Ana Sayfa Blog Sayfa 5035

Vekillikten bakan yardımcılığına

Bir önceki dönemin AKP milletvekilleri, bakan yardımcısı oldu. Kalkınma Bakanlığı Bakan Yardımcılığına Mehmet Ceylan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bakan Yardımcılığına Doç. Dr. Aşkın Asan ve Sağlık Bakanlığı Yardımcılığına da Agâh Kafkas atandı. Böylece, bakan yardımcılığı da bir çeşit milletvekilliğine dönüştürülmüş oldu.

Çevre ve Şehircilik, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kalkınma, Milli Eğitim, Orman ve Su İşleri ile Sağlık Bakanlıklarına ait atama kararları Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre Kalkınma Bakanlığı Bakan Yardımcılığına AKP’nin eski Çorum Milletvekili Mehmet Ceylan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bakan Yardımcılığına AKP eski Ankara Milletvekili Doç. Dr. Aşkın Asan ve Sağlık Bakanlığı Yardımcılığına AKP eski Karabük Agâh Kafkas atandı. Resmi Gazete’deki diğer atamalar ise şöyle:

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Abdulkadir Kaya, Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Dr. Aylin Çiftçi atandı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Hatay Bölge Müdürü Burhan Göksu ve Trabzon Bölge Müdürü Mülayim Çavuş ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müşaviri Nermin Demir başka bir göreve atanmak üzere görevlerinden alındı. Kalkınma Bakanlığı Müşavirliğinde Yılmaz Ekinci görevlendirilirken, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Kurulmasına Dair Anlaşma hükümleri gereği Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Denetleme Kurulu Üyeliğine Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Aynural atandı. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Kasım Künkül ise Orman ve Su İşleri Bakanlık Müşavirliğinde görevlendirildi.

Bakan yardımcıları eski AKP milletvekilleri

1958 yılında, Safranbolu doğan Mehmet Ceylan, Konya Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’nden (Selçuk Üniversitesi) mezun oldu. Bir süre Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nde Asistanlık ve Öğretim Görevliliği yapmasının ardından, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu’nu bitiren ve bu üniversitede araştırma görevlisi olarak görev yapan Ceylan, 1986 yılında, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığı’na Uzman Yardımcısı olarak çalıştı. ABD’nin Western Illinois Üniversitesi’nde Ekonomi alanında lisansüstü eğitiminin ardından DPT’de Planlama Uzmanlığına atanan Ceylan, 1999 yerel seçimlerinde Safranbolu Belediye Başkanı oldu. 22. ve 23. Dönem AKP Karabük Milletvekili olan Ceylan, Plan ve Bütçe Komisyonu, AB Uyum Komisyonu üyeliği ve Türkiye – AB Karma Parlamento Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu ve Türkiye – Suudi Arabistan Dostluk Grubu’na 8 yıl süreyle başkanlık yaptı.

Sağlık Bakanlığı Yardımcılığına atanan Agâh Kafkas ise 1956’da Çorum’da doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni bitiren Kafkas, ÖZ GIDA-İŞ Sendikası Genel Sekreter ve Genel Başkan Vekilliği yaptı. HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Mali Sekreterlik görevlerinde bulunan Kafkas, 22. dönemde AKP’den Çorum Milletvekili seçildi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bakan Yardımcılığına da Doç. Dr. Aşkın Asan ise 1965’te Trabzon’da doğdu. Riyad Eğitim Fakültesi İslami İlimler Bölümünü bitiren Asan, ABD Texas Tech Üniversitesi’nde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri alanında yüksek lisans, 19 Mayıs Üniversitesi’nde doktora yaptı. Sultan Qaboos Üniversitesi Öğretim Teknolojileri Bölümünde Dekan Yardımcılığı ve Bölüm Başkan Yardımcılığı görevlerini yürüten Asan 23. Dönem AKP Ankara Milletvekili.

