Ana Sayfa Blog Sayfa 4614

İklim hızla değişiyor, politikacılarsa hala politikacı

ABD’nin iklim değişikliği başmüzakerecisi Todd Stern’in 2 Ağustos’ta yaptığı konuşmanın yankıları devam ediyor. Stern, Dartmouth Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada iklim değişikliğinin etkilerinin yıkıcı olduğunu ve bunu reddetmenin sürdürülemez bir pozisyon olduğunu ifade etmiş; ancak, iklim değişikliğinin 2 derece ile sınırlandırılması girişiminin “siyasi gerçeklerle uyuşmadığı” savını öne sürmüştü. Stern, 2009’daki Kopenhag iklim zirvesinde yapılan temel hatanın siyasetçilerin üzerine “fazla beklenti” yüklenmesi olduğunu da belirtmiş ve siyasetin “mümkün olanın sanatı” olduğunu vurgulamıştı. Stern’in ifadeleri, ABD’nin, iki yüze yakın ülke tarafından kabul edilen ve dünyanın iklim değişikliğinin en yıkıcı etkilerinden korunabilmesi için biliminsanları tarafından tek şans olarak gösterilen küresel ısınmanın 2 derecenin altında tutulması hedefinin terk edilmesine yönelik bir girişim olarak yorumlanıyor.

Başmüzakereci Todd Stern’in konuşmasının yarattığı tepki kervanına dün Avrupa Birliği de eklendi. Avrupa Komisyonu sözcüsü Isaac Valero-Ladron, Komisyon adına yaptığı açıklamada dünyanın Kopenhag’da iki derecenin altında kalmayı taahhüt ettiğinin altını çizerek siyasetçilerin verdikleri sözün arkasında durma zamanının geldiğini ifade etti. Stern’in sözlerinin ABD’nin resmi müzakere pozisyonunda bir değişiklik anlamına gelip gelmediğinin Ağustos sonunda Bangkok’da yapılacak gayri resmi BM İklim Değişikliği Konferansı’nda ABD heyetinin takınacağı tutumla ortaya çıkması bekleniyor.

2 derece hedefi ile ilgili tartışmalar devam ederken, bilim dünyası bu hedefin dahi iklim değişikliğinin en yıkıcı sonuçlarından kaçınılması için çok yüksek olabileceğine dair yeni kanıtlar sunmaya devam ediyor. Son olarak ABD Ulusal Kar ve Buz Merkezi tarafından gerçekleştirilen yeni bir çalışma kutuplardaki buzul erimesi gözlemlerinin bu konudaki benzetim modellerinden daha hızlı seyrettiğini ortaya koyuyor.

Bir yandan da iklim değişikliğinin yaşam üzerindeki etkileri kendisini hissettirmeye devam ediyor. Küresel ısınmanın kuş nüfuslarının azalması üzerindeki etkilerine yönelik çalışmalardan sonra şimdi de ısınmanın doğrudan arı kolonilerinin kaybolması üzerinde etkili olduğuna yönelik iddialar öne sürülüyor. Britanya Arıcılık Birliği müdürü Tim Lovett, arı nüfuslarındaki keskin düşüşün değişen hava şartlarıyla ilgisinin cevaplanması gereken bir soru olarak ortada durduğunu vurguluyor. İngiltere Reading Üniversitesi’nce yapılan bir çalışma ise böyle bir bağlantının söz konusu olabileceğini ortaya koyuyor.

Öte yandan, küresel ısınmanın önüne geçilemezse, ABD hükümeti veya bağlayıcı adımlara ekonomik kaygılarla karşı çıkan diğer hükümetlerin pek yakında itiraz için bir sebebi kalmayabilir. ABD’nin saygın üniversitelerinden MIT’de yapılan bir çalışma, ısılardaki kısa süreli geçici artışların dahi ekonomik büyümeyi düşürdüğünü ortaya koyuyor. Projenin yöneticilerinden Profesör Ben Olken bu etkinin sadece tarım sektörüyle ilgili olmadığını, yatırım, siyasi istikrar ve sanayi çıktısı gibi geniş bir yelpazeyi olumsuz etkilediğini söylüyor. Olken durumu şöyle özetliyor: “Klimasız fabrikalarda 40 derecenin üstü sıcaklıklarda çalışan insanları gözünüzün önüne getirdiğinizde ısınmanın etkisini anlarsınız”.

