Ana Sayfa Blog Sayfa 5025

Türkiye’nin buzulları eriyor

Kaçkar buzulları

Yüzüncü Yıl Üniversitesi  Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof.Dr. Ali Fuat Doğu, ”Özellikle Karadeniz ve Doğu Anadolu’daki buzul erimelerinden kaynaklanan temiz su depolarını kaybetme riskiyle karşı karşıyayız” dedi.

Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde buzullarla ilgili araştırma yapan Prof.Dr.Doğu, buzulların son 20 yılda hızlı bir artışla eridiğini söyledi.

Buzulların Dünya üzerinde dağılışına bakıldığında ve son yüz yılda yapılan çalışmalar incelendiğinde, bazı buzulların neredeyse tamamen ortadan kalktığını belirten Prof.Dr.Doğu, şöyle devam etti: ‘Dünyanın bir çok yerinde, buzulların kapladığı alanlarda, büyük bir azalma ve geri çekilme saptanıyor. Bunu dünyadaki buzullarla uğraşan bir çok bilim insanından izliyoruz. Türkiye’de yaptığımız çalışmalarda da bunu saptadık. Bu durum son 20 yılda gözle görülür biçimde arttı. Van çevresindeki buzullarda da Türkiye’deki ve dünyadaki genel gidişe paralel erimeler oldu. Bu bakımdan eğer Türkiye geneli için konuşursak özellikle Karadeniz ile Doğu Anadolu’daki buzul erimelerinden kaynaklanan temiz su depolarını kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Çünkü buzullar yaygın olarak Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’da bulunmaktadır. Tabi buralarda buzulların azalması, buzul sularıyla beslenen akarsuları ve zincirleme olarak geçim kaynaklarını bu sulardan sağlayan insana kadar, tüm canlıları etkileyen bir olumsuzluk olarak karşımıza çıkıyor.”

”BUZUL ERİMESİ SON 20 YILDA HIZLANARAK ARTTI”

Ağrı Dağı’na tırmanan sporcuların, kamp kurdukları alanlarda buzulların geri çekildiğini gözlemlediklerini ifade eden Prof.Dr. Doğu, ”Görüntülerde de bu durum anlaşılıyor. Görsel olarak da bu durumu saptayabiliyoruz. Ama şunu kesinlikle ifade edelim. Bu durum, bir yıla has bir şey değil. Buzullar bir yılda erimez. Ama son yirmi yılda hızlanarak artan, dahada hızlanacağını tahmin ettiğimiz buzullardaki bu yok oluş, yakın gelecekte daha belirgin olarak kendini gösterecektir” diye konuştu.

Prof.Dr. Doğu, bunun Dünya’yı ilgilendiren bir sorun olduğuna işaret ederek, şu bilgiyi verdi:

”İster Alaska, Yeni Zelanda ya da Grönland olsun, ister Türkiye’nin de içinde bulunduğu Alp-Himalaya sistemi buzulları olsun, endişe verici boyutta izlenen bir buzul erimesi olayını, artık somut olarak tespit etmiş durumdayız. Bu durum, bütün dünyada, bu konuda çalışan bilim insanları tarafından da teyit edildi.”Türkiye’de en fazla turistin ziyaret ettiği ve dağcılık çalışmalarının yapıldığı Doğu Karadeniz Kaçkar buzulunda, kendisinin de içinde yer aldığı ekibin yaptığı çalışmaya değinen Prof.Dr. Doğu, şunları kaydetti:”Bizzat başında bulunduğum ekibin yaptığı çalışmalarda, son 20 yılda gözle görülür derecede geri çekilme gözlemleniyor. Aynı gözlemleri, yine benim çalışma yaptığım, Van Gölü’nün güneyindeki İhtiyar Şahap Dağları’nda saptamış durumdayız. Bu küçük buzulların, hızla önümüzdeki yirmi yıla kadar, belki tamamen ortadan kalktığını göreceğiz. Bunların hızla ortadan kalkmasıyla ortaya çıkacak çevresel sorunlar, azımsanamayacak ölçüde bölgedeki yaşam kalitesini etkileyecektir. Tabi bunu engelleme gibi bir şansımız yok. Global etkileri, insan oğlunun kontrol etmesi imkansız. Alınacak en etkili önlem, eriyen suyu en dikkatli şekilde kullanmak, israf etmemek, bir damlasını bile bilinçli kullanmaktır.”