(Ajanslar)

Messi Barcelona tarihine geçmek üzere

0

Barcelona‘nın Arjantinli golcüsü Lionel Messi, 3 gol daha atması halinde kulüp tarihinin en çok gol atan ikinci futbolcusu olacak.

Barcelona’nın ligde hafta sonunda Atletico Madrid‘i 5-0 yendiği maçta 3 gole imza atan Arjantinli yıldız, Barcelona’da lig ve kupa maçlarında attığı gol sayısını 192’ye çıkardı.

Barcelona tarihinde en çok gol atan 3. futbolcu durumunda bulunan Messi, sıralamada 194 golle 2. sırada yer alan Macar Ladislau Kubala‘yı geçmeye çok yaklaştı.

Kubala, Barcelona’da 1950-1962 yıllarında forma giymişti.

Ligde 5 maçta 8 golü bulunan Messi, bu performansını sürdürmesi halinde sezon sonunda Barcelona tarihinin en golcü futbolcusu İspanyol Cesar Rodriguez‘i de geçebilir.

192 gollü Messi’nin 1942-1955 yıllarında 235 gol atan Rodriguez’i geçmesi için 44 gole ihtiyacı var. Lionel Messi, geçen sezon lig ve kupalarda 55 maçta 53 gol atmıştı.

Çanakkale Boğazı’nda yeni bir kent bulundu

0

Çanakkale Boğazı‘nda Troya’dan 2 bin yıl önce MÖ 5000 civarlarında kurulmuş bir kayıp kent bulundu. Keşfedilen kayıp kent, yıllardır tartışılagelen Boğazlardaki su seviyesinin iniş ve çıkışlarıyla ilgili de ayrıntılı veri sağlayacak.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Troya Kazı Heyeti Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Rüstem Aslan, Çanakkale Boğazı’nda kayıp bir kent bulduklarını bildirdi. Doç. Dr. Aslan, gazetecilere yaptığı açıklamada, ÇOMÜ’de görevli arkeolog Fecri Polat ile Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ve desteğiyle bu yılki Bozköy ve çevresindeki yüzey araştırmalarının kıyı bölgesiyle ilgili bölümünü tamamladıklarını bildirdi.

Aslan, çanak ve çömlek kalıntılarının incelemesinin ardından söz konusu bölgedeki yerleşimin MÖ 5000’lere tarihlendiğini ortaya çıkardıklarına işaret ederek, “Bu, bize şimdiye kadar İstanbul ve Çanakkale boğazlarının hemen kıyısında bu döneme ait yerleşmelerin olmamasının deniz seviyesinin yüksekliğinden kaynaklandığını gösteriyor. Burada bulduğumuz höyük de yüzde 90 oranında denizin yükselmesi sonucunda tahrip olmuş. Yerleşmenin yaklaşık yüzde 5’i geriye kalmış” dedi.

“Enteresan olan şu, şimdiye kadar yapılan araştırmalarda Troya-1 olarak tanımladığımız yani MÖ 3000’li yıllardaki, günümüzden ise 5 bin yıl öncesine ait yerleşmelerin hemen hepsinin yüksek platolara kurulduğunu biliyoruz. Bunun nedeni konusunda bazı soru işaretleri vardı. Acaba su seviyesinin yükselmesi sonucu bu insanlar bilinçli bir şekilde mi yüksek platolara yerleştiler? Buradaki keşfimiz hem deniz seviyesinin yükselmesiyle ilgili bize ilginç buluntular veriyor hem de Troya-1 yerleşmelerinin neden yüksek yerde olduğunu kanıtlıyor. Buradaki analizler, araştırmalar, buluntular üzerindeki çalışmalarımız sürecek. Yüksek bir ihtimalle, MÖ 5000’li yıllarda burada deniz seviyesinde yükselme olmuş ve buradaki yerleşmeler su altında kalmış. Bundan sonraki 1000 ya da 1500 yıldaki yerleşmelerde de insanlar bilinçli bir şekilde kıyıdan yüksek yerlere doğru yerleşimlerini kurmuşlar.”