(Yeşil Gazete, Reuters, Huffington Post, BBC, NSIDC, Scientific American, sciencedaily.com)

 

 

MİT’i CHP’ye ‘bir devlet görevlisi’ ihbar etti

CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan , daha önce, Başbakan Erdoğan ‘ın yanıtlaması istemiyle TBMM ‘ye verdiği soru önergesine konu olan ve dün de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ‘nun dillendirdiği iddiayla ilgili konuştu. Tarhan’ın önergede, kendisinin de içinde bulunduğu bazı CHP ‘li vekillerin, MİT tarafından ‘çok yakından’ izlendiği, teknik takip yapıldığı, toplanan bilgi ve ses kayıtlarının gerektiğinde tahrif de edilerek ülke gündemini değiştirmek üzere kullanılacağı duyumlarını aktarmıştı.

Dün de Kılıçdaroğlu , MİT’in kendisini, ailesini, 7-8 CHP milletvekilini teknik takibe aldıklarını açıkladı. Akşam Gazetesi’nden Çiğdem Toker, “Tarhan’la telefonda görüştüm” dediği haberinde şunları aktardı:

“Soru önergesine konu iddiaların, kendisi için iddia değil, bilgi olduğunu, yeni olmadığını ancak kısa süre önce, ‘ CHP tüzel kişiliğine gelen somut ve güvenilir’ veriler dolayısıyla ‘artık tüy dikildiğini anladığı için’ bu önergeyi verdiğini söyledi. Bilgilerin, bir ihbar mektubuyla mı yoksa görüşmeler yoluyla mı ulaştığını sorduğumda ‘ihbar mektubu olmadığını’, görüşmeler yoluyla geldiğini, ancak güven unsurunun önemi dolayısıyla ‘deşifre etmeme’ye çok özen gösterdiklerini belirtti. Bu özeni dikkate alarak Tarhan’a, ‘teknik takipte oldukları’ bilgisini ulaştıran kişilerin ‘kamu görevlisi olup olmadığı’ sorusunu yönelttiğimde ise ‘Evet’ yanıtını verdi. Bu yanıyla, Kılıçdaroğlu ‘nun açıklamalarının ‘kanıtlı’ olduğunu özellikle vurgularken, ‘yetişkin çocuklarının da takip altında olduğunun’ altını çizdi.”

“GRUP BAŞKAN VEKİLİ OLUNCA ODAMI ARATTIM”

Habere göre Tarhan, soru önergesinde yer vermediği ve bugüne kadar saklı tuttuğu bir anekdotu da paylaştı. 2011 seçimlerinin ardından, partisinin grup başkan vekilliğine getirilince ilk işi, TBMM ‘deki grup katında kendisine tahsis edilen odada arama yaptırmak olmuş. Güvenlik veya takip literatüründe bilinen nitelemeyle ‘temiz mi değil mi?’ araması. Tarhan’ın ‘gayri resmi’ olarak yaptırdığı aramada kendisine sunulan bilgi şu: Dışarıdan, pencere yönünden bir alıcı sinyali geliyor. Fakat içeriyle bağlantısı henüz kurulmamış…

