Ana Sayfa Blog Sayfa 5008

Şili’de öğrenciler ile hükümet anlaşamadı

0

Şili’de ücretsiz ve eşit eğitim isteyen öğrenciler ile hükümet arasındaki görüşmelerden sonuç çıkmadı.

Aylardır sürdürdükleri protestolar ile ülkede eğitim sisteminin durmasına yol açan öğrenciler, yetkililer ile konuyu görüşmek için oturdukları masadan kalktı.

Şili Öğrenci Konfederasyonu (CONFECH) sözcüsü Camila Vallejo, hükümettin konu üzerine hiç bir iyi niyetinin olmadığını belirtti.

Vallejo, “Herkes için özgür ve kaliteli bir eğitim konusunda hiçbir iyi niyet yok. Devlet bu eğitimi vermek ile sorumlu. Onlar ise şu anda yürürlükte olan sistem üzerine ısrar etmeye devam ediyor.” şeklinde konuştu.

Hükümet görüşme sonrası konuyu komisyona havale ederken, gergin bir ortamda başlayan toplantı sonrası öğrenciler tarafından işgal edilen okullarda olaylar tekrar alevlendi.

Şili’de öğrenciler eğitim masraflarının yüzde 85’ini karşılarken devletin katkısı ise sadece yüzde 15 oranında bulunuyor.

Şili, Amerikan kıtasında Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra en pahalı eğitim sistemine sahip ülke konumunda.

(euronews)

Çocuk tecavüzün farkında, 28 tecavüzcü mağdur!

0

Yargıtay Başsavcılığı, Mardin’de 28 kişinin cinsel istismarına uğrayan 13 yaşındaki kız çocuğu için yerel mahkemenin “küçük kızın her şeyin farkında olduğu ve sanıkların en alt sınırdan cezalandırılması” talebine destek verdi.

Aralarında asker ve devlet memurlarının da olduğu 28 sanıklı dava, 7 yılın ardından karar bağlandı. Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararı alırken küçük kızın alıkonulmadığına ve her şeyin farkında olduğuna hükmetti. Böylece sanıklar en alt sınırdan cezalandırıldı. İyi hal indirimi de uygulanan sanıklar 20 ayla 6 yıl arasında değişen hapis cezası aldı. Küçük kızın avukatları kararı temyize gönderdi.

Fakat dosyayı inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14. Ceza Dairesi’ne gönderdiği yazıda yerel mahkemenin kararının onanması yönünde fikir bildirdi.

Şimdi Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin alacağı karar bekleniyor.

(Focus Haber)

ABD’de başkanlık yarışında Sarah Palin yok

0

Amerika Birleşik Devletleri’nde Cumhuriyetçi Parti içerisindeki aşırı milliyetçi Çay Partisi hareketinin popüler ismi Sarah Palin, gelecek yıl yapılacak başkanlık seçiminde aday olmayacağını açıkladı.

Beş çocuk annesi eski Alaska Valisi Palin, dört yıl önceki seçim yarışında Cumhuriyetçilerin başkan yardımcısı adayı olarak siyasette sivrilmişti. Muhafazakar tutumuyla bilinen 47 yaşındaki Palin, yaptığı yazılı bir açıklamayla ‘kendisi için ailesinin ağır bastığını ve uzunca düşündükten sonra seçime girmemeye karar verdiğini’ duyurdu.

Çıkardığı iki kitapla da adından söz ettiren Palin’in çekilmesiyle Cumhuriyetçilerin 2012’de Demokrat Partili Başkan Barack Obama’nın karşısına çıkaracağı en güçlü isimler olarak Mitt Romney ile Rick Perry kaldı.

(euronews)

Yalova Ziraat Odası Başkanı’ndan, Vopak’a karşı açlık grevi

Yalova yakınlarında kurulması planlanan VOPAK Kimyasal Depolama Tesisleri’ne karşı çıkan Yalova Ziraat Odası Başkanı Şaban Beşli, açlık grevine başladı.

