Ana Sayfa Blog Sayfa 4235

Kayseri’de organik pazar kuruluyor

Organik pazarlar ağıyla insanların GDO’suz, ilaçsız ve doğrudan küçük üreticilerden aracısız mahsül alabilmelerini hedef edinen Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği ve Kayseri Kocasinan Belediyesi’nin girişimiyle Kayseri’de de bir organik Pazar kuruluyor. 21 Temmuz 2013 Pazar günü saat 13.00’de Erciyesevler Semt Pazarı’nda açılacak Organik Pazar %100 ekolojik ürünler sunmayı hedefliyor.

27 Mayıs tarihli Kayseri Kent Haber’in haberine göre Organik tarımın manasının hala bilinmediğini vurgulayan İl Müdürü Özkan Kayacan, “10 ilçede bin 370 dekarda üretim var. Üretim olunca satış da olmalı. Kocasinan Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum. Çünkü organik pazar kurma kolay bir iş değildir. Köylerimizde ilaç, gübre kullanmadan üretim yapan işletmelerimiz var. Onları da bu kapsamda değerlendireceğiz. 60-70 çiftçiyle tek tek ilgileniyoruz. Bunların her birinin sertifikasyon işlemleri yapılıyor.” dedi.

 

 

Organik ürün pazarı kurulması için Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği ve Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüyle protokol imza töreninde konuşan Başkan Bekir Yıldız, doğal organik ürünlerin vatandaşlara sunulabilmesi amacıyla üretici ve tüketiciyi buluşturan organik ürün pazarı için yoğun istek olduğunu belirtti.

Organik pazarda satışa sunulan ürünleri denetleme işini İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Kocasinan Belediye Başkanlığı ve Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği’i gerçekleştiriken, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği danışmanlık hizmetlerini gerçekleştirecektir. Ayrıca Kocasinan Belediyesi tarafından ürün sertifikalarının birer kopyası sizler için pazarda hazır bulundurulacaktır.

Organik Pazarlarda Dikkat Edilmesi Gerekenler;

Doğal, naturel, hormonsuz, hakiki ve saf gibi ifadelerin yasal dayanağı herhangi bir garantisi ve belgesi yoktur.

Organik sertifikalı ürünler, halka söylemden öte bir denetim sistemi ve belgeleme kapsamında güvence sunar.

Organik ürünleri satın alırken mutlaka ürün sertifikası ve ürün üzerindeki organik tarım logosu görülmelidir

Daha detaylı bilgi için http://www.kocasinan.bel.tr/index.php/haberler/item/716-kocasinan-organik-pazar-kuruyor adresini ziyaret edebilirsiniz.

 

(Yeşil Gazete)

CHP’den ‘gösteri yürüyüşlerine engel olma’ya ceza için yasa değişikliği

CHP’li Emine Ülker Tarhan TCK’nın 114. maddesinin değiştirilmesini öngören teklifi TBMM Başkanlığına sundu.

CHP ifade, toplantı ve gösteri yürüyüş hakkını engelleyenlerin 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. CHP’li Emine Ülker Tarhan, TCK’da değişiklik öngören teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. Tarhan’ın teklifi TCK’nın 114. maddesinin değiştirilmesini hükme bağlıyor. Teklif, “ifade, toplantı ve gösteri yürüyüş hakkı, haberleşme hakkı, basın özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünün kullanılmasına aykırı bir davranışla engel olan” kişilerin 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını hükme bağlıyor.

Yasa değişikliğinin Gezi Parkı göstericilerine sopa ve palalarla saldırılmasına karşılık olarak yürürlüğe konması isteniyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran da palanın kamuya açık yerlerde kullanılmaması hazırladığı kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu.

 

CNN International: Türkiye yayınımızın arkasındayız

CNN International, sosyal medyadaki özür dileme iddialarını yalanladı

CNN International’ın Kıdemli Başkan Yardımcısı Khosravi ile Bülent Arınç görüşmesinde, CNN International’ın Gezi Parkı eylemlerindeki yayınları için özür dilediği iddia edilmişti.
Ankara’daki görüşmeden gelen bilgiler, CNN International’ın  AKP’nin Kazlıçeşme mitinginden bir kareyi “Türkiye’de hükümet karşıtı protestolar” alt yazısı ile internet sitesine koyduğu için özür dilediği yönündeydi.
Bu iddiaların sosyal medyada hızla yayılması nedeniyle resmi Twitter hesabından açıklama yapan CNN International, iddiaları yalanlarken, “CNN, Türkiye yayınının arkasındadır. Yaptığımız tarafsız yayın için özür dilemedik ve dilemeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

 

1 saat yetti, Esenboğa’yı sel aldı

Ankara’da akşam saatlerinde etkili olan kısa süreli sağnak yağış, Esenboğa Havalimanı’nı vurdu.

