Ana Sayfa Blog Sayfa 4129

1001 Belgesel’in bu sene teması, “An ve Zaman”

13-17 Kasım tarihleri arasında Belgesel Sinemacılar Birliği tarafından düzenlenen 1001 Belgesel Film Festivali’nin bu yılki teması An ve Zaman’ olarak belirlendi.

Türkiye’den 14, yurtdışından 16, toplam 30 filmin gösterileceği festival Sahne Beşiktaş, Ortaköy Kültür Merkezi (Afife Jale Salonu), Levent Kültür Merkezi (Onat Kutlar Sinema Salonu), Fransız Kültür Merkezi ve Nâzım Hikmet Kültür Merkezi salonlarında gerçekleşecek.

Son 15 yılın akıllardan çıkmayan filmlerinden bir seçki oluşturan festivalde film gösterimlerinin yanında paneller ve atölye çalışmaları da yer alıyor. ‘Türkiye-Almanya Ortak Yapım Atölyesi’ ve ‘Online Yayıncılıkta Arşivin Önemi ve Telif Hakları Paneli’ konulu buluşmalar Cezayir Restoran’da belgesel sinema meraklılarına açık olarak gerçekleştirilecek. 13-15 Kasım tarihleri arasında ise PITCHIN’ ISTANBUL Belgesel Pişirme Atölyesi, belgesel yapmak isteyenleri uluslararası finansman ve ortak yapımcı bulma konularında bilgilendirmeyi hedefliyor.

Festival programı ve ayrıntılı bilgi için 1001documentary.net/

(Altyazı)

Konak Belediyespor Neulengbach’a konuk olacak

0

Kadınlar Şampiyonlar Ligi 2. tur ilk karşılaşmasında Neulengbach’a 3-0 mağlup olan Konak Belediyespor, rakibiyle rövanş maçında yarın Avusturya’da karşılaşacak.

Şampiyonlar Ligi’nde 2. tura çıkmayı başaran ilk Türk temsilcisi olan Konak Belediyespor, yarınki rövanş maçına 3-0’lık yenilginin dezavantajıyla çıkacak. Rakibini eleyebilmesi için sahadan 4 farklı galip gelmesi gereken Konak Belediyespor, bu sezon ilk kez mücadele ettiği Avrupa kupalarında 7. maçına çıkacak. İzmir temsilcisi şimdiye kadar oynadığı 6 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 yenilgi aldı. Bu maçlarda 7 gol atan Konak Belediyesi, kalesinde 5 gol gördü.

Almanya’dan Bibiana Steinhaus, Katrin Rafalski ve Marina Wozniak’ın yöneteceği Neulengbach-Konak Belediyespor maçı yarın Neuclengbach’taki Wienerwald Stadı’nda TSİ 20.00’de başlayacak.

(Eurosport)

ODTÜ işçileri grevde!

ODTÜ’de Tez-Koop-İş Sendikasına üye işçiler bugün greve çıkıyor. Günlük yevmiyelerine 60 kuruş zam talebiyle toplanan yaklaşık 500 işçi grev kararını bugün astı.

Rektörlük ise, işçilerin taleplerine karşılık günlük 6 kuruş zam öneriyor.

Grev kararını rektörlük binasına asan işçiler ve destek veren öğrenciler “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Kızlı erkekli eylemdeyiz”, “Rektör uyuma işçine sahip çık”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları atıyor.

‘Kızlı-erkekli’ yaşayan öğrenci çift kendini ihbar etti

İzmirli iki üniversite öğrencisi, ‘kızlı-erkekli yaşıyoruz’ diyerek Cumhuriyet Savcılığı’na kendilerini ihbar etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleriyle başlayan ‘Kızlı erkekli öğrenci evi’ tartışması, İzmir’de adliyeye taşındı. Üniversite öğrencileri Gamze Selçuk ve Ali Haydar Temel, aynı evi paylaştıklarını belirtip Cumhuriyet Savcılığı’na dilekçeyle başvurarak işlem yapılmasını istedi.
Üniversite öğrencisi iki genç, siyasi iktidar ve kamu görevlilerinin kızlı erkekli aynı evde kalmayı suç olarak nitelendiren açıklamaları karşısında, eğer ortada bir suç varsa, bu suçu halen işleyenler olarak kendilerini ihbar etti.

