Ana Sayfa Blog Sayfa 3990

Tekerlekli Sandalye kullanıcıları için ulaşım ve erişim ne kadar mümkün? – Teslime Taplacı

Bizim sistemimizin ya da sisteme bağlı olarak insanımızın bir sorunudur tekerleği yeniden, yeniden keşfetmek. Teknoloji gelişir, normlar belirlenir, uygulanır, aksaklıklar var ise düzeltilir, sonuç memnuniyet verici ise yaygınlaşır. Devletler düzeni sağlamak ve vatandaşlarının yaşam kalitesini arttırmak için bu standartları kullanır.

Sosyal devletin görevlerinden biri de vatandaşlarının bütün hizmetlerden eşit olarak faydalanmasını temin etmektir. Tekerlekli sandalye kullanan bir engelli olarak sokağa çıktığımda şehir mimarisinde söz konusu standartların keşmekeşi içine düşüyorum. Kaldırımlar, rampalar, mazgallar, yağmur suyu olukları, kaldırımı ortalamış işaret levhaları, tekerlekli sandalyenin bile giremeyeceği engelli tuvaletleri bana evde oturmamı söyler. Bu dayatmaya boyun eğmemek için de çelik gibi sinir gerekir.

Kadıköy Moda'da bir banka şubesinin 65 derece eğimli "tank" rampası. Dünya standartlarında engelli rampası 8 derecedir
Kadıköy Moda’da bir banka şubesinin 65 derece eğimli “tank” rampası. Dünya standartlarında engelli rampası 8 derecedir

Herhangi bir engeliniz yoksa kaldırım mühendisliği yapmanız beklenmez. Ben dışarı çıkar çıkmaz gözümle taramaya başlarım, kaldırımın neresinde eğim yapılmış, yağmur suyu olukları sandalyemin kaldırıma çıkmasına izin verecek mi, mazgal üzerinden geçerken demirleri aralıksa düşmemek için ne yapmalıyım, kaldırım üzerinde geçişi engelleyen ağaç, tabela, işgalci esnaf vb. var mı diye. Yapılan rampaların eğimini hesaplayıp, kullanıp kullanmamaya karar verecek bilgiye de sahip olmalıyım. Hatta kaymamak için rampa yüzeyinde kullanılan malzeme hakkında bile bilgim olmalı. Mühendisliğiniz zayıf ise hayati risk bile söz konusudur.

Otobüs Durakları

15a...
“Örneğin, resimde gördüğünüz durağı kaç kez şikayet ettim, sonuç alamadım henüz”

Standartlar uygulanıyor olsa idi bu bilgileri edinmeme, uygun olmayan yerlerin düzeltilmesi için kurumlara müracaat etmeme, bazen tartışıp bazen de kavga etmeme gerek kalmaz bunlara harcayacağım enerjimi daha farklı işlerde kullanabilirdim. Örneğin, resimde gördüğünüz durağı kaç kez şikayet ettim, sonuç alamadım henüz. Engeli olmayan biri nesi var diyebilir, açıklayayım; Durağı sandalyenin geçemeyeceği şekilde konumlandırıp rampayı geçilemeyen tarafa koymuşlar.. Belediyeciliğimizi tebrik etmekten kaçınmayın lütfen. 

Banka Şubeleri

İkamet ettiğim İstanbul Küçükçekmece Cennet Mahallesi’nde bulunan dokuz ayrı banka şubesinden sadece bir tanesinde rampa yapılmış, o da keşke yapılmasaymış; dar, dik ve kenarı korkuluksuz olan rampayı kullanmak mümkün değil.. Rampa yapmış olmak için yapılmış. Bebek arabası bile zor çıkar buradan.

14a...

Metrobüs ve Metro

Toplu ulaşımda da durum içler acısı. Metrobüste belediyenin istediği durakta iniyorsunuz, her durağa asansör veya rampa konulmamış, asansörler çok sık arıza yapıyor, tamiri aylar sürüyor. Metrobüs güzergahında bulunan üç kamu hastanesi var, o duraklarda ne asansör ne rampa. Otobüslerin bir kısmı engelliye uygun bir kısmı değil; durakta bekliyorsunuz uygun olmayan otobüs geldi mi.. beklemeye devam.. Hele özel halk otobüslerinin çalıştığı hat ise zahmet edip beklemeyin, onların engelliye uygun araç sayısı yok denecek kadar az. Vapurlarda aynı durumda, tren için Marmarayın tamamlanmasını bekliyoruz, yapılmış olan birkaç durak engelliye uygun. Metro belediyemizin yüz akı, inanmayacaksınız ama duraklar da araçlarda uygun.. Asansörler sorunsuz çalışıyor.

