Ana Sayfa Blog Sayfa 5029

Mecnun’un Leyla’sı kovuldu!

Leyla ile Mecnun‘ dizisinin setinde rol arkadaşı Ushan Çakır‘dan dayak yiyen Ezgi Asaroğlu diziden kovulduğunu doğruladı.

Ekranların fenomen dizisi ‘Leyla ile Mecnun’un setinde geçtiğimiz gün dayak skandalı yaşanmış, dizide ‘Arda’ karakterini canlandıran Ushan Çakır, ‘Leyla’ rolündeki Ezgi Asaroğlu’na şiddet uygulamıştı.

Medyatava’nın haberine göre,  Twitter’dan kovulduğunu açıklayan Asaroğlu, mesajı doğruladı.

Yaşanan kavganın ardından Ushan Çakır, yapım şirketi tarafından diziden gönderilmişti.

Ushan Çakır, bir basın açıklaması yaparak, darp ettiği Ezgi Asaroğlu’ndan özür diledi. İşte o açıklama:

Basında bugünlerde şahsım hakkında yeralan ve tamamen iki kişi arasında gerçekleşen talihsiz olayla ilgili olarak, öfkemi bir anlık kontrol edemediğim için öncelikle Ezgi Asaroğlu’ndan, yakınlarından, Eflatun Film ve Leyla ile Mecnun dizisine emeği geçen herkesten, dizi izleyicilerinden ve sevenlerimden tüm samimiyetimle özür diliyorum.

Alternatif Medya Şenliği 16 Ekim’de

16 Ekim 2011 tarihinde Alternatif Medya Şenliği düzenliyoruz.

Yeşil Gazete olarak organizasyonunu yaptığımız şenlikte; “katılımcı söyleşi ve tartışmalar”, gün boyu sürecek “performans ve aktiviteler”, canlı müzik performansları yer alacak.

Yurttaş gazeteciliği yapan, katılımcı, demokratik, etik değerlere sahip, yerelin sesini duyan ve duyuran, söylenmesinden korkulanı söyleyebilen bir medyanın varlığı Türkiye’nin içinde bulunduğu çıkmaz ve krizlerden kurtulması için şart. Özgür bir topluma giden yol, özgür medyadan geçiyor.

Biliyoruz ki “ana-akım” medya bu görevi yerine getirebilmek için gerekli olan özelliklere sahip değil. Devlet eliyle gerçekleşen sansür, ekonomik-politik çıkar ilişkilerinin yarattığı oto-sansür ve düşünce özgürlüğüne uygulanan sınırlamalar hakim medyayı sarmış durumda.

Giderek ağırlaşan sosyal, ekolojik ve ekonomik krizlerden doğru ve tam anlamıyla haberdar olmak, bunların gerçek sebep ve sorumlularını cesaretle araştırmak ve politik meseleleri tüm yurttaşlarla doğrudan paylaşabilmek, herkesin kendi rengini ve sesini paylaşabileceği katılımcı bir ortam yaratmak, ayrımcı ve nefretli söylemlerden arınmış bir habercilik yapmak ve temelde daha güzel, daha adil, daha eşitlikçi, kısacası daha yeşil bir dünya yaratmak için medyaya düşen çok önemli görevler var.

Yeşil Gazete, bu mücadele için yola çıktı. Doğru, etik, özgür ve vicdanlı bir habercilik yapabilmek için. Ekolojik, Politik, Katılımcı, Şenlikli…

Ve biliyoruz ki, gönüllüce yürüdüğümüz bu zahmetli ve ama şenlikli yolda yalnız değiliz. Yeşil Gazete gibi bir çok alternatif medya kurumu eşitlikçi ve özgür bir topluma ulaşmak için mücadele veriyor.

Birbirimizi tanımak, sesimizi topluma daha güçlü duyurmanın yollarını aramak, tüm bu konuları tartışıp dertleşmek, neler yapılabilir düşünmek, takipçilerimizle bir araya gelmek ve alternatif medyanın gelişim sürecine katkı sağlayacak verimli, şenlikli bir gün geçirmek için “Alternatif Medya Şenliği”nde buluşalım.

