Ana Sayfa Blog Sayfa 4267

Fatih Akın, Abdullah Gül’e seslendi, “Bu vahşeti durdurun!”

Almanya’da yaşayan dünyaca ünlü yönetmen Fatih Akın, Türkiye’de 21 gündür devam eden polis şiddetine karşı harekete geçmesi için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e açık mektup yazdı.

Almanca ve Türkçe olarak yayınlanan mektupta Akın, Abdullah Gül’e, “Cok degil, on yil once, temel hak ve ozgurlukleriniz icin mucadele eden siz ve sizin partiniz… Bu halki en iyi sizin anlamaniz gerekmez mi?” diye seslendi.

Fatih Akın’ın, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na hitaben yazdığı açık mektubu her iki dilde de yayınlıyoruz

Sayın Cumhurbaskanım,

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül

Belki duymamışsınızdır diye düşünerek yazıyorum.

Dün akşam saatlerinde yeniden başlayan polis şiddeti sonucunda yüzlerce insan yaralanmıştır.

14 yaşında bir çocuk, polisin attigi biber gazi mermisiyle beyin kanamasi gecirdi. Ameliyatin ardindan simdi uyutuluyor. Hayati tehlikesi yuksek.

Yaralilara yardim etmek isteyen gonullu doktorlar, terorist diye gozaltina alınıyor. Revirlere gaz bombalarıyla saldırılıyor.

Gozaltina alinanlarin haklarini savunmak isteyen avukatlar gozaltina alınıyor.

Polis, kapali alanlarda gaz bombası kullaniyor. Bu yetmezmis gibi, insanlarin kendilerini korumak için taktigi basit gaz maskelerini cikarttiriyor. Sularina el koyuyor.

Tehdit ve gozdagiyla susturulan medya, belgesel yayinlamaya devam ediyor.

Gercekleri gostermeye calisanlar agir para cezalari ve baskilarla susturulmaya calisiliyor.

Milletvekilleri de polis siddetinden payina duseni aliyor.

Gosterilerde polis kursunuyla oldurulen Ethem’in cenaze torenine bile izin verilmiyor.

Bir bakan cikip, Taksim Meydanında olan herkesi terorist ilan edebiliyor.

Polis hicbir ayirim gozetmeden halka tonlarca biber gazi, gazli su, plastik mermiyle mudahale etmeye devam ediyor.

Ve siz, susuyorsunuz..

Cok degil, on yil once, temel hak ve ozgurlukleriniz icin mucadele eden siz ve sizin partiniz… Bu halki en iyi sizin anlamaniz gerekmez mi?

Iktidar gomlegini giyen digerleri gibi vicdanınızı soyunup bir tarafa biraktiginizi dusunmek istemiyorum.

Vicdani olanlara sesleniyorum; bu vahseti durdurun!

Fatih Akin”

* * *

„Sehr geehrter Herr Gül,

ich schreibe Ihnen, um Sie über die Ereignisse vom Samstagabend zu informieren, da die türkischen Medien kaum bis gar nicht darüber berichtet haben.

Samstagabend wurden in Istanbul erneut hunderte von Zivilisten durch Polizeigewalt verletzt. Ein 14jähriger Jugendlicher wurde von einer Tränengaspatrone am Kopf getroffen und hat Gehirnblutungen erlitten. Er ist nach einer Operation in ein künstliches Koma versetzt worden und schwebt in Lebensgefahr.

Freiwillige Ärzte, die verletzten Demonstranten helfen wollten, wurden wegen Terrorverdacht festgenommen. Provisorische Lazarette wurden mit Tränengas beschossen.

Anwälte, die gerufen wurden, festgenommene Demonstranten zu verteidigen, wurden ebenfalls festgenommen.

Die Polizei feuerte Tränengaspatronen in geschlossene Räume, in denen sich Kinder aufgehalten haben.

Die bedrohten und eingeschüchterten türkischen Nachrichtensender zeigten währenddessen belanglose Dokumentarfilme. Diejenigen, die versuchen über die Ereignisse zu berichten, werden mit hohen Geldstrafen und anderen Mitteln versucht, zum Schweigen zu bringen.

