Ana Sayfa Blog Sayfa 4910

Yunanistan’da bankalara para, öğrenciye kurşun

Yunanistan’da 3 yıl önceki protesto gösterilerinde hayatını kaybeden genç gösterici için düzenlenen anma töreni sonrasında yine olaylar çıktı, en az 2 kişi yaralandı. Yürüyüşte en önde taşınan pankart uluslararası malî kurtarma planlarının uygulanmasına olan güvensizliği yansıtıyordu:“Bankalara para öğrenciye kurşun”

Bin kadar gencin biraraya geldiği anma töreni sakin başlamıştı fakat sonrasındaki yürüyüşte grup meclis binası önüne gelince polisle çatışma çıktı. Benzeri gösteriler Atina’nın yanısıra Selanik’te de düzenlendi.

Yunan parlamentosuysa 2012 bütçesini onaylamaya hazırlanıyor. Ek vergiler ve sosyal kesintilerle şekillenen bütçenin mecliste onaylanması bekleniyor ancak sokağın parlamenterlerle aynı fikirde olduğunu söylemek güç.

Şampiyonlar Ligi’nde gruplarda son maçlar

0

Şampiyonlar Ligi’nde E Grubu’nun kaderini belirleyecek maçta Chelsea sahasında Valencia’yı konuk ediyor. İngiliz ekibi Devler Ligi’ndeki ilk mağlubiyetini son maçta Leverkusen deplasmanında almıştı. Karşılaşma 0-0 biterse ikili averajda daha iyi durumda olan Chelsea ikinci tura çıkacak.

Chelsea’nın Portekizli hocası Villaş Boaş, taktiklerini değiştirmeyeceklerini söyledi:

“Son maçta çok gol attılar. Bu yüzden işimiz daha da zorlaşacak. Maçta üstünlüğümüzü rakibe hemen kabul ettirmeliyiz. Daha önce nasıl oynadıysak yine aynısını oynamalıyız. Stratejemizi değiştirmeyeceğiz. Çünkü çok önemli bir maç oynayacağız”

İspanyol ekibi Valencia ise gruptaki ilk 3 haftada galibiyet alamamıştı ancak daha sonra oynadığı iki maçı da kazanarak iddialı duruma geldi. Karşılaşmanın skoru 1- bitmesi halinde genel averajda daha iyi olan Valencia tur atlıyor.

Bu grupta lider olarak ilk 16’ya kalmayı garantileyen Bayer Leverkusen ise Genk ile mücadele edecek.

F Grubu’nda ise liderliği garantiliyen Arsenal, Atina’da Olimpiakos’a konuk olacak. Gruptan az da olsa çıkma şansı olan Dortmund ise Marsilya’yı ağırlıyacak.

G Grubu’nda Apoel’in bir üst türa yükselmesinin ardından ikinci bilet için Porto ile Zenit kapışacak. Apoel ise Shakhtar ile oynuyor.

H Grubu’nda da ise lider Barcelona evinde BATE Borisov’u ağırlarken ikinci Milan, Viktor Pelezen ile oynayacak.

Ankaragücü oyuncularını kaybediyor

0

Ankaragücü‘nde ekonomik sıkıntılar devam ediyor. Üç futbolcu daha kulüpten ayrılıyor.

Kadrosundan bir çok futbolcuyu kaybeden sarı-lacivertli takımda Uğur Uçar, Özgür Çek ve yabancı futbolculardan Tisdell‘in de alacaklarını tahsil edemedikleri gerekçesiyle Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na başvurdukları öğrenildi. Bununla da yetinmeyen futbolcuların notere gittikleri ve fesih işlemlerini başlattıkları belirtildi.

Öte yandan Uğur Uçar’ın Gaziantepspor’la anlaşmak üzere olduğu iddia ediliyor.

Yunanistan’da kıtlıkta beslenme önerileri kitap oldu

0

Yunanistan‘da süren ekonomik kriz halkın beslenme alışkanlıklarını ve yemek tariflerini de değiştirdi. Savaş ve kıtlıkla hayatta kalma önerilerine yer veren yeni bir kitap ülkede büyük ilgi gördü.

Yunanistan’da yayınlanan, “Kıtlıkla yemek tarifleri: İşgal Atina’sında hayat” adlı kitap büyük ilgi gördü.

Kitap, 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali altındaki Atinalıların büyük kıtlığı atlatmaları için gazetelerde yayınlanan yazıların biraraya toplanmasıyla hazırlanmış.

Fasulye gerektirmeyen fasulye çorbası, açken midenizi aldatıp yatıştırma yöntemleri gibi öneriler kitapta yer alan önerilerin bazıları.

