Ana Sayfa Blog Sayfa 5007

Medya bugün içini kusuyor: “Nobellik karılar”

Bu yıl Nobel Barış Ödülüne üç kadın layık görüldü. Radikal gazetesinin internet sitesi Nobel Barış ödülü haberini verirken büyük bir skandala imza attı, Genel yayın Yönetmeni de bir kadın olan internet sitesi haberi önce “Nobel’lik karılar: Barış ödülü verildi’ başlığıyla okuyucusuna duyurdu, Twitter’a da düşen başlık gelen tepkiler üzerine değiştirildi ve twitter’dan silindi.

Radikal.com.tr Genel yayın Yönetmeni Ezgi Başaran gelen tepkiler üzerine şöyle bir açıklama yaptı:” Radikal.com.tr twitterhesabından Nobel ödülüyle ilgili atılan twit tamamen bir tapaş hatasıdır.Farkedildiği anda düzeltimiştir.”

Oysa bilindiği üzere internet sitelerinde haberler otomatik olarak sosyal medyaya aktarılıyor. Yani editörle twitter ya da facebook arasında bir aracı yok.

Af Örgütü, Başbakan Erdoğan’a mektup gönderdi

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Başbakan Erdoğan’a, Türkiye’nin Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi Seçmeli Protokolü’ne taraf olması için çağrıda bulunan bir mektup gönderdi.

Uluslararası Af Örgütü, gelecek ay gerçekleşecek G20 Zirvesi öncesinde Türkiye Başbakanı’nı, tüm dünyada yoksulluk içinde yaşayanlarının ekonomik, sosyal ve kültürel haklarının korunması ve güçlendirilmesi için, ülkesinin öncülük etmesine katkıda bulunmaya çağırdı.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Murat Çekiç, “Birçok ülkenin mali istikrarsızlık yükü altında olduğu ve insan onuru için sürdürülen küresel mücadelenin daha da büyük bir ihtiyaç haline geldiği bu dönemde, ekonomik, sosyal ve kültürel hakların korunması her zamankinden daha önemli. G20 üyesi bir ülke olarak Türkiye, insan haklarının hayata geçirilmesi için güçlü ve etkili bir konuma sahip. Türkiye, Seçmeli Protokol’e taraf olarak, hükümetin insan haklarının korunmasına ve yoksulluğun hem yurt çapında hem de uluslararası anlamda ortadan kaldırılmasına yönelik bağlılığını güçlü bir biçimde ortaya koyabilir. Bu ayrıca, diğer devletlere, tüm insan hakları ihlalleri mağdurlarının adalete erişimlerinin sağlanması zamanı geldiğini hatırlatan önemli bir işaret olacaktır” dedi.

Seçmeli Protokol, yeterli barınma, beslenme, suya erişim, sağlık, çalışma, sosyal güvenlik ve eğitim gibi hakları ihlal edilen ve kendi ülkelerinde adalete erişememiş bireyler ve grupların, çözüm bulunması için Birleşmiş Milletler’e başvurabilmelerine olanak tanıyan bir mekanizma yaratıyor.

(Yeşil Gazete, www.amnesty.org.tr)

Ahmet Türk’e 45 yıl hapis istemi

Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı ve Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk hakkında, farklı tarihlerde yapmış olduğu 7 konuşması ile ilgili açılan davada, savcı 45 yıl hapis cezası istedi.

Türk’ün Avukatı Fethi Gümüş’ün, müvekkilinin milletvekili seçilmesi nedeniyle Anayasa’nın 83. maddesi kapsamında davanın durdurulması talebi ise reddedildi.

