Ana Sayfa Blog Sayfa 4615

Sanat için tablo yakıyor

İtalya’nın Napoli şehrine bağlı küçük bir kasaba olan Casoira’nın Çağdaş Sanat Müzesi yöneticisi Antonio Manfredi ekonomik kriz nedeniyle sanata verilen desteğin kesilmesi, sanata karşı ilginin de azalmasını protesto etmek ve bu konuya karşı duyarlılığı artırmak amacı ile müzedeki tabloları birer birer yakıyor.

İtalya’daki ekonomik durgunluk sanata yönelik fonların kesilmesine yol açtı. Nisan 2010’da büyük bir tantana ile açılan Maxxi Çağdaş Sanat Müzesi’nin yönetimi, müfettişlerin  müzeye bir önceki yıl aktarılan fonlarda 1 milyon dolarlık açık bulması üzerine hükümet tarafından devralınmıştı.

Manfredi tabloları yakmadan önce müzedeki tüm eserlerin fotoğraflarını çekmiş ve binlerce kopya almış. Tüm kopyaları da kültür bakanlığı ile Napoli çevresindeki eyaletlerin yöneticilerine göndermiş. Kopyaları gönderirken içlerine bir not iliştirmeyi de ihmal etmemiş. Notta  eğer sanata verilen destek kesintiye uğramaya devam ederse her tablonun teker teker yakılacağı belirtiliyor. “Eğer müzedeki eserler kimsenin umurunda değilse onları yakmaktan başka çare yok” diye özetliyor durumu müzenin yedi yıllık yönetcisi.

Manfredi, tablosunu yakacağı sanatçılara önceden durumu bildiriyor, izinlerini aldıktan sonra hangi eseri ne zaman ve nasıl yakacağını internet üzerinden duyuruyor. Tablo yakılacağı sırada basın mensupları da müzede hazır bulunuyorlar. Yakılan son tablonun ressamı alman sanatçı Astrid Stöfhas da tüm gösteriyi skype üzerinden bağlanarak izledi. Tablosu yandığı sırada Stöfhas’un yüz ifadesini ekran karşısında olanlar da görebiliyorlardı. Manfredi’nin Brezilyalı sanatçı Mary Fox’un eserini yakarken çekilmiş videoyu buradan izleyebilirsiniz.

Devrimler her zaman yangınla başlar diyen Manfredi’nin bu sıradışı uygulaması youtube ve twitter çağını yaşadığımız şu günlerde kendine destek de bulmuş durumda. İngiltere’den, Almanya’dan, Macaristan’dan, hatta güney ile hiç arası olmayan Kuzey İtalyadan kendi eserlerini yakan sanatçılar, bu eylemlerinin videolarını sanal ortamda paylaşıp Manfredi’ye destek veriyorlar.

Tunus’taki devrimin fitilini ateşleyenin bir seyyar satıcının kendisini yakması olduğunu anımsatan Casoria Çağdaş Sanatlar Müzesi yöneticisi Antonio Manfredi, bu eyleminin de belki sanatın içine düştüğü durumu tersine döndürecek bir devrime yol açabileceğini ifade ediyor.

(Yeşil Gazete)

‘Almanlar flört etmiyor’

0

Almanya’da 11 milyondan fazla bekâr yaşamasına rağmen flört kültürü diğer ülkelerin çok gerisinde. Yapılan bir araştırmaya göre bekârların üçte ikisi kendisine aktif olarak partner aramıyor.

Almanya’nın önde gelen partner sitelerinden ElitePartner’in araştırması, bekârlar ülkesi Almanya ile ilgili ilginç veriler ortaya koydu. 11 milyonu aşkın bekârın yaşadığı Almanya’da flört faktörü günlük yaşamda neredeyse hiç bir rol oynamıyor. Evli olmayan ve sevgilisi de bulunmayan bekârlar arasında yapılan araştırmaya göre bu kişilerin sadece üçte biri flört etmeyi seviyor, iki bekârdan biri ise partner arayışında değil.

Araştırma sonuçlarına göre özellikle de kadınlar bâkarlıktan memnun görünüyor. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 60’ı, erkeklerinse üçte biri yalnızlıktan kurtulmak için özel bir çaba sarf etmiyor. Bu oran ilerleyen yaşla birlikte özellikle kadınlar arasında daha da artıyor.

