Ana Sayfa Blog Sayfa 4566

Hayrettin Karaca’ya alternatif Nobel ödülü

TEMA Vakfı kurucusu Hayrettin Karaca, İsveç’te her yıl geleneksel olarak verilen Alternatif Nobel Ödülü’ne layık görüldü.

İsveç’in ‘Right Livehood-Doğru Yaşam Vakfı’ tarafından dağıtılan Alternatif Nobel Ödülleri’nin kazananlarından biri de Türk bilim insanı Hayrettin Karaca oldu.

Küresel barış ve güvenlik adına yaptıkları çalışmalar adına dört kişi veya kurumu ödüllendiren vakıf, bu yıl Karaca’ın dışında Afganistan’dan Sima Samar, ABD’den Gene Sharp ve İngiltere’den Campaign Against the Arms Trade (Silah Ticaretine Karşı Kampanya) örgütünü Alternatif Nobel Ödülü’ne layık gördü.

Doğru Yaşam Vakfı, 1922 doğumlu Karaca’nın, “doğal yaşamın korunması için ömür boyu yorulmaksızın süren desteği ve koruma ile yöneticilik yapmasının yanı sıra, etkin çevresel aktivistlik adına gösterdiği girişimlerden dolayı’ ödüle layık görüldüğünü belirtti.

(Ntvmsnbc)

Herkes bebek doğar – Müge İplikçi

Bugün Eskişehir’de önemli bir dava var. Herkes bebek doğar davası!

7. oturumu gerçekleşecek olan davada Ahmet Aydemir, Fatih Tezcan, Halil Savda ve Mehmet Atak TCK 318’den yargılanıyor. Bu oturuma Uludere’den Ankara’ya ‘Ölüm Yolunda Barış Yürüyüşü’nü sürdüren Halil Savda katılamıyor.

Dava, askeri hapishanede işkence gören vicdani redci Enver Aydemir’e, askeri mahkemede destek vermek isteyenlere açıldı. Cumhuriyet Savcılığı’nın Aydemir’i destekleyenlere açtığı davada suç unsuru olarak gösterdiği bilin bakalım ne?

Sloganlar! Sadece bu sloganlar yüzünden 7. celsesi devam eden bir mahkeme bu. Dikkatinizi çekmek isterim.

Bu sloganlar ise şöyle:

‘Herkes bebek doğar’ (Herkes ne doğar acaba?), ‘Barış için vicdani ret’ (Bu durumda savaşı istemek bir suç değil ama barışı istemek bir suç, öyle mi?), ‘Hiç kimse asker doğmaz’ (küçük asker şarkısıyla asker gibi büyütülen bebekler var ama asker olarak doğan bebekler de var mı?), ‘Biz orduya sadece fındığa gideriz’ (E ne var bunda?) vb. Savcılığın suç unsuru gösterdiği iddianame üzerine açılan ve ilk oturumu 21 Nisan 2011 tarihinde görülen bu dava, bize neyi anlatmak istiyor?

Militarizmi seveceksiniz.

Militarizmi sevmiyorum, savaşa çanak tutan hiçbir şeyi insani bulmuyorum diyenler ise…Sizler, ah sizler, suçlusunuz suçlu!

Cumhuriyet Savcılığı yetkililerine içtenlikle sormak isterim. Bu sloganlarla Milli Savunma Bakanlığı’nın mağdur edildiğini varsayabiliriz. Ki oturumlardan birinde hakim bunu dile getirmiş. Peki ya mağdur olan binlerce aile, binlerce genç insan? Ülkede her gün akan kanın yarattığı mağduriyeti görmemek nasıl mümkün olabilir? Görmeyenler, görmek istemeyenler görmedikleriyle kalsın, peki. Ancak akıp giden bu kanın ‘o taraf’ ya da ‘bu taraf’ diye ayrıştırılamayacak bir rengi olduğunu söylemek ve buna yol açacak çarkları istememek neden bir suç olarak algılanıyor bu ülkede? Sahi mağduriyet nedir? ‘Hukuk’tan ne anlamalıyız? Bir dizi hukuksuzluğu mu? Hukuk önceliği kime verir? Kurumlara mı, insanlara mı?

