Ana Sayfa Blog Sayfa 4672

Bir Umut’tur yaşatan Aslan’ı…

0

Galatasaray, Umut Bulut’u kiralık olarak renklerine kattı. Milli futbolcu ile 1 yıllık sözleşme imzalandı.

Galatasaray Kulübü, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) şu açıklamayı yaptı: “Toulouse FC profesyonel futbolcularından Umut Bulut’un 2012-2013 sezonunda geçici transferi için kulübü ile anlaşma sağlanmıştır. Buna göre, futbolcuya 2012-2013 futbol sezonunda 1.250.000 Euro sabit transfer ücreti ve 10.000 Euro maç başı ücreti ödenecektir.
Umut, Galatasaray yönetim kurulu üyesi Abdurrahim Albayrak ile bir görüşme yaptıktan sonra Florya Metin Oktay Tesisleri’ne geçti.

Umut Bulut’un kariyeri:

15. 03. 1983’te Kayseri’de doğan futbolcu, profesyonel kariyerine Ankara’da başladı. 17 yaşında Petrol Ofisi’nde 3. Ligdeki ilk maçına çıktı. 2001-02 sezonunda, henüz 18 yaşındayken, Ersun Yanal’ın takımı Ankaragücü’ne transfer oldu. 2003-04 sezonundan itibaren düzenli olarak forma giydi. 2006-07 sezonunda Trabzonspor’a geldi ve ilk sezonda 15 gol attı. 2007-08 sezonunda 32 maçta 14 gol, 2008-09 sezonunda 33 maçta 14 gol, 2009-10 sezonunda 31 maçta 11 gol, 2010-11 sezonunda 33 maçta 13 gol attı. Kupada ise 2009-10 sezonunda 9 maçta 7 gol, 2010-11 4 maçta 3 gol attı. Adı zaman zaman dört büyükler ile anılmasına karşın, Fransa’nın Toulouse kulübüne sürpriz bir şekilde transfer olan Umut, Ligue 1’de 31 maça çıktı ama 5 gol atabildi. Son olarak Portekiz maçındaki performansıyla dikkat çeken milli futbolcu, bir süredir Galatasaray ile anılıyordu.
Transfer analizi:

Galatasaray’ın hücum bölgesindeki oyuncuları Johan Elmander, Milan Baros ve Necati Ateş’in hem forvet, hem orta saha özellikleri var. Umut, bunlardan farklı değil. Hem golcü, hem kanat oyuncusu… 4-4-2’ye uygun. Yerli olması bir avantaj… Galatasaray, Baros’u göndermek ve yabancı kontenjanını boşaltmak istiyor olabilir. Transfer yapmakta güçlük çektiği gözlenen yönetimi nispeten rahatlatmıştır.

Kriz! Galatasaray, Beşiktaş’a “vermiyorum” dedi

0

TT Arena için Beşiktaş ve Galatasaray arasında uzun süredir çözülemeyen ‘stat paylaşımı tartışması’ konusunda, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın girişimi sonuçsuz kaldı. Bakan Kılıç’ın iki takımın başkan ve yöneticilerini bir araya getirdiği toplantı “olumsuz yanıt” ile sonuçlandı.
 
Toplantıdan çıkan Galatasaray Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk Beşiktaş’ın talebine olumsuz yanıt verdiklerini açıkladı.
 
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’a, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın yanında da ‘hayır’ cevabı verdiklerini ifade eden Adnan Öztürk, “Beşiktaş Kulübü’nün, Galatasaray Kulübü’nden bir talebi vardı. Biz de sayın Bakanımız Suat Kılıç’ın yanında, bu talebi kabul edemeyeceğimizi söyledik. Bunun nedenlerini de detaylı bir şekilde anlattık. Galatasaray’ın stat konusunda Beşiktaş’a cevabı ‘hayır’ olmuştur. Bizim için bu konu kapanmıştır” diye konuştu.

Michael Jackson’ı ölüm bile durduramaz

Michael Jackson, ölümünün 3. yıldönümünde, bir kez daha, dünyanın dört bir tarafında anıldı. Fakat ilginç olan, efsanevi sanatçının hala yaşıyormuş gibi satış rekorları kırması. Albüm satışlarının, internetten indirme furyası nedeniyle tükenme noktasına geldiği bir dönemde, Jackson’ın albüm ve DVD’leri hala en çok satanlar arasında olması çok şaşırtıcı.