Almanya’da flört kültürünün birçok ülkedekinden farklı olduğunu belirten, ElitePartner’den Lisa Fischbach “Almanya’da genellikle flört hedefe odaklı. Almanlar bir partner arıyorum, öyleyse flört etmeliyim diye düşünüyor. Diğer Avrupa ülkelerinde ise bu günlük yaşamın bir parçası” diyor. Fischbach’a göre partner bulmada başarılı olmanın yolu pratik yapmaktan yani daha sık flört etmekten geçiyor.

Almanya’da kadın ve erkekler arasında en çok flört ettikleri yaş aralığı da değişkenlik gösteriyor. Kadınlar genellikle 20’li yaşlarda flört ederken, erkekler flörte ancak 30’lu yaşlarda başlıyor. Araştırma büyük kentlerde yaşayanlarınsa daha çok flört ettiklerini ortaya koyuyor.

DW Türkçe

İki ucu boklu Değnek!

Suriye, evet evet Suriye’den bahsediyorum.

Suriye’de iç savaş devam ederken nasıl bir konum almam gerektiği konusunda karmaşa yaşıyorum.

Bir tarafta totaliter Esad; kendi iktidarını korumak için halkının vergisi ile aldığı silahları kendi halkına çeviriyor, diğer taraftan ise Özgür Suriye Ordusu adı altında gayet pis kokular yayan, insanlık dışı eylemler yapan, uluslararası desteği arkasına almış bir muhalif grup var. En azından resmi ben böyle görüyorum.

Suriye’de olanların tek bir mağduru var. Kürt’ü, şiisi, sunnisi ile halk.

Suriye’de zaten halk hep çekiyor. İnsan hakları desen, anlamı hiç olmamış ülkede. Demokrasi ile totaliter rejimler aynı anlama gelmiş hep. Biraz her gelen halkın ensesine vurup ağzındaki lokmayı almış şu zamana kadar. Osmanlıdan, Fransızlardan çekmiş yetmemiş bu sonrasında da kendi liderlerinden, Esad krallığından çekmiş, çekmeye devam ediyor.

Bu yüzden bence Esad gitmeli… Ama böyle mi gitmeli? Asıl cevap vermek gereken soru bu…

Yok yok, vazgeçtim. Esas soru; Esad gitti diyelim. Dikensiz gül bahçesi mi bekliyor Suriye halkını?

Resim hiç de öyle değil. Özgür Suriye Ordusu ve muhaliflerin de halk için mücadele ettiklerini sanmıyorum.

Durum vaziyet gösteriyor ki, ”Kral öldü, yaşasın yeni kral” denilecek.

Ucundan kıyısından biraz Türkiye’ye de benziyor durum: Askeri vesayet gitti gidiyor ama artık yeni kralımız var ülkede. Değişen tek şey, devletten, halktan nemalanan kesim sadece, Türkiye’de son on yılda, yaşadığımız senaryonun daha kanlısı Suriye’de yaşanıyor gibi…

Peki, bu iki ucu boklu değnek konusunda biz ne yapacağız? Esadçı mı olacağız; yoksa Türk hükümetinin ve hatta ABD’nin AB’nin yaptığı gibi, sorgusuz sualsiz Özgür Suriye Ordusu’nu mu destekleyeceğiz?

Başka bir yol yok mu?

Var diyoruz. Şiddetsiz değişim diyoruz. Silahsız bir biçimde mücadeleyi savunan bir taban hareketi olsa ne güzel olur da, Suriye halkının, ezilenlerin çilesi biter diyoruz.

Diyoruz da, bana ne yazık ki hiç gerçekçi gelmiyor bu durum.

Suriye’de ne yazık ki ezilenler o kadar bi çare ki, kimsenin onları umursadığı yok. Halk yerine halk adına o kadar çok karar veren var ki, saymakla bitmez: Esad, Özgür Suriye Ordusu, BM, Türkiye, petrol rezervlerine ve limanlarının önemine göz dikmiş şirketler, ABD ….

Dedim ya say say bitmez. İşte bu ucu başı görülmeyen bitmek bilmeyen listenin en sonunda halk var. Belki orada da yoktur!

