Ana Sayfa Blog Sayfa 4230

Hatay’da sel can aldı: 4 ölü

Hatay’da etkili olan sağanak yağış, sele neden oldu. Selde 4 kişi yaşamını yitirirken, 6 kişi de yaralandı.

Kentte gece saatlerinde etkili olan sağanak yağış, Dörtyol ilçesinde sele neden oldu.

İlçede bir evin yıkılması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti. Selde 6 kişi de yaralandı.

Olayın ardından bölgeye arama-kurtarma ekipleri gönderildi. İki helikopter de çalışmalara katıldı.

‘İklim değişikliği evrimden 10 bin kat hızlı’

Bilim insanları, yeni bir araştırmada ‘evrim hızının iklim değişikliğinin neden olduğu değişimlere ayak uyduramadığı’ sonucuna vardı. Araştırmacılar, insanların neden olduğu iklim değişikliğinin, canlıların gösterdiği evrim hızından 10 bin kat daha hızlı gerçekleştiğini belirtti.

Dünya üzerindeki sayısız canlı türü, birçok bilim insanı tarafından kaçınılmaz olarak kabul edilen iklim değişikliğine ayak uydurmak konusunda başarısız olabilir. ABD’li iki araştırmacının yaptığı analizler, birçok omurgalı hayvanın evrim hızının iklim değişikliğinden 10 bin kat yavaş olduğunu gösterdi.

Arizona Üniversitesi’nde ekoloji ve evrim biyoloğu olan John Wiens ile Yale Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olan Ignacio Quintero, amfibiler, kuşlar, kertenkeleler ve memelilerin yer aldığı 540 canlı türünü 17 farklı grup altında inceledi. Her bir tür için iklim değişikliğine uyum sağlamaları gereken evrim süresini hesaplayan araştırmacılar, türlerin genetik bilgileriyle jeolojik geçmişlerinde yaşadıkları bölgelerde yaşanan iklim değişikliğini karşılaştırdı.

Ecology Letters dergisinde yer alan araştırmaya göre, canlı türlerinin atmosfer sıcaklığındaki bir derecelik değişime ayak uydurmak için 1 milyon yıl gerektiği anlaşıldı.

Araştırma, insan kaynaklı iklim değişikliğinin beklendiği gibi 2100 yılında atmosfer sıcaklığını 4 derece artırması halinde, insanların soğuk bölgelere göç etmesinin zorunlu olduğuna işaret etti.

Araştırmah hakkında Discovery News’e yorum yapan Florida Üniversitesi’nden biyolog Robert Holt, ‘tarihte amfibiler, kertenkeleler ve kuşlarda görüldüğü gibi hızlı evrimin her zaman geçerli olmayabileceğini’ ifade etti.

Hızlı evrimi sağlayacak genetik yapı ve özelliklerin bazı türlerde diğerlerinden fazla olduğunu belirten Holt, “Atnalı yengeci 300 milyon yıldır neredeyse hiç değişim göstermedi. Ancak ekolojik nişleri de pek değişmedi. Kısaca evrimsel ‘durağanlık’ türlerin hayatta kalması için hayati önem taşıyor” ifadesini kullandı.

Holt, iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen canlıların gerekli evrimi geçirmekte çok hızlı olamayabileceklerinin altını çizerken, ‘birçok türün yok olma tehlikesinin artmaya devam ettiğini’ söyledi.

(Ntvmsnbc)

Bulgaristan ayakta, yöntemler benzer: İroni, yaratıcılık ve şiddetten kaçınma

Türkiye’deki protesto hareketlerinin bir benzeri Bulgaristan’da yaşanıyor. Uzmanlara göre, ironi dolu söylemler, yaratıcılık ve şiddetten kaçınma öne çıkıyor.

Binlerce Bulgar yaklaşık bir aydır gözleri önünde oligarklar tarafından kontrol edilen siyasi sisteme karşı protesto gösterileri düzenliyor. İstanbul’daki protestoları da yerinde izleyen kültür bilimci Ivaylo Ditchev, Türkiye ve Bulgaristan’daki gösteriler arasında büyük benzerlikler olduğu görüşünde.

Ditchev, “Sokağa çıkanlar, siyasiler tarafından temsil edilmediğini hisseden yeni bir kuşağa mensup. İktidar sahiplerinin demokrasi ve değerleri ayaklar altına almasına öfkelenen orta sınıfı oluşturuyorlar” diyor.