(Ajanslar)

“Kadına şiddette Avrupa Konseyi Sözleşmesi uygulansın”

0

CHP Grup Başkanvekili Emine Tarhan ve CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan, kadına şiddetin önlenmesine yönelik yasa teklifi verdi. MilletvekilleriKadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi” hakkında TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, daha önce yapılan anayasa değişikliğiyle kadına yönelik pozitif ayrımcılık getireceğini söyleyenlerin, kadına yönelik şiddete ivme kazandırdığını savunan Tarhan, şunları söyledi:

”Kadınlar sürekli karşı cinsi tahrik ettiği imasıyla toplumsal yaşamdan geri çekilmeye ve adeta görünmez olmaya zorlanıyorlar. Kentlerimiz çocuk gelin ve çocuk annelerle dolduruluyor. Kadının tercihlerine hiç değinmeden, en az üç çocuk nasihat edilir, ikinci sınıf statü atfeden emirlerle eve kapatılıp, üretim ve yaşamdan kopartılırken, kadın -erkek eşitliğine inanmadığını söyleyen bir Başbakan tarafından yönetilen ülkemizde, artık kadın bugün itibariyle tabeladan indirildi.”

CHP’li Tarhan, HSYK’nın, ilk uygulamasının yüksek yargıda kadın temsilini yüzde 36’dan yüzde 2’ye indirmek olduğunu ve kadının tecavüzcüsüyle evlenmesini önerdiğini ileri sürerek, şöyle devam etti:

”HSYK ancak birden çok tecavüzcü bulunması halinde, adaleti hangi tecavüzcüyle evlenerek sağlayacağını henüz çözememiş anlaşılan. Kadının kimlik ve iradesini yok sayan, zora dayalı olarak dersinin verilmesini örtülü olarak destekleyen, tecavüzcüsü bile olsa erkekler tarafından kontrol altında tutulmalarını sağlayan bir zihniyet ülkemizde egemen olmaktayken… Bağlayıcı metinlerin uygulanabilir olmasını sağlayan şey, yani zihniyet değişikliği, kadını bir nesne olarak görmekten vazgeçmektir; asıl yapmamız gereken budur.”

“Devlet bu sözleşmeyle sorumluluk almıştır.”

CHP Ankara Milletvekili
Gülsün Bilgehan da yasa teklifi hakkında bilgi verdi. Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan sözleşmenin, 7 Nisan 2011’de aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 13 ülke tarafından imzalandığına işaret eden Bilgehan, kadınlara yönelik şiddeti önlemeye yönelik çok kapsamlı bir sözleşme olduğunu söyledi. Bilgehan, sözleşmeye göre, devletin, kadınlara yönelik şiddette sorumluluk aldığını, verilecek tazminatlarda ciddi yükümlülükler altına girdiğini anlattı.Bilgehan, ”Sözleşme, kadına karşı şiddetin nedenlerini, şiddetten korunma amaçlı olarak alınacak yasal ve diğer önlemleri ayrıntılı biçimde açıklamakta, mağdurların ve çocukların hukuki, tıbbi, psikolojik, ekonomik olarak korunmaları, eğitilmeleri, güçlendirilmeleri için bütün tedbirleri almanın devletin görevi olduğunu açıkça kabul etmektedir” diye konuştu.(Gerçek Gündem)

Sözleşmenin, kadına yönelik şiddeti önlemek için yasalar çıkarma, tazminat verme zorunluluğu getirdiğini belirten

Bilgehan, devletin mağdurlara maddi yardım yapması, gerektiğinde tazminat ödemesine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı sözleşmenin, çekincesiz olarak onaylanmasını istedi.

Nesat Tayfunu etkisini koruyor

Filipinleri vuran Nesat Tayfunu nedeniyle Çin’in güneyindeki Haynan Adası‘nda 300 bin kişi tahliye edildi.

Bölgede 27 bin 233 tekne ve geminin geri çağrıldığı belirtilirken, tayfunun yerel ulaşımı da felç ettiği bildirildi. Ayrıca bölgedeki birçok uçuş da iptal edildi. Tayfun nedeniyle bölgedeki yollar, evler ve ekili dikili alanlar büyük zarar gördü.

2005 yılından bu yana adada görülen en şiddetli tayfun olduğu belirtilen Nesat’ın, cuma günü sonunda yönünü Vietnam’a çevireceği duyuruldu.

Nesat, yıkıp geçtiği Filipinler’de en az 43 kişinin ölümüne yol açtı.

(euronews)

Türkiye, dijital korsanlıkta beşinci

Türkiye korsan ve taklit ürün kullanımı listesinde dünyada beşinci sırada geliyor.