2011’in başında piyasaya çıkan ancak kitabın bugünlerde çok satanlar listesine girmesini sağlayan ise Yunanistan’daki ekonomik krizle birlikte düşüşe geçen yaşam standartları oldu.

Yunanistan’daki tüketici anketleri de halkın beslenme alışkanlıklarının değiştiğini gösteriyor. Artık et ve diğer pahalı besinler çok tüketilenler listesinde değil.

Durum böyle olunca, televizyondaki yemek programı sunucuları da düşük bütçeli ancak sağlıklı tariflere yönelmiş. Tıpkı “anne yemeği” adlı programın sunucusu gibi:

“Herkes daha az harcamaya çalışıyor. Ama asıl önemli olan az harcarken nasıl daha sağlıklı ve lezzetli besleneceğimiz”

(NTV)

Görme engelliler için telefonda kitap

Türk Telekom‘un görme engelli müşterilerine yüzlerce sesli kitabı ev telefonları üzerinden ücretsiz olarak dinleme imkânı sunuyor.

Görme engelliler, Türk Telekom’un Telefon Kütüphanesi ile yüzlerce sesli kitabı ev telefonlarından, ücretsiz dinleyebilecek.

Türk Telekom, Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji Laboratuvarı (GETEM) işbirliğiyle Telefon Kütüphanesi projesini hayata geçirdi.

Proje, Türk Telekom’un görme engelli müşterilerine yüzlerce sesli kitabı ev telefonları üzerinden ücretsiz olarak dinleme imkânı sunuyor. Yüzlerce sesli kitabın ücretsiz sunulduğu uygulama, 0 800 219 91 91 numaralı telefon üzerinden hizmet veriyor.

Hizmetten faydalanmak isteyenler, görme engelli olduklarına dair bir raporla GETEM’e başvurarak şifre alabiliyor. Kullanıcılar aldıkları şifreyle 200’den fazla sesli kitaba ücretsiz erişebiliyor.

Sadece ev telefonları üzerinden faydalanılabilen Telefon Kütüphanesi’nin kullanıcıları; diledikleri kitabı seçme, bir sonraki aramada kaldığı yerden devam etme ya da bölümler arasında ileri-geri gidebilme gibi gelişmiş özelliklerden de yararlanabiliyor.

(Ntv)

Ebola aşısı bulundu

Bulaştığı kişilerin yüzde 90’ını öldüren ve biyolojik saldırılarda kullanılma olasılığı yüzünden korku yaratan Ebola virüsüne karşı aşı geliştirildi. Aşı fareler üzerinde etkili oldu.

Bilim insanları, fareleri ölümcül Ebola virüsüne karşı koruyan bir aşı buldu.

Proceedings of National Academy of Sciences” dergisinde yayımlanan araştırmayı yürüten bilim insanları, buldukları Ebola aşısının ilk tez uzun süre canlı kalabildiğini ve bu nedenle başarıyla depolanabildiğini açıkladı.

Daha önce yapılan araştırmalarda vücuda sağlam, ancak zayıflatılmış virüs enjekte ediliyor ve virüs, uzun süre depolandığında zarar gördüğü için aşının etkisi ortadan kalkıyordu.

Uzmanlar, bu kez sentetik viral protein içeren yeni bir aşı geliştirdi. Aşının, ölümcül Ebola virüsü enjekte edilen farelerin yüzde 80’ini koruduğu gözlendi.

İlk kez 1976 yılında Kongo’daki Ebola Nehri kıyısında çıkan bir salgın sırasında tespit edilen Ebola virüsü, bulaştığı kişilerin yüzde 90’ının ölümüne neden oluyor.

Vücut sıvıları yoluyla bulaşan Ebola, bulantı, kusma, iç kanama ve çoklu organ yetmezliği gibi semptomların ardından hastanın ölümüne yol açıyor.

Virüsün biyolojik saldırıda kullanılma olasılığı birçok ülkede korku yaratıyor.

‘Türkiye 2100’da susuz kalacak’

İngiltere Meteoroloji Dairesi tarafından dünyada iklim değişikliği ve sonuçları konusunda hazırlanan raporda, Türkiye’de yaz aylarında kaydedilen hava sıcaklıklarının 1960’tan beri istikrarlı bir şekilde artış gösterdiği belirtildi. Hava sıcaklığının bu şekilde devam etmesi halinde Türkiye’yi su kıtlığı ve kuraklığı beklediği iddia edildi.