Türkiye’de büyükşehirlerdeki insanların başörtüsünün yavaş yavaş bir zorunluluk hale getirilmesini kabul etmediklerini söyleyen Ditchev, “Aynısı alkol satışına kısıtlama getirilmesi ve kamu alanlarında öpüşme yasağı için de geçerli” şeklinde konuşuyor.

Gazeteci ve insan hakları savunucusu Emmy Barouh da benzerliklere dikkat çekiyor. Baroh, “Benzerlikler, fantezi, protestolardaki yaratıcılık, şiddetten kaçınılması ve provokatörleri izole etme yeteneği” ifadelerini kullanıyor.

Barouh, “Türkiye’deki Gezi nesli ve Bulgaristan’daki #DANSwithme nesli ikiz gibiler. Genç insanlar yağmurda dans ediyor, şarkı söylüyor, birbirlerini kucaklıyor, gülüyor, hayal kuruyor. Enerjileri muazzam, modern ve olağanüstüler” diyor.

Hem Bulgaristan’da hem de Türkiye’deki protestolarda Facebook ya da Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri önemli bir role sahip. Gazeteci Ivan Kulekov, bunun tamamen yeni bir kültür olduğunu kaydediyor.

Kulekov, “Göstericiler Facebook üzerinde organize olan ve Twitter ile haberleşen modern genç insanlar. Gözlerinde geri kalmış ve eğitimsiz görünen yöntecilerle ince bir zekâyla dalga geçiyorlar” ifadelerini kullanıyor.

(DW)

Nobel sahibi bilim insanlarından ‘gezi’ kınaması!

Dünya çapında tanınmış bilim insanları Türkiye’de, Gezi Parkı olaylarında, uygulanan orantısız güç ve aşırı derecede göz yaşartıcı gaz kullanımını kınayan bir açıklama yaptı.

Nobel ödüllü Robert F. Curl (Kimya, 1996), Paul Greengard (Tıp, 2000), Roald Hoffmann (Kimya, 1981) ve Richard R. Schrock (Kimya, 2005) dünyanın farklı üniversitelerinden 21 bilim insanının hazırladığı bildiri, bilim dünyasının en saygın yayın organlarından biri olan ‘Science’ dergisinin 19 Temmuz tarihli sayısında yayınlandı.

Dördü Nobel ödüllü 25 bilim insanı, Türk Hükümeti’ne barışçıl göstericilere uluslararası hukuka uygun şekilde davranma çağrısında bulundu. Türkiye’de insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla Türk Tabipler Birliği, İnsan Hakları için Doktorlar Kuruluşu, Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubu – Kuzey Amerika Temsilciliği’nin girişimiyle hazırlanan bildiride, göstericilere ve sağlık görevlilerine uygulanan orantısız ve yasadışı şiddetin önceden görülmemiş boyutlarda yaralanmalara ve ölümlere yol açtığına değinilerek, böyle bir bildirinin bilim insanları ve tıp uzmanlarının kaleminden ortaklaşa çıkmış olmasının, Türkiye’de işlenen insan hakları ihlallerinin boyutunun ve duruma müdahalenin gerekliliğinin göstergesi olduğu vurgulandı

Bildiride şu görüşlere yer verildi: ‘Barışçıl göstericilerin 31 Mayıs 2013 günü orantısız bir şiddete başvurularak dağıtılması üzerine, Haziran ayında Türkiye’nin 79 ayrı şehrinde resmi rakamlara göre toplam 2,5 milyon kişi gösterilere katıldı. Türkiye Hükümeti’nin aşırı miktarda göz yaşartıcı gaz ve polis şiddetine başvurduğu olaylar, sayısı gittikçe artan ölüm ve yaralanmalara sebep oldu. 15 Temmuz 2013 tarihinde Türk Tabipler Birligi’nden verilen son bilgilere göre gösterilerde 63’ü ağır olmak üzere 8163 kişi yaralandı, 3 kişi henüz hayati tehlikeyi atlatamadı. 106 kişi kafa travması geçirdi, 11 kişi gözünü kaybetti. Olaylarda 5 kişi hayatını kaybetti.