Toker, “Neden gayri resmi yaptırdınız, neden sonucu, TBMM evrakından geçirerek resmiyete dökmediniz?” sorusuna, “Resmi kanaldan yaptırsam, böyle bir sonuç ortaya çıkmazdı ki. Yarsav döneminden biliyorum. İşin peşini o zaman bıraktım. Kurumlara güvenim yok. Bu kadar kaset servis edildi; hangisinin üzerine gidildi. Kimi kime şikayet edeceksiniz? Yarsav’da üç dinleme cihazı çıktı. Benim ‘hukukun militanı’ ifadesini ne anlamda kullandığım ortada değil mi? Ama bu, siyasi düşmanlık aracı olarak kullanıldı, zevk alındı, rant sağlandı.” yanıtını aldığını aktardı ve Tarhan’a, “MİT’in daha önce benzer iddialar konusunda ‘bizim böyle bir birimimiz yok’ yanıtının basında yer aldığını hatırlattığında, “Hiç inandırıcı değil. Söylediklerimi, dinlendiğimizi bilerek değerlendirin” cevabını aldığını belirtti. (Akşam)

“İleri Demokrasi” ile tanışan Sevil Sevimli’ye suçlamalar

Fransa’dan Erasmus programı ile okumaya geldiği Eskişehir’de 90 gün tutuklu kalan Sevil Sevimli kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında şaşkın.
Fransa’dan Erasmus programı ile okumaya geldiği Eskişehir’de “1 Mayıs gösterilerine katılmak, Grup Yorum konseri izlemek ve parasız eğitim pankartı açmak”tan gözaltına alınıp 90 gün tutuklu kaldıktan sonra sürpriz bir şekilde tahliye edilen 21 yaşındaki Sevil Sevimli, Hürriyet’ten Fatih Tekeci’ye konuştu.

Sevimli’yi şaşırtan suçlamalar ise yasal: ‘Grup Yorum’un konserine gittin mi, 1 Mayıs’a gittin mi, 1 Mayıs pikniğine gittin mi, Güler Zele belgeselini izledin mi?..

Aslen Kahramanmaraşlı olduklarını, Türkiye’ye eğitimini tamamlamak için 6 yıl aradan sonra kendi isteğiyle geldiğini ifade eden Sevimli şunları anlattı:

“Gece gelip evimizi bastılar, aldılar ‘tutuklusun’ dediler. Ben parasız eğitimi savunuyorum. Bununla ilgili tüm afişleri evin ortasına yığdılar.

Aslında afişleri ben astım, arkadaşlarımla hiçbir ilgisi yok. Okulun içine asmıştım. İlk gece nezarethanede diğer arkadaşlarımı ayırıp beni tek bıraktılar. Sabah da bizi savcılığa sevk ettiler. Savunmamızı verdik. ‘Grup Yorum’un konserine gittin mi, 1 Mayıs’a gittin mi, 1 Mayıs pikniğine gittin mi, Güler Zele belgeselini izledin mi’ şeklinde sorular sordular. Bunların tamamına gittim. Sonuçta hepsi yasal. Bu sorular karşısında şaşırdım. Hem örgüt deyip hem de böyle sorular sordular.

Çıktıktan sonra herkesle kucaklaştım. Arkadaşlarımla birlikte yemek yedik. Hemen Fransa’ya gitmek gibi bir düşüncem yok. Normalde bu zamanlar gitmiş olacaktım. Ancak şimdi mahkemeyi bekleyeceğim.

Önce Türkiye’yi sonra dünyayı çok seviyorum. Ancak Türkiye’de gençlerin kendi hakkını savunmasını unutturuyorlar. Burada gençleri görüyorum eğlence, içki, sigara… Yani kendilerini unutuyorlar.”

5 dersten geçti

İletişim Fakültesi öğrencisi Sevil Sevimli, cezaevinde kaldığı 90 gün boyunca 5 sınava girdiğini ve derslerini geçtiğini söyledi. Sevimli gelecek planlarıyla ilgili, “Gazetecilik çocukluk hayalimdi. Fransa’ya döndüğümde iletişim üzerine master yapacağım” yanıtını verdi.

Anne Sevim Sevimli, 26 Eylül’deki duruşmaya kadar yurt dışına çıkma yasaklarının olduğunu belirterek, “Eskişehir dışına çıkamıyoruz” dedi.

