Ana Sayfa Blog Sayfa 3991

Kuyubaşı fidanlığı için toplanan imzalar belediyede

Feneryolu Mahallesi’nde Kuyubaşı Fidanlığı arazisinde yapılması planlanan cami ve otopark projesine karşı 3300’ü aşkın imza toplandı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne sunuldu.

kuyubasi_fidanligi_yesil_kalsin_h7322

İstanbul Kadıköy’de Feneryolu Mahallesi’nin tek yeşil alanı olan Kuyubaşı Fidanlığı’nın yerine yapılması planlanan cami projesine karşı mahalle halkı topladığı 3343 ıslak imzalı dilekçeyi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne sundu. Mahalleliler, araziye yapılmak istenen cami ve otopark projesinin iptalini talep etti.

Fidanlık arazisine devasa külliye

Fidanlık arazisinde bulunan kültür varlığı olarak tescilli tarihi Tuğlacıbaşı Hacı Mustafa Şevki Efendi Camii’nin hemen bitişiğine bu caminin 5 kat büyüklüğünde dev bir külliyenin inşa edilmesi planlanıyor. Projeye göre 6 dönümlük fidanlık arazisi öğrenci yurdu, kütüphane, meşruta ve cami inşa edilerek yapılaşmaya açılacak. Fidanlık arazisinin altına ise otopark yapılması planlanıyor. Tarihi camiyle aynı parsele inşa edilmesi planlanan cami İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2011 yılında yaptığı plan değişikliğinde yer aldı.

Depremde sığınılabilecek yer kalmayacak

Mahalle halkı, Kuyubaşı fidanlığı arazisine yapılacak cami ve otopark projesinin çevreyle uyumsuz bir yapılaşma yarattığını, olası bir depremde sığınabilecek yerleri kalmayacağını belirtiyor. Göztepe Gezi Dayanışması, Özgürlük Parkı Halk Forumu ile mahalle sakinleri Kuyubaşı fidanlığının yeşil alan olarak düzenlenmesi talebiyle imza kampanyası başlatmıştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin araziye dair imar planı tadilatını iptal etmesi için toplanan dilekçeler belediyeye sunuldu.

(Birgün / Yeşil Gazete)

‘Kaçağa bile göndermezdik’

Ali Sami Yen arazisindeki inşaatta çalışırken ölen 19 yaşındaki Erdoğan Polat’ın ailesi : ‘Tükiye’nin en iddialı işini yapan bir firmanın iş güvenliğinin olmaması bizce büyük eksiklik. Avukat tutacağız, ne gerekiyorsa yapacağız’

140420142054517438643

Torunlar GYO’nun Ali Sami Yen Stadı arazisinde yaptığı milyarlık rezidans inşaatında halat kopması sonucu 17. kattan düşerek ölen Erdoğan Polat’ın amcasının oğlu Vahdet Polat, Taraf muhabiri Sümeyra Tansel‘e konuştu.

Yakın zamana kadar kaçakçılıkla geçinen köyde Erdoğan’ın annesinin birşey olur korkusuyla çocuklarını “kaçak”a bile göndermediğini anlatan Kuzen Polat şunları söyledi:

‘1 inek 15 koyun dershane parasına yetmeyince çalışmaya gitti’

“Beş kardeştiler, iki kız üç erkek. Erdoğan evin küçük oğlu. Anneleri, çocuklarının mazota bile gitmelerini istemezdi. Sınırda bir şey olur diye korkuyordu. ‘Oğlum, oturun hayvancılık yapın, koyunlarımız var’ derdi. İstanbul’a gitmesini de istemedi. Ama Erdoğan okumak istiyordu. Dershaneye gidecekti. Dersane için 3 bin 200 lira para lazım. Ailenin bir ineği 15 koyunu var. Nasıl ödesin? Erdogan da ‘hem batıdaki hayatı görürüm hem de para biriktiririm’ diye İstanbul’un yolunu tuttu.”

‘Daha önce hiçbir işte çalışmamıştı’

Polat, kuzeni Erdoğan’ın daha önce hiçbir işte çalışmadığını özellikle vurguluyor.  İnşaat işçiliğini de ‘tekstile göre daha çok para kazanırım’ diye tercih etmiş. ‘Amele pazarı gibi bir yerden alıp o inşaata götürmüşler. Aylık 1400 liraya çalışıyordu. Beş buçuk aydır İstanbul’daydı.”

‘Annesine işin tehlikeli olduğunu söylemiş’

Kuzeninin nasıl bir iş yaptığını, çalışma koşullarını ailesine anlattığını söyleyen Polat, “İnşaatta çok çalıştıklarını anlatıyordu. Annesine işin tehlikeli olduğunu makine başında çalışan tekstil işçisiyle kendisi arasında iş güvenliği açısından dağlar kadar fark olduğunu söylemiş” diyor.

Şirketin elemanları Van’a geldi, aile görüşmedi

Vahdet Polat, ölümden sonra yaşananları şöyle aktarıyor; “Şimdi ailesi perişan. ‘Bizim çocuğumuzun kanı üzerinden kesinlikle para gibi bir mevzu olmayacak, hukuki yollar neyse onu yapacağız’ diyorlar. Psikolojik olarak çöküntüdeler. Cenazeyle birlikte şirketin iki üç elemanı Van’a geldi. Aileyle görüşmek istedi ama aile görüşmedi. Daha sonra tekrar geleceklerini söylediler. Tükiye’nin en iddialı işini yapan bir firmanın iş güvenliğinin olmaması bizce büyük eksiklik. Avukat tutacağız, ne gerekiyorsa yapacağız.”

