Ana Sayfa Blog Sayfa 5021

Dünya müzikleri Bilkent’te buluşuyor

Bilkent Üniversitesi‘nde düzenlenen Dünya Müzikleri Festivali 14 Ekim’de başlıyor.

Bilkent Dünya Müzikleri Festivali 14-16 Ekim 2011 tarihleri arasında Bilkent Üniversitesi Odeon sahnesinde gerçekleştiriliyor.

Festival kapsamındaki konserler, folklor ve dans gösterileri, sanatsal atölyeler, oyun parkurları davetlilere kültürel paylaşımın değer kattığı eğlenceli saatler vaat ediyor. Herkesin kendi zevkine hitap eden bir etkinlik bulabileceği festivalin Ankara ve Türkiye için bir ilk olduğu vurgulanıyor.

Bilkent Dünya Müzikleri Festivali’nin programıysa şöyle:

14 Ekim Cuma

17.00 Hicri Bozdağ

17.45 Eski 45’likler

18.15 Senem Diyici (Fransa)

19.15 Özlem Bulut (Avusturya)

20.15 İnce saz

21.20 Luxus

22.40 DJ Maria (Brezilya)

23.30 DJ Ham-mer (İran)

15 Ekim Cumartesi

12.00 Demferde

12.30 Renk

13.05 Karafaki

13.40 Orçun Babak

14.25 Güneşe Yolculuk

15.10 Zahter

15.55 Paula Darwish (İngiltere)

16.50 Disgolongo

17.45 Afrotolia

18.40 Enzo Ikah (Kongo)

19.40 Flört

20.45 Jehan Barbur

22.00 Marsis

23.00 Sulukule Roman Orkestrası

16 Ekim Pazar

12.00 Alanguva

12.30 Kaşmir

13.05 Erdem Ocak

13.40 Ally Cat

14.25 Set

15.10 Violeqtra (Senfonik Rock)

15.55 Arest

16.50 Enkaz

17.45 Deja-vu

18.40 İstanbul Arabesque Project

19.40 Murat Yılmaz Yıldırım

20.45 Cem Adrian

22.00 Hannah Berger (Macaristan)

23.00 Lüleburgaz Trockyablues

Atölyeler

Perküsyon Atölyesi

Çankaya Sultanları folklor Atölyesi

A.S.S Salon Dansları Atölyesi

Ebru-hat atölyesi

Fransız solu Senato başkanlığını da kaptı

Jean-Pierre Bel

Fransız solu, tarihinde ilk defa Parlamento’nun üst kanadı olan Senato’da mutlak çoğunluğu yakalamasının ardından ikinci sınavını da verdi. Senato’nun yeni başkanı Sosyalist Parti’nin (PS) adayı Jean-Pierre Bel oldu.

Fransa’da gelecek yıl düzenlenecek cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Nicolas Sarkozy, sağın kalesi olarak bilinen Senato’da çoğunluğu sola kaptırmanın şokunu yaşıyor.

(euronews)

Kürecik kalkana karşı çıkıyor

Kürecik’te kurulması planlanan Füze Kalkanına karşı binlerce kişi kalkanın kurulacağı Karahan Gediği’nde buluştu. Kürecik’e bağlı 18 köy başta olmak üzere birçok ilçeden ve köyden gelen Malatyalılara, il dışından gelen Kürecikliler de katıldı. İsrail, NATO ve ABD karşıtı sloganların atıldığı mitingde ABD işbirlikçisi olmakla suçlanan AKP’ye de tepki vardı.

Kürecikliler Derneği’nin çağrısıyla Kürecik’te Füze Kalkanına Hayır İnisiyatifi tarafından düzenlenen mitinge Bölge illeri ve ülkenin pek çok yerinden katılım sağlandı.  Sabah saatlerinde gelen binlerce kişi, Kürecik Cemevi önünde toplanmaya başladı. Kürecik’in 18 köyü miting için tamamen boşaldı. Yaklaşık 10 bin kişi kortej oluşturarak Karahan Gediği’ndeki Çarşak Tepesini yürüdü. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blok İstanbul Milletvekili Levent Tüzel,  BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, CHP’li milletvekilleri Veli Ağbaba ve Mevlüt Aslanoğlu’nun da aralarında olduğu 15 CHP milletvekili, 68 Gençlik Önderlerinden Mustafa Yalçıner de katıldı.