16 Ekim 2011, pazar günü Beyoğlu Yeşilev’in arkasında bulunan otopark alanında düzenlenecek Alternatif Medya Şenliği’ne katılmanız, kurum, grup veya mücadelenizi paylaşmanız, şenliğin içeriğine katkıda bulunmanız için, açık çağrımızdır.

Alternatif Medya Şenliği Taslak Programı

Şenlik süresince

  • Yeni Medya Düzeni (mi?) (Moderatör ve ana konuşmacı: Tolga Çevikel)
  • Medyada Nefret Söylemi (Moderatör ve ana konuşmacı: Yasemin İnceoğlu)
  • Medya Okuryazarlığı (Moderatör ve ana konuşmacı: İnci Çınarlı)
  • Dijital Aktivizm (Moderatör ve ana konuşmacı: Alper Akyüz ve Erkan Saka)
  • İnternet Sansürü (Moderatör: Avniye Tansuğ )

konularında katılımcı söyleşi ve tartışmalar,

sokak sanatçılarından gün boyu sürecek performans ve aktiviteler,

alternatif medya kurumlarının açacakları ve kendi etkinliklerini düzenleyecekleri stantlar,

şenliğin sesini tüm topluma duyurabilmek için internetin katılımcı gücünü kullanacağımız etkinlikler,

akşam saatlerinde de canlı müzik performansları düzenlenecek.

Kurum, grup, oluşum ve bireysel olarak nasıl katılabilirim?

  • Şenlik alanında kurumunuz için tanıtım standı açabilir ve standınızda istediğiniz etkinliği (imza toplama, atölye çalışması, tanıtım etkinlikleri vb…) festival hazırlık ekibini önceden ve ekteki form aracılığıyla bilgilendirmeniz durumunda yürütebilirsiniz.***
  • Yukarıda belirtilen söyleşi oturumlarında kısa konuşmacı olarak kişisel ve/veya kurumsal olarak başvurabilirsiniz. Her oturumun yaklaşık 1,5 saat sürmesini hedefliyoruz, bu bağlamda mümkün olan en yüksek katılım ve renkli bir tartışma ortamını sağlamak amacıyla kısa konuşma süreleri oturumun moderatörleri tarafından belirlenecek.
  • Şenlik gönüllüsü olabilirsiniz. Şenlik hazırlık ekibinde yer alarak lojistik, basın ve tanıtım işleri,

atölye çalışmaları, sosyal aktivite çalışmalarının hazırlık çalışmalarında yer alabilirsiniz.

Başvuru ayrıntıları için Alternatif Medya Şenliği sitesine tıklayınız.

Şenlikte yer almak isteyen kurum, grup ve gönüllü bireylerle 27 Eylül 2011 salı günü saat 18.30’da, Beyoğlu Yeşil Ev’de bir toplantı düzenleyeceğiz. Bu toplantıya katılımınız da son derece önemlidir.

Festivalle ilgili son gelişmeleri ve haberleri www.yesilgazete.org, Alternatif Medya Şenliği ve Alternatif Medya Şenliği Facebook sayfasından yada Facebook etkinliğinden takip edebilirsiniz.

Alternatif Medya Şenliği’nde bir arada olmak dileğiyle!

Alternatif Medya Şenliği Organizasyon Ekibi – Yeşil Gazete Yazı İşleri

BM Suriye’ye yaptırım planından geri adım attı

0

Avrupa ülkeleri BM’ye sundukları yeni karar tasarısında Suriye‘de Esad rejimine karşı derhal yaptırım taleplerinden geri adım attı.

İngiltere, Fransa, Almanya ve Portekiz’in hazırladığı ABD’nin de desteklediği tasarı protestoculara yönelik baskı sona ermezse yaptırım tehdidinde bulunuyor.

Geri adımın amacının yaptırımlara karşı çıkan Çin ve Rusya’nın desteğini kazanmayı hedeflediği bildiriliyor.