Yeri geldi söyleyelim. Bugün savunmaya giden onca parayla neler neler yapılırdı. O atılan bombalarla…O atılan her bombayla kaç çocuk okutulurdu! Bu da bir slogan sayılır mı acaba?

Bunu söylediğim zaman Milli Savunma Bakanlığı’nı mağdur mu etmiş oluyorum şimdi?

Bilinen bir gerçektir. Hukuk yaşama genellikle geç kalır. Bu yüzden mahkemeleri de bir yere kadar anladığımı söyleyebilirim. Dışarda ise yaşam ışık hızıyla, kendi önlenemezliğiyle devam eder. Halkı askerlikten soğutmak denilen şey…Bu uğurda çıkarılan yeni kanunlar, eskisine yamananlar, açılan tuhaf davalar…

Peki ya gerçek? Yitirilen kayıplarla halk yaşamaktan soğuma raddesine gelmişse ne yapacağız? O zaman ne yapılacak?

Müge İplikçi – Vatan

Neşet Ertaş’ı dinliyor muyduk sahi?- Berrin Karakaş

Yıl 2000. Büyük bir debdebeyle milenyuma girilmiş. İstanbul’a yıllar sonra Neşet Ertaş gelmiş. Hani şu “Saygısızlık olmazsa ceketimi çıkarabilir miyim?” diye sorduğu konsere. Hasta düşmüş, soran olmamış senelerce. Gurbette geçirdiği o uzun, o kırgın zamanların üzerine yine her zamanki gibi göğsünden başının üzerine, selamlıyor sevenlerini. “Programıma Muharrem Usta’nın Karacaoğlan’dan havalandırdığı bir türküyle başlıyorum” diye alıyor sazı eline; ‘Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.” Yan koltukta oturan genç oğlan “Benim bildiğim ev havalandırılır” diye fısıldıyor arkadaşına, gülüşüp susuyorlar.

Neşet Ertaş türküleri, bozlakları, şiirleri söylemiyor, havalandırıyordu. Onların da mertebesi, sevenleri gibi başının üzeriydi. Ve Neşet Ertaş dünya denen isi pası dumanı bitmez evi havalandıran, uçsuz bucaksız bir gönül penceresiydi…

Vefatının akşamı TRT’de gösterilen, ‘spor saati’yle ve de pat diye kesilen bir belgeselde, duruşunun dikliğinden pek belli bir teknik kuru bilgi, bağlama stillerini sayıyordu ustanın. Sözünü kesti Ertaş, her daim efendiliğinden “Anladım ne diyeceğini” açıklamasıyla anlattı: “Ben nota bilmem, içimden geldiği gibi söylüyorum. Bunun ne olduğunu da bilmem ben. Duygusal çalıyorum.” Nasırlı üç parmağını gösterdi sonra delil olarak. Kalbi nasır bir dünyada sanatıyla, yaşamıyla duygusal çalanların işi kolay olmuyor.

En son ne zaman hatırlamıştık kendisini? Yanılmıyorsam post-modern bir özgür kız olarak milenyuma yaraşmış Nil Karaibrahimgil dört sene evvel bu ismi hatırlamamıştı da tartışmıştık günlerce kimdir usta? “Ne var bunda, Neşet Ertaş beni tanıyor mu acaba?” sorusuyla özgür kızın, uzamıştı polemik. Sayesinde “Neşet Ertaş tanınmıştı.” Sonra bu ‘yanlış anlaşılma’ reklamcı sevgili ile birlikte kaleme alınan içli, birleştirici bir mektup ile çözülmüştü. Bir Neşet Ertaş’ın ‘Yalan Dünya’sı vardı. Bir de böyle bir yalan dünya.

Hadi Nil Karaibrahimgil şeker, bonibonlu bir kız çocuğu. Varoluş derdi peşinde kallavi filmler yapmış yönetmenlerin dahi arasına ödüller, ‘ben ben’ler girince bir derin şüphe düşüyor insanın içine: “Neşet Ertaş’ı dinliyor muyduk sahi?”

Sekiz yaşında babası askerdeyken ne verirlerse geçinmeye köy köy, kapı kapı gezerken de ozanın derdi neydi dersiniz? Agos’ta 2008’de yayımlanan söyleşiden öğreniyoruz: “On beş köy gezdik, kimse bana demedi ki ‘şu sazı bir çal, dinleyeyim.”

