Ana Sayfa Blog Sayfa 4532

Dünya Enerji Görünümü Raporu yayımlandı

12 Kasım’da (Dün) yayımlanan 2012 yılına ait “Dünya Enerji Görünümü Raporu” (World Energy Outlook) susuz gezegende fosil yakıtların egemenliğinin devam ettiğini gösteriyor.

Uluslararası Enerji Ajansından yayınlanan rapora göre, Dünyanın iklim değişikliği ve çevre kirliğinin başlıca sebeplerinden biri olan fosil yakıt bağımlılığı artarak devem ederken, sürdürülebilir enerji kaynakları da bu artışın gölgesinde kalıyor.

Ajansın yayımladığı “2012 Dünya Enerji Görünümü” adlı raporda dünya politikasını etkileyebilecek bilgiler yeralmakta. Bu iddialardan en yankı bulanı ABD’nin 2020 yılına kadar Suudi Arabistan’ı da geçerek, dünyanın en büyük petrol üreticisi ülke konumuna geleceği öngörüsü oldu.

Enerji ajansı ayrıca, günlük 88 milyon varil olan küresel petrol talebinin, petrol fiyatlarının varil başı 125 dolar olacağı öngörülen 2035 yılına kadar günlük 99 milyon varile yükseleceği tahmininde bulundu.

Raporda, Irak’ın da 2035 yılına kadar Rusya’yı geride bırakarak dünyanın en büyük ikinci petrol ihracatçısı olacağı kaydedilirken, ABD’nin 2035 yılına kadar ise enerji anlamında kendi kendine yeten bir ülke olacağına dikkat çekildi.

Raporda 2035 yılına kadar ise enerji anlamında kendi kendine yeten bir ülke olrak nitelenen ABD’nin ayrıca henüz insan sağlığı ve doğa ile uygunluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış olan “kaya gazı” gibi yeni ve alışılmadık enerji sağlama yöntemlerini de yaygınlaştırma yoluna gideceğine de dikkat çekiliyor.

Japonya’da Fukushima Daichi nükleer santralinde meydan gelen kazadan sonra, nükleer enerji konusunda bir durgunluk yaşandığını, zamanla bu durgunluğun  nükleer enerjinin enerji piyasalarından çekilmesine neden olacağı raporda öngörülüyor.

Başta ABD olmak üzere birçok ülke hükümetler fosil yakıt üretimlerini verdikleri sübvansiyonlar ile desteklemeye devam ediyor.  Söz konusu sübvansiyonlar konu yenilebilir enerji kaynaklarına geldiğinde ise  foisl yakıt üretimi sektöründe olduğu kadar sağlanmadığı da raporda yer alıyor.

(Yeşil Gazete, Guardian, CnnTürk)

İdamı idam etmeden – Aydın Engin

İdam geri dönüşü olmayan bir ceza.

“Ceza” dedim. Kötü bir dil alışkanlığı.

İdam ceza değil, suç. Devlet eliyle insan öldürme suçu.Üstelik tasarlayarak, yani taammüden insan öldürme suçu…

Caydırıcı olmadığı defalarca hem ceza hukuku biliminde, hem yaşamın sayısız örneğinde kanıtlandı. Ama sadece milliyetçi, ırkçı ideolojilerin tutsağı olanların değil, bütün dünyada muhafazakârlık dediğimiz tutuculuğun da sürekli gündemde taşıdığı bir konu. Siyasal popülizmin (=halk dalkavukluğunun) her zaman gözde silahı. Hele Türkiye gibi linç kültürünün, kan kültürünün derin kökleri olduğu, mahalle kahvelerinde “Asacaksın iki üç kişiyi gör bakalım nasıl düzelecek işler” zevzekliklerinin kol gezdiği bir ülkede siyaset bezirganlarının sık sık başvurduğu bir oy avlağı…

Bu yeryüzünün pek çok ülkesinde böyle.

