Ana Sayfa Blog Sayfa 3784

Obama Keystone XL boru hattını veto edecek

Associated Press haber ajansına göre ABD Başkanı Barack Obama Kanada’dan ABD’ye katran petrolü taşıyacak olan Keystone XL petrol boru hattının yapılmasına dair yasa teklifinin Kongre’de kabul edilmesi halinde tasarıyı veto etmeye hazırlanıyor.

obama

Cumhuriyetçilerin çoğunlukta bulunduğu Senato’nun çoğunluk lideri Mitch McDonnell 2015’de ilk hedeflerinin Keystone XL yasasını geçirmek olduğunu ilan etmişti. Gelecek hafta yapılması beklenen oylamanın boru hattının lehinde sonuçlanması halinde Obama’nın vetosunun geleceği resmen açıklandı. Bu vetonun projenin sonu olmayabileceği, ancak Obama yönetiminin projeye karşı olduğunun net olduğu bildiriliyor.

Başkan Obama geçen Aralık ayında Keystone XL’in ABD ekonomisine katkısının olmadığını ve projeye karşı olduğunu söylemişti. Obama konuyla ilgili olarak “Maliyetlere ilişkin olarak şimdiye kadar söylediğim tek şey, projenin hayata geçmesi durumunda, Amerikalılar için ciddi zararlara neden olabileceği ve benim de çok ciddiye aldığım, iklim değişikliği sorununa katkıda bulunmayacağına emin olmak istediğimdi. Eğer daha fazla sel baskını, daha fazla yangın, daha fazla kuraklık yaşarsak, bunun direkt ekonomik etkileri de olacak” demişti.

Kanada’nın Alberta eyaletindeki katran kumu petrollerini ABD’ye taşıyacak olan binlerce kilometrelik petrol boru hattı, iklim değişikliğini şiddetlendireceği ve geçtiği yerlerde doğal yaşama ve topluluklara vereceği zararlar nedeniyle ABD’li çevre ve iklim aktivistlerinin mücadelelerinin odağında bulunuyor. Geçen yıl Washington’da yapılan eylemlerin yanı sıra, boru hattının geçeceği eyaletlerde bulunan yerli grupların ve doğa korumacıların mücadeleleri de projenin yıllardır askıda tutulmasına neden oluyordu.

Keystone XL’in engellenmesi dünya çağında da, iklim değişikliğine karşı verilen fosil yakıtların engellenmesi mücadelesinin önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.

(Mother Jones, Ensonhaber.com, Yeşil Gazete)

Vandana Shiva, “Sorun ne olursa olsun çözüm tohumda ve toprakta”

Jon Queally tarafından CommonDreams’de yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Bahar Baştüzel’in çevirisiyle sunuyoruz.

* * *

Bu sene ‘Uluslararası Toprak Yılı’ olarak ilan edildi ama Dr. Vandana Shiva’ya göre bir sonraki yıl, gerçek demokrasi ile tüzel güçlere karşı verilen savaşın kazanılması konusunda oldukça önemli gelişmelere sahne olacak.

17

“Gezegenin tamamı dirilen hayat ve yenilenen sevgiyle tek bir çatı altında toplanana kadar insanla, tohumla, toplumla, toprağını karış karış ektiğimiz diğer dünyayı yaratmaya devam edeceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz”—– Vandana Shiva

Dr. Shiva petrolün yarattığı problemlere cevabın toprakta, umudun ise her yerdeki organik bahçelerde olduğunu, gerçek gıda yetiştiren çiftliklerin dünyayı mahvolmanın eşiğine getiren küresel neoliberalizmin gövde gösterisine son vermeye yardımcı olacak güçte olduğunu söyledi.

Geçen yıl Birleşmiş Milletlerin Gıda ve Tarım Organizasyonu ‘büyüyen şehirlerin, ormanların yok edilmesinin, sürdürülebilir olmayan toprak kullanımının, kirliliğin, aşırı otlatma ve iklim değişikliğinin dünyanın gıda ve çiftçilik sistemlerini tehdit ettiği’ gerekçesiyle 2015 yılının  ‘Uluslararası Toprak Yılı’ olarak kutlanacağını resmi olarak ilan etti.

