Ana Sayfa Blog Sayfa 4963

Tarihçilerden “Ersanlı serbest bırakılsın” çağrısı

Cumhuriyet Tarihinin Tartışmalı Konuları” Konferansında tarihçilerden “Ersanlı serbest bırakılsın” çağrısı yaptı, Prof. Dr. Gürsoy da Ersanlı’nın serbest bırakılması talebiyle düzenlenen metni imzaya açtı.

Tarih Vakfı tarafından Santralistanbul’da düzenlenen C”Cumhuriyet tarihinin tartışmalı konuları” sempozyumunun ikinci gününde saat 14.00’deki “Sınıf, Kimlik, Devlet ve Birey” başlıklı 3. Oturumunu yönetecek olan Büşra Ersanlı’nın gözaltına alınması katılımcı ve izleyicilerin alkışlarıyla protesto edildi.

Oturumun açılışında Ersanlı’nın boş kalan sandalyesi önünde konuşan Tarih Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Özel gözaltı olayından duyduğu üzüntüyü anlatarak üçüncü oturum katılımcı ve izleyicileri adına aşağıdaki metni kamuoyunun dikkatine sundu:

“Tarih Vakfı’nın 20. Yılı dolayısıyla düzenlediğimiz ‘Cumhuriyet tarihinin tartışmalı konuları’ başlıklı toplantımızda, bu oturumu yönetmesi beklenen Tarih Vakfı üyesi Prof. Büşra Ersanlı’nın gözaltına alındığını üzüntüyle öğrendik.

”Oturum izleyicileri ve katılımcıları olarak bu olayı protesto ediyor ve özgürlükçü demokrasinin bir gereği olarak sayın Ersanlı ve bu sürecin tüm mağdurlarının en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşturulmasını bekliyoruz.”

200 kişilik salonun dışına taşan katılımcı ve izleyicilerin uzun süren protesto ve alkışlarının ardından oturuma Ersanlı olmadan başlandı.

Oturumun sonunda izleyiciler arasında bulunan Prof. Dr. Gençay Gürsoy da bir grup akademisyen ve yurttaş ile birlikte kaleme aldıkları protesto metnini okuyarak imzaya açtıklarını bildirdi.

Ermenistan’dan Van’a 111 çadır

Ermenistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Cezayir ile Rusya‘dan deprem yaşanan Van’a yardım için gelen uçaklar Erzurum Havalimanı’na indi. Ermenistan’dan gelen uçakta 111 çadır var.

Van’daki depremzedeler için Ermenistan Acil Durumlar Bakanlığı’ndan gönderilen ve içerisinde battaniye, yatak ve nevresim takımlarının bulunduğu yardım uçağı 4 kişilik ekiple Erzurum’a eldi.

İl Kriz Merkezi ile Devlet Hava Meydan İşletmesi Erzurum Başmüdürlüğü yetkilileri tarafından karşılanan ekipte bulunan Ermenistan Afet Durumlar Bakanlığı Kurtarma Servis Yardımcısı Direktörü Kostandyan Gagik, Türkiye’ye geçmiş olsun dileğinde bulunarak, depremin hemen ardından Ermenistan hükümetinin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yardım konusunda görüşme yaptığını söyledi.

Ermenistan hükümeti tarafından gönderilen yardımları getirdiklerini anımsatan Gagik, ”4, 6, 40 ve 60 kişilik 111 çadır, 4 bin 345 battaniye, 36 şişme yatak, 6 bin nevresim, 474 uyku tulumu getirdik” dedi.

İlk etapta yardım talebinin kabul edilmediğini dile getiren Gagik, ”Telgraf gönderdik. Nasıl yardım edebiliriz, ihtiyaçları sorduk. Gıda yardımı kabul edilmedi. Sadece çadır istendi. Biz de istenen yardım taleplerini getirdik” diye konuştu.