Uluslararası Ticaret Odası‘na bağlı “Sahtecilik ve Korsanı Durdurmaya Yönelik İş Eylemi”nin (BASCAP) İcra Komitesi Başkanı David Benjamin, Türkiye’ye geldi. Ankara’da hükümet yetkilileri ve işverenler ile bir araya gelen Benjamin, dünyada taklit ürünler ve korsan piyasasının son 20 yılda arttığını ve Ankara’ya gelmesinin nedeninin de bu olduğunu söyledi. Benjamin, “Türkiye fikri mülkiyet hakları açısından ciddi sorun yaşayan ülkelerden biri. Türkiye sahte ürün satışında dünyadaki ilk 5 ülkeden biri” dedi.

Benjamin’in de belirttiği gibi Türkiye’nin taklik ürünlerde karnesi pek de iyi değil. Türkiye’de yıllık taklit ve korsan ürün pazarının büyüklüğü 6-10 milyar dolar arasında değişiyor. Bunun 4 milyar doları ithal ürünler için harcanıyor. Yerel taklit ürün piyasasının büyüklüğü ise 2-5 milyar dolar arasında. Ayrıca Türkiye’de dijital ortamda yılda maliyeti 400 milyon ile 1 milyar dolar arasında değişen müzik ve film indiriliyor.

Myanmar hükümeti halkı dinledi: Tartışmalı baraj inşaatı iptal

0
Myitsone barajı

Myanmar Cumhurbaşkanı Thein Sein, ülkenin kuzeyinde yapılmak istenen ve halkın karşı çıktığı baraj projesini iptal ettiklerini açıkladı. Karar demokrasi ve çevre mücadelesi yapan muhalefet güçleri tarafından memnuniyetle karşılandı.

Cumhurbaşkanı Tehin Sein, Myanmar’ın kuzeyindeki Kachin eyaletinde yapılmak istenen 3,6 milyar dolarlık Myitsone barajını “halk istemediği için” iptal etti. Komşu ülke Çin tarafından yapılacak olan barajdan üretilecek elektriğin %90’ı Çin tarafından satın alınacaktı.

Myanmar’daki demokrasi hareketinin lideri Aung San Suu Kyi de, geçtiğimiz günlerde baraj inşaatına karşı başlatılan kampanyaya katılmış; barajın 60’dan fazla köyde 12 bin insanın evlerini terketmesi anlamına geleceğini söylemişti.

Eylül ayı başlarında Enerji Bakanı Zaw Min, bütün karşı çıkşlara rağmen barajın yapılacağını açıklamıştı. Bu da cumhurbaşkanının açıkladığı kararı daha da ilginç hale getiriyor. Cumhurbaşkanının adımı, Myanmar’daki yeni yönetimin halkın görüşünü daha fazla dikkate almak ve daha yaygın bir meşruiyet elde etmek isteğini de yansıtıyor.

Myanmar cumhurbaşkanı Thein Sein

Siyasi aktivistler, çevreciler, bilim insanları ve uluslararası kuruluşlar, Singapur büyüklüğünde bir baraj gölünü ortaya çıkaracak olan projenin çevre üzerinde yol açacağı olumsuz etkilerden, binlerce Kaçinli köylünün zorla tahliye edilmesi zorunluluğuna kadar çok çeşitli nedenlerle, baraj projesine karşı çıkıyordu.

Myanmar’da askeri cunta, 2010’da yönetimi ordu tarafından kontrol edilen sivil bir hükümete bırakmış ve Aung San Suu Kyi’nin ev hapsi kaldırılmıştı. (Associated Press, BBC)

Yeşil Gazete

Balbay için 800 bin imza

CHP İzmir örgütü, Ergenekon Davası‘nın tutuklu sanığı, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay‘a özgürlük talebiyle TBMM Başkanlığı‘na gönderilmek üzere 800 bin imza topladı. Kampanya 1 hafta daha sürecek.

İzmir’de 17 Eylül Cumartesi günü Ergenekon Davası’nın tutuklu sanığı, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’a özgürlük talebiyle başlatılan imza kampanyasına 800 bin kişi katıldı. CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır, kampanyanın bir hafta daha uzatıldığını ancak toplanan 800 bin imzanın 1 Ekim’de açılacak TBMM’ye gönderileceğini belirterek, “İmzalar 1 milyonu geçer. Hakkında verilmiş hiçbir yargı kararı bulunmayan Balbay ve Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal’ın affedilmesini değil tutuksuz yargılanmalarını istiyoruz. 2000 yılında Başbakan da aynı yöntemle ki hakkında açılmış dava vardı, Meclis’e girdi. Hangi partiden olursa olsun bir ayrıcalık yapılmasın” dedi.

