Yarın tüm direnen meydanlarda “Everyday I’m Çapuling” etkinliğiyle dans edilecek.
Hazırlanan klip
http://www.youtube.com/watch?v=FgVbpT-TwuM&sns=em
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, Gezi Parkı direnişiyle ilgili olarak bir yazı kaleme aldı. Süddeutsche Zeitung ve Guardian gibi saygın gazetelerde yayımlanacak olan yazıda Pamuk, Erdoğan hükümetinin baskıcı ve otoriter olduğunu ifade etti.
Orhan Pamuk’un yazısı şöyle:
İstanbul ’da olup bitenlerin nasıl başladığını ve sokaklarda polisle çatışan ve biber gazıyla boğulurcasına zehirlenen cesur insanları anlamak için kişisel bir hikâye ile başlayayım. İstanbul adlı hatıra kitabımda, bir zamanlar bütün ailemin Nişantaşı’ndaki Pamuk apartmanının dairelerinde yasadığını yazmıştım. Bu apartmanın önünde elli yaşında bir kestane ağacı vardı ve çok şükür hâlâ da var.
Aslında 1957 yılında bir gün önümüzden geçen caddeyi genişletmek için belediye bu ağacı kesmeye karar vermişti. Mağrur bürokratlar ve otoriter iktidar sahipleri mahallelinin karşı çıkmasına da aldırmamıştı. Böylece amcam, babam, bizler bütün aile kesileceği gün ve bütün gece sokağa çıktık ve kestane ağacının başında nöbet tuttuk. Bu da hem bizim kestane ağacını korudu, hem de bütün ailenin sık sık hatırlamaktan hoşlandığı ve bizi birleştiren bir hatıra oldu.
Taksim meydanı bütün İstanbul’un kestane ağacıdır ve korunmalıdır. İstanbul’da altmış yıldır yaşıyorum ve bu şehirde yaşayıp Taksim ile ilgili bir hatırası olmayan birisini hayal bile edemiyorum. Alışveriş merkezine çevrilmek istenen eski topçu kışlasının ortasında 1930’larda resmi maçların oynandığı mini bir futbol stadyumu vardi.1940ve 1950’lerde Istanbul’un gece hayatının merkezi ünlü Taksim gazinosu Gezi parkının bir köşesindeydi. Sonra bütün bu binalar yıkıldı, ağaçlar kesildi, yenileri dikildi, ve parkın kenarına bir dizi dükkan ve İstanbul’un en ünlü resim galerisi açıldı.
1960’larda ileride ressam olunca bu galeride sergi açacağımı hayal ederdim.1970’lerde meydan sol işçi sendikalarının ve sivil toplum kuruluşlarının 1 Mayıs’ı heyecanla kutladığı bir yerdi ve bir dönem bu kutlamalara katıldım. (1977 de 42 kişi çıkan bir kargaşa ve provokasyonda ölmüştü). Gençlik yıllarımda sağ sol, milliyetçi , muhafazakâr, sosyalist, sosyal demokrat her çeşitten siyasi partinin mitingini merakla gider katılır seyrederdim.
Hükümet geçen 1 Mayıs’da meydanda gösteri yapılmasını yasakladı. Yeniden yapılması planlanan topçu kışlası ise bütün İstanbulluların bildiği gibi, şehrin merkezindeki bu tek yeşil alanda sıradan bir alışveriş merkezi olacaktı. Milyonlarca kişinin hatıralarını taşıyan bu alanda ve arkasındaki parkta yapılacak bu büyük değişimlerin, İstanbullulara hiç sorulmadan planlanması ve aceleyle ağaç kesme aşamasına gelmesi Erdoğan hükümetinin büyük hatası.
Bu duyarsız siyasetin kaynağı da hükümetin gittikçe artan baskıcı ve otoriter tutumu hiç şüphesiz. İstanbulluların Taksim’de siyasi gösteri yapma hakkından ve hatıralarından kolay vazgeçmeyeceklerini görmek bana gelecek konusunda güven ve umut veriyor.
Altın Şafak’ın haber portalı olan ethnikismos.net‘te yayımlanan haberde Türkiye’deki mücadele ile dayanışma eylemleri düzenleyen Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ve diğer sol güçler, “Amerikancı komünistler” ve “Amerika’nın sadık köpekleri” olarak adlandırıldı. Türkiye’de mücadele edenler ise “komünistler öncülüğünde sokağa dökülmüş Kemalistler” olarak resmedildi. Faşist parti, komünistlerin emperyalizmin planlarına karşı çıkarak 1922’de Yunanistan’ın Anadolu’yu işgaline destek vermemelerine gönderme yaptı ve KKE’nin yeniden Türkiye ve Kemalizmle ittifak tazelediğini iddia etti.
