Ana Sayfa Blog Sayfa 4796

Eğitim emekçileri 4+4+4’e karşı iş bırakacak

0

Eğitimi 4+4+4 formülüyle kademeleştirmek isteyenlere karşı Eğitim Sen sokağa çıktı. Konunun meclis komisyonuna gelmesini protesto eden emekçiler bu yasanın meclis gündemine gelmesi durumunda iş bırakarak hizmet üretmeyeceklerini söyledi.

Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarttığını iddia ederek eğitimi 4+4+4 şeklinde kademeleştiren AKP’ye karşı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası sokağa çıktı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Dikmen Kapısı önünde bir araya gelen emekçilere milletvekilleri de destek verdi.

“Piyasacı, gerici–ırkçı eğitime hayır” pankartı açan emekçiler adına basın açıklamasını Eğitim-Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik okudu. Bozgeyik hükümetin hedefinin eğitimi 12 yıla çıkartmak değil “Dindar nesil yetiştirmek istiyoruz” ifadesine uygun bir eğitim sistemi oluştumak olduğunu söyledi.

İmam hatiplerin önü açılacak

Eğitimin kademelileştirilerek asıl yapılmak istenenin İmam Hatiplerin sönümlenen 6, 7 ve 8. sınıflarını canlandırmak olduğunu söyleyen Bozgeyik, bu şekilde mevcut eğitim sisteminin esnetilmek istendiğini belirtti.

Çocuk işçilikteki parçalar birleşiyor
Çıraklık yaşının 14’ten 11’e çekilmesini dikkat çekici bulan Bozgeyik “Çocukların ilk dört yıldan sonra okul ortamlarından uzaklaşarak son yıllarda giderek büyüyen bir sorun olan çocuk işçiliğinin yaygınlaşması hedeflenmekte, çocuk emeği sömürüsünün önü bizzat hükümet tarafından açılmaktadır” dedi.

Zorunlu eğitim 15 yıl olmalı
Alternatif bir eğitim sisteminin 15 yıl olması gerektiğini söyleyen Bozgeyik bu konuya şu cümlelerle açıklık getirdi: “Eğitim-Sen olarak, zorunlu eğitim süresinin arttırılmasını ve gerekli alt yapı hazırlıkları yapılarak, 3-4 ve 5-6 yaş olmak üzere 2 yıl okul öncesi, 9 yıl ilköğretim ve 4 yıl ortaöğretim olmak üzere 15 yıla çıkarılmasını savunuyoruz. Değişik zamanlarda yapılan pek çok akademik ve bilimsel tartışmalarla doğruluğu onaylanmış bu önerimiz, getirilmek istenen düzenlemeye alternatif olabilecek en doğru ve bilimsel modeldir.”

Bu yasa tasarısını kesinlikle kabul etmediklerini belirten Bozgeyik, yasanın komisyondan geçerek meclis gündemine gelmesi durumunda eğititm ve bilim emekçilerinin iş bırakarak hizmet üretmeyeceğini söyledi.

‘Kentsel dönüşüm’ komisyondan geçti

0

Afet riski altında olan alanlardaki yapıların iyileştirilmesini öngören ‘kentsel dönüşüm’ tasarısı komisyondaki görüşmenin ardından kabul edildi.

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı, TBMM Bayındırlık İmar Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda kabul edildi.

Tasarı, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arazi ve arsalarda norm ve standartlara uygun sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin oluşturulması amacıyla yapılacak iyileştirme, tasfiye ve yenilemelerle ilgili usul ve esasları düzenliyor.

Tasarı, dönüştürme, yeniden yerleştirme ve yapılaşma hizmetlerinin; devlet ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları eliyle belirli bir plan, program ve düzen içinde gerçekleştirilmesini öngörüyor.

Vicdani Retçi Halil Savda tutuklandı

Vicdani retçi Halil Savda, Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde kaldığı otelde sabah 06.00’da gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Doğubeyazıt Cezaevi’ne götürüldü.
 
Sağlık kontrolünden sonra emniyete götürülen ve buradan da savcılığa çıkartılan Halil Savda, “Halkı askerlikten soğutmak” suçlamasıyla tutuklandı.
 