FÜZE KALKANI OLMAYACAĞIZ

Mitinge Kürecikliler Derneği, Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı, BDP, SDP, EMEP, ÖDP, KESK, Özgür Eğitim Platformu, CHP, Elbistan yöre dernekleri, emek örgütü, demokratik kitle örgütü de destek verdi. Türkiye devrimci hareketinin öncülerinden Sinan Cemgil, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş ve Mazlum Doğan’ın fotoğraflarının bulunduğu, “Unutmadık unutturmayacağız” yazılı pankartı taşıyan kitle, Kürtçe ve Türkçe “Füze kalkanına hayır” dövizleri açtı.

Kitlenin radarın kurulacağı yere varmasının ardından miting konuşmalarla başladı. Kürecik Kültür ve Dayanışma Derneği eski Başkanı Hüseyin Hazar, Hükümetin İsrail’e karşını olduğunu söylediğini ama diğer yandan da İsrail korumacılığı yaptığını belirtti. Füze kalkanının Kürecik’te kurulmasının bütün insanlığa karşı bir suç olduğuna dikkat çeken Hazar, “Buna geçit vermeyeceğiz” dedi. Yaşanılanların sorumlusunun AKP Hükümeti olduğunu belirten Hazar, eylemlerine devam edeceklerini söyledi. AK- EL Vakfı Başkanı İbrahim Yörük, radarın ABD’nin ve İsrail’in çıkarları doğrultusunda kurulacağını belirterek, “Bu sorun sadece Kürecik’in sorunu değil, tüm halkın, insanlığın sorunudur. Biz bu kalkana izin vermeyeceğiz” dedi.

SİNANLARIN, DENİZLERİN MÜCADELESİ SÜRÜYOR

Milletvekili Levent Tüzel, Kürecik halkının 40 yıl önce Sinan Cemgillerin verdiği mücadelenin devamcısı olduklarını belirterek, “Buradaki gençlerin hepsi birer Sinan. Bu kalkanın ne için kurulduğunu biliyoruz. Halkların kardeşliği diyerek bir arada yürümek önemlidir. Gerçekten anti emperyalist olmak önemlidir. Biz hiç bir zaman Denizlerin mücadele arkadaşları olarak ABD’ye boyun eğmedik. NATO’ya boyun eğmedik. Bundan sonra da boyun eğmeyeceğiz. Denizlere verdiğimiz söz, Sinanların mücadelesine saygımız gereği bir arada olacağız. Bu ülkeyi emperyalistlere teslim etmeyeceğiz. Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği diyoruz. AKP bölgede ABD’yi ve emperyalistleri korumak için burada kalkan inşa ediyor.AKP bizleri bölge halklarıyla karşı karşıya getiriyor” şeklinde konuştu.

Milletvekili Veli Ağbaba da Kürecik halkının boyun eğmediğini ifade ederek, “Malatya ucuz askerlik yapıp ABD’ye çekilmek isteniyor. İsrail karşıtlığı yapan AKP’nin maskesi düşmüştür. İsrail’e kafa tutan adam Kürecik’e İsrail kalkanı kurduruyor. Hem İsrail karşıtıyım diyorsun hem de Kürecik’e İsrail’e koruyacak kalkan yapıyorsun buna müsaade etmeyeceğiz” dedi.

CHP’Lİ VEKİLLERE ÇAĞRI

Hakkari Milletvekili Adil Kurt, Küreciklilerin verdiği mücadeleyi selamlayarak, “Bu buluşma Türkiye’nin demokrasi ve gelecek buluşmasıdır” dedi.  Halkların birbirine düşmeyeceğini değinen Kurt, “Türkiye’de yaşayan halkların arasına nifak tohumu sokmak için İsrail’i korumak için kalkan kuruluyor” dedi. Kurt, sınır ötesi operasyona dikkat çekerek, BDP ve Blok’un buna sonuna kadar karşı olduğunu belirterek, CHP’li vekillere seslenerek, miting alanında gösterilen tavrın Meclis’te göstermeye çağırdı.

ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, Küreciklilerin bütün Ortadoğu halkları için konuştuğunu ifade ederek, “Bu projenin tek nedeni var. Bu proje ülkemizi emperyalistlerin cephesi haline çevirmektir. biz tarihsel bir kavganın devamcısı olarak buradayız. Bu kalkana izin vermeyeceğiz” dedi.

Halkevleri Genel Başkan Yardımcısı Samut Karabulut, kalkana AKP’nin halkı emperyalistlere kalkan yapmak istediğini söyledi. AKP’nin Türkiye’nin her tarafından farklı politikaları hayata geçirmek istediğini belirten Karabulut, bunu başaramayacağını belirtti.

(Evrensel)

PES 2012 Türkiye’de!

Pro Evolution Soccer‘ın yeni sürümü İstanbul’da düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı.
Pro Evolution Soccer serisinin son sürümü Türkiye’de piyasaya sürüldü. Düzenlenen basın toplantısında en fazla tercih edilen futbol oyunlarından olan Pro Evolution Soccer’ın yeni sürümü tanıtılırken katılımcılar oyunun yeni sürümünü deneme fırsatı da buldu.

Lansman’da PES 2012’nin grafiklerinde fazla değişim yapılmadığı fakat oyun oynama açısından PES severler için önemli unsurlar içerdiği söyleniyor. Tanıtım toplantısında oyunun yapımcısı Konami adına konuşan Uluslararası Satış ve Ticari Operasyon Direktörü Ella Siebert, Konami’nin Türkiye oyun pazarını geliştirmekten mutluluk duyduğunu ve Türkiye’deki iş ortağı olan Aral ile yürüttükleri başarılı çalışmalardan çok memnun olduklarını belirtti.

Hem futbol hem de bilgisayar oyunu sevenlerin vazgeçilmezlerinden olan ve dünyanın en başarılı oyunlarından biri olan PES 2012’nin yeni özellikleri de tanıtıldı.

Danıştay kararına rağmen HES yapılıyor

Ardahan‘ın Kura Nehri üzerine yapılmak istenen ve Danıştay’ın “Mahkeme sonuçlanıncaya kadar ihale edilemez” kararına rağmen HES projesinin ihalesi yapıldı.

Projeyi dava eden çevre aktivisti Ulgar Tekin Şentürk, HES’in tarım ile hayvancılığı bitireceğini ve zorunlu göç dalgasını getireceğini kaydederek, “Ardahan’ın can damarı kesilmesin” dedi.

Ardahan’da bulunan Kura Nehri, Hidroelektrik Santralı (HES) projesi için yatağı değiştirilerek Çoruh Nehri üzerinden Karadeniz’e akıtılmak istendi. Ancak, Ulgar Tekin Şentürk adında bir çevrecinin açtığı dava sonucu Danıştay projeyi durdurma kararı aldı. Danıştay’ın “Mahkeme sonuçlanıncaya kadar ihale edilemez” kararına rağmen Devlet Su İşleri projenin ihalesini yeniden yaptı. Bu projeyle Kura Nehri, Beşikkaya Deresi’nde durdurulacak, vadi atlaması usulüyle Ardanuç Nehri’nden Çoruh’a, oradan da Karadeniz’e akıtılacak.

Somali’ye dönüşebilir

HES projesinden hem çevreciler hem de Ardahanlılar oldukça kaygılı. Projenin hayata geçirilmesi halinde Ardahan’ın bugünkü Somali’nin durumuna düşeceği ve nehrin geçeceği güzergâhta bulunan tüm köylerin göç dalgası yaşayacağı belirtildi. Türkiye’de organik tarım üreticiliği yapan illerin arasında bulunan Ardahan’da, HES’in organik ürünleri de bitireceği ifade edildi. 12 Haziran genel seçimlerinden önce projenin durdurulduğuna dikkat çeken Ardahanlılar, seçimlerden hemen sonra projenin hayata geçirilmesi için tekrardan girişimlerin başlatıldığını ve bunun siyasi amaçlı olduğunu söyledi.

