Ana Sayfa Blog Sayfa 5068

Görevleri iletişimi dinlemek…

Telefonların dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi hususunda Başbakanlık tarafından yeni bir daire kuruldu. Adı “Bilgi Sistemleri Daire Başkanlığı” olan birimin görevleri arasında “Kaydedilen ses, faks, veri ve internet dâhil her türlü iletişim bilgilerinin ilgili kurumların taleplerine göre çözümlenmiş ya da ham olarak ortak formatta ulaştırılmasını ve sistemin 24 saat esasına göre çalışmasını sağlamak” maddesi de yer alıyor.

Başbakanlık’ın “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”i Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bir önceki yönetmelikte yer almayan “Bilgi Sistemleri Daire Başkanlığı” adında ki birim bu Yönetmelik ile uygulamaya geçirildi.

Yönetmelik ile Teknik İşletme Daire Başkanlığı’nın görevlerinde de değişikliğe gidildi. Yönetmelik’te yer alan bazı maddeler aynı kalmak üzere, Daire’nin görevleri arasına bazı yeni maddeler de eklendi. Buna göre, Daire’nin görevleri arasında ilgili kanunlar çerçevesindeki taleplerin Yönetmeliğe uygun şekilde yerine getirilmesini sağlamak; Başkanlığın faaliyetleri için gerekli alt yapıyı kurmak, kurdurmak, geliştirmek, işletmek, bakım ve onarımlarını yapmak veya yaptırmak, bu alandaki teknolojik gelişmeleri takip etmek ve Başkana görüş bildirmek de yer alıyor.

Ayrıca, ilgili kurumlarca sisteme kesintisiz, hızlı ve gerçek zamanlı erişim için talep edilecek miktar ve kapasitede, ihtiyaç duyulan noktalar arasında güvenli iletişim alt yapısını kurmak veya kurdurmak; ilgili kurumlara ait kayıtları, Başkanlık ve ilgili kurumların sistem üzerinde gerçekleştirdikleri her türlü faaliyete ait bilgisayar kayıt ve bilgilerini kompartımantasyon ilkeleri çerçevesinde muhafaza etmek, oluşturulacak yetki seviyeleri doğrultusunda ilgili kurumlara göndermek veya erişimlerine açmak; kurulan ve işletilen sistemlerin güvenliğini sağlamak da Daire’nin görevleri arasında. Daire bunlarla birlikte Başkanlık için kurulacak ayrı ve özel bir ağ üzerinden bilgi akışının düzenli ve güvenli bir şekilde yapılmasını ve ilgili kurumlarca Başkanlığa yapılacak bağlantıların güvenliğini sağlamak için de görevlendirildi.

Daha önce Teknik İşletme Daire Başkanlığı’nda bulunan 24 saat çalışma görevi yeni kurulan Bilgi Sistemleri Daire Başkanlığı’na devredildi. Daire’nin görevleri arasında Başkanlığın faaliyetleri için gerekli sistemleri oluşturmak, yazılımları geliştirmek, işletmek, bakım ve onarımlarını yapmak veya yaptırmak, bu alandaki teknolojik gelişmeleri takip etmek ve Başkana görüş bildirmek; Aynı iletişim hakkında birden fazla ilgili kurum tarafından hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararı alınması ya da yazılı emir verilmesi halinde, taleplerin aynı anda karşılanarak söz konusu iletişim bilgilerinin ilgili kurumların her birine gerçek zamanlı olarak iletilmesini sağlamak gibi maddeler yer alıyor.

Ayrıca Daire; kaydedilen ses, faks, veri ve internet dâhil her türlü iletişim bilgilerinin ilgili kurumların taleplerine göre çözümlenmiş ya da ham olarak ortak formatta ulaştırılmasını ve sistemin 24 saat esasına göre çalışmasını sağlamak için de görevlendirildi. Daire; yapılan kayıtları, iletişimin içeriği ve içeriğin dışında kalan iletişime ait bilgilerle birlikte tedbir devam ettiği sürece dinlemeleri saklayacak. İlgili kurumlar tarafından alınan kayıtların çözümünde kriptolu haberleşmeye rastlanılması halinde, ilgili kurumun talebi üzerine kripto çözüm mekanizmasının sisteme dâhil edilmesini de sağlayacak olan Daire, kaydedilen verilerin güvenliğini sağlamakla da sorumlu tutulacak.