Savda’nın avukatı Ruhat Özbay, bianet’e yaptığı açıklamada, Savda’nın 2006’da İstanbul’da İsrail Konsolosluğu önünde yaptığı basın açıklamasında “Halkı askerlikten soğuttuğu” gerekçesiyle hakkında 318. maddeden dava açıldığını söyledi.
 
Bu dava sonucunda Savda’nın beş ay hapis cezasına çarptırıldığını belirten Avukat Özbay, cezanın kesinleşmesi üzerine bu sabah Savda’nın kaldığı otelden gözaltına alındığını ve ardından tutuklandığını ifade etti.
 
Sürecin hızlı ilerlemesi nedeniyle henüz Halil Savda le görüşme fırsatı bulamadığını söyleyen Özbay, Doğubeyazıt Cezaevi’ne gittiğini ve Halil Savda ile görüşebilmek için beklediğini söyledi.
 
(bianet / kaosgl)

Greenpeace Shell’in petrol arama gemisini işgal etti

Kuzey Kutbu’nda petrol aramak üzere Yeni Zelanda’nın Taranaki limanından yola çıkan Shell’e ait bir petrol arama gemisi Greenpeace aktivistleri tarafından bloke edildi.

Aralarında Yeni Zelandalı aktris Lucy Lawless’ın da bulunduğu 7 kişilik bir ekip tarafından başlatılan işgal sürüyor. Greenpeace aktivistleri arasında yer alan Lawless, Associated Press ajansına yaptığı açıklamada güvertedeki şiddetli rüzgar nedeniyle zorluk yaşasalar da, gemide mümkün olduğu kadar uzun bir süre kalmaya kararlı olduklarını söyledi.

Lucy Lawless

Hayatında ilk kez bir doğrudan eyleme katıldığını söyleyen Lawless, üç çocuğu olduğunu ve onların bozulmamış bir çevrede yaşayabilmelerini istediğini söyleyerek, bu eylemdeki amacının iklim değişikliğine ve petrol aramalarına dikkat çekmek olduğunu belirtti. Lucy Lawless, televizyon dizileri Xena, Spartacus ve Battlestar Galactica’daki rolleriyle tanınıyor.

Eylemciler gemide “Shell’i Durdurun” ve “Kuzey Kutbu’nu Koruyun” pankartları açtı.

Greenpeace sözcüsü Nathan Argent yaptığı açıklamada petrol şirketlerinin kalan son damla petrolü de çıkarmak için acımasızca bastırdığını ve Kuzey Kutbu’nub sınırlarına dayandıklarını söyledi.

Bilindiği gibi küresel ısınma nedeniyle kutup buzullarının erimesi kuzey kutbu petrollerinin çıkarılmasını mümkün hale getiriyor.

Greenpeace, daha önce de Alaska’da bir petrol arama gemisini işgal etmişti.

Greenpeace’in Shell’i Durdurun ve Kuzey Kutbunu Koruyun kampanyasına katılmak için http://www.greenpeace.org/turkey/tr/harekete-gec/kuzey-kutbunu-kurtar/

New York Daily ve Greenpeace International’dan derlenmiştir.

(Yeşil Gazete)

[Yazı Dizisi] Monsanto: Skandallarla dolu 50 yıl ~3~

“Monsanto: Skandallarla dolu 50 yıl” yazı dizimizin üçüncü ve son kısmını aşağıda okuyabilirsiniz. Bu üç yazılık dizide Türkiye’ye hızla sokulmak istenen ve kendisini özellikle GDO tehdidi üzerinden gösteren “çokuluslu şirket tarımcılığı” modelinin en çarpıcı örneği olan Monsanto firmasının yalan, skandal ve ölümlerle dolu tarihini paylaşmaya çalıştık. Özgün metni Le Monde gazetesinin web sitesinde Soren Seelow imzasıyla 16 Şubat günü yayınlanan dizinin çevirisini Tuğçe Tuğran yaptı.