Dinlemiyoruz, gülmüyor yüzümüz. Birbirimizi sevmeyi bıraktık. Ne diyor Ertaş ‘Gel Sevelim’de: ‘Özü gülmeyenin sözü güler mi?”

Neşet Ertaş hiç bırakmadı sevmeyi. Dünyaya bunun için gelmişti. Âşık, hep âşık bir Bektaşi. Kendi sözleriyle: “Anadan doğma güzele âşık. Güzel kim? İnsan”

İnsanı sevmemesi için çok sebebi vardı oysaki. Daha beş yaşında köçeklik yaparken tanışmıştı müstehsi yüzüyle ki, kimisine bu bile yeterdi uzun bir küslüğe.

‘Efendiler’ mallarına mülklerine bu kadar yerleşmişken, yersiz yurtsuz bir Abdaldı Neşet Ertaş. Zamanında müzik cinken şeytanken onlara, abdallar için ab-ı hayattı. Sonra ‘efendiler’ anladılar ki cin değil şeytan değil bu müzik, pekâlâ kendi sünnetlerinde düğünlerinde kendileri de çalabilirler. Ve sonra Abdallara kız vermedikleri gibi, iş de vemediler. Şapkayı takmışlardı bir kere başlarına.

Şapkamızı önümüze koyup şimdi, Agos söyleşisinde Ertaş’ı dinleyelim: “Abdalların şapkasız dolaşması olacak iş değildi, saygısızlık olarak kabul edilirdi. Bizler saçımızı tarayıp da insan içine başı açık çıkamazdık, kabul edilmezdi. Şapka takmak da yetmezdi, kaşımıza kadar indirirdik, gerisini siz anlayın…”

Gerisini anlıyoruz. Gerisini hâlâ öyle derin yaşıyoruz ki türküleri gibi havalandırdığı ruhunun ardından cenazesi bile kavga sebebi olabiliyor bu büyük ruhun: Camiden mi kalksın cenaze, cemevinden mi? Neşet Ertaş’ın sözleriyle çünkü: “Şu kısa ömürde insanlar dünyaya geliyor, nereye geldiğini bilmeden gidiyor çoğu.”

Bu gazete köşesinden edilen bu veda, ‘Hapishanelere Güneş Doğmuyor” bozlağı sesinde olsa da havalandıralım istedim evleri, şu sazı bir dinleyelim.

Berrin Karakaş – Radikal

Türkiye iş kazalarında Avrupa birincisi

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine dayanarak verdiği bilgiye göre, Türkiye, iş kazalarında Avrupa birincisi. Türkiye’de günlük 172 iş kazası meydana geliyor ve bu kazalarda 3 işçi hayatını kaybediyor, 5’i ise sakat kalıyor. Verilere göre, 2000-2012 yılları arasında Türkiye’de toplamda 12 bin 686 işçi kazalarda hayatını kaybetti. Uluslararası çalışma örgütü verilerine göre Türkiye iş kazaları sonucu ölümlerde sadece El Salvador ve Cezayir’i geçemiyor.

Yılda yaklaşık bin 100 işçi iş kazasından ölüyor

Son on yılda 11 bin işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. Bu her yıl yaklaşık 1.100 işçi anlamına geliyor. Günde ortalama dört işçi iş kazaları nedeniyle yaşamını yitirirken, altı işçi de iş göremez hale gelmektedir.

En fazla işçi ölümü inşaat sektöründe

Türkiye’de en fazla işçi ölümü ve iş kazalarının üçte biri inşaat sektöründe meydana geliyor.

Tüm iş kazalarının yüzde 1,6’sı ölümle sonuçlanırken inşaat sektöründeki iş kazalarının yüzde 4,7’si ölümle sonuçlanmaktadır. İnşaat sektörünü taşımacılık, madencilik ve metal sektörleri takip etmektedir.

‘Para cezasıyla sonuçlanan dava’

TMMOB- Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, 5 yıl önce kaybettikleri meslektaşlarını etkinliklerle anacak. Vinç bomunun altında kalarak hayatını kaybeden Gülseren Yurttaş, için yarın 27 Eylül günü saat 11.00‘da Sarayburnu Eski İSKİ Şantiyesi önünde TMMOB İstanbul İl Koordinasyonu bileşenleriyle ortak bir basın açıklaması yapacak. Yurttaş için, 29 Eylül Cumartesi günü de “Gülseren Yurttaş Anısına: İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği” etkinliği düzenlenecek.