Danıştay’a rağmen ihale edildi

Kura Nehri üzerinde planlanan HES projesi için “yürütmeyi durdurma” talebiyle Erzurum Bölge İdare Mahkemesi’nde dava açan Ulgar Tekin Şentürk, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi’nden davanın temyizi için dosyanın Danıştay’a gönderildiğini hatırlattı. Danıştay’dan projenin durdurulması için kararın verildiğini kaydeden Şentürk, 28 Eylül’de Ankara’da Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından 13 firmanın katılımıyla projenin tekrardan ihale edildiğini dile getirdi.

‘Ekolojik yapı tamamen bozulacak’

Projenin Ardahan için büyük bir tehlike olduğuna dikkat çeken Şentürk, hem Bölge İdare Mahkemesi hem de Danıştay’ın kararının kimsenin dikkate almadığını savundu. HES’in tüm Ardahanlıları etkileyeceğini belirten Şentürk, Kura nehri’nin uluslararası bir su olduğunu dile getirdi. Kura Nehri’nin Gürcistan’dan gelerek Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Hazar Denizi’ne döküldüğünü ifade eden Şentürk, uluslararası bir suyun üzerinde HES projesi yapılarak Beşikkaya Barajı’na akıtılmak istendiğini kaydetti. HES projesinin halktan gizlendiğini söyleyen Şentürk, HES ile Ardahan’ın ekolojik yapısının tamamen bozulacağını vurguladı.

Üniversitelerde ‘bilirkişi’ yok

Projeye engel olmak için Ankara’dan Ardahan’a geldiğini belirten Şentürk, projenin yaratacağı zararlar üzerinden mahkemeye “bilirkişi raporu” sunmak için Ardahan Üniversitesi’nden yardım istediğini söyledi. Üniversite Rektörü’nden “bilirkişi ekibi yok” yanıtını alan Şentürk, başka üniversitelere yaptığı başvurulardan da olumsuz cevap aldığını söyledi.

‘Ardahan’ın can damarı kesilir’

Kura Nehri’nin Ardahan’ın can damarı olduğuna dikkat çeken Şentürk, tüm Türkiye’de yaşayan Ardahanlılara seslenerek, şöyle dedi: “Projeye karşı çıkmak için Ardahan’daki tüm yurttaşların buna engel olması lazım. Bu proje hayata geçirilirse Ardahan yaşanmaz bir hale gelecektir. İki- üç kişi ile olabilecek bir şey değildir. Tüm Ardahan halkının el ele vermesi halinde Ardahan için can damarı konumunda olan Kura Nehri üzerinde HES projesine engel olabiliriz.”

Kamuoyuna çağrı

Şentürk, kamuoyuna da şu çağrıda bulundu: “Ardahan göz göre göre yok edilirken, buna sessiz kalmayın. Ekolojik bir yaşam için bu projenin derhal durdurulması gerekiyor. Aksi takdirde Ardahan’ın geleceği tehlike altında olacaktır. Bir daha dönüşü olmayan şeyler Ardahan’da yaşayacaktır. Tarım, hayvancılık bitecektir. Zorunlu göç dalgası başlayacaktır.

(Ajanslar)

Ilgauskas bıraktı

0

Miami Heat‘te forma giyen Litvanyalı Zydrunas Ilgauskas, basketbolu bıraktığını açıkladı.

36 yaşındaki Ilgauskas, Cleveland Plain Dealer gazetesine yaptığı açıklamada, ”Artık yeter. Fiziksel olarak yorgunum. Basketbolda yaş sınırı yoktur ama her oyuncu nerede durması gerektiğini bilir. Aileme daha fazla zaman ayırmak istiyorum” dedi.

Ilgauskas, NBA’de Cleveland Cavaliers‘da 12 sezon oynadıktan sonra geçen sezon başında Miaim Heat’e transfer olmuştu.

İki kez NBA finali oynayan Ilgauskas, geçen sezon Heat’te 5 sayı, 4 ribaunt ortalaması tutturmuştu.

Ilgauskas, 13 yıllık NBA kariyerinde 13 sayı, 7,3 ribaunt ortalamasıyla oynadı ve iki kez de All Star maçında forma giydi.

