Ana Sayfa Blog Sayfa 4727

Dünya Bankası’na yeni başkan

Temmuz ayında görev süresi dolacak Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick’in yerini alacak isim belli oldu. Bu göreve renkli bir kişiliğe sahip ABD’li tıp doktoru Jim Yong Kim seçildi.

Kesin olan bir şey var: O da yeni Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim’in espri anlayışının olduğu ve kendini, ciddi görünmeye zorlamadığı. Bunu, rektörlüğünü yaptığı Dartmouth Üniversitesi’nin öğrenci festivalinde çekilen bir video açıkça ortaya koyuyor. Rektör Jim Yong Kim, bu videoda beyaz bir deri ceket içinde öğrencileri eşliğinde rap yapıyor.

52 yaşındaki Jim Yong Kim, Güney Kore’de dünyaya geldi. Ailesi birlikte 5 yaşındayken ABD’ye göç etti ve Iowa Eyaleti’nin kırsal bir kesiminde yetişti. Babası, oğlunun bu yeni ülkede kendi yolunu bulabilmesi için, iyi bir eğitim alması konusunda ısrar etti. Müstakbel Dünya Bankası Başkanı, babasının o zamanki sözlerini çok iyi hatırlıyor. Babası ona “Eğer bu ülkede bir şeyin sana hediye edileceğini düşünüyorsan, deli olmalısın. Mutlaka iyi bir becerin olmalı” demiş…

“Filler kavga ederken çimenler ezilir”

Jim Yong Kim, ABD’nin seçkin üniversitelerinden Harvard’da biri tıp, diğeri antropoloji alanında olmak üzere çifte doktora yaptı. Uzun süre verem ve AIDS üzerine araştırmalar yürüttü ve ardından kalkınma yardımlarına olan ilgisini keşfetti. Bir Amerikan televizyon kanalında bu ilgisini şöyle dile getirmişti: “Filler kavga ederken çimenler ezilir. Bu bir Afrika atasözüdür. En çok ezilenler, hep yoksulun da yoksuludur.”

Jim Yong Kim, 1987 yılında yoksul insanların sağlık sorunlarına odaklanan “Partners in Health”, yani “Sağlık Ortakları” adlı bir organizasyon kurdu. 2003 – 2007 yılları arasında da Dünya Sağlık Örgütü’nün AIDS’le Mücadele Bölümü’nün başkanlığını yürüttü.

ABD Başkanı Barack Obama, mart ayında Jim Yong Kim’i aday olarak gösterirken “Kalkınma yardımları konusunda profesyonel bir ismin, dünyanın en büyük kalkınma yardımı örgütünü yönetme zamanı gelmiştir” diye konuşmuştu.

Jim Yong Kim’in dostane görünüşünün arkasında pragmatik bir kişilik yatıyor. Zira “İdealler iyidir, ama somut davranışlar daha da iyidir” diye konuşuyor ve şu örneği veriyor: “Afrika’ya gittiğinizde, insanlar size ‘Bizi ne kadar anlıyorsunuz, sorunlarımızı ne derece yakından biliyorsunuz’ demiyor, aksine ‘Bize bir şey getirdiniz mi?’ diye soruyor.”

Gelen eleştiriler

Üç hafta önce aday gösterilmesinden bu yana Jim Yong Kim, Dünya Bankası ve kalkınma politikalarına ilişkin görüşlerini kamuoyu ile çok az paylaştı. Jim Yong Kim’i eleştirenler, onun daha çok dünyanın en fakir ülkelerine odaklanacağını, kalkınmanın tıbbî kısmına ağırlık vereceğini ve diğer konuları gözden kaçıracağını düşünüyor.

Yeni Dünya Bankası Başkanı’nın yeterli yöneticilik niteliklerine sahip olup olmadığı konusunda da kafalarda soru işaretleri var. Zira Dartmouth Üniversitesi’ndeki rektörlüğü sırasında kampüsteki alkol ve mobbingle ilgili yaşanan sorunlara ilgisiz kaldığı ileri sürülüyor.