Sanatçının kült albümü “Thriller”, 50 milyonun üzerinde satarak tüm zamanların en çok satan albümü olmuştu. Jackson’ın hayatını kaybettiği 2009 yılından bu yana, Thriller’ın satış rakamı 150 milyona yaklaşarak erişilmesi neredeyse imkânsız bir hâsılata ulaştı.

Keza yine ses getiren Jackson albümlerinden olan ve 40 milyonun üzerinde satan “Bad”, son üç yıl içinde 80 milyonluk baraja ulaşmış durumda.

Michael Jackson’ın ölümünden kısa süre sonra piyasaya çıkartılan ve tüm video kliplerinin derlendiği “Vision” seti de 10 milyona yaklaşan satışıyla Jackson bereketinin bir başka örneği.

Hayranları ona ihanet etmedi

Ünlü müzisyen ve yapımcı Quincy Jones, ivme kazanarak artmaya devam eden bu satışları sanatçının hayran kitlesinin eşine az rastlanır sadakatine bağlıyor. Hayranlarının internetten ya da diğer korsan yollardan edinmek yerine orijinal baskılı, kartonetli yasal ürünleri tercih ettiklerini söyleyen Jones, “Derme çatma imajlar ve kopyalarla Michael’a asla ihanet etmeyecek kadar özel bir dinleyici kitlesi söz konusu. Emin olun böylesi bir vefayı gösteren benzer bir kitle daha yok” sözleriyle teorisini keskinleştiriyor.

Müzik endüstrisine yön veren uzmanlar da Jones’a benzer yorumlar yapıyor. Ondan farklı olarak, koyu Michael Jackson hayranı olmamakla beraber koleksiyon meraklısı olan kitlenin de bu satışlarda ciddi pay sahibi olduğu görüşündeler.

Eylülde bir albümü daha geliyor

Sektörün uzmanları, Jackson’a ait eserlerin internet korsanlığından etkilenmiyor olmasını, içeriklerinin renkliliği, ambalaj ve grafik tasarım noktasındaki özenlerinden kaynaklandığını da önemle vurguluyorlar.

Michael Jackson’ın “Bad” albümünün piyasaya çıkışının 25. yıldönümü nedeniyle hazırlanan özel bir set de eylül ayından itibaren müzik marketlerdeki yerini alacak.

Özetle, hem hayranları üzerindeki etkisi noktasında, hem de ticarî başarı anlamında Michael Jackson ve “ölüm” kelimesini bir arada kullanmak bir hayli zor.

(NTV)

Dünyanın bütün nehirleri, birleşin!

Dünyanın çeşitli ülkelerindeki baraj karşıtları, ortak çalışma kararı aldı. Projenin merkezinde ise Amazon ve Dicle nehirleri bulunuyor. Doğa ve insan yaşamını onarılmaz derecede bozan barajlara karşı birleşen sivil toplum kuruluşları arasında Türkiye’den “Doğa Derneği” bulunuyor. Kampanyanın adı ise “Damocracy” ( http://damocracy.org/ )

Dünya kamuoyunu harekete geçirme amacında olan “Damocracy” kampanyası, barajların doğaya, kültüre ve insanlara etkisine dikkat çekmeye çalışıyor. Dünyanın akciğerleri Amazon’un önemli bir bölümünü tehdit eden Belo Monte ve Hasankeyf’i tehdit eden Ilısu Barajı, kampanyanın odağını oluşturuyor.

Erdoğan, kılıcını çekti!

AKP’nin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’den rövanş almak için kararlı olduğunu vurguladı. Erdoğan, arama kurtarma çalışmaları sırasında kullanılan uçağa ateş açılmasının, Suriye’nin kasıtlı olduğunun ispatı olduğunu söyledi. Türkiye’nin uluslar arası hukuktan doğan haklarını kullanacağını ilan etti.

Beşar Esad’ın Türkiye için tehdit haline geldiğini belirten Erdoğan, Suriye’nin risk oluşturan askeri unsurları için tolerans göstermeyeceklerinin altını çizdi. Erdoğan, Türkiye’nin dostluğu ve düşmanlığı sınanmayacak bir ülke olduğunu, yumuşak başlılığının acziyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. “Suriye rejiminin sınırımızda oluşturduğu güvenlik risklerini hiçbir şekilde tolere etmeyecek ve karşılıksız bırakmayacağız” açıklamasını yaptı:

Uçağımız Suriye karasularında değil uluslararası sularda vurulmuştur. Vurulduktan sonra Suriye sularına düşmüştür. Bunun bilinmesi lazım.