Havalimanı terminali ve ve pistler sular altında kaldı, alt katlarda yer alan katların tavan bölümlerinden de su sızıntıları oldu.

Havalimanı’nın çatısındaki bazı bölümlerden terminal içine sızan yağmur suları yolcu ve personele sıkıntılı anlar yaşattı.

Yolcular, terminal içine dolan su birikintilerinin içine girmemek için çaba sarfederken temizlik görevlileri suları tahliye etmek için seferber oldu.

Şiddetli yağmur nedeniyle THY’nin Duseldorf-Ankara ve Trabzon-Ankara seferini yapan uçakları pisti pas geçmek zorunda kaldı.

İkinci denemelerinde inişini gerçekleştiren uçakların ardından yolcular terminallerden tahliye edildi.

Suriye Ordusu Şam’da ilerliyor

Suriye ordusunun  tank ve topçu desteğinde Şam’ın isyancıların kontrolündeki dış mahallelerinden el-Kabun’a girdiği bildirildi.
Hükümet kuvvetleri bir gün önce yine isyancıların elindeki Cobar mahallesine girmiş, yabancı gazetecilere mahalleyi gezdirmişti.

Son haftalarda çevredeki iki dış mahallenin daha hükümet kuvvetleri tarafından kuşatıldığı, isyancıların Şam’da hareket yeteneğinin giderek azaldığı gözleniyor.

Muhalif Suriye Ulusal Koalisyonu Esat yanlısı güçlerin halen el-Kabun’da bir camide 200 kişiyi rehin tuttuğunu, Barzeh mahallesinde de 40 bin sivilin ayrım gözetmeksizin açılan top ateşi altında olduğunu bildirdi.

Hükümet kuvvetlerinin sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını önesüren muhalif grup BM ve diğer uluslararası örgütleri kadın, çocuk ve yaralıları hızla el-Kabun’dan tahliye etmeye çağırdı.
El-Kabun, Şam’ın iki yıl önce  Esat’a karşı ayaklanmaya ilk katılan  mahallelerinden biriydi.

Öteyandan kuzey’deki İdlib kenti çevresinde isyancıların elindeki köylere uçak, top ve roket kullanarak saldıran hükümet kuvvetlerinin en az 29 kişiyi öldürdüğü haber veriliyor.

Merkezi İngiltere’deki Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü beş köyün hedef alındığı saldırıda sekiz kadın ve altı çocuğun da öldüğünü bildirdi.

(VOA)

İstanbul’da Gezi operasyonu: 30 gözaltı

İstanbul’da 100’ün üzerinde adrese yapılan baskınlarda 30 kişi gözaltına alındı. Baskın yapılan yerler arasında öğrenci yurtları da var.

Operasyonlarda 100’ün üzerinde adrese baskın düzenlendi.

Bazı öğrenci yurtlarının da arasında bulunduğu adreslerde 30 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

Hükümet ‘cadı avı’ başlattı

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH)raporu Gezi Parkı göstericilerine ve sivil topluma karşı artarak devam eden baskıyı ‘kaygı verici’ buldu. Raporda,göstericilere karşı işlenen suçların resmi makamlardan tarafından takibinde eksiklikler ve ihmal olduğunu da vurgulandı.

FIDH tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi.

FIDH, göstericilerden beş kişinin ölümüne rağmen, 28 Mayıs’tan beri ülkeye yayılan gösterilere karşı takınılan tavrı kaygı verici bulmaktadır. Resmi makamlar, ortamı sakinleştirmek, vatandaşların güvenliğini sağlamak ve ifade özgürlüğünü koruma altına almak yerine barışçıl göstericilere, gözlemcilere ve göstericilere yardım edenlere karşı gerçek anlamda bir  ‘cadı avı başlatmış durumdadır. Güvenlik güçlerinin açık şekilde orantısız ve/veya cezalandırılma gerektiren şiddetkullanımına karşı caydırıcı bir tavır da takınmamıştır.