Dünya Bankası başkanlığına kuruluşundan bu yana hep bir ABD vatandaşının seçilmesi de bir diğer eleştiri konusu. Zira 187 üye ülkenin söz hakkı, bu ülkelerin Dünya Bankası’ndaki sermaye kapasitesi ile yakından ilişkili. Bu nedenle Dünya Bankası’nda zengin sanayi ülkelerinin büyük ağırlığı bulunuyor. Dünya Bankası başkanlığına bir Amerikalı’nın, Uluslararası Para Fonu başkanlığına da bir Avrupalı’nın getirilmesi neredeyse gelenek haline geldi. Kalkınmakta ve kalkınmanın eşiğinde olan ülkeler de ekonomik ve siyasi etkinliklerinin kısıtlandığı gerekçesi ile bu sistemi eleştiriyor.

(DW)

Mısır’da ‘futbol savaşı’ sanıkları yargılanıyor

0

Mısır’da bir maç sonrasında çıkan şiddet olaylarında en az 74 kişinin ölümüne sebep olmakla suçlanan onlarca kişinin davası başladı.

Aralarında dokuz polis memurunun da bulunduğu 70’ten fazla sanık, kafes içinde getirildikleri mahkeme salonunda masum olduklarını söyleyen sloganlar attı.

Bazıları yanlarındaki polisleri göstererek onların sorumlu olduğunu söyledi.

Yargıç düzenin sağlanabilmesi için oturuma ara vermek zorunda kaldı.

Zanlılar cinayetle ya da ihmalkârlıkla suçlanıyor.

Port Said kentinde Şubat ayında el Ehli ve el Masri takımları arasında oynanan maç, beklenmedik şekilde evsahibi el Masri’nin galibiyetiyle sonuçlanmış, evsahibi taraftarların sahaya girmesiyle olaylar çığırından çıkmıştı.

Yetkililer ölümlerin çoğunun darp, derin kesikler ve izdiham nedeniyle ezilme sonucu olduğunu açıkladı.

Komplo teorileri

İki takımın taraftarları bugün de mahkeme önünde gösteriler düzenledi. Polisin bu kez sıkı güvenlik önlemleri aldığı görüldü.

Sanıklar, eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in geçen yıl yargılandığı Kahire Polis Koleji’nde yargılanıyor.

Davayı izleyen muhabirimiz Jon Leyne’a göre bazı sanıklar daha oturumun başında kafes içine yerleştirilen bankların üzerinde tepinmeye ve savcılara yumruk sallamaya başladı.

Sanıklar “Ya hakkımızı alırız ya ölürüz” sloganları attı.

Bu arada kurban yakınları, sevdiklerinin fotoğraflarını havaya kaldırdı; bazıları ağladı.

Port Said’li futbol kulübü el Masri ile Kahireli el Masri’nin arasında ezeli bir rekabet var.

1 Şubat’taki maçı evsahibi el Masri 3-1 kazandı.

Karşılaşmanın sona ermesiyle birlikte el Masri taraftarları sahaya girerek galibiyeti kutlamaya başladı ancak daha sonra el Ehli takımının oyuncularına ve taraftarlarına saldırdı.

Polisin müdahale etmeyi reddettiği söylentileri üzerine olaylar günlerce devam etti; 16 kişi daha yaşamını yitirdi.

Ayrıca taraftarların stadyuma bıçak ve silahla girmesine izin verildiği öne sürüldü.

Muhabirimiz Jon Leyne’a göre Mısır’da pekçok kişi bu şiddetin, Cumhurbaşkanı Mübarek’i deviren gösterilerde aktif rol alan el Ehli taraftarlarından intikam amacıyla düzenlendiğini düşünüyor.

‘Ultralar’ olarak bilinen el Ehli taraftarları, halk ayaklanması sırasında polis ve askerlerle çatışan önde gelen direnişçi gruplardandı.

Maçı izleyen günlerde, Kahire’deki İçişleri Bakanlığı önünde askeri yönetimi ölümlerden sorumlu tutan büyük protestolar olmuştu.