CNNTürk’ten Metin Güneş’in haberine göre;

BM’nin Durban’daki iklim toplantısında açıklanana raporda, 24 ülkenin 1960 yılından bu yana ısınmakta olduğu ve aşırı sıcakların daha sık yaşandığı belirtildi.

Rapora göre, hava sıcaklıklarındaki bu artışın kendi haline bırakılması durumunda, Türkiye’de yaşayan yaklaşık 60 milyon kişi yüzyılın sonlarına doğru su sıkıntısı çekecek.

Raporda 1960 yılından beri Türkiye’de serin gecelerin sayısının azalırken, sıcak geçen gecelerin sayısının arttığı belirtildi. Tüm Akdeniz ve Ortadoğu bölgesiyle birlikte, Türkiye’de de yağış oranlarında azalmalar meydana geleceği, özellikle güney bölgelerinde yağış miktarlarında azalmaların yüzde 20’lere kadar çıkacağı belirtildi. Raporda, yağış oranlarındaki azalmanın bir sonucu olarak Türkiye’nin tahıl üretiminde önemli azalmalar meydana geleceğine dikkat çekildi.

Ancak yine de, tarımdan elde edilen gıda oranları göz önüne alındığında, Türkiye’nin önümüzdeki 40 yıl içersinde gıda ürünleri açısından önemli bir sorun yaşamayacağı  kaydedildi.

İklim değişikliği ile birlikte yaşanan kuraklıkların daha da sık görüleceği kaydedildi ve  kuraklıkların daha çok Türkiye’nin güney bölgelerini vuracağı belirtildi.Rapora göre iklim değişikliğinin Türkiye üzerindeki bir başka etkisi de 21. yüzyılda, ırmakların taşmasıyla oluşan sel felaketlerinde azalmalar  görülmesi olacak.

TEMA’dan Koçoğlu’na yanıt

TEMA Vakfı, geçtiğimiz günlerde HES karşıtları başta olmak üzere doğa mücadelesi veren herkesi hainlikle suçlayan Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Koçoğlu‘na yanıt verdi. TEMA’nın yaşama sahip çıkacağının yinelendiği açıklama şu şekilde:

TEMA yaşama sahip çıkmaya yine de devam edecek

TEMA Vakfı olarak kuruluşumuzdan bu yana toprağımıza, ormanlarımıza, suyumuza, kısacası doğaya ve yaşama sahip çıkmayı her şeyin önüne koyduk. Doğal varlıklarını yok eden, insanlarına doğayla tam uyumlu ve insanca bir yaşam sunamayan toplumların hastalanacağına, varlıklarını sürdüremeyeceğine inandık. Attığımız her adımı, yaptığımız her işi bu bütünlükçü felsefeyle ve halkımızdan her daim aldığımız destekle gerçekleştirdik.

TEMA’ya duyulan güven ve verilen destekle bugüne dek milyonlarca hektar toprağı ağaçlandırdık, meraları ıslah ettik, onlarca kırsal kalkınma projesi gerçekleştirdik. Doğaya zarar verdiğini düşündüğümüz proje ve politikaları eleştirdik, hukuksal yollarla mücadelemizi verdik. Bunları yaparken hep yapıcı olduk, mücadelemizi kişi ve kurumların kendilerine değil, yaptıkları yanlışlara karşı yürüttük.

Polemik ve çatışmanın değil, “Daha yeşil bir Türkiye” için çözümlerin peşinde olduk.

TEMA Vakfı olarak büyük hassasiyetle sahiplendiğimiz bu yapıcı söylem ve tutuma bazı çevrelerde dikkat edilmediğini büyük bir üzüntü ve şaşkınlıkla izliyoruz. Son dönemlerde çıkan haberlerde de bu tutumun bir yansıması olarak, Türkiye’deki HES projelerini eleştiren ve bunlara karşı meşru mücadele verenlerin çevreci kisvesi altında hainlikle, ülkeyi sevmemekle, Türkiye’nin gelişmesini istememekle ve bunun için yurtdışından finanse edilmekle itham edildiğini gördük.

Demokrasinin bir gereği olarak her türlü fikir, söylem ve kurum eleştirilebilirdir. Ancak ne TEMA Vakfı, ne de Türkiye’de çevre ve ekoloji mücadelesi veren diğer kurum ve gruplar bunun gibi ithamları hak ediyor. Dahası, Türkiye’de çevre ve enerji tartışmalarını bu tür içi boş söylemler üzerinden yürütmenin de ülkemizin geleceğine katkı sağlamaktan çok zarar vereceğini düşünüyoruz.