Benim aklıma yapacak bir şey gelmiyor. Bir şekilde Suriye bölünmüş durumda. Fiziki olarak bölünmese de zihinsel olarak bölünmüş durumda.

Özgür Suriye Ordusunu desteklemiyorsan Esadçı, Esad’ı desteklemiyorsan, muhalifsin diye kellen gidiyor.

Suriye’de kelle koltukta yani. Sizi bilmem ama şu anki tablodan çok korkuyorum. Suriye halkının yaşadığı güvercin tedirginliğini anlamıyor, anlayamıyorum.

Kara bulut inmeye karar vermiş bir kere…

Ne yapmalı sizce? Bence, yüzeysel medyatik tartışmaları bırakıp; Esad’a da, dişe diş deyip kana susamışlıkla saldıran muhalif gruplara HÖD diyecek bir yol bulmak lazım.

Hem de acilen…

https://twitter.com/yesildevo

Gibson, kaçak kesilen ağaç ithal ettiğini kabul etti

Ünlü müzikal enstrüman üreticisi Amerikan Gibson şirketi 2010’dan beri
kaçak olarak kesilen ağaçları ithal ettiği gerekçesiyle soruşturma
altındaydı. Şirket 2010 ve 2011’de ABD Balık ve Doğal Yaşam Servisi
memurlarınca baskına uğramıştı. Suçlamalar şirketin Madagaskar ve
Hindistan’dan ithal ettiği abanoz ve gül ağacı stokları üzerine
yoğunlaşıyordu. ABD kanunlarına göre, sadece bu ülkede değil diğer
ülkelerde de kanunlara aykırı olarak elde edilen bitki ve hayvan
türlerinin ithali yasak.

Ancak, Gibson suçlamaları reddediyordu. ABD hükümeti, şirketin 6
Ağustos Pazartesi günü suçunu kabul ederek hükümetle anlaşma yoluna
gittiğini açıkladı. Buna göre şirket, bir çalışanının, ithal ettiği
ağaçların kaçak olarak elde edilmiş olabileceği uyarısına rağmen
faaliyetini sürdürdüğünü kabul etti. Varılan anlaşmaya göre Gibson
şirketi toplam 350.000 dolar ceza ödeyecek. Gibson ayrıca, el konulan
yaklaşık 200.000 dolar değerindeki ağaç üzerindeki mülkiyet
haklarından da vazgeçecek.

Gibson’a yönelik suçlamalar ve süreçle ilgili ayrıntılı bilgiye şu
haberimizden ulaşılabilir:
yesilgazete.org/blog/2012/07/15/woody-guthrie-100-yasinda/

(BBC)

İdris Naim Şahin: ‘Ha kalem, ha bomba’

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Hakkari’de atılan bombayla İstanbul’da, Ankara’da yazılan yazının farkının olmadığını söyledi

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, “Ülkenin olağanüstü gündemi sadece çatışma alanı ile ilgili değildir. Bu çatışma İstanbul’da kalemle devam ediyor, İstanbul’da kitapla devam ediyor. Geçimli’de atılan havan mermisiyle burada, Ankara’da yazılan yazıların bir farkı yoktur” dedi.

Bianet.org internet sitesinde yer alan habere göre; Bakan Şahin, Marmara Yöneticiler Federasyonu’nun (MAYFED) Grand Cevahir Otel’de düzenlediği iftara katıldı. Burada yaptığı konuşmada, Nevruz’da gösterilere izin verilmemesinin sebebi için “İzinsiz gösterilerde 60-70 bin kişi toplanıyor, eğer izin verilseydi olsaydı bu rakam 500 bini bulacaktı. Kimin kime kurşun attığı bilinmeyecekti” dedi.

‘Koyun kırpma adı altında insan kaynağı’

Şahin, 5-6-7 Temmuz’da Laliş Yaylası’nda “Koyun Kırpma Şenliği” adı altında yapılan şenliklerde de PKK’nın dağ yapılanmasına insan kaynağı sağladığını ileri sürdü. Bu tür organizasyonlara izin verilmediğini ve verilmeyeceğini dile getirdi.