Yazının önceki bölümlerine aşağıda linklerden ulaşabilirsiniz:

[Yazı Dizisi] Monsanto: Skandallarla dolu 50 yıl ~Giriş~

[Yazı Dizisi] Monsanto: Skandallarla dolu 50 yıl ~1~

[Yazı Dizisi] Monsanto: Skandallarla dolu 50 yıl ~2~

GDO’suz, katılımcı, yeşil ve özgürleştiren bir tarımın yapıldığı güzel bir gelecek dileğiyle…

Büyüme Hormonları: Fox TV Skandalı


90’ların başında, Monsanto ilk biyoteknoloji ürününü piyasaya sundu: ineklerin süt verimini yüzde 20 oranında artıran ve genetik olarak oluşturulmuş bir hormon olan Posilac. Hormon mastit ve memelerde yangıya sebep olduğu için çiftçileri ineklerine antibiyotik vermek zorunda bırakıyor. Bu antibiyotikler de hayvanın sütüne bulaşıyor. Bu mucize ürün bugün dünyanın her yerinde yasak: ABD hariç.

Kanada’lı bir yönetmenin çektiği Şirket (The Corporation) isimli belgesel, 1997 yılında Monsanto’nun Prosilac’ın tehlikesini ortaya koyan bir araştırmayı yayınlamaması için Fox televizyonuna yaptığı baskıyı gözler önüne seriyor.  Bu olay aynı zamanda şirketin son derece saldırgan lobicilik faaliyetlerine de örnek teşkil ediyor: Fox TV araştırmayı örtbas etmekle yetinmedi, araştırmayı yapan kişileri de işten çıkardı.

Genetiği Değiştirilmiş Kolza-Kanola Tarlası

GDO: Kafa Karıştıran Davalar

1995 ve 1997 arasında, üçü de Roundup herbisitine dirençli, genetiği değiştirilmiş Roundup Ready isimli soya, şalgam ve pamuk tohumları piyasaya sürülmek üzere izin aldı.

Glyphosate (Roundup adıyla pazarlanan) maddesi üzerinde geçerliliğini yitirmiş bir patent sahibi olan firma, bugün strateji değiştirmeye karar verdi ve canlı organizmaların patentlerini almaya başladı. Bugün gezegende bulunan GDO’ların yüzde doksanını üretiyor.

Firma bu tekel denebilecek oluşumu ne pahasına olursa olsun korumaya kararlı. Monsanto, 2000’li yıllarda yüzlerce çiftçiyi patentli ürünlerini haksız yollarla kullanmakla –yani tohumları ekmekle- suçlayarak mahkemeye verdi.

Monsanto bazı tohumlar üzerinde telif hakkına sahip olduğunu iddia ediyor. Ama bu kendisinin de biyolojik korsanlıkla suçlanmasına engel değil. Ağustos 2011’de Hindistan Biyolojik Çeşitlilik otoriteleri, yerel tohumları izin almadan kullanarak BT-Brinjal adlı bir patlıcan tohumu ürettiği için firmayı mahkemeye verme kararı aldı.

Şirket aleyhine bir başka karar, bu kez ABD’den geldi.  Monsanto 2010 yılında izinsiz olarak Genetiği değiştirilmiş pamuk sattığı için 2,5 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etti.  Ulusal Çevre Ajansı(EPA) firmayı Teksas’ın bazı bölgelerinde pamuk tohumları satmakla suçluyor. Bu tohumların satışı pestisitlere dayanıklı olduklarından korkulduğu için yasaklanmıştı.

Aspartam çok sayıda yiyecek maddesi ve ilaçta bulunuyor.

Aspartam: Yeni bir skandal mı geliyor?

Monsanto’nun internet sitesinden duyurduğu üzere, şirket 80’li ve 90’lı yıllarda önde gelen üreticilerinden olduğu aspartam maddesini 2000 yılından beri üretmiyor. Bununla birlikte dünyada en çok kullanılan tatlandırıcı olan bu maddenin ‘hiçbir hastalığa yol açmadığı’ konusundaki ısrarını sürdürüyor.

Fakat son araştırmalar bu ürünü tüketen kadınlarda erken doğum riskinin ciddi şekilde artığına dair deliller ortaya koydu.

Avrupa Birliği gıda güvenliğinden sorumlu otoriteler aspartam maddesinin 2012 yılında yeniden ve eksiksiz bir güvenlik taramasından geçmesini istediler.

***

Şirketin Fransa ayağının kurumsal işler müdürü Yann Fichet, Monsanto’nun sansasyon yaratmak isteyen kişiler için çok çekici bir isim haline geldiğini belirtti.

Şirket kötü şöhretini internet sitesinden duyurduğu etik kuralları yardımıyla unutturmaya çalışıyor: ‘Dürüstlük’, ‘Diyalog’, ‘Şeffaflık’, ‘Paylaşım’, ‘Fayda’ ve ‘Saygı’.