Hastaneler ve geçici olarak kurulan revirler de, yaralıların tedavi edildiği kapalı alanlara biber gazı atılmak suretiyle polis tarafından hedef alındı-. Tıbbi malzemelere el konularak pek çok sağlık görevlisi gözaltına alındı. Hükümet ayrıca, İstanbul Tabip Odası genel sekreterini tutuklamak ve protestolar sırasında gerçekleşen yaralanmalar ve ölümleri gösteren bilgileri saklamak yoluyla TTB’yi büyük ölçüde baskı altına almıştır. Buna rağmen, TTB bu bilgilere ulaşım açısından güvenilir tek kaynak olmayı sürdürmüştür. Sağlık Bakanlığı, hasta gizliliğini açık şekilde ihlal ederek tıp kuruluşlarından protestolar sırasında yaralanmış hastaların isimlerini, sağlık durumlarını ve bu hizmetlere gönüllü olan sağlık çalışanlarının kimliklerini talep edecek kadar ileri gitmiştir. Hükümetin anayasaya aykırı olan bu talepleri, Erdoğan yönetimi tarafından kara listeye alınmak korkusu yüzünden tıbbi yardıma ihtiyacı olan binlerce yaralı eylemcinin tedavisini engellemiştir.

Türk Tabipler Birliği, kimyasal maddelere maruz kalan bireylerin yaşadığı yan etkileri daha iyi tespit edebilmek için internet üzerinden 11.115 kişinin katıldığı bir anket düzenledi. Bu araştırma, etkilenenlerin çoğunluğunun kadın ve 20-29 yaş aralığındaki genç nüfus olduğunu ortaya koymaktadır. Yaralanmaların yüzde yedisi, gaz bombalarının kısa mesafeden göstericiler doğrudan hedef alınarak kafa, göğüs ve yüz gibi hayati tehlike arz eden bölgelerine gelen hasarlar sonucu oluşmuştur. Biber gazından etkilenenlerin yüzde altmış sekizi aşırı derecede yüksek miktarda biber gazına maruz kalmış, ancak kimyasal maddelere maruz kalan kişilerin tümünün sadece yüzde beşi tedavi almak için başvuruda bulunmuştur.

İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, kullanılan bu kimyasal maddelerin tür ve bileşenlerinin açıklanmasına dair talepleri, bu bilgiler etkilenen kişilerin tedavisinde hayati önem teşkil etmesine rağmen cevapsız bırakmıştır. İstanbul Kimya Mühendisleri Odası, farklı türden göz yaşartıcı gazları fareler üzerinde test etmiş ve kullanılan kimyasal maddelerin ölümcül dozaj ve konsantrasyon bilgilerini açıklamıştır. Göstericilerin büyük bir çoğunluğunun bu kimyasallara hem kısa menzilden hem de uzun süreli maruz kaldığı göz önünde bulundurulduğunda, sağlık durumlarının düzenli olarak takip edilmesi elzemdir. Kimyasal maddelerin insanlar üzerinde böylesine kayıtsızca ve aşırı oranda kullanılmasının tıbbi sonuçları yeterince araştırılmadığı ve ölüme sebebiyet verme olasılıkları yüksek olduğu için bu tür maddelerin kullanımına derhal son verilmesi gerekmektedir.

Birçok uluslararası sivil toplum kuruluşu, polisin aşırı ve orantısız şiddet kullanımı ve hükümetin yasalara aykırı uygulamaları ile ilgili endişelerini dile getirmiştir. Dünya Tabipler Birliği, doğrudan Başbakan’a gönderdiği mektuplarda topluma karşı aşırı şiddet ve kimyasal madde kullanımını kınamıştır. İnsan Hakları için Doktorlar Kuruluşu’nun (Physicians for Human Rights; PHR) Sağlık Bakanlığı’na gönderdiği 1 Temmuz tarihli mektupta, sağlık personelinin, göstericiler de dahil tıbbi yardıma muhtaç olanlara acil yardımını engelleme amaçlı yasa tasarısı konusundaki derin endişelerini bildirmiştir. 12 Temmuz tarihinde PHR, Dünya Tabipler Birliği, Alman Tabipler Birliği ve Avrupa Doktorları Daimi Komisyonu bir araya gelerek Başbakan’a gönderdikleri mektupta hükümetten biber gazı kullanımı ve sağlık personeline yapılan hukuksuzlukları da içeren insan hakları ihlallerine son vermesini talep etmiştir. Bu mektupta Türkiye’ye biber gazı satışının durdurulması için tüm dünyaya çağrı yapılmış, alınacak siyasi kararlar ile insan haklarının korunması ve tıbbi tarafsızlık ilkelerinin garanti altına alınması istenmiştir.