(BBC)

BGST dansçıları’ndan U.C.B

bgst dansçıları U.C.B ile 18 Nisan’da Maya Sahnesi’nde seyirci karşısında… “Politikacıların sanata ucube diyebildiği bir ülkede, sanatçıların ucube diyebileceği o kadar çok politika var ki; hem geçmişe hem günümüze ait…”

bgst dansçıları, U.C.B gösterisinde Türkiye’yi terketmek zorunda kalan Rumların, evlerinin önünde Hidro Elektrik Santraller (HES) kurulan Karadenizlilerin, köyleri boşaltılan Kürt çocukların hikayelerini danslaştırıyor.

Dans repertuarı yerel dansların geleneksel ve güncel yorumlarından ve özgün dans doğaçlamalarından oluşurken, topluluğun dans tiyatrosu deneyiminin kurgu ve sahneleme üzerindeki etkisi dikkat çekiyor.
Karadeniz bölgesinden sıksara (sera), Hemşin horonu, Rize horonu; Hakkari bölgesinden şexani dansı ve benzer bir Süryani dansı olan bagiye; Rum danslarından zeybekiko U.C.B gösterisinde yorumlanan temel dans formları.
“Düşünün, Ege’de Rumlar devam etseydi, veya Türkiye’nin pek çok yerinde Ermeniler devam etseydi, bugün acaba aynı milli devlet olabilir miydik?”
“Tabii hayatın, doğal hayatın devamına azami ölçüde hassasiyet gösteriyoruz. Hidroelektrik santralleri, termik santralleri ne yapacağız? Arttıracağız.”
“… devamlı olaya karışan çocukların ailelerinden çocukları alma yetkimiz var, hakim kararıyla… sonradan hiç kimse gözyaşı akıtmasın, hiç kimse, çocuk yaşta çocuklar suça bulaştı diye… Herkes aklını başına almak durumundadır.”
bgst dansçıları 18 Nisan akşamı, saat 20:30’da Maya Sahnesi’nde…

Bilet fiyatları:

Tam: 25 TL
Öğrenci: 15 TL
Biletler biletix.com’dan  ve Maya Sahnesi gişesinden edinilebilir.
Maya Sahnesi
Adres: İstiklal Cad. Halep Pasajı (Atlas pasajı karşısı) Kat: 2
Beyoğlu, İstanbul

Critical Mass Adana’da

Critical Mass, Türkçe’de eleştirel kitle anlamına gelen* ve dünyada yaklaşık 300 ülkede, her ayın son cuma günü yapılan bir etkinliktir. 1992 yılında San Francisco, ABD’de başlayan etkinliğin ilk adı Commute Clottur. Etkinliğin bugünkü ismi, Çin’de uygulanan, trafik ışığıyla kontrol edilmeyen kavşaklarda, bisikletçilerin belli bir sayıya geldikten sonra karşıya geçebilmesi kuralına atıf yapılarak Critical Mass ismini almıştır.

Türkiye’de ise İstanbul, Ankara, İzmir , Adana başta olmak üzere farklı illerde her ayın son hafta sonu günleri gerçekleştirilmektedir. Biraraya toplanan bisikletçiler motorlu araçların her zaman trafikte yarattığı kesmekeşlere bir tepki olarak pedal çeviriyorlar.

Ciritical Mass Adana

28 Nisan Cumartesi günü Atatürk Parki Tören alanında toplanacak bisikletliler iki saat boyunca pedal çevirerek, motorlu araçların trafiği, çevreyi mahvetmesine tepkilerini gösterecekler.

(ekolektif.org)

İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirler açlık grevine başladı

Esirler Günü kapsamında İsrail hapisanelerindeki Filistinlilerle dayanışma için gösteri düzenlendi.

Filistin genelinde her yıl yapılan gösterilerde İsrail’in tutumu protesto edildi.

İsrail’de tutuklu bulunan yaklaşık bin 200 Filistinli esir de süresiz olarak açlık grevine başladı.

Mahkumlardın 2 bin 300’ü ise açlık grevini 24 saatliğine uygulayacaklarını söyledi.

