Ana Sayfa Blog Sayfa 4273

Ethem Sarısülük’ün beyin ölümü gerçekleşti

Ankara Kızılay’da 1 Haziran günü yapılan gösteriler sırasında polis kurşunuyla başından vurulan ve Numune Hastanesi Yoğun Bakım’da bugüne kadar yaşamak için direnen Ethem Sarısülük’ün beyin ölümü gerçekleşti.

Ethem Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa Sarısülük kardeşinin  beyin ölümünün gerçekleştiğini, kalbinin tek tük attığını söyledi. Ailenin avukatı Kazım Bayraktar da beyin ölümünün gerçekleştiğini belirterek, “Her an kesin ölümü de bekliyoruz” dedi.

Ethem Sarısülük Gezi Parkı’nın Ankara’da yapılan destek eyleminde Kızılay’da polisin topluluğa açtığı ateş sonucu başından yaralanmıştı. O günden beri yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Ethem Sarısülük’ün vurulma anına ilişkin görüntüler de ortaya çıkmış ve soruşturma başlatılmıştı. Vurulduğu yerde keşif de yapılmasına ve olaya ilişkin üç tanığın ifadesine rağmen polis ortaya çıkartılıp savcılığa sevki dahi yapılmadı, ifade vermedi.

Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa Sarısülük ve Avukatı Kazım Bayraktar fail ve faillerin biran önce yargı önüne çıkartılıp, cezalandırılmasını istedi.

Beyin ölümü gerçekleşen Sarısülük’ün ailesi organlarını bağışladı. Kesin ölümünden sonra Sarısülük’ün organlarının, ihtiyacı olanlara verilmesi bekleniyor.

(Evrensel)

[Son Dakika] İşte Başbakan’la Gezi direnişini görüşecek heyet

Hürriyet Gazetesi’nin haberine göre Başbakan’ın bugün saat 16.00’da görüşeceği heyet 11 kişiden oluşuyor. Heyette, Gezi Parkı’nda ilk günden bu yana yer alan ve destek veren, öğrenci ve akademisyenler de bulunuyor. Başbakanın danışmanları, heyetteki isimleri tek tek telefonla arayarak, “Başbakan, olayları birinci ağızdan dinlemek için sizinle görüşmek istiyor” diyerek görüşmeyi ayarladılar. Aranan kişilerin büyük çoğunluğu bu daveti kabul ederken, bazı isimler ise davete olumsuz yanıt verdi.

Görüşmede Başbakan’a üç bakan ve bir Genel Başkan Yardımcısı eşlik edecek. İçişleri Bakanı Muammer Güler, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ile Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik toplantıda hazır bulunacak.

BAŞBAKAN’LA GÖRÜŞECEK GEZİ HEYETİ ŞÖYLE:

Ahmet Mümtaz Taylan -TİYATRO  SANATÇISI
Hale Çıracı – MİMAR
Kutluğ Ataman – YÖNETMEN
Nil Eyüpoğlu – ÖĞRENCİ
Rümeysa Kiger – SANAT YÖNETMENİ
Selva Gürdoğan – MİMAR
Zehra Öney – MEDYA UZMANI
Zülfikar Kürüm – ÖĞRENCİ
İpek Akpınar – AKADEMİSYEN
Bülent Peker (Başbakan’a mektup yazan AK parti üyesi)
Betül Tanbay – MATEMATİK PROFESÖRÜ

Taksim Dayanışması’nın ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Başbakan’la gerçekleşecek görüşmelerde, Taksim Dayanışmasını temsil edecek kimsenin davet edilmediğini ve yer almayacağını duyurmak isteriz” dendi.

Açıklamanın tam metni şöyle:

TAKSİM DAYANIŞMASI olarak, Başbakan’la gerçekleşecek görüşmelerde, Taksim Dayanışmasını temsil edecek kimsenin davet edilmediğini ve yer almayacağını duyurmak isteriz. Gezi parkı ve çevresinde yaşam hakkını hiçe sayan polis şiddeti acımasızca sürerken yapılacak toplantılar hiçbir şekilde sonuç vermeyecektir.

Kamuoyunun yakından takip ettiği üzere, Taksim Dayanışması heyeti 5 Haziran tarihinde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la görüşmüş ve taleplerini kendisi aracılığıyla hükümete iletmiştir. Bu görüşmenin ardından iletilmiş taleplere dair hiçbir açıklama yapılmamıştır.