Ama ülkemizde “daha çok” böyle…

Bu ayıptan, bu utançtan kurtulabilmenin tek yolu var: İdamı idam etmek…

İnsanlığın dilinde ve bilincinde idamı idam etmedikçe siyaset bezirganları sık sık idam cezasını savunacak. Ama sanırım Türkiye’deki kadar ilkel, Türkiye’deki kadar hunhar ve Türkiye’deki kadar çağdışı bir üslupla değil.

Haftalardır bu konuya gündeme taşıyan AKP Başkanı gitgide idam cezası savunusunu tırmandırıyor. Tırmandırdıkça pervasızlaşıyor ve fakat tırmandırdıkça ilkelleşiyor…

Şu cümleler onun, iki gün önceki Trabzon konuşmasından:

“… Biz suçlunun cezasını devletin affetme hakkı olduğunu savunanlardan değiliz…”

Tanıdık geldi mi?..

Kısas hukukudur bu.

Ortaçağın karanlıklarından kopup Trabzon’da Başbakanın diline yerleşen bir kısas hukuku. Biri bir başkasının kolunu kestiyse, onun da kolu kesilir; kafasını kopardıysa, onun da kafası koparılır. Kısasa kısas; kana kan; intikam !..

1500 yıl öncesinin çöl hukukunda bunu anlayabiliriz. Doğru bulmayız ama anlayabiliriz. Peki 2012 yılı biterken böyle bir mantığı, böyle bir akıl yürütmeyi ve idam cezasını savunmak için böyle bir tanıtın (=Argüman) söylenebilmesini anlayabilir miyiz?

Duyup da susabilir miyiz?

Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmeleri filan tartışma düzlemine taşımaya gerek yok.

Hele hele idam cezasını getirip “Öcalan’ı da asacağız” iması yapan ayıplar üstünde duracak değilim.

“Amerika’da var, Çin’de var, Japonya’da var” demagojisine cevap yetiştirmeye kalkışacak da değilim.

Değmez.

Okurun aklına, bilincine, vicdanına saygısızlık olur.

*    *    *

Ama birkaç hafta önceki bir Tırmık’ta kullandığım “Başbakanın zembereği boşaldı” yollu cümleciğe cevap olsun diye mail yollayıp neredeyse ana avrat düz giden bir okura (okur?) bir çift lafım var.

Başbakan’ın idam cezası güzellemeleri üstüne irkilip, İtalya-Türkiye toplantısı için Roma’da bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na, İtalya Senatosu Başkan yardımcısı Bonino sordu:

– Erdoğan’ın ölüm cezasındaki açıklamalarından son derce endişe duyuyoruz. Bu açıklamaları gördükten sonra artık Türkiye’ye AB’ye girmek istiyor mu diye düşünüyoruz. Siz buna ne cevap vereceksiniz ?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kankası Ahmet Davutoğlu cevap verdi:

– Sayın Başbakan o açıklamayı Norveç’te onlarca kişi katleden Anders Behring Breivik’i kastederek söyledi. Bu şekilde katliamlar yapılması konusuna dikkat çekmek için söyledi. Biz AB sürecindeki taahhütlerimize sadığız…

Hayır “Ufala da civcivler yesin sayın Dışişleri bakanı” filan deyip işi sululuğa vurmayacağım.

Tam tersine, zemberek boşalmasının “en yakınlar” tarafından bile farkedilmeye başlandığının bu cevaptan daha iyi kanıtı olur mu, diye soracağım.

Size değil; yolladığı mail ile beni boyamaya kalkan okura…

Aydın Engin- www.t24.com.tr

 

13 il Büyükşehir oldu

TBMM Genel Kurulu’nda, 13 İlde Büyükşehir Belediyesi Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.

Kanun, nüfusu 750 bini aşan illerin, büyükşehir belediyesi kapsamına alınabilmesine imkan sağlıyor. Kanuna göre  Büyükşehir Belediyesi olacak iller Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van.

Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun büyükşehir belediyelerinin sınırları, il mülki sınırları olacak.