BDP’yi ”kukla siyasi parti” olarak niteleyen Bakan Şahin, ”Ülkenin olağanüstü gündemi sadece çatışma alanı ile ilgili değildir, bu çatışma İstanbul’da kalemle devam ediyor, İstanbul’da kitapla devam ediyor. Geçimli’de atılan havan mermisiyle burada, Ankara’da yazılan yazıların bir farkı yoktur” diye konuştu.

”Terör örgütünün iş bölümü yok. Bu ülkede alan, sorumluluk alanı ayrımı doğru değildir. ‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır’ anlayışını yerleştirmeye çalışıyoruz” diyen Şahin, kendisine yapılan eleştirilerin haksız olduğunu söyledi.

Kendisine yapılan eleştirilerin haksız olduğunu söyleyen Şahin, eleştirilerin en yoğun anında kendisi hakkında “Edep yahu” diye gazete manşeti atıldığını söyledi.

“Bana, ‘edep yahu’ diyenler Geçimli saldırısında ne yazdılar, ne dediler merak ediyorum. O zaman ben de diyorum ki ‘İnsaf yahu insaf.’ Kılın kıpırdamıyorsa sana zavallı desem kopyacılık olur. İnsaf diyorum.”

KCK davaları ‘devlet çalışması’

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) davalarına da değinen Şahin, şunları söyledi:

“KCK hafife alınacak bir yapı değildir. ‘Sivil, düşünsel, siyasi yapılanmadır’ diye geçiştirilecek bir yapı değildir. Herkes tek başına devlet mi olur, köle mi olur onu bilemeyiz. Bu ülkede KCK’ya karşı yapılan devletin çalışmasıdır, benim şahsımın çalışması değildir. Yargı ve güvenlik güçlerinin ortak çalışmasıdır.”
Başbakan ‘Öyle kitaplar vardır ki bombadan daha tesirlidir’ demişti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da kitabı bombaya benzetmişti. Erdoğan, 13 Nisan 2011’de Strasbourg’taki Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Toplantısı’nda gazeteci Ahmet Şık’ın kitabının toplatılmasıyla ilgili şunları söylemişti:

“Bu kitapları toplatan ben değilim. Tutuklanan medya mensuplarının elindeki belge ve bilgilerin ardında bir şey var ki yargı hemen tedbir istiyor. Bakın bir örnek vereyim. Bombayı kullanmak suçtur. Bombanın hazırlanmasında kullanılan malzemeleri kullanmak da suçtur. Bunun ihbarı gelmişse güvenlik güçleri bunu toplamaz mı?”

Başbakan Erdoğan, Temmuz 2011’de de bir televizyon programında, “öyle kitaplar vardır ki bombadan daha tesirlidir” demişti.

Metrobüs, Beylikdüzü’ne geliyor

Beylikdüzü metrobüs hattının Ramazan Bayramı’nın hemen ardından gerçekleşeceği bildirildi.

Çalışmalarla ilgili son bilgiyi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş verdi.

Topbaş, “Şuan Beylikdüzü metrobüs hattında yürüyen merdivenlerin montajları yapılıyor. Üst geçitler tamamen bitmedi. Ramazan bayramı sonrası resmi açılış gerçekleşecek. O hatta bazı çalışmalar devam ediyor. Her şey mükemmel olduğunda resmi açılışını gerçekleştireceğiz. Beylikdüzü – Avcılar hattı 50 bin yolcu taşımaya başladı. Bu aksın tamamı 800 bin yolcu taşıyor. Bu hat üzerinde bazı sıkıntılar var. Bu sıkıntıları biliyoruz. Zamanla hepsini çözeceğiz. ” dedi.

Dipnot.Tv

Trabzonspor, Karadeniz’den elini çek!

Ambleminde Karadeniz’in suyunu taşıyan Trabzonspor,  Karadeniz’in suyunu kirletiyor…

Karadeniz halkı ve çevreciler, Karadeniz’in doğasını tüketen HES’lere karşı mücadele verirken; Karadeniz’in temsilcisi (?) Trabzonspor, maddi kaynak bulmak için Karadeniz’de HES işine girdi! Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), Uzungöl – I Regülatörü ve HES için Trabzonspor’a Üretim Lisansı verdi.