‘BU İNSANLIK YARDIMIDIR’
Ermenistan’ın Türkiye’ye 1999 yılında da yardım ettiğini belirten Gagik, şunları kaydetti:

”1999, 2000 ve 2003’te de yardım ettik. Ama şimdi ilk kez geldik. İhtiyaç olması halinde biz her türlü yardım yapmaya hazırız. İsteriz ki iki ülke hep iyi ilişkiler içerisinde olsun. Bu insanlık yardımıdır. Biz iki komşu ülkeyiz. Şimdilik bundan başka bir şey düşünmüyoruz. İhtiyaç olursa biz ikinci uçağı da hemen getirebiliriz.”

Bu arada, Birleşik Arap Emirlikleri’nden gönderilen ve içerisinde 564 çadırın bulunduğu uçak da Erzurum Havalimanı’na geldi. Uçakta bulunan çadırlar ardından TIR’lara yüklenerek, deprem bölgesine gönderildi.

Öte yandan, 300 çadır getiren Cezayir uçağı ile 156 çadır getiren Rusya’nın ikinci yardım uçağı da havalimanına indi. Söz konusu uçaklardaki çadırlar daha sonra deprem bölgesine gönderilmek üzere tırlara yüklenmeye başlandı.

Uçaklar, İl Kriz Merkezi ile Devlet Hava Meydan İşletmesi Erzurum Başmüdürlüğü yetkilileri tarafından karşılandı.

Londra’da işgalcilere dava açılıyor

Kapitalizmin doğurduğu eşitsizlikleri dünya çapında protesto eden işgal hareketinin Londra ayağı mahkemeye veriliyor.

Londra Belediyesi, turistlerin kentteki en önemli uğrak yerlerinden St Paul Katedrali etrafına kurulan çadır kentin tahliyesi için yasal işlem başlatıyor.

Belediyeden Michael Welbank “Bir demokraside protesto en hayati haklardan biridir ancak yolun ortasında kamp yapmak bir hak değildir.” dedi.

Welbank davanın kalabalık bir yolda geçişlerin engellendiği ve böylece başkalarının haklarının çiğnendiği gerekçesiyle açılacağını belirtti.

15 Ekim’de “Londra Borsası’nı İşgal Et” sloganı altında toplanan protestocular, borsaya ulaşamayınca yakınlarda bulunan katedralin önündeki meydana ve etrafına yerleşmişti.

Londra Belediye Başkanı Boris Johnson başından beri işgal hareketini “Londra’nın yüzündeki çıban” diye niteledi.

Rahibin istifası

UNESCO’nun dünya mirası ilan ettiği katedralin rahipleri ise protestoyu önce destekledi.

Ancak çadır sayısı 200’e ulaşıp, göstericiler ayrılma alameti göstermeyince fikir değiştirdi.

Ayrıca olası bir kargaşa ya da yangında ziyaretçileri tehlikeye atmamak için 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez St Paul Katedrali’nin kapıları kapandı.

Çadırların yerleşim düzeninin değiştirilmesi üzerine katedral bugün yeniden ziyarete açıldı.

Yetkililer bir hafta kapalı kalan katedralin günde 20 bin sterlin zarar ettiğini söylüyordu.

Katedral adına konuşan bir sözcü “Ne yazık ki yasal yollara başvurma mecburiyeti doğdu. Bu adımı büyük bir isteksizlikle atıyoruz ama barışçı çözüm çabalarımız sürecek.” dedi.

Belediyenin kararının hemen öncesinde katedralin önde gelen rahiplerinden Giles Fraser “kilise adına şiddete başvurulmasının yolunun açıldığını” söyleyerek istifasını vermişti.

Eylemciler ise St Paul civarından ayrılmayı düşünmediklerini söylüyorlar.

İşgal hareketi birinci kampa sığmadıkları için yine finans merkezinde, Finsbury Meydanı’nda ikinci bir kamp daha kurulmuştu.

(BBC)

Afrika’nın zamanı hala gelmedi mi? – Didem Tali

 

DSC_7022

Geçtiğimiz zamanlarda öğrendim ki, insanlar dünyanın sadece farklı yerlerinde değil, tarihin de farklı çağlarında yaşıyorlar.