Bu çabalara ek olarak 70’e yakın ülkeden 500’ün üzerinde eğitim ve bilim kuruluşuna üye 4000’den fazla akademisyenin imzalarıyla desteklediği, barışçıl göstericilere uygulanan aşırı polis şiddetini kınayan ve göstericilerin temel anayasal haklarını özgürce kullanmalarını destekleyen bir bildiri yayınlandı. Gezi ile Dayanışma Boston Grubu ‘Bostonbullular’ ve ‘Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubu – Kuzey Amerika Temsilciliği (GIT-NA)’ tarafından ortaklaşa hazırlanan bildiride ölümlere ve binlerce yaralanmaya yol açan polis şiddeti, anayasal haklarını kullanan göstericilerin insan haklarını ihlal ederek uygunsuz bir biçimde gözaltına alınıp fişlenmeleri, ana akım medyadaki sansür ve barışçıl protestocular hakkında hükümetin küçümseyen ve marjinalleştiren söylemi kınandı. İmzacılar düşünce, ifade ve vicdan özgürlüğünün ve ayrımcılık yapmamak kaydıyla görüş farklılıklarının her demokratik toplumun temeli olduğunu vurguladı.

Bu vesileyle biz akademisyenler, bilim insanları ve aydınlar olarak Türkiye’deki barışçıl göstericilerle sağlık görevlilerine uygulanan pervasız ve orantısız şiddeti ve bu esnada kimyasal maddeler kullanılmış olmasını bir kez daha kınıyoruz. Hükümetin daha fazla sağlık sorununa ve can kaybına mahal vermeden barışçıl göstericilere karşı kimyasal madde kullanımına derhal son vermesini talep ediyoruz’.

Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası şifresiz yayınlanacak

Avrupa Adalet Divanı, Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası karşılaşmalarının ücretsiz televizyon kanallarında yayınlanmasına karar verdi.

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği FIFA ve Avrupa Futbol Federasyonları Birliği UEFA, Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası karşılaşmalarının kamuya açık, şifresiz televizyon kanallarında yayımlanması gerektiği yolundaki Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi’nin kararına karşı başlattıkları temyiz davasını kaybetti.

2011 yılında İlk Derece Mahkemesi, İngiltere’nin, bu spor etkinliklerini, ‘ulusal ilgi çeken spor karşılaşmaları’ kapsamında şifresiz kanallar aracılığıyla ücretsiz yayınlayabileceklerine karar vermişti.

Bu karar, Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası karşılaşmalarının yayın haklarının, ‘münhasıran’ şifreli kanallara satılamayacağı anlamına geliyordu.

FIFA ve UEFA, mahkemenin bu kararın itiraz etmiş, ‘şifresiz kanallarda da yayınlanabilecek bu karşılaşmaları, gerçek değerleri üzerinden adil olarak satamadıklarını’ belirtmişlerdi.

Ancak Avrupa Adalet Divanı, İlk Derece Mahkemesi’nin 2011 yılında aldığı kararın doğru olduğunu belirtti ve FIFA ve UEFA’nın temyiz talebini reddetti.

İngiltere’de BBC ve ITV, 2014 Dünya Kupası’nın yayın haklarını kazandı ve bu şampiyonanın şifresiz kanallarda yayınlanması garanti altına alındı.

FIFA ve UEFA’nın temyiz davasını kazanmaları durumunda, 2018 yılında Rusya’da düzenlenecek Dünya Kupası şampiyonasının şifreli kanallar üzerinden yayınlanacağı endişesi vardı.

Ancak Avrupa Adalet Divanı, bu tür endişeleri giderecek şekilde FIFA ve UEFA’nın temyiz talebini, ‘tamamıyla ve kesin olarak’ reddettiğini açıkladı.