“Santrale direnen halka devlet terörü uygulandı”

DİSK‘e bağlı Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikası, Gerze‘de termik santral kurmak isteyen şirketin hukuku ve mahkeme kararlarını hiçe sayan girişimlerinin, halkın direnişine rağmen sürdüğünü söyleyerek, direnen halka karşı şiddet uygulandığını, atılan sis, gaz bombaları nedeniyle de bir orman yangını çıktığını belirtti.

Genel-İş’ten yapılan açıklamada, Sinop/Gerze, Bartın ve Amasra gibi Batı Karadeniz’in doğal varlıkları ve güzellikleriyle öne çıkan kentlerinde halkın muhalefetine rağmen termik santral yapımı için çalışmaların sürdürüldüğü belirtildi.

Termik santral yapımı konusunda son dönemde Sinop/Gerze’nin öne çıkan bir ilçe olduğunu kaydeden Genel-İş, “Gerze’de kurulmak istenen termik santrale karşı hem yerel çevre örgütleri hem de yerel halk etkili bir mücadele yürütüyorlar. Bu konudaki mücadele, içinde Gerze Belediye yönetimi de olmak Üzere geniş toplum kesimlerini bir araya getirmiş durumda. Mücadele hem bir halk direnişi hem de hukuk mücadelesi olarak kararlılıkla sürdürülmektedir. Gerze’de termik santral kurmak isteyen şirketin hukuku ve mahkeme kararlarını hiçe sayan girişimleri, halkın direnişine ve muhalefetine rağmen arkasına devlet terörünü de alarak sürmektedir” dedi.

“Güvenlik güçlerinin bombaları orman yangını çıkardı”

Gerze halkının bu şirketin haksız ve hukuksuz girişimleri karşısında 8 Ağustostan beri santral kurulmak istenen bölgede çadırlarda nöbet tuttuğunu kaydeden Genel-İş şu iddialarda bulundu:

“Gerzelilerin haftalardır süren bu nöbeti 5 Eylül Pazartesi günü bir kez daha polis ve jandarma terörü ile yüz yüze kaldı. Gerzelilere, üç otobüs jandarma, polis ve panzerlerle müdahale edildi. Saldırıda kullanılan biber gazı ve sis bombalarından yaralananlar oldu, atılan gazlardan ormanda yangın çıktı.

Uygulanan şiddete rağmen şirketin yapmak istediği sondaj çalışmalarına engel olundu.
Gerze’de halk kendi doğal yaşam alanlarının talan edilmesine, bu alanlarda eko sistemi tahrip edecek santrale karşı meşru ve haklı bir mücadele yürütmektedir. Ortaya konulan irade çevreye ve doğaya sahip çıkan halkın iradesidir.

Sendikamız, halkın bu iradesine saygı gösterilmesini, termik santral yapımından vazgeçilmesini ve yaşama alanlarına sahip çıkmak için meşru müdafaa içinde olan halka şiddet uygulamaktan vazgeçilmesini talep etmektedir.” (Ajanslar)

Hotmail çöktü

Yaklaşık iki saat önce çöken hotmail ile ilgili bir açıklama henüz yapılmasa da ‘downrightnow‘ internet servis görüntüleme sitesinde de bir sorun olduğu görülüyor. Resmi Twitter sayfasında Hotmail dışında Skydrive servisinin de hizmet veremediği açıklandı.

Sabah saatlerinde Hotmail üzerinden e-postalarına ulaşmak isteyenler tatsız bir süprizle karşılaştı. www.hotmail.com, mail.live.com ya da msn.com üzerinden hotmail sekmesi tıklandığında e-postaların bulunduğu sayfalar yerine hata veren bir sayfa çıktı.

BTnet’in haberine göre, downrightnow.com adresinde yapılan ölçümlemelerde de Hotmail’in hizmet veremediği görüldü. Ayrıca Twitter üzerinden de kullanıcılar siteye erişemediklerini bildirdi.