Eine Trauerfeier für Ethem Sarisülük, der bei den Demonstrationen ums Leben gekommen ist, wurde verboten!

Stattdessen darf ein Staatssekretär hervortreten und alle Demonstranten, die am Taksim Platz erschienen sind, als Terroristen bezeichnen.

Und Sie, verehrter Staatspräsident, Sie schweigen!

Vor zehn Jahren sind Sie und Ihre Partei mit dem Versprechen angetreten, sich für die Grund- und Bürgerrechte eines jeden in der Türkei einzusetzen.

Ich möchte nicht glauben, dass Sie sich um der Macht wegen von Ihrem Gewissen verabschiedet haben. Ich appelliere an Ihr Gewissen: Stoppen Sie diesen Irrsinn!

Fatih Akin”

(Yeşil Gazete / Türkiye)

 

 

TGS: Sansüre direnin

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) yaptığı açıklamada önceki akşam Gezi Parkı’ndaki çadırlarda oturan ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu sivil yurttaşlara yönelik polis saldırısı kınadı.

Açıklamada, Başbakan’ın tarih önünde sorumlu olduğu belirtilerek, “Başbakanı, tüm uluslararası camiaya ve insanlığa şikayet ediyoruz. Gerçekleri sansürleyen, yönlendirici ve yanıltıcı yayınlarıyla siyasi iktidarın faşizan politikalarını gizleyen medya kuruluşlarını, bu insanlık suçuna daha fazla ortak olmamaya davet ediyoruz. Siyasi iktidarın propaganda aracı haline dönüştürülen medya kuruluşları, meslek örgütlerince yıllardır sürdürülen ‘basın özgürlüğü mücadelesine’ destek vermiş olsalardı ve halkın kendisini ifade edebilmesine aracılık edebilmiş olsalardı, belki de bugünkü sosyal patlamalar yaşanmayacaktı. Medya kuruluşlarını, meslek ilkelerine uygun, sorumlu ve nitelikli yayıncılık yapmaya çağırıyoruz.” denildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Halkın gerçekleri öğrenme hakkına saygı gösteren gazetecileri işten çıkaran, basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskı ve tehditleri görmezden gelen, mesleki faaliyetlerinden dolayı hapiste olan yüzlerce gazetecinin ve basın emekçisinin ‘terörist’ olarak suçlanmasına sesini çıkaramayan, basın özgürlüğü mücadelesini sansürleyen medya patronlarına karşı tüm basın emekçilerini direnmeye çağırıyoruz. Basın özgürlüğü mücadelesi için bedel ödeyen meslektaşlarımıza, ülkemizde uygulanan totaliter politikalarla yaratılan korku imparatorluğunu yıkan halkımıza karşı olan sorumluluğumuz gerçeklere kayıtsız kalmamamızı ve sesimizi daha çok yükseltmemizi gerektiriyor.”

Polis: Elimde buhar bombası var, cümbüşe saklıyorum

Polis ağzından kaçırdı: Elimde bir tane kaldı, yarına (Sarısülük’ün cenazesi) saklıyorum.
Taksim’deki vahşi saldırıda yurttaşların derisini kabartan ve kızartan kimyasalın“buhar bombası” olduğu anlaşıldı. Bomba Ankara Emniyeti’nin de elinde var. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Boşalttınız boşalttınız, boşaltmazsanız boşaltmasını biliriz” talimatından kısa süre sonra Taksim’de başlayan vahşi saldırı sırasında yurttaşlar ve doktorlar derilerinin kızardığını ve kabardığını bildirdi. İstanbul Tabip Odası yetkilileri, TOMA’larda kullanılan suyun içine kimyasallar katıldığını açıkladı. Ancak saldırıda kullanılanın ne olduğu, Ankara’da önceki gece Kennedy Caddesi’nde binlerce kişiye müdahale hazırlığında olan bir polisin açıklamalarıyla ortaya çıktı.

 

‘Yarına saklıyorum’

Kennedy Caddesi’ndeki bir çevik kuvvet personeli uyarı yapılmasına karşın dağılmayan grup ile ilgili olarak basın mensuplarıyla sohbet ederken, “Aslında elimde 1 kutu buhar bombası var. Deri kabarıyor, kaşınıyor, kıpkırmızı oluyor” ifadelerini kullandı.