Türkiye’ye Vicdani Ret için Aralık’a kadar süre

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin askerlik yapmayı reddeden kişilerin “vicdani ret hakkı” için atacağı adımları belirlemesini istedi ve Ankara’ya bunun için Aralık ayına kadar süre verdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2006 yılında Osman Murat Ülke’nin konuyla ilgili yaptığı başvuruda Türkiye’yi mahkum etmiş ve 11 bin Euro tazminata hükmetmişti. Osman Murat Ülke, “felsefesine aykırı” olduğu gerekçesiyle askerlik yapmayı reddetmiş ve bu nedenle defalarca hapis cezasına çarptırılmasını AİHM’e taşımıştı.

AİHM vicdani ret düzenlemesi istemişti

AİHM, 2006’da verdiği kararda, askerlik yapmayı reddeden bir kişiye karşı insan onurunu küçük düşürücü muamelede bulunulduğunu, bunun da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesi tarafından güvence altına alınan “kötü muamele ve işkenceyi önleyen” maddesinin ihlal edilmesi anlamına geldiğini kaydetmişti.

Mahkeme, felsefi görüşlerinden ötürü askerlik yapmayı reddedenlerle ilgili olarak Türk Ceza yasalarının yetersiz olduğunu ve konunun sadece askeri kanunlarla çözümlendiğini kaydetti. Mahkeme, bu konuda yasal bir düzenleme yapılması gerektiğini belirtmişti.

Tarih sınırı

Türkiye’nin 1949’dan beri üyesi olduğu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, geçen hafta gerçekleştirdiği toplantıda, AİHM kararı doğrultusunda Türkiye’nin Aralık ayına kadar vicdani ret hakkı ile ilgili atacağı adımları belirlemesini istedi. Komite, iki yıl önce aldığı kararda,  Türk makamlarına bu yönde bir uygulama beklendiğini belirtmiş ve “daha fazla gecikmeyin” demişti. Osman Murat Ülke’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki haklarının ihlaline son vermek için gerekli önlemlerin alınmasını ve sözleşmenin benzer şekilde ihlalini önlemek üzere mevzuat değişikliklerini yapmasını talep etmişti. Komite son kararıyla bu kez Türkiye’ye bir tarih sınırı koymuş oldu.

(CnnTurk)

‘Egzoz dumanı kalp krizi riskini artırıyor’

Trafikte yoğun olarak solunan, araçlardan çıkan kirli gazın kalp krizi geçirme ihtimalini artırdığı tespit edildi.

British Medical Journal (İngiliz Tıp Dergisi) isimli bilimsel dergide yayımlanan makalede, yoğun miktarda egzoz dumanı solunmasından sonraki altı saatte kalp krizi geçirme riskinin arttığı belirtildi.

Araştırma sonuçları, kalp krizi riskinin altı saatlik sürenin ardından düştüğünü ortaya koydu.

İngiltere ve Galler’deki seksen bin kalp krizi vakasının hava kirliliği verileriyle birlikte analiz edildiği çalışma kapsamında iki değişken arasındaki bağlantı tespit edildi.

Araştırmayı finanse eden British Heart Foundation’dan (İngiliz Kalp Vakfı) Profesör Jeremy Pearson, geniş kapsamlı araştırmada ulaşılan bulguların egzoz dumanından olabildiğince uzak durulması gerektiğini gösterdiğini belirtti.

Hava kirliliğinin kan dolaşımına olumsuz etkisinin olduğunu ve bu sebeple kalp krizi riskini artırdığını söyleyen profesör Pearson, özellikle kalp hastalarının yoğun trafik bulunan ortamlardan kaçınmaları gerektiğinin altını çizdi.

Profesör Pearson sağlıksız beslenme ve sigara tüketimi gibi faktörlerin kalp krizi ihtimalini daha fazla artırmasına rağmen, araçlardan çıkan kirli gazın da bu yönde bir etkisi olduğunun ispatlanmış olduğunu belirtti.