Batılı diplomatlar tasarının hafta sonuna kadar oylanmasını beklediklerini söylüyor.

Haber ajanslarına sızan karar tasarısında şiddete derhal son verilmesi talebi var.

Tasarıda ayrıca 15 üyeli güvenlik konseyinin Suriye’nin BM Güvenlik Konseyi kararına uymaması durumunda yaptırımlar da dahil olmak ‘hedef gözeten önlemler’ almakta kararlı olduğu ifadesine yer veriliyor.

Geçen ay ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve Portekiz tarafından hazırlanan tasarıda ise Devlet Başkanı Beşar Esad ve aile bireyleriyle yakın çalışma arkadaşlarına yaptırım uygulanması çağrısı yapılıyordu.

Ancak Rusya ve Çin Suriye’ye karşı yaptırım içerecek herhangi bir tasarıyı veto edeceklerini açıkladı.

Yaptırıma karşı çıkan ülkeler arasında Hindistan, Güney Afrika ve Brezilya da var.

Öte yandan, Suriye’de rejimin gösterileri bastırma operasyonları devam ediyor. Güvenlik güçlerinin son iki gündür kuşatma altında tuttukları Rastan kentine salı günü baskın düzenledikleri bildirildi.

BM, altı ay önce başlayan gösterilere karşı düzenlenen operasyonlarda 2,700’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini tahmin ediyor.

(BBC)

Yemen’de muhalifler savaş uçağı düşürdü

0

Yemen‘de rejim muhalifi kabilelerin, hükümete ait bir savaş uçağını düşürdükleri bildirildi.

Fransız Haber Ajansı AFP, başkent Sana‘nın kuzeyinde yaşanan olayda, uçağı düşmeden önce terk eden pilotun kabilelere mensup savaşçılarca ele geçirildiğini belirtti.

Yemen ordu kaynakları olayı doğrularken, uçağın “bir operasyon sırasında düşürüldüğünü” ifade ettiler.

Arhab bölgesinde pazar gününden beri süren hava operasyonlarında, bu alanda etkin olan kabilelerin zayıflatılması hedefleniyordu.

Hava operasyonlarına başlamasına sebep olan olay, pazar günü başkente 65 kilometre uzaklıkta olan Nim kasabasındaki askeri üsse, kabileler tarafından yapılan saldırıda yedi askerin hayatını kaybetmesiydi.

Söz konusu bölgedeki kabilelerin, devlet başkanı Ali Abdullah Salih’e karşı süregelen isyana katılan General Ali Mohsen el Ahmar’le birlikte hareket ettikleri tahmin ediliyor.

Gerilim yükseldi

Arhab bölgesinde iki taraf arasında süren iktidar mücadelesi son haftalarda iyice şiddetlendi.

Yemen’de devlet başkanı Salih’i hedef alan toplumsal muhalefet dokuzuncu ayını doldururken, son dönemde gerilim yükselmiş durumda.

33 yıldır iktidarda olan Salih, Haziran ayında başkanlık sarayında uğradığı saldırıda ağır yaralanmış ve aylarca ülke dışında tedavi görmüştü.

Sağlığı iyileşen devlet başkanının ülkeye dönüşüyle çatışmaların şiddetlendiği gözlendi.

Son olarak dün Yemen savunma bakanına bir intihar saldırısı düzenlendi, bakan saldırından yara almadan kurtuldu.

Geçtiğimiz hafta da, başkent Sana’da en az 17 muhalif gösterici öldürülmüştü.

(BBC)

Baruter’e 1 yıl hapis istemi

Penguen Dergisi‘nde çizdiği karikatür nedeniyle Bahadır Baruter hakkında 1 yıl hapis istendi.

Penguen’de çizdiği karikatürde cami sütununda okunan “Allah yok, din yalan” yazısı nedeniyle Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası ile bazı vatandaşların şikâyetçi olduğu karikatürist Ömer Bahadır Baruter hakkındaki soruşturma tamamlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Baruter’in “Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılama” suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle yargılanılması talep edildi.