Erdoğan’a beklediği dış destek nihayet geldi
Dün bir radyo programına katılan faşist Altın Şafak’ın milletvekili olan Nikos Kouzilos, Yunanistan’ın çıkarları açısından Tayyip Erdoğan’ın desteklenmesi gerektiğini zira sokaktakilerin Yunanistan karşıtı gizli bir planın parçası olduklarını iddia etti. Benzer senaryolar dün Yunanistan’ın faşist gazetelerinden Eleftheri Ora’nın manşetinden duyurulmuştu. Türkiye Komünist Partisi’ne ait karelerin neredeyse bol bol paylaşıldığı haberde, ayaklanmanın görünürde Erdoğan’a karşı olsa da aslında Yunanistan’a karşı, Trakya’nın bağımsızlığı için yapıldığı vurgulanmıştı.
(sol)
Küresel hacker grubu Anonymous, Suriye Elektronik Ordusu desteğiyle, #OpTurkey kapsamında Başbakanlık’ın internet sitesini çökerttiğini duyurdu. basbakanlik.gov.tr adresine şu an erişim sağlanamıyor.
Ehackingnews’ün haberinde siteyi hack’leyen ve Twitter ‘daki @AnonsTurkey kullanıcı adıyla bilinen Anonymous grubunun Başbakanlık server’larından veri çaldığı da belirtildi.
Öte yandan Anonymous’çuların konuyla ilgili bir açıklama yaptığı da ifade ediliyor. Ancak açıklamanın bulunduğu dosya paylaşım sitesine Türkiye ‘den erişilemiyor.
İstanbul’daki Taksim Gezi Parkı olaylarına destek için gösterilerin yapıldığı komşu kentler Adana, Mersin ve Hatay da bugüne kadar gözaltına alınan toplam 411 göstericiden 395’i serbest bırakıldı.
Adana ve Hatay’da gözaltındakilerin tümü serbest bırakılırken, Mersin’de 16 kişinin halen gözaltında olduğu belirtildi.
Taksim Meydanı’nda 28 Mayıs’ta Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesiyle başlayan ve polisin müdahalesiyle boyut değiştiren gösterilerin 1 Haziran’da ülke geneline yayılması sonucu, Adana, Mersin ve Hatay’daki 4 gündür süren gösterilerde 411 kişi gözaltına alındı. Emniyet müdürlüklerinden alınan bilgiye göre, Adana’da Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla 287, Mersin’de 69 ve Hatay’da ise 55 kişi gözaltına alındı. Adana ve Hatay’da gözaltına alınanların tamamı serbest bırakılırken, Mersin’deki gösterilerde gözaltına alınan 69 kişiden 53’ü serbest bırakıldı, 16’sının ise işlemleri sürüyor.
Gezi Parkı Direnişi 9. gününde
Yeni hükümet için kabine görüşmeleri de Gezi Parkı Komünü’nde şimdiden başladı!
paylaşmak için tklynz / click for to share
Dağhan Irak‘ın twitterdan gönderdiği mesaj;
“Bu arada şunu çok net söyleyeyim, Taksim’deki insanların eğilimi Drogba başkanlığında Çarşı üyelerinden bir hükümet kurulmasından yana :)”
#direnedirenekazanacagiz
Haber: Alper Tolga Akkuş
(Yeşil Gazete / Türkiye)
Gezi Parkı Direnişi 9. gününde.
Ne mutlu bize ki direnşin ilk saniyesinden beri tam içindeyiz. Muhabir olarak ben, kendim sürece 28 Mayıs Salı günü sabah 05:00 sularında uyanıp mailime Bülent (Müftüoğlu) tarafından gönderilen bilgi mesajını okuyarak dahil oldum.
paylaşmak için tklynz / click for to share
Gazete olarak tam bağımsız olsak ve parti ile organik bir bağımız olmasa bile ben, Bülent ve hem gazete ekibinden hem de dışından pek çok arkadaşımız Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi üyeleridir.
Yeşiller/Sol yaşanan ve hepimizi dünden beri sevinçten yerinden zıp zıp zıplatan gelişmeler ile ilgili bir basın açıklaması yayınlamış.