Hangi sorunla karşılaşırsak karşılaşalım cevabını tohum ve toprakta buluyoruz. Şiddet ve savaş sorunu, açlık ve hastalık sorunu, demokrasinin yok edilmesi sorunu. – Dr Vandana Shiva.

Birçokları Gıda ve Tarım Organizasyonu’nun beyanını büyük ölçüde sembolik bir jest olarak görüyor. Birçok organik gıda ve sürdürülebilir tarım destekleyicisi de bu adlandırmayı kendi mesajlarının da bir parçası olarak görmeyi tercih ediyor. Toprağın ve toprak sağlığının küçümsenmemesi gerektiğini, bunun aksine bu meselelerin insanlığın dünyanın ekonomik sistemi, demokrasisi, enerji üretimi ve kendini beslemesi konularındaki dönüşüm için yapması gereken tartışmaların ve politika değişikliklerinin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Sözkonusu sorunlar ve mücadeleri özetleyen bir nitelikle, dünyanın en tanınmış demokrasi ve organik tarım savunucularından biri olan Hindistanli aktivist ve tohum-kurtarma organizasyonu Navdanya’nın kurucusu Dr. Vandana Shiva, ekonomik eşitlik, tarımsal çevrebilim, iklim eylemciliği ve sosyal adalet için çalışanların yeni yılını kutlayan bir video yayınladı.

Videoda Shiva, insan hakları ve Toprak Ana’ya karşı tüzel güçlerin sergilediği doymazlık ve saygısızlığa, insan haklarını ve gezegenin hayatı sürdürebilirliğini tahrip eden neoliberal ekonomik modele karşı savaşan herkesi takdir ediyor. 2014 yılının ‘Hepimiz Tohumuz’ cümlesinin dünyada geniş yankı bulduğunu söylüyor ve ‘bir süre toprak altında olabiliriz, ama zamanı geldiğinde çimlenip bütün potansiyelimizle filiz vereceğiz’ diyor.

Vandana Shiva 2015’in başlamasıyla beraber ‘Toprak Yılı’nı dört gözle bekleyen küresel aktivistlerin, iklim, ekonomi ve sosyal adalet kavramları için gerekli olan küresel hareketin temelini oluşturan kişi ve organizasyonların bu seneyi ‘toprağa benzerlik, toprakçılık ve kökleşme’ yılı olarak anmasını sevinçle karşılıyor.

Önümüzdeki yıl aktivistlerin ve iyi niyetli vatandaşların ektiği ve ekeceği ‘Umut ve sevgi’, ‘Bereket ve yaratıcılık’ tohumlarının, politik ve kültürel tohumlar olmanın yanı sıra ‘çoğalacağını ve yol gösterici olacağını’ da sözlerine ekliyor. ‘Tohum yılı’nda, ‘Toprak Ana ile aramızdaki bağı kutlayalım. Bizler de sonuç olarak topraktan geliyoruz’ dedi.

Dr. Shiva, ‘Karşılaştığımız her krizin çözümünü tohum ve toprakta buluyoruz. Şiddet ve savaş, açlık ve hastalık, demokrasinin yok edilmesi krizleri. Tüzel güçler kendilerini bize birer kişi olarak gösteriyorlar, bizi buna inandırmaya çalışmalarına izin vermeyeceğiz. Onlar resmi kurumlardır ve yerleri de orasıdır. İnsanlar hangi iş etkinliğinin sürdürebilirlik sağlayacağına demokratik işleyişlerle izin verir. Hangisinin adil ve yansız olduğuna, hangisinin gezegendeki hayata, tüm canlılara ve tüm insanlara saygı çerçevesi içinde değer verdiğine karar verir.’ dedi.