(Haberturk)

Fransa, Roman kamplarını dağıtmaya devam ediyor

0

Fransa, Avrupa Birliği içinden gelen sert tepkilere rağmen ülkedeki Roman kamplarını dağıtmaya devam ediyor.

Geçen hafta Lyon’da iki kampın dağıtılmasının ardından ülkenin güneyindeki Marsilya kentinde 200 kişinin yaşadığı Roman kampı bu sabah saatlerinde polis tarafından dağıtıldı.

Fransız hükümetinin, geçen yıl Roman kamplarını dağıtıp burada yaşayanları toplu bir şekilde sınır dışı etmesi, AB Komisyonu ve Paris arasında ciddi gerginliğe yol açmıştı.

AB Komisyonu’nun yaptırım tehdidinin ardından hükümet, Roman politikasında geri adım atmak zorunda kalmıştı.

(ajanslar)

İdamlara rağmen umutla – Salil Shetty

22.09.2011 Perşembe akşamı, Amerika Birleşik Devletleri’nin Georgia Eyaleti’nde, Troy Davis infaz edildi. İnfazı durdurmak için yapılan temyiz başvuruları, Georgia ve Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemeleri’ne Troy Davis’in avukatı tarafından yapılmıştı. Georgia Yüksek Mahkemesi infazın gerçekleşeceği yerel saatle 19:00’a kısa bir süre kala bu başvuruları reddetti. ABD Yüksek Mahkemesi temyiz kararını incelemek için infazı geçici bir süre tecil etti, fakat temyizin reddiyle infaz 4 saat gecikmeyle gerçekleştirildi.

Uluslararası Af Örgütü sayesinde, Troy’un hikayesi dünyaya yayıldı. Troy’un hayatını kurtarma savaşının başarısızlıkla sonuçlanması inanılmaz derecede acı verici. Fakat bu kurtarma eylemini başlatarak, Uluslararası Af Örgütü, ABD ve diğer ülkelerde, ölüm cezası tartışmasını halk içine taşıdı. Son birkaç gündür Troy için bütün dünyada 300’un üzerinde gece ve gündüz sokak eylemleri düzenlendi. Yaklaşık bir milyon kişi, Troy’un infazının durdurulması için yazılan dilekçeyi imzaladı. Yüz binlerce kişi, Troy Davis için internette tweet attı. O gece, Troy odaklı tweetler sitede en çok tweet edilenler listesine girdi. Medyanın ilgisi yoğundu ve CNN, BBC, The New York Times’da dahil, yüzlerce internet, yazılı basın ve radyo kanalları bu olayı ele aldılar. Bu ilgi, ölüm cezası karşıtı göstericilere düşüncelerini ifade etme olanağı sundu.

Troy’un anısına başlattığımız eylemlere verilen tepki öylesine emsalsizdi ki, web sitelerindeki çoğu bölümlerimiz en yüksek ziyaretçi miktarlarını kaydettiler. UAÖ İngiltere Şubesinin internet sitesini Troy için ziyaret eden o kadar çoktu ki, siteleri Georgia Aflar ve Şartlı Tahliyeler Kurulu tarafından engellendi. Bu konuda ABD şubesiyle çok yakından çalışan UAÖ Fransa şubesi, Perşembe akşamı sıkı çalışmalar düzenleyerek medyanın büyük ilgisini çekti. Bu sayılan şubeler yüzlerce örnekten sadece birkaç tanesi. ABD’de gece ve gündüz sokak eylemleri San Francisco ’dan Chicago’ya, Atlanta’dan New York’a, Boston’dan Washington D.C.’ye kadar bütün ülkede gerçekleşti.