Monsanto, bu haberin yayınlandığı an itibariyle (16 Şubat) kendisiyle iletişime geçmek isteyen Le Monde gazetesine herhangi bir cevap vermiş değil.

Hrant Dink kararının gerekçesi açıklandı: Örgüt delili yok edildi

Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili mahkemenin açıkladığı gerekçeli kararda, cinayeti bir örgütün işlediğine dair dellilerin ortadan kaldırıldığı belirtildi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin, Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin dava kapsamında 216 sayfalık gerekçeli kararı açıklandı. Kararda; “Delil olmadan sadece bir kısım mantıksal yorumla terör örgütü suçundan mahkumiyet kurulması ceza hukukunda mümkün değildir. Eğer bir terör örgütü var ise doğası gereği günümüzde de bu örgüt faaliyetlerini sürdürmekte, en azından hücre yapılanması ile uyuma sürecine girmesi gerekli ve bu durumun somut olgu ve delillerle ortaya konulması gerekir.” denildi.

Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayında bulunan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, hakkında sehven hüküm kurulmayan bir sanık dışındaki 18 sanıkla ilgili gerekçeli karar yazımını tamamladı.

Mahkeme heyetinin yazdığı gerekçeli kararın 216 sayfa olduğu ve taraf avukatlarına tebliğ edileceği kaydedildi.

Bu arada, gerekçeli kararda, duruşma sonrasında hakkında sehven hüküm kurulmayan tutuksuz sanık Coşkun İğci ile ilgili bir hüküm bulunmadığı da kaydedildi.

Mahkemece 13 Şubat 2012’de yapılan duruşma kapsamında hakkında beraat kararı verilen İğci için daha sonra gerekçeli karar yazılacağı belirtildi.

İşte kararın gerekçesi

“Delil olmadan sadece bir kısım mantıksal yorumla terör örgütü suçundan mahkumiyet kurulması ceza hukukunda mümkün değildir. Eğer bir terör örgütü var ise doğası gereği günümüzde de bu örgüt faaliyetlerini sürdürmekte, en azından hücre yapılanması ile uyuma sürecine girmesi gerekli ve bu durumun somut olgu ve delillerle ortaya konulması gerekir. Cinayeti, çocuk denilebilecek yaşta olan sanıkların bir örgüt olmadan düşünüp, planlayıp yapmaları akla uzak görünmektedir.

Bu düşüncemiz olayın arkasında bir terör örgütü olduğu şüphesini güçlendirmektedir. Cinayeti planlayanlar, tetikçileri seçtikten sonra hiç bir zaman tetikçiler ile hukuki ve fiili irtibatlarını sağlayacak delil ortada bırakmamışlardır.

Kuvvetle muhtemel cinayeti işleyen Ogün Samast ve azmettirci Yasin Hayal  dahil bu kişilerin (örgüt) kim olduğunu bilmemektedir.

Cinayet için ortada tahmin edilenden daha büyük bir terör örgütü olmasaydı delillere daha kolay ulaşılacağı mantıksal olarak çıkarılabilecek bir sonuçtur. Örgütün (varlığıyla ilgili) delillerine ulaşılamadığından, şüphe nedeniyle beraat kararı verilmiştir. Akıl yürütme ve yorum yöntemleri yalnızca “şüphe” için yeterlidir. “şüphe” sanıklar lehine yorumlanır. “Şüphe” ile “mahkumiyet” hükmü kurulamaz.”

Çanakkale’de altıncılar kovalandı

Kazdağları’nda yapılmak istenen altın işletmeciliğine karşı direnişte olan yöre halkı bir zafer daha kazandı. Çan ilçesine bağlı Kızılelma Köyünde altıncılar tarafından yapılmak istenen iki ayrı ÇED halkı bilgilendirme toplantısı, köylünün yoğun tepkisi üzerine yaptırılmadı. Onlarca jandarmanın Çanakkale ve diğer köylerden gelenleri Valinin talimatı ile sokmamaya çalıştığı köye tepelerden, tarlalardan girilirken, köylüler altıncı şirketin adamlarını teneke çalarak köylerinden kovdular.