Gülseren Yurtaş’ın ölümü ve etkinliklere ilişkin TMMOB- Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, açılan davanın sonucu, iş kazaları hakkında çarpıcı bilgiler dikkat çekiyor.

2002-2007 yılları arasında İstanbul Şube Müdürlüğü görevini yürüten, odadaki görevinin ardından İSKİ Melen Çayı Boğaz Geçiş Projesi Sarayburnu Şantiyesindeki Müteahhit firma Kutay İnşaat Taahhüt Tic. Ltd. Şti. firmasının taşeronu olan DETEK (Deniz Teknolojisi Ltd. Şti) adlı firmada çalışmaya başlayan değerli meslektaşımız ve arkadaşımız Gülseren Yurttaş, 27 Eylül 2007 tarihinde, gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle boru taşıyan vinç bomunun kopması sonucunda meydana gelen bir “iş cinayeti” ile aramızdan ayrıldı.

Açılan kamu davasında “taksirle adam öldürme” suçu ile yargılananların cezaları diğer “iş kazaları”nda olduğu gibi para cezasına çevrilerek dava sonuçlandı. Bu dava kamu vicdanını ve bizleri yaraladı.

‘Takdir-i ilahi söylemleri ile örtülmek isteniyor”

Onu kaybettiğimizden bu güne ihmaller can almaya, yakınlarını, geleceği, başka hayatları da beraberinde karartmaya devam ediyor. “İş kazaları” sonucu ölümler ve yaralanmalar hız kesmeden artarak devam ediyor. 2012 yılı eylül ayı itibariyle “iş kazaları”nda yaşamını yitiren işçi sayısı en az 600‘iken, yetkililer her “iş kazası”nda olduğu gibi “takdir-i ilahi” söylemleri ile aklı ve bilimi hiçe sayarak sorunun asıl kaynağının üzerini örtmeye devam ediyorlar.

Aradan geçen beş yıla karşın işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında olumlu bir ilerleme kaydedildiğini söylemek olanaksız.

‘İş cinayetlerine kurban gidiyorlar’

Aksine çalışma yaşamındaki ihmaller sonucunda binlerce insanımızın da benzer iş cinayetlerine kurban gitmesi, bu ihmaller zincirinin arkasındaki asıl sorumluların ortaya çıkarılmaması, sorumluların yasaların öngördüğü en üst sınırdan caydırıcı cezalarla cezalandırılmaması, kamusal denetim mekanizmalarının daha etkin bir şekilde işletilmemesi, mevcut yasal düzenlemelerin uygulanmaması, iş güvenliği konusundaki tüm yasal ve yönetsel çerçevenin önce insan yaşamı ekseninde şekillenmemesi ve taşeronlaşmanın giderek yaygınlaşması gibi gelişmelere bağlı olarak meydana gelen ve kayıtlara “iş kazası” olarak geçen cinayetlerin ülke genelinde yaygınlaşması gibi çeşitli olumsuzluklar acımızı her geçen gün daha da derinleştiriyor.

(Hülya Karabağlı/T24)

Totti’den yeni rekor

0

Roma’nın bayrak adamı Francesco Totti, Sampdoria karşısında attığı golle Serie A tarihinin en golcüleri listesinde üçüncülüğe yükseldi.

Roma’nın efsanevi yıldızı Francesco Totti, dün akşam Sampdoria karşısında her zaman yaptığı gibi fileleri havalandırdı. Başkent ekibinin kaptanı Serie A’daki gol sayısını 216’ya çıkardı.

Çizme’de görev yapan aktif futbolcular arasında en skorer durumunda bulunan maestro, Genova temsilcisi karşısında ağları bularak tarih kitaplarındaki yolculuğuna devam etti. Başlama vuruşu öncesi tarihin en golcüleri listesinde beşinci sırada bulunan yıldız, bir anda üçüncü sırayı paylaşan Jose Altafini ve Giuseppe Meazza’yı yakaladı.