Yalova yakınlarında kurulması planlanan VOPAK Kimyasal Depolama Tesisleri’ne karşı çıkan Yalova Ziraat Odası Başkanı Şaban Beşli, açlık grevine başladı. Cumhuriyet Meydanı’nda kurduğu çadırda açlık grevine başlayan Başkan Şaban Beşli, “Sağlığım elverdiği sürece, bana destek verenlerle birlikte Yalova’da VOPAK’a karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Şaban Beşli’nin açlık grevine, çevre illerdeki Ziraat Odası başkanlarının yanı sıra Yalova’daki sivil toplum örgütleri de destek verdi. Başkan Beşli yaptığı açıklamada, VOPAK’ın kurmak istediği kimyasal depolama tesisine karşı uzun zamandır mücadele verdiklerini kaydetti. Daha önce imza kampanyası düzenlediklerini ve VOPAK önünde eylem gerçekleştirdiklerini belirten Başkan Beşli şöyle konuştu:

“Sağlıklı yaşamak, çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak istiyorsak, bu kimyasal depolama tesisine karşı çıkmalıyız. Bu mücadelemiz hala devam ediyor. Bu mücadelenin sonunda açlık eylemi kararı almıştım. Bu kararı da bugün uyguluyorum. Sağlığım el verdiği sürece, bana destek verenlerle birlikte Yalova’da VOPAK’a karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.”

‘TÜM Marmara İÇİN TEHLİKE’

11 Ekim’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda kimyasal depolama tesisleri ile ilgili ÇED toplantısı yapılacağını söyleyen Beşli, açıklık grevi ile Yalova’daki tepkiyi ortaya koymak istediklerini dile getirdi. Tesislerin tüm Marmara Bölgesi için tehlike oluşturacağını belirten Beşli şöyle konuştu:

“Yalova’da kurulacak depolama tanklarının patlaması bütün Marmara’nın yok olması demektir. O yüzden bu mücadeleyi Marmara adına veriyoruz. Ankara’dan da bir netice çıkmazsa biz VOPAK’ın inşaatını durdurmaya karar verdik. Bu yasal olamayabilir ama biz çocuklarımıza gelecekte temiz, pırıl pırıl bir Yalova bırakmak istiyorsak, bu mücadeleyi topyekun sürdürmemiz gerekiyor. VOPAK’a olan duyarsızlığı duyarlı hale getirmek gerekiyor, “

Afganistan İşgali ABD’nin en uzun savaşı oldu

7 Ekim, Afganistan’in işgalinin 10’ncu yıldönümü… 11 Eylül saldırılarının ardından Amerikan birlikleri Taleban’ı devrirecek askeri operasyonunu başlatmıştı. Ancak aradan 10 yıl geçti. savaş sürüyor. Hatta, Afganistan savaşı; Amerika’nin en uzun savaşı olarak tarihe geçti.

10 yıl önce Taleban yönetiminin bu kadar hızlı devrilmesi beklenmiyordu. Ancak aradan 10 yıl geçmesine rağmen NATO ve Amerikan birlikleri hala Taleban ve el Kaide unsurlarıyla çatışıyor. 2001 yılının sonuna doğru Amerikan birliklerinin desteğiyle Taleban Kabil’den çıkarılmıştı. Ancak Taleban ve el Kaide militanları Tora Bora dağlarına; sınırın Pakistan tarafına konuşlandı ve çatışmalar o zamandan beri devam ediyor. Bazılarına göre, müttefik askerlerinin sayısı yetersiz. Aslında NATO da bu eleştiriyi kabul ediyor.

Askeri sözcü, Carsten Jaconson, “Geride bıraktığımız yıllar içinde hatalar yapıldı – özellikle 2009’dan önce. En büyük hatamız 2001 ve 2002’de başarılarımızın ardından Taleban’ı küçümsemek oldu. Afganistan’a yeterince asker sevketmedik. Bu yüzden ilerlememiz sınırlı kaldı,” diyor.

O dönem müttefik askerlerinin azlığından yararlanan Taleban ülkeye yeniden girmeye başladı ve bazı toprakları tekrar kazanmaya başladı. NATO birlikleri direnmeye devam etti. Ancak 2003 yılında Amerika’nın dikkati yeni bir savaşa – Irak’a yöneldi. Aynı şekilde savaşın başında elde edilen başarılar zamanla kaybedildi. Amerika Irak’a daha fazla asker sevkedip kontr-gerilla taktikleri uygulamaya, Iraklılar’ı eğitmeye başlayınca durum değişti. Afganistan’da da bu yönde önlemler alınmaya başladı.

Jacobson, “Irak’tan ders alındı. 2008 sonlarından 2009 arasında hem militanları yenilgiye uğratmaya hem de güvenlik güçlerinin sayısını arttırmaya ağırlık vermeye başladık,” şeklinde konuşuyor.

Başkan Barack Obama da dikkatini Afganistan’a yoğunlaştırdı. 2009 yılında asker sayısı arttırıldı.