Blackwater’a 7.5 milyon dolar ceza

0

Amerikan özel güvenlik şirketi Blackwater, Sudan’da yasa dışı silah ticareti yapmak ve ruhsatsız silah bulundurmak gerekçesiyle 7.5 milyon dolar para cezasına çarptırıldı.

Haklarında 17 ayrı suçlama bulunan şirket yetkililerine, para cezasını ödedikleri takdirde, dava açılmıyacak.

Resmi makamları yurtdışında korumakla görevlendirilen şirket daha önce Irak’ta 11 sivilin öldürülmesi olayına karışmıştı.

Melis Mey, uzun atlamada finalde

0

Londra Olimpiyat Oyunları’nda, kadınlar uzun atlamada mücadele eden Karin Melis Mey, 6.80’lik atlayışıyla finale kaldı.

Olimpiyat Stadı’nda yapılan ve 28 atletin yarıştığı seçmelerde, ilk hakkında 6.80 atlayan milli atlet, bu sezonki en iyi derecesine imza atarak finale kalmayı başardı.

Genel klasmanda Büyük Britanyalı Shara Proctor 6.83 ile birinci, ABD’li Janay Deloach 6.81 ile ikinci ve Karin Melis Mey de 6.80 ile üçüncü oldu.

Kadınlar uzun atlamada final mücadelesi, 22.05’te başlayacak.

Milli atlet 2009’da Berlin’de düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda yine 6.80 atlamış ve bronz madalya alarak müthiş bir başarıya imza atmıştı.

(Eurosport)

Türk: Kürdistan’ın dört parçası birleşecektir

BDP Kızıltepe İlçe Örgütü tarafından düzenlenen şölende konuşan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, Kürtlerin senelerdir vermiş olduğu mücadelenin sonucunda Suriye’de kazanım elde ettiğini ve kazanımlarını selamladıklarını belirterek, “Herkes iyi bilsin ki Kürdistan’ın dört parçası birleşecektir” dedi.
BDP Kızıltepe İlçe Örgütü, “Özgür geleceğimiz özgür Önderlikle mümkündür” sloganıyla Şenyurt’ta şölen düzenledi. Şölene DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, BDP PM Üyesi Mehmet Demir, BDP il ve ilçe yöneticileri, ilçe ve belde belediye başkanları ile binlerce KİŞİ katıldı. Şölen alanında sık sık, “Bijî Serok Apo”, “Öcalan”, “Bê serok jiyan nabe” ve “Şehîd namirin” sloganları atılırken, duvarlara PKK bayrakları, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın posterleri ile “Em şoreşa Rojava silav dikin”, “Özgür geleceğimiz özgür Önderlikle mümkündür”, “Sînorên ji dilê xwe me rakir ji navbera axan jî em ê rakin” pankartları asıldı.

PKK’nın çatışmalarda kaybettiği militanları için bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan etkinlikte konuşan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, Kürtlerin senelerdir vermiş olduğu mücadelenin sonucunda Suriye’de kazanım elde ettiğini ve kazanımlarını selamladıklarını belirterek, Kürtlerin büyük bedeller ödeyerek, özgürlük önündeki sınırları kaldırdığını vurguladı. Kamışlı’ya ve diğer bütün Kürt kentlerine, kasaba ve köylerine selam gönderdiğini belirten Türk, “Herkes iyi bilsin ki Kürdistan’ın dört parçası birleşecektir. Suriye’deki Kürtler örgütlü mücadeleleri sayesinde özgürlüklerine kavuşmuştur. Özgür kardeşlerimiz Şenyurt sınırına dayandılar. Özgürlük sesleri sınırları aşarak Kürdistan topraklarında yankı buluyor” dedi.

Batı Kürdistan Kürtlerinin özgürlük mücadelesinin Ortadoğu’da yaşayan tüm mazlum halkların umudu olacağını kaydeden Türk, senelerdir zulüm ve baskı altındaki Kürtlerin kendi özgürlükleri ve onurlu bir yaşam için büyük bedeller ödediğini ve bunun sonucunda tüm Ortadoğu halklarına bağımsızlık yolunu açtığını kaydetti.