GÖSTERİCİLER ARASINDA 5. ÖLÜM2 Haziran tarihindeki gösterilerde yaralanan 19 yaşındaki öğrenci Ali ismail Korkmaz, 10 Temmuz tarihinde Eskişehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su saldırılarından kaçan bu genç öğrenci, birçok görgü tanığına göre, sivil polis olduğu söylenen bir grup tarafından yakalanıp ölümüne dövülmüştür. Yaralı halde ve kendi imkanlarıyla Eskişehir Yunus Emre Hastanesi’ne giden Ali ismail, bu hastanenin doktorları tarafından tedavi edilmeksizin ifade vermek üzere polis merkezine gönderilmiştir. Ertesi günden itibaren yoğun bakıma alınan öğrenci, geçirdiği beyin kanaması sonucunda hayatını kaybetmiştir. Eskişehir Tabip Odası bir soruşturma başlatmış ve ancak 15 gündür bir yanıt alamamıştır. Ali İsmail’in öldürüldüğü anın görüntüleri, bir otelin güvenlik kamerasınca tamamen net olarak kaydedilmesine rağmen, polis tarafından el konulduktan sonra kullanılamaz hale getirilmiştir. 11 Temmuz’da Hatay’da kaldırılan cenazesinde polis, katılımcılara müdahale etmiş, birçok kişi yaralanmış, başından gaz kapsülüyle vurulan Ibrahim Koçak yoğun bakıma alınmıştır.

SALDIRGANLAR CEZASIZ KALDI
Olaylar sırasında birçok kez, sivil giyimli kişiler barışçıl göstericilere saldırmıştır. 6 Temmuz Cumartesi günü, eli palalı bir kişi barışçıl göstericileri kovalayıp saldırırken amatör kameralar tarafından görüntülenmiştir. Farklı görüntüler, göstericilere yapılan bu saldırıya tanık olan polis güçlerinin pasifliği ve hatta saldırgana karşı takındıkları hoşgörülü tavrı ortaya koymuştur.

Aynı şekilde, 14 gün komada kaldıktan sonra 14 Haziran tarihinde hayatını kaybeden Ethem Sarısülük’ün öldürülmesinden sorumlu polis memurunun yine polis tarafından korunması ve serbest bırakılmış olması da resmi makamların tavrının bir örneğidir. Ateşli silahını açık bir şekilde yetkileri dışında kullandığı mahkeme bilirkişileri tarafından da teyit edilen polis memuru hala görev başındadır. Ethem Sarısülük’ün ailesi delillerin yok edildiği şikayetinde bulunmuştur; polisin ateş açtığı anda MOBESE kamerasının ani bir kadraj değişikliğiyle cinayeti görüntülemekten kaçındığı görülmüştür.

Özetle, gösterilerin başladığı günden beri, beşinci gösterici aldığı yaralar sonucu hayatını kaybetmiş olmasına rağmen, faillerle ilgili hiçbir soruşturmada henüz tutuklama kararı alınmamıştır.

Bu çok kaygı verici durum ciddi bir polis soruşturması yapılmayacağını düşündürüyor, ve bu fiili cezasızlık da vatandaşlara karşı yapılan ağır ve açık ihlalleri şüphesiz teşvik ediyor.

FIDH bu ağır şiddete karşı soruşturma açılmasının ve uygun cezaların verilmesinin önemine dikkat çekerek, kamuoyunda adli makamlara karşı bir güvensizlik hissi yaratılmaması gerektiğini düşünmektedir.

Kovuşturmalarda bugüne kadar çok sayıda aksaklık gözlemlenmiştir; bu bağlamda kovuşturma evresinde hakim ve savcıların bağımsızlıklarının gerekliliği konusunda hatırlatma yapma ihtiyacı doğmaktadır.

Gösteri yasakları, gösterici, gözlemci ve yardım edenlere karşı başlatılan ‘cadı avı’ 31 Mayıs 2013 tarihli bir kararla İstanbul 6. İdare Mahkemesi tarafından Gezi parkında başlatılan çalışmalara karşı yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Sonrasında, İstanbul 1. İdare Mahkemesi tarafından, Kültür Bakanlığı’nın itirazına karşın, projenin iptali doğrultusunda verdiği karar, başvuru sahiplerine 2 Temmuz 2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