DTK Eş Başkanı ve Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk hakkında farklı tarihlerde düzenlenen 7 farklı etkinlik ile ilgili Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 5’nci duruşması görüldü. Türk’ün katılmadığı duruşmada Avukat Fethi Gümüş hazır bulundu. Türk’ün milletvekili seçilip seçilmediğine ilişkin Mardin İl Seçim Kurulu’na yazılan yazının cevabının gelmediği duruşmada iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını okudu. Hakkında 7 Aralık 2006 ile 14 Mart 2009 tarihleri arasında “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davalardan beraatı talep edilen Türk’ün 1 Mart 2008 tarihinde Diyarbakır’da düzenlenen Newroz kutlamaları sırasında Türkçe ve Kürtçe yapmış olduğu konuşma ile “Örgüt propagandası” yaptığı iddia edildi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık durumuna ilişkin 21 Ekim 2008 tarihinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Konukevi önünde toplanan kitleye hitaben konuşan Türk’ün söz konusu konuşmasını da suç sayan iddia makamı, 26 Ekim 2008 tarihli Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde kapatılan DTP’nin organize ettiği “Ne AKP, ne Ergenekon, çözüm Demokratik Cumhuriyet” isimli mitingi de mercek altına almış. İmralı Tam Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik fiziki şiddete dikkat çeken Türk’ün Kürt halkının hassasiyetlerine dikkat çektiği konuşması da aynı kapsamda suç sayıldı. Bağlar Belediye Parkı’nda 21 Mart 2009 tarihinde düzenlenen Newroz kutlamalarında da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile ilgili konuşma yapan ve “Öcalan-Mandela” benzetmesi yapan ve bu nedenle “propaganda” ile suçlanan Türk’ün en dikkat çeken suçu ise Roj Tv’nin 1 Temmuz 2009 tarihli “Barış çadırı Amed’in yanı sıra Batman’da kuruldu” konu başlıklı haberi oldu.

Esas hakkındaki mütalaasında Türk’ün 7 konuşmadan 5’ini “Örgüt propagandası yapmak” olarak değerlendiren iddia makamı, 45 yıla kadar hapis cezası istedi. İddia makamının esas hakkındaki mütalaasına katılmadığını belirten Avukat Fethi Gümüş, müvekkilinin, milletvekili seçildiğini bu nedenle Anayasanın 83. Maddesi kapsamında değerlendirilerek hakkındaki yargılamanın durdurulmasına karar verilmesini talep etti.

Nobel Barış Ödülü üç kadının oldu

Nobel Barış Ödülüne bu yıl üç kadın layık görüldü.

Ödül, Liberya Cumhurbaşkanı Ellen Johnson -Sirleaf, Liberya’daki savaşı sona erdirmek için mücadele eden aktivistlerden Leymah Gbowee ve Yemen’de demokrasi yanlısı hareketin önde gelen isimlerinden Tavakkul Karman arasında paylaştırıldı.

Nobel Ödül Komitesi, bu kişilerin, kadın güvenliği ve kadın hakları için şiddete başvurmadan mücadele ettikleri için bu ödüle layık görüldüklerini bildirdi.

2006 yılında Liberya’da cumhurbaşkanı seçilen, 72 yaşındaki Ellen Johnson- Sirleaf, Afrika kıtasında seçimle iktidara gelen ilk kadın lider olmuştu.

39 yaşındaki Gbowee ise Liberyalı kadınların ülkede korku salan savaş ağalarına direnişlerinde öncülük etmesiyle biliniyor.

Liberya’da barışı simgeleyen beyaz tişörtler giyen Hristiyan ve Müslüman kadınlar siyasi bir güç haline gelmişti.

Gbowee’nin 2003’te yürüttüğü bu barış hareketi, Johnson-Sirleaf’ı iktidara taşımıştı.

32 yaşındaki gazeteci Tavakkul Karman ise Yemen’de kadın hakları, basın özgürlüğü ve siyasi tutukluların serbest bırakılması için çaba sarfettiği için ödüle layık görüldü.

Karman aynı zamanda Barış Ödülü’ne layık görülen ilk Arap kadın.

Nobel Komitesi başkanı Thorbjoern Jagland, “kadınlar, toplumun tüm kademelerindeki gelişmelere etki etmekte erkeklerle eşit fırsatlara sahip olmadıkça, dünyada demokrasi ve kalıcı barışı da sağlayamayız.” diye konuştu.

1,5 milyon ABD doları değerindeki ödül, üç kadın arasında paylaştırılacak.

Nobel Barış Ödülü komitesi bu yıl rekor sayıda, 241 ayrı başvuru yapıldığını, bunlardan 53’ünün kurum ve kuruluşlardan geldiğini söylüyor.

Seçim süreci gizlilik içinde yürütülüyor.

Adaylar kamuoyuna açıklanmıyor ancak çoğu aday, başvurularını halka ilan etmekten çekinmiyor.