ANF

Sayın Başbakan tweetliyor, RT lütfen

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Twitter’da açıklamalarda bulundu. ‘PKK’nın Ramazan ayında yaptığı son saldırılarla hiçbir kutsalı tanımadığını, manevi değerlere saygı göstermediğini, bu ülkenin, bu toprakların, bu milletin değerleriyle hiçbir ortak paydasının olmadığını bir kez daha net olarak gösterdiğini’ belirten Başbakan Erdoğan, “Şu anda terör örgütü, iplerini elinde tutan Türkiye düşmanı çevrelerin verdiği ihaleyi yerine getirmenin mücadelesi içinde. Biz, terör örgütüne karşı da terör örgütünün iplerini elinde tutan o Türkiye düşmanı çevrelere karşı da en sert şekilde, en kararlı şekilde mücadelemizi yürüteceğiz. Terör saldırıları karşısında asla ve asla tek bir geri adım atmayacağız.” dedi.

PKK propagandasını bırakın

Yazılı ve görsel medyaya seslenen Başbakan Erdoğan, “Eğer şu güzel ülkemizde, şu 75 milyon vatan evladının sorumluluğunu, mesuliyetini taşıyorsanız bölücü terör örgütünün propagandasını yapmayı bırakın. Onlarla ilgili yazdığınız her cümle, bilesiniz ki onların arayıp da bulamadığı bir propaganda unsurudur.”dedi.

Başbakan Erdoğan, vatandaşlardan, Ramazan ayında, sınır karakollarımızda nöbet bekleyen, operasyonlarda göğüslerini kahramanca siper eden tüm güvenlik güçlerinden dualarını eksik etmemelerini istedi.

‘Terör saldırıları sonrasında öfkesini, nefretini, kızgınlığını teröre ve terör örgütüne değil, bir halka, kardeşlerine yöneltenlerin, terör örgütünün tuzağına düşeceğini’ ifade eden Başbakan Erdoğan ” Biz milletçe bu tuzağa düşmeyeceğiz.” dedi.

Erdoğan, Arakan Müslümanları’nın barış ve huzura kavuşması için Türkiye olarak samimi çaba sarf etmeye bundan sonra da devam edeceğini söyledi.

Yeşil Gazete

Nevin Yanıt 5. oldu

Nevin Yanıt, 100 metre engelli finalinde 12.58 koşarak beşinci geldi. Bu dalda şampiyon atlet ise 12.35 ile Olimpiyat rekoru kıran Sally Pearson.

Nevin Yanıt, yarı finalde elde ettiği 12.58’lik derecesiyle en hızlı dördüncü isim olurken, Türkiye rekorunu da kırmayı başarmıştı. Olimpiyat’tan önce 12.59 koşmak istediğini söyleyen milli atlet, bu hedefinden saniyenin yüzde 1’i daha iyi bir derece elde etti.

Pekin 2008’de gümüş madalya alan, geçen yıl Daegu’da düzenlenen dünya şampiyonasında ise zafere ulaşan Sally Pearson, 2011’de dünyada yılın atleti seçilmişti. Uzun yıllardır beklediği Olimpiyat altınına, Olimpiyat rekoru kırarak ulaşan Avustralyalı’yı 12.37 ile ABD’li Dawn Harper takip etti. Bronz madalya yine Amerika’dan 12.48 koşan Kellie Wells’e gitti.

(Eurosport)

Türkiye’de Twitter kullanıcıları 9 milyonu aştı

Türkiye’deki Twitter kullanıcılarının sayısı 9 milyonu aştı… Twitter, 517 milyonluk kullanıcı sayısına erişti. Türk kullanıcıların sayısı da üç ayda 1.8 milyon artarak haziran itibariyle 9 milyona ulaştı. Fransız sosyal medya araştırmaları şirketi Semiocast’ın çalışmasına göre yarım milyar sınırını geçen Twitter’daki hesap sayısının yaklaşık üçte biri ABD’den. 141.8 milyon Twitter kullanıcısı bulunan ABD’deki kullanıcıların attığı tweet’lerin oranı twitter trafiğinin yüzde 25.8’ini oluşturuyor.