Hotmail resmi Twitter sayfasında yayınladığı mesajda “Hotmail, SkyDrive ve diğer servislere ulaşılamadığının farkındayız. Hızla sorunu çözmek için çalışıyoruz” dedi.

Artık Hotmail’e erişim sağlanabiliyor ancak yaklaşık dört saat süren kesintinin sebebi henüz açıklanmadı.

Maccabi’nin 6 futbolcusu gelemiyor

BeşiktaşMaccabi Tel Aviv maçında İsrail takımının 6 futbolcusu yer alamayacak.

Türkiye, 15 Eylül Perşembe günü İstanbul’da oynanacak Beşiktaş-Maccabi Tel Aviv maçı için güvenlik garantisi verdi. Ancak İsrail Savunma Bakanlığı, takımdaki asker futbolcuların güvenlik gerekçesiyle İstanbul’a gönderilmeyeceğini açıkladı.

Haaretz Gazetesi’nin haberine göre, İsrail Savunma Bakanlığı, Maccabi Tel Aviv takımında oynayan ve halen askerlik görevini yapan oyuncuların İstanbul’a gönderilmeyeceğini duyurdu.

Gazete asker olan Omer Vered ve Roi Kahat’ın İstanbul’da maçta yer almayacağını yazdı. Haberde askerlik görevini yürüten Dor Micha, Moshe Lugasi, Uri Cohen ve kaleci Yossi Ginzburg’un de izin almasının beklenmediği belirtildi.

PKK dört işçiyi daha kaçırdı

Siirt‘teki şantiyeden dört işçi kaçırılarak dağlık alana götürüldü, PKK‘nin kaçırdığı kişi sayısı 17’ye yükseldi.

PKK’liler, Siirt’teki baraj şantiyesinde bulunan iş makinelerini yaktıktan sonra dört işçiyi kaçırdı. Olayın ardından operasyon başlatıldı.

Siirt’e 20 kilometre mesafedeki Şirvan ilçesi yolu üzerindeki Tavan mevkiinde bulunan özel bir şirkete ait baraj şantiyesi dün (10 Eylül) akşam saat 20:30 sıralarında PKK’li bir gurup tarafından basıldı.

Şantiyede bulunan yaklaşık 60 işçi bir araya toplandı ve cep telefonları alındı, kimlik kontrolü yapıldı. Uzun süren propaganda konuşmalarının ardından 10 adet iş makinesi ve araçları yakıldı. Daha sonra sekiz işçiyi yanlarına alan PKK’liler dağlık alana kaçtı. Yürümekte zorlanan dört işçi yolda serbest bırakıldı.

Kaçırılan dört işçinin kimlikleri henüz açıklanmadı. PKK’nin Temmuz ayından itibaren kaçırdığı, üç asker, bir sağlık teknisyeni, bir kaymakam adayı, üç işçi ve bir şoför, sonrasında kaçırılan dört korucuyla birlikte sayı 13 olmuştu. Dört şantiye işçisinin de kaçırılmasıyla bu sayı 17’ye yükseldi.

Daha önce kaçırılan dokuz kişiyle ilgili İnsan Hakları Derneği (İHD) Siirt Şube Başkanı Hasan Ceylan, 6 Eylül’de açıklama yaparak PKK’nin kaçırdıklarını serbest bırakması için ikinci bir heyet oluşturacaklarını açıkladı.

İlk heyet, 9 Ağustos’ta kaçırılan iki asker ve bir sağlık teknisyenin serbest bırakılması amacıyla Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İHD, Barış Meclisi ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve sanatçı Ferhat Tunç tarafından oluşturulmuştu. Kaçırılanların serbest bırakılması için yapılan çağrılara resmi bir yanıt gelmedi. (Bia)

Gerzeliler Anadolu Grubu’nu boykota çağırıyor

Anadolu Grubu‘nun Gerze‘de yapacağı termik santralle ekolojik dengeyi bozacağını ve yaşam alanlarını tahrip edeceğini söyleyen bölge sakinleri, şirketin ürünlerine boykot çağrısı yaptı.