Daha önce de belirttiğimiz taleplerimizi tekrarlıyoruz:

– Gezi Parkı, Park olarak kalmalıdır. Taksim Gezi Parkına Topçu Kışlası adı altında ya da başka herhangi bir yapılaşma olmayacağını, projenin iptal edildiğine dair resmi bir açıklamanın yapılmasını, Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasına ilişkin girişimlerin durdurulmasını,

– Taksim Gezi Parkı’ndaki yıkıma karşı direnişten başlayarak halkın en temel demokratik hak kullanımını engelleyen, şiddetle bastırma emrini veren, bu emri uygulatan ve uygulayan, binlerce, insanın yaralanmasına, iki yurttaşımızın ölmesine neden olan sorumlular, başta İstanbul, Ankara, Hatay Valileri ve Emniyet Müdürleri olmak üzere tüm sorumluların görevden alınmasını, Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılmasının yasaklanmasını,

– Ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama

– 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarımızda, kamusal alanlarımızda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmesini; ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını TALEP EDİYORUZ.

Ülkenin ve dünyanın dört bir yanında sahip çıkılarak meşruluğu tartışılmaz bir hal alan, açtığımız davalar ve uluslararası evrensel hukuk kriterleri açısından da en temel insan hakları ve demokrasi kriterleri açısında hukukiliği tartışılamayacak olan taleplerimizin takibinde ısrarcıyız.

Sadece Gezi Parkı’nda değil, İstanbul’un ve Türkiye’nin birçok yerinde ve dünyada eylemlilikler devam etmektedir. Saat 19.00’dan itibaren herkesi, taleplerine sahip çıkmaya Taksim’e, Gezi Parkına bekliyoruz.

Buradayız ve hiçbir yere gitmiyoruz.

Taksim Dayanışması, 12 Haziran 2013

(Hürriyet, Yeşil Gazete)

NTV önünde protesto: Oğuz ‘AK’sever istifa!

Dün akşam Taksim’de bir araya gelen binlerce kişiye polis biber gazı ve TOMA’lar ile saldırırken, aynı saatlerde canlı yayında Gezi Parkı’na gaz atılmadığını iddia eden Haksever’in istifası isteniyor.

Gezi Parkı direnişinin ilk günlerinde direnişi sansürlediğin için eleştirilerin odağına oturan ve Genel Müdür Cem Aydın’ın özür dilemek zorunda kaldığı NTV ikinci protesto dalgasıyla kuşatıldı.

Gerçekgündem’de yer alan habere göre, NTV binası önünde bir araya gelen direnişçiler, dün akşam yayınlanan programda ayağa kalkıp sesini yükselterek konuğu Fatmagül Berktay’ın sözünü kesen ve polisin Gezi Parkı’na gaz bombası atmadığını iddia eden Oğuz Haksever’in istifasını istiyor.

(Sol)

Ceylan Ertem’den Gezi direnişçilerine, “Bir Başka”

Gezi Parkı Direnişi 16. gününde. Gezi parkı hala direniyor. Hiçbir provakasyona gelmiyor, tahriklere kapılmıyor, sivil-barışçıl direniş inadından da hiçbir şekilde ödün vermiyor.

haberi paylaşmak için tklynz / click for to share

Gezi Parkı için, orada direnenler için her dilde şarkılar/türküler/şiirler yakılmaya da devam ediliyor.

İşte çok sevdiğimiz Ceylan Ertem de Gezi Parkı Direnişçileri için bir şarkı yaktı ve bugün sosyal medya üzerinden yayınladı.

http://www.youtube.com/watch?v=RAp4ECEV54w

Ceylan, facebook hesabı üzerinden bu şarkısını paylaşırken, ” dün gece uyumayıp size şarkı söyledim, elimden gelen bu…Haydi #direngezi !!!!!” mesajını iletmiş

Gezi Parkı direndi, direniyor ve direnecek Ceylan, hiç kuşkun olmasın. Onların direnmesi ile sonunda, direnişin sonunda hepimiz mutlu, umutlu bir ülkeye açacağız her sabah gözlerimizi

#direnedirenekazanacagiz #direngeziparki

Haber: Alper Tolga Akkuş / #anavarrza

(Yeşil Gazete / Türkiye)

Foruma, KuğuluPark’a

Bugün 04.00’te polis baskınıyla çadırları sökülen ve o saatten beri parkta oturma eylemi yapan Kuğulupark İnisiyatifi tüm Ankaralıları saat 18.00’de başlayacak olan “AOÇ ve Tabiat Kanunu Forumu’na” davet etti.

Parktaki herkesin söz alıp, özgürce fikir beyan edeceği forum KuğuluPark’ta, Tunalı Hilmi heykelinin arkasında gerçekleşecek.