19 metrobüs...

2005 yılı Temmuz ayında yürürlüğe giren 5378 sayılı Özürlüler kanunu, yukarıda saydığım düzenlemeleri yapması için7 yıl süre vermişti. 7 Temmuz 2012’de dolacak süreye hükümetimiz 3 yıl ertelemeyi kanunlaştırıp, iznini uzattı. Şimdi 7 Temmuz 2015’te bu sürenin dolmasını bekliyoruz. Çalışmalara bakarak tahminim şu; bir sihirli değnekleri var, 6 Temmuz gecesi o değneği kullanıp her şeyi düzenleyecekler ya da gene izin alacaklar. Dokuz yılda yaptıramadıklarını bir yılda yaptırırlar mı? Bekleyip göreceğiz. Bir şey daha merak ediyorum? Peki siz bu konuda ne yaptınız? Eyleme geçilmediği ortada, bari fark ettiniz mi?

Teslime Taplacı

 

Teslime Taplacı

Yeşil mutfak denemeleri- Pazı sarma

Aslında bu tarif iki hafta önce yayınlanacaktı fakat teknik aksaklıklara kurban gitti. Elceğizlerimle sardığım bu dolmayı paylaşmamaya gönlüm razı gelmedi. Geç de olsa karşınızda, yenileri ise ocakta.

Mutfakta mahareti tescil eden birkaç yemek vardır malum. Hep derler pilavın beyazı, sarmanın incesi makbul. Bizim aile eşrafında durum böyleydi en azından.

Ananesinin eteğinin dibinde, onun avucunun içinde pıtı pıtı sardığı yaprakların hareketini izlerken şaşakalan çocuk aklım nasıl bir savunma geliştirdiyse geçtiğimiz haftaya kadar hiç denememiş olan ben ilk defa dolma sarmaya karar verdim. Mevsime uygun tüketmek temel prensibimiz olduğundan zeytinyağlı sarmaları başka bahara bırakarak pazı sarma denemeye karar verdim. Bir de serde et yememezlik var malum o yüzden bulgurlu harcı da ilk defa denemiş ve tattırmış oldum ev ahalisine. Gelen tepkiler yüzümü güldürdü, pazı sarma damaklarımızı şenlendirdi. Bu haftaki tarif şöyle bir şey oldu, afiyetle!

Pazı sarmapazısarma2

Malzemeler:

1 bağ pazı yaprağı

1 çay bardağı pilavlık bulgur

1 soğan

3-4 kaşık domates püresi (mümkünse yazın yapıp konservelediklerimizden, bizim ki Ormanevi’nden gelmeydi misal)

2 kaşık un (organik tam buğday kullandım)

Tuz, karabiber, nane, yeni bahar, kıyılmış maydonoz

pazısarmaHazırlanışı:

1 çay bardağı pilavlık bulgur üstünü örtecek kadar ılık suda ıslanıp 10 dakika kadar bekletilir ve ardından süzülür. İnce ince kıydığımız soğan, domates püresi, maydonoz ve baharatlarla karıştırılır. Bağlayıcı olarak iki kaşık un eklenir ve karıştırılır. Pazı yaprakları ılık suda çok kısa bekletilir ve yumaşamaları sağlanır. Yaprağın büyüklüğüne göre kaldıracak kadar harç doldurulur ve sarılır. Tencerinin dibine sarılamayacak kadar küçük pazı yaprakları ve sapları serilip zemin yapılır. Dolmalar üstüne dizilir, üstünü örtecek kadar su ve biraz zeytinyağı ile 30 dakika pişirilir. Biz üstüne evde yaptığımız yoğurdu ve tereyağında yaktığımız pul biberi ekledik, afiyetle yedik.

 

Kazdağı’nın ardında var bir diyar

Masallarda hep bir dağ vardır.

Dağın zirvesine zorlu bir yoldan çıkıp efendilerini bulmaya çalışan kuşlar, sonunda kendilerini bulurlar vardıkları yerde.

Troya savaşını, Tanrıların Tanrısı Zeus, bir dağın zirvesinden izler.

Yeryüzündeki halklara konuşsunlar diye dağıtmak için sırtındaki çuvalda dilleri taşıyan o varlık, Kafkasya’nın Kaf Dağı’nın üzerinde çıkan fırtına da kontrolü kaybeder ve çuvalın dibinde kalan bütün diller bu dağın üzerine dökülür.

Dağ, masal coğrafyasıdır. Masalsı bir coğrafyadır. Büyük kaba ağaçlar, taşlar, pınarlar, kuşlar, börtüler, böcekler, çeşit çeşit mahlukat ile masalın kendisidir hatt-ı zatında.