‘Okumaya çok hevesliydi’

Vahdet Polat, 19 yaşındaki Erdoğan’ı, “Liseden mezun olmuştu. Üniversiteye hazırlık kitaplarını ben vermiştim. Dershane parasını biriktirip, dershaneye gidecek sonra da üniversiteyi kazanacaktı. Hukuk okumak haksızlıklara karşı çıkmak istiyordu. Sürekli okuyordu. Okumaya çok hevesliydi. Felsefe kitapları, bilim ve teknik dergileri istiyordu. Dünya klasiklerinden hemen hemen hepsini okumuştu. Yunan mitolojisini çok severdi” diye tanımlıyor.

(Taraf / Yeşil Gazete)

Türkiye’nin ateistleri, birleşin!

Türkiyeli bir grup ateistin örgütlenme çalışmalarının sonunda ülkenin ilk ‘Ateizm Derneği‘ kuruldu.

20140417-ateizm

Dernek sosyal medyada yaptığı açıklamada “Her kim ki bir ateiste, bir dinsize haksızlık eder, hor görür, dini baskı uygular, Ateizm Derneği’ni karşısında bulur! Artık hiç bir ateist, hiç bir dinsiz kendini yalnız hissetmeyecek. Ne mahkemede, ne de sokakta! Kadıköy’deki dernek merkezimize çayımızı içmeye, salyangozumuzu yemeye bekleriz arkadaşlar.” denildi. Dernek, Kadıköy’de bulunuyor.

‘Ateizm Derneği Girişimi’ adıyla çalışma yürütenlerden Tolga İnci ve Ahmet Balyemez’le geçen mart ayında Agos’tan Özgür Çağlar‘a konuşmuştu. İnci ve Balyemez özetle şunları anlatmıştı:

“Bir grup ateist olarak internet üzerinden bir araya geldik. Birinin başı sadece ateist olarak derde girdiği zaman çalabileceği bir fiziki kapı olmalı, hukuki destek verilmeli dedik.

Türk Ceza Kanunu’nunda yer alan bazı maddeler nedeniyle Sevan Nişanyan ve Fazıl Say gibi göz önündeki ateistler yakın zamanda bazı davalara muhatap oldu. Türkiye ’de artık neredeyse ‘Ben ateistim’ demek dine hakaret anlamına gelmeye başladı. Başbakan’ın ‘Ateist teröristtir’ tarzında lafları normal karşılanır hale geldi.

Ateistler olarak ‘Biz de buradayız!’ dememiz gerekiyor. ‘Artık ne mahkemede, ne sokakta hiçbir ateist kendini yalnız hissetmeyecek’ dedik ve bu şekilde başladık.(…) Ateistlere açılan davalara bakarsak, bu davalar gerçek! (…) Biz herhangi bir ideolojiye bağlı değiliz. Ateizme ideolojik değil, bilimsel yaklaşmak istiyoruz.”

Dernekle ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

(Radikal/Diken)

18 Nisan 2014

Gemi faciasında umutlar tükeniyor

Güney Kore’de gerçekleşen gemi faciasında resmi açıklamlara göre 475 kişiden 26 kişi hayatını kaybetti, 278 kişi ise halen kayıp.  Sahil güvenlik yetkilisi Kim Su-hyun, askeri dalgıçların sert rüzgarlar ve dalgalarla boğuşarak gemiye ulaştıklarını ancak henüz kabinlere erişilemediğini duyurdu. Geminin kaptanı Li Cun-siok, televizyonda yayımlanan demecinde, “Gerçekten çok üzgünüm ve utanç içindeyim. Ne diyeceğimi bilemiyorum” diye konuştu. Bir sahil güvenlik yetkilisi AFP muhabirine, “Açıkçası, bence herhangi birini canlı bulma şansı sıfıra yakın” diyerek umutların tükenmekte olduğunu dile getirdi. Bazı kazazedeler ise  mürettebatın dışarı çıkmayın uyarısı yüzünden çoğu insanın suya atlayıp kurutulamadığını söyledi.

Everest tarihindeki en ölümcül çığ: en az 9 kişi öldü

Everest Dağı’nda 5800 metre yükseklikteki ‘Popcorn Field’ tepesine düşen çığ nedeniyle en az dokuz kişi hayatını kaybetti. Dün sabaha karşı gerçekleşen olayda altı dağcının cesed,ne ulaşıldı. Nepal turizm bakanlığı yetkilisi yaptığı açıklamada, ‘bölgede Nepalli 14 dağcının olduğunu bildiklerini, fakat kaçının çığdan etkilendiğinin belli olmadığını’ söyledi. Dağcıların, Everest’e tırmanma sezonunun başlangıcı olan Nisan sonundan önce dağa çıktıkları belirtildi. Olayın, Everest tarihindeki en ölümcül çığ olduğu söyleniyor.

Güney Sudan’da Sığınmacıların kaldığı BM üssüne saldırı

Güney Sudan’da Birleşmiş Milletler (BM) üstüne gerçekleşen saldırı sonrasında üste sığınan en az 20 kişi öldü, 60 kişi de yaralandı. Saldırı Güney Sudan’ın Bor kentindeki BM üstüne zorla giren silahlı bir grup tarafından gerçekleştirildi.
BM’nin Güney Sudan’daki yöneticis Toby Lanzer BBC’ye yaptığı açıklama, 350’lik kişilik grubun ana kapıyı kırıp içeri girdiğini ve içerdekilere rastgele ateş açtığını söyledi. BM ait üstte 5 bine yakın sivil sığınmacı bulunuyor.