Çocuğu İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan bir Filistinli anne feryadını şu sözlerle dile getirdi:

“Çocuklarımı 8 yıldır göremiyorum, onlardan hiç bir haber alamıyorum. Her beş ayda bir bize yolladıkları mesajda çocuklarımı bulamadıklarını söylüyorlar. Sadece Batı Şeria’da bulunan akrabalarımla görüşebiliyorum, onlar da yeterli birlgiye sahip değil.”

Batılı ülkelerden 8 gönüllü de Filistinlilere destek için eyleme katıldı.

Öte yandan Filistin yönetiminin esirlerden sorumlu Bakanı İsa Karaki, İsrail cezaevindeki Filistinli tutukluların durumunun kötüleştiğini açıkladı.

İsrail hapishanelerinde halen 4 bin 700 tutuklu bulunuyor.

“Füzeye hayır” dediler, hapisteler

“Füze kalkanı değil demokratik lise istiyoruz” yazılı pankart açan biri öğrenci diğeri öğretmen iki kadın, “örgüt propagandası” başta olmak üzere birçok suçlamayla tutuklandı, dört aydır hapisteler.
Bianet’ten Ayça Söylemez’in haberine göre,
Dört ay önce füze kalkanı karşıtı bir pankart açan iki kadın, “örgüt propagandası” başta olmak üzere birçok suçlamayla tutuklandı, ilk kez yarın hakim önüne çıkacaklar. Öğretmenlik yapan Meral Dönmez ile öğrenci Gülşah Işıklı, Kocaeli’de 3 Aralık 2011’de bir avukatlık bürosunun penceresinden, “Füze kalkanı değil, demokratik lise istiyoruz” yazılı pankartı açtı. 25 yaşındaki Dönmez ile 23 yaşındaki Işıklı, Avukat Hurşit Berk’in polisi aramasının ardından gözaltına alındı. 5 Aralık 2011’de tutuklanan kadınlar, Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’ne konuldular.
Avukat Berk önce bürosunun işgal edildiğini ve eylem sırasında dağıldığını, eşyaların zarar gördüğünü söyleyerek şikayetçi oldu, daha sonra şikayetini geri aldı. İddianamede, her ikisinin de aleyhine delil olarak, Kocaeli’ndeki Sabri Yalım Parkı’nda yapılan füze kalkanı karşıtı basın açıklamasına katılmaları ve burada attıkları “Ne ABD ne AB tam bağımsız Türkiye” ve “Füze kalkanına hayır” şeklindeki sloganlar gösterildi.

“Demokratik gösteri hakkımı kullandım”

Ankara Üniversitesi öğrencisi Işıklı, savcılıktaki sorgusunda slogan attığını inkar etmedi ve söylediklerinde suç unsuru olmadığını söyledi. Işıklı, “Türkiye’de füze kalkanı kurulmasını istemediğini, ayrıca parasız eğitimi desteklediğini” ifade etti.

Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden 2009’da mezun olan ve özel ders veren Dönmez de bürodaki eşyalara kendilerinin zarar vermediğini, kendilerini gözaltına alan polislerin etrafı dağıttığını söyledi. “Demokratik tepki gösterme hakkımı kullandım” diyen Dönmez ile Işıklı, dört aydır tutuklu.

Türk Ceza Kanunu (TCK) 220/6. maddesi uyarınca “Devrimci Halk Kurutuluş Partisi Cephesi (DHKP-C) üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” ile Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2. maddesindeki “örgüt propagandası yapmak” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak, işyeri dokunulmazlığını ihlal etmek ve iş ve çalışma hürriyetini ihlal” suçlamalarıyla yargılanıyorlar.

İlk duruşmaları yarın, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10:30’da görülecek.

Tek pankarta 19 ay tutukluluk, 15 yıl hapis

Üniversite öğrencileri Ferhat Tüzer ile Berna Yılmaz, 14 Mart 2010’da, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konuştuğu toplantıda, “Parasız eğitim istiyoruz, alacağız” yazılı pankartı açtılar, hemen ardından tutuklandılar.

