Ana Sayfa Blog Sayfa 4986

Çocuktan al çevre bilincini

Bir Dolap Kitap, hem bir internet sitesi hem de bir radyo programı. Çocuk kitapları sevdalısı 2 kişinin Banu ve Yıldıray’ın hem siteden hem de radyodan bu sevgilerini diğer çocuk kitabı sevdalılarına yayma uğraşısının radyo ayağında bu hafta Temel Karataş’ın “Küçük Yeşil Adımlar” isimli kitabı konu edildi. Kitabın alt başlığı ise, “Doğa Kahramanının El Kitabı”. Bir Dolap Kitap radyo yayınını Açık Radyo’nun fm bandı üzerindeki 94.9 frekansından ya da online olarak www.acikradyo.com.tr üzerinden dinlemek mümkün. Program her hafta Cumartesi günleri 10:00 – 10:30 saatleri arasında yayınlanıyor.

Kitap, çocukları çevreyle ilgili konularda bilgilendirmeyi amaçlıyor. Küresel ısınma, karbon çevrimi gibi konuları çocuklara göre anlatan kitap, etkinlik önerileri ve bulmacalarla anlatımı pekiştiriyor. Kitap bir yerli yapım olduğu için, benzeri çeviri kitaplardan farklı olarak, konuyla ilgili Türkiye’ye ait bilgiler ve rakamlar da veriyor. Kamile Kuzu’nun resimlediği ve Optimist Yayınları EKOIQ Kitaplığı tarafından basılan “Küçük Yeşil Adımlar”ın da konu edildiği 15 Ekim 2011 tarihli program kaydını www.birdolapkitap.com sitesinden dinlemek mümkün

(Yeşil Gazete)

Arkas’ın Şampiyonlar Ligi mesaisi yarın başlıyor

0

Voleybol Erkekler Avrupa Şampiyonlar Ligi A Grubu’nda mücadele eden Arkas Spor, gruptaki ilk maçında yarın Bulgaristan’ın CSKA Sofya takımıyla İzmir’de karşılaşacak.

Halkapınar Spor Salonu’nda, saat 19.00’da oynanacak Arkas Spor-CSKA Sofya maçını, Sırbistan’dan Zorica Bjelic ile İtalyan Vittorio Sampaolo hakem ikilisi yönetecek. Grubun diğer maçında ise Yunan temsilcisi Iraklis Thessaloniki ile Belçika’dan Noliko Maaseik takımları karşılaşacak.

 

Şampiyon Engelsiz Aslanlar Türkiye’de

0

Japonya’da düzenlenen Kıtalararası Turnuva ”Kitakyushu Cup” finalinde, ev sahibi ülkenin takımı Miyagi Max’ı 68-51 yenerek, şampiyon olan Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı yurda döndü.

THY’nin tarifeli uçağıyla Japonya’dan İstanbul’a gelen şampiyon sarı-kırmızılı basketbolcular, Atatürk Havalimanında Galatasaray taraftarı tarafından “Koştuk Biz Yine Cim Boma Geldik” pankartı ve ”Şampiyon Galatasaray” tezahüratları eşliğinde çiçeklerle karşılandı.

Kulüp Antrenörü Sedat İncesu, burada yaptığı açıklamada, 3. kez şampiyon olduklarını hatırlatarak, ”Çok zorlu bir turnuvaydı. Bu sene 8 takım finallerdeydi. Zor bir finalden sonra sonra kupa geldi, şampiyon olduk, çok mutluyuz” diye konuştu.

Kulüp, otobüsüne bindirilen engelli basketbolcular, havalimanından ayrıldı.

 

İç Ses; ve Adem ve Havva ve Sonra

Tiyatro Boyalı Kuş’un yeni oyunu İç Ses, Cihangir Sahne’de. Tiyatro’nun kurucusu ve genel sanat yönetmeni Jale Karabekir’in metnini yazdığı ve rejisini yaptığı oyunda günümüz modern kadın-erkek ilişkisi anlatılıyor. Oyunda Adem ile Havva konuşmuyor, onların iç seslerine şahit oluyoruz.