TEMA Vakfı olarak nehir tipi HES’ler ve enerji konusundaki duruşumuzu 2009’da yayınladığımız raporda açık olarak ifade ettik. Bu raporda “enerji sorununun çözümü olarak enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiyi” işaret ettik. Planlanan 2.000 HES’in tamamlanış tarihi olan 2023’te, ülkemizin enerji talebinin sadece %5’ini karşılayabileceğini hatırlattık. Yerel halk ve STK’ların doğrudan ve karar verici payda olarak katılamadığı süreçlerle, bütüncül havza esaslı analizler yapılmadan gerçekleştirilen HES projelerinin vereceği “geri dönülemez” zararlara dikkat çektik.

Suyun bir kaynak ya da ticari mal değil, herkesin yaşamını sürdürebilmek için ulaşmaya hakkının olduğu doğal bir varlık, ekolojik sistemin bir parçası olduğunu hatırlattık.

Enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmamızın yolunun alelacele lisansı verilen yüzlerce HES inşasından, nehir tipi veya nükleer enerjiden değil, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiden geçtiğini söyledik.

Bu görüşleri oluştururken “daha güzel yarınları” ve hem ekolojik, hem de sosyo-ekonomik faydaları bir araya getirdik, konunun uzmanlarının görüşlerinden yararlandık.

Aynı yapıcı tartışma dilini ve bütüncül bakışı, farklı öncelikleri de olsa diğer aktörlerden de bekliyoruz. Türkiye’de TEMA Vakfı gibi çevre ve ekoloji mücadelesi yürüten kurum ve gruplara karşı artan bu tür söylem ve saldırılar karşısında duyduğumuz kaygıyı da, bu vesileyle, tüm kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Biz TEMA Vakfı olarak, doğru bildiğimiz değerler doğrultusunda doğayı ve yaşamı savunmaya “yine de” devam edeceğiz. Bunu yaparken hangi mesnetsiz suçlama, ya da hangi haksız ithamla karşılaşırsak karşılaşalım, halkımızın bize duyduğu güven ve verdiği desteği en büyük dayanak noktamız yapacağız.

EDP: Hukuk güvenliği kalmadı

EDP İl örgütlerinin yaptığı ortak basın açıklamasında, KCK operasyonları ve tutuklamalar eleştirilerek, “Demokratik yollarla gelenlerin, demokrasi dışında iktidar arayışına girmeleri intihardır. Bugün AKP Hükümeti’nin yaptığı da bir tür politik intihar girişimidir” denildi. İzmir’deki basın açıklamasını EDP İzmir İl Başkanı Arif Ali Cangı yaptı.

EDP il örgütleri tarafından yapılan ortak basın açıklamasının tam metni şöyle:

HUKUK GÜVENLİĞİ KALMADI, BUNUN BAŞ SORUMLUSU AKP HÜKÜMETİ VE BAŞBAKANDIR

Kürt siyasetçiler, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için kafa yoran, düşünce üreten yazarlar, yayıncılar, akademisyenler, barış aktivistleri, sendikacılar, avukatlar KCK adı verilen operasyonlarla sabaha karşı evlerinden alınıyor, haklarındaki suçlamaları dahi öğrenemeden tutuklanıyorlar.

Bu gidişat “bağımsız yargının kararı” biçiminde basmakalıp sözlerle geçiştirilemez. Buna hukuk da denemez, yapılanlar yargısal kararlar olarak da nitelendirilemez.

Hükümetin atadığı, ona bağlı kolluk görevlilerinin hukuka aykırı yöntemlerle topladıkları delillere dayanılarak insanlar içeri atılıyorlar. Henüz iddianamesi dahi düzenlenmemiş soruşturmalara ilişkin kimi gazetelerde suçlayan, cezalandıran haberler, deli saçması yorumlar yapılıyor.

Adil yargılanmanın yerle bir edildiği, kişi güvenliğinin ortadan kaldırıldığı bu koşulların baş sorumlusu olan Başbakan, hukuk güvenliğini sağlayacağı yerde, gözaltına alınanları, tutuklananları ağır ithamlarla suçluyor, hatta bu kötü gidişe tepki gösterenleri de suç ortağı ilan ediyor.

Yaşananlar bir kez daha ülkemizde demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, adil yargılanma hakkının ve kişi güvenliğinin güvence altında olmadığını gösterdi. Bu değerlerin geçerli olmadığı yerde demokrasiden söz edilemez.