Eğitim Sen’den arabuluculuk önerisi

KESK‘e bağlı Eğitim Sen Siirt Şube Başkanı Süleyman Beştaş, PKK tarafından kaçırılan öğretmenlerin görevlerine dönmesi için sorumluluklarını yerine getireceklerini belirterek, “Büyük bir özveri ile görevlerini yapmaya çalışan öğretmenlerimizin yaşam hakkını, temel hak ve özgürlüklerini ortadan kaldıracak yönemlerin son bulmasını istiyoruz” dedi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Siirt Şube Başkanı Süleyman Beştaş ve Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak, PKK tarafından kaçırılan öğretmenler için ortak bir basın toplantısı düzenledi. Siirt Belediye binasındaki toplantıda konuşan Eğitim-Sen Siirt Şube Başkanı Süleyman Beştaş şunları söyledi:

“Çözümsüzlük süreci sivillerin daha fazla şiddet ve baskı ortamından etkilenmesine neden oluyor. Son olarak Elazığ’ın Arıcak İlçesi’nde 4, Diyarbakır’da ise bir öğretmenin alıkonulması, diğer taraftan barış talebi ile sokaklara çıkan öğretmenlerin gözaltına alınması bu durumun en açık örneğidir. Büyük bir özveri ile görevlerini yerine getirmeye çalışan öğretmenlerimizin yaşam hakkını temel hak ve özgürlüklerini ortadan kaldıracak yönelimlerin son bulmasını istiyoruz.”

Yaşanan kör şiddetin kendilerini derinden etkilediğine ifade eden Beştaş, “Eğitim-Sen olarak alı konulan öğretmenlerimizin yeniden görevlerine dönmesi için her türlü adımı atacağımız ve bu konu da her türlü girişimin içinde yer alarak sorumluluğumuzu yerine getireceğimiz bilinmelidir” diye konuştu.

Siirt Bağımsız Belediye Başkanı Selim Sadak da, öğretmenlerin bir toplumun insanlık alemini aydınlatma motoru olduğunu belirtti. Öğretmenlerin dokunulmazlıklarının olması gerektiğini savunan Sadak, “Dünyanın bütün toplumlarında, öğretmenlerin gerek sosyal hakları gerek maaşları, bütün çalışmaları özgür olmalıdır. Öğretmenlerin bir an önce serbest bırakılması, alıkonulan işçiler, askerler, subaylar, astsubaylar varmış. Bu konuda tepkilerini gösteren tüm kesimlerle birlikte bunları almaya hazırız” dedi.

Polisin demokratik tepkilerin önüne barikat kurmamasını isteyen Sadak sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsanlar istediklerini söylemelidir. Ama bu demokratik tepkiler esnasında Molotoflar da kullanılmamalıdır. Şiddet kullanılmamalıdır. Biz her ortamda çağrılarda bulunuyoruz. Yarın Siirt’te öbür gün Cizre’de, başka bir yerde demokratik bir yürüyüş olacaksa, mülki idare amirleri polislere talimat vermeli. İnsanlar sonuna kadar demokratik tepkilerini ortaya koymalıdırlar. Bu demokratik tepkiler olmazsa, insan öfkeyle ne yapar. Şiddet ortaya koyacaklar.

Bu vesile ile herkesin bu süreci iyi değerlendirmesi, alıkonulan askerlerin, öğretmenlerin serbest bırakılması, siyasi parti veya sivil toplum örgütlerinin çarşılarda, meydanlarda demokratik şiddet içermeden demokratik tepkilerini özgürce ortaya koymalıdır. Ben Eğitim-Sen’in bu cesur tavrını destekliyorum. Belediye Başkanı olarak onurlu bir girişimdir. Tüm alıkonulan öğretmenlerin serbest bırakılmasını istiyorum.”

(Ajanslar)

Star TV satıldı

Cem Uzan‘ın mal varlığına TMSF tarafından el konulmasından sonra TMSF’ye geçen ve oradan Aydın Doğan‘ın sahip olduğu tv kanalı, NTV, NTVSpor, Cnbc-e, e2, Kral TV gibi kanalları elinde bulunduran Doğuş Grubu‘na satıldı.