Okulları İmam Hatip oldu, engelliler asansörsüz okula gönderildi

Bandırma’da engellilere hizmet veren Rehberlik Araştırma Merkezi İmam Hatip’e dönüştürülünce engelli öğrenciler bir okulun dördüncü katına taşındı. Asansör bozuk olduğu için veliler çocuklarını kucaklarında taşımak zorunda bırakıldı.

AKP’nin 4+4+4 uygulamaları sonucu İmam Hatip’e dönüştürülen okullardan biri de engelli okulu oldu. Balıkesir’in Bandırma İlçesi’nde, Süleyman Şeker İlköğretim Okulu’nun giriş katındaki Rehberlik Araştırma Merkezi’nin İmam Hatip okuluna dönüştürülmesi nedeniyle engelli öğrenciler asansörü bozuk olan Şehit Pilot Üsteğmen Cemil Kaya İlköğretim Okulu’nun 4. katına taşındı. Engelli yakınlarını kucağında taşıyarak sınıflarına götüren veliler yaşananlara tepki gösterdi.

Engelli öğrenciler ailelerin kucağında 4. kata çıkıyor
DHA‘nın haberine göre, Gönen, Manyas, Erdek, Marmara ilçeleri ve Avşa Beldesi’nde bulunan 700’e yakın bedensel ve zihinsel engelliye hizmet veren, Süleyman Şeker İlköğretim Okulu’nun giriş katındaki Rehberlik Araştırma Merkezi’nun bulunduğu yer, İmam Hatip Okulu’na dönüştürüldü. Merkez de Şehit Pilot Üsteğmen Cemil Kaya İlköğretim Okulu’nun 4’ncü katına taşındı. Çocuklarını özel okullara göndermek için Rehberlik Araştırma Merkezi’nden rapor almaları gereken engelli aileleri, hastalarını asansörü çalışmayan 4’üncü kata çıkarmakta büyük güçlük çekiyor.

“Bunun adı işkence”
Elleri ve bacakları tutmayan oğlu 21 yaşındaki Melih İpekçi’yi kucağında Rehberlik Araştırma Merkezi’ne götüren Mehmet İpekçi, “Bunun adı engelliye ve ailesine işkence. Yaptırılmayan bozuk asansör nedeniyle 45 kilo ağırlığında olan oğlumu okula başlaması için gerekli olan raporu vermeleri için defalarca kucağımda götürüp getirdim. Üstelik dört kat inip çıkıyoruz. Çocuklarını taşıyamayanlar ne yapsın” diye tepki gösterdi. İpekçi, Rehberlik Araştırma Merkezi’nin yürüme engelli olan Müdürü Mesut Yılmaz’ın da 4. kata çıkıp inmekte zorluk çektiğini sözlerine ekledi.

Bandırma İlçe Milli Eğitim Müdürü Şakir Demirhan konuyla ilgili olarak, “Süleyman Şeker İlköğretim Okulu’nun İmam Hatip Okulu’na dönüşmesi için bundan önceki valimiz Yılmaz Arslan talimat verdi. Biz de yerine getirdik. Bana bu zamana kadar herhangi bir şikayet iletilmedi” dedi.

(sol)

1001 Belgesel Film Festivali başladı

Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali bugün başladı,  27 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek belgesel film festivalinde bu sene 5 farklı merkezde sinemaseverlerle buluşacak.

15. kez düzenlenecek festival bu yıl “Sistem Hatası” temasıyla organize edildi. Etkinlik kapsamında 16’sı yerli, 76 film gösterilecek. Belgesel Sinemacılar Birliği tarafından düzenlenen etkinlikler Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlı’nın katkılarıyla izleyicilere ulaşacak.

1001 Belgesel Film Festivali’nin açılışı dün akşam Vibeke Bryld’ın “Şer Ekseninden Gece Masalları” filminin gösterimiyle yapıldı. Cemal Reşit Rey’deki açılış gecesdinde KeKeÇa: Rythm Your Body grubu ile müzisyen Özgür Demir sahne aldı.

FESTİVALE ÇOK SAYIDA KATILIM

Festivalde, “İlk Filmler” bölümünde genç yönetmenlerin hazırladığı 10 film seyirciyle buluşacak. Etkinliğe Fransa, Almanya, Hindistan, İrlanda, Lübnan, Filistin, İspanya,Yunanistan, Belçika, Arjantin, Danimarka ve Hollanda’dan 25 yönetmen konuk olacak.