ALTINCI KANADALI GİRİYOR, KAZDAĞLIYA BARİKAT

Kazdağları’nda altın madeni istemeyen yöre halkının, bir süredir altıncı şirketlerin ÇED toplantılarına izin vermemesi ve maden yetkililerini köylerinden kovmasına bir yenisi daha eklendi. Çanakkale’de ve civar köylerde gün, il valisinin hafta içerisinde ÇED toplantılarının halk tarafından engellenmesini “antidemokratik mahalle baskısı” gibi yorumlayan tehditkar açıklamasının gerginliğinde başladı.

Sabah 10.00’da Çan Kızılelma Köyünde yapılmak istenen ÇED toplantısına katılım için 07.00’de Çanakkale’den bir otobüs ve minibüslerle yola çıkan yaşam savunucuları, çok miktarda robokop giysili jandarmanın minibüslerle toplantıların yapılacağı Kirazlı ve Kızılelma köylerine doğru gittiklerini gördüler. Kirazlı köyü yakınlarında herkesi kimlik kontrolünden geçiren jandarma, Kızılelma köyü girişinde gelenleri durdurarak içeri alınmayacaklarını söylediler. Jandarma komutanı Çanakkale valisinin “Halkın bağımsız karar vermesini engelleme ve olay çıkarma olasılığı” bulunan kişilerin köye alınmaması yönündeki talimatını okudu. Valinin bu talimatının hukuksuz olduğunu, ÇED yönetmeliği ve yasalara aykırılık taşıdığını, seyahat etme ve toplantılara katılımın engellenemeyeceğini söyleyen yaşam savunucularının karşısına jandarma güçleri barikat kurdu. Telefonla ulaştığımız Çanakkale Valiliği Özel kalem Müdürü Mahmut Akkuş, valiliğin böyle bir yazılı talimatından bilgisinin olmadığını, bu tür duyuruların valilik web sitesinden yayınlandığını söyledi. Yine telefonla ulaştığımız Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan Kanada’dan, ABD’den gelen madenciler köylere rahatça girerken, yöre halkının içeri alınmamasının kabul edilemeyeceğini belirterek, “Gerekirse 100 milletvekili ile Kazdağları’na çıkarız. Vali yardımcısı Canan hanımla görüşüp, böyle bir talimatın verilemeyeceğini, orada bir kişinin bile burnunun kanamasının sorumluluğunu kimsenin kaldıramayacağını söyledim. Kendisi, jandarma yetkilileri ile görüşeceğini, sorun çıkmayacağını söyledi” diye konuştu.

ALTINCILARI TENEKE ÇALARAK KOVDULAR

Bu arada Çanakkale Barosu’na üye bir grup avukat ve Çanakkale Çevre Platformu yöneticilerinin köye girmelerine izin veren jandarma yetkililerinin, altın madencilerinin özel güvenlikleri ve Çan’dan tuttukları paralı kişilerle köye girmelerine engel olmadıkları görüldü. Çanakkale, Çan, Bayramiç, Etili, Söğütalan, Muratlar gibi yerlerden gelen ve köye alınmayanlar bu duruma tepki gösterirlerken, madenci şirketin para ile Çan’dan tuttukları kişiler kendi yöre insanlarının telkinleri sonucu ikna edilerek köyden ayrıldılar. Dışarıdan gelenlerin içeri alınmamasını protesto eden Kızılelma köylüleri ise iki kilometre yürüyüp jandarmanın barikatına gelerek misafirlerini köylerine almak istediklerini söylediler. Bir süre jandarma yetkilileri ile tartışan köylüler, daha sonra köye dönerek ÇED hazırlığı yapan altıncı şirketin adamlarına tepki gösterdiler. Bu arada köy dışında bekletilen Çanakkale ve diğer köylerden gelenler tepelerden ve tarlalardan yürüyerek jandarma barikatını aşıp, köye girdiler. Ellerinde teneke ve tencerelerle sokaklara çıkan, başta köy kadınları olmak üzere köylüler, kahvehanede bulunan altıncıları kovdular.