Terörle Mücadele Kanunu (TMK) yürürlükte olduğu sürece, hakların güvence altına alınmasını beklemek de boşunadır, yeni anayasa yapmanın koşulları da yaratılamaz. Fikirler rahatlıkla, korkusuzca ifade edilemezse, tartışılamazsa, özgürlükçü, demokratik bir anayasa nasıl yapılacak?

Yaşananlar Kürt sorununun demokratik siyasetle çözümünü de giderek zorlaştırıyor. Tutuklamaların gerekçesi olarak ne söylenirse söylensin, hedef doğrudan BDP’dir, onun siyaset yapmasının engellenmesidir.

Bilinmelidir ki; BDP’nin siyaset dışında kalması, Kürt sorununun demokratik siyasetle ve barışçıl çözülmesini zorlaştıracak, bu yöndeki umutları yok edecektir.

Siyasetin susturulduğu yerde barışın ve özgürlüğün sağlanması da mümkün olamayacaktır.

Demokratik yollarla gelenlerin, demokrasi dışında iktidar arayışına girmeleri intihardır. Bugün AKP Hükümeti’nin yaptığı da bir tür politik intihar girişimidir.

AKP Hükümeti’ni ve Başbakan’ı uyarıyoruz, korku imparatorluğu kurma hevesinden vazgeçin. Bir an önce hukuk güvenliğini tesis edin, düşünceyi, siyaseti boğan TMK’nu kaldırın, tutukluları serbest bırakın, eşitlikçi ve özgürlükçü yeni bir anayasa yapmanın koşullarını yaratın.

Cihan Kırmızıgül için uluslararası çağrı

Poşu taktığı için şüpheli diye gözaltına alınıp tutuklanan üniversite öğrencisi Cihan Kırmızıgül‘ün yargılanmasına 9 Aralık Cuma günü devam edilecek.

Çoğunluğu Fransa’da yaşayan bazı akademisyenler “Türkiye’de Araştırma ve Eğitim Özgürlüğü” Uluslararası Çalışma Grubu kurmuşlardı.

Grup, Cihan Kırmızıgül ile ilgili bir basın bildirgesi yayınladı:

Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Cihan Kırmızıgül, 22 aydır Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktadır. Bir süpermarkete yönelik gerçekleştirilen Molotof kokteylli bir saldırıdan iki saat sonra, olay yerine yakın Kağıthane’de otobüs beklerken, saldırıya katılmış olduğuna dair hiçbir somut delil bulunmaksızın, zor kullanılarak gözaltına alınmıştır.

O gün boynunda taşıdığı ve polis tarafından Kürt hareketiyle özdeşleştirilen “poşu”, gözaltına alınması için öne sürülen tek suç unsurudur.

Bir gizli tanık tarafından “giysilerinden” teşhis edilmiş, fakat bu tanık, daha sonra ifadesini geri çekmiştir.

Suç delillerinin zayıflığına işaret eden savcı, Kırmızıgül’ün beraatini istedikten sonra görevden alınmıştır.

Mahkemenin 16 Kasım 2011 tarihinde gerçekleştirilen son duruşmasında tutukluluk halinin uzatılmasına karar verilirken; yeni savcı, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında “terör örgütü üyesi olmak” suçundan, Kırmızıgül’ün 15 ila 45 yıl hapis cezasına çarptırılmasını istemiştir.

Tutuklu kaldığı bu iki yıl boyunca Cihan Kırmızıgül yalnızca bireysel özgürlüklerinden değil, aynı zamanda üniversitede aldığı eğitimi sürdürme hakkından da mahrum bırakılmıştır.

Galatasaray Üniversitesi’nde görevli onlarca öğretim üyesi, Cihan Kırmızıgül’e verdikleri desteği kamuoyuna duyurmuştur.

Bu vaka, talep edilen cezaların ağırlığı ve terörle mücadele kanununun yol açtığı keyfi uygulamalarla, Türkiye’de adaletin içine düştüğü ideolojik ve baskıcı gidişatı gözler önüne sermektedir.

“Türkiye’de Araştırma ve Eğitim Özgürlüğü” Uluslararası Çalışma Grubu (GIT), uluslararası kamuoyunun dikkatini Cihan Kırmızıgül davasının 9 Aralık 2011’de İstanbul’da yapılacak duruşmasına çekmektedir.

Çalışma Grubu, 22 yaşındaki bu öğrenciye isnat edilen suçların mahkeme tarafından adil bir yargılama ve somut delillerle ortaya konmasını, aksi halde Kırmızıgül’ün derhal serbest bırakılmasını ve hakkındaki tüm iddiaların düşmesini talep etmekte ve bu doğrultuda, “Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi” (TÖDİ) ile birlikte davanın takipçisi olmaktadır.