Polis ‘şikayet’ üzerine Kuğulu Park’taki çadırları topladı

Gezi Parkı direnişine destek için Kuğulu Park’ta toplanan kalabalığın çadırları polis tarafından toplandı. Gerekçe olarak ise 155’e şikayet gelmesi gösterildi

Ankara’da, Kuğulu Park’taki çadırlı eylemden rahatsız oldukları yönünde şikâyet aldıklarını belirten emniyet güçleri, parkta toplanan gruba dağılın anonsu geçti. Polis parka girerek çadırları ve pankartları toplayıp bir kamyona yükledi. Eylemcilerin parkta bekleyişi sürüyor.

Kuğulu Park’ta erken saatlerden itibaren çadır kuran eylemcilere polis “Yaptığınız eylem kanunlara aykırıdır. Lütfen dağılın” anonsu yaptı.

Bazı vatandaşlardan parktaki eyleme ilişkin şikayet aldıklarını söyleyen polis ekipleri parka girerek çadırları ve pankartları topladı. Toplanan malzemeler bir kamyona yüklenerek alandan uzaklaştırıldı.

CHP Milletvekilleri Aylin Nazlıaka ve İzzet Çetin eylemcilere destek olmak için parka gelirken polisle tartışma yaşadı. Aylin Nazlıaka, “Gerginlik yaratmayın. İnsanlar zaten gergin, her akşam binlerce insan buraya geliyor, ben de geliyorum. Kimsenin buraya gelmesine engel olan bir durum yok. Bırakın gençler kendilerini özgürce ifade etsin” dedi.

Polisin müdahalesinden sonra oturma eylemine geçen eylemciler, “Çadırlarımızı alsanız da battaniyelerle yine burda kalırız” dedi. Ankara Barosu ise eylemcilere gözaltına alındıkları takdirde nasıl davranmaları gerektiği konusunda bilgilendirme amaçlı bir bildiri dağıttı.

Parkın çevresinde güvenlik önlemleri alan çevik kuvvet ekipleri ile parktaki eylemcilerin bekleyişi sürüyor.

 

Yaralı polis direnişçi sedyesinde

AKM önünde bekleyen polislerin üzerine rüzgardan dolayı tahta parçası düştü. Bir polis memuru yaralanırken, ilk müdahale meslektaşları tarafından yapıldı. Daha sonra eylemciler tarafından Gezi Parkı revirinden getirilen sedyeye konulan polis üşümesin diye üstü de örtüldü.

Taksim’de dün akşam göstericilerle polis arasında yaşanan çatışmaların ardından sabah saatlerinde Atatürk Kültür Merkezi ( AKM ) önünde beklemeye geçen Çevik Kuvvet polislerinin üzerine rüzgarın savurması sonucu tahta düştü.
AKM’nin önündeki konteynerdan düşen tahta parçası nedeniyle, bir polis memuru başından yaralandı. İlk müdahale meslektaşları tarafından yapıldıktan sonra Gezi Parkı’ndaki eylemciler park içindeki revirden sedye getirdi. Polisler önce sedyeyi kabul etmezken eylemcilerin ısrarı üzerine yaralı polisi sedyeye aldılar. Havanın soğuk olmasından dolayı polis memurunun üzeri yine eylemciler tarafından getirilen battaniyeyle örtüldü. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralı polisi ambulansa alarak hastaneye kaldırdı. Polisin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

’Savcı baksana kaç kişiyiz saysana’

Gezi Parkı eylemlerine destek vermek için dün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı içinde eylem yapan ve daha sonra gözaltına alınan avukatlara destek için binlerce avukat adliyede toplandı. Önce adliyenin içinde toplanan avukatlar, bir süre burada slogan attı. ‘Her yer Taksim her yer direniş’ sloganları atan avukatlar daha sonra adliyenin karşısındaki meydana geçti. Avukatlar ‘Savcı istifa’,’Savcı baksana kaç kişiyiz saysana’ ve ‘Avukatlar yerlerde sürüklenemez’ şeklinde sloganlar attı. Avukatların eylemi devam ederken, çevik kuvvet polisi ise adliyenin başka bir köşesinde hazır bekletildi.