Yeşiller ve Sol Gelecek internet sitesi, sendeyiz;
basın açıklamasının tamamını okumak için tklynz
Haber: Alper Tolga Akkuş
(Yeşil Gazete / Türkiye)
Gezi Parkı Direnişi 9. gününde. Bu akla hafsalaya sığmaz güzellikten mahrum kalanlar için diyoruz ki en azından kuble kuble de olsa kısa kısa anımsatmalar yapalım.
İşte bu görüntü ile başlıyoruz.
haberi paylaşmak için tklynz / click for to share
Karşınızda Gezi Parkı Komünü Orkestrası
Başbakanımıza da sitemimiz olacak o talihsiz açıklaması ile ilgili. Ama bizce o da hatasının farkına varmıştır Gezi Parkı’ndaki Alice Harikalar Diyarında’dan pasajlar sunan görüntüleri gördükçe.
Ne mutlu bu ülkede yaşıyorum ve Gezi Parkı için direniyorum diyene!
Haber: Alper Tolga Akkuş
(Yeşil Gazete / Türkiye)
UZAYDA BİR ELEKTRİK HASIL OLDU*
Şehr-i İstanbul’dan eve geçici dönüşüm tuhaf bir rota üzerinden oldu. Ayrıntılara girmeyeceğim. Eve gelir gelmez yanlı medyanın bombardımanı altında kaldığı için morali düşük anneciğime sarıldım, kedilerimi öptüm kokladım. Onlar da beni epey bir kokladılar!
Üzerimdeki dünya zamanıyla (5) gün, direniş festivali zamanıyla (5+n) günlük kıyafetleri değiştirip, kendimi dinlenmeye almam bile birkaç saati buldu.
İnternet hizmet sağlayıcısında bulunan posta kutumun kapısına yığılmış mektupları teker teker gözden geçirip ayıklamam, 5+n süredeki ömrümün bir film şeridi misali gözümün önünden akması gibiydi.
İnternette yazışan güzel insanların bulunduğu bir gruba almışlar beni. Dünkü yol arkadaşım geçen süreyi özetleyen bir merhaba demiş orada. Ben de eklemeler yaptım. Üzerimdeki gaz ve toz bulutunu silkeledikten sonra bir yazı yazacağım dedim. Bu gaz ve toz bulutu lafı bir benzetme, deyim değil, ta kendisi.
Zira bir patlama oldu. Büyük patlama dedikleri ve tahayyül etmekte dimağlarımızı zorlayan o hadise yakınımızda gerçekleşti. Sessizce biriken bir töz güçlü bir gümbürtü ile içinde büyüdüğü uzayda patladı ve bir “iç evren” husule geldi. Galaktik yörüngeye oturma krizindeyiz. Yeni bir galaksimiz ve birçok yeni gökcismimiz var artık. Vakti geldiğinde algılarımız ve aygıtlarımız geliştikçe keşfedeceğimiz. Hayırlı olsun!
Öyle şiddetli bir patlamaydı ki olan, çekirdeğindekiler şiddetli seller (bir nevi tufan) ve gaz patlaması ile yeni oluşan iç evrenimizin içinde bir yerlere fırladılar. Yakındakiler hemen ertesinde çekim kanunu gereği öze doğru çekildiler. Herşey çok hızlı olmaktaydı, ilk gökcismi en çabuk soğudu ve üzerinde hızla yaşam başladı.
Algılayabildiğimiz ilk yeni gökcismimiz “Gezigen” galaksimizde yörüngeye otururken diğer gök cisimleri arasında savrulanlar var hala.
Bazıları “orantısız” ağırlıklarla biçimsiz şekilde ana kütleden koptuğu için daha çok yalpalamakta ve bazıları da pek düzgün uydular halinde. Dün eve dönüş yolunda bir başka yeni gökcismine uğradım. İç evrenimizdeki ufak ve mutlu bir gökcismi olarak, uydu da diyebiliriz, yörüngeye oturmuş dönmeye başlamış. Eh her gökcisminin bir koruyucu ruhu vardır. Bir ipucu vereyim: bu uydununki bir at! İsmini henüz bilmiyorum.
Gezigen’in koruyucu ruhu ne peki? Yörüngeye oturması epey çalkantılı olduğundan Nartların yıldırım tanrısı Eliya olabilir diye düşünüyorum.
Bodrum’dan bir arkadaşıma “Gezigen’den yeni döndüm” dedim. O da “Küçükprens de orada mıydı?” diye sordu. Ne güzel bir yorum!