KOPYALAR AVUKATLARA VERİLMEDİ
8 Temmuz Pazartesi günü, bu mahkeme kararının ardından, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu Gezi Parkı’nın halka açıldığını duyurdu. Hareketin öncüsü konumundaki Taksim Dayanışması bu duyuru üzerine destekçilerini parka gitmeye davet etti. Açıldıktan iki buçuk saat sonra, hiçbir meşru gerekçe olmadan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 34. Maddesince düzenlenen silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yapma hakkına aykırı olarak, polis tarafından parkın boşaltılması emri verildi. Polis yeniden orantısız ve kuralsız gaz kullanımında bulundu. Taksim Dayanışması bileşenlerinin yönetici ve üyelerinden 35 kişinin de aralarında bulunduğu 50 kişi yakalanıp gözaltına alındı. Gözaltı süreleri 12 Temmuz’a kadar uzatıldı. Aynı zamanda, Taksim Dayanışması üyelerinin evlerinde, dayanak olarak Türk Ceza Kanunu’nun 166-122 ve 127. maddeleri gösterilerek, aramalar yapılmıştır. Gerekçe gösterilmeden ve Türk Ceza Kanunu ihlal edilerek, polis tarafından el konulan sabit disklerin kopyaları avukatlara verilmedi.

GAZETECİLERE GÖZALTI
Taksim Dayanışması hareketinin koordinatörü Mimar Mücella Yapıcı 48 saat boyunca, yaralı göstericilere tıbbi yardım sağlanmasının koordinasyonunda aktif rol alan Istanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu ise 72 saat boyunca gözaltında tutulmuştur.

Sınır Tanımayan Gazeteciler tarafından edinilen bilgilere göre, olayları takip eden gazeteciler saldırıya ve baskıya maruz kalmıştır. Milliyet’ten Yunus Dalgıç ve Arif Balkan; IMC TV’den Gökhan Biçici; Bianet’ten Elif Akgül; haber sitesi Gerçek Gündem’den Barış Yarkadaş; Sol gazetesinden Dilem Taştan; Ulusal Kanal’dan şengül Derin; Birgün gazetesinden Onur Erdem; Halk TV’den Makbule Cengiz, Aydınlık Gazetesi’nden Bestegül Öneren ve Selçuk Özmen, Özcan Yaman, Evrim Kurdoğlu ve Tuğçe Tatari isimli gazeteciler 6 Temmuz gösterilerini takip ederken polis tarafından gözaltına alınmıştır.

Ayrıca, her türlü siyasi muhalefeti suç haline getirme çabaları da devam etmektedir. 11 Haziran’da SDP merkezindeki tutuklamaların ardından, 6 Temmuz tarihinde İstiklal caddesi yakınlarındaki Türkiye Komünist Partisi merkezine de polis tarafından baskın düzenlenmiş, 23 kişi gözaltına alınmıştır.

8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece ise, Taksim meydanının boşaltılması sırasında polisler, İnsan Hakları Derneği İstanbul şubesine, arama izni olmaksızın, 3 kez zorla girmeye çalışmıştır.
Olayları gözlemleyen ve aracı konumunda olan IHD aynı zamanda 28 Mayıs’tan beri, göstericiler ve gösterici olmayanların insan hakları ihlali ihbarlarını kayıt altına almaktadır.

Son olarak, tutuklanan göstericilerin savunmasını üstlenen avukatlar, Çağlayan Adliyesi içinde yeniden saldırıya maruz kalmış, savcılık tarafından herhangi bir soruşturma başlatılmamıştır.

Bu sindirme politikaları, tutuklamalar ve baskınlar, FIDH’in savunduğu ilkeler nezdinde, güvenlik güçlerinin uymaları gereken hukuki yükümlülüklerin açık bir şekilde ihlalini oluşturmaktadır.

SİYASİ KATILAŞMA VE ŞEHİRCİLİK USULLERİ REFORMU
Taksim meydanındaki gösterilerin başından beri, Mimarlar Odası, şehir Plancıları Odası ve diğer meslek odaları, konuyu ilgili mahkemelere de taşıyarak, bu kadar önemli bir kentsel dönüşüm projesinde meslek odalarının fikrine başvurulmamasını eleştirmişlerdir.

Mimarlar ve şehir plancıları odaları tarafından kendisine yükümlülükleri hatırlatılan hükümet, misilleme olarak, 9 Temmuz gecesi meslek odalarına danışma ve odalardan onay alma mecburiyetini kaldıran bir kanunu meclisten geçirmiştir.

FIDH bu siyasi kararı talihsiz bir tercih olarak değerlendirmekte ve zaten gergin olan siyasi ortamı daha da kızıştıracağına inanmaktadır.