Trabzon’un Çaykara İlçesi Uzungöl Beldesi sınırları içinde yapılacak olan 28 megavat kurulu gücündeki Uzungöl – I Regülatörü ve HES projesi için Kamuyu Aydınlatma Platformu’na açıklama gönderildi. Buna göre, Trabzonspor HES’i 50 yıl işletecek ve yılda 10 milyon dolar kazanacak. Kulüp Başkanı Sadri Şener, henüz ihale aşamasına geçilmemiş proje için “”Bu proje hayata geçirildiğinde Trabzonspor maddi olarak çok büyük kazanımlar elde edecektir” yorumunu yapıyor…

Yeşil Gazete

Güneydoğu Avrupa’da, Antiavrupacılık yükseliyor

0

Önce Macaristan, ardından Romanya, son olarak da Sırbistan… Avrupa’nın güneydoğusunda bir süredir Avrupa Birliği’ne muhalif yeni bir siyaset tarzı kendini gösteriyor.

Macaristan’da ulusal bayram günü olan 15 Mart’ta taraftarları başbakanı coşkuyla karşılamıştı. Milliyetçi muhafazakâr siyasetçi kendini adeta bir Mesih gibi karşılayan yüz binlerce kişiye parlamento binası önünde şöyle hitap etmişti: “Özgürlük demek hayatımızın kurallarını kendimizin belirlemesi demektir. Bizim için neyin önemli olup neyin olmadığına biz karar veririz. Bizim çobana ihtiyacımız yok. Macaristan’ın kendi yörüngesinde dönmesini istiyoruz. Asla sömürge olmayacağız.”

Orban işte bu sözlerle içeride ve dışarıdaki muhaliflerine açık bir şekilde meydan okudu. Macaristan Başbakanı bu sözleri sarf ettiği sırada hükümetinin görevde bulunduğu süre iki yılı geçiyordu. Bu iki yıl içinde Orban, Macaristan’ı temelden alt üst etti. Gazeteci Paul Lendvai onun hakkında “Sürekli gol atmak isteyen bir futbolcu gibidir. Hoşgörüsüz, yetenekli ve iktidar hırsı olan biridir” diyor.
 
Macaristan’da ulusal bayram günü olan 15 Mart’ta taraftarları başbakanı coşkuyla karşılamıştı.

Yüzlerce yasa çıkıyor

Macaristan’da siyasetin ve toplumun tüm kademeleri Orban’ın adamlarının elinde. Bir yandan resmi basın yayın kurumlarına, ilgili basın yayın mercileri ve yasalarla gözdağı veriyor; yüzlerce gazeteci işten çıkartılıyor. Diğer yandan da devlet bankasını yasalarla kontrolü altına almaya çalışıyor. Yasa koyucu mekanizma tıkır tıkır işliyor, Orban hükümeti yüzlerce yasayı bir anda çıkartabiliyor. Parlamentoda muhaliflerin seyretmekten başka yapacak bir şeyleri yok. Zira Orban’ın liderliğindeki Fidesz partisi parlamentoda üçte iki çoğunluğa sahip.
 
Macaristan Başbakanı Viktor Orban
Muhalif gazeteci Rudolf Ungvary, Orban’ın sürekli gazel okuduğu, itiş kakış politika yaptığı ve her fırsatta Avrupa Birliği’ne sövdüğünü belirtiyor. Viktor Orban, göreve geldikten kısa süre sonra Macar üniversite öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmada, izleyeceği yol hakkında açık ipucu vermişti: “Orta Avrupa refleksi şuydu: Batı’yı kopyalamalı, konseptlerini ve reçetelerini olduğu gibi devralmalıyız. Ne var ki takip edebileceklerimizin meşalesi söndü.”

Romanya’da da aynı terminoloji

Sosyal demokrat Romanya Başbakanı Victor Ponta da hemen hemen aynı terminolojiye sahip. Ponta muhalifi Traian Basescu’yu devlet başkanlığı görevinden azletmek için düzenlediği ve Almanya’da da sıkça eleştirilen başarısız referandum girişiminden sonra şu ifadelerde bulunmuştu: “Almanya’da da insanlar siyasi kararlar için oy kullanabiliyorlar. Belki de buna sadece Almanya’da izin vardır da Romanya’da yoktur? Belki de biz bir sömürgeyizdir?”
 