Burası Uganda. Doğu Afrika’nın güneybatısında, bir zamanlar Winston Churchill’in “Afrika’nın İncisi” diye tanımlamış olduğu güzeller güzeli bir ülke. Afrika’nın İncisi, rengarenk kuşları, mango ağaçlarıyla dolu yemyeşil tepeleri ve ekvator ikliminin hemen her gün yağdırdığı yağmur sayesinde, ilk bakışta dünyanın neresinde olduğunuza dair gayet iyi bir ipucu veriyor. Gelgelelim, kırsal alanda birkaç köy, hastane, yetimhane ya da okul görüp, yerel basını ve ülkede olup bitenleri bir süre takip ettikten sonra hangi zamanda olduğunuzu hatırlamak pek mümkün olmuyor…

Afrikalılar, bir şeyler beklenenenden fazla zaman aldığında “African time”(Afrika zamanı) ibaresini kullanıyorlar.

Beş saat sürmesi beklenen otobüs yolculuğu on saat sürdü, African time…

Bir saat içinde gelecek denilen elektrik bütün gece gelmedi, African time…

vs.vs.vs

Görünüşe göre, gerçekten de Afrika’daki pek çok şey Afrika zamanı ile ilerliyor. Yavaş ve belirsiz.

Nitekim, burada da yılın 2011 olduğuna inanmak zor. “Yok” kelimesinin buradaki (özellikle kırsal alandaki)ve bugünkü anlamı ile, “Yok”un 2011 batı versiyonu sanki iki ayrı gezegenden.

Örneğin “Beş kuruş yüzünden insan mı ölürmüş canım, YOK artık!” diyebilirsiniz. Ama Uganda’da her gün, hastanelerde 16 kadın doğumda hayatını kaybediyor. Bunun sebebi ise batıda yarım terlik etmeyecek, saçma sapan bir para. Doktorlara devlet tarafından sağlanan pek bir gelir olmadığı için, doktorlar ameliyat giderlerinin hastaları tarafından karşılanmasını istiyorlar. Herhangi bir operasyonu yapmadan önce, bir nevi “bahşiş” almadan hastaya çoğu zaman ellerini bile sürmüyorlar. Hem yeteri kadar ameliyat malzemesi olmadığı için, hem de benim anladığım kadarıyla, bu “bahşiş”ler olmadığı sürece ellerine pek para geçmediği için. Örneğin doktorların ameliyat eldivenleri yok. Ve parası olmayan kadınlara, AIDS kapma riski yüzünden (gereken her şey sağlanmadığı sürece) doğum yaptırmak istemiyorlar.

Doktorların bu davranışlarının hiç mi hiç etik olmadığını biliyorum. Ama bir doktor, hamile bir kadının hastane koridorunda kıvrana kıvrana can vermesini izlemeyi kanıksayana kadar acaba neler görmüş ve geçirmiş olabilir? Düşünmek bile istemiyorum…

Ameliyat eldivenlerinin ve doktorlara ameliyat için verilebilecek “bahşiş”in yokluğu, tabii ki sadece doğum yapan kadının hayatını sonlandırmakla kalmıyor. Geride yüzlerce yeni doğmuş yetim bırakıyor ve Uganda’daki çocukların %20’si yetim. Örneğin benim çalıştığım yetimhanenin yeni doğmuşlar bölümündeki çocukların hemen hemen hepsinin anneleri hayatlarını doğumda kaybetmiş.

 

Batıdaki şuursuz tüketim ve israf, “alışveriş bağımlılığı” hastalığına yakalanmış milyonlar tarafından beslenedursun, Afrika’daki milyonların hayatı kimi zaman beş, kimi zaman on kuruşun yokluğuna yenik düşüyor. Ve en zengin doğal kaynaklara sahipken, en fakir halkları barındıran Afrika’da yüzyıllar önce durmuş olan zaman bir türlü ilerlemek bilmiyor…

DSC_7136

 

Yazı didemafrikada.wordpress.com/ ‘dan alıntılanmıştır.