Türkiye’nin, kullanıcı bazında Twitter’daki ağırlığı yüzde 1.7 seviyesinde bulunuyor. En çok Twitter hesabı olan ülkeler sıralamasında Türkiye, 9 milyonluk kullanıcı sayısıyla 11’inci sırada yeraldı. Böylece Facebook’ta 31 milyon hesapla 7. sırada olan Türkiye, Twitter’da Rusya, Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkeleri geride bıraktı. Brezilya, 41.2 milyon hesap ve yüzde 8’lik payla ABD’den sonra Twitter’ın en yaygın olduğu ikinci ülke olurken, Japonya 35 milyon hesap ve yüzde 6.7’lik kullanıcı payıyla üçünü ülke konumunda.
İstanbul’da her ay 20 milyon tweet atılıyor
Türkiye, İstanbul’da yaratılan trafikle de Twitter’ın listelerine girdi. Dünya çapında 10.6 milyar tweet’in atıldığı geçtiğimiz haziran ayında, bu tweet’lerin yüzde 27’sini, diğer bir deyişle 2 milyar 862 milyonunu coğrafi olarak konumladnırılmış olan tweet’ler oluşturdu. Bu 2.8 milyar adetlik aylık coğrafi tweet’in yüzde 0.7’sini (20 milyon) İstanbullu’lar attı. Bu 20 milyonluk aylık tweet’le, 15 milyonluk nüfusa sahip olan İstanbul, dünyada en fazla tweet atılan 12. şehir oldu. ‘En çok şakıyan şehirler’ listesinin zirvesinde ise sözkonusu 2.8 milyar tweet’in yaklaşık yüzde 2.4’ünün (ayda 68.7 milyon Tweet) atıldığı Endonezya’nın başkenti ve en büyük şehri olan Cakarta, yeraldı. Listede yüzde 2.2 ile ( 62.9 milyon tweet) Tokyo üçüncü ve yüzde 2’lik ( 57.2 milyon tweet) oranla da Londra dördüncü oldu.

HaberTürk

İran: Öyle değil, yanlış anladınız

0

İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu makamında ziyaret etti. İki bakan arasındaki görüşmede, Türk tarafı, İran Genelkurmay Başkanı’nın açıklamalarından rahatsızlığını ifade etti; İran tarafı ise buna karşı yumuşak mesajlar verdi.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Salihi ile Dışişleri Konutu’nda görüşen Davutoğlu, hiç kimsenin Türkiye’yi Suriye’deki gelişmelerin sorumlusu olarak gösteremeyeceğini ve bu gibi açıklamaların kabul edilemeyeceğini belirtti.

Davutoğlu, Salihi’ye bugün yapılan bakanlık açıklaması çerçevesinde bazı İranlı yetkililerin yaptığı açıklamalar konusundaki tepkisini aktardı.

Salihi ise resmi açıklamalara itibar edilmesi gerektiğini, Türkiye’nin mesajlarını İran yönetimine götüreceğini kaydetti.

Suriye konusunun da ele alındığı görüşmede, her iki taraf da Suriye’de durumun vahim bir hal aldığını ve kanın durması gerektiği hususunda mutabakatlarını teyit etti.

Salihi 48 İranlı hacının serbest bırakılması için Türkiye’nin yardımcı olması yönündeki ricasını tekrarladı. Davutoğlu ise daha önce olduğu gibi, insani mülahazalarla Türkiye’nin bu konuda elinden geleni yapacağını kaydetti.

Davutoğlu ve Salihi bölgesel konular bağlamında Mısır, Libya, Tunus, Somali ve Myanmar’daki gelişmeler ile yaklaşan İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi gündemindeki konular üzerinde de görüş alışverişinde bulundu. İki bakan, nükleer görüşmelerdeki son durumu da ele aldı.

AA