UAÖ ABD Şubesi hepinize bu davayı savunmada gösterdiğiniz çabadan dolayı sonsuz teşekkürlerini iletiyor. Kaybettiğimiz mücadele üzerine düşünürken hatırlamamız gereken; toplu küresel bir hareket olarak çalıştık ve ölüm cezasını yok etme mücadelemiz daha güçlü ve kararlı bir şekilde devam edecek. Uluslararası Af Örgütü olarak dünya çapında bir araya gelişimiz ve bu mücadeleyi üstlenişimiz korkunç bir uygulama olan ölüm cezası ile ilgili yapılan tartışmaları değiştirdi. Milyonlarca insan şu anda bu konuyu konuşuyor ve uzun bir süre konuşmaya devam edecek.

Troy’un bize hatırlattığı gibi, o yalnız değil. Dünyada 17,000’in üstünde ölüm cezası mahkumu bulunuyor, 58 ülkede hala ölüm cezası uygulanmakta. 2010’da 23 ayrı ülkede insanlar infaz edildi. Fakat, senelerdir ölüm cezası karşıtı mücadelede sabit bir ilerleme elde edilmekte; 98 ülkede ölüm cezası kaldırıldı ve son 4 senedir, 3 ABD eyaleti ölüm cezasını kaldırdı.

Eğer Troy Davis’in infazı, bizi ölüm cezasına karşı kampanya yapmak için harekete geçirmek için yeterli değilse, 24 saat içerisinde yer almış 3 ayrı infaz vakasının bizi, sadece kanıtları kuşkulu olan değil, her türlü ölüm cezasına karşı çıkmak için harekete geçirmeli. Troy’un infaz edildiği gece, Teksas eyaleti, işlediği ırkçı cinayeti gururla anlatan Lawrence Brewer’ı infaz etti. 21 Eylül’de İran’da, henüz çocuk olmasının yanı sıra normal kanun işlemleri ve adil yargı ilkeleri göz ardı edilen bir ülkede, 17 yaşındaki Alireza Molla Soltani infaz edildi. Dördüncü infaz vakası 21 Eylül’de Çin’de gerçekleşen Pakistan kökenli Syed Sahid Hussain Shah’ın infazıydı.

Troy Davis, iğneyle infaz edilmeden önce son beyannamesinde masumiyetini savundu ve aile ve arkadaşlarından mücadeleyi sürdürmelerini istedi. “Adalet için verilen mücadele benimle bitmiyor, bu mücadele benden önce gelmiş ve benden sonra gelecek bütün Troy Davis’ler için. Moralim yerinde, duacıyım ve huzurluyum. Fakat son nefesimi verene kadar mücadeleyi bırakmayacağım.”

Görevimiz sadece mücadele etmek değil, daha da güçlenerek mücadele etmek. Troy’un son dakikalarında ettiği sözler bize cesaret vermeli ve ilham kaynağı olmalı.

Beraber ne kadar güçlü olabileceğimizi gördük ve bunun üzerinde çalışmaya devam edeceğiz.

Salil Shetty

UAÖ Genel Sekreteri

Barolar Birliği’nden Kent ve Çevre Komisyonu

Türkiye Barolar Birliği, bünyesinde bir Kent ve Çevre Komisyonu kurdu. Bir deklerasyonla kurulan komisyonun hedefini şöyle açıklıyor:

“Türkiye  Barolar Birliği bünyesinde yeni oluşturulan Çevre ve Kent Komisyonu üyesi hukukçular olarak, Türkiye’nin dört bir yanında doğal ve kültürel değerlere yönelik bu yağma ve talandan doğrudan etkilenen insanlarla dayanışma içerisinde olmak, verdikleri mücadelenin yargı boyutunda, onlara hukuki destek sağlamak, bu yağma ve talandan beslenenlerin politikalarını, rant ortaklıklarını, bu uğurda hukuk kurallarını nasıl değiştirdiklerini, yargısal ve idari süreçlerde gerçekleştirdikleri oyunları halka açıklayıp, teşhir ederek, çevre mücadelesinin bir parçası olmak amacıyla bir araya geldik.”