FIDH Türk resmi makamlarına aşağıdaki tavsiyelerini hatırlatır : Demokratik olarak seçilmiş hükümetlere karşı da olsa, barışçıl gösteri yapma hakkının korumaya alınması,ifade özgürlüğünün koruma altına alınması,Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. Maddesince de korunan, Anayasal haklarını kullanmış olan tüm barışçıl göstericilerin serbest bırakılması, Göstericilere karşı uygulanan polis şiddetinin derhal durdurulması,Kamu düzenini korumakla yükümlü güçler tarafından orantısız şiddet kullanımıyla ilgili bağımsız ve tarafsız uluslararası bir araştırma komisyonu kurulması, İnsan hakları ihlallerinin sorumlularının soruşturulması ve yargılanması.

Ayrıca, FIDH uluslararası kamuoyunu da : gösterilerde kullanılan orantısız şiddeti en açık dille kınamaya; göz yaşartıcı gazların ve tazyikli suyun sistematik olarak kullanılmasını, bahsi geçen gazların kapalı mekanlara sıkılmasını ve plastik mermiler ile ateş açılmasını kınamaya ; bağımsız uluslararası bir araştırma komisyonu kurulması için çağrı yapmaya;güvenlik güçleri tarafından aşırı veya orantısız şiddet kullanımıyla ilgili soruşturmalar sonuçlanana ve sorumlular cezalandırılana kadar göz yaşartıcı gaz ve gösterilere müdahale araçlarının satışını ve ihracının askıya almaya davet etmektedir.

 

Korkmaz cinayetinde ikinci tanık konuştu

Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülmesine ilişkin soruşturmada ortaya çıkan ikinci tanık o gece evinin balkonundan olan biteni izlediğini anlattı.

Tanık ifadesinde sokaktan, “Vurmayın, öldüm” sesleri geldiğini, fırıncının müdahale etmeden baktığını anlattı. Sonra 4 sivil ve 3 resmi polisi copla, sivil genci meşe odunuyla gördüğünü belirten tanık, şöyle devam etti: “Sivil vatandaşın elinde meşe sopası gördüm. Üzerinde dizden aşağısı beyaz şeritli siyah renkli eşofman vardı. Bu sivil vatandaş fırının önünde polislere ‘Siz bize destek olursanız hepsini sinkaf ederiz’ dedi. Polisler ile bu sivil vatandaş oradan gelip geçen vatandaşlara vuruyorlardı. Bu sivil vatandaş yine bağırarak, ‘Bugün 34 kişiyi götürdüm’ diyordu. Yolda gelirken yemin ettim. Yaşım 36, 36 tanesini götüreceğim’ dedi.”

(Ajanslar)

Milli bisikletçide doping

2013 Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun şampiyonu Mustafa Sayar’da doping çıktı. Milli sporcunun müsabakalara katılma hakkı, Uluslararası Bisiklet Birliği tarafından geçici olarak askıya alındı.

Uluslararası Bisiklet Birliği’nin (UCI) internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, Cezayir Turu sırasında idrar örneği alınan Mustafa Sayar’ın numunelerinde, doping kabul edilen yasaklı maddelerden EPO bulundu.

Numunenin, Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’na (WADA) akredite olan Fransız Chatenay-Malabry Laboratuvarı’nda raporlandığı kaydedildi.

Sayar’ın müsabakalara katılma hakkının, geçici olarak askıya alındığı belirtilen açıklamada ayrıca milli bisikletçinin B numunesinin analizini isteme hakkına da sahip olduğu bildirildi.

Sayar’a verilen geçici men cezasının, konuyla ilgili Türkiye Bisiklet Federasyonu’ndan gelecek geri bildirimlere kadar devam edeceği de açıklamada yer aldı.

Torku Şekerspor forması giyen Sayar, 2013 Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nu kazanmıştı.

Daha çok dayanıklılık sporcuları tarafından tercih edilen EPO, kanın oksijen taşıma kapasitesini artırıyor ve sporcunun daha geç yorulmasını sağlıyor.

Tekelioğlu’nun da işine son verildi

Sabah gazetesi, 6 yıldır pazar röportajları yapan Tuluhan Tekelioğlu’yu işten çıkardı.
Sabah gazetesi yeni dönemde Tuluhan Tekelioğlu ile çalışmayacağını bildirdi. Tekelioğlu, 6 yıldır gazeteye pazar röportajları yapıyordu. Tekelioğlu geçtiğimiz haftalarda twitter ‘daki yorumları nedeniyle Sabah yönetiminden uyarı almıştı.