Şeffaf yönetim isteyen vatandaşlara tutuklama

Çin Mahkemesi, devletin şeffa yönetilmesi için çalışan ‘Yeni Vatandaşlar Hareketi’ üyesi dört aktivisti tutukladı. Aktivistler iki yıldan dört yıla kadar cezaevinde kalacak.

Ukrayna’daki krizi için dörtlü toplantı

Amerika Dışişleri bakanı John Kerry Ukrayna, Rusya, Avrupa Birliği ve Amerikalı üst düzey diplomatların Ukrayna’daki krizi hafifletecek bir dizi önlem üzerine anlaşmaya vardıklarını açıkladı.ABD Dışişleri Bakanı önlemler arasında yasadışı tüm silahlı grupların silahsızlandırılması ve işgal ettikleri binaları barışçı biçimde terkeden tüm göstericiler için af çıkarılmasının yer aldığını söyledi.

Oğlunun katilinin hayatını kurtardı

İran’da cinayetten ölüm cezasına çarptırılan bir mahkum, darağacındayken, son anda idamdan kurtuldu. Maktulün annesi, katilin altındaki sandalyeyi itmek yerine, önce ona bir tokat attı, sonra da affettiğini açıkladı

Dünya’ya en çok benzeyen gezegen keşfedildi

Gökbilimciler, ilk kez Dünya ile aynı boyutlarda ve bilinen yaşama uygun nitelikte bir gezegen gözlemlendiğini duyurdu.

(Yeşil Gazete)

18 Nisan 2014

TUSİAD’dan hükümete demokrasi mesajı
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, 30 Mart yerel seçimlerinden önceki sürecin kutuplaştırıcı siyaset, sert siyasi çatışmalar, yolsuzluk ve devlet içindeki çeteleşme iddiaları ile geçtiğini hatırlattı; “Önümüzdeki dönemin de böyle geçirilmesi durumunda, demokrasinin gelişmesi için toplumun mecali kalmayacak. Türkiye gelişmiş ülke seviyesine ulaşmak istiyorsa, gelişmiş bir demokrasiye de sahip olmak zorunda” uyarısında bulundu.

Şırnak katliamında zaman aşımı
Şırnak’ta 26 Mart 1994 yılında iki köyün bombalanması sonucunda 38 kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralanmıştı. Olayın soruşturmasına her defasında görevsizlik verilerek dosya sivil ve askeri savcılık arasında gidip geldi. Olayda yaşamını yitiren ve yaralananların aileleri olayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. AİHM’in Türkiye!yi mahkum ettiği dava iç hukukta zaman aşımına uğradı. Mağdur aileler ‘takipçisi olacağız’ dedi.

21 yıl sonra gelebildi, soruşturma için gözaltına alındı
DEP’in eski başkanlarından Yaşar Kaya, 21 yıl sonra dönebildiği ülkesinde 1994 yılındaki bir soruşturma nedeniyle gözaltına alındı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27 Şubat 2014 tarihinde Türkiye’ye gelmesi halinde tutuklanamayacağı yönündeki güvencesi üzerine 21 yıldır yurtdışında yaşayan Kaya 1994 yılındaki bir soruşturma nedeniyle gözaltına alındı. Kaya, polisler tarafından ifadesi alınmak üzere Ankara Adliyesi’ne getirildi. İfadesi alındıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Kaya, ailesiyle buluştu.

Askeri birlikte patlama
Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde bulunan 2’nci Kolordu Komutanlığı’na bağlı 18’inci Piyade Mekanize Tugayı’nda meydana gelen mühimmat patlaması sonucu 17 asker yaralandı. Patlamanın tank mermisinin ateşlenmesinde meydana gelen kazadan kaynaklandığı öğrenildi.

Tunceli’de yine bar saldırısı
Tunceli’de kadın garson çalıştıran iki birahaneye bir grup gösterici motolof kokteylleri ile saldırdı. Atılan molotoflar nedeniyle 2 birahane yanarak kullanılmaz hale gelirken, saldırganları polis gaz bombası ve tazyikli su kullanarak dağıttı.Tunceli’de önceki yıllarda kadın garson çalıştıran birahanelere yönelik yapılan saldırılarda bugüne kadar 7 kişi hayatını kaybederken, 30’dan fazla kişi de yaralanmıştı.

Urla’daki usulsüz villalara dava açıldı
17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonları sürecinde yayınlanan telefon dinlemeleriyle gündeme gelen, İzmir’in Urla İlçesi Hacılar Koyu’nda villaların bulunduğu 20 hektarlık alanın 1’inci derece SİT’ten 3’üncü derece SİT alanına dönüştüren İzmir 1 No’lu Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nun kararına karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı dört meslek odası dava açtı.

TOKİ başkanlığında görev değişimi
Ahmet Haluk Karabel, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’ndan alındı, yerine Mehmet Ergün Turan atandı. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Ahmet Haluk Karabel’in, yerel seçimden önce internete düşen ses kayıtlarında, Başbakan Tayyip Erdoğan’dan “kupon (değerli) arazileri” kendisinden habersiz sattığı için fırça yediği iddia edilmişti.

Ormanlık alanlar enerji santrallerine açılıyor!