Açıklama bugün

Grup ile Star TV’nin sahibi olan Doğan Yayın Holding arasında bir süredir gizli olarak yürütülen görüşmeler olumlu sonuçlandı. Doğuş Grubu’nun patronu Ferit Şahenk ile Doğan Grubu’nun patronu Aydın Doğan’ın yaptıkları pazarlıkda Cuma günü son noktaya gelindi. Taraflar yaptıkları görüşmeler ve kanalın mali durumu konusunda yapılan incelemeler sonucunda Star TV’nin Doğuş Yayın Holding’e satılması konusunda anlaşmaya vardı. Satışa dair açıklamanın bugün yapılması bekleniyor.

Wall Street işgalinden deklerasyon

Occupy Wall Street eylemcileri kararlarını doğrudan demokrasiyle herkese açık bir şekilde günde iki kere toplanan Genel Meclislerde alıyorlar.

İki haftadır New York’ta borsanın bulunduğu Wall Street’i işgal eden ve gittikçe büyüyen adaletsizlik karşıtı hareket, 29 Eylül’de doğrudan demokratik katılımla Genel Meclis’inde ekonomik olduğu kadar ekolojik adaletsizliklere de değinen bir deklerasyon oluşturdu. Deklerasyonun esas metni Genel Kurul’un sitesinde bulunabilir. Yeşil Gazete olarak Türkçe çevirisini paylaşıyoruz:

 

Kitlesel adaletsizlik hissini ifade etmek üzere dayanışırken, neyin bizi bir araya getirdiğini unutmamalıyız. Şirketler tarafından haksızlığa uğradığını hisseden tüm insanlar onların müttefikleri olduğumuzu bilsinler diye yazıyoruz.

Tek bir halk olarak, bir arada, şu hakikati kabul ediyoruz: insan ırkının geleceği bireylerin işbirliğine bağlıdır; düzenimiz haklarımızı korumalıdır; eğer bu düzen çürümüşse kendi ve komşularının haklarını korumak bireylere aittir; ve demokratik bir hükümet, meşru gücünü halktan alır, ancak şirketler halktan ve topraktan servet ayıklamanın peşine düşer ve süreç ekonomik bir güç tarafından belirlenirse, hakiki demokrasi gerçekleşemez. Biz, kârlarını insanlarla, çıkarlarını adaletle ve baskıyı eşitlikle değiştiren şirketlerin hükümetlerimizi idare ettikleri bir zamanda geliyoruz size. Biz bu gerçeklerin bilinmesi için barışçıl usullerle toplandık, ki hakkımızdır.

Onlar, esas mortgage kredisi sahibi kendileri değilken evlerimizi yasadışı yöntemlerle haczettiler.

Onlar, tek bir ceza dahi almaksızın vergi mükelleflerinin paralarıyla şirketleri kurtardılar ve yöneticilerine fahiş ikramiyeler vermeye devam ettiler.

Onlar, işyerinde eşitsizliği ve ayrımcılığı, yaş, ırk, cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelim üzerinden süregelir kıldılar.

Onlar, gıdamızı umursamazca zehirlediler ve tarımsal düzeni tekelleştirerek baltaladılar.

Onlar, sayısız hayvanı kapatıp, zalimce davranıp, işkence etmekten kâr ettiler ve sonra bu uygulamalarını gözümüze baka baka örtbas ettiler.

Onlar, daha iyi ücret ve güvenli çalışma koşulları için pazarlık hakkını çalışanlardan her fırsatta çalmaya baktılar.

Onlar, öğrencileri, aslen insani bir hak olmasına rağmen, aldıkları eğitim karşılığında on binlerce dolar borçlandırarak adeta rehin aldılar.

Onlar, ihtiyaç duydukları emeği her fırsatta şirket dışından temin ederken bir yandan da işlerin başka yerlere kaymasını ücret ve sağlık sigortalarında kesintiye gitmek için mazeret gösterdiler .

Onlar, hukuken insanlarla aynı haklara sahip olmak üzere mahkemeleri yönlendirirken, kendilerini sorumluluk ve kusurlardan feragat ettirdiler.

Onlar, sağlık sigortalarının onlara yüklediği sorumluluklarından kaçmak için milyonlarca doları hukuk birimlerine harcadılar.