Aynı polis, sözünün devamında “Ama yarın nasıl olsa cümbüş var. Oraya saklıyorum” sözleriyle Güvenpark’ta polis tarafından başından vurularak öldürülen Ethem Sarısülük’ün cenazesi için Kızılay’da dün düzenlenen mitinge işaret etti.

Edinilen bilgiye göre; Emniyet’in 2012’de aldığı buhar bombaları, yere düşmeden havada patlıyor, 2-3 saniyede duman yerine toz ile yayıyor ve bu nedenle gözle görülmüyor. Kullanılmasının amacı ise göstericilerin gaz bombalarını alıp polise yeniden atması. Buhar bombası gözle görünmediği için polis korunmuş oluyor.

CHP il binasına saldırı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı’na üzerlerinde Kasımpaşa forması olan bir grup tarafından saldırı gerçekleştirildi. İl Binası’nın giriş kapısının camlarının kırıldığı olayda saldırganlar kaçarak izlerini kaybettirdi.

Şişhane’deki CHP İstanbulİl Başkanlığı’na akşamsaat 20,30 sıralarında bazılarının üzerindeKasımpaşa forması olan yaklaşık 20 kişilik grupgelerek içeri girmek istedi.İl Binası öünde bekleyenve Tayyip Erdoğan lehine slogan atarak bir grubun geldiğini gören partililer, bina giriş kapısını kapatarak arkadan sandalye ve masa ile barikat kurdu. İçeri girmek isteyen saldırganlar kapının arkadan barikatlarla kapatıldığını görerek, camlara doğru taş atmaya başladı. Binanın camlarını kırdıktan sonra Şişhane üzerinden Kasımpaşa yönüne kaçan göstericiler izlerini kaybettirdi. Olayın duyulması üzerine CHP İl Başkanlığı’na çok sayıda milletvekili ve partili gelerek durum hakkında bilgi aldı. Saldırı sırasında milletvekilleri Melda Onur ve Binnaz Toprak’ında binada olduğu öğrenildi. CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı da yaptığı açıklamada “Yaklaşık 20 kişilk bir grup partimize gelerek saldırıda bulunmuştur. Tayyip Erdoğan lehine slogan atarak camları kıran saldırganlar kaçmıştır. Bir ülkeyi bu kadar kutuplaştırırsanız olacağı bu. Nefret söyleni ve ötekileştirmenin sonucunda yaşanan bir saldırı ve süpriz olmadı. Başbakan bu nefret söyeleminden bir an önce vazgeçmeli ve bu saldırıları durdurmalı”dedi. Yurttaşlara sağduyu çağrısı yapan Salıcı,“Eminiyet güçleri arayarak bilgi aldı.Bizi korumak için polis görevlendireceklerini söylediler. Biz kendi kandimiz koruyabilecek durumdayız. Kimsenin bizi korumasına gerek yok. Yurttaşlarımız sağ duyulu davransınlar” diye konuştu.

İMC TV, “Editörümüz Gökhan Biçici serbest bırakılsın”

İMC TV, Emek Dünyası programının yapımcısı Gökhan Biçici 16 Haziran Pazar günü Şişli’de Gezi Parkı Direnişine destek veren gruplara polis saldırısını haberleştirmek üzere görevi başında iken darp edilerek  gözaltına alındı.

Biçici’nin gözaltına alınması sırasında çekilen görüntüler de sosyal medya üzerinden yayınlandı. Görüntülerde Biçici’yi darp ederek gözaltına alan polis memurlarının kasklarında sicil numalarının bulunmadığı görülüyor.

İMC TV, editörlerinin bir an önce serbest bırakılması çağrısı ile bir basın açıklaması yayınladı.

Basın açıklaması metni şu şekilde;

Basına duyuru

Editörümüz Gökhan Biçici, 16 Haziran Pazar günü saat 18:00 sularında, Şişli’deki gösterileri görüntülemek ve haber yapmak amacıyla bulunduğu sokakta çevik kuvvet polislerince yakalanarak darp edilmiş, dakikalarca yerlerde sürüklenerek dövülmüştür.