18

Shiva tüzel kişiler tarafından Hawaii’deki Vermont ve Maui gibi yerlerde genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO)’nun yasaklanmasını savunan vatandaşlara karşı açılan davaların şirketlerin kendilerini kişi olarak gösterme çabalarıyla ortaya çıkan bir maskaralık örneği olduğunu belirtiyor. Bu tip hareketlerin şirketler tarafından planlananın aksine gerçekliğin içinde gerçeklikler yarattığını, bunun da gezegenin yaşayan bir ekolojik süreç olduğu gerçeği olduğunu söylüyor. Bu tip bir gerçeğin, şirketlerin kampanyaları ve yalan yanlış bilgileriyle değil, vatandaşların sıradan hayatlarıyla ve demokratik kurallarla şekilleneceğini de sözlerine ekliyor.

Shiva’ya göre gerçek demokrasi için savaş ‘2015 yılının tek başına en büyük zorluğu’ olacak.

Bu zorluk içerisinde,  2015 ‘Toprağın yılı’ bağlamında, ‘fosil yakıtın yarattığı tahribatın çözümü’nün agroekoloji olarak da tabir edilen organik ve ekolojik tarımdan geçtiğini hatırlatıyor. ‘Petrol değil Toprak’ ( Soil Not Oil) adlı kitabından alıntılar yapan Shiva, ‘petrolün yarattığı problemlere çözüm’ün dünyanın her yerinde topraktan geçtiğini söylüyor.

‘Ortak bir problem olan iklim değişikliği ve biyolojik çeşitliliğin azalması sorunları, yaşamın sevinçle kutlandığı, biyolojik çeşitlilik, refah ve bereketle dolu ekili alanlar kurularak çözümlenebilir. Her yere umut bahçeleri ve gerçek gıda sağlayan çiftlikler yapılmalı.  Gezegenin tamamı dirilen hayat ve yenilenen sevgiyle tek bir çatı altında toplanana kadar insanla, tohumla, toplumla toprağını karış karış ektiğimiz diğer dünyayı yaratmaya devam edeceğiz. Asla vaz geçmeyeceğiz’ diyor.

 

Yazının İngilizce Orjinali

Yazar: Jon Queally

Yeşil Gazete için çeviren: Bahar Baştüzel

(Yeşil Gazete, Commondreams)

Türk Psikologlar Derneği, “İntihar videolarını yaygınlaştırmayın”

Türk Psikologları Derneği, LGBTİ intiharlarına karşı psikososyal destek çağrısı yaptı, medyaya intihar videolarının yaygınlaştırılmaması, intiharın detaylıca anlatılmaması gerektiğini hatırlattı.

23...

Türk Psikologlar Derneği (TPD) yaşamına son veren trans kadın Eylül Cansın’ın ardından yazılı bir açıklama yayınladı. LGBTİ intiharlarının her zaman toplumsal bir olgu olduğunu vurgulayan TPD, LGBTİ’lerin yaşamı boyunca doğrudan veya dolaylı şekilde kültürel, yasal, fiziksel ve sosyal boyutlarda ayrımcılık ve şiddete maruz kaldığını vurguladı.

“Bir LGBTİ bireyin yaşadığı umutsuzluk ve çaresizlik, maruz bırakıldığı ayrımcılık ve şiddetin sonucudur” diyen TPD’nin verdiği bilgilere göre, araştırmalar ayrımcılığa maruz kalmanın, hak ihlaline uğramanın ve aileden dışlanmanın depresyon, kaygı, travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik sağlık bozulmalarına yol açtığını, bireylerin bağışıklık sistemlerini zayıflattığını ve iyileşmeyi geciktirdiğini ortaya koyuyor.

TPD açıklamanın devamında şunları kaydetti: “Özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik dönemlerinde LGBTİ bireylerin yaşayabileceği yalnızlık duyguları ve intihar düşüncesine yatkınlık riskinin, LGBTİ olmayan bireylerden daha yüksek olduğu yine araştırmaların ortak bulgusudur.”

TPD kültürel, yasal, fiziksel ve sosyal ayrımcılık ve şiddet karşısında LGBTİ’lerle dayanışmanın, toplumdaki homofobik ve transfobik tutum ve eylemlerin karşısında durmanın herkesin sorumluluğu olduğunu da hatırlattı.

İntiharı özendirici yayınlardan kaçınılmasının önemine değinen TPD, Cansın’ın intiharındaki intihar notu videosunun paylaşılmaması ve yayımlamaması gerektiğini belirtti.