‘Bu uygulama kadın düşmanlığıdır’

Kendileri hakkında suç duyurusunda bulunmadan önce avukatları Özlem Öngörü ile açıklama yapan Gamze Selçuk ve Ali Haydar Temel, bugüne kadar birlikte kaldıklarını ve bunun suç olduğunu bilmediklerini dile getirdi. Doğan Haber Ajansı’ndan Bahri Karataş’ın aktardığına göre, felsefe bölümü öğrencisi Gamze Selçuk, “Başbakan yaptığı açıklamasında, kızlı erkekli birarada kalınamayacağını bunun suç olduğunu söylüyor. Biz ise bunun Anayasa’ya aykırı olmadığını düşünüyoruz. AKP Türkiye’nin toplumuna ve Türk aydınlarının değerlerine saldırıda bulunmakta. Biz gençlik olarak, AKP’nin kızlı-erkekli evlerde kalınamaz uygulamasına karşıyız. Hukuksal bir karşılığını kanıtlamak için buraya geldik. Başbakan, kadınlarla erkeklerin aynı evde kalmasından rahatsız olduğunu, evleri denetleyeceklerini söyledi. Biz kimsenin savcı ve hakim kararı olmadan evde arama yapamadığını biliyoruz. Bunun mümkün olmadığını, Anayasa’ya aykırı olduğunu kanıtlamaya geldik. Asıl Anayasa’ya aykırı olanlar onlardır. Başbakan Erdoğan ve AKP, kızları ve erkekleri ayırmayı beceremeyecek. Bu uygulama AKP’nin kadın düşmanlığının göstergesidir. AKP kadın düşmanlığı yapmakta, kadını toplum içerisinde ayırmaya çalışmaktadır. Biz kadınları, ikinci sınıf vatandaş olarak görmekte. Bu uygulamanın yapılmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

‘Başbakan bu açıklamayla komik duruma düştü’

Tıp Fakültesi Uzmanlık öğrencisi olan Ali Haydar Temel ise, “Biz bugüne kadar birlikte aynı evde kaldık. Bunun suç olduğunu hiç düşünmedik. Şimdi kendimizi suçlu olarak hissediyoruz. Şimdi ne olacak? Başbakan, yaptığı bu açıklamalar ile komik bir duruma düşmüştür. Trajedinin kendisi komik olmaktan çıktı, trajikomediye dönüştü. Kadınlar sürekli ikinci plana atılmakta. Önce alkol kısıtlaması, sonra sokakta nasıl davranacağımıza karışılmaya, şimdi de evimize kadar girdiler. Eğer birlikte yaşamak suç ise kendimizi ihbar ediyoruz” dedi.

‘İhbarın sonucunu merak ediyorum’

Avukat Özlem Öngörü de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki açıklamalarının Anayasa’da ve kanunda yeri olmadığını belirtti. Öngören, “Bu iki gencin bu davranışlarını takdir ediyorum. Bu ihbar ile verilecek hukuksal sonucu ben de merak ediyorum. Hukukçu olarak da biz aydınlanacağız” dedi. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü öğrencisi Gamze Selçuk ile aynı üniversitede Tıp Fakültesi Uzmanlık öğrencisi Ali Haydar Temel, avukatları Özlem Öngören ile savcılığa gidip, hazırladıkları ihbar dilekçesini verdi.

Ali İsmail Korkmaz’ın davası Kayseri’ye alındı!

Eskişehir Valiliği, İl Emniyet Müdürlüğü ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘güvenlik’ gerekçesiyle yargılamanın başka bir ilde yapılmasına yönelik Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne yaptığı başvuruya Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’den karar geldi.

Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, Ali İsmail Korkmaz davasının Kayseri’de yapılmasına karar vererek, gerekçesini ” kamu güvenliğinin sağlanmasında güçlük yaşanacağı, provokasyonların olacağı istihbaratı” şeklinde belirtildi.