Bianet’ten Ayça Söylemez’in haberine göre, Sinop’un Gerze ilçesindeki Yaykıl köyünde yapılmak istenen termik santrali “Termik Varsa Boykot Var” diyerek protesto eden bölge sakinleri, projenin sahibi Anadolu Grubu’nu boykot etme çağrısı yaptı.

Santralin yapılmasının planlandığı alana dört haftadır çadır kurmuş olan köylüler, sonuncusu önceki gün (6 Eylül) olan sondaj denemelerine karşı da kamyon ve traktörleriyle barikat kurmuş durumda. İçinde SİT alanı bulunan, büyük çoğunluğu orman ve birinci sınıf tarım arazisi olan alana santral yaptırmamak için direnen köy sakinleri, şirketin ürünlerini boykot etme çağrısı yaparak destek istedi.

Önceki gün sondaj aletini alana sokmayan köylülere polis ve jandarma müdahale etti ve dört kişi ağır yarandı. Şirket, sondaj çalışmasını yapamadan aletlerini çekmek zorunda kaldı. Olayların ardından, Volkan Özcan “polise mukavemetten” tutuklandı.

Hukuki süreci bianet’e anlatan Yeşil Gerze Çevre Platformu Sözcüsü Şengül Şahin, “Santral inşaatının yapılabilmesi için gereken Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporunu bile alamadılar” demişti. Ayrıca, açılan davaların sonuçları beklenmeden şirketin harekete geçmesinin, “hukuka uygun olmadığını” söylemişti.

Köy Heyeti, Yeşil Gerze Çevre Platformu ve Gerze Belediye Başkanı Osman Belovacıklı’nın yanı sıra köylüler de hem polisin tavrına hem de santralin yapımına karşı suç duyurularında bulundu ve Danıştay’a başvurdu.

Belovacıklı, santralin olası tahribatını şöyle özetlemişti: “Santralin su çekmeyi öngördüğü deniz kıyısı, Orta Karadeniz bölgesindeki balıkların yumurtlama alanı. Buradan günde 460 bin metreküp su almayı planlıyorlar, ayrıca deniz suyunu da ısıtacaklar. Ekolojik dengeyi tamamen bozacaklar. Su yataklarına verdikleri zehirli gazlarla da içme suyumuzu zehirleyecekler. Bölge aynı zamanda SİT alanı, arkeolojik kazılar yapılıyor.”

* Anadolu Grubu, Kamil Yazıcı ve İzzet Özilhan tarafından 1950’li yıllarda kuruldu. 1969’da holding yapılanmasına geçen şirket, ana faaliyet sektörleri olan içecek, otomotiv, finans ve perakendenin yanı sıra; gıda, sağlık, enerji, elektronik, bilişim ve turizm sektörlerinde de yatırımları var. Markası Efes Pilsen‘in yanı sıra, Coca-Cola, Miller, Beck’s, Foster’s, Isuzu, D-Max, Kia, Lada, Geely, Lombardini, Faber-Castell, Hisense, Mc Donald’s‘ın satışını yapıyor.

Libya’da muhalifler tüm siyahları öldürüyor

0

Muhaliflerin saldırdığı Tavergalı siyahiler, kaçtıkları Trablus‘ta da öldürülmeye ve taciz edilmeye devam ediyor. Trablus’un muhalifler tarafından el geçirilmesi ile tüm Libyalı siyahlara dönük bir “etnik temizlik” harekatı başlamış durumda.

Taverga kentini haritadan sileceklerini söyleyen ve ele geçirdikleri şehirde etnik temizlik yapan muhalifler, binaları ateşe vermiş ve insanları kamyonlara yükleyip götürmüşlerdi. Söz konusu Tavergalılardan bir daha haber alınamamış, kaçmayı başaranlar da Kaddafi hükümeti tarafından El Hayşa’ya çekilmiş ya da Trablus’a gitmişlerdi.