(Kaos GL)

 

Hindistan ilk trans valisini seçerek tarihe geçti

Madhu Bau Kinnar, Chhattisgarh eyaletinde 4,000’in üzerinde oyla seçimi kazandı.

Hindistan Pazar günü ilk trans valisini seçerek tarihe geçti. Dokuz ay önce Hindistan mahkemeleri transların yasal açıdan nötr cinsiyet olarak tanınması kararı almıştı.

22...

Madhu Bai Kinnar, Bharatiya Janata’dan rakibini 4,357 oy farkla bozguna uğratarak seçimi kazandı.

Kinnarr, kampanyasını Hindistan’daki trenlerde şarkı söyleyerek ve dans ederek finanse ettiği ve düzenli işini vali olarak adaylığını koyması istendiğinde bıraktığı söylendi.

“Oy çekişmesine ilk kez girmeye beni teşvik eden halkın desteğiydi ve sadece ve sadece onların desteğiyledir ki kazanan oldum,” dedi ve ekledi, “İnsanlar bana olan inançlarını gösterdiler. Bu zaferi insanların bana olan sevgisi ve iyi niyetinin bir göstergesi olarak görüyorum. Hayallerini gerçekleştirmek için elimden gelenin en iyisini yapacağım.”

Hindistan’da hijras olarak bilinen yaklaşık iki milyon transın olduğu tahmin ediliyor. Geçen yıl nisan ayında Hindistan’ın en üst mahkemesi “cinsiyetini seçmek her insanın hakkıdır” kararını aldı ve gelişmeleri için eşit fırsat verilmesi gerektiğine hükmetti. Üç ay sonra, Hintli bir televizyon kanalı ilk kez bir trans haber spikerine iş verdi.

(Yeşil Gazete, Dazed Digital.com)

[Son Dakika] Diken yazarı, Diyarbakır’da gözaltına alındı

Diken yazarı Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink, terörle mücadele polisi tarafından Diyarbakır’daki evinden‘terör örgütü propagandası’ yapmak suçlamasıyla gözaltına alındı.

Frederike-Geerdink-sb-737x400...

Geerdink, durumu Twitter’daki hesabından,“Terör polisi sekiz kişilik bir ekiple evimi aradı. Beni merkeze aldılar, Suçlama: Terörist faaliyet propagandası” yazarak duyurdu.

16 Frederike-Geerdink-tweet

Geerdink, Kürt sorunu üzerine yazılarıyla tanınıyor.

(Diken)

“Işid’in Kobani’den tamamen çekilmesi an meselesi”

Kobani’de yaklaşık 3 aydır devam eden çatışmalar yeni bir aşamaya girdi. IŞİD mensuplarının Kobani’den çekilmesinin an meselesi olduğu bildirildi.

15...

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Kürt güçlerinin IŞİD’e karşı peş peşe elde ettikleri zaferlerle kentin yüzde 80’ini kontrol altına almayı başardığını açıkladı.

Kobani’de Suriyeli Kürtlerin kurduğu Halk Savunma Komiteleri (YPG), Irak’tan gelen Peşmergeler ile birlikte IŞİD’e karşı savaşıyor.

Öte yandan Türkiye ile ABD arasında Suriyeli savaşçıların Türkiye’de eğitilmesine ilişkin görüşmelerde sona gelindiği açıklandı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın bir sözcüsünün açıklamasına göre, Eğit-Donat projesi mutabakat metni bu ay içinde imzalanacak. Mart ayı sonunda başlaması öngörülen proje kapsamında her yıl yaklaşık 5 bin Suriyeli savaşçı eğitim görecek. Türkiye ve ABD, projeyle Başar Esad yönetimi ve IŞİD üzerindeki baskıyı artırmayı amaçlıyor.

(DW Türkçe)

Perşembe Konuşmalarında bu hafta: Tehcir-Taktil-Soykırım 1915 – 2015

Tarih Vakfı tarafından düzenlenen Perşembe Konuşmaları seminer serisinin sekizinci buluşmasında konu “Ermeni Soykırımı’na ‘Giden Yolu’ Yeniden Düşünmek: Tehcir-Taktil-Soykırım: 1915 – 2015.