Ormanlık alanları petrol boru hatları, enerji santralları, petrol ve doğalgaz aramaları gibi işletmelere açan yönetmelik Resmi Gazete yayımlandı.
finike-alacadac49fda-yok-edilen-ormanlc4b1k-alan
Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında Orman Kanunu’nun 16, 17 ve 18. maddelerinin uygulanmasına ilişkin iki yönetmelik yayımlandı.Yönetmelikler ile, ormanlık alanlarda enerji üretim santralleri, petrol ve doğalgaz boru hattı, petrol ve doğalgaz arama tesislerinin kurulmasına izin verilmesinin önü açıldı. Yönetmelik hükümlerine göre ormanlık alanlarda ayrıca, haberleşme tesisleri, işletilme ve yeraltı doğalgaz depolanmasına ilişkin tesisler ile eğitim ve spor tesislerine, yol, liman geri hizmet alanı, havaalanı, demiryolu, teleferik hattı, tünel gibi ulaşım tesislerine izin verilebilecek.

Ayrıca, özel yükseköğretim kurumları dışında, yükseköğretim kurumlarının eğitim ve araştırma amaçlı tesislerine ve izin verilen bu alan içinde izin sahibi yükseköğretim kurumuna veya Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne yurt yapılması için izin verilebilecek.

Bunların yanında, ormanlık alanlar içinde, balık üretim tesislerine, odun kömürü gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocaklara, define aramasına, arkeolojik kazı ve restorasyon yapılmasına da izin verilebilecek. Buna karşılık, arkeolojik kazı ve restorasyon yapılması için yalnızca Kültür ve Turizm Bakanlığı izin verebilecek.

(Ajanslar)

Satürn yeni bir ay doğuruyor

Gökbilimciler, Satürn’ün 63. uydusu olabilecek bir cisimin doğuşuna tanık oluyor.

140404093207_saturn_moon_512x288_n_nocredit

“Peggy” adı verilen cisim, Satürn’ün halklarından birinin ucunda yer alıyor.

Cassini uzay aracının gönderdiği siyah-beyaz görüntüde, cismin henüz açık renkli bir çıkıntı veya şişkinlik şeklinde olduğu görülüyor.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın JPL laboratuvarından Linda Spilker, “Minik bir ayın doğuşuna tanıklık etmek heyecan verici, beklenmedik bir olay” diyor.

Peggy’nin yaklaşık bir kilometre çapında ve neredeyse tamamen buzdan ibaret olduğu tahmin ediliyor.

Cassini görüntüleme uzmanı ve Londra’daki Queen Mary Üniversitesi araştırmacısı Prof. Carl Murray, böyle bir gözlemin ilk defa yapıldığına dikkat çekiyor.

Prof. Murray, BBC’ye yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Tek bildiğimiz, orada bir şey olduğu; takip edebildiğimiz ise halkalardaki bir cismin etrafındaki parçacıklar üzerinde etkide bulunarak, halkalarda bir bozukluğa yol açması.”

Gözlemin ayrıntıları Icarus dergisinde yayımlandı.

Peggy yaşayabilecek mi?

Söz konusu görüntü, halkaları meydana getiren buz bulutları içinden bir gök cisminin meydana gelişini ölümsüzleştirmiş olabilir.

Prof. Murray’e göre, yüzde 90’ı su buzundan oluşan halkalardaki parçacıların çarpışması, kümelenme ve kar topu gibi büyüme yoluyla cisimlerin meydana gelmesi için uygun ortam oluşturuyor.

Halkalardaki buz oranından ve Satürn’ün uydularının yapısında esas olarak buz bulunmasından hareketle oluşturulan teori, bu halkalardan çıkarak bir yörüngeye oturan cisimlerin yeni uydulara dönüşebileceğini öngörüyor.

Ancak Peggy’nin bunu başarabileceği şüpheli. Eğer halkalar içinde bir yörüngeye oturursa, buz parçalarıyla çarpışarak dağılabilir.

Fakat eğer Peggy halkaların dışına çıkabilirse de, bu defa daha büyük olan uyduların arasından sıyrılmak zorunda. Aksi halde birine çarpıp yok olabilir.

Her durumda, ‘bebek uydunun’ küçüklüğü nedeniyle, halkaların dışına çıktığı andan itibaren onu izlemek imkansız hale gelecek.

Cassini uzay aracının 2016’da yerleşeceği yörünge düzlemindeyken, dar açı kamerasıyla, Satürn’ün en dışındaki A halkasını gösteren ayrıntılı görüntüler gönderebileceği umuluyor. Bu durumda Peggy’ye ne olduğu anlaşılabilir.

(BBC)

MİT Yasası Meclis’ten geçti

mit1Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, MİT’in görevleri yeniden belirleniyor.

MİT’in görevleri arasında; “Dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda Bakanlar Kurulu’nca verilen görevleri yerine getirmek”, “Dış istihbarat, milli savunma, terörle mücadele ve uluslararası suçlar ile siber güvenlik konularında her türlü teknik istihbarat ve insan istihbaratı usul, araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi, belge, haber ve veri toplamak, kaydetmek, analiz etmek ve üretilen istihbaratı gerekli kuruluşlara ulaştırmak” ve “İstihbarat kapasitesini, niteliğini ve etkinliğini artırmak amacıyla, çağdaş istihbarat teşkilat usul ve yöntemlerini araştırmak, teknolojik gelişmeleri takip etmek ve uygun görülenleri temin etmek” de yer alacak.

MİT’e kanunla sayılan görevler dışında görev verilemeyecek.

MİT, yerli, yabancı her türlü kurum, kuruluş, tüm örgüt veya oluşumlar ile kişilerle doğrudan ilişki kurabilecek, uygun koordinasyon yöntemlerini uygulayabilecek.