Uçağımızı uyarmadan vurdular. Sonra utanmadan sıkılmadan dost olarak gördüklerini söylüyorlar. Bu tutum hasmanedir. Kısa süreli sınır ihlalini hiç kimse haksız, hukuksuz ve vicdansız bir saldırı için mazeret olarak gösteremez.

Muhalefete teşekkür:

Ben gösterdikleri hassasiyet ve nezaket için kendilerine teşekkür ediyorum. Bu tür günlerde birlik ve beraberlik içinde olmak, ortak akılla hareket etmek, el birliği ve güç birliği yapmak millet olmanın sorumluluk sahibi olmanın gereğidir

Türkiye’nin “birazcık” yanındayız, “birazcık” değiliz

NATO’nun Suriye toplantısında, Türkiye lehine güçlü mesajlar verildi ama 5’inci madde gündeme alınmadı. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, toplantının ardından açıklama yaparak Suriye’yi kınadı. Rasmussen, “İttifakın güvenliği bölünmezdir”dedi  ve Türk uçağının düşürülmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Ne var ki, NATO üyesine yönelik saldırının tüm üyelere yapılmış kabul edilmesini öngören 5’inci maddenin gündeme gelmediğini söyledi.

Türkiye-Suriye krizi günlüğü

Bir uçak düştü, bunlar oldu… Telefonlar, toplantılar, açıklamalar, spekülasyonlar, tehdit mesajları, komplo teorileri, neler neler… Yeni başlayanlar ve kaçıranlar için Türkiye-Suriye krizi… Yeşil Gazete, 22 Haziran’dan bugüne, Türkiye’nin Suriye gündemini derledi:

22 Haziran Cuma

Saat 14.00 suları… Malatya’dan kalkan askeri uçakla irtibatın kesildiği bilgisi gündeme düştü. Medya kuruluşları haberi “iddia ediliyor” şeklinde verdi. İddianın sahibi Lübnan Hizbullah’ına ait olan El Manar televizyonuydu.

Saat 18.00 suları… Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’daki programını iptal etti. Başbakan’ın uçağı, Brezilya’nın Rio kentinden, İstanbul’a dönerken rotasını değiştirdi ve Ankara’ya indi. Başbakan, havalimanında düzenlenen basın toplantısında “pilotlarımız yaşıyor” dedi. Devletin zirvesi acilen toplandı….

Saat 00.00’dan sonra… Tarihi zirveden açıklama geldi: Uçağımız düşürülmüştür, pilotlarımızı arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Net tavrımızı, olayın aydınlatılmasından sonra belirleyeceğiz.

Suriye’den ilk açıklama geldi: Türk jeti bir kilometre kadar topraklarımıza girdi. Hava sahamızı ihlal etti. Alçak uçuş yapıyordu. Hedefi vurduk ama Türk uçağı olduğunu sonradan tespit ettik. Saldırgan bir tavır yok”

ABD’den ilk tepki geldi: Konu NATO’nun gündemine getirilmedi. Talep olursa arama çalışmalarına katılırız

23 Haziran Cumartesi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: Savaş uçakları aşırı hızlı olduğu için zaman zaman sınır ihlalleri olmaktadır. Kötü niyetimiz yoktu. Gereken yapılacaktır…

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: Sükunetle hareket edilmesi gerekmektedir.

BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak: O uçağın, orada ne işi vardı, hangi görev için gitti, niye sınır ihlali yaptı?

Dışişleri Bakanlığı’nda 2 saat süren kritik toplantı sona erdi. Toplantıya Genelkurmay 2. Başkanı Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve bazı üst düzey bürokratlar katıldı. Suriye’ye karşı atılacak adımlar konuşuldu.

Düşürülen uçağın pilotunun kimliği belli oldu… Pilotlarından birinin Yüzbaşı Erkan Erton olduğu öğrenildi. Diğer pilotun ise teğmen rütbesinde olduğu bildirildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin genel başkanlarını makamına davet etti.

Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Cihad Makdissi, “Olayın bir kaza olduğunu, kesinlikle bir saldırı olmadığını” söyledi. Makdissi’ye göre “iki ülke, pilotları bulmak için birlikte çalışıyor”.

New York Times: Türkiye askeri müdahaleye açık kapı bıraktı.