Eskişehir’de Ali İsmail Korkmaz’ın dövülerek öldürülmesine ilişkin davada yeni bir gelişme yaşandı. Korkmaz davasına bakan Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ‘güvenlik’ gerekçesiyle yargılamanın başka bir ilde yapılmasına yönelik Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne yaptığı başvuru neticelendi. Konuya ilişkin Eskişehir Valiliği, İl Emniyet Müdürlüğü ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nın raporunu inceleyen Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, Korkmaz davasının güvenlik gerekçesiyle başka bir ilde görülmesine karar verdi. Kararı değerlendiren konuyla yetkili Yargıtay 5. Ceza Dairesi ise davanın Kayseri’de görülmesine karar verdi. Buna göre, Korkmaz davası Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak.

(muhalefet.org)

Mısır olağanüstü hal uygulamasını kaldırdı

Mısır olağanüstü hal uygulaması ve sokağa çıkma yasağının kaldırıldığını bildirdi.

Mahkeme emrini takiben alınan karar, beklenenden iki gün önce alındı.

Mısır’da olağanüstü hal uygulaması ve sokağa çıkma yasağı, devrik cumhurbaşkanı Muhammed Mursi destekçilerinin oturma eyleminin zorla dağıtıldığı 14 Ağustos’ta yürürlüğe konmuştu.

Başlangıçta bu uygulamanın bir ay devam edeceği öngörülmüş, fakat hükümet Eylül’de iki ay daha uzatmıştı.

Bir idare mahkemesinin, önlemlerin sadece iki ay daha uzatılabileceğine karar vermesinden sonra, uygulama planlanandan iki gün önce kaldırıldı.

Mısır Başbakan Yardımcısı Hazım El Beblavi’nin bir danışmanı da BBC’ye yaptığı açıklamada haberi doğruladı.

Olağanüstü hal ve 01:00-05:00 saatleri arasında uygulanan sokağa çıkma yasağı, yetkililere mahkeme kararı olmadan gözaltı yapma ve evleri arayabilme yetkisi veriyordu.

Pekçok kişi de sokağa çıkma yasağı nedeniyle başkent Kahire’de işlerin düştüğünden yakınıyordu.

(BBC)

Bulgaristan’da yine hükümet karşıtı eylem

0

Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da parlamento binasını abluka altına almak isteyen hükümet karşıtı göstericiler ve polis arasında arbede çıktı.

Öğrenciler ve diğer göstericiler Sosyalist destekli görevi bırakması için yürüttükleri eylemler kapsamında parlamento binasının etrafında toplandı.

Öğrenciler Sofya Üniversitesi’nde üç haftadır oturma eylemi de yapıyor.

AB’nin en yoksul ülkesindeki yoksulluk ve yolsuzlara duyulan öfkeden kaynaklanan eylemler geçen Mayıs’taki erken seçimlere karşın devam ediyor.

Erken seçimin ardından, yeni Başbakan Plamen Oreşarski’nin başkanlığında sosyalistlerin desteklediği bir tenokratlar hükümeti kuruldu. Ancak yolsuzluk iddiaları üzerine destek kaybeden hükümet, ‘Kızıl Mafya’ diye anılmaya başlandı.

Benzer gösteriler Boyko Borişov’un merkez sağ azınlık hükümetinin görevi bırakmasına yol açmıştı.

‘Diplomalı dilenciler’

Öğrenciler dün Sofya Üniversitesi’nin giriş kapılarını abluka altına almış ve işgal eylemi başlatmıştı.

Ancak üniversitenin yarın açılabileceği söyleniyor.

Öğrenciler bugün de, diğer eylemcilerle birlikte parlamento binasını abluka altına almaya çalıştı.

Eyleme engel olmaya çalışan polisin bazı göstericileri dövdüğü belirtildi.

Öğrenciler AFP Haber Ajansı’nın yayımladığı deklarasyonlarında, ‘Yoksulluk ve işsizliğe karşı eylem yapıyoruz. Üniversite diplomalı dilencilere dönüşmeden önce eylem yapıyoruz’ demişlerdi.

(BBC)

Filipinler’deki tayfun: ‘Ölü sayısı korkulandan az’

Filipinler Cumhurbaşkanı Benigno Aquino geçen Cuma günü ülkeyi vuran Haiyen Tayfunu’ndaki ölü sayısının başta düşünülenden önemli ölçüde az olabileceğini söyledi.