Söğütalan Köyü altıncılara yine kapalı

Çanakkale’nin Çan İlçesi’ne bağlı Söğütalan Köyü’nde siyanürlü altın madeni işletmesi başvurusunda bulunan Kanadalı şirket Alamos Gold destekli Kuzey Biga Madencilik A.Ş’nin ÇED başvurusunu köylüler dün (27 Eylül) protesto etti. Toplantı yapılmadı

ÇED toplantısı öncesinde köydeki caminin bahçe düzenlemesini yapan Kuzey Biga Madencilik, köy kahvesinin kalebodurlarını ve pencerelerini onararak toplantıya hazırladı. Ayrıca şirket, adının yazıldığı 20 adet çöp konteynırı köy girişine konuşlandırıldı. Şirket daha önce Söğütalan Köyü’nden 80 kişiyi sondaj çalışmaları için işe almıştı.

Yapılan hazırlıklara karşın Söğütalan halkı, köylerinde altın madeni istemediklerini belirtti. Köylülerin ÇED toplantısına katılmayacağını anlayan şirket yetkilileri, önceden anlaştıkları öğretim görevlileri vasıtasıyla ve ‘madenleri gezdireceğiz’ bahanesiyle Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Madencilik Meslek Yüksek Okulu (MYO) öğrencilerini ÇED toplantısı sürecine dahil etmek istedi.

Gelen öğrencilerle köylüleri karşı karşıya getiren şirket elemanları ve öğretim görevlilerinin oyununa gelmeyen Söğütalanlılar, öğrencilere yanlarında yer almalarını söyledi. Ayrıca öğrencilere oyuna gelmemeleri çağrısında bulundu. Öğrencilerin bu çağrı sonrasında köylülerin yanında yer almasına şaşıran öğretim görevlileri, öğrencileri apar topar araçlara bindirip geri götürdü.

Bu gelişmenin üzerine bir toplantı yapan köylüler toplantının yapılacağı kahvehaneyi açtırmama kararı aldı. Jandarma komutanının baskı yapmasına karşın köylüler “elinde yetkin varsa kır kapıyı kendin aç” diyerek tepki gösterdiler. Kahvehanenin açılmaması üzerine şirket yetkilileri tabureler getirerek toplantıyı gerçekleştirmek istedi. ÇED toplantısı, halkın muhalefeti karşısında yapılamadı.

Madencilerin kaleleri olarak gördükleri Söğütalan köyünde bu toplantıyı yaptıracaklarını ve onay alacaklarına emin olan şirket yetkilileri ÇED toplantısından sonra dağıtmak üzere yanlarında getirdikleri erzakları halkın tepkisinden sonra tekrar geri götürdü.

Altıncı şirketler daha öncesinde Kuşçayırı ve Şahinli köylerinde de halkın tepkisiyle karşılaşmış ve geri adım atmışlardı.

ÇED toplantısı protestosuna Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi Kazdağı ve Biga Yarımadası Çalışma Grubu, GÜMÇED (Güney Marmara Çevre Derneği), Çanakkale Çevre Platformu, Halkevleri, Zirve Dağcılık Kulübü, TMMOB Makine Mühendisleri Odası Çanakkale İl Temsilciliği, Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği de katıldı.

“Wall Street’i İşgal Et” ABD’yi sardı

0

New York’un finans merkezi, Wall Street’teki protesto gösterileri kentin dışına taştı. Giderek büyüyor.

Protestolar son olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin Austin, Tampa, Jersey, Houston, Los Angeles ve Philadelphia gibi kentlerine de sıçradı.

Kapitalizm karşıtı gösterilere, öğrenci grupları ile işçi, öğretmen ve sağlık çalışanları sendikaları da büyük destek veriyor.

Arap Baharı’ndan esinlendiklerini belirten “Wall Street’i İşgal Et” hareketi protestocuları, finans merkezini işgal edinceye kadar gösterilere devam edeceklerini belirtiyor.

Öte yandan, ABD Merkez Bankası’nın Dallas şubesinin başkanından göstericilere destek geldi. Göstericilere sempati duyduğunu belirten Dallas Fed Başkanı Robert Fischer, “Çok fazla insanımız çok uzun süredir işsiz. Ben onların bu hüsranını analayabiliyorum” dedi.

ABD’deki işsiz sayısı 14 milyon civarında.