Romanya Başbakanı Victor Ponta
Ponta etkileyici ifadelerle demokrasinin temel prensiplerine yaptığı saldırının üstünü örtüyor. Zira tıpkı Orban gibi Rumen başbakan da önce Anayasa Mahkemesi’ni ele geçirerek kendi adamlarını yerleştirdi. Ardından da bir referandum düzenleyerek bunu tasdik ettirmeye çalıştı.

Karbon kağıdından kopyası

Sırbistan’da da benzer bir gidişattan söz etmek mümkün. Çok tartışılan merkez bankası yasası Macaristan’daki yasanın adeta karbon kağıdından bir kopyası. Yasa sosyalistler ve milliyetçilerden oluşan Sırp hükümetine merkez bankasına müdahale hakkı tanıyor. Yasaya eleştirel yaklaşanlar hükümetin bilhassa döviz rezervlerine müdahale edebileceğini kaydediyor.

Macaristan AB üyesiyken Sırbistan üyelik için bekliyor. Ancak mevcut koşullarda AB üyeliği giderek güçleşiyor. Yeni yasadan sonra Uluslararası Para Fonu ile kredi görüşmeleri de çok daha çetin olacak. Güney Doğu Avrupa siyasetinde esen bu rüzgarların Avrupa Birliği açısından sonuçlarını ise zaman gösterecek.

DW Türkçe

Filipinler’i sel vurdu: 23 kişi öldü, 180 bin kişi kaçtı

Filipinler’in başkenti Manila ve çevresini vuran Saola kasırgası hayatı felç etti. Onbinlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Filipinler’de ölü sayısı ilk belirlemelere göre en az 15 olarak bildirilirken, kimi kaynaklar ölü sayısını 23 olarak haber verdi. Kasırga Tayvan’da da 4 can aldı.

Filipinler’de 180 bin kişinin tahliyesine yol açan kasırgayla birlikte gelen şiddetli yağışlar sebebiyle Tayvan’da ekili alanlar sular altında kaldı, ulaşım felç oldu ve başkent Taipei hayalet kente döndü.

Yetkililer, başkent de dahil Tayvan’ın kuzeyindeki tüm iş yerlerinin kapanması talimatını verdi.

Tayvan Savunma Bakanlığı kasırga sebebiyle 40 bin asker görevlendirdi.

Taipei’deki uluslararası havaalanında onlarca uçak seferi iptal edildi.

Çin “Haikui Tayfunu”na hazırlanıyor

Bu arada Çin’in doğusundaki Şangay ve civarındaki sahil bölgeler, yaklaan “Haikui Tayfunu”na hazırlanıyor.

Ülkenin finans merkezi Şangay’da 200 bin, Ciciang eyaletindeyse 130 bin kişinin tahliye edilmesi kararlaştırıldı. Ciciang’da 30 binden fazla geminin limanlarda koruma altına alınacağı bildirildi.

Çin’in doğu sahilinde hafta sonu etkili olan tayfun ve şiddetli yağışlarda 23 kişi can vermişti.

Yeni Zelanda’da volkan patladı

0

Yeni Zelanda’nın Kuzey Adası’nda bulunan Tongariro Yanardağı faaliyete geçti. Jeolojik ve Nükleer Bilim (GNS) kurumu, bir asırdır uyuyan yanardağın beklenmedik bir şekilde volkanik kül püskürmeye başladığını belirtti. Yarım saat boyunca aralıksız püsküren yanardağ halkı paniğe sevk etti. İlk patlamayla sola doğru Desert yoluna doğru küller püskürdü. İkincisinde küller sağ tarafa yani Keretahi’a doğru savruldu. Son patlamada ise yukarı doğru giden küller sadece bir kaç dakika içinde her yeri kapladı.

Yanardağın faaliyeti can ve mal kaybına yol açmazken, bölgede yaşayan halkın bir kısmı güvenli yerlere tahliye edildi. Bazı iç hat uçak seferleri de tedbir amacıyla iptal edildi. Yetkililer yanardağın püskürttüğü küllerin zehirli olup olmadığını araştırıyor.

EuroNews