Tayyip Erdoğan’ın çevreciliği ve Türkiye’de çevresel direniş / Ali K. Saysel

0

Tayyip Erdoğan Taksim direnişine ülke turuyla, meydanlardan reaksiyoner islamcı bir tabana seslenerek yanıt veriyor. Direnişle ilişkilendirilebilecek tüm kesimlere göz dağı verdiği bu konuşmaların bir teması da “çevrecilik”. Çünkü, olup biteni anlamak hususunda çaba göstermeyenler  için “herşey o üç beş ağacı keserek başladı”. Tayyip Erdoğan ve çevre bakanı Veysel Eroğlu’nun kendilerini çeşitli vesilelerle çevreci addettiklerini zaten biliyorduk. Veysel Eroğlu çevre bakanı bir akademisyen, Tayyip Erdoğan ise doğu Karadeniz’de HES’lere karşı direnişe cevaben yaptığı bir konuşmadaki ifadesiyle “çevrecinin daniskası”.

Gezi Parkı'nın ağaçları birkaç ay önce işaretlendiğinde Taksim Dayanışması park içinde bir basın açıklaması gerçekleştirmişti

yazıyı paylaşmak için tklynz / click for to share

Erdoğan’ın kendi çevreciliğini temellendirirken başvurduğu temel argüman, İstanbul belediye başkanlığı ve hükümeti döneminde dikilen ağaçların sayısı. Başbakan’ın konuşmaları ilerledikçe dikilen ağaç sayısı ve niteliği de bir netliğe kavuşmaya başladı: İki milyar fidan ve sekiz yüz milyon genç ağaç. Şimdi bahsi geçen çevresel başarı siciline, hava kirliliği kontrolü, kanalizasyon işleri, deniz deşarj kontrolündeki bazı yatırımlar da ekleniyor.

Erdoğan direniş içerisindeki çevrecilere seslenerek kendisiyle beraber olmaya da çağırıyor. Bunun iyi çocuklarla kötüleri, halisane duygularla hareket edip bir komploya alet olanlarla bizzat o komplonun peşinde olanları ayırmak gibi kasıtlı fakat sanal bir kurgu barındırdığını görmek zor değil. “Çevrecilik” ve “çevreciler”, giderek reaksiyoner bir kesime hitap eden konuşmaların önemli temalarından birisi olmayı sürdürücek. O halde bahsi geçen “çevreciliği” ve “çevrecileri” tanımakta yarar var.

Birileri çevreciliğin has pratiği olarak ağaçlandırmaya dikkat çektiğinde ona şüpheyle yaklaşmak gerekir. İnsanlar doğayı pekçok nedenle korumak isterler. Doğanın varlıklarını kullanıyor, ondan rızk sağlıyor olabilirler; o varlıkları hiç kullanmasalar, gidip görmeseler bile sırf güzel olduğu için, varlığı manevi huzur verdiği için korumak isteyebilirler; veya o varlıklardan bugün nasıl yararlanacaklarını bilmeseler bile gelecekte daha makul bir şekilde yararlanma hakkını gelecek kuşaklara tanımak için korumak isteyebilirler. Ağaçlandırma çevreciliği, çevre korumanın yalnızca birinci boyutunu dikkate alır. Gözümle gördüğüm, tomruğundan kereste ürettiğim, erozyonla mücadele için diktiğim, altında uyuduğum ağaç ağaçtır; görmediğim yeşil vadiler, asırlık ormanlar, biyolojik çeşitlilik, akan sular vs. bunların ne bugün için manevi bir önemi ne de gelecek kuşaklar için muhtemel bir kullanım değeri vardır.

Ağaçlandırma çevreciliği üzerine ikinci bir husus da, agro-ormancılık gibi endüstriyel biçimler alan ağaç dikme faaliyetlerinin endemik, yerleşik bir orman sisteminin yerine getirdiği eko-sistem işlevlerini sağlayamamasıdır. Örneğin, ormanların doğanın akciğeri olduğu söylenir. Çünkü olgun ve zengin ormanlar bol miktarda karbon dioksit tutup karşılığında oksijen üretirler. Agro-ormancılık gibi endüstriyel biçimler alan ağaçlandırma çalışmalarının karbon bütçesi çoğu zaman negatiftir. Yani, o ağaçların doğadan özümsediği karbon dioksitten daha fazlası o ağaçların üretimi ve bakımı esnasında doğaya salınır. Tüm bunlar özellikle iklim değişimiyle mücadele gibi bir derdiniz varsa önemlidir. Ayrıca, endemik, yerleşik ormanlar çoğu zaman önemli birer biyolojik rezervken, endüstriyel ormanlar çeşitlilik içermeyen monokültürler halinde şekillenir. Diğer bir ifadeyle, orman ağaçların toplamından fazladır, ormanlar ağaçlandırmayla telafi edilemez.