Böyle bir dağ var.

23 kazdağı...

 

Adına Kazdağı diyorlar. Dağın her yanından can fışkırıyor fışkırmasına, lakin bir yandan da üzerinde dosya dosya proje var.

Bir yandan maden çıkarma projeleri, bir yandan termik santraller, üstüne derelerine kurulacak barajlar, HES’ler.

Bazıları da iptal oldu olmasına da, “dağda bu projeler olmasa nasıl bir yaşam istiyoruz?” sorusunun cevabı da çok net değil.

Kazdağı enteresan bir yer: Yörükler, Türkmenler, yarı göçebe halklar, Çerkesler, Pomaklar çeşit çeşit halk var. Geleneksel geçmişi bir yanda, ekolojik kaygılarla buraya göç eden çok sayıda insan bir tarafta. Bu insanlar topluluklar oluşturuyor, aralarında üretime dayalı dayanışma ilişkileri kuruyorlar, bilgilerini paylaşıyorlar ve köy yaşamına da destek oluyorlar.

Kazdağı’nda Buluşma var cancağızım! Sen de gelsene!

24 kazdağları buluşması

Lafı fazla uzatmadan yazının gayesini açıklayayım. Öünümüzdeki günlerde hareketli bir program var Kazdağı’nda. İşte ayrıntıları:

25 Nisan

  • Katılımcı Gıda Toplulukları ve Kuraklılıkta Yerli Meyve Çeşitleri atölyeleri / Bayramiç
  • Kazdağı Buluşması Kampı / Ayazma – Bayramiç

26 Nisan

  • 4. Bayramiç Tohum ve Yerel Ürünler Şenliği / Bayramiç
  • Kazdağı Zirve yürüyüşü / Ayazma – Bayramiç
  • Kazdağı Ekoloji Forumları / Ayazma – Bayramiç
  • Kazdağı Buluşması Kampı / Ayazma – Bayramiç

27 Nisan

  • Kazdağı Buluşması / Evciler

 

İlgilenenler için bilgi kaynakları

Buluşma saatleri:

25 Nisan Cuma 14:00 Bayramiç Öğretmen Evi

26 Nisan Cumartesi 10:00 Bayramiç Pazar Alanı

Kamp yeri Ayazma – Evciler

 

Ali Furkan Oğuz (05333900254)

İbrahim gül (05069902989)

#direnkazdagi  #resistida

Son dönemin Yeşil Kitapları

Sürdürülebilir Gelişim İçin Okulöncesi Dönemde Çevre Eğitimi

 12 yeşil kitaplar

Bir toplumun kendi geleceği olan çocuklarına bırakacağı en değerli hazinenin üzerinde yaşanabilir bir doğal çevre olduğu, herkesin hemfikir olduğu bir gerçektir. Kimsenin (en azından açıkça) karşı çıkmadığı görüşün bu gereklerini yerine getirmek konusunda ise bazı ülke toplumlarının ne yazık ki ayak diredikleri, gerekenleri yapmak konusunda isteksiz göründükleri de ortadadır. Her konuda olduğu gibi bu yaşamsal konuda da ilk ve yoğun olarak yapılması gereken, toplumdaki bireylerin bilinç düzeylerini ve farkındalıkları artırmaktır. Mümkün olan en erken yaşlardan itibaren doğal çevreyi seven, o çevreyi korumak ve geliştirmek için yapılması gerekenleri kendi düzeyinde bilen ve uygulayan bireyler yetiştirmek önem kazanmaktadır. O halde yapılacak olan, okulöncesi dönem çocuklarına sürdürülebilir çevre ile ilgili duyarlılık ve farkındalık kazandırmak üzere birçok ülkede olduğu gibi çevre eğitimine okulöncesi eğitim kurumlarından başlayarak ağırlık vermektir.

Yukarıdaki görüşlerden hareketle Sürdürülebilir Gelişim İçin Okulöncesi Dönemde Çevre Eğitimi isimli bu kitap, öğretmenlere ve araştırmacılara, okulöncesi dönem çocuklarının çevre konusunda duyarlılık ve farkındalık kazanmaları sürecinde bir yol gösterici olarak hazırlanmıştır. Çevre ile ilgili birçok konuda kuramsal bilgilerin sunulduğu kitap, çevre eğitiminin okulöncesinde nasıl uygulanması gerektiğini, konu ile ilgili uygulama örneklerini ve etkinlikleri de içermektedir.