Deklerasyon metni ise şöyle:

Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Komisyonu üyesi hukukçular olarak yeni ekonomik politikaların, sermayenin küreselleşmesi sürecinin ve doğayı rant elde etmenin bir aracı olarak gören anlayışın her sınıf ve siyasetteki temsilcilerinin,  doğal yaşamın korunması, insan haklarına saygı ve yoksulluğun engellenmesi gibi çok ciddi ve temel sorunlar karşısında, kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmediklerinin farkındayız. Akılları durduran ve vicdanları sakatlayan bu sürecin, doğal yaşam alanlarına yönelen vandalizm düzeyindeki küresel saldırılarına karşı, yine küresel çapta yürütülen savunuculuk mücadelelerinin, insan ve doğa hakları mücadelesinin merkezine oturduğu ve sadece insanlar için değil, tüm ekosistem için yaşamsal varoluş mücadelesine dönüştüğü gerçeğini aklımızda tutuyoruz.

Ülkemizde neredeyse her dağ için maden ruhsatı verilmiş, her dere için bir HES projesi geliştirilmiş, sularımız, verimli tarım alanlarımız rant ve kar uğruna kirletilmiş, liman bölgelerimizde yüzlerce termik santral planlanmış, orman alanlarımız turizm yatırımlarına, golf alanlarına tahsis edilmiş, nükleer santral kabusuyla ülkemiz karşı karşıya bırakılmıştır. Bu topraklar,  şimdiye dek görülmemiş bir biçimde çevre talanıyla karşı karşıyadır. Yeni ağaç dikmenin orman yaratmaya yetmeyeceğini bilmeyen yetkililer, bir yandan en çevrecilerin kendileri olduklarını vurgularken, öte yandan çevresel değerlerimizin,  sit alanlarımızın, arkeolojik yapılarımızın, ekosistemimizin bir bir elden gitmesine onay vermektedirler.

Yaşanan felakete karşı önlem almak, hepimizin, bu topraklara karşı bir borcudur. Türkiye”de siyasi iktidarın son düzenlemeleriyle yargı organının”eşitler arasında önde gelen” niteliği tamamen yok edilmiştir. Referandum sonrası değiştirilen HSYK yapısıyla birlikte  yargı, yürütmenin vesayeti altına alınmış  ve artık  yaşam mücadelesi haline gelen çevre mücadelesinde, doğa ve yaşamı korumak yolunda yargı kararı almak neredeyse imkansız hale getirilmiştir. Siyasi iktidar küresel sermayenin isteklerini yerine getirmek için  yargı organı başta olmak üzere anayasal ve yasal tüm denetim mekanizmalarını yok etmektedir.

Hukuk haksızlıklara karşı mücadele eden insanların başvurdukları bir yol olmaktan çıkarılmış;  ekmeğini, suyunu , toprağını , kısacası yaşam hakkını savunan ve  direnen halk kolluk güçlerinin ölçüsüz şiddetiyle karşı  karşıya kalmıştır. Yargı kararlarına rağmen Hopa, Gerze, Tufanbeyli ve Tortum’da  yaşanan gelişmeler Türkiye’ de yakın zamanda toplumsal barışın tamamen bozulacağının işaretlerini vermektedir.