Festival kapsamında gösterilecek filmler, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve Beşiktaş Belediyesi Ortaköy Kültür Merkezi’nde (Afife Jale Salonu) ücretsiz olarak izlenebilecek.

Festival programı için 1001belgesel.net/

(Yeşil Gazete)

Snooker dünya şampiyonu Ronnie O’Sullivan ilk defa ilk 16’da yok

0

Son dünya şampiyonu, Ronnie O’Sullivan dünyada snooker’ı yöneten şirket olan World Snooker’la anlaşamamış ve yeni bir kontrata uzun süre imza atmamıştı. Bu sebeple Wuxi Classic, Avustralya Açık ve Şanghay Masters turnuvalarına katılmayan “The Rocket” lakaplı sporcu, dün açıklanan yeni sıralamalarda 17. sırayı alarak ilk 16’nın dışında kaldı.

19 yıldır sıralamada ilk 16’nın dışında hiç kalmayan Sullivan, dünya şampiyonu olduğu için gelecek ay yapılacak International Championship’de doğrudan katılacak.

Yeni açıklanan sıralamada ilk sırayı alan isim ise Mark Selby oldu. İkinci sıraya Judd Trump yerleşirken, John Higgins üçüncü sırada yer aldı.

(Yeşil Gazete)

Yunanistan’da Genel Grev

0

Yunanistan’da yeni tasarruf önlemlerini protesto için kamu ve özel sektör çalışanları 24 saatlik greve gitti. Genel grev çerçevesindeki protesto gösterilerinde anarşist gruplar polisle çatıştı. 100 kişi gözaltına alındı, 20’si tutuklandı. Kamu çalışanları, yeni koalisyon hükümetinin işbaşına gelmesinden bu yanaki ilk grevini düzenlerken binlerce kişi protesto için parlamento önünde toplandı.

Atina’da güvenliği sağlamak için binlerce polis görevlendirildi. Okullar ve devlet daireleri kapanırken otobüs hatları protestocuları taşımak için açık kaldı. Grevi, ülkedeki çalışanların yarısının üye olduğu Kamu Çalışanları Konfederasyonu düzenliyor.

Eylemciler, hükümetin 11,5 milyar euro’luk son kesinti ve kemer sıkma önlemlerini protesto ediyor. Kesintiler, Yunanistan’ın iflasa sürüklenmesinin önüne geçecek kurtarma fonlarından faydalanabilmesi için ön şart olarak belirlenmişti.

Yunanistan’ın, 130 milyar euro’luk ikinci kurtarma paketinin 31 milyar euro’luk dilimine ihtiyacı var. Fakat, ülkenin üçte ikisinin yoksulluk sınırına yaklaştığı ve işsizlik oranlarının tırmandığı ülkede halk kesintilere karşı çıkıyor.

Sol Syriza ittifakının geride bırakan muhafazakar eğilimli Yeni Demokrasi Partisi’nin öncülüğünde haziranda kurulan hükümet, emekli maaşlarını düşürmeyi ve emeklilik yaşını 67’ye çıkarmayı planlıyor.

Ülke çapında bugün düzenlenen greve doktorlar da destek veriyor; hava kontrol çalışanları da gereve kısmen destek veriyor. MRB araştırma şirketinin geçen hafta yaptığı ankete göre, Yunanlıların yüzde 90’ı planlanan kesintilerin adil olmadığına ve yükün yoksul kesimin üzerine bindirildiğine inanıyor.

Ülkeye, 2010 yılı Mayıs ayında 110 milyar euro’luk, geçen yıl Ekim ay ında da 130 milyar euro’luk kurtarma fonu verilmişti.

(BBC)

Sudan ile Güney Sudan anlaşmaya vardı

0

Sudan ile Güney Sudan, iki ülkeyi savaşın eşiğine getiren ham petrolün transferi konusunda anlaşmaya vardı.

Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da görüşen taraflar, sınır güvenliği konusunda da mutabakata varıldığını dile getirdi.

Anlaşma ayrıca sınır hattının askerden arındırılmış bölge olmasını da öngörüyor.