İklim KriziManşet

İklim hızla değişiyor, politikacılarsa hala politikacı

ABD’nin iklim değişikliği başmüzakerecisi Todd Stern’in 2 Ağustos’ta yaptığı konuşmanın yankıları devam ediyor. Stern, Dartmouth Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada iklim değişikliğinin etkilerinin yıkıcı olduğunu ve bunu reddetmenin sürdürülemez bir pozisyon olduğunu ifade etmiş; ancak, iklim değişikliğinin 2 derece ile sınırlandırılması girişiminin “siyasi gerçeklerle uyuşmadığı” savını öne sürmüştü. Stern, 2009’daki Kopenhag iklim zirvesinde yapılan temel hatanın siyasetçilerin üzerine “fazla beklenti” yüklenmesi olduğunu da belirtmiş ve siyasetin “mümkün olanın sanatı” olduğunu vurgulamıştı. Stern’in ifadeleri, ABD’nin, iki yüze yakın ülke tarafından kabul edilen ve dünyanın iklim değişikliğinin en yıkıcı etkilerinden korunabilmesi için biliminsanları tarafından tek şans olarak gösterilen küresel ısınmanın 2 derecenin altında tutulması hedefinin terk edilmesine yönelik bir girişim olarak yorumlanıyor.

Başmüzakereci Todd Stern’in konuşmasının yarattığı tepki kervanına dün Avrupa Birliği de eklendi. Avrupa Komisyonu sözcüsü Isaac Valero-Ladron, Komisyon adına yaptığı açıklamada dünyanın Kopenhag’da iki derecenin altında kalmayı taahhüt ettiğinin altını çizerek siyasetçilerin verdikleri sözün arkasında durma zamanının geldiğini ifade etti. Stern’in sözlerinin ABD’nin resmi müzakere pozisyonunda bir değişiklik anlamına gelip gelmediğinin Ağustos sonunda Bangkok’da yapılacak gayri resmi BM İklim Değişikliği Konferansı’nda ABD heyetinin takınacağı tutumla ortaya çıkması bekleniyor.

2 derece hedefi ile ilgili tartışmalar devam ederken, bilim dünyası bu hedefin dahi iklim değişikliğinin en yıkıcı sonuçlarından kaçınılması için çok yüksek olabileceğine dair yeni kanıtlar sunmaya devam ediyor. Son olarak ABD Ulusal Kar ve Buz Merkezi tarafından gerçekleştirilen yeni bir çalışma kutuplardaki buzul erimesi gözlemlerinin bu konudaki benzetim modellerinden daha hızlı seyrettiğini ortaya koyuyor.

Bir yandan da iklim değişikliğinin yaşam üzerindeki etkileri kendisini hissettirmeye devam ediyor. Küresel ısınmanın kuş nüfuslarının azalması üzerindeki etkilerine yönelik çalışmalardan sonra şimdi de ısınmanın doğrudan arı kolonilerinin kaybolması üzerinde etkili olduğuna yönelik iddialar öne sürülüyor. Britanya Arıcılık Birliği müdürü Tim Lovett, arı nüfuslarındaki keskin düşüşün değişen hava şartlarıyla ilgisinin cevaplanması gereken bir soru olarak ortada durduğunu vurguluyor. İngiltere Reading Üniversitesi’nce yapılan bir çalışma ise böyle bir bağlantının söz konusu olabileceğini ortaya koyuyor.

Öte yandan, küresel ısınmanın önüne geçilemezse, ABD hükümeti veya bağlayıcı adımlara ekonomik kaygılarla karşı çıkan diğer hükümetlerin pek yakında itiraz için bir sebebi kalmayabilir. ABD’nin saygın üniversitelerinden MIT’de yapılan bir çalışma, ısılardaki kısa süreli geçici artışların dahi ekonomik büyümeyi düşürdüğünü ortaya koyuyor. Projenin yöneticilerinden Profesör Ben Olken bu etkinin sadece tarım sektörüyle ilgili olmadığını, yatırım, siyasi istikrar ve sanayi çıktısı gibi geniş bir yelpazeyi olumsuz etkilediğini söylüyor. Olken durumu şöyle özetliyor: “Klimasız fabrikalarda 40 derecenin üstü sıcaklıklarda çalışan insanları gözünüzün önüne getirdiğinizde ısınmanın etkisini anlarsınız”.

(Yeşil Gazete, Reuters, Huffington Post, BBC, NSIDC, Scientific American, sciencedaily.com)

 

 

Kategori: İklim Krizi