Koza Altın’ın hızına hukuk yetişemiyor

Bergama Ovacık Köyü yakınlarında ve Kozak Yaylaları‘nda altın işletmeciliği yapan KOZA Şirketi‘nin izinlerine karşı açılan davalarda yine skandal sayılabilecek bir gelişme yaşandı.

19 No’lu ruhsatın iptal davasının görüldüğü duruşmada hukukçuların önüne 40 No’lu ruhsatla geliniyor! 20 yılda 40 ruhsat alan şirket bu ruhsatları da o kadar hızlı elde ediyor ki, yargı kararlarının uygulanması için verilen 30 günlük süre anlamını yitiriyor. Hukukçular, iptal edilen bir ruhsata karşın altıncı şirkete 29. günde yeni ruhsat çıkarma olanağının tanınmasını “Görülen bütün davaların anlamının fiilen yitirdiği” şeklinde yorumluyor. Hukukçular bu uygulamaların KOZA Şirketine hukuksal dokunulmazlık kazandırdığını da dile getiriyor.

Bergama yakınlarında bulunan KOZA Altın Şirketine ait Ovacık Altın Madeninin 21 sayılı Gayri Sıhhi Müessese (GSM) Ruhsatının iptali davası ve aynı şirkete ait Kozak Yaylasındaki Gelintepe Altın madeni ocağının ÇED izni davası önceki gün gerçekleştirildi.

İzmir 3. idare Mahkemesinde görülen duruşmada hukukçular, Ovacık Altın Madeni’nin 20 yılı bulan  sürecinde hukuksal kazanımların ve yargı kararlarının siyasi iktidarlar tarafından etkisiz hale getirildiğini söyledi.

MAHKEME KARARI NASIL ETKİSİZLEŞTİRİLİYOR

Altın madeninin hukuksal geçmişinin yanı sıra, bölgede yarattığı tahribatın teknik verilerle de mahkeme heyetine sunulduğu duruşmada, altın madeninin GSM ruhsatı iptal davasında ilginç bir olay yaşandı. 5 Ekim 2009 tarihli GSM 21 sayılı ruhsat iptali davasının duruşmasında İzmir İl Özel İdaresi avukatı, söz konusun ruhsatın Özel İdare tarafından geri alındığı, bunun yerine temmuz 2011 tarihinde 40 No’lu ruhsatın verildiğini açıkladı. Bu bilgi üzerine davacı avukatları, bu gelişmenin mahkeme kararlarının etkisiz hale getirmek amacıyla yeni yeni izinler verilmesine somut bir örnek olduğuna dikkat çektiler. Avukat Arif Ali Cangı, daha önce de 19 No’lu ruhsat hakkında yürütmeyi durdurma kararı verildiği sırada, 21 No’lu ruhsatın verildiğini, şimdi de 21 No’lu ruhsatın iptali olasılığı karşısında 40 no’lu ruhsat düzenlendiğini belirterek, “40 No’lu ruhsatın iptali aşamasında da başka bir ruhsat verilme olasılığıı çok yüksek” diye konuştu.

KOZA’YA HUKUKSAL DOKUNULMAZLIK KAZANDIRILIYOR

Davacılardan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası ve TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası vekili olarak duruşmada söz alan Av. Mehmet Horuş; 20 yıldan bu yana devam eden Bergama davalarında elde edilen hukuksal kazanımların Türkiye’de Çevre Hukuku’nun gelişimine büyük katkılarının olduğunu söyledi. Çevre ve Orman Bakanlığının işletmeci şirketler lehine her defasında yargı kararlarını işlevsiz kılan yeni izinler vermesinin, ülkenin hukuk sistemi açısından da bir geriye gidişi ifade ettiğini belirten Horuş şunları söyledi; “”Bergama’da dava konusu ÇED raporu 29 günde tamamlandı. Böylece Anayasanın 138. maddesinde yargı kararını uygulamak için öngörülen 30 günlük sürenin bir anlamı kalmadı. Bu mantık içinde çevresel etki değerlendirme süreci bir formaliteye dönüştürüldü. Şirketler, iptal kararlarının uygulanması gereken 30 günlük süre içerisinde yeni bir ÇED izni alma olanağının tanınması, fiilen görülen bütün davalarının anlamını yitirmesine yol açmaktadır. Bu durumda Anayasanın 125. maddesindeki idarenin yargısal denetiminin bir anlamı kalmamaktadır.”