Erdoğan’ın çevrecileri yanına çağırırken ağaç sever, ağaçlandırma çalışmalarını taktir eden kurgusal bir gruba seslendiği anlaşılıyor. Oysa modern dünyada çevreciliğin ve çevre hareketlerinin boyutları bu indirgemeci, ehlileştirilmiş tasarımı aşalı on yıllar oldu. Taksim direnişi çevreci öncüllere sahip bir direniş olarak başladı ve öyle devam ediyor. Bugün yeryüzünde sadece çevre hareketleri değil, sınıfsal, etnik, dinsel, cinsel ayrımcılığa karşı mücadele yürüten hareketlerin pekçoğu aynı zamanda çevreci öncüllere sahip çıkıyor.

Kentlerde mutenalaştırma çalışmaları nedeniyle yerlerinden edilenlerin, endüstriyel kirliliğe esir düşmüş getto sakinlerinin, insan sağlığını tehdit eder koşullarda çalışanların çevresel adalet hareketleri; doğa ve yaşam alanları sözüm ona kalkınma projeleriyle tehdit edilenlerin kırsaldaki mücadeleleri; çiftçilerin topraklarını, su ve gen kaynaklarını savunmak üzere yürüttüğü köylü mücadeleleri; doğayla uyumlu bir yaşam üzerine inşa edilmeye çalışılan yerel-bölgesel öz-yönetim pratikleri. Bu hareketlerin tümü birden, çevreci öncüllerle hareket ediyorlar.

Çevreci öncüllerin çok çeşitli muhalif hareketlere sirayet etmesinin anlaşılır bir nedeni var: Şimdi, bundan on yıl öncesinden farklı olarak, tahripkâr ekonomik büyümenin doğanın sınırlarını zorladığı, doğal varlıkları tüketip bitirdiği ve onarılmaz şekilde kirlettiği bir çağda yaşıyoruz. Son kalan ormanlar, dereler, göller, kıyılar, parklar, mahalleler… Bunlar artık göz bebeğimiz.

Bu gelişmelerin Türkiye üzerindeki yansımalarına baktığımızda karşımıza Erdoğan’ın kafasındaki çevrecilik değil, bir çevresel direniş atlası çıkıyor:

https://dl.dropboxusercontent.com/u/17970711/cevresel%20direnis%20atlasi.pdf

Henüz tüm hazırlıkları tamamlanmamış olan bu haritayı okuduğumuzda, orman, mera, tarım alanı ve akarsu vadisi gibi değerli ekosistemler içerisinde yürütülen sözde kalkınma projelerinin yarattığı tahribatı ve yol açtığı çevresel direnişin boyutlarını görebiliyoruz. Kuşkusuz, haritaya (henüz eksik) yansıyan bu gelişmeler, doğal varlıkların özelleştirilerek yapılaşmaya ve işlenmeye açılmasına bağımlı Türkiye ekonomisiyle yakından alakalı. Son on yıl içerisinde orman, mera, madencilik, yenilenebilir enerji, petrol arama, ÇED (çevresel etki değerlendirmesi) vb. kanunlarda yapılan değişiklikler doğal varlıkların talan edilmesine dayanan bu ekonomiye yasal dayanak sağlıyor.

 

Ali K. Saysel / 10 Haziran 2012

‘Polis aşırı güç kullanmaya son vermeli’

Uluslararası Af Örgütü bugün iki açıklama yaparak Türkiye’de Taksim Gezi Parkı’yla ilgili gösterilerde polisin aşırı güç kullanmasını eleştirdi ve sorumluların cezalandırılmasını istedi. Örgüt, Türk hükümeti yetkililerine protestocularla diyaloğa girmesi çağrısında bulundu.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu bugün basına yaptığı açıklamada, Atatürk heykeli ve Atatürk Kültür Merkezi’ndeki posterleri indireceklerini ve polisin göstericilere müdahale etmeyeceğini söylemişti. Ancak daha sonra polis göstericilere müdahale etti.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner, polisin barışçı göstericilere müdahale etmesini eleştirdi ve Başbakan’ın bugünkü  “Ben değişmem” açıklamasını da çok olumsuz gördüklerini, Erdoğan’ın tutum değiştirmesi gerektiğini söyledi.

Olayları İstanbul’da izleyen Andrew Gardner, iki haftadır süren gösterilerde polis müdahalesi sırasında çok sayıda kişinin yaraladığını ve tutuklandığını ya da gözaltına alındığını belirterek polisin aşırı güce başvurmaktan vazgeçmesini istedi.