İkisi de “Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi (DHKP/C) üyesi olmak ve örgüt adına propaganda yapmaktan”, Terörle Mücadele Kanunu 5. maddesi uyarınca “örgüt üyeliği” ile suçlandı. 19 ay tutuklu kaldıktan sonra, 6 Ekim 2011’deki duruşmada tahliye edildiler.

Davanın eski savcısı Kasım İlimlioğlu, eylemlerinin Anayasal bir hak olan ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek gençlerin tahliye ve beraatini isterken, yeni savcı Adem Özcan öğrencilerin “örgüt üyesi” olduklarını söyleyerek 15 yıla kadar hapis cezası istedi. Berna, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde açtığı “Kadınlar köle değildir” yazılı pankart gerekçe gösterilerek de bir yıl sekiz ay hapis cezası aldı.

Gaziantep’te bıçaklanan doktor yaşamını yitirdi

Gaziantep’te, hastanede bıçaklı saldırıya uğrayan doktor yaşamını yitirdi.
Hastane yetkililerinden alınan bilgiye göre, Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’nde görevli kalp damar cerrahisi uzmanı Dr. Ersin Arslan (26), servisteki odasında M.G’nin saldırısına uğradı. Bağırma sesleri üzerine odaya giren meslektaşları ve sağlık görevlilerinin göğsünden ve karnından bıçaklanmış halde bulduğu Arslan, meslektaşları tarafından bir üst kattaki ameliyathaneye kaldırıldı.

Olay sonrasında servisin tuvaletine gizlenen M.G. (17), güvenlik görevlileri ve hastane personeli tarafından saldırıda kullandığı tahmin edilen bıçakla yakalanarak, polise teslim edildi.

Çocuk Şube Müdürlüğü’nde gözaltına alınan M.G’nin, dedesinin bir süre önce Dr. Arslan’ın da katıldığı bir ameliyatta hayatını kaybettiği, saldırıyı bu nedenle ‘‘intikam” için gerçekleştirdiğini söylediği iddia edildi.

Gaziantep Valisi Erdal Ata ve İl Emniyet Müdürü Süleyman Oğuz da hastaneye gelerek İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Metin Karakök ve Başhekim Ali Güven Fincan’dan olayla ilgili bilgi aldı.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

‘Chirac’ın oyu Hollande’a gidecek’

Fransa’nın eski cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın, hafta sonundaki cumhurbaşkanlığı seçiminde Sosyalist aday François Hollande’a oy vereceği bildiriliyor.

Yazar Jean-Luc Barre, Chirac’ın ilk kez geçen yıl gündeme gelen, bu yöndeki açıklamasında samimi olduğunu söyledi.

Chirac’a anılarını kaleme almasında yardımcı olan Jean-Luc Barre ise Le Parisien gazetesine, “Kendisini sıkça ziyaret ediyorum, birlikte yemek yiyoruz. Dört yıllık görüşmelerimiz ardından, ne düşündüğünü bilen insanlardan olduğuma inanıyorum” dedi.

Chirac ilk kez geçen yıl Temmuz’da oyunu Hollande’a vereceğini söylemiş, ancak siyasi çevresinden yapılan eleştiriler sonrasında, şaka yaptığını ima etmişti.

Merkez sağı temsil eden eski cumhurbaşkanı Chirac, anılarında aynı partide birlikte çalıştıkları ve halefi olan Sarkozy’yi eleştirmişti.

Seçimin ilk turuna günler kala, anketler Hollande’ın ikinci turda Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile arayı açacağını, puan farkının çift basamaklara ulaştığını gösteriyor.

‘Seçim Chirac ailesini böldü’

Le Parisien’de konu hakkındaki bir haber, seçimin Chirac’ın ailesini böldüğünü öne sürüyor.

İddialara göre eski cumhurbaşkanının oğlu ve kızı da onun gibi Hollande’ı desteklemeye meyilli, eşi Bernadette ise Sarkozy’ye destek vermek üzere mitinglerinde yer almıştı.

1995-2007 arasında cumhurbaşkanlığı yapan Chirac ile Sarkozy arasındaki gerginlikler geçmişe uzanıyor.