Kaşı yarılmış, gaz maskesi kırılmış, ipad’ine el konmuş ve kendisine gözaltına alındığını söyleyen polisler tarafından dört saat süreyle, yaralı ve elleri kelepçeli halde, nereye götürüleceği bildirilmeden ve hiçbir işlem yapılmadan bekletilmiştir.

Arkadaşımız saat 23:30 itibariyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüleceği söylenerek Taksim AKM’nin önünde polis aracında bekletilmektedir.

Gökhan Biçici’nin maruz kaldığı muameleyi şiddetle kınıyor ve derhal serbest bırakılmasını, görüntüleri sosyal medyaya da yansımış olan sorumluların derhal ortaya çıkarılması ve cezalandırılmasını istiyoruz.

İMC TELEVİZYONU

(Yeşil Gazete / Türkiye)

 

La Via Campesina’dan Gezi direnişçilerine destek mesajı

Dünyaca ünlü küresel köylü örgütü La Via Campesina bu sene 6-13 Haziran tarihleri arasında Cakarta’da düzenlenen konferans ile 20.yılını kutlarken Gezi Parkı direnişini unutmadı.

93 yılında Belçika kurulan La Via Campesina bugün dört kıtada- Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika- 70 ülkede 150 yerel ve ulusal örgütü içine alan ve 200 milyon çiftçiyi temsil eden çok kültürlü, çoğulcu ve bağımsız bir örgüttür.

Parklarının park olarak kalmasını isteyen, karar alma mekanizmalarında katılım hakları göz ardı edilen, hükümetin kutuplaştırıcı politikalarına karşı çıkan ve demokratik haklarını talep eden şehirde ve kırsalda direnen Türkiye halkının yanında olduklarını açıkladıkları 15 Haziran tarihli destek metninin tam hali şöyle:

Şehirde ve kırsaldaki Türkiye halkı ile dayanışma mesajı

Biz, dünyanın her yerinden gelen köylüler, 6-13 Haziran 2013 tarihleri arasında küresel köylü hareketi La Via Campesina’nın 20. yılını kutlamak için Cakarta’da biraraya geldik. Biz hareketimizin yıldönümünü kutlarken, aynı günlerde Türkiye halkının İstanbul’daki merkezi parklardan biri olan Gezi Parkı’nın yok olmasına karşı direndiğini biliyoruz. Halkın sesine yanında durarak, bu direnişin ekosistemi yok eden, ortak varlıkları ve yaşam alanlarını özelleştiren ve insanların karar alma mekanizmalarına katılım haklarını gözardı eden neoliberal politikalara karşı çıkmak için varolan demokratik haklarını savunmak için olduğunu tanıyoruz.

La Via Campesina üyeleri olarak biz, Gezi Parkı’nda başlayan protestoların hükümetin baskıcı yönetimine karşı tepkilerini göstermek için demokratik haklarını kullanan Türkiye halkının direnişinin bütün ülkeye yayıldığını biliyoruz. Buradan, La Via Campesina’nın, mutenalaştırma projelerine, ortak varlıkların özelleştirilmesine, toprak gasbına, suyun metalaştırılmasına ve bunun gibi birçok uygulamaya yol açan neoliberal dönüşüme karşı şehirde ve kırsalda direnen Türkiye halkının yanındayız.

Biz, halkın Gezi Parkı’nın korunması ve şehirdeki ve kırsaldaki tüm alanlardaki neoliberal dönüşüm projelerinin iptal edilmesi taleplerine katılıyoruz. Halka uygulanan aşırı polis şiddetini kınıyoruz. Türkiye’deki yoldaşlarımızın yaşanan ölümler ve binlerce insanın yaralanmasından sorumlu olan, temel demokratik hakların şiddet kullanılarak ihlal edilmesi yönünde emir veren ve bu emirleri uygulayanların görevlerinden alınması ve yargılanmaları yönündeki taleplerine katılıyoruz. Biz, tüm dünyadan gelen köylüler olarak, Türkiye halkı ile dayanışma içindeyiz ve meydanlarda ve kamusal alanlardaki gösteri yapma hakkını engelleyen tüm yasakların ve fiili engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Ayrıca, tüm ifade özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.