The Telegraph: NATO, Esad rejimi ile çatışabilir.

Washington Post: Bölgesel savaş çıkabilir.

24 Haziran Pazar

Dünkü zirvede “sakin ancak etkili güç” kullanılması görüşü benimsendiği öğrenildi.

Suriye’nin Türk askeri uçağını düşürdüğünü açıklaması üzerine, Türkiye’deki Suriye temsilcilikleri çevresinde güvenlik önlemi artırıldı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Uçağımızın düşürülmesi kabul edebileceğimiz bir olay değil.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: Suriye arama çalışmalarına katılıyor ve kasıttan bahsetmiyor, öyleyse bunu açıklamak mecburiyetindedir.

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik: Biz Akdeniz’deki semaları yalnız bırakmayacağız.

AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlusu ve Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik: Bu olaydan sonra başka bir aşamaya geçilmiştir. Suriye, Nato’ya saldırmıştır. (“Uçağın orada ne işi vardı” sorusunu soranlar için) Türkiye’de Esad yandaşları var.

Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü.

Kılıçdaroğlu görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi: Bir saat görüştük, bize yeni bilgi verilmedi. Dünya, Erdoğan’ın sözlerini blöf olarak algılıyor. Türkiye, Suriye’yi devirmek için kendisini teşvik eden dostları tarafından yalnız bırakılmıştır.

Başbakan Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştü. MHP toplantının ardından net bir açıklama yapmadı.

Bahçeli ve kurmayları, süreç hakkında daha fazla bilgilendikten sonra kesin tavrını belirleyecek.

Başbakan Tayyip Erdoğan, BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ve Gülten Kışanak ile görüştü. BDP’den görüşme sonrası yazılı açıklamada, müdahalenin benimsenmediği açıkça ifade edildi.

Düşürülen askeri uçağın enkazı 1300 metre derinlikte tespit edildi. Kayıp iki pilotun akibetleri ise henüz bilinmiyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı Willam Hague: Türk askeri uçağının düşürülmesini kınıyoruz. Olaydan “ciddi biçimde” kaygı duyuyoruz.

ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton: Türk askeri uçağının düşürülmesi küstahçadır, kabul edilemez, en sert şekilde kınıyoruz. ABD,

Esad rejimini sorumlu tutmak konusunda Türkiye ve müttefiklerle birlikte hareket edecek.

İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun telefonla arayarak “hem Türkiye’nin, hem Suriye’nin soğukkanlı olmasını” istedi.

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu telefonla arayarak Türkiye’nin itidalli duruşunu övdü ve her türlü desteği vermeye hazır olduğunu söyledi.

Suriye, “(dün) Lazkiye kırsalında, Türkiye ile sınır bölgesinde bulunan el-Yemame köyü karakolunun, Türkiye topraklarından gelen silahlı bir terör grubunun saldırısına uğradığını’ söyledi.

25 Haziran Pazartesi

Türkiye Suriye’ye nota verdi ve uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanacağını duyurdu.

Dışişleri Bakanı: Ahmet Davutoğlu: Uçağımız silahsızdı, hasmane bir tutumla vuruldu. Kimse kapasitemizi test etme cüreti gösteremez, onurumuzu koruruz.

Ankara’nın acil toplantı çağrısına Nato’dan olumlu yanıt geldi. Toplantı Salı günü yapılacak.

İkinci Türk uçağına ateş açıldı! Arama kurtarma çalışmaları için bölgede uçmakta olan Türk uçağına ateş açıldığı iddia edildi. Suriye, iddiayı yalanlamadı.

İİT Dışişleri Bakanları Türk askeri uçağının Suriye tarafından düşürülmesini kınadı

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hong Lei, Türkiye ve Suriye’ye sükunet ve itidal çağrısında bulundu.

ABD Ankara Büyükelçisi Ricciardone ‘Suriye’nin yaptığı hayasız ve kabul edilemez’ dedi.

İngiliz Daily Star, Türk uçağının düşürülmesinin ardından, bir “intikam” baskını amacıyla, İngiliz savaş uçaklarının Türkiye’ye destek için hazır bekletildiğini iddia etti.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin teyakkuz durumuna geçtiği, izinlerin iptal edildiği, izindeki personelinin göreve çağırıldığı iddia edildi. Ancak TSK, bunu yalanladı.