Amerikan CNN Televizyonu’na konuşan Aquino 10 bin dolayında olduğu belirtilen ölü sayısının ‘çok fazla’ olduğunu ve asıl sayının büyük ihtimalle 2 bin 500 civarında olduğunu ifade etti.

Birleşmiş Milletler, 11 milyonun üzerinde insanın etkilendiği tayfunun 673 bin kişiyi evlerinden ettiğini kaydediyor.

Aquino daha önce 10 bin kişinin öldüğünden kaygı duyulduğu açıklamasının bir polis memuru ve yerel bir yetkiliden geldiğini ve bu açıklamanın felaketin tam ortasında olmanın yarattığı ‘duygusal travma’dan kaynaklanabileceğini vurguladı.

Aquino 29 belediyeden de kayıplar hakkında henüz bilgi alınamadığını söyledi.

Resmi rakamlara göre, şu anda ölü sayısı 1,798. 2,582 kişinin de yaralandığı, 82 kişininse kaybolduğu belirtiliyor.
Yardım görevlileri, yardımların artmasına karşın pekçok tayfun kurbanının hala gıda, içme suyu ve barınma ihtiyacı olduğunu söylüyor.

Bazı ülkeler yardım için gemi ve uçak tahsis ederken, ulaştırma altyapısının zarar görmesi ve kötü havanın yardım dağıtım çalışmalarına darbe vurduğu söyleniyor.

Leyte Adası’ndaki 220 bin nüfuslu Tacloban kenti tayfundan en büyük zararı gören yer.

BBC Muhabiri Jonathan Head, havaalanından kente giden anayolun enkaz ve mültecilerle tıkandığını, halkın da durumlarının düzelmemesi ve asayişin sağlanamamasına kızgın olduğunu belirtiyor.

Muhabirimiz ayrıca, yerel yönetimler de büyük zarar gördüğü için cesetlerin toplanamadığını, yönetimi ele alması gereken merkezi hükümetin de görülmediğini söylüyor.

Daha önce de Birleşmiş Milletler 301 milyon dolarlık yardım çağrısında bulundu. Örgüt, acil ihtiyaçlar için de 25 milyon dolarlık bir fonu serbest bıraktı.

Güvenlik uyarısı

Yardım kuruluşları felaket bölgesindeki güvenlik durumunun kötüleştiği uyarısında bulundu.

Gıda depolarının ve bakkalların yağmalandığı ve halkın korku duymaya başladığı belirtiliyor.

Tacloban’a giden bir yardım konvoyuna saldırı düzenlendiği ve iki saldırganın askerler tarafından öldürüldüğü de gelen haberler arasında.

Havaalanında tahliye için bekleyen büyük kalabalık ve güvenlik güçleri arasında da arbede yaşandığı söyleniyor.

Bölgede bilinen adıyla ‘Yolanda’ tayfunu, Cuma günü kıyı kentleri Leyte ve Samar’ı vurduktan sonra merkezdeki diğer altı adayı da etkisi altına alarak bugüne kadar kaydedilmiş en güçlü kasırgalardan biri oldu.

Daha sonra batı bölgelerine ilerleyen tayfun Filipinler’in altı merkezi adasını da etkisi altına aldı.

(BBC)

‘Uzayın Ferrarisi’ okyanusa düştü

Avrupa Uzay Dairesi’ne ait bir uydu yakıtı bittikten sonra dünyanın atmosferine giriş yaparak okyanusa düştü.

Avrupa Uzay Dairesi’nin (ESA) yerçekimi ve okyanuslardaki su hareketlerini araştırmak amacıyla kullandığı ve kısa adı GOCE olan keşif uydusu yerçekimi kanunlarına yenik düşerek yörüngesinden çıktı ve 11 Ekim’de, sabahın erken saatlerinde yeryüzüne düştü.

ESA Uzay Enkazı Bürosu, GOCE’nin Güney Atlas Okyanusu üzerinde, Arjantin’in doğu kıyısındaki Falkland Adaları’na yakın bir bölgede dünyanın atmosferine girdiğini belirtti. Uydu, yörüngesi itibariyle önce Sibirya, Pasifik Okyanusu’nun batısı, Hint Okyanusu’nun doğusu ve Antartika üzerinden geçti.