TALEBİN YERİNE GETİRİLMESİNDEN KAÇINAMAYACAK

MİT, kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, Bankacılık Kanunu kapsamındaki kurum ve kuruluşlar ile diğer tüzel kişiler ve tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşlardan bilgi, belge, veri ve kayıtları alabilecek, bunlara ait arşivlerden, elektronik bilgi işlem merkezlerinden ve iletişim alt yapısından yararlanabilecek, bunlarla irtibat kurabilecek. Bu kapsamda talepte bulunulanlar, kendi mevzuatlarındaki hükümleri gerekçe göstermek suretiyle talebin yerine getirilmesinden kaçınamayacak.

TCK’nın “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar”, “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar”, “Milli Savunmaya Karşı Suçlar”, “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” başlıklı maddelerinde yer alan suçlara ( (Halkı Askerlikten Soğutma, Askeri İtaatsizliğe Teşvik, Seferberlikle İlgili Görevin İhmali, Düşmandan Ünvan ve Benzeri Payeler Kabulü, Askeri Yasak Bölgelere Girme başlıklı 318, 319, 324, 325 ve 332. maddeleri hariç olmak üzere) ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda ifade tutanaklarına, her türlü bilgi ve belgeye erişebilecek, bunlardan örnek alabilecek.

MİT, görevlerini yerine getirirken gizli çalışma usul, prensip ve tekniklerini kullanabilecek.

KİMLİKLERİNİ DEĞİŞTİREBİLECEK

MİT, istihbari faaliyetler için görevlendirilenlerin kimliklerini değiştirebilecek, kimliğin gizlenmesi için her türlü önlemi alabilecek, tüzel kişilikler kurabilecek. Kimliğin oluşturulması veya tüzel kişiliğin kurulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belge, kayıt ve dokümanlar ile araç ve gereçler hazırlayabilecek, değiştirilebilecek, kullanılabilecek.

Yabancıların ülkeye giriş, çıkışları, vize, ikamet, çalışma izni ve sınır dışı edilmesi gibi konularda, ilgili kurum ve kuruluşlardan talepte bulunabilecek.

Telekomünikasyon kanallarından geçen dış istihbarat, milli savunma, terörizm ve uluslararası suçlar ile siber güvenlikle ilgili verileri toplayabilecek.

Yabancı unsurların ülkenin ve vatandaşların iletişim güvenliğini tehdit eden faaliyetlerinin engellenmesine yönelik çalışmalar yapabilecek, ilgili kurum ve kuruluşlardan talepte bulunabilecek.

YALAN MAKİNESİ

MİT’te görev alan veya alacak kişilerin güvenilirliklerini ve uygunluklarını belirlemek için yalan makinesi uygulaması dahil, test teknik ve yöntemlerini kullanabilecek.

MİT mensupları görevlerini yerine getirirken ceza ve infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerle önceden bilgi vermek suretiyle görüşebilecek, görüşmeler yaptırabilecek, görevinin gereği terör örgütleri dahil olmak üzere milli güvenliği tehdit eden bütün yapılarla irtibat kurabilecek.

ANKESÖRLÜ TELEFONLAR DİNLENEBİLECEK

Önleyici istihbarat elde etmek ve analiz yapabilmek amacıyla, MİT Müsteşarı veya yardımcısının onayıyla yurt dışında veya yabancılar tarafından gerçekleştirilen iletişim ile ankesörlü telefonlarla gerçekleştirilen iletişim ve MİT mensuplarının, MİT’te görev almış olanların veya görev almak üzere başvuranların iletişimi tespit edilebilecek, dinlenebilecek, sinyal bilgileri değerlendirilebilecek ve kayda alınabilecek.

MADALYA VERİLEBİLECEK

Yurt içinde veya yurt dışında olağanüstü gayret ve fedakarlıkla yaptığı çalışmalar sonucunda; ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünün korunmasında, devletin yücelmesinde, milli menfaatlere katkıda bulunan ve hizmette üstün başarı ve yararlılık gösteren MİT personeline madalya verilebilecek.

MİT mensupları ve emeklileri, demirbaş ve zati silahlarını MİT Müsteşarlığı kayıtlarına geçirilmek, müsteşarlıkça verilen belgelere işlenmek kaydıyla, meskun mahaller dahil her yerde taşıyabilecek.

MİT MÜSTEŞARININ YARGILANMASI

Cumhuriyet savcıları, MİT görev ve faaliyetleri ile mensuplarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde MİT Müsteşarlığı’na bildirecek. MİT Müsteşarlığı’nın, konunun görev ve  faaliyetlerine ilişkin olduğunu belirlemesi veya belgelendirmesi halinde adli yönden başka bir işlem yapılmayacak ve herhangi bir koruma tedbiri uygulanmayacak. Ancak ilgili fıkra hükümlerine göre işlem yapılabilecek.

MİT Müsteşarı hakkında soruşturmalarda, Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulu Kanunun “Yüce Divan’da yargılanacak asker kişilerle ilgili soruşturma usulü” maddesinin bazı hükümleri uygulanacak.

Buna göre, anılan kararlara karşı ilgililer, 10 gün içinde Cumhurbaşkanlığına itiraz edebilecek. İtiraz üzerine Cumhurbaşkanı tarafından verilen karar kesin olacak.

Araştırma veya ön inceleme, izin vermeye yetkili merci tarafından bizzat yapılabileceği gibi görevlendireceği denetim elemanlarıyla da yaptırılabilinecek. Bu şekilde görevlendirilen kişiler,  Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda ön inceleme ile görevlendirilen kişilere tanınan yetkilere sahip olacak.