 

 

Didem Tali

twitter.com/#!/catttitude

Brezilya eşcinsellerini seviyor – İhsan Eğriboyun

Brezilya Üst Mahkemesi, bizdeki karşılığıyla Yargıtay aynı cinsler arasında evliliği 1’e karşı 4 oyla onayladı. Yani gay çiftler bundan böyle Brezilya’da özgürce yuva kurabilecek, isterlerse evlat edinebilecekler.
Elbette ki bu karar kolay alınmadı. Geçen hafta üst mahkemenin önüne gelen dosya enine boyuna tartışıldı. Konuyu üst mahkemeye taşıyansa Rio Grande do Sul eyaletinde evlilik cüzdanı almak için başvuran lezbiyen çiftin geri çevrilmesi olayıydı. İstekleri ilgili mercilerce işleme konulmayan lezbiyen çift önce eyalet mahkemesine orada sonuç alamayınca da yüksek mahkemeye başvurdu.
Yüksek mahkemeden olumlu karar çıkmasında ise rapörtör Louis Philippe Solomon etkili oldu. Solomon raporunda istikrarlı bir birlikteliğin evliliğe dönüşmesinde yasal hiçbir engel olamayacağını savunarak mahkemeye başvuran lezbiyen çiftin ve haliyle onları örnek göstererek beraberliklerini evlilik akdiyle perçinlemek isteyen diğer eşcinsel çiftlerin yolunu açtı.
Eşcinselleri yakından ilgilendiren bu yargısal gelişmeyi böylece özetledikten sonra konunun Brezilya’daki yaşam pratiğine bakalim birde…
Güney Amerika’nın kuşkusuz en sıcak insanlarını barındıran Brezilya’da halkın gaylere yaklaşımı son derece olumlu. Toplumsal yaşamdan dışlamadıkları gibi onlarla birlikte yaşamaktan son derece mutlular. Ne görmezden geldikleri ne de içten içe alay ettikleri var.
Tabi bu sonuçta medyanın payı büyük. Özellikle de televizyon dizilerinin… Ülkede yayınlanan hemen her dizide eşcinsel karakterlere rastlamak mümkün. Kimi zaman komik, hayat dolu kimi zamanda tutkulu birer aşıklar eşcinseller dizilerde. Senaristler onları dejenere esprilere malzeme etmedikleri gibi haklarında topluma doğru mesajlar vermeye özen gösteriyorlar.
Örneğin birkaç ay önce sona eren rating rekortmeni Insensato Coraçao adlı dizide gaylerden nefret eden bir adamın zor duruma düştüğünde yardımına ilk koşan her fırsatta aşagıladığı o gayler oldu ve homofobik bu karakter geçmişte yaptıklarindan dolayı onlardan özür üstüne özür diledi. Dizinin son bölümu gay bir çiftin evliligine sahne oldu ayrıca.
Bu dizinin sona ermesinden sonra ekrana gelen Fina Estampa adlı dizide de yine gay bir karaktere önemli rollerden birinde rastladı Brezilyalı izleyici. Hatta bir bayan kuaforünü canlandıran travestiye de…
Televizyondan son örnek ise Mtv Brasil’den… Hatırı sayılır bir izleyici kitlesi olan bu müzik kanalında yayınlanan Luv adlı çöpçatan yaışsma programına zaman zaman eşcinsel yarışmacılar da davet ediliyor.
Sözün özü; Brezilya eşcinsellerini seviyor !

 

Yazı ihsanegriboyun.blogspot.com ‘dan alıntılanmıştır

 

 

İhsan Eğriboyun

twitter.com/#!/ihsn

Mültecilere yardım Van yolunda

Mülteci depremzedeler için Yeşil Ev’de toplanan yardımlar tasniflenip kolilendi ve Van’a gönderilmek üzere yola çıktı.

Bilindiği gibi Van’da binlerce mülteci bulunuyor. Normal zamanlarda bile çok sağlıklı koşullarda barınma ihtiyaçları sağlanmayan mültecilerin deprem yardımlarından  en fazla mahrum bırakılan grup olduğu belirtilmişti.

 

Çoğunluğunu Afganlıların oluşturduğu mülteciler şehir dışına izinsiz çıkamıyorlar. Kimliksiz ve unutulmuş oldukları için, üstelik dil sorunu da bulunan mültecilere çok az yardım ulaştırıldığını öğrenen Yeşiller bir çağrıda bulunarak yardım toplama kampanyası başlattılar.