Pakistan’da konuşlanan Taleban unsurlarına yönelik insansız hava araçlarıyla saldırılar yoğunlaştırıldı. Amerika’nın eski Genelkurmay Başkanı Oramiral Mike Mullen şöyle konuşmuştu: “Afganistan’ın düşmanları ve bize saldırmaktan başka amacı olmayanlara bu yıl büyük darbe indirdik. Konuşlandıkları bölgelerden çıkarıldılar. Yerel halkı etkilemeleri engellendi. İzlerini sürdük. Çok sayıda liderleri öldürdü veya yakalandı.”

Oramiral Mullen aynı zamanda Afganistan’da durumun kırılgan olduğunu söylerken elde edilen kazanımların kaybedilebileceği uyarısında da bulundu. Buarada askeri önlemlerin yanında Taleban’a açılımda da bulunma yoluna gidildi.

Askeri sözcü Jacobson, “Elbette, dostlarınızla barış yapmazsınız, düşmanlarınızla barış  yaparsınız. Sonuçta, Afganistan’da silah alanlarla, bu ülkenin gelişmesine karşı duranlarla bir şekilde barış sağlanmalı,” diyor.

NATO kapsamında Afganistan’a asker gönderen birçok ülkenin katılımı 2014 yılında son bulacak. Ancak Afganistan’da savaş göründüğü kadarıyla kolay kolay bitmeyecek.

(Voa)

Balık için küçük, evrim için büyük bir sıçrama

Hayat suda başladı. Peki karaya nasıl sıçradı? Araştırmacılar, inceledikleri bir grup balıkta bunun ipucunu gördüklerini söylüyor.

Katı bir yüzeyden havaya sıçramayı başaran en az altı balık türü keşfedildi. Üstelik, sıçrama yeteneğinin balıklarda hiç de nadir bir hadise olmadığı düşünülüyor.

Journal of Experimental Zoology (Deneysel Zooloji Dergisi) tarafından basılan araştırma sonuçları, canlı türlerinde evrimin en önemli aşamalarından birine ışık tutuyor.

Kuzey Arizona Üniversitesi ekibinin başkanı Alice Gibb, hem karada hem suda yaşayabilen mangrov rivulus adlı balık türünü incelerken, araştırmayı başka türleri de kapsayacak şekilde genişletmeye karar verdiklerini söylüyor.

Dr. Gibb, ”Mangrov rivulus, üniversitenin laboratuvarındaki akvaryumdan bir ağla çıkartılmaya çalışılırken, sıçrayıp tekrar suya geri dönmeyi başarıyordu.” diye anlatıyor.

Ekip, sıçrama yeteneği sadece mangrov rivulus gibi amfibik canlı türlerine mi özgü, yoksa normal balıklarda da görülüyor mu sorusunun kendilerinde merak uyandırdığını söylüyor.

Birbiriyle bağlantısız altı farklı balık türünü, düz bir yüzey üzerine koyduktan sonra hızlı kamera ile filme çekiyorlar.

Dr. Gibb, ”Çektiğimiz filmlerde her balığın sıçrayabildiğini gördük’.’ diyor.

Bu araştırma, karaya sıçramanın az sayıda birkaç türün evrimine ait nadir bir özellik olmaktan ziyade, kemikli balıklarda yaygın bir yetenek olduğuna işaret ediyor.

Kuzey Arizona Üniversitesi ekibi, geçmişte karaya çıkan balık türlerinin sanıldığından çok daha fazla sayıda olabileceğini düşünüyor.

(BBC)

TİB’den Hrant Dink cinayeti ile ilgili kayıtları vermiyor

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, mahkemenin, Hrant Dink’in öldürüldüğü gün bölgedeki tüm telefon görüşmelerinin gönderilmesi isteğini yine karşılıksız bıraktı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan, Hrant Dink cinayet günü bölgedeki tüm telefon görüşmelerinin gönderilmesini istemişti.

Başkanlık, mahkemeye, istediği bilgileri yine göndermedi.

Önce özel hayatın gizliliğine gerekçe gösteren, ardındam bölgede baz istasyonu bulunmadığını belirten kurum, bu kez de bölgedeki tüm görüşmelerin bildirilmesinin mümkün olmadığını belirtti.

TİB, açıklamada, ‘baz istasyonu sorgusu yapılabilmesi için arayan numara, aranan numara, arama tarihi ve saati ile arama süresini’ açıkça yazılması gerektiğine işaret etti.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Dink ailesinin avukatlarının talebi üzerine, olay günü Agos gazetesi önünde yapılan görüşmelere ait kayıtları istemişti.

Fukuşima çevresinde yüksek radyasyon

Bağımsız uzmanlar, santralden 60 km uzakta yüksek radyasyon tespit etti.

Bağımsız uzmanlardan oluşan bir ekip, 11 Mart’ta meydana gelen 9 büyüklüğündeki deprem ve ardından gelen tsunami ile nükleer bir felaketin yaşandığı Japon Fukuşima santralinden 60 kilometre uzakta yüksek oranda radyasyon tespit etti.