Sürdürülebilir Gelişim İçin Okulöncesi Dönemde Çevre Eğitimi
Alev Önder, Hülya Gülay
Nobel Yayın Dağıtım / Akademi Kitapları Dizisi

444 Soruda Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi siyasal hayatımızın genç partilerinden biri. Emekleme döneminde sayılırız. Türkiye sathına yayılmış bulunan ilişkilerimizi örgütsel bir yapılanmaya adım adım dönüştürüyoruz. Bir yandan da farkımızı ortaya koymaya çalışıyoruz. Partimizi tanıtmak, anlatmak, dünya ve ülkeye yönelik çözüm önerilerimizi duyurmak çabalarımızın önemli bir alanı. Ancak bunun birçok bakımdan kolay olmadığını, fikirleri insanlara ulaştırmanın yasal engel ve kısıtlarının çok olduğunu, parasız adım atmanın mümkün olmadığını, yazılı ve görsel medyada yer bulmanın beş kişilik işe elli kişinin başvurmasına benzediğini, gerilim ve siyasal kutuplaşma yüklü bu ortamda sesimizin pek duyulmadığını biliyoruz. Elbette varoluş nedenimizin bunlardan şikâyet etmek değil, değiştirmek olduğunun da farkındayız. Zaten bu satırlar da bir yakınma değil, durumumuz hakkında size samimiyetle bilgi vermek için yazıldı.

11 YSGP...

Genellikle partiler liderleriyle, sembolleriyle, bazı politik söylem ve eylemleriyle tanınırlar. Onların dünya ve ülke meseleleriyle ilgili politikalarını bütünsel olarak görmek ve incelemek sınırlı sayıda uzmanın, araştırmacının ve bazı parti görevlilerinin işi gibi görülür daha çok. Biz bunu değiştirmek istedik. Elinizdeki bu çalışmayla, her birinin ardında yıllar süren araştırmalar, incelemeler ve etkinlikler bulunan dünyaya ve ülkemize dair sorunları iki arkadaş, dost arasındaki sohbetin sıcaklığı, samimiyeti ve yalansızlığı içinde soru ve cevaplarla size aktarmaya çalıştık. Partimizin düşünce ve önerilerini bu soru ve cevaplar içinde size yansıtmak istedik. Hiç şüphesiz bu sorunlar ve yanıtlar yeterli değildir. Bunun farkındayız ve bu çalışmayı sürekli kendini yenileyen, ilave sorular ve yanıtlar üreten bir anlayışla sürdürmek niyetindeyiz. Bu nedenle sorulmayan soruları, verilmeyen cevapları bize ulaştırmanızdan memnuniyet duyacağız. Bunu yaşayan ve sürekli paylaşılan ortak bir etkinlik olarak tasarlamanın, zamanımızın olmazsa olmaz ilkesi olan katılımcılığın gereği olduğunu düşünüyoruz. Bunun için de eksiklerimiz, hatalarımız, yanlış ve dar bakışlarımız konusunda lütfen bizi uyarın. Birlikte yenilerini yazalım, söyleyelim. Doğrusu, olumlu bir adım atmış olduğumuzu düşünürseniz beğenilerinizi de arkadaşlarınız ve çevrenizle paylaşmanızı dileriz.

Bu çalışma çok sayıda partili arkadaşımızın ve dostlarımızın katkılarıyla ortaya çıktı. Alanlarıyla ilgili bölümleri düzelten ve ilavelerde bulunan dostlarımıza, Danışma Kurulumuzun Koordinatörlerine, alanlarıyla ilgili katkıda bulunan PM üyelerimize, böyle bir çalışmanın yapılması için karar alan ve metninin bütünü yayın öncesi etraflıca inceleyip ilave öneriler getiren MYK üyelerine emek ve çabaları

Sevil Turan – Naci Sönmez Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüleri

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi kendisini anlatıyor
444 Soru 444 Cevap
2014

 

Çevremizde 40 yıl

 

9 Çevre 40 yıl

 

Çevremiz! Hem de en geniş anlamıyla …  Hava, su, toprak ve insanı çevreleyen her şey. 40 yıllık geçmişe bir bakış! Bir bakıma, Türkiye’de çevrenin kısa tarihi. Vakıfların, derneklerin ve  benzeri diğer kuruluşların;  projelerin, uluslararası ilişkilerin pek bilinmeyen  dünyası.

Üniversiteler, bürokrasi, hukukçular ve muhafazakârlık  üzerine değerlendirmeler,  görüşler, sorular …

40  yıldır bu konuların içinde olan TÇV Genel Sekreteri Av. Engin Ural’ın yaşamı, anıları, düşünceleri.

 

Çevremizde 40 yıl. Anılar, düşünceler
Engin Ural
Elif Yayınevi
2014

 

 

Ekoeleştiri: Çevre ve Edebiyat

10 ekoeleştiri

Gezegenimizin sonu mu geliyor Bu soru ekolojik krizin zirve yaptığı günümüzde sıkça sorulur oldu. Endişeye mahal yok. Ancak acele edelim.