Oyunda kadın erkek arasındaki iletişim/iletişimsizlik hallerine şahit olurken hem kadim metinlerden hem aşina olduğumuz eserlerden izlere de rastlamak mümkün. Eski Ahit’in yaratılış efsanesi ya da Cengiz Aytmatov’un unutulmaz eseri Selvi Boylum Al yazmalım gibi. Oyunu izlerken Asya’nın; İstanbullu’sundan ayrıları yıllar olmuş Al Yazmalı’nın içinden geçirdiklerini düşünmemek elde değil,

Sevgi neydi? Coşkun akan dere… Sonbahar rüzgarı ile düşen yapraklar… Cama vurulup dağılan yağmur damlaları… Bir yürek çarpıntısı. Sonunda coşkun dere durulur, yapraklar kurur dökülür, yağmur diner, güneş çıkardı. Sevgi neydi? Sevgi, sahip çıkan o sıcak insan eli, insan emeğiydi. Sevgi, iyilikti. Sevgi, emekti.

İç Ses’in sahnelendiği Cihangir Sahne’nin adresi, Taktaki yokusu, 2/B Cihangir (Firüzağa kahve arkası, Ağa Bilardo yanı). Oyun biletlerine mybilet.com‘dan ulaşmak mümkün.

Oyun Tarihleri: 18-25 Ekim ve 1-15-22-29 Kasım Saat: 20:30 (Bayram Tatili haftası hariç Kasım sonuna kadar her Salı günü)

Metin ve Reji: Jale Karabekir

Hareket: Esra Çizmeci

Müzik: Murat Hasarı

Kostüm: Kübra Erişir

Işık: Efe Sümer

Grafik: Bülent Kuzu

Ses: Burcu Hayal

Asistan: Hazal Güney ve Nelin Dükkancı

Dramaturji: Rahmet Uysal

Oyuncular: Şengül Özdemir ve Gökmen Kasabalı

İç Sesler: Sema Mağara, Serhan Süsler

Diğer Sesler: Tilbe Saran, Kaya Akarsu, Pınar Oğuz

 

tiyatro boyalı kuş
istiklal cad. meşelik sok. 6/8 beyoğlu/istanbul
0212 245 21 09 / 0533 813 31 54
[email protected] / www.tiyatroboyalikus.com

 

(Yeşil Gazete)

 

Tahrir’den Londra’ya – Kumru Başer

New York’ta Wall Street işgaliyle başlayan eylem dalgası Londra’ya ulaştı. Mısır’de eylemcilerin toplandığı ve Arap Baharı’nın simgesi haline gelen Tahrir meydanı İngiliz eylemcilere esin kaynağı oldu.

Londra’da işgal bugün ikinci gününde. Dün (15 Eylül) öğle üzeri sırt çantalı herkes işgale mi gidiyor diye düşünerek Saint Paul’s a ulaştığımda atlı ve yaya polisin işgalcilerden erken davranmış olduğunu gördüm. Mahkemeden tebligat bile çıkartmıştı polis; işgale yeltenecekleri dağıtma konusunda kararlılardı.

Tebligata göre, borsanın bulunduğu Paternoster meydanına girmek yasaktı, çünkü özel mülktü.

Ancak polisin varlığı engel olmadı. Önce 50 sonra 100 kişi vardı çevrede. Sonra  bin sonra üç bin kadar oldu.

Paternoster meydanına bitişik Saint Paul’s Katedrali İkinci Dünya Savaşı’ndaki yoğun Nazi bombardımanında hiç isabet almamasıyla İngiliz ulusal bilincinde efsaneleşmiş bir yapı. Kentin kalbinde. Biraz ötede Londra kalesi, karşıda Thames’i geçen ünlü yaya köprüsü ve öte yakada Tate Modern.

Paternoster polise bırakıldı derhal ve Tahrir Square levhası katedralin önündeki meydana asıldıktan sonra bu alan gün ve gece boyu bir tür çadır mahalle-yaşam alanı haline getirildi. Göstericiler “şehrin kalbinde bir sosyal sorumluluk alanı yaratıyoruz” dediler ve bunun gereklerini yaptılar.

Kütüphane Çadırı

Eylemin ikinci gününde bu alanda 100 civarında çadır, yüzlerce insan, kütüphane, ilkyardım, enformasyon, yiyecek dağıtım, kayıp eşya çadırları, geri dönüşümlü çöp köşesi, mobil tuvaletler, masalar, yer minderleri, hoparlörler ve top oynayan, danseden, kitap okuyan, tartışan, müzik dinleyen, çalışanların oluşturduğu bir günlük yaşam var.

Bir günde bu nasıl mı başarıldı? “Doğrudan demokrasi” şiarıyla hareket eden topluluk öncelikle bir halk meclisi kurulmasına karar verdi. İlk adım olarak önce on-on beş gruba bölünüp daireler etrafında gündemi tartıştı.

Benim izlediğim bir grupta 15 ila 75 yaş arası 30-40 kişi vardı.