Düzenlemeyle Türkiye genelinde 34 yeni ilçe kurulması planlanıyor. İstanbul ve Kocaeli de dahil olmak üzere, Büyükşehir belediyeleri içerisinde yeralan ilçelerin mülki sınırlarındaki köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği sona erecek, köyler mahalle olacak. Belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılacak.

İlçe belediyelerinde değişiklik

Aydın’da Efeler; Balıkesir’de Karesi, Altıeylül; Denizli’de Merkezefendi; Hatay’da Antakya, Defne, Arsuz; Kahramanmaraş’ta Dulkadiroğlu, Önikişubat; Manisa’da Şehzadeler, Yunusemre; Mardin’de Artuklu; Muğla’da Menteşe, Seydikemer; Tekirdağ’da Süleymanpaşa, Kapaklı, Ergene; Trabzon’da Ortahisar; Şanlıurfa’da Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü; Van’da Tuşba ve İpekyolu, Hatay’da Payas, Zonguldak’ta Kozlu ve Kilimli ilçeleri kurulacak. Denizli’nin Akköy ilçesinin ismi de Pamukkale olarak değişiyor.

Tartışmalara neden olan İstanbul, Şişli’nin Ayazağa, Maslak ve Huzur mahallelerinin Sarıyer’e bağlanması da bu kanun tasarısı ile mümkün hale geliyor. Diğer yer değiştirmeler ise şu şekilde gerçekleşecek:

İstanbul Arnavutköy ilçesine bağlı Nakkaş, Bahşayış mahalleleri ile Büyükçekmece ilçesine bağlı Muratbey mahallesi Çatalca belediyesine katılacak. Ankara’nın Yenimahalle ilçesine bağlı Dodurga ve Alacaatlı mahallelerinin çevre yolu dışında kalan kısımları Şehitali mahallesi ile birleştirilecek. Şehitali, Aşağıyurtçu, Yukarıyurtçu, Ballıkuyumcu ve Fevziye Mahalleleri Etimesgut’a bağlanacak.

TMMOB: ‘Merkezi otoriteler güçlenecek’

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin yeni yasayla berber, yeni yönetsel ve mali imkanlara kavuşacak olan büyükşehir belediyelerinin etkin, ekonomik hizmet ve yatırım imkanı elde edeceğini, bütüncül ve metropol planlama yapabileceğini, çevre ve doğa şartlarının daha dikkatli, daha insani ve daha çağdaş kullanılacağını ifade ederken, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), tasarının demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan yerel yönetimlerin sayısını azaltıp merkezi otoritenin daha da güçleneceğini belirtti.

TMMOB, kanunun Anayasa’ya ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na aykırı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Ülke kamu idare sistemine darbe vuran, köy tüzel kişiliklerinin kaldırılması ile orman köylerinin kentsel ranta açılmasını kolaylaştıran, yabancılara toprak satışının önü açan, doğal zenginliklerinin zarar görmesine, talanına yol açacak kanunu Cumhurbaşkanı’nın veto etmesini  talep ediyoruz.”

(Bianet)

 

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nin eli kulağında

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivaline bu sene iki mekan ev sahipliği yapıyor. 29 Kasım – 2 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek festivale ilk iki gün, 29-30 Kasım tarihlerinde Beyoğlu’nda bulunanİtalyan Kültür Merkezi, sonraki iki gün olan 1-2 Aralık tarihlerinde ise Karaköy’de bulunan Salt Galata ev sahipliği yapacak.

Bu seneki festivalde yine içinde yaratıcılık ve çözüm barındıran birbirinden etkileyici filmlerle, konuşmacılar ve müzisyenlerle sürdürülebilirlik kavramına ve dünyaya bütüncül bir bakış atılacak.

Günümüzde birçok birey ve kurum tarafından çokça kullanılan sürdürülebilirlik kavramının soyut ve yoruma açık boyutlarına ışık tutan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, neyin sürdürülebilir olduğu veya olmadığına dair dünyanın dört bir yanından örnekler sunarak gerçek hikâyelerle ilham vermek amacını taşıyor. Festivalin dikkate değer özelliği sadece filmleri ve filmlerin içeriği ile sınırlı değil. İzleyicileri, konuşmacılar ve müzisyenlerle renkli etkinlikleri, bir buluşma zemini oluşturma işlevi, sürdürülebilirlik hassasiyeti bulunan destekçileri ve düzenleme süreci açılarından da önemli bir örnek oluşturuyor.