Bizi saran ve kucaklayan doğanın dünya üzerindeki tüm canlılara hayat verdiğini hepimiz biliriz. Peki ya biz insanlar bin yıllardır bize ev sahipliği yapmakta olan bu gezegene karşı yeterince nazik ve duyarlı mıyız Farkında olduğumuz ya da olmadığımız çevre hareketlerinin sözcüleri aktivistler ve bilim insanları uzunca bir süredir bizi bekleyen küresel felaketler konusunda uyarılarda bulunuyorken gerçekte bunların ne kadarını ciddiye alıyoruz Yaşam biçimimizi ve doğayla olan ilişkimizi değiştirmek bizi karanlık bir sondan kurtarabilir mi Elinizde tuttuğunuz bu kitap belki de bu sorulara cevap verebilir. Belki de daha fazlasını yaparak sizi doğa için düşünmeye okumaya yazmaya ve başkalarını aydınlatmaya yöneltebilir. Yıllardır doğa insan ilişkisine dair düşünüp cevaplayamadığınız soruları tıpkı sizin sorduğunuz biçimiyle sorarak sizi birlikte bir yanıt bulmaya davet eden Ekoeleştiri Çevre ve Edebiyat kitabının yazarları edebiyat kültür ve ekolojiye olan ilgilerini çevreye karşı duydukları sorumluluk hissi ile birleştirmiş dokuz genç akademisyenden oluşuyor.
Ekoeleştiri Çevre ve Edebiyat çevresel sorunlara ve doğaya bakış açınızı değiştirecek yeni yaklaşımlar sunarken çevre ve edebiyat arasındaki ilişkinin kuramsal temeli olan ekoeleştiriyi Türk okuruna tanıtmayı hedefliyor. Ekoeleştiri alanında uluslararası birçok yayını bulunan ekoeleştirmen Prof. Dr. Serpil Oppermann önderliğindeki bir grup genç akademisyenin araştırma inceleme ve gözlemlerini güncel kuramlar ışığında derledikleri bu kitap Türkiye’den ve dünyadan örneklerle çevre ve edebiyat kapsamına giren pek çok farklı alanda kuram ve uygulamayı birleştiriyor.”

Ekoeleştiri: Çevre ve Edebiyat
Editor: Serpil Oppermann
Phoenix Yayınları
2012

Zehirsiz Bakım Tarifleri: Yenilebilir ayakkabı cilası! – Mercan Uluengin

Ayakkabı cilalarının ürün etiketlerinden içerikleri hakkında fazla bilgi edinmek mümkün değil. Ama iyice havalandırılan mekânlarda kullanılmaları gerektiğini, yani o maddeleri solumanın pek de hayırlı olmadığını biliyoruz. Bu konuda biraz daha ayrıntılı bilgi almaya hevesliyseniz şuraya göz atabilirsiniz: http://www.zehirsizev.com/hobi/boya/otopsi-ayakkabi-cilasi/

Ayakkabı boyası ayrı konu, ama sırf cila söz konusuysa, ne size ne de doğaya zararı olan, hatta her gün salata sosu olarak kullandığımız, inanılmaz derecede basit bir formül var:

8 ayakkabi-cila...

  • 1 çorba kaşığı zeytinyağı (zeytinyağı miktarını artırarak daha parlak bir cila elde edebilirsiniz)
  • 1 çorba kaşığı limon suyu

 

Tek yapmanız gereken, bunları bir kâsede karıştırıp bir bez yardımıyla ayakkabılarınıza sürmek. Bir seferde bitiremediyseniz, artan karışımı bir hafta kadar buzdolabında saklayabilirsiniz.

Uyarı: Bu formülü süet, nubuk gibi malzemelerin üzerinde kullanmayın!

12-Mercan-Uluengin1

 

Mercan Uluengin

www.zehirsizev.com

“Organik olmayan tahin alsam bir şey olur mu?”

tahinSoru

Merhaba,

Oğlum doğduktan sonra organik beslenme konusunu takıntı haline getirdim. Önceden de dikkat ederdim fakat doğum yaptıktan sonra içime bir şey kaçtı sanki, mümkün olsa kapıya dedektör koyup organik olmayan hiçbir şeyi sokmayacağım eve. Son zamanlarda organik tahin bulamıyorum civar marketlerde. Normal tahin alsam bir şey olur mu? Organik beslenme düzenimiz zarar görür mü?

Sevgiler

Farecik

Yanıt

Sevgili Farecik,

Ayıcık ile bir tanışıklığın var mı?