Sokakta Halk Meclisi

Müthiş bir hız ve netlikle, öneriler dinleniyor, oylanıyor, not alanlar belli aralarla önerileri özetleyip oya sunuyor, itiraz varsa lehte ve aleyhte konuşmalar dinlenip tekrar oylanıyor, kararlar sıralanıyordu.

Uzun konuşmalarla konunun dağıtılmasına dinleyiciler izin vermiyor, not alanlar ve toplantıyı yönetenler gönüllülük esasına göre sürekli değişiyor ama tartışma aksamıyordu.

İki üç saat süren bu tartışmada, tartışma yöntemi belirlendikten sonra bu eyleme ilişkin hedefler, kamuoyuna hangi mesajların iletilmesi gerektiği ve uzun vadeli hedefler tartışıldı.

Sonunda halk meclisi genel kuruluna iletmek üzere alınan kararlardan bazıları şöyleydi: Gece meydan terkedilmeyecek, dünya ve İngiltere kamuoyuna beş altı açık acil taleple gidilecekti.

“Sosyal reform devletinden yanayız, iş alanları açılmasından yanayız, krizde en yoksullara destek olunmasından yanayız. Savaşlara karşıyız, serbest piyasa düzenine karşıyız, vergi cennetlerine karşıyız, vergilerimizle bankalara, büyük uluslararası şirketlere destek olunmasına karşıyız.”

Doğrudan Demokrasi

Gruptan 70′li yaşlarındaki beyaz saçlı bir kadın sözcü olarak bu kararları genel kurula iletmeye gönderildi. Yanımda duran Asyalı İngiliz genç, utangaç utangaç “hay allah kendimi bir an milletvekili gibi hissettim” dedi.

Sanırım herkes bu tartışmalar sırasında kendisini bir süre Anarşist Ütopya filminin veya romanının içinde gibi hissetmiştir.

Halk meclisi genel kurulu sürekli toplantıda olacak eylem boyunca ve herşey sürekli değişkenler ışığında yeniden tartışılacak dendi.

Yemek Dağıtım Köşesi

Başka bir köşede sürekli toplantıda olan “işler” grubu ise yaşam alanının düzenlenmesine ilişkin pratik kararları üretiyor, gönüllülere dağıtıyordu. Mesela ”yemek dağıtımı için masalar yapmalıyız” önerisi kabul edilince hemen gönüllüler yarım saat içinde döviz çıtalarından masa üretiyorlar, yemek dağıtım köşesi tamamlanıyordu.

Kuşkusuz işgal eylemleri de tıpkı “Arap baharı” gibi dünyanın, yüzünü değişime dönmüş insanları arasında tartışmalar yaratacak.

Londra için konuşmak gerekirse, bu ittifak  ”devrimci” bir hareket olarak tanımlanamaz şu anda. İçindeki etkili devrimci, anarşist nüveye ve bütün “Küresel rejim değişikliği” sloganlarına karşın burada devrim iradesinden çok sosyal demokrasi iradesi ifade ediliyor an itibariyle.

Ama aynı zamanda bu ittifak sürekli bileşenleri ve dinamikleri değişen ve aslında son on-onbeş yıldır pişmekte olan bir hareket ve şu andaki ivmesini küresel mali krizden alıyor.

Mali krizden en çok etkilenen ülkelerde en etkili bir şekilde ortaya çıkışı ve yeni müttefikler edinmiş olması hatta ünlü “reformcu” isimlerin desteğini almış olması bundan.

Her Yer Çadır, Her Yer Eylemci

Hareket bu son dalgası içinde belki de zincirlerinden başka kaybedecek bir kaç şeyi olanları, olmayanların yanına çekiyor denebilir.

Londra Paternoster ya da yeni adıyla Tahrir meydanındaki topluluğa baktığınızda New York’da Wall Street işgalinde olduğu gibi bunu açıkça görüyorsunuz.

Burada yalnızca küresel kapitalizm, savaş ve sömürü karşıtları değil, işlerini, paralarını, emeklilik haklarını kaybedenler ve kaybetmek üzere olduklarını şiddetle hissedenler var.

Ama bir hareketin karakterini sadece içinde yer alanlarla belirleyip bu bir orta sınıf reformist hareketidir deyip geçmek de büyük yanlış olur.

Çünkü bu tekil bir hareket değil, yeni nesil küresel muhalefetin karşısına çıkan siyasi ve ekonomik gündeme göre ittifaklarını ve direniş yöntemlerini çeşitleyip sürdürdüğü bir sürekli isyan olarak da görülebilir.