Toplumun her kesimini bir araya getirerek birleştirici ve kapsayıcı olmayı başaran Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde bir çiftçiyi, bir iş adamını, öğrencilerini toplayıp gelmiş bir öğretmeni, çocuğunun gelecekte yaşayacağı dünyadan endişeli bir anneyi, akademisyenleri, aktivistleri yan yana otururken ve fikir alış verişinde bulunurken görebilme imkanı da bulunuyor.

Festival programı, gösterilecek filmler, alternatif etkinlikler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için surdurulebiliryasam.org/

(Yeşilist.com)

Festivali gerçekleştiren Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi, çeşitliliğe değer veren açık ve esnek bir yapı dahilinde yaşamı sürdürülebilir kılmak niyetiyle bir araya gelmiş bireylerin “yaşamı çoğaltacak” projeleri kolektif olarak hayata geçirme amacıyla doğdu. Tamamen sivil bir oluşum olan Kolektif, film festivali gibi “sürdürülebilir yaşam” konusuyla ilgili farkındalık arttırıcı çalışmaları Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi‘nin vizyonunu paylaşan bireyler ve organizasyonların desteği ve katılımıyla sürdürüyor.

Ampute Futbol Liginde ilk hafta maçları

Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Ampute Futbol Ligleri’nde, 2012-2013 sezonu haftasonu oynanan maçlarla başladı.

Süper Lig ve Birinci Lig’den oluşan Ampute Futbol Ligi’nde bu hafta sonu karşı karşıya gelen takımlar ve maç sonuçları ise şu şekilde:

Süper Lig’de alınan sonuçlar ise şöyle:

Yenimahalle Belediyesi Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü-Malatya Ayyıldız Ampute Spor Kulübü: 7-0

Konya Engelliler Gücü Spor Kulübü-Kayseri Bedensel Engelliler Spor Kulübü: 0-1

Kara Kuvvetleri Gücü Spor Kulübü-Antalya Engelliler Spor Kulübü: 3-0

Şahinbey Belediyesi Gençlik ve Spor Kulübü-Malatya Bedensel Engelliler: 0-1

İstanbul Özürlüler Spor Kulübü-İstanbul Yeditepe Engelliler Spor Kulübü: 3-2

-Birinci Lig-

Öz Antalya Engelliler-M.P. Samsun Engelliler Gücü: 3-1

Konya Telekom Spor Kulübü-Kayseri İl Özel İdaresi: 0-9

Yenimahalle Genç. Engelliler Spor Kulübü-Şehitkamil Belediyesi: 0-0

Çekmeköy Özürlüler-Altay: 3-0

Samsun Bedensel Engelliler-Gaziantep Bedensel Engelliler: 1-0

Ampute Futbol Süper Liginde ikinci hafta karşılaşmaları 18 Kasım Pazar günü oynanacak.

(Yeşil Gazete, TRT Haber)

Türkiye’den kısa kısa: Muğla’da fırtına, Mersin’de sel, Antalya’da hortum

Aşırı iklim olayları sadece dünyayı değil Türkiye’yi de etkilemeye devam ediyor. Haftasonu yurdun pekçok bölgesinden sel baskınları, taşan dereler, ağaçları bile yerinden söken fırtına haberleri gelmeye devam etti. İşte kısa kısa iklim değişikliğinin Türkiye’ye yansımasından manzaralar.

Muğla Bodrum’da önceki gece saatteki hızı 70 km’yi bulan fırtına kıyıdaki bazı tesislere maddi hasar verdi. Gündoğan beldesinde bir gulet battı, iki balıkçı teknesi karaya sürüklendi.