Tahin konusunda benim ilk baktığım şey susamın kaynağı. Ülkemizde susam üretiliyor ancak daha ucuza geldiği için ithal susam kullanılıyor tahinlerin çoğunda. Bazı tahinlerde ise maliyeti iyice düşürmek için fıstıkyağı bile katılıyor. Tavsiyem yerli susamdan yapılmış tahin alman.

İkinci konu, genelde susamın kabuğu çıkartılıyor tahin yapılırken. Oysa susam mükemmel bir kalsiyum ve magnezyum kaynağı, lakin bütün gıdası kabuğunda. Kabuğu alınan susam sırf yağ! Tam susamdan yapılan tahini ara, çok nadir bulabilirsin, aman dikkat “çifte kavrulmuş” susam değil, tam susam. Çift kavrulmuş susamda yine kabuğu alınmış susamı iki kere kavurup neredeyse yakıyorlar, tam susamın rengine benzetmek için, insanoğlunun çok saçma ve gereksiz eylemlerinden biri… (Mis gibi kabuğu çıkarmak için binbir zahmet çek, su harca, sonra tüketicinin ilgisi koyu renkli tahine kaydı diye iki kere işlem yap, görünüşü benzet, içeriği berbat et!)

Ekolojik pazarlarda güzel tahinler var, bazı ekolojik ürün satan elektronik alışveriş siteleri de var. Buralardan bulman mümkün. Gugıllayınca illa ki çıkarlar.

Memleketimizde Bozkır tahini gibi bir güzellik vardır, Konya bölgesinin, tavsiye ederim. Bir de harika bir iki yerli tahinci adresi vereyim, internetten arayıp bulabilir ve sanırım sipariş edebilirsin veya yolun buralara düşerse, teneke ile alıp, sevdiklerinle paylaşabilirsin.

* Tıflıpaşa, Edremit- Balıkesir

* Alifer Helvacıoğlu, Milas – Muğla

Susam bildiğim kadarıyla konvansiyonel olarak üretildiğinde de kimyasal gerektirmeyen bir ürün. Ama sen yine de ekolojik (organik) olandan ayrılma..

Açıl Susam Açıl!

Güneşin

Sor vatandaş sor! Ekolojik yaşamda her soruya beş cevap kampanyası başlıyor!

GÜNEŞİN’E SOR, CEVABINI AL!

Organik ürünler neden bu kadar pahalı? Organik ürünler gerçekten organik mi?, Köyde canınız sıkılmıyor mu?, Buzdolapsız mutfak olur mu?, Evde çöpleri ayırsam ne işe yarar, gittiği yerde hepsi birbirine karışıyor?, Katkılı gıdalar neden zararlı?, Dünyayı ben mi kurtaracağım? Çocuğun karma aşısı geldi, yaptırayım mı?, Cemreler hala düşüyor mu?, Nasıl çiftçi olurum?, Nereden tohum bulurum? Hem yoga yapıp hem et yiyebilir miyim? Akdeniz Fokları yok olsa ne olacak?, Çobanlık trend olmuş, doğru mu? Ben vejeteryan oldum ama annemler bilmiyor, onlara nasıl söylerim?, Yeşil zeytin ile siyah zeytin ağaçları arasındaki 5 fark? Gönüllü çalışasım var ama nerede? Dolunayda saçımı kestirirsem kel mi kalırım?  Homeopati mi dedin? Buyur?!….

Ve daha nice enteresan sorunun cevaplarını bulup buluşturacağız bu köşede.

Soruları hazırlayın, [email protected] adresine yollayın ve bekleyin, artık ne çıkarsa bahtınıza…

Güneşinesor, verdiği cevaplardan mesul değildir.

(Yeşil Gazete)

 

Statlara elveda, Passolig gelir ben giderim – İskender Baydar

İlk olarak 30 yıl önce gitmişim tribünlere… Passolig adı verilen saçmalık yüzünden artık jübilemi yapıyorum… Geçmişte baskıcı rejimler toplumları futbolla uyutmaya çalışırken, bizde futbol bile uyutuluyor. Ve tek başıma kalacağımı bilsem bile herkesin potansiyel suçlu muamelesi gördüğü bu uygulamayı kabul etmeyeceğim…

7 passolig stadlara veda...

1983-1984 sezonu… Benim tribünlerdeki ilk maçım…Galatasaray’ın da o sezonki ilk maçı… Henüz 14 yaşındayım.

Geride de Galatasaray’ın şampiyon olamadığı 10 sezon var maç başlarken.

Yer, o zamanki adıyla Fenerbahçe Stadyumu…

Rakip, Türkiye’nin köklü semtlerinden birinin temsilcisi:Karagümrük…

Tesadüf değil bu maçı seçmemizin sebebi… İlk neden ağabeyimin Karagümrük alt yapısında oynaması…Ama her ikimiz için de asıl neden, Mustafa Denizli’nin o sezon Galatasaray’a transfer olması.