Öncesinden beri ayrımcılığa uğrayan siyahiler, kendilerine haklarını veren Kaddafi’nin tarafını tutmuşlardı. Ancak şu an maruz kaldıkları işkencelerin sebebi bunun çok ötesinde. Tam bir ırkçılık sergileyen muhalifler, Misrata ve Taverga arasındaki yola “Köleleri, kara derilileri temizleme taburu” yazıları yazmışlardı. Tavergalıları bir daha Misrata’da çalıştırmayacaklarını ve yaşatmayacaklarını söyleyen NATO destekli muhalifler, onları gittikleri yerlerde de rahat bırakmıyorlar.

Trablus’ta adeta kaçak gibi yaşayan Tavergalılar, kamptan çıkmaya korkuyorlar. Tavergalı bir kadın yaşadıklarını “Ramazan ortasında (Ağustos ortası) silahlı muhalifler şehrimize girdiğinde ve onu kuşattığında, sadece çanta ve kıyafetlerimizi alarak kaçtık. Evlerimize ve eşyalarımıza ne olduğunu bilmiyorum. Şimdi burada bu kamptayım, oğlum hasta ve şehirdeki hastaneye gitmekten çok korkuyorum. Şimdi bize ne olacak hiç bilmiyorum” sözleriyle anlatıyor.

Trablus’a kaçan 10,000 Tavergalı’nın Uluslararası Kızıl Haç Komitesi’ne devredildiği söyleniyor ancak bu bilgi komite tarafından doğrulanmış değil. Bölgede toplu mezarlar olabileceğinden şüpheleniliyor.

Trablus’a kaçan siyahiler burada da işkence görmeye ve öldürülmeye devam ediyor. Muhalifler yakaladıkları insanları duvar önünde diz çöktürüp kırbaç ve sopalarla dövüyor, kontrol noktaları ve hastanelerde sorgusuz sualsiz tutukluyorlar. Tutuklananlardan ise bir daha haber alınamıyor.

28 Ağustos günü Trablus’ta 45 yaşındaki uçuş idare personeli, alış veriş yaparken amcasıyla birlikte tutuklanıp götürülmüş. 29 Ağustos günü Uluslararası Genel Af Örgütü delegeleri Trablus Merkez Hastanesi’nde üç kişinin bir Tavegalı’yı tutuklayıp götürdüklerine şahit olmuşlar. Daha önce aynı şekilde tutuklanan iki kişiden bir daha haber alınamadığı söyleniyor.

Taverga’daki mülteci kampları da güvenli değil. Geçtiğimiz ay muhalifler, girdikleri kamptan 14 kişiyi tutuklamışlardı ve tutuklananlardan bir daha haber alınamamıştı.

Sabha’dakiler ve Afrikalı Libyalılar da tehlike altındalar. Uluslararası Göçmen Örgütü, 1,200’den fazla Afrikalı göçmenin yaşadığı Sabha’da tahliye gerçekleşene kadar buradaki göçmenleri koruyacağını söyledi: “Elektrik ve yakacak olmadan, çok az su ve gıdayla yaşayan göçmenler ve şehir sakinlerinin durumu gittikçe zorlaşıyor.” (soL)

“Polisle Agos çalışanlarına yönelik eylem planladık”

Cumhuriyet Gazetesi‘ne saldırının sanıklarından Bedirhan Şinal, diğer sanıkları suçlamak için polisten talimat aldığını ileri sürdü. Şinal, Dink cinayetinden sonra yine polisle birlikte Agos çalışanlarına yönelik eylem planladıklarını ve bu amaçla keşif yaptıklarını da anlattı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 27’si tutuklu 108 sanıklı Birinci Ergenekon Davası’nın 195. duruşmasının görülmesine devam ediliyor. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki salonda yapılan duruşmaya, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ile Alparslan Arslan ve Osman Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 23 tutuklu sanık katıldı. Diğer tutuklu sanıklar Hayrettin Ertekin, Ergun Poyraz, Fikret Emek ve Hüseyin Görüm ise duruşmaya katılmadı.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese Cumhuriyet Gazetesi’ne molotofkokteyli atılması davasının tutuklu sanıklarından Bedirhan Şinal’in çapraz sorgusunun yapılacağını belirterek kürsüye çağırdı. Üye hakim Hüsnü Çalmuk, sanığın maddi durumunu sorguladı. Şinal, polislerin anneannesinin hesabına 150 bin TL yatırarak kendisine para gönderdiklerini ileri sürdü. Şinal, polislerin diğer sanıkları suçlamak için kendisine talimat verdiğini iddia etti.