Bakanlar Kurulu, Suriye krizi için toplandı. Hava Kuvvetleri komutanı Kurul’a bilgi verdi. Hava Kuvvetleri Komutanı, Cumhurbaşkanı Gül ile özel olarak görüştü.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu’nun 7 saat süren toplantısının ardından kritik açıklamalarda bulundu: Kimseyle savaşmak niyetinde değiliz. Bugün için ‘şunu veya bunu yapacağız’ şeklinde bir açıklama yapamayız. Şüphesiz özür, şüphesiz tazminat, ancak daha başka şeyler de gündeme gelecektir. Elektrik kesintisi gündemimizde….

Suriye, uçağın füze ile değil, makineli tüfekle vurulduğunu söyledi; üzerinde mermi izleri bulunduğu öne sürülen kuyruk kısmının Türkiye’ye teslim edildiği duyurdu.

Türkiye Dışişeri Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın iddiaları üzerine önce “Suriye yalan söylüyor, muhatap almıyoruz” dedi, ancak daha sonra sert bir şekilde kınadı. Ayrıca uçağın kuyruk kısmının teslim edilmediği açıklandı.

Hürriyet Gazetesi, Türk istihbarat birimlerinin Suriye askerlerinin telsiz konuşmalarını dinlediği ve Suriye’nin Türk uçağını kasten düşürdüğünün saptandığını iddia etti.

Kayıp Yüzbaşı Gökhan Ertan’ın babası Ali Ertan, savaş istemediğini söyledi.

Kayıp pilotların son konuşmaları medyada yayımlandı.

ABD, Türkiye’ye destek vermekteki istekliliğini tekrar etti. Pentagon Sözcüsü George Little, “Eğer talep ederlerse, Türk hükümetine bu konuda yardım etmeye hazırız” dedi.

AB Dışişleri Bakanları Lüksemburg’da toplandı. Suriye saldırgan tavrı nedeniyle kınandı. Türkiye ölçülü tepkisi nedeniyle övüldü.

Rusya,  NATO’ya çağrıda bulunduğu için Türkiye’yi eleştirdi: Suriye çevresindeki gerginliği artırmayın

(Yeşil Gazete)

Nasıl bir dünya istiyorsak, öyle bir parti…- Erdal Karayazgan

“Yeryüzündeki yaşamımıza ait gerçekliğin üzerine dayandığı “sonsuz ihtimal” ile, tarihsel gerçekliği oluşturan olaylarda içkin olarak var olan mucizevi karakter arasındaki tayin edici farklılık , beşeri maslahat alanında bu “mucizeler”in faillerinin kim olduğunu bilmemizde yatar. Mucizeleri gerçekleştiren insanlardır; özgürlük ve eylemde bulunma yetisi gibi bir çifte ihsan sayesindedir ki insanlar kendilerine ait bir gerçekliği kurmaya muktedirlerdir. ” (1)

“Biz, nasıl bir dünya istiyorsak, öyle bir parti istiyoruz” (2)

Yeşiller Partisi ve Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP)‘nin Kasım 2011’de başlattıkları görüşme ve ortak etkinlikler süreci her iki partinin 2-3 Haziran tarihlerinde gerçekleşen konferanslarında ortak bir deklarasyon benimsenmesi noktasına getirdi ve 16 Haziran tarihinde bir basın toplantısı ile Birleşme Deklarasyonu kamuoyuna açıklandı.

Bu deklarasyonda, eşitlik, özgürlük, adalet, barış ve dayanışma ortak değerler olarak vurgulanıyor. Hayatlarımızla ilgili kararlara her düzeyde katılımımızı öngören katılımcı bir demokrasi anlayışı savunuluyor. “İnsanın insanı ve doğayı sömürmediği, çalışan, çalışmayan, çalışamayan tüm insanların, emekçilerin onurlu bir biçimde ve insanca yaşayabilecekleri”, herkesin özgür, herkesin farklı ama aynı zamanda eşit olduğu, kimsenin başka bir kimsenin efendisi olmadığı bir dünya hedefleniyor. İnsanın doğanın bir parçası olduğu, doğanın bir kaynak deposu olarak görülmediğinin altı çiziliyor. Salt savaşa, militarizme ve devlet şiddetine karşı olmakla kalınmıyor , insanın diğer canlılara yönelik uyguladığı şiddete ve toplumsal hayatın her yanına sinmiş her türlü şiddete karşı mücadele edildiği belirtiliyor. Doğayı tahrip eden, eşitsizliğin, sömürünün ve savaşların kaynağı olan kapitalizme karşı verilen küresel mücadelenin bir parçası olunduğu ilan edilirken emperyal saldırganlık, neoliberal politikalar, sosyal hakların tahrip edilmesi , ekonomik büyüme saplantısı ve tüketim toplumu anlayışı reddediliyor. “Etnik kimlik, kültür, dil, din, cinsel yönelim ve cinsiyetiyle tek tip olma dayatmalarına karşı çoğulcu, farklılıkların eşit beraberliğine dayalı bir toplumsal yaşam” hedefi savunuluyor.