Maça fırtına gibi başlamıştı Galatasaray… 7’nci dakikada penaltıdan Mirza Sejdic, 61 ve 85’te Tarık Hodziç ve nihayet 87’de, Galatasaray formasıyla ilk golüne imza atan Mustafa Denizli’yle 4-0 kazanmıştı o gün…

Denizli’nin kariyerinin son sezonunda, ligde Galatasaray adına attığı üç golden birine tanıklık etme şansımız olmuştu.

Peki o sezon sonunda ne mi olmuştu?

Trabzon şampiyon, Fenerbahçe ikinci, Galatasaray üçüncü olmuş; Gol Krallığı Tarık Hodziç’le Galatasaray’a gelmişti.

Ve şimdi 2013-2014 sezonunun son haftalarındayız.

Benim açımdan tribün kariyerimin 30’uncu yılı…

Geride kalan yıllarda kimi zaman yoğun olarak gitmişim maçlara, kimi zaman sezonda en fazla bir-iki maça…

Hep bir keyif unsuru, dostlarla bir araya gelme vesilesi olmuş futbol.

Ama artık bitti. En azından benim için.

Sebebi de Passolig denen saçmalık… Almadım, almayacağım da…

30 yıllık tribün geçmişimde karıştığım tek bir olay yok. Arkadaşlarımın da öyle…

Hepimiz işinde, gücünde insanlarız.

Futbolu izlemekten keyif alıyoruz, onun getirdiği sosyal ortamı solumayı seviyoruz hepsi bu…

Sistem üç-beş kendini bilmezi engelleyemiyor diye potansiyel suçlu muamelesi görmeyi, fişlenmeyi kabul etmiyorum.

Gelişmiş ülkelerde her vatandaşın suçu ispat edilene kadar suçsuz olduğu kabul edilirken, bizde her vatandaşın potansiyel suçlu kabul edilip ona göre tedbir alınmasına isyan ediyorum…

Geçmişte baskıcı rejimler toplumları futbolla uyuturken, bizim adı konulamayan rejimimizin futbolu bile uyutmaya çalışmasının yorumunu da bu satırları okuyanlara bırakıyorum.

Ben kendi adıma tribüne gidip önümüzdeki maçlara bakmayacağım artık…

NOT: Paylaşım rekorları kıran ve Passolig saçmalığını anlattığım yazıya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz…

http://www.iskenderbaydar.com/passolig-dedikleri/

 Bu yazı ilk olarak iskenderbaydar.com/da yayınlanmıştır

İskender Baydar

 

 

İskender Baydar

twitter.com/iskenderbaydar

SBS’ye iptal şoku

2013 yılında yapılan Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçları Ankara İdare Mahkemesi’nce iptal edildi.

sbs-puan-hesap

CHP Milletvekili Aydın Ayaydın, Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin bugün aldığı kararla 2013 yılında yapılan SBS sınavını tümden iptal ettiğini açıkladı. Ayaydın, Hürriyet’e yaptığı açıklamada, bunun ana karar olduğunu belirterek, sınavın iptali anlamına geldiğini söyledi.

Tüm puanlar yeniden hesaplanacak

Ankara 18.İdare Mahkemesi, öğrenci Defne Sena Uzuner isimli öğrencinin başvurusu üzerine yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Aydın Ayaydın, mahkemenin bu kararına karşın Milli Eğitim Bakanlığı’nın itirazı üzerine konuyu ele alan Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin bugün SBS sınavının iptaline karar verdiğini duyurdu.

Ankara İdare Mahkemesi, 8 Haziran’da yapılan ve 12 Temmuz’da açıklanan  SBS puanlarının yanlış hesaplanması gerekçe gösterilerek  iptaline karar verdi.

Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri bu karardan haberdar olmadığını, mahkemeden henüz bir tebligat almadıklarını açıkladı. Davaya açan CHP Milletvekili Aydın Ayaydın’ın avukatı Ceylan Türkoğlu ise, bu kararın ardından tüm öğrencilerin puanlarının yeniden hesaplanamsı gerektiğini belirtti.

Bu durumda sınava giren 1 milyon 112 bin 604 öğrencinin puanı yeniden hesaplanacak.

‘Mağdur çocuklara tazminat ödenmeli’

Eğitim-Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız, Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin bu kararıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın itiraz başvurusunu reddettiğini belirterek, bundan sonraki süreçte mağdur olan tüm çocuklara devletin tazminat ödemesi gerektiğini savundu.