Mersin‘de sağanak yağış nedeniyle ev ve işyerlerini su bastı. Özellikle merkez Mezitli, Yenişehir ilçelerinde etkili olan yağmur kısa sürede taşkına neden oldu. Erdemli ilçesinde sel suları yolları göle çevirirken, evlerinde mahsur kalan vatandaşlar, Sivil Savunma Müdürlüğü’ne ait botlar ve balıkçı tekneleri ile tahliye edildi.

Hatay‘ın İskenderun ilçesinde ise şiddetli yağmur nedeniyle birçok cadde ve sokak su altında kaldı, maddi hasarlı kazalar meydana geldi. Suriyeli sığınmacıların kaldığı çadırkentlerde su baskınları meydana geldiği bildirildi.

Antalya’nın Alanya ilçesinde haftasonu oluşan hortum ve şiddetli rüzgâr seraların çatılarını yıktı. Hortumun etkisi ile ağaçlar dere yataklarına savruldu.

Kayseri‘de ise Hava sıcaklığındaki ani düşüş ve kent merkezindeki sağanak yağmur, Erciyes Dağı’nda kar olarak düştü. Erciyes Dağı’na dün geceden bu yana 25 santimetre kalınlığı bulan kar yağdı.

Bursa’nın kayak ve kış turizminin önemli merkezlerinden Uludağ’da kar kalınlığı 33 santimetreye ulaştı. Hava sıcaklığı dün gece saatlerinde eksi 0,9 dereceye kadar düştüğü bildirildi.

(Yeşil Gazete)

ABD’lilerin %68’i için “İklim Değişikliği” çok ciddi bir tehlike

New York Valisi Michael Bloomberg, New York'u vuran Sandy Kasırgası sonrası karamsar şekilde ne yapması gerektiğini düşünüyor

ABD’de yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre amerikalıların %68’i iklim değişikliğini, “çok ciddi bir tehlike” olarak görüyor.

Rasmussen Kamuoyu Araştırma Şirketi’nin başkanlık seçimlerinden bir günce seçimde oy kullanacak 1000 kişi ile görüşerek yaptığı araştırmanın sonuçları Cuma günü açıklandı.

Araştırmaya katılanların %%68’nin “çok ciddi bir tehdit olarak” nitelendirdiği İklim Değişikliği hakkında bu şekilde düşünmeyenlerin oranı ise %30.

Bu sonuçlar son üç yılda kamuoyunun iklim değişikliği hakkındaki görüşünün ciddi şekilde değişmiş olduğunu da gösteriyor. Rasmussen Kamuoyu Araştırma Şirketinin aynı konu ile ilgili 2009 yılında yaptığı araştırmada İklim Değişikliğini ciddi tehdit olarak nitelendirenlerin oranı %46 olarak belirtilmişti. Aynı konuda 2010 yılında Gallup’un yaptığı araştırmada ise ankete katılan amerikalıların %48’i iklim değişikliğini ciddi bir tehdit olarak belirtmişlerdi.

Bu sonuçlar Temmuz ayında Amerikalıların %60’ı Küresel Isınmanın gerçek olduğunu düşünüyor şeklinde bir haber yayınlamış olan Washington Post Gazetesini de haklı çıkarmış oldu.

Rasmussen Kamuoyu Araştırma şirketinnin araştırmasında iklim değişikliğinin insan kaynaklı olduğunu belirtenlerin oranı %41 iken, bu durumun dünyanın normal döngüsü içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade edenlerin oranı ise %38.

İklim Değişikliği konusunu inkar eden bazı Cumhuriyetçiler bile artık konunun önemini inkar edemiyor. Bu yıl New Jersey Valisi ve adı bir dönem Cumhuriyetçi parti başkan yardımcısı adayı olarak anılan Chris Christie bile, “İklim değişikliği bir gerçek ve ülkemizi de tehdit ediyor” itirafında bulunmuştu.

Amerikalıların iklim değişikliği konusundaki fikrini temel yönde etkileyen durum son zamanlarda birbiri ardına gelişen iklim olayları. Süper kasırga Sandy, peşpeşe rekorlar kıran hava sıcaklıkları, biri bitmeden diğeri başlayan orman yangınları ister istemez insanları değişen iklim koşulları ile bir bağ kurmak durumunda bıraktı.