Onlar, mahremiyetimizi bir malmış gibi sattılar.

Onlar, basın özgürlüğünü engellemek için asker ve polis güçlerini kullandılar.

Onlar, peşinde oldukları kâr için, yaşamlarımızı tehlikeye sokan hatalı ürünleri bile bile geri çekmediler.

Onlar, sebep oldukları ve olmaya devam ettikleri muazzam başarısızlığa rağmen hâlâ ekonomik politikaları belirlemeye devam etmekteler.

Onlar, işleyişlerini düzenlemekle sorumlu olan siyasetçilere, büyük miktarda para bağışlarında bulundular.

Onlar, bizleri petrole bağımlı tutmak için alternatif enerji formlarını engellemeye devam ediyorlar.

Onlar, halihazırda zaten büyük kârlar getirmiş yatırımlarını korumak arzusuyla, insanların hayatlarını kurtaracak, acılarından arındıracak markasız ilaçların önünde engel durmaktalar hâlâ.

Onlar, petrol sızıntılarını, kazaları, kusurlu muhasebelerini ve etkisiz maddeleri daha çok kâr etmek arzusuyla ve kasıtlı olarak örtbas ediyorlar.

Onlar, medya üzerindeki hakimiyetlerini, insanları yanlış bilgilendirilmiş ve korku içinde tutmak için kullanıyorlar.

Onlar, suçlu oldukları konusunda ciddi şüpheler oluştuğunda bile, mahkumları öldürmek üzere kontratlar kabul ettiler.

Onlar, yurtiçinde ve yurtdışında sömürgeciliği sürdürdüler.

Onlar, masum sivillerin işkenceye maruz kalmalarına ve öldürülmelerinde ortak oldular.

Onlar, devletten alacakları büyük ihaleler karşılığında kitle imha silahları üretmeye devam ediyorlar. *

Dünyanın tüm insanlarına,

Biz, Liberty Square’de Wall Street’i işgal eden New York Şehri Genel Meclisi, sizi, gücünüzü göstermeye çağırıyoruz.

Barışçıl toplanma hakkınızı kullanın; kamusal alanı işgal edin; sorunlarımızı çözmeye yönelik süreci başlatın ve herkesin erişebileceği çözümler üretin.

Doğrudan demokrasi ruhu içinde eylem gösteren tüm topluluk ve grupların kullanımına destek, belgeleme ve kaynaklarımızın tümünü sunarız.

Bize katılın ve sesinizi duyurun!

 

* Bunlar yegane şikayetlerimiz değildir.

 

 

Galatasaray Euroleague’de

0

Litvanya’da gerçekleşen Euroleague eleme turnuvasının son gününde ev sahibi Lietuvos Rytas’ı 71 – 63 maplup etmeyi başaran Galatasaray, Eurolegue gruplarına katılmaya hak kazandı. Galatasaray Euroleague’da B grubunda mücadele edecek.

Final karşılaşmasının ilk çeyreğine ev sahibi ekip hızlı başladı. Çeyreğin son 3 dakikasında skor 13 – 13 iken 8 sayılık bir seri yakalayan Rytas ilk çeyreği 21 – 13 önde bitirdi. 2. çeyrekte toparlanan Galatasaray savunmasının ve özellikle genç oyuncusu Furkan Aldemir’in katkısı ile devreyi 2 sayı ile önde kapattı.

3. çeyrekte de Galatasaray’ın üstünlüğü devam etti. Devrenin sonunda sazı eline alan Schampert art arda attığı 7 sayı ile 3. çeyrek sonucunda Galatasaray’ın aradaki farkı 12 sayıya kadar çıkarmasını sağladı. Son çeyreğin ilk dakikalarında farkı 16 sayıya kadar çıkaran Sarı Kırmızılılar süreye oynamak isterken savunma ve hücumdaki istikrarını kaybetti. Rytas’ın peşpeşe sayıları da bu duruma eklenince aradaki fark 4 sayıya kadar düştü. Fakat Lakovich ve Songila gibi tecrübeli oyunculara sahip olan Galatasaray rakibinin kendisini yakalamasına imkan tanımyarak Euroleague biletini almasını bildi.

(Yeşil Gazete)