Eyleme katılanların bütün hiyerarşisizliğe karşın büyük bir organizma kadar bütünlüklü ve çevik olması, taktiklerin gerektiğinde direnişten, polisin moralini çökertmeye, onu kuşkuya yöneltmeye kadar ustalıkla çeşitlenebilmesi de belki bunun bir göstergesi.

Sürekli kendisini sorgulayan ve değiştiren bir yapıyı adeta görüyorsunuz.

Ama hepsinin üzerinde bu hareketin karakterini belirleyen onu radikal bir dönüşüm dinamiği haline getiren en önemli unsur, kapitalizme, sömürüye, bireyciliğe, rekabetçiliğe toptan meydan okuyan bir doğrudan demokrasi denemesini, dünyanın en büyük finans merkezlerinden birinin göbeğinde hem de televizyon kameralarının önünde bilfiil hayata geçirmiş olması.

Kumru Başer -jiyan.org

İtalya’da “Öfkeliler” Roma’da sokaktaydı

İtalya’da ekonomik kriz sonucu artan işsizlik, borç oranı ve tasarruf paketleriyle gelen kesintilerin protesto edildiği gösterilerde başkent Roma, güçlü protestolara sahne oldu.

‘‘Öfkeliler’‘ hareketinin Roma’da barışçıl bir şekilde başlayan protesto yürüyüşünde 100’ü aşkın kişi yaralandı, 12 kişi de tutuklandı.

İtalya İçişleri Bakanı Roberto Maroni’nin yarın olaylarla ilgili Senato’ya bilgi vermesi bekleniyor.

Maroni, ülkenin bu tür şiddet olaylarıyla bölünemeyeceğine vurgu yaptı: “Görüntülerin yakından izlenmesini talep ettim. Çünkü şiddete yol açan faillerin, yani gerçek suçluların, yaptıklarının cezasını çekmelerini istiyorum.”

Biri jandarma aracı olmak üzere pek çok aracın yakıldığı, iş yerlerinin ve bankaların vitrinlerine zarar verildiği kentteki hasar bilançosu ağırlaşıyor.

İtalya’da yaklaşık 200 bin kişinin katıldığı gösterilerde, çevreye verilen zararın 5 milyon euroyu bulabileceği ifade ediliyor.

İtalyan yetkililer, olayları kınadığını ve kabul edilemez bulduğunu belirtirken, Vatikan da, Roma’da yaşanan şiddet eylemlerini kınadığını açıkladı.

(en)

Ban Ki Mun: Wall Street’e kulak verin

0

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun, zengin ülkelerin liderlerinin, ABD’de başlayan ve dünyaya yayılan protestolara kulak vermesi gerektiğini söyledi.

İsviçre’ye giden BM Genel Sekreteri gazetecilere yaptığı açıklamada, G-20 ülkelerinin ve kalkınmakta olan ülkelerin liderlerinin insanlara kulak vermesi ve sorunların çözümü için “uygulanabilir planlar” üretmeleri gerektiğini belirtti.

Ban, “Genel olarak iş dünyası ya da sadece kendi ekonomik meselelerimize odaklanmak, çok ciddi boyuttaki uluslararası krize yanıt vermiyor” diye konuştu.

BM Genel Sekreteri Ban, “Wall Street’ten başlayarak dünyanın her yerinde gördüğünüz gibi, insanlar hayal kırıklıklarını gösteriyor ve dünyanın her yerine çok açık ve kesin bir mesaj vermeye çalışıyor” dedi.

Blackberry kullanıcılarına özür niteliğinde ücretsiz uygulamalar

Kanadalı mobil iletişim devi, geçtiğimiz haftaki hizmet sorunları yüzünden kullanıcılara yaşattığı rahatsızlığa karşılık 100 dolar değerinde uygulamayı ücretsiz sundu.

RIM tarafından bu sabah yapılan açıklamaya göre kurumsal müşteriler 1 aylık ücretsiz teknik destek kazanacak ve tüm kullanıcılar 100 dolarlık hediyeleri ile verilen seçenekler arasından istedikleri uygulamayı indirebilecekler.

Uygulamalar arasında; SIMS 3, Bejeweled, Texas Hold’em Poker 2, Bubble Bash 2, Shazam Encore, Photo Editor Ultimate ve Vlingo bulunuyor.