Horuş, “Koza şirketine hukuksal bir dokunulmazlık kazandırılmaya çalışılmaktadır” diye konuştu.

HUKUK ARKAYA DOLANMAYA ARTIK İZİN VERMEMELİ

Bergama Köylülerinin Avukatı Senih Özay hakimlere “Sizlerin vicdanına sesleniyorum” diye başladığı konuşmasında şunları söyledi; “Artık bu davanın teknik yanını tartışmaya gerek yok.. Çevreye zarar veriyor mu? Evet. Hukuk defalarca karar verdi mi? Evet… artık hukuk, arkaya dolanmaya izin vermemeli… kararını vermeli… altınlı toprak velev ki bitmiş olsa da” diye konuştu.

Jeoloji Yüksek Mühendisi Tahir Öngür’ün, atın madeninin bölgede yarattığı riskler ve özellikle aşırı su kullanımının yaratacağı tehlikeler konusundaki sunumunun ardından söz alan davacılardan EGEÇEP Derneği Başkanı Ertuğrul Barka, altın madencisi şirketlerin sadece ülkemizde değil dünyanın birçok az gelişmiş ülkesinde benzer yol ve yöntemlerle, çevreyi, hukuku ve toplumsal yaşamı kirlettiklerini söyledi. 3 saati aşan duruşmalar sonunda mahkeme kararın daha sonra yazılı olarak bildirileceğini belirterek duruşmaları bitirdi.

(Evrensel)

Şili’de görüşmeler durdu öğrenciler sokakta

Şili’de ücretsiz ve eşit eğitim isteyen öğrenciler ile hükümet arasındaki görüşmelerden sonuç çıkmayınca, protestocular başkent Santiago sokaklarında haklarını aradılar.

Eğitim reformu konusunda devlet ve öğrenci sendikaları arasında bir ay önce başlayan görüşmelerin kesilmesinin ardından, sokağa inen öğrenciler ve destekçileriyle polisle çatıştı.

Polis göstericileri dağıtmak için tazyikli su ve gözyaşartıcı gaz kullandı. Olaylarda onlarca kişi yaralanırken, 250’ye yakın kişi ise gözaltına alındı.

Öğrenci sendikaları, yürürlükte olan sistem üzerine ısrar etmeye devam eden hükümeti, parasız eğitim konusunda yetersiz kalmakla suçlayarak görüşmelerden çekildi.

Dünyanın en pahalı eğitim sistemine sahip ülkelerden biri olan Şili’de öğrenciler eğitim masraflarının yüzde 85’ini karşılarken devletin katkısı ise sadece yüzde 15 oranında bulunuyor.

(Ajanslar)

Kazakistan’da Komünist Parti’nin faaliyetleri donduruldu

0

Kazakistan’da Komünist Parti ve Alga Partisi’nin altı ay süreyle faaliyetlerinin dondurulması siyasi arenayı kızıştırdı.

Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in partisi Nur Otan’a karşı etkin bir muhalefet oluşturmak Komünist Parti’nin Alga Partisi ile birleşmesi anayasa mahkemesi tarafından yasadışı bulunmuştu.

Komünist Parti liderleri ise kararın olası erken seçimlerde Nazarbayev’e güç kazandırmak amaçlı verildiğini iddia ediyor.

(euronews)

Çinli Li Na da İstanbul kortlarında olacak

0

Çinli tenisçi Li Na, İstanbul’da 25-30 Ekim’de düzenlenecek, dünya sıralamasında ilk 8’de bulunan kadın tenisçilerin mücadele edeceği TEB-BNP Paribas WTA Championships’e katılmayı garantiledi.

WTA’nın açıklamasında, Çinli Li Na’nın turnuvaya teklerde katılmayı garantileyen 5’inci tenisçi olduğu belirtildi. Daha önce Danimarkalı Caroline Wozniacki, Rus Maria Sharapova, Belaruslu Victoria Azarenka ve Çek Petra Kvitova turnuvaya katılmayı garantilemişti.

Li, geçen haziran ayında Roland Garros’u kazanarak, bir ”grand-slam” turnuvasında şampiyon olan ilk Asyalı olmuştu. Avustralya Açık’ta da finale yükselme başarısı gösteren Li Na, Wimbledon’da ikinci, ABD Açık’ta ise ilk turda elenmişti.