Soruşturma izni verilmemesi kararı hakkında ilgililer tarafından yapılan itirazın Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmesi veya soruşturma izni verilmesi kararına karşı süresi içinde itiraz edilmemesi ya da bu itirazın Cumhurbaşkanı tarafından reddedilmesi üzerine, izin vermeye yetkili merci tarafından soruşturmayı yapmak üzere denetim elemanlarından üç kişilik bir soruşturma kurulu oluşturulacak. Kurul, soruşturma sırasında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Cumhuriyet savcısına tanıdığı bütün yetkilere sahip olacak ve soruşturma sırasında hakim kararı alınması gereken hususlarda yetkili mahkemelere başvuracak.

Kurul, yaptığı soruşturma sonucunu bir rapor ile tespit ederek izin vermeye yetkili merciye sunacak. İzin vermeye yetkili merci kamu davasının açılmasına gerek görmezse kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verecek. Bu karar kesin olacak.

MİT Müsteşarı, Yargıtay ilgili dairesince yargılanacak. Aynı konuya ilişkin yeni ve somut delil ortaya çıkmadan, yeniden soruşturma yapılamayacak.

İsimsiz, imzasız, adressiz, takma adla yapıldığı anlaşılan ya da belli bir olayı ve nedeni içermeyen, delilleri ve dayanakları gösterilmeyen ihbar ve şikayetler, Cumhuriyet savcılarınca işleme konulmayacak.

MİT mensupları ile istihbarat hizmetlerine yardımları teşvik edilenler ve bunların eş, çocuk, ana, baba ve kardeşleri MİT Müsteşarının onayıyla Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan koruma tedbirlerinden yararlandırılacak.

MİT mensuplarının görevlerini yerine getirirken, görevin niteliği gereği veya görevin ifası nedeniyle diğer kişilere verdiği zararlar, idare tarafından tazmin edilecek. Tazmin, zararın göreve ilişkin bir husustan doğması ve ilgili personelin kasıt veya ağır kusurunun bulunmaması halinde, rücu işlemine konu edilmeyecek.

Türk vatandaşları hariç olmak üzere, tutuklu veya hükümlü bulunanlar, milli güvenliğin veya ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Dışişleri Bakanının talebi üzerine, Adalet Bakanının teklifi ve Başbakanın onayı ile başka bir ülkeye iade edilebilecek veya başka bir ülkede tutuklu ve hükümlü bulunanlar ile takas edilebilecek.

MİT BELGESİ ÇALANA 10 YILA KADAR HAPİS

MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgeleri, yetkisiz olarak alan, temin eden, çalan, sahte olarak üreten, bunlar üzerinde sahtecilik yapan, bunları yok eden kişiye 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilecek.

MİT mensupları ve ailelerinin kimliklerini herhangi bir yolla ifşa edenler ile MİT mensuplarının kimliklerini sahte olarak düzenleyen veya değiştiren ya da bu sahte belgeleri kullananlar, 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Bu bilgi ve belgelerin radyo, televizyon, internet, sosyal medya, gazete, dergi, kitap ve diğer tüm medya araçları ile her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçları vasıtasıyla yayımlanması, yayılması veya açıklanması halinde, Basın Kanunu ile İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunu kapsamında, sorumlulukları belirlenenler ile bunları yayınlayanlara 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası uygulanacak.

Kanun kapsamındaki, görev ve yetkilerin kullanılmasını engelleyenlere 3 yıldan 5 yıla kadar, ihmal ve suistimal suretiyle önleyenlerle, yükümlülükleri yerine getirmeyenlere 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası verilecek.

Bu fiilleri MİT mensupları işlerse, ceza üçte biri oranına kadar artırılacak.

Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, MİT’in taleplerinin öncelikli olarak karşılanması ve bu talepleri yerine getirenlerin hukuki ve cezai sorumluluğunun doğmamasına ilişkin düzenleme yapılıyor. Buna göre, MİT’e verilen görev ve yetkiler çerçevesinde yapılan her türlü talep öncelikli olarak yerine getirilecek, bu talepleri yerine getirenlerin hukuki ve cezai sorumluluğu doğmayacak. Bu kanun ile diğer kanunlarda aynı konuyu düzenleyen farklı hükümler bulunması halinde, bu kanun hükümleri uygulanacak.

MİT mensupları ile MİT’te görev yapmış olanlar, MİT’in görev ve faaliyetlerine ilişkin hususlarda tanıklık yapamayacak. Ancak, devletin çıkarlarının zorunlu kıldığı hallerde MİT mensuplarının tanıklığı MİT Müsteşarının, MİT Müsteşarının tanıklığı ise Başbakanın iznine bağlı olacak.

Kamu kurum ve kuruluşları ile diğer kurum ve kuruluşlar, MİT Kanunu’nda yazılı görevlerin yerine getirilmesi sırasında ihtiyaç duyulan hallerde, kullanımlarında bulunan her türlü malzeme, ekipman, teçhizat ve cihazı, diğer kanunların bu konudaki düzenlemelerine bakılmaksızın MİT’e geçici tahsis edilebilecek veya bedelsiz devredebilecek.

Teşkilat uhdesindeki istihbari nitelikteki bilgi, belge, veri ve kayıtlar ile yapılan analizler, “Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” suçları hariç adli soruşturma ve kovuşturmalarda istenemeyecek.

Kimlikleri değiştirilenler, MİT’in görev ve faaliyetlerine yardımcı olanlar veya istihbarat hizmetlerinde istifade edilenler, kamu görevlisi olup olmadıklarına bakılmaksızın, görev, faaliyet ve yardımları sebebiyle sorumlu tutulamayacak.

Teşkilat uhdesindeki bilgi ve belgelerin gizlilik derecelerinin ve sürelerinin tespit edilmesine, birim ve kısımlara ayrılmasına, kullanıma veya paylaşıma açılmasına ve bunların akademik çalışmalar ile her türlü yayın ve edebi eserde kullanılmasına müsteşar tarafından oluşturulacak bir komisyonca karar verilecek.