Bayır, bu akşam İzmir’den yaklaşık bin partilinin otobüsle Silivri’ye giderek, yarın yapılacak duruşmayı izleyeceğini, 250 izleyici koltuğunun olduğu salona partililerin dönüşümlü gireceğini söyledi.

(Turnusol)

Mersin’den güneş dostlarına çağrı var

TMMOB Makina Mühendisleri Odası tarafından Mersin Şubesi sekreteryalığında düzenlenen  5. Güneş Enerjisi Sempozyumu ve Sergisi’nde temiz enerji tartışılacak.

“Temiz enerjinin farkında mısınız?” sloganı eşliğinde güneş enerjisinde yaşanan gelişmelerin, akademik çalışmaların ve sektör derneklerinin gündemlerinin paylaşılacağı etkinlikler* 7 ve 8 Ekim tarihlerinde Mersin Kültür Merkezi’nde.

* Program ve iletişim için:

TMMOB Makine Mühendisleri Odası Limonluk Mah. 2417 Sokak No:5/A Yenişehir / MERSİN

Tel:0 (324) 327 38 00 – 327 38 01

Faks: 0 (324) 326 95 53

E-Posta : [email protected]

 

 

 

Şırnak’ta iki asker hayatını kaybetti

Beytüşşebap‘ta askeri aracın geçişi sırasında pusu kuran PKK‘lilerin uzun namlulu silahlarla saldırısı sonucu iki asker öldü, üç asker yaralandı.

Şırnak‘ın Beytüşşebap ilçesinde dün gece saatlerinde askeri aracın geçişi sırasında bir grup PKK’linin uzun namlulu silahlarla saldırması sonucu çıkan çatışmada yaralanan beş askerden ikisi hayatını kaybetti.

Güvenlik güçleri ile PKK’li grup arasındaki çatışmanın yer yer devam ettiği açıklanırken Beytüşşebap Jandarma Komutanlığı’na bağlı askerler Kato Dağı‘na operasyon başlattı.

Yaralı üç askerin tedavisi Beytüşşebap Devlet Hastanesi’nde devam ediyor.

Bahreyn’de eylemcileri tedavi edenlere de hapis

0

Bahreyn‘de yirmi sağlık görevlisi, muhalif gösterilere katılan eylemcileri tedavi ettikleri için on beş yıla kadar hapis cezasına çarptırıldı.

Ayrı bir davada da, bir polis memurunun yaşamına kaybetmesine sebebiyet vermekle suçlanan bir eylemciye ölüm cezası verildi.

Hapis cezasına çarptırılan sağlık görevlileri “eylemcileri tedavi ederek hükümeti devirme girişiminde bulunmaktan” hüküm giydiler.

Sağlık görevlilerinin tıbbi müdahalede bulundukları göstericiler, ülkedeki Şiilerin haklarının artırılmasının talep edildiği bir eyleme katılmışlardı.

Doktorlar ve hemşirelerden oluşan grup, ilk olarak tutuklanmışlar ancak kendilerine destek amacıyla düzenlenen açlık grevleri sonrasında şartlı olarak salıverilmişlerdi.

Ülkedeki insan hakları örgütleri, görevlerini yapan sağlık memurlarının maruz kaldıkları “hükümeti devirme girişiminde bulunmak ve mezhep çatışmasını körüklemek” suçlamalarına tepki göstermişlerdi.

(BBC)

Orhan Kemal Öykü Ödülleri sahiplerini buldu

Çukurova Edebiyatçılar Derneği (ÇED) tarafından 4’üncüsü düzenlenen yarışma sonuçlandı.

Çukurova Edebiyatçılar Derneği (ÇED) tarafından bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Orhan Kemal Öykü Yarışması sonuçlandı. Yarışmada Türker Ayyıldız‘a “Dört Kız, Bir Oğlan” eseriyle birincilik, Temel Karataş‘a “Bozuk Havalar” başlıklı öyküsüyle ikincilik, Gizem Aras ise “Masal Çizmek” çalışmasıyla üçüncülük ödülü verildi.

Yarışmada, Orhan Kemal mansiyon ödülüne “Bir Sürgün, İki Somun” eseriyle ile Murat Taş, Yaşar Kemal mansiyon ödülüne “Çaycı Dıno” ile Nevzat Sıkık, Muzaffer İzgü Mansiyon ödülüne “Vildan” ile Sibel Özarslan, ÇED özel ödülüne “Afrika Kıtası” ile Tugba Çelik ve Ceyhan Belediyesi özel ödülüne de “Koca Meşe” ile Salim Nizam layık görüldü.