KAYMAKAMA KÖYLÜ TEPKİSİ

ÇED toplantısı için gelen bakanlık yetkilisinin ÇED herkese açıktır, engel olmayın uyarısı üzerine jandarmanın barikatı kaldırdığı dile getiriliyor. Aynı köyde yapılmak istenen Çamyurt köyündeki altın madeni ile ilgili ÇED toplantısı da köylülerin yoğun tepkisi nedeniyle yapılmadı. Köylüleri ikna etmek için gelen kaymakama da tepki gösteren Kızılelmalılar, “İki yıldır sularımızı içemiyoruz. Şimdiye kadar neredeydiniz?” diye tepkilerini dile getirdiler. Köylülerin jandarmaya da tepki gösterdikleri görüldü. Altıncı şirketin yetkililerini teneke çalarak kovan köylüler “Altıncı filo defol”, “Altın madeni istemiyoruz”, “Madenciler defolun, Kazdağları bizimdir” sloganlarını attılar.

(Evrensel)

KESK 26 Şubat günü Kadıköy’de!

“Korkmuyoruz, Susmuyoruz, Teslim Olmuyoruz” diyen KESK İstanbul Şubeler Platformu, 26 Şubat Pazar günü Kadıköy’de miting düzenliyor.

Emeğin, demokrasinin, barışın, özgürlüğün savunucusu ve tüm kamu çalışanlarının sesi olan KESK, son dönemde bu sesi kısmak üzere gerçekleştirilen baskılara ve karşı sokağa çıkıyor, “Korkmuyoruz, Susmuyoruz, Teslim Olmuyoruz” diyor.

KESK İstanbul Şubeler Platformu’nun, grev hakkının yasal teminat altına alındığı toplu sözleşme düzeni için, tüm kamu çalışanlara iş güvencesi sağlanması, işçilerin kıdem tazminatına sahip olması, toplu iş ilişkileri yasasının geri çekilmesi, KESK’li tutukluların serbest bırakılması, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, tüm tutuklu öğrencilerin, gazetecilerin, yazarların, siyasetçilerin serbest bırakılması, Kürt sorunun demokratik çözüm zemininin yaratılması, AKP-Cemaat koalisyonunun gerici-muhafazakar politikalarının son bulması için ve AKP faşizmine karşı emeğin, demokrasinin, barışın ve özgürlüğün sesini bir kez daha yükseltmek için düzenlediği miting, 26 Şubat Pazar günü saat 12.00’da Kadıköy’de gerçekleştirilecek.

Trabzonspor, Avrupa’ya veda etti

0

UEFA Avrupa Ligi 2. tur rövanş karşılaşmasında PSV Eindhoven takımına 4-1 mağlup olan Trabzonspor kupaya veda etti.

UEFA Avrupa Ligi’ndeki temsilcilerimizden Trabzonspor, 2. tur rövanş maçında PSV Eindhoven’a konuk oldu.

İlk maçı 2-1 mağlup tamamlayan Trabzonspor, Hollanda deplasmanında da rakibine 4-1 mağlup olarak UEFA Avrupa Ligi’ne veda etti.

Bordo mavililer toplam skorda Hollanda temsilcisine 6-2 yenilirken; tarihinde bir sezonda en fazla Avrupa maçı oynadığı sezonu yaşamış oldu.

Demokrasi ve Ekoloji Forumları devam ediyor

Yeşiller Partisi ile Eşitlik ve Demokrasi Partisi işbirliğiyle “ Nereye Gidiyoruz” sorusuna yanıt aramak amacıyla başlatılan Ekoloji ve Demokrasi Forumları sürüyor. Forumlara bu hafta sonu 4 merkezde yapılacak toplantılarla devam edilecek.

25 Şubat Cumartesi günü Çanakkale Yalıhan’daki toplantı 13.00’de, 26 Şubat Pazar günü saat 13.00’de Ayvalık İsmet İnönü Kültür Merkezinde yapılacak.

Bu hafta sonu Cumartesi günü Samsun’da 14.00’de Gazi Sahnesinde, Pazar günü Ordu’da da Ekoloji ve Demokrasi Forumları var.

Önümüzdeki hafta sonu Forumların programı daha da yoğun. 3 Mart Cumartesi günü Mersin, Kırklareli ve Manisa’da, 4 Mart Pazar günü de Adana, Bodrum ( Muğla) ve Antalya’da toplantılar yapılacak.

Ekoloji ve Demokrasi Forumları geçtiğimiz haftalarda İzmir, Hopa, Denizli, Trabzon, Söke ve Uşak’ta yapılmıştı. Mart sonuna kadar sürecek toplantılar dizisinde toplam 35 merkezde forumlar yapılması planlanıyor.