Yeşil ve özgürlükçü sol siyasetlerin o özgün kavrayışlarının yaptığımız alıntılar dışında da söz konusu deklarasyona bariz bir şekilde egemen oldukları görülüyor. Yeni, farklı, özgün bir siyasi seçenek söz konusu.

EDP ve Yeşiller Partisi olarak, deklarasyonda belirtilen ”umut ve hayalleri paylaşanları” da katılmaya ve birlikte yürümeye davet ediyorlar.

Özgürlükçü sol anlayışta bir kişi olarak bu denli net yeşil ve özgürlükçü sol yaklaşımlar içeren bir deklarasyon ile yapılan davete icabet etmenin ötesinde, bu yeni siyasi seçeneğin kuruluş sürecinden başlayarak elimden gelecek tüm çabayı sonuna kadar gösterme sorumluluğunu duyuyorum.

Deklarasyonda yer alan “Biz, nasıl bir dünya istiyorsak, öyle bir parti istiyoruz” şiarının parti kuruluşu öncesi yürüyüşte hayat geçirilmeye başlanmasının, yani özgürlük, eşitlik, katılımcı demokrasi ve çoğulculuk değerlerinin kuruluş sürecinden başlayarak hakkıyla hayata geçirilmesi ve her geçen gün biraz daha geliştirilmesi ve derinleştirilmesinin bu yürüyüşe daha bir canlılık ve hayat katabilecek, bu yürüyüşün özgünlüğü ve farklılığını daha bir görünür kılacak, katılımcılar için umutların boşa gitmeyeceğine dair bir güven oluşturacak, katılımı önemli ölçüde arttırabilecek ve parti kuruluşuna önemli bir sinerji katabilecektir.

Bu sürece katılacak tüm katılımcılara kolay gelsin.

(1) Hannah Arendt, Geçmişle Gelecek Arasında, İletişim Yay., 1. Baskı, s.231

(2) Yeşiller Partisi ile Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin Birleşme Deklarasyonu’nda ”Nasıl bir Parti İstiyoruz?” başlıklı bölümün ilk cümlesidir.

Erdal Karayazgan – www.turnusol.biz

İngiltere-İtalya: 0-0 (pen. 2-4)

0

Euro 2012’nin son yarı finalisti İtalya oldu.

İtalya’nın şut sayısı ve topla oynama yüzdesi bakımından rakibini üçe katladığı maçta; İngiltere, maçı penaltılara götürmekten başka çare bulamadı.

İtalya, Pirlo ve Montolivo’nun aşırtma pasları ile beslediği Balotelli’den umduğunu bulamazken, akıl almaz fırsatları değerlendiremedi. İngiltere ise 60. dakikada Carroll oyuna girene kadar varlık gösteremedi.

Maçın penaltılara kalması ile birlikte İngiltere ilk kez maçı çevirme fırsatını buldu. Ancak hakemin kurası ile penaltıların İtalyan seyircilerin bulunduğu tribünün önünde atılmasına karar verildi.

Penaltılarda Pirlo klasını konuşturdu. Pirlo, “Panenka penaltısı” olarak bilinen vuruşu yaparak kaleci Hart’ı sol köşeye gönderdi. Moral üstünlüğü kazanan İtalyanlar, penaltı atışları sonunda galip geldi ve maçı 2-4 kazandı.

Kemal Gürüz, 28 Şubat’ı ödüyor


Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “28 Şubat” soruşturması kapsamında ifade vermek üzere Ankara Adliyesi’ne gelen YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Gürüz, savcılığın çağrısı üzerine sabah saatlerinde Ankara Adliyesi’ne geldi. Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin tarafından sorgulanan Gürüz, tutuklanma talebiyle Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Mahkeme, Gürüz’ün tutuklanmasına karar verdi. Şimdi Gürüz’ün tutuklu mu, tutuksuz mu yargılanması gerektiği tartışılıyor.