GÜVENLİK VE İSTİHBARAT KOMİSYONU KURULACAK

Belirtilen görevleri yerine getirmek üzere, TBMM bünyesinde Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu kurulacak.

MİT Müsteşarlığı tarafından yürütülen devlet istihbarat hizmetleri ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından görevleri gereği yürütülen güvenlik faaliyetlerine ve istihbari nitelikteki faaliyetlere ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığı’nca hazırlanacak yıllık raporlar Başbakanlık’a gönderilecek.

Başbakanlık’ça bu raporlar üzerinde hazırlanacak yıllık rapor, mart ayı içinde Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu’na sunulacak. Komisyon, incelemelerini ve görüşmelerini raporun kendisine intikalinden itibaren 90 gün içinde tamamlayacak ve hazırlayacağı raporu bu süre içinde TBMM Başkanlığı’na sunacak.

Komisyonun üye sayısı 17 olacak; üye dağılımı, siyasi parti gruplarının, parti grupları toplam sayısı içindeki yüzde oranına göre yapılacak. Komisyonun görevleri şöyle:

“Milli güvenliğe ilişkin konularda görüş ve öneriler sunmak, güvenlik ve istihbarat konularında uluslararası alanda kabul gören gelişmeleri izlemek. Kendi faaliyetlerine ilişkin rapor hazırlamak. Güvenlik ve istihbarat hizmetleri sırasında elde edilen kişisel verilerin güvenliğini, bireyin hak ve özgürlüklerini koruyucu öneriler geliştirmek.”

KOMİSYON GÖRÜŞMELERİ KAPALI OTURUMDA YAPILACAK

Komisyon görüşmeleri kapalı oturumda yapılacak. Kapalı oturumda komisyon üyeleri, ilgili bakanlar, görevli hükümet temsilcileri ve komisyonda görev yapan yasama uzmanları ile stenograflardan başkası bulunamayacak.

Komisyon çalışmalarına ilişkin bilgi ve belgelerin saklanmasında ve korunmasında gizlilik esas olacak. Komisyon görüşmelerine katılan ve bu görüşmelere herhangi bir şekilde vakıf olanlar, komisyon çalışmaları ve görüşülen konular hakkında hiç bir açıklama yapamayacak, bunları sır olacak saklayacak.

Komisyon tarafından hazırlanan raporları ve bunların eklerini taşıyan, çoğaltan ve teslim alanlar da dahil olmak üzere tüm görevliler, bu raporların ve eklerinin korunması için gereken dikkat ve özeni gösterecek. İlgili kurumlar ve Başbakanlık’ça hazırlanacak raporlarda, komisyon raporlarında ve bunların ekleri ile komisyon tutanaklarında, devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelere yer verilmeyecek.

Komisyonun çalışma usul ve esaslarına ilişkin olarak, bu maddede hüküm bulunmayan hallerde TBMM İçtüzüğü hükümleri uygulanacak. İlgili kurumlar ve Başbakanlık’ça hazırlanacak raporların hazırlanmasına ve kapsamına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelikle belirlenecek.

Doğrudan MİT tarafından tedarik edilmesi uygun görülen istihbarat ve güvenlik amaçlı ihtiyaçlar için gereken kaynak; MİT Müsteşarının teklifi, Milli Savunma Bakanının uygun görüşü ve Başbakanın onayıyla, Savunma Sanayi Destekleme Fonundan MİT adına açılmış olan hesaplara aktarılacak. Aktarılan bu tutarlar, MİT’in tabi olduğu mevzuat hükümlerine göre harcanacak.

(Cumhuriyet)

Gökçek’ten TBMM köşesine “manidar” anıt

Basliksiz-2Meclis’in önündeki kavşağa Ankara Belediyesi’nin yaptırdığı kol saati heykeli Meclis gündemine taşındı. CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Çağlayan’ın 700 bin TL değerindeki kol saatini anımsatarak, İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya, “Sanki misilleme yaparcasına TBMM’nin karşısına rüşvetin sembolü olarak bilinen kol saatinin yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusunu yöneltti.

Meclis’in önündeki kavşağa belediye tarafından yaptırılan kol saati heykeli, milletvekillerine 17 Aralık operasyonunun simgelerinden eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a rüşvet olarak verildiği belirtilen 700 bin liralık saati çağrıştırınca Meclis gündemine taşındı. CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Çağlayan’ın 700 bin TL değerindeki kol saatini anınmsatarak, İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya, “TBMM’nin karşısına rüşvetin sembolü olarak bilinen kol saatinin yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz”sorusunu yöneltti.

30 Mart yerel seçimlerinden önce Ankara Büyükşehir Belediyesi, başkentin değişik noktalarına dekoratif saatler yaptırdı. Saatler için iki farklı ihaleye çıkıldı. 34 saat için 5 milyon 812 bin TL, 16 saat için 4 milyon 238 bin TL para harcandı. Bu saatlerin bir kısmının açılışı Başbakan Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle gerçekleşti. Proje kapsamında Ankara’nın bir tek noktasına, TBMM ile Genelkurmay Başkanlığı arasında kalan ve Ankara’nın yoğun olarak kullanılan kavşağa 4 taraflı altın kol saati heykeli yapıldı.