Trabzon’da HES direnişi kazandı

Derebaşı mevkiinde HES şantiyesi yapımı için iş makinelerinin çalışmaya başlaması üzerine yaşanan ve 2’si asker 7 kişinin hafif yaralanması ile sonuçlanan olaylar sonrasında gözaltına alınan İsmet Sarı, Şerif Sivas, Murat Sarı, Güngör Özkul, Sezgin Bayram ve Sultan Sargın, Jandarmadaki sorgularının ardından sabah saatlerinde Çaykara Adliyesi’ne sevk edildi. Zanlıların savcılığa çıkarılması sırasında Adliyenin bulunduğu Çaykara Hükümet Konağı çevresinde, jandarma ve çevik kuvvet ekipleri yoğun güvenlik önlemi aldı. Adliye binasının kapısında 10 polis adeta etten duvar ördü, görevliler dışında hiç kimsenin içeriye girmesine izin verilmedi.

HES protestosuna katılan köylülerin adliye önüne gelerek protesto gösterisi yapacakları ihbarı üzerine Trabzon’dan da çok sayıda Çevik Kuvvet ve Terörle Mücadele ekibi ilçede görevlendirildi. Sabah saatlerinde savcılığa çıkarılan 6 kişinin ilk sorgularında, “Köyümüze yapılacak HES’in doğaya vereceği zararı önlemek için böyle bir girişimde bulunduk” dediği öğrenildi. Zanlıların mahkeme aşamasında avukat talebinde bulunduğu, bu nedenle duruşmanın akşam saatlerine kadar devam edeceği öğrenildi.

SOLAKLI VADİSİ’NDEKİ TEPKİDEN SONRA FİRMA GERİ ADIM ATTI

Bu arada santralin yapımını üstlenen firma, dün yaşanan olayların ardından iş makinelerini geri çekti. Gelişmeyi olumlu olarak değerlendiren Derelerin Kardeşliği Platformu (DEKAP) Dönem Sözcüsü Ömer Şan da, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Şan, Karaçam Beldesi Solaklı deresi üzerinde yapımı planlanan 11 megavat kurulu gücündeki Derebaşı Hidroelektrik Santrali projesi için yöre halkının Avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu aracılığıyla yürütmenin durdurulması talebi ile Trabzon İdare Mahkemesi’ne dava açtığını hatırlattı. Mahkemenin bilirkişi incelemesinin ardından karar açıklayacağını ifade eden Ömer Şan, yeni olaylara sebebiyet vermemek için firmanın geri adım atmasının olumlu olduğunu belirtti. Şan, şöyle konuştu:

“Solaklı Vadisi’nde dün yaşanan olaylar üzüntü vericidir. Mahkeme süreci devam ederken enerji şirketinin adeta yangından mal kaçırır gibi gece yarısı iş makinelerini vadiye götürmesi tansiyonu yükseltti. Firmaların bu tür aymazlıklarını daha önce de birçok vadide gördük. Ancak yöre halkı vadilerine sahip çıkmaya devam ediyor ve edecektir. Buradan yerel yöneticilere, mülki amirlere, bakanlık yetkililerine ve hükümete sesleniyoruz; Vadilerde yıkıma yol açan HES projeleri biran önce durdurulmalıdır. Bu projeler, akıl ve mantık süzgeci ile, bilimsel raporlar ve mahkeme kararları değerlendirilerek ele alınmalıdır. Aksi halde tüm projeler yargıdan dönecektir. Yöre halkı da bunlara izin vermeyecektir. Enerji şirketleri, görevi halkın huzur ve güvenliğini sağlamak olan kolluk kuvvetleri ile yöre halkını karşı karşıya getirmektedir. Buna bir son verilmelidir.”