Metnin İngilizce aslına buradan ulaşmak mümkün

Haber: Gizem Hasırcıoğlu

(Yeşil Gazete / Türkiye)

 

[Özel Haber] Zeytinburnu’nda tehlikeli gerginlik

Gezi Parkı Direnişi 20. gününde.Recep Tayyip Erdoğan’ın Kazlıçeşme mitinginin sona ermesinden sonra miting alanından ayrılanlar ile saat 21:05’de Gezi Parkı Direnişi’ni destekleyen  ve balkonlarından tencere tava çalan kişilerin Zeytinburnu’ndan karşılaşmaları kısa süreli bir gerginlik yaşanmasına yol açtı.

Zeytinburnu Vargeller mahallesinde yaşanan olay şu şekilde cereyan etti.

Kazlıçeşme Mitingi’nden dönen Tayyip Erdoğan yanlıları ile Gezi Parkı Direnişinin ilk günlerinden beri Türkiye çapında direnişe destek verenlerin 21:05’te başlattıkları tencere tava çalmalı protestoyu sürdüren vatandaşlar karşı karşıya geldi.

İki tarafında sağduyusu sonucu slogan atma ve bayrak sallama dışında bir gerginliğin meydana gelmediği olayda mitingden dönen AKP’liler, tencere tava çalanlara karşı Türkiye ve AKP bayrakları sallayarak “Kıskananlar çatlasın”, “Recep Tayyip Erdoağan” ve “Ya Allah, Bismillah, Allahuekber” şeklinde slogan attılar.

Sıkışan trafiğin açılması sonucu AKP’lilerin bölgeden ayrılması ile gerginlik herhangi bir çatışmayla sonuçlanmadan sona erdi.

Haber ve Fotoğraflar: Alper Tolga Akkuş / #anavarrza

(Yeşil Gazete / Türkiye)

Sanatçılardan Türkiye çağrısı

Fatih Akın, Sibel Kekilli ve Dani Levy gibi sanatçılar, Başbakan Merkel’e yazdıkları mektupta Türkiye’deki şiddetin sona ermesi için girişimde bulunma çağrısı yaptı ve “Seyirci kalmayın” dedi.

Sanatçılar, Almanya Başbakanı Angela Merkel’e yönelik açık mektupta, Türkiye’de şiddetin sona ermesi için devreye girmesi çağrısında bulunarak “Lütfen seyirci kalmayın” dedi.

Aralarında sinemacı, oyuncu ve yazarların bulunduğu sanatçılar, Merkel’i diğer Avrupa ülkelerinin liderleriyle birlikte Türk hükümetinin halka karşı şiddeti sona erdirmesini sağlamaya çağırdı.

Mektuba imza atan isimler arasında sinema ve tiyatro yönetmenleri Fatih Akın, Dani Levy, René Pollesch, Sebastian Nübling ve Lukas Langhoff’ın yanı sıra oyuncu Sibel Kekilli, Jan Josef Liefers, Anna Loos ve çok sayıda yazar bulunuyor.

 

TOMA’dan sıkılan suda ne vardı?

Polisin Gezi Parkı’na müdahalesi sırasında sıkılan tazyikli suya maruz kalan vatandaşların fotoğraflarında vücutlarında kabarcıklar olduğu görüldü.

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu, “TOMA’lardan sıkılan suyun farklı bir su olduğu açıktır. Hekimler olarak endişeliyiz” dedi. TOMA’lardan sıkılan suyun içinde “Oleoresincapsicum” denilen bir tür biber gazı olduğu iddia edildi. İstanbul Valisi Avni Mutlu ise açıklamasında TOMA’dan sıkılan suyun içinde kimyasal madde olmadığını sadece ilaçlı su olduğunu söyledi.

Gezi Parkı’na müdahalede bulunan polis yine yoğun olarak biber gazı, gaz bombası ve TOMA’lardan tazyikli su sıkarak Gezi Parkı için direnenleri uzaklaştırmaya çalıştı. Bu sırada sosyal medyada dolaşan ve tazyikli suya maruz kalan vatandaşların fotoğraflarında vücutlarında kabarcıklar olduğu görüldü.