Hakim Çalmuk, Şinal’in taktığı saatin altın olup olmadığını ve fiyatını da sordu. Şinal ise taktığı saatin 500-600 TL civarında olduğunu, sarı olduğu için altına benzediğini söyledi.

Sanık Bedirhan Şinal duruşmada ayrıca dün gazete arasına sıkıştırılmış bir mektupla tehdit edildiğini ileri sürdü. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in bu konudaki soruları üzerine Şinal, mektubu mahkemeye vermeyeceğini söyledi.

Üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu, Sedat Peker, Hüseyin Görüm, Seyhun Zaim, Bora Ballı, Boğaçhan Kağan Murathan’a iftira attığını itiraf eden Şinal’e bunun kanundaki yerini hatırlattı. Şinal, bu suça azmettirildiğini söyledi. Hakim Özese’nin avukatı bulunmadığını hatırlattığı Şinal, kendisine avukat isteyip istemediğinin sorulması üzerine Şinal, “Bana avukat istiyor musun diye sormadız ki” yanıtı verdi. Özese, savunması alınmadan önce yasal haklarının hatırlatıldığını söyleyerek, bunun kayıtlarda bulunduğunu belirtti. Sanık Şinal ise, “Bana iftira attırdılar. 40 yıl da yatarım. Ama bunu bana yaptıranlarıda burada yatırın. Ben bunları yaptığımda yaşım 16’ydı. Devlet bana sahip çıksaydı. Suçlu ben miyim? Allah büyüktür. Yatamadığımız yerde de asarız kendimizi” dedi.

Bedirhan Şinal, sorgulamasında, Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra polis ile birlikte Agos gazetesi çalışanlarına karşı eylem yapmayı planladıklarını ve bu amaçla keşif yaptıklarını da anlattı.

Sanık Şinal, Cumhuriyet Gazetesi saldırısında İlhan Selçuk’un öldürülmesi gibi bir hedefleri olmadığını, bunu amaçlasalardı, yapılmasının “çok kolay olduğunu” söyledi. (Ajanslar)

“Demokraside Kadın İzleri” atölye çalışması başlıyor

Uçan Süpürge, Edirne, Van, Bursa ve Samsun kent merkezlerinde Ekim ve Kasım ayları boyunca devam edecek ikişer günlük atölye çalışmaları başlatıyor. Hollanda Büyükelçiliği’nin Matra Projeleri kapsamında gerçekleştirilen ve Yasama Derneği (YASADER) ile TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) işbirliğinde yürütülecek olan “Demokraside Kadın İzleri” projesinde amaç, kadın yurttaşların sesini parlamentoya taşımak.

Proje duyuru ve çağrı metni şöyle :

Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecinde özellikle kadın örgütlerinin yaptıkları çalışmalarla birtakım kazanımlar elde ettiği, hemen her platforma başarı öyküsü olarak anlatılmakta. Kadın örgütleri; kurdukları platformlar, yaptıkları eğitimler ve alan çalışmalarıyla sürece doğrudan katılmayı başardılar ve STK’ların işlevi konusunda örnek oldular.

Parlamenter demokrasilerde STK’lar olarak yasa yapım sürecine katılma yollarını öğrenmemizin çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu aşamada taleplerimizi iletirken aslında vekalet verdiğimiz parlamenterleri yönlendirmek, yerelde yaşanan sorunlardan onları haberdar etmek ve çözüm alternatiflerini onlarla diyalog kurarak geliştirmek mümkün.

Kadın yurttaşlar olarak sesimizi parlamentoya taşımak amacıyla başlatılan bu projeye katılmak için başvuru formunu doldurup bize göndermeniz yeterli.”