KİP: SOLAKLI HALKININ DİRENCİ HEPİMİZİN DİRENCİDİR

Karadeniz İsyandadır Platformu (KİP) temsilcilerinden İsmail Akyıldız ise yaptığı yazılı açıklamada, Solaklı Vadisi halkının yanında olduklarını belirterek, şu görüşlere yer verdi:

“2 ay önce yaşam yolculuğumuzda bizleri misafir eden Solaklı Karaçam köylüleri, jandarmanın korumasında gelen HES şirketinin iş makinelerini bölgeye sokmamak için jandarma ile karşı karşıya gelmiş ve yaşanan arbede sonrası arkadaşlarımız gözaltına alınmıştır. Yaşam alanlarımızı savunmak bizlerin en doğal hakkıdır. Önümüzdeki sürecin bizleri şirketlere ve onların sözcüsü, koruyucusu kolluk kuvvetleri ile karşı karşıya getireceği açıktır.”

2’Sİ ASKER 7 KİŞİ YARALANDI, 6 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

Olaylar dün, yapımcı firmanın Derebaşı mevkiine gece gizlice iş makineli getirdiğinin duyulması üzerine başladı. Tepki gösteren çevre sakinleri, şantiyenin kurulacağı alan giderken jandarma ekiplerinin kurduğu barikatla karşılaşınca önce taraflar arasında tartışma çıktı. Tartışma büyüdü ve barikatı geçerek şantiye sahasına yürümek isteyen köylüler ile jandarma güçleri ve santralin yapımına destek veren bazı köy sakinleri arasında arbedeye dönüştü. Olaylar sırasında 2’si asker 7 kişi hafif yaralandı. Olayın ardından da 6 kişi gözaltına alındı.

(Demokrat Haber)

Nükleere karşı oturma eylemi

Mersin ve çevre ilçelerinden gelen yaklaşık 70 kişilik protestocu grubu, Büyükeceli beldesinde toplandı. Kalabalık, belediye binası önünden yürüyüş başlatarak, nükleer santralin yapılacağı yere geldi. Şantiye girişine gelen grup, şantiye yolunda oturma eylemi yaptı.

Mersin Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Sebahat Arslan, buradaki açıklamasında, nükleer endüstride olumsuzluklar yaşandığını belirterek, “Bunları görmezden gelen hükümetin, halkın nükleer enerji karşısında gösterdiği tepkilere de kulak tıkayarak, Akkuyu’da nükleer santral kurma inadını sürdürmesi endişe vericidir. Akkuyu Nükleer Santralinin bölgemizin tarımına ve turizmine darbe vurmak için yapılmak istendiği açıktır. Santralin yaşam alanlarımızı tahrip etmesine ve kirletmesine izin vermeyecek ve yapımını engelleyeceğiz” dedi.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ise hükümetin santral yapma kararının tamamen siyasi olduğunu ve ihale yapılmadan Rusya’ya verildiğini savundu. Daha sonra eylemciler olaysız şekilde dağıldı. Mitinge birçok sivil toplum kuruluşu da destek verdi.

Goya’nın bilinmeyen resmi bulundu

İspanyol ressam Goya‘nın daha önce bilinmeyen bir eseri, bir başyapıtının altında bulundu.

Francisco de Goya‘nın daha önce bilinmeyen bir eseri bulundu.

Tamamlanmamış çalışma, yeni bir röntgen teknolojisi sayesinde Goya’nın Amsterdam’daki Rijkmuseum‘da sergilenen ‘Don Ramon Satue’nun portresi‘ adlı eserinin altında keşfedildi.

Keşfedilen yeni çalışmanın bir Fransız generali, hatta Napolyon Bonaparte’ın kardeşi Joseph’in resmi olabileceğine inanılıyor.

Rijkmuseum yetkilileri, Goya’nın portrenin üzerini siyasi nedenlerle kapatmış olabileceğini söylüyor. Joseph Bonaparte, 1808-1813 yılları arasında İspanya Krallığı yapmıştı. Goya, Fransız krala hizmet etmiş ve daha sonra kendisinden intikam alınabileceğinden korkmuştu.