Hardware Mania’nın haberine göre, zaten keyfi olan bu uygulamalar bir yandan da promosyon niteliği taşıyor. Blackberry, kullanıcılarının çoğunluğunu oluşturan kurumsal müşterilerin teker teker markadan vazgeçmesi ve kurumsal olmayan kullanıcıların da iPhone 4S gibi alternatiflere yönelmesinden dolayı sürekli kan kaybediyor. (ntvmsnbc)

Fransız sosyalistler, Sarkozy ile savaşa hazır

0

Fransa, 2012’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için heyecanlı bir sürece girerken, Sosyalist PartiFrancois Hollande’ı adayı olarak belirledi.

Yapılan oylamada, Hollande yüzde 56’nın üzerinde oy alarak yarışı, Martine Aubry’nin önünde tamamladı.

Sonuçların belli olmasıyla partililerin karşısına geçen Hollande, Aubry ile birlikte birlik mesajı verdi.

Hollande, “Yarından itibaren gerçek bir savaşın içinde olacağız. Bu demokratik savaşta iki rakibimiz var: Sağ ve aşırı sağ partiler. Ve sosyalistler olarak solu birleştirmek gibi bir görevimiz var. Yeşilleri, komünistleri ve cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci turunda bizimle gelmek isteyen herkesi.” dedi.

Parti adayı için düzenlenen seçimlerde, seçim listelerine kayıtlı tüm Fransızlar ve Sosyalist parti üyesi yabancılar oy kullanırken, katılımcı sayısının 2 milyonu geçtiği bildirildi.

Bir Sosyalist Parti üyesi, “İki turda da ona oy verdim ve ona hayranlık duyuyorum. Umut ediyorum ki 2012 seçimlerini kazanacağız.” derken, başka bir Fransız ise, “Bence cumhurbaşkanlığı seçimleri için iyi bir aday çünkü insanları birlik halinde nasıl toplanacağını biliyor.” şeklinde konuştu.

22 Nisan ve 6 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek seçimlerde Sarkozy döneminin bitmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Hollande, Sarkozy’nin tersine Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine ilke olarak karşı çıkmazken, 1915 olayları konusunda Türkiye’nin politikalarına ters düşen tutumu ile biliniyor.

(en)

Sağlıkçılar ‘performans’ı protesto etti

0

Ankara’da sağlık çalışanları performansa dayalı ek ödeme sistemini protesto etti. Ankara Hastanesi önünde toplanan sağlıkçılar, ‘Sağlık hizmeti ekip işidir’, ‘Döner sermaye adaletsizliğine son’, ‘Eşit işe eşit ücret’ yazılı dövizler açtı.

Sağlık-Sen Ankara 2 Nolu Şube Başkanı Erdal Bolatçı, yaptığı açıklamada, sağlık çalışanları olarak her türlü olumsuzluğa rağmen sağlık hizmetlerinin sorunsuz bir şekilde sürmesi için hekim ve hekim dışı personelle 24 saat görev yaptıklarını söyledi.

Sağlık alanında son yıllarda yaşanan değişimlerin halkın sağlık hizmetlerinden duyduğu memnuniyeti artırdığını belirten Bolatçı, buna karşılık çalışanların hak etmediği bir takım mevzuat uygulamalarıyla yıpratıldığını savundu.

2004’ten bu yana uygulanan performansa dayalı ek ödeme sisteminin sağlık çalışanları arasında huzursuzluğa yol açtığını öne süren Bolatçı, şöyle konuştu:

”Performans sistemi, ek ödeme dağılımındaki adaletsizlikler nedeniyle çalışma barışını bozdu. Bakanlık, 6 Temmuz’da yaptığı bir yönetmelik düzenlemesiyle sağlık kuruluşlarında çalışanlar arasındaki gelir adaletsizliğinin daha da büyümesine yol açtı. Bu düzenlemeyle hekimlerin ek ödemesini artırmak isteyen Bakanlık, bunun kaynağını kendi bütçesinden değil, ekip arkadaşları olan hekim dışı personelin ek ödeme gelirlerinden keserek sağlıyor. Uygulamayla hekim dışı sağlık çalışanlarının döner sermayeden aldığı miktar 250 ile 400 lira arasında düştü.

Hekimlerin gelirini artırmak gibi doğru bir kararın maliyetini diğer çalışanlardan kesmek nasıl bir devlet ciddiyetidir. Hastanelerde huzursuzluk kaynağı olacak böylesine büyük bir dikkatsizliğe nasıl müsaade ediliyor.”

Açıklamanın ardından bir süre alkışlarla protestolarını sürdüren sağlıkçılar, daha sonra dağıldı.

(Ajanslar)