Atölye Konuları:

* TBMM / STK’ların TBMM ile ilişkileri: Olanaklar, Yollar ve Fırsatlar
* Türkiye’de Kadın Hareketi, Türkiye’de Kadın Hakları ve Yasal Düzenlemeler
* Yerel/Bölgesel Öncelikleri ve İhtiyaçları Belirlemek
* TBMM’ye yönelik Çalışma Yöntemleri Atölyeleri

ATÖLYE İLLERİ VE TARİHLERİ:

1-2 Ekim Edirne (Çanakkale ve Tekirdağ’ın da katılımıyla)
Son Başvuru Tarihi: 20 Eylül 2011

22-23 Ekim – Van (Bitlis, Siirt ve Hakkari’nin de katılımıyla)
Son Başvuru Tarihi: 3 Ekim 2011

19-20 Kasım – Bursa (Balıkesir, Sakarya’nın da katılımıyla)
Son Başvuru Tarihi: 4 Kasım 2011

26-27 Kasım – Samsun (Zonguldak, Kastamonu, Sinop’un da katılımıyla)
Son Başvuru Tarihi: 14 Kasım 2011

Aşağıdaki adresten atölyelerle ilgili daha fazla bilgi alınarak ve başvuru koşulları öğrenilebilir.

http://www.ucansupurge.org/turkce/index.php

Büyükanne dövme yaptırdı: Bırakın öleyim

İngiltere’de 81 yaşındaki bir kadın, hastalanıp yaşam fonksiyonları durursa doktorların kendisini hayata döndürmesini engellemek için göğsüne ‘Hayata Döndürmeyin’ yazan bir dövme yaptırdı.

Norfolk’ta yaşayan Joy Tomkins, göğsündeki yazının görülmemesi ihtimaline karşı sırtına da ‘Lütfen arkasını çevirin’ anlamına gelen P.T.O kısaltmasıyla ok işareti yaptırdı.

Emekli bir sekreter olan Tomkins, ölümün eşiğine dek gelmişse, hayatının 20 yılını daha yatak yapıp bulaşık yıkayarak geçirmek istemediğini söylüyor.

30 yıl önce vasiyetini hazırlayan Tomkins, bu dövmenin kendisine kalp masajı yapmaya yeltenen birine yanlış anlama olasılığı bırakmayacağını düşünüyor.

“Dövme çok açık… fikrimi bilmemek gibi bir bahaneye yer yok” diyor.

Şeker hastalığına rağmen ciddi bir rahatsızlığı bulunmayan İngiliz büyükanne, dövmeyi yaptırma fikrini, tıklayın 2003 yılında benzer bir uygulamaya giden emekli bir hemşireden almış.

Tomkins için bu, kendisini ifade edemeyecek kadar hasta olduğu bir durumda tercihini sağlık çalışanlarına bildirmenin bir yolu.

“Beni bir yerde yatıp kalmış halde bulurlarsa ve konuşamıyorsam, (doktorların) bunu böyle kabul etmesini istiyorum” diyor.

Hayata döndürülmek istememesinin sağlık sisteminde tasarrufu da sağlayacağını vurguluyor.

Uzun değil, iyi yaşamak istiyor

Amacı uzun ama sağlıksız bir ömür geçirmek durumunda kalmamak.

“Kayınvalidem 106’sına kadar yaşadı ama hayatının son altı yılını hiç yaşamasaydı daha iyiydi. Çok perişan haldeydi” diyor.

Buna karşılık “Ben, evliliğim, çocuklarım, torunlarım ve pek çok arkadaşımla 80 güzel ve ilginç yıl yaşadım” diyen dul büyükanne, “Sabah uyandığıma seviniyorum, ama uyanmasam da gam yemem” diye konuşuyor.

Tomkins iki çocuğu ve altı torununun görüşlerini bildiğini, bu konuda kendisiyle tartışmaya girmeyeceklerini kaydediyor.

Bu bölgedeki hastalara hizmet veren East Anglia Tıp Fakültesi’nden Dr. Anna Smajdor, Tomkins’in çok net bir mesaj vermek istediğini ve bunun için her olasılığa karşı önlem aldığını anladığını söylüyor.

Ancak Smajdor, dövmenin bu isteğin gerçekleşmesini sağlama yolu olmadığı kanısında; çünkü dövme, hastanın sağlığını gözeten doktorlar açısından “yasal olarak bağlayıcı değil”.