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu dün gece görülen vakalarla ilgili şunları söyledi:

“Alerjik reaksiyon olduğu açık, daha öncekilerden farklı olarak suyun temas ettiği yüzeylerde alerjik reaksiyon oluşuyor. Dün akşam onlarca kişi tespit ettiğimiz suya maruz kaldıklarında en az 2 saat süren bir alerjik reaksiyona maruz kaldılar yanık hissi veren ve elbiseleri çıkarmadıkları sürece süren bir etkisi var. İki saat sonra sonlanıyor. Bunu şu anda bizim tespit etmemiz mümkün değil. Bunu yetkililerin açıklaması gerekiyor. İçinde ne kullanıldığı, yasal mıdır, uluslararası normlara uygun mudur. Sıkılan gazın türü ile ilgili de bir bilgimiz yok çok ciddi riskler taşıyor artık onbinlerce gaz fişeği kullanıldı ve buna maruz kalanlarda nasıl etki yaptığı tıbben denenmemiştir. Bu miktarda, bu kadar bol, bu kadar sınırsızca biber gaz reva mıdır. Bu kadar yoğun kullanılması ve 20 gün boyunca buna aralıksız maruz kalınması insanlar üzerinde nasıl etki yapar bilmiyoruz. Bu konuda endişeliyiz hekimler olarak.

Herkes ücretsiz solunum testi yapılıyor

Türk Toraks Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Hikmet Fırat da, dernek olarak ücretsiz solunum testi yaptıklarını ve gaza maruz kalan herkesin solunum testi için başvurması gerektiğini belirtti.

Doç. Dr. Fırat, biber gazının uzun dönem kullanımında hiçbir sağlık sorunu olmayan insanlarda dahi solunum yetmezliğine ve ölüme neden olabileceğine dikkat çekti. Ayrıca biber gazı fişeğinin yakından ateşlenmesinin çok tehlikeli olduğunu açıklayan Fırat, ciddi yanıklar ve alerjik reaksiyon ortaya çıkardığını açıkladı.

Mutlu: Kimyasal yok

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu yaptığı açıklamada, “TOMA’larda bazı araçlarda rengi koyu olan su da püskürtülüyor. Bu da ilaçlı bir sudur. Ancak hiç bir şekilde kimyasal nitelikli bir su değildir. Bugüne kadar da kullanılmıştır. Bunun kimyasal kullanıldı diye çarpıtılması tamamen acite etmeye yönelik davranışlardır. Bu tür suların önüne, göstericiler bile bana da su at diye rahatlıkla geliyor. Biz bunu sıkmak istemiyoruz, ama göstericiler de iyi biliyorlar ki bu suyun kimyasalla bir ilgisi yoktur” dedi.

Ankara’da Ethem Sarısülük anmasında 35 gözaltı

Ethem Sarısülük için yapılacak anma törenine izin verilmemesi üzerine yapılan gösterilere müdahale eden polis, 35 kişiyi gözaltına aldı.

Ankara’da hayatını kaybeden Ethem Sarısülük için yapılacak anma törenine izin verilmemesi üzerine  düzenlenen gösterilere müdahale eden polis, 35 kişiyi gözaltına aldı.

Taksim Gezi Parkı olayları ve Ankara’da hayatını kaybeden Ethem Sarısülük için yapılacak anma törenine izin verilmemesi üzerine Kızılay’da düzenlenen gösterilere müdahale eden polis, 35 kişiyi gözaltına aldı.

Sarısülük için Kızılay Meydanı’nda düzenlenmesi planlanan anma töreni için gelenler, Sarısülük’ün yaralandığı yere karanfil bıraktı. Göstericilerin yolu trafiğe kapatması üzerine polis, bunun yasal olmadığını belirterek kalabalığın dağılmasını istedi. Anonslarla yapılan uyarılara rağmen dağılmayan kalabalığa güvenlik güçleri gaz bombası ve tazyikli su ile müdahalede bulundu.

Müdahalenin ardından Ziya Gökalp Caddesi, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı ve Sıhhiye yönüne doğru çekilen kalabalık, ara sokaklarda barikat kurarak polise taş attı. Polis ara sokaklarda da göstericilere gaz bombası ve tazyikli su ile müdahaleyi sürdürdü.

Şu ana kadar 35 kişinin gözaltına alınarak ifade işlemleri için Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.