Yıldız, “Bu saatten sonra ne olacak? Haksızlığa maruz kalan ve bir yıl boyunca hak ettikleri okulda öğrenim göremeyen tüm öğrencilere bu haklarının iade edilmesi gerekir. MEB ve ÖSYM bu çocuklarımıza tazminat ödemelidir. Pardon, deyip geçiştirilemeyecek kadar önemli bir durumla karşı karşıyayız. Bu bir eğitim kaybıdır, puanları eksik hesaplanmış çocukların tamamına tazminat ödenmelidir. Bu çocuklarımız hak ettikleri okullara yerleştirilmeli ama bu yapılırken yanlışlıkla bulundukları okullarda okuyan çocukların da yerleri değiştirilmemelidir ” dedi.

(Hürriyet)

Kenan Işık’ın hayati tehlikesi sürüyor

Geçirdiği beyin kanaması sonrası ameliyata alınan 28 gündür uyutulan oyuncu Kenan Işık’ın sağlık durumulyla ilgili açıklama yapıldı. Doktorların söylediğine göre hayati tehlike devam ediyor.

kenan-isik-icin-kritik-karar-az-once-verildi440e6a5204857bd8a7b6

21 Mart’ta gittiği spor salonunda düşerek beyin kanaması geçiren ve ameliyata alınan tiyatrocu Kenan Işık’ın sağlık durumu ile ilgili tedavi gördüğü Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi’nden yazılı bir açıklama yapıldı.

Hürriyet gazetesinde yer alan habere göre açıklamada şöyle denildi:

“Solunumunun başlaması nedeni ile suni solunum cihaz desteğinin azaltılması, ağrılı uyaranlara cevap alınması, spontan göz açması gibi olumlu gelişmelere karşın, Kenan Işık’ın kontrol tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve klinik bulgulara göre, beyin korunmasına yönelik tıbbi tedavi ve girişimlere rağmen beyin hasarının devam ettiği gözlenmiştir. Hastamız Kenan Işık’ın bilinci kapalı olup, stabil seyretmektedir. Hayati tehlikesi sürmektedir.”

(Yeşil Gazete)

Şimdiki MEB harika!

Yazar Aziz Nesin’in 47 yıl önce yazdığı ‘Şimdiki Çocuklar Harika‘ kitabını öğrencilerine tavsiye eden 13 Türkçe öğretmeni hakkında soruşturma başlatıldı.

indir (4)

İstanbul Bahçelievler Kumport Ortaokulu’nun  5. ve 6. sınıf öğrencilerinin Türkçe öğretmenleri 2013-2014 eğitim öğretim yılında öğrencilerine kitap tavsiye listesi hazırladı. Cumhuriyet gazetesinden Sinan Tartanoğlu‘nun haberine göre; liste içinde, Aziz Nesin’in ‘Şimdiki Çocuklar Harika’ kitabı da bulunuyordu.

Gerekçe aynı: Türk aile yapısına uygun değil

Ancak okul yönetimi 13 Türkçe öğretmeni hakkında inceleme başlattı. MEB’in Alo 147 şikayet/ ihbar hattı üzerinden velilerin şikayetleri üzerine başlatıldığı belirtilen soruşturmaya “kitapta Türk aile yapısına uygun olmayan ve küfürlü içerik bulunması” gerekçe gösterildi. Bugün, 13 Türkçe öğretmeni adına okulun Türkçe Zümre Öğretmenler Kurulu Başkanı’nın ifadesi alınacak.

Öğretmenlerin kılavuz kitabında tavsiye ediliyor

Eğitim Sen İstanbul 1 No’lu Şube Yönetim Kurulu üyesi Barış Uluocak, “Kitap, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkçe öğretmenleri için hazırlanan kılavuz kitapta 5. ve 6. sınıf öğrencileri için tavsiye edilen bir kitap. Tavsiye edilmese de Aziz Nesin kitabı bu” değerlendirmesini yaptı.

Aziz Nesin’in 1967’de yazdığı bir roman bugüne kadar 65 baskı yaptı. Eser Ahmet ve Zeynep isimlerinde iki arkadaşın ayrılıp farklı okullara gitmesiyle aralarında başlayan mektuplaşmalardan oluşuyor.

Kitabın tanıtımında “Bu roman, çocukların büyüklerine karşı haklarını ve kendilerini savunmalarıdır. Bu roman, çocuk eğitiminde gerekli sanılan, günümüzde geçerli birtakım değer yargılarının yanlışlığını anlatıyor” deniyor. Nesin de kitapla ilgili olarak “Salt çocuklar için değil, anababalarla öğretmenler için de yazdım” demişti.

(Sabitfikir/ Yeşil Gazete)