Alınan toprak örneklerinde kilogram başı 307 bin bekerel radyoaktif sezyum olduğu görüldü. Resmi olarak üst sınır ise 10 bin bekerel.

Radyasyonun Fukuşima’dan geliyor olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirten uzmanlar, hükümetten, çocuk ve hamileleri güvenli bölgelere tahliye etmesini, en azından sakinleri bölgeden ayrılmaları konusunda uyarmasını istedi.

Japon hükümeti geçen cuma, nükleer santralden 20 ile 30 kilometre mesafedeki bölgeyle ilgili uyarısını kaldırmıştı. Santrale 20 kilometre mesafedeki bölge ise tamamen kapalı.

(Ajanslar)

Suyu kuyruklu yıldızlar mı getirdi?

Astronomlar üzerinde okyanus benzeri su kaynağı bulunan ilk kuyruklu yıldızı keşfetti.

Bilim insanlarına göre, Dünya’nın oluşumu sırasındaki yoğun ısı nedeniyle gezegendeki ilk sular buharlaştı ve ancak 8 milyon yıl sonra okyanuslar oluşabildi. Bugüne kadar cevabı bulunamayan soru ise, hayatın kaynağı olan suyun nereden geldiğiydi.

Mevcut teoriler, dünya üzerindeki suyun en fazla yüzde 10’unun kaynağının kuyruklu yıldızlar olduğunu işaret ediyordu.

Ancak Almanya’daki Max Planck Enstitüsü‘nde görevli bilimadamlarının bugün açıklanan son araştırması, 103P/Hartley 2 adı verilen kuyruklu yıldızdaki buzda bulunan kimyasal bileşimin, dünyadaki deniz suyu ile neredeyse aynı olduğunu ortaya çıkardı.

Hershel Uzay Gözlemevindeki kızılötesi araçları kullanarak Hartley 2 adlı kuyruklu yıldızı inceleyen bilimadamları, bu buluşun kendileri için büyük bir sürpriz olduğunu söyledi.

Bu buluş, taş ve buzdan oluşan kuyruklu yıldızların, dünyadaki suyun asıl kaynağı olduğu teorisini güçlendirdi. Daha önceki teoriler, dünyanın ilk halindeki suyun kaynağının daha çok asteroidler olduğunu savunuyordu.

(Ajanslar)

İzmir’de 4 Ekim eylemi

4 Ekim Hayvanları Koruma Günü için İzmir’de biraraya gelen “Hayvan Özgürlüğü Savunucuları” bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada “Anayasada hayvanları birer mülk olarak nitelendiren ifadelerin değiştirilmesini ve suçlulara gereken yaptırımın uygulanması” talebi dile getirildi.

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

Bizler bütün canlılar için adalet talep ediyoruz. Ve bugün dünyadaki diğer dostlarımız gibi bizler de hayvan özgürlüğü savunucuları olarak hayvan sömürüsünün son bulması gerektiğini haykırmak için bir araya geldik.

yamuk kedi ADINA
zehirlenen köpekler ADINA
mezbahada katledilen inekler ADINA
eti için öldürülen koyunlar, tavuklar ADINA
kürkü için avlanan tilkiler, tavşanlar ADINA
sirklerde çalıştırılmaya zorlanan filler ADINA
binek aracı olarak kullanılan atlar ADINA
denek unsuru olarak görülen maymunlar ADINA
dar havuzlarda tutsak edilen yunuslar ADINA
katil ilan edilen ayı ADINA
balık çiftliklerinde hapsedilen orkinoslar ADINA
kutuplarda yaşam mücadelesi veren kutup ayıları ADINA
Kanada’da katledilen foklar ADINA
hayvanat bahçesinde kafeslere konan aslanlar ADINA
VE tellerin arasında uçmaya zorlanan kuşlar ADINA

BURADAYIZ.

VE:

-Anayasada hayvanları birer mülk olarak nitelendiren ifadelerin değiştirilmesini ve suçlulara gereken yaptırımın uygulanmasını talep ediyoruz.

Ve kapitalist düzenin en büyük metalarından biri haline getirilen hayvanların bu kaos ortamından çıkarılıp özgürleştirilmelerini ve en doğal hakları olan yaşam haklarına saygı duyulmasını istiyoruz.

Türcülük,ırkçılık,cinsiyetçilik ve buna benzer her türlü ayrımcılıktan arınmış adil bir dünya yaratabilmemiz dileğiyle..

Hayvan Özgürlüğü Savunucuları