New York Valisi Michael Bloomberg’inde vurguladığı gibi, “Sandy Kasırgası iklim değişikliğinin sonuçları ile ilgili bir alarm zilidir. Son yaşadığımız iklim kaynaklı felaketler de göstermiş bulunuyor ki, ABD ve Dünya ekonomisinin iklim değişikliğindeki insan faktörünü hesaba almamış olmasının bir sonucudur”

(Yeşil Gazete, Huffington Post)

 

Almanya’da yenilenebilir enerjinin payı giderek artıyor

Alman Enerji ve Su Sanayisi Birliği (BDEW) ülkenin elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payının artmakta olduğunu açıkladı.

BDEW’in açıklamasında Almanya’nın 2012’nin ilk 9 aylık dönemini kapsayan elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının yüzde 25.2 oranında gerçekleştiği bildirildi. 2011’in aynı döneminde ise bu oran yüzde 21.7 idi.

Açıklamada bu dönemde rüzgar enerjisinin mevcut lider konumunu sürdürdüğü ve rüzgar türbinleri aracılığı ile 35,000 GWh elektrik üretildiği belirtildi. 2011’nin aynı döneminde ise bu rakam 32,545 GWh idi.

Güneş enerjisinden elektrik üretiminin ise aynı dönemde çok hızlı yükseldiğine vurgu yapılan açıklamada geçen yılın aynı döneminde fotovoltaik sistemler ile gerçekleştirilen elektrik üretimi 16,530 GWh iken 2012’nin aynı döneminde ise bunun yüzde 50’ye yakın artış ile 24,920 GWh seviyesine yükseldiği belirtildi.

Son rakamlara göre ülkenin elektrik üretiminde rüzgar enerjisi yüzde 8.6, güneş enerjisi 6.1, biyomas yüzde 5.8, hidroelektrik yüzde 3.8, atıktan elektrik ve diğer kaynaklar ise yüzde 0.9’luk pay sahibi.

2011’de bu oranlar rüzgar enerjisinde yüzde 8, güneş enerjisinde yüzde 4.1, biyomasta yüzde 5.4, hidroelektrikte ise yüzde 3.3 olarak gerçekleşmişti.

(Yeşil Ekonomi.com)

 

Hatay’da “Kıyı ve Deniz Alanları” kongresi

“Türkiye’nin Kıyı ve Deniz Alanları 9. Ulusal Kongresi’ bu sene 14-17 Kasım tarihleri arasında Hatay’da düzenleniyor. Kongrede “Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi” sonrası gelinen durum da katılımcılar ile paylaşılacak.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü (TVKGM) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye (UNDP Türkiye), Kıyı Alanları Yönetimi Türkiye Milli Komitesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Mustafa Kemal Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen kongredeki oturuma Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Osman İyimaya başkanlık edecek.

14 Kasım Çarşamba günkü oturumda, projenin dünya çapında önemli başarılara imza attığı “korumada verimlilik”, “kapasite geliştirme”, “ekosistem hizmetlerinin ekonomik değerlemesi” ve “izin ve işletme” çalışmaları hakkında bilgi verilecek.

Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi, Küresel Çevre Fonu (GEF) mali desteğiyle TVKGM ve UNDP Türkiye tarafından Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ortaklığında yürütülüyor.

(Haber01.com, Yeşil Gazete)

 

Şafak Pavey, İMC TV’de

İMC TV’de hafta içi her gün 15:30 – 15:50 saatleri arasında yayımlanan “Yeşil Bülten” programında bugün Şafak Pavey konuk ediliyor.

CHP Doğa Hakları ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şafak Pavey ile “Doğa hakları” kavramı, Türkiye’deki doğa sorunları, iklim politikası, doğa mücadeleleri masaya yatırılacak.

IMC TV’yi online olarak izlemek için imc-tv.com/

(Yeşil Gazete)