 

AYNI TEKNOLOJİ İLE VAN GOGH’UN RESMİ ORTAYA ÇIKARILMIŞTI

Goya affedilmesine karşın, 7.Ferdinan’ın baskı rejimi nedeniyle Fransa’ya sığınmış ve 1828’deki ölümüne dek bu ülkede yaşamıştı.

Aynı röntgen teknolojisiyle iki yıl önce de Van Gogh’un bir resmi keşfedilmişti. Van Gogh’un ‘Patch of Grass’, (çimen) adlı eserinin altında da bir köylü kadın resmi bulunmuştu.

Sarkozy’ye kızıl yeşil “şok”

0

Fransa’da dün parlamentonun üst kanadı Senato’da yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarihi bir yenilgi aldı. Resmi olmayan ilk sonuçlara göre, Senato’da çoğunluk 53 yıldır ilk kez sol muhalefetin eline geçti.

348 sandalyeden 175’ini kazanan Sosyalist Parti’nin başını çektiği sol blok, böylece salt çoğunluğu elde etti. Sarkozy’nin iktidardaki muhafazakar Halk Hareketi Birliği Partisi (UMP) ise 144 sandalyeye sahip oldu. Yeşiller ise 10 sandalye kazandı. Sonuçları değerlendiren UMP’li Senato Başkanı Gerard Larcher, “Muhalefetin baskısı beklediğimden daha güçlü ve gerçek.” ifadelerini kullandı.

Ana muhalefetteki sosyalistlerin cumhurbaşkanlığı seçiminde Sarkozy’nin karşısına çıkaracağı muhtemel en güçlü adayı olarak gösterilen François Holland da şu açıklamayı yaptı: “Nicolas Sarkozy için ciddi ve hatta kritik bir yenilgi. Senatodaki bu başarı sonrasında cumhurbaşkanlığı seçimlerini de kazanırsak asıl o zaman tarihi bir zafer olur.”

Senato seçimleri, yedi ay sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi son kritik sınav olarak görülüyordu. Bu yenilginin yolsuzluk iddiaları ve ekonomik krizin etkisiyle popülaritesi dibe vuran Sarkozy’nin elini daha da zayıflatacağı yorumları yapılıyor.

(Ajanslar)

Kadına hakaret görev oldu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, başkentteki Hopa eylemine katılan ve polis tarafından kalçası kırılan Halkevleri MYK Üyesi Dilşat Aktaş için Konya mitinginde “Polis panzerine tırmanan kız mıdır, kadın mıdır bilemem” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan hakkında yapılan suç duyurusuna takipsizlik kararı verdi.

Başsavcılık, Erdoğan hakkındaki suçlamanın “görevlerine ilişkin” olduğunu belirterek, bunu ancak Meclis’in soruşturabileceğine işaret etti. Aktaş’ın avukatı ise Erdoğan’ın sözlerinin göreviyle ilgili değil, “kişisel suç niteliğinde” olduğunu, bu nedenle fezleke hazırlanması gerektiğini kaydetti.

Kadına şiddetin arttığı ve çözüm arayışlarına girildiği bir dönemde, Ankara Başsavcılığı’ndan tartışmalı bir karar geldi. 31 Mayıs günü AKP Ankara İl Başanlığı önündeki Hopa eylemine katılan Dilşat Aktaş, kendisini 4 Haziran’daki Konya mitinginde “Kız mıdır, kadın mıdır bilemem” diye hedef alan Başbakan Erdoğan hakkında yapılan suç duyurusunda bulunmuştu. Başvuruyu inceleyen Cumhuriyet Başsavcıvekili Nuri Yiğit, Başbakan Erdoğan hakkında kamu adına soruşturma açılmasına yer olmadığına karar verdi. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı hakkında isnat edilen suçlamanın “görevi sırasında ve görevlerine ilişkin” bulunduğu belirtilen kararda, “Anayasanın 100. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün 107. maddelerine göre Başbakan ve bakanlar hakkındaki soruşturma yetkisinin TBMM’ye ait olduğu” kaydedildi. Kararda, Başsavcılığın bu sıfata sahip kişiler hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisinin bulunmadığı öne sürüldü.