 

PayPal’dan 92.233.720.368.547.800 dolarlık hata

İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde para transferi ve ödeme hizmetleri sağlayan PayPal şirketi, bir kullanıcısının hesabına yanlışlıkla 92 katrilyon dolar (176 katrilyon TL) aktarıldığını açıkladı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Pennsylvania eyaletinde yaşayan 56 yaşındaki Chris Reynolds, yapılan hatayı aylık hesap dökümünü aldığında farketti.

PayPal, hatanın çok kısa süre içinde farkedildiğini, ve Chris Reynolds hesabına girip herhangi bir işlem yapmadan önce düzeltilerek kullanıcının bakiyesinin yeniden sıfırlandığını açıkladı.

PayPal BBC’ye yaptığı yazılı açıklamada, “Bunun bir hata olduğu açıkça ortada. Chris Reynolds’ın bunu anlayışla karşılamasına ve bizimle işbirliği yapmasına müteşekkiriz” dedi.

PayPal şirketi, yapılan hatayı telafi etmek amacıyla, Chris Reynolds’ın seçeceği bir yardım kurumuna onun adına bir bağışta bulunacaklarını açıkladı.

Chris Reynolds, haberi ilk duyuran Philadelphia Daily News gazetesine yaptığı açıklamada, “Hesap dökümünde 92.233.720.368.547.800 dolar görmek oldukça şaşırtıcıydı” dedi.

 

 

Amerika’da Detroit şehri iflas etti

Amerika Birleşik Devletleri’nin Michigan eyaletinde bulunan Detroit şehri, en az 15 milyar doları bulan borçlarıyla iflas eden en büyük şehir oldu.

Eyalet tarafından atanan idareci Kevyn Orr, bir federal hakimden şehri iflas korumasına almasını istedi.

Kabul edilmesi durumunda Orr şehrin kıymetlerini satıp kredi verenleri ve alacaklıları tatmin edebilecek.

Geçen ay Orr kredi verenlerle müzakereler gerçekleştirdiği sırada Detroit, şehrin işleyebilmesi için teminatsız borçların ödenmesini durdurmuştu.

Geçen ay, alacaklıların her bir dolarlık borcu için 10 sent ödenmesini öngören bir plan teklif etmişti. O dönemde Orr, şehrin iflas etme ihtimalinin “yarı yarıya” olduğunu söylemişti.

Orr ayrıca şehrin uzun-dönemli borcunun 17 ila 20 milyar dolar arasında olabileceğini tahmin etmişti.

Bir zamanlar Amerika’nın imalathanesi olarak tanımlanan şehir son yıllarda hem finansal, hem de nüfus sorunlarıyla boğuşmaktaydı.

2000 ila 2010 yılları arasında şehirden 250 bin kişinin göç etmesiyle büyük bir nüfus azalması yaşanmıştı.

Şehir ayrıca son birkaç yıldır yolsuzluklara tanık olmaktaydı.

 

 

Rusya muhalefet liderine 5 yıl hapis cezası

Rusya’da muhalefet lideri Alexei Navalny zimmet suçlamasıyla çıktığı mahkeme tarafından suçlu bulundu.

Alexei Navalny, 2009 yılında bir devlet kurumuna danışmanlık yaptığı sırada 500 bin dolar değerindeki orman ürününü zimmetine geçirmekle suçlanıyordu.

5 yıl hapis cezası alan muhalefet lideri, bu cezanın siyasi olduğunu ve  iktidarının bulaştığı yolsuzlukları ortaya çıkarmasının önüne geçmek verildiğini savundu.

Muhalefet lideri son olarak Rusya’da Eylül ayındaki seçimlerde Moskova belediye başkanlığına aday olmuştu.

Rusya yasalarına göre, herhangi bir suçtan dolayı mahkumiyet almış bir kişinin, belediye başkanlığı ya da herhangi bir devlet görevinde bulunması mümkün değil.

2018 seçimlerinde Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e karşı muhaliflerin adaylığına hazırlanan  Alexei Navalny’nin siyasi geleceği de bu hapis cezasıyla birlikte tehlikeye girmiş oluyor.