Chirac’ın 1995’teki cumhurbaşkanlığı kampanyası sırasında kendisini desteklemediği için Sarkozy’ye içerlediği, 2002’de ikinci dönemine başlarken de Sarkozy’nin kendisinin Japonya ve sumo güreşine merakı konusunda alaycı sözler sarfettiği hazırlatılıyor.

Geçen yıl yayınlanan anılarında Chirac kendisi gibi UMP partisinden olan Nicolas Sarkozy’yi “sinirli, fevri, aşırı kendine güvenen, özellikle konu kendisi olunca şüpheye fırsat tanımayan” bir kişi olarak tasvir etmişti.

Chirac “Fransa için aynı vizyonu paylaşmıyoruz, en temel noktalarda hemfikir değiliz” diye yazdı.

François Hollande ise aynı sayfalarda, parti saflarının üzerine çıkabilecek ‘hakiki bir devlet adamı’ diye niteleniyordu.

Anketlere göre Hollanda zafere yakın

Hafta başında yayınlanan bir Ipsos anketi Sarkozy ve Hollande’ın Pazar günkü ilk turu yüzde 27’şer oyla başa baş tamamlayacağını gösteriyor.

Aynı ankete göre, Hollande ikinci turda Sarkozy’nin 12 puan kadar önünde yer alacak.

Cumhurbaşkanı Sarkozy, bir mitingde halkın elini sıkarken, pahalı kol saatini çıkarıp cebine koyduğunun kameralarca tespit edilmesi ardından eleştirilere hedef oldu.

İki aday, son olarak Pazar günü başkent Paris’te büyük mitingler düzenlemişti.

Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, yeniden seçilirse ekonomide büyüme sözü verdi, alternatifinin “buhran” olduğunu öne sürdü.

Sosyalist aday François Hollande ise ülkesinin beş yıldır adaletsizliğe uğradığını, kemer sıktığını belirtti.

10 adayın katıldığı seçimin ilk turunda, devrim ve işçi hakkı söylemiyle oy toplayan Jean-Luc Melenchon’un üçüncülük için aşırı sağın adayı Marine Le Pen ile yarıştığı bildiriliyor.

Anketlere göre bu iki adayın da %13-17’şer oy elde etmesi bekleniyor.

Güney Afrika’da on binler LGBT’lere eşitlik ve onur için yürüdü

Güney Afrika’nın en kalabalık ikinci kenti Johannesburg’da düzenlenen GayPride’a (Eşcinsel Onur Yürüyüşü) 18 bin kişi katıldı.

Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika kıtasında eşcinsel evliliğe izin veren tek ülke. Ancak, GayPride iletişim yetkilisi Luiz de Barros AFP’ye yaptığı açıklamada, Güney Afrikalı lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin hala tutuklandığını, haklarının tehdit altında olduğunu ve durumlarının kötüleştiğini belirtti.

Güney Afrika’da, ilk defa siyahların da katıldığı 1994 yıllının seçimlerinden sonra benimsenen anayasa, cinsel kimliğinden dolayı kişilerin ayrımcılığa tabii tutulmasını yasaklıyor. Güney Afrika 2006 yılında da eşcinsellerin evlenmesine izin verdi.

Ülke yasalarında ve kamusal yaşamda, yeni anayasa öncesinde yoğun ten rengi (ırk) ayrımcılığı yaşanmıştı. Apertheid rejiminde, siyah ve beyaz ten rengine sahip insanların yaşam  alanları birbirinden ayrılmıştı. Siyah yurttaşların en temel medeni ve siyasi hakları ayaklar altına alınmıştı.

Güney Afrika anayasası ve hazırlık aşamalarının demokratikliği, Türkiye gibi anayasa yapma süreci yaşayan ülkelere örnek gösteriliyor.

 

(Kaos GL)

 

 

Mehmet Ağar için yakalama emri!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ”Susurluk Davası” kapsamında 5 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından onanan Mehmet Ağar hakkında ”yakalama emri” çıkarttı.