Dilşat Aktaş ise takipsizlik kararına Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’nde itiraz etti. Cumhuriyet’e konuşan Aktaş’ın avukatı Sevinç Hocaoğulları, Erdoğan’ın söz konusu ifadeleri, 12 Haziran seçimleri için AKP tarafından düzenlenen Konya mitinginde, partisinin genel başkanı olarak yaptığı konuşma sırasında kullandığını anımsattı. Hocaoğulları, “Bu nedenle kendisine isnat edilen suç göreviyle ilgili değil kişisel bir suçtur” dedi.

Hocaoğulları, Başbakana yönelik kişisel suç niteliğindeki iddialarda yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin olarak düzenlenecek fezlekeye bağlı evrakın, TBMM Başkanlığı’na sunulmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan’ın hakaret suçunu binlerce insana hitap ettiği ulusal kanallar tarafından canlı yayınlanan partisinin mitingi sırasında alenen işlediğini dile getiren Hocaoğulları, şunları kaydetti:

“Bu koşullarda kişisel suç niteliğindeki bu fiili nedeniyle delillerin tam olarak toplanarak yasama dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle dosyanın TBMM’ye gönderilmesi gerekirken, isnat edilen suçlamaya ilişkin ‘başbakanın göreviyle ilgili’ nitelemesi yapılarak soruşturmaya yer olmadığına  karar verilmiştir. Hukuksal dayanağı olmayan bu karar ile Başbakan Erdoğan yasama dokunulmazlığı kalkanıyla korunarak hukuk devleti ilkesi ihlal edilmektedir.”

Avukat Hocaoğulları, toplumda “kız mıdır kadın mıdır” ibaresinin bir kadının namusunu ve ahlâkını sorgulatmak, aşağılamak için kullanıldığını belirterek, “Bir kadının bekaret durumuna ilişkin yürütülen bu tartışmanın halk dilindeki tek kullanım biçimi hakarettir. Başbakan, Dilşat Aktaş için kullandığı bu ifadeyle müvekkilime ve genel olarak kadınlara yönelik şiddeti haklı gösteren bir açıklama yapmış ve toplumda müvekkilin şiddet görmesinin haklı olduğuna yönelik bir inanç oluşturmaya çalışmış, bununla birlikte müvekkili ailesinin nezdinde namusunun sorgulandığı bir pozisyona sokmuş, böylelikle, alenen müvekkile hakaret etmiştir” dedi.

Öte yandan dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek, 2006 tarihli bir genelgesinde konuya açıklık getiriyor. Genelgede, görevde bulunan veya görevinden ayrılan Başbakan ve bakanlar hakkında “Bakanlar Kurulu’nun genel siyaseti veya Bakanlıkların görevleriyle ilgili olarak” yapılan şikâyet ve ihbarların ancak Meclis’in soruşturabileceği belirtiliyor. Ancak Başbakan ve bakanlar hakkındaki “kişisel suç niteliğindeki iddialarda ise” yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin fezleke düzenleneceği ve evrakın, TBMM’ye sunulmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderileceği bildiriliyor. Sincan Ağır Ceza Mahkemesi, Erdoğan’ın sözlerine “kişisel suç” derse, Başbakan hakkında fezleke hazırlanacak.

Mahkeme “görevle ilgili” derse, anayasanın 100. maddesine göre, Başbakan veya bakanlar hakkında, TBMM üye tamsayısının en az onda birinin (55 vekil) vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebiliyor. Bu durumda Meclis soruşturması için 55 millevekilinin önerge vermesi ve bunun Genel Kurul tarafından kabul edilmesi gerekiyor.

(Cumhuriyet)