648 Sayılı KHK  ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde bulunan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları’ nın yetkileri kaldırılarak ve bu kurullarca belirlenmiş doğal sit alanları ile ilgili yeniden belirleme yapma, aslen yerel yönetimlere ait olan plan yapma, yaptırma, onaylama yetkilerinin yanı sıra proje onayı, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi verilmesi gibi görev ve yetkilere, parsel ölçeğinde ve ayrıcalıklı biçimde, dilediğince elkoyma yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ na verilmiştir. Bu yanıyla,  648 Sayılı KHK, Anayasa’ nın  bir çok maddesine aykırılığın yanı sıra, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ na ve ülkemizde planlama hukukunda bugüne kadar genel kabul görmüş tüm ilkelere aykırıdır. Gerektiğinde bütün belediye yetkilerini kullanabilecek bir TOKİ Bakanlığı yaratılmış, üstelik verilen yetkilerle ormanlar hariç bütün doğal varlıklar hakkında varlık-yokluk belirlemesi yapabilecek bir konuma getirilmiştir. 648 Sayılı KHK ile Kültür ve Tabiat Varlıklarının geleceğinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın insafına bırakılması ve hak ihlallerinde halkın yanında müdahil olan TMMOB gibi meslek   örgütlerinin yetkilerinin ortadan kaldırılmaya çalışılması,  Türkiye’ deki doğa ve yaşam tahribatının ne boyuta  getirilmek istendiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Türkiye  Barolar Birliği bünyesinde yeni oluşturulan Çevre ve Kent Komisyonu üyesi hukukçular olarak, Türkiye’nin dört bir yanında doğal ve kültürel değerlere yönelik bu yağma ve talandan doğrudan etkilenen insanlarla dayanışma içerisinde olmak, verdikleri mücadelenin yargı boyutunda, onlara hukuki destek sağlamak, bu yağma ve talandan beslenenlerin politikalarını, rant ortaklıklarını, bu uğurda hukuk kurallarını nasıl değiştirdiklerini, yargısal ve idari süreçlerde gerçekleştirdikleri oyunları halka açıklayıp, teşhir ederek, çevre mücadelesinin bir parçası olmak amacıyla bir araya geldik. Barbarlığa karşı yaşamı savunan  Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Komisyonu üyesi hukukçular olarak, çevre mücadelesinde söyleyecek sözü ve taşıyacak yükü olan bütün meslektaşlarımızı, dayanışmanın bir parçası olmaya davet ediyoruz . Ülkeye ve halka karşı sorumluluğu olan tüm meslek odası, kurum, dernek ve yapıları da çevreye karşı işlenen suçlara karşı mücadeleye çağırıyoruz.

Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Komisyonu

ABD’de kuraklık ciddi boyutlara ulaştı

Teksas Parkları ve Vahşi Doğa Departmanı (TPWD) tarafından çekilen en son görüntüler, ülkenin en büyük eyaletindeki kuraklığın tehlikeli boyutlara ulaştığını gösterdi.

Ağaçların ölmeye başladığı eyalette bir zamanlar bataklık olan arazilerde yangınlar çıkarken, hayvanlar beslenecek otlak arazi bulamadıkları için bir deri bir kemiğe döndü. Batı Texas gölü kan kırmızı renge bürünürken, O.C. Fischer rezervuarı neredeyse boşaldı. Bu şartlar altında çoğalma imkânı bulan chromatiaceae bakterisi ise suda çoğalmaya başladı.

TPWD yetkilisi Steve Lightfoot, düşük oksijen ve bakteri çoğalması nedeniyle şu ana kadar bir rezervuarın kırmızıya döndüğünü, ancak göllerdeki oksijen seviyesinin ciddi biçimde azaldığını belirtti. Lightfoot, eyaletin doğusundaki Fairfield Gölü’nde 170 bin balığın öldüğüne dikkat çekti.

Efsane Sabonis korkuttu

0

Basketbolun efsane isimlerinden Litvanyalı Arvydas Sabonis‘in kalp krizi geçirdiği ve hastanede yoğun bakıma alındığı bildirildi.

Basketbolun efsane isimlerinden Litvanyalı Arvydas Sabonis’in kalp krizi geçirdiği ve hastanede yoğun bakıma alındığı bildirildi.

Yetkililer, dün gece basketbol oynadığı sırada rahatsızlanan 46 yaşındaki Sabonis’in, zaman kaybetmeden Kaunas’daki bir hastaneye kaldırıldığını açıkladılar. Hastane çalışanları ise eski basketbolcunun ölüm tehlikesini atlattığını kaydettiler.

Sovyetler Birliği’nin, 1988 yılında Güney Kore’nin Seul kentinde düzenlenen olimpiyatlarda altın madalya kazanmasına büyük katkı sağlayan Sabonis, 1995-2003 yıllarında ise NBA ekiplerinden Portland Trail Blazers’in formasını giymişti.

Profesyonel spor yaşantısına 6 yıl önce son veren Sabonis, gelmiş geçmiş en iyi 5 numaralar arasında gösteriliyor.