RTÜK’ten Halk TV açıklaması

RTÜK Başkanı Davut Dursun, Gezi Parkı ile ilgili olarak bazı kuruluşlara ‘şiddetti özendirmeden’ ceza verdiklerini, Halk TV ‘ye verilen para cezasının nedeninin ise Gezi Parkı’ndan önce yapılan sigara görüntüleri ihlali olduğunu söyledi.
RTÜK Başkanı Davut Dursun Halk TV ‘ye verilen para cezasının nedeninin ise Gezi Parkı’ndan önce yapılan sigara görüntüleri ihlali olduğunu söyledi. Gezi Parkı olaylarıyla ilgili eleştiri aldıklarını belirten Dursun, şunları söyledi:

“Bu çerçevede biz Gezi Parkı olayları konusunda bazı kuruluşlara yaptıkları ihlaller nedeniyle müeyyide uyguladık. Fakat bizim uyguladığımız 8’de 1 şiddeti özendirme maddesinden uyguladığımız ihlaller farklı şekillerde yorumlanarak hiç konuyla ilgisi olmayan…Diyelim ki 4207 sayılı yasanın yani tütün ve mamullerinin zararlarının korunmasına ilişkin yasanın sigara görüntülerine yer vermemeleri gerektiğine ilişkin düzenlemesi nedeniyle verdiğimiz müeyyide. Gezi Parkı dolayısıyla yaptığımız yayından dolayı bize işte şu kadar lira ceza uygulandı. Bu tamamen konunun çarpıtılması. Gıda takviyeleriyle ilgili yapılmış olan gizli reklam yayınları veya sağlığa aykırı yayınlar dolayısıyla verdiğimiz para cezası veya uyarma cezalarının Gezi Park ile hiçbir ilgisi yok. 4207’den dolayı verdiğimiz cezanın Gezi Parkı ile ilişkilendirilmesi en basit ifadesiyle iyi niyetten uzak bir değerlendirme gibi geliyor. Gezi Parkı meselesinde 4 – 5 kuruluşa biz ‘şiddeti özendirmeden’ ceza verdik. Orada da özellikle canlı yayın dolayısıyla kullanılan küfürler, ifadeler bir takım yönlendirici yayınlar söz konusuydu. Onun dışında para cezası ve benzeri gibi hususlar kesinlikle şeyle ilgili değil.”

Halk TV’nin açıklaması

Halk TV’ye verilen cezaya da değinen Dursun, “Mesela bir örnek vermek gerekirse Halk TV’ye verilen 146 bin lira ceza çok konuşuldu. Bunun Gezi Parkı ile hiçbir ilgisi yok. Tamamen bu kuruluşla ilgili 13 ve 17 Nisan 2013 tarihlerinde yapılan yayınlarla ilgilidir. 13, 14, 17 Nisan’da Gezi Parkı diye bir şey söz konusu değildi. Anılan yayınlarda bu ceza verdiğimiz yayınlarda 4207 Sayılı Kanun – 6’ıncı maddesi yani sigara görüntüleri nedeniyle ihlal oluşturduğundan dolayı artık orada bizim yapacağımız bir şey yok. Çünkü söz konusu yasa sigara görüntülerinin kesinlikle yasaklamış bulunuyor. Cezanın miktarını da yasada belirlemiş bulunuyor. Dolayısıyla orada bizim yapacağımız hiçbir şey yok. 4207’den dolayı verdiğimiz cezanın Gezi Parkı ile ilişkilendirilmesi en basit ifadesiyle iyi niyetten uzak bir değerlendirme gibi geliyor. Uzmanlar tarafından bu konuda 29 Nisan’da rapor düzenlenmiş. Biz de 29 Mayıs’ta gündeme alabilmişiz ve konuyu sonuçlandırmışız. 29 Mayıs’ta Gezi Parkı yeni çıkmıştı” dedi.

Talipoğlu’na gezi soruşturması

Gazeteci Tayfun Talipoğlu Gezi Parkı olaylarında polisin sert müdahalede bulunmasına twitter’dan verdiği tepki yüzünden Pazartesi Gayrettepe’de ifade vereceğini duyurdu.

Gazeteci Tayfun Talipoğlu,Twitter hesabından yaptığı açıklamada: “Gezi Direnişi ile ilgili attığım tweetler yüzünden hakkımda soruşturma açıldı. Pazartesi Gayrettepe’de ifade vereceğim.”dedi.

Polis işte bu tweet için çağırdı

“Taksim’de polis sokakları bırakıp cafelerin içine gaz bombası atıyor. Birisinin bu o… çocukluğuna dur demesi lazım.”