bir eğitim alıyorlar ki halkla konuşmuyorlar. Hele bilhassa Kürt’le konuşmuyorlar. Kürt ötekidir, düşmandır. Benim oğlum bir tek şarkı okudu, televizyonlarda yayınlanan tek bir şarkı. Üç dakika süren bir şarkı için pusu kuruyor. ‘Senin Kürtçe şarkına ben tahammül edemem’ diyor, ‘Kürtçe şarkıya tahammül edemediğim için ben bunu yaptım’ diyor mahkeme başkanına. Oğlumu kollamakla korumakla görevli polis, öteki dilde şarkı söylediği için pusu kurup 15 el ateş açıyor, kalleşçe kalbinden vuruyor. Mahkeme şevki kırılır diye polise ceza vermiyor. Polise nasıl ikramiye veriliyorsa, askerlikten muaf tutuluyorsa, ceza da verilmeli. Ama bir polis bir katliam yapıyor, diğeri gelip kanıtları yok ediyor. Bu ülkenin bunları aşması lazım. Acımız büyüktür.”

Davayı takip eden ve dava sonrasındaki basın açıklamasına katılan Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi, Çağdaş Hukuçular Derneği, Baransav (Uluslararası Baran Tursun Vakfı), Ankara ve Diyarbakır Baroları gibi örgütler, davanın takipçisi olmaya devam edeceklerini ve temyiz aşamalarını izleyeceklerini belirttiler.

Haber: Doğu Eroğlu

Fotoğraflar: G. Dora Göksal

(Yeşil Gazete)

Yılda 12 milyon yeni kanser vakası

İngiltere’de kanserle ilgili araştırmalar yürüten bir vakıf, son on yılda dünya çapında kanser vakalarının sayısının yüzde 20 oranında arttığını açıkladı.

Dünya Kanser Araştırmaları Fonu’nun yaptığı araştırmada, her yıl 12 milyon yeni kanser tanısı konulduğu belirtiliyor. Bu sayı, ortaya çıkan yeni HIV/AIDS vakalarının dört katından da fazla.

Dünya Kanser Araştırmaları Fonu, kötü beslenme ve hareketsiz hayat sürdürmekle bağlantılı 2,8 milyon kanser vakasının, aslında önlenebileceğini vurguluyor.

Hem gelişmekte, hem de gelişmiş olan ülkeleri kapsayan araştırmada kanser vakalarıyla alkol kullanımı ve obezite arasında ilişki kuruluyor.

Fon raporunda, bu ayın sonlarında New York’ta yapılacak olan BM Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Zirvesi’nin, hükümetlere yaşam tarzıyla bağlantılı hastalıklarda gözlenen büyük artışı durdurabilmeleri için, çok ender bir fırsat sunacağı kaydedildi. Söz konusu zirvede, kalp ve akciğer hastalıklarıyla, şeker hastalığı da gündeme gelecek.

Dünya Kanser Araştırmaları Fonu sözcüsü, yaşam tarzlarında değişikliğe gidilmesi için yürütülecek kampanyaların, uzun süreli tedavilerin maliyetiyle kıyaslanamayacak kadar düşük olduğunu vurguladı. New York zirvesi öncesinde yoğun lobi çalışmaları yürütülüyor.

BM, sağlık konusunda ikinci kez bu denli yüksek düzeyde bir toplantı düzenliyor. Bundan önceki zirve, on yıl önce yapılan HIV/AIDS zirvesiydi ve toplantı ardından AIDS, verem ve sıtmayla savaşım programlarına milyarlarca dolar fon aktarılmasının yolunu açmıştı. (BBC)