Yardımların Van’a nasıl ve hangi vasıtayla ulaştırılıp, kime, nasıl ve hangi vasıtayla dağıtılacağı da planlandıktan sonra Beyoğlu Yeşilev’de  çok kısa zamanda toplanan yardımlar Van’a gönderilerek mültecilere ulaştırılmak üzere bu akşam gönderildi.

50 koli  içinde kadın/erkek/çocuk kıyafeti,çocuk bezi,çocuk maması,kadın pedi ve battaniyelerden oluşan yardımın ihtiyaç sahibi mültecilere doğrudan ulaştırılması planlandı.

Mültecilere gönderilen yardımların yerine ulaşmasının da takibini yapacaklarını belirten Yeşiller kampanya gönüllüsü Ayşe Akdeniz gerekirse en kısa zamanda ikinci bir yardım kampanyası çağırısı yapabileceklerini söyledi.

 

Gerze’de 5 tutuklama

Ekoloji Kolektifi, Sinop’un Gerze ilçesinde Anadolu Grub u tarafından yapılmak istenen termik santralı protesto eylemlerine katıldığı için geçen hafta gözaltına alınan ve savcılığın itirazı üzerine serbest bırakılan 5 Gerze’lini tutuklandığını bildirdi.

Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.

(Yeşil Gazete)

Van’da yardımlara el koyuluyor

Van Dayanışma platformundan alınan son haberlere göre Van’a giden tüm yardım kamyonları Kızılay’ca durdurulmaya ve kendi depolarına çekilmeye başlandı. Kızılay, Van’a yardım gönderen aralarında BDP, TEGV, Sarmaşık Derneği ve başka birçok  organizasyonca gönderilen ve dağıtılan yardım malzemelerinin merkezi devlet dışı kanallarca dağıtımına engel oluyor. Gelişmeleri Yeşil Gazete’de bildirmeye devam edeceğiz.

Depremzede mültecilere yardım toplama çağrısı

Depremzede mültecilere gönderilen yardımlar için toplama süresi uzatıldı. Depremin olduğu günden itibaren Yeşil Ev’de toplanan yardımlar, Van’da yardımlardan muaf bırakılan mültecilere gidiyor. Yeşil Ev’de yardımları toplayan gönüllülerden bir acil çağrı geldi. Çağrı şu şekilde:

Van’a giden yardımların dağıtım sorunu nedeniyle yardımlarımızı Best Van Turizm aracılığıyla mültecilere yardım dağıtan TEGV’e ulaştıracağız.

Yardım toplama saati 28 Ekim saat 18:00’a kadar uzatıldı.

EN ACİL İHTİYAÇLAR:

– Çadır

– Battaniye

– Uyku tulumu – mat

– Termal don – yün içlik

– İç çamaşırı

– Kadın ve çocuk gözeterek kışlık giyecek (mont, kazak, ayakkabı, çorap vs)

– Konserve ve kuru gıda

– Kadın pedi

NOT / 1: Lütfen kutuların içinde ne olduğunu üstlerine yazınız.

NOT / 2: Bu duyuru ilk gönderim için. Yardım toplamaya devam edeceğiz.

ADRES: Beyoğlu Yeşil Ev İstiklal Caddesi NO: 21/1

TELEFON: (0212) 244 77 80 – (0541) 6938994

Şef Gökmen görevden alındı

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Müzik Direktörü Rengim Gökmen, CSO’daki görevinden alındı.

Devlet Opera ve Balesi (DOB) Genel Müdürü ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) Müzik Direktörü Rengim Gökmen, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca CSO’daki görevinden alındı.

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre, Gökmen, görevden alınmasıyla ilgili “Çalışmalarımın farklı değerlendirilmesini istiyordum. Çok üzgün ve kırgınım” dedi. Gökmen, CSO’nun müzik direktörlüğü görevini yürütüyordu. Gökmen’in CSO’nun direktörlüğü döneminde CSO’da önemli başarılara imza atıldı.

Edinilen bilgiye göre Gökmen, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndaki “baskılar” nedeniyle görevi bırakmak zorunda kaldı. Gökmen’in yerine ise CSO’ya, geçen günlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne atanan şef Erol Erdinç’in geçeceği belirtiliyor.