Misilleme yaparcasına…

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda istifa eden eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın 700 bin TL’lik kol saatini rüşvet olarak aldığı iddiasını anımsatan heykel, TBMM gündemine taşındı. CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, “17 Aralık yolsuzluk operasyonu esnasında hükümetinizin bir bakanına 700 bin TL’lik kol saati hediye edilmesi ulusal basında ve ülke gündeminde büyük yankı uyandırdı. İnsanların yiyecek ekmek bulamadıkları bir ülkede bakanın 700 bin TL’lik saat takması taraflı tarafsız her kesimde büyük tepki yarattı. Durum bu şekildeyken kol saatinin rüşveti çağrıştığı bilinirken sanki bir misilleme yaparcasına TBMM’nin karşısındaki Genelkurmay Başkanlığı’nın bulunduğu meydana kol saatinin yapılması uygun olmamıştır. TBMM’nin Genelkurmay Başkanlığı ile kesiştiği Dikmen Caddesi üzerindeki kavşak güzergâhında Büyükşehir Belediyesi tarafından yeni yaptırılan kol saati rüşvetin sembolü olarak değerlendirildi”yorumunu yaptı.

Bayraktutan, Bakan Ala’ya “TBMM’nin karşısına rüşvetin sembolü olarak bilinen kol saatinin yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz, anılan güzergâhta kol saatinin kaldırılması ile ilgili bir talimatınız olacak mıdır” sorularını yöneltti.

(Cumhuriyet)

Gabriel Garcia Marquez öldü

Nobel ödüllü edebiyatçı Gabrial Garcia Marquez, Meksika’daki evinde hayatını kaybetti.

Gabriel-Garcia-Marquez (1)

Ailesinden yapılan açıklamaya göre, 87 yaşındaki yazar bir süredir akciğer ve idrar yolları enfeksiyonu nedeniyle tedavi görüyordu.

İspanyolca dilinin en yetkin kalemlerinden biri olarak gösterilen Marquez, 30 yıldan uzun süredir Meksika’da yaşıyordu ve son yıllarda çok az kamuoyu karşısına çıkmıştı.

Garcia Marquez, en çok “büyülü gerçeklik” yapıtı “Yüzyıllık Yalnızlık”la biliniyordu. 1967’de yayımlanan roman tüm dünyada 30 milyon adetten fazla sattı.

New York Times gazetesi, “Yüzyıllık Yalnızlık”ı, tüm insanlık için “Eski Ahit’ten bu yana okunması gereken ilk edebiyat ürünü” olarak tanımlamıştı.

Gabriel Garcia Marquez’in diğer ünlü romanları arasında “Kolera Günlerinde Aşk”, “Labirentindeki General” ve “Benim Hüzünlü Orospularım” da bulunuyor.

Kardeşi, iki yıl önce, ünlü yazarın demans (bunama) hastası olduğunu ve yazmayı bıraktığını açıklamıştı.

Eserlerinin kaynağı çocukluk yıllarıydı 

1928’de Kolombiya’nın kuzeyindeki yoksul Aracataca kentinde doğan ve büyükannesi ve büyükbabasının yanında büyüyen Garcia Marquez, çocukluk yıllarını tüm eserlerinin kaynağı olarak niteliyor.

İki iç savaşa katılan, liberal bir insan hakları eylemcisi olan büyükbabasının siyasi çizgisinden etkilenen yazar, büyükannesinin anlattığı hurafeler ve halk hikayeleriyle büyüdü. Büyükannesin söz ettiği, evin etrafında, ifadesiz bir şekilde dans eden ölü ataları ve hayaletler en büyük romanında yer buldu.

gabriel-garcia-marquez

Gazeteciliğe hep devam etti

Cizvit okulunda hukuk öğrenmi görmeye başlayan Garcia Marquez, gazetecilik yapmak için okulu bıraktı.1954’te çalıştığı gazete tarafından Roma’ya gönderildi. O zamandan sonra ömrünün büyük bölümünü Paris, Venezuela ve son olarak da Mexico City olmak üzere yurt dışında geçirdi.

Romanlarıyla ünlenmesine rağmen hep gazeteciliğe devam etti.

William Faulkner’dan derin bir şekilde etkilenen Garcia Marquez, ilk romanını 23 yaşında yazdı. 1955’te yayımlanan “Yaprak Fırtınası” ve sonrasındaki üç kitabı, yazarı büyük bir ticari başarıya ulaştırdı.

Yüzyıllık Yalnızlığın ilk bölümünü yazma fikri Acapulco’ya giderken aklına geldi. Geri dönüp, günde altı paket sigarayla odasına kapandı. 18 ay sonra “geri döndüğünde” ailesinin 12 bin dolar borca girdiğini öğrendi. Ama elinde çok satan romanına dönüşecek 1300 sayfa vardı.
Romanın İspanyolca ilk basımı bir hafta içinde tükendi. Sonraki 30 yıl içinde kitap 30’dan fazla dile çevrildi.

Yazılarının canlılığı, dil zenginliği ve derin hayal gücüyle hayranlık uyandıran yazar “sürrealizminin Latin Amerika’nın realizminden kaynaklandığını” söylemişti.

Garcia Marquez’in, Şilili bir göçmenin memleketine dönüş deneyimini anlattığı romanının 15 bin nüshası Şili hükümetinde yakıldı.
Sol eserler yayımlamaya devam eden yazar, eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand ile kişisel dostluk kurdu ve Bogata’dan eski Küba lideri Fidel Castro’nun ajansını idare etti.

‘Artık ölebilir miyim?’

Sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine hastaneye kaldırıldığında yazdığı veda mektubunu yakın arkadaşlarına göndermiş ve mektup çeşitli dillere tercüme edilerek yayılmıştı.

Marquez mektubunda “Artık ölebilir miyim” diye soruyordu:

(BBC Türkçe/Bianet)