Dualite bu kadar keskinleşmişken bir de işin karanlık yüzüne bakalım… Direnişçiler inatlaşmakla suçlanmaya başladı. Provakotörler iş başında. Her türlü yöntemi deniyorlar. Buna rağmen hala bu barışçıl insanları savaşçıl hale getiremediler. Ama zaman karşı zarafın lehine de işliyor olabilir. Herkes söylüyor ama bir de ben söyleyeyim. Dikkatli olmak gerek. Çünkü üç gün önce biz diyenlerden “siz” laflarını duymaya başladım. Demek ki enerji akımında bir ters hat oluşmaya başladı.
Sevgili dostlar,
Meydanlardaki saldırılarda soğukkanlılığını koruyanlar, aklıselim kalanlar tarafından topluma nefes aldıran iki kelime vardı. Panik haline gelindiğinde kararlılıkla söylenen “sakin ol, koşma, dur” ve dağılındığında şefkatle söylenen “gel, gel, gel..”.
Yanlışa başvurmamaya, sakinliği korumaya devam etmek en önemlisi. Hala yürünmesi gereken, ısrarcı olunması gereken ruh hali “şiddetsizliktir”. Kucaklayıcı olmaktır. Sana zulüm edene, gül uzatmaktır.
İnanıyorum, sevgi tüm kötülükleri ehlileştirir ve inanıyorum Küçükprens’in fanusundaki gül Gezigen’de açıyor…
*15 Eylül – 24 Ekim 2012 tarihleri arasında düzenlenen ve 1960’larda Müzikli Türkiye’yi anlatan bir serginin ve bu serginin kitabının başlığı
Güneşin Aydemir
9 gündür evde (Mersin), odasında (Soli – Mezitli), yatağından bile kalkmadan size haber geçme derdindeki bu biraderiniz ülkedeki (valla 8 diyen var 10 diyen var, yollarda değiliz ki bilesiniz, siz de haklısınız) milyonlarca diğer ahbabı gibi engellilidir

yazıyı paylaşmak için tklynz / click for to share
“engelli” ne yaaa !
bildiğiniz sakattır
adana’dan bilgi aldığı güzel kardeşi celal de sakattır hatta
istanbul’da “oturan boğa” mahlaslı bir güzel kardeşi daha vardır, bülent, (“engelliler.biz bülent” diyin internete, hemen gösterirler ) o da sakattır
daha çok vardır sakat bu memlekette
tanıdığım, tanımadığım
benim gibi iyi kötü yürüdüğünü sananlarımız vardır
celal gibi tekerlekli sandalyede olduğuna bakmayıp, kucağında oğlu ile dünyayı değiştirmeye kalkanlarımız
bülent gib, (adı üstünde) oturan boğalarımız
gerald gibi (metroz) 2 yaşında üstünden tren geçen bacaklarını kaybettiği halde protez bacakla profesyonel buz hokeyi sporcu olanlarımız (gerald’ın kitabı kendimi engelletmem bülent’in sitesi engelliler.biz‘de irdeleniyor)
sırf ortopedik de değildir mesele
duymayanımız olur
görmeyenimiz olur
akli melekesi (ama az, ama çok) yerinde olmayanımız
“bize” diyorum Gezi Parkı
sana söylüyorum
“Bize yer var mı!”
biz de gelmek istiyoruz
ama topallayarak
ama sandalyemizin tekerlerini ellerimizle ittirerek
ama yerde sürünerek
ama duymayarak
ama görmeyerek
ama aklı melekelerimiz neye izin verirse ona muktedir olarak
biz de gelmek istiyoruz
ricamız şu
yardım etmeye kalkmayın
vah vahlanmayın
içinizden dua edip, dudaklar kıpır kıpır halinize şükretmeyin
biz halimizden memnunuz
nasıl diyordu lgbt arkadaşlar
“velev ki ibneyiz!”
hah…
şimdi de biz yanınıza gelip
haykırmak istiyoruz
“velev ki engelliyiz!”
bu şarkı da bizden size gelsin
hepinize
hem gezi parkının otunu .okuna, börtü böceine
hem de bekleyen tüm direnişçilerine
Teoman kardeşimden
“Sevdim seni bir kere / Başkasını sevemem
Deli diyorlar bana / Desinler değişemem / Desinler değişemem”
http://www.youtube.com/watch?v=GX-Kk4TlKXk
alper tolga akkuş / yeşil gazete editörü
namı diğer #anavarrza