Yetkililer, 1,100 kg ağırlığındaki GOCE adlı uydunun %75’inin atmosferin üst tabakalarında dağıldığını, geri kalan parçalarının da zararsız bir şekilde Atlas Okyanusu’nun güneyine düştüğünü belirttiler.

ESA, GOCE’nin, Ekim ayının ortasında xenon olarak bilinen yakıtı bitince görevinin tamamladığını ve bu tarihten itibaren yeryüzünden 224 km yükseklikteki yörüngesinden düşmeye başladığını açıklamıştı.

17 Mart 2009 tarihinde Rusya’dan uzaya fırlatılan GOCE uydusu, dünyanın yerçekimindeki farklılıklarını en ince detayına kadar algılayarak bu farklılıkların haritasını çıkarmayı başarmıştı.

ESA’daki biliminsanları GOCE’nin bu başarısı sayesinde ‘geoid’ şeklinin bugüne kadarki en doğru modelini çıkarmayı başardıklarını belirttiler.

‘Geoid’ yerçekimi ve dünyanın dönüşünden kaynaklanan etkiyle okyanus yüzeylerinin aldığı genel şekle verilen isim.

Uzmanlar, bu harita sayesinde okyanus dolaşımını, deniz seviyesini, buzulların etkilerini ve dünyanın jeolojik yapısını daha iyi anlayabileceklerini belirtiyor.

Bu önemli görevinin yanı sıra GOCE’nin topladığı bilgilerin ‘Mohorovicic Devamsızlığı’ olarak bilinen ve yeryüzünün katmanları arasındaki sınırları gösteren yüksek çözünürlüklü haritanın hazırlanmasında kullanıldığı da belirtiliyor.

Aerodinamik tasarımı ve elektrikli motoru sayesinde ‘uzayın Ferrari’si’ olarak bilinen uydunun 11 Mart 2011 yılında Japonya’da meydana gelen depremde oluşan ses dalgalarını da algıladığı kaydediliyor.

Enternasyonal’de “Gezi Parkı” deklarasyonu

Sosyalist Enternasyonal, Gezi Parkı için deklarasyon yayınladı. Deklarasyonun metni şu şekilde:

Sosyalist Enternasyonal, Gezi Parkı protestolarının demokrasi ve temel özgürlükler lehinde sivil toplumun önemini ve güçlenmesini sergileyerek Türk siyasetinde bir dönüm noktası teşkil ettiğini teyid etmektedir. Sosyalist Enternasyonel, yetkililerin bu barışçıl gösterilere orantısız güç kullanarak, bazı gençlerin ölümüne ve binlerce kişinin yaralanmasına neden olmalarından dolayı üzüntü duymaktadır.

Sosyalist Enternasyonel, Türkiye’nin genç jenerasyonunun, hükümetin müdahaleciliğinin durması ve demokrasi ile özgürlük yönündeki talepleri çerçevesinde kendileriyle dayanışma içerisinde olduğunu vurgulamaktadır.

Sosyalist Enternasyonel, Taksim Dayanışmasının şu taleplerine destek vermektedir:

1.     Gezi Parkı, bir park olarak kalmalıdır.
2.     Barışçıl göstericilere karşı uygulanan şiddetin sorumluları adalete teslim edilmelidir.
3.     Göz yaşartıcı gaz ve benzeri, kimyasal maddeler yasaklanmalıdır.
4.     Tutuklu bulunan vatandaşlar adil bir biçimde yargılanmalı ve serbest bırakılmalıdırlar.
5.     Toplanma özgürlüğü ve barışçıl gösteri yapma hakkına yetkililer tarafından engelsiz bir biçimde saygı gösterilmelidir.

Bu bağlamda,Sosyalist Enternasyonel, seçilmiş Türk Meclis üyelerinin devam eden tutuklu hallerinin demokrasinin temel kavramına aykırı olduğunu ve insanların seçme ve seçilme hakkının bir ihlali olduğunu hatırlatmaktadır. SE, Türk yetkililerin yasal kurallara uyarak, tutuklu bulunan milletvekillerinin ivedilikle serbest bırakılmalarına yönelik gereğini yapmaları için çağrıda bulunmaktadır.