8 Ocak 2015 Perşembe günü Saat: 18:30’da Tarih Vakfı’nın Ragıp Gümüşpala Caddesi No: 10, Eminönü  adresinde gerçekleşecek seminerin konuğu ise halen Berlin, Zentrum Moderner Orient’te (ZMO – Modern Doğu Merkezi) çalışmalarına devam eden Yektan Türkyılmaz. Türkyılmaz seminerde Ermeni Soykırımı çalışmaları literatürüne ilişkin genel bir değerlendirme sunacak.

12 Persembe_Konusmalari_8_Afis

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamlayan Yektan Türkyılmaz, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını ABD’de Duke Üniversitesi’nde yaptı.

“Soykırımı Yeniden Düşünmek: Doğu Anadolu’da Şiddet ve Mağduriyet, 1913-1915” (Rethinking Genocide: Violence and Victimhood in Eastern Anatolia, 1913-1915) başlıklı doktora tezi ile soykırım arifesinde Ermeni siyasal ve cemaat ilerigelenleri arasındaki tartışmalara yoğunlaşan Yektan Türkyılmaz, Duke, Sabancı ve Bilgi Üniversiteleri’nde kolektif şiddet ve soykırım konulu dersler verdi. Halen, Berlin’de Zentrum Moderner Orient’te (ZMO – Modern Doğu Merkezi) Doğu Anadolu’da toplu şiddet ve gruplar arası ilişkiler üzerine çalışmalarını sürdürüyor.

(Yeşil Gazete)

 

Greenpeace, Mersin’de Akkuyu ÇED’ine karşı dava açtı

Greenpeace, Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santralin 3 Aralık tarihinde onaylanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna karşı  bugün dava açtı.

Açılan dava, bugün 20 kişinin katılımıyla Mersin İdare Mahkemesi önünde düzenlenen basın açıklamasıyla duyuruldu. Açıklama sırasında ‘Nükleeri ÇED’i kabul etmiyoruz’ ve ‘Nükleer Türkiye’ye zarar verecek’ pankartları açıldı.

10 NukleerDava...

Basın açıklamasını okuyan Greenpeace İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Devin Bahçeci, “Planlanan santralin ÇED raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanmış olmasına rağmen halen eksikliklerle dolu. Son derece tehlikeli olan nükleer atıkların nasıl taşınacağı belirsiz ancak büyük ihtimalle İstanbul Boğazı’ndan geçerek İstanbul ve çevresini de tehlikeye sokacak” şeklinde konuştu

Raporda, atık yönetiminin nasıl yapılacağı detaylandırılmadığı gibi, herhangi bir kaza durumunda sorumluluğu kimin alacağının da belli olmadığını vurgulayan Bahçeci, “Türkiye, bu tehlikeli enerjiye mahkum olmak zorunda değil. Tüm dünyanın vazgeçtiği, kirli ve tehlikeli bir enerji olan nükleer yerine Türkiye gelecekteki tercihini enerji verimliliği teknolojilerinden ve yenilenebilir enerjiden yana kullanarak bu konuda liderlik edebilir” diyerek sözlerini noktaladı.

Greenpeace’in ÇED raporunu yargıya taşımasının temel nedenlerinin raporda atık konusuna dair yeterli bilginin bulunmaması ve herhangi bir kaza durumunda ekonomik ve sosyal sorumluluğu kimin alacağının belli olmaması olduğu belirtildi.

(Yeşil Gazete)

Altyazı Okurları 2014’ün en iyi filmlerini seçiyor

Aylık Sinema Dergisi Altyazı, okurlarının da katkısı ile 2014 yılının en iyi filmlerini seçiyor.

9...

Altyazı’nın artık bir gelenek halini alan “yılın en iyileri” seçkisine kendi enlerinizi eklemek için yapmanız gereken size göre 2014’ün en iyi 10 filmini beğeni sırasına göre 1’den 10’a kadar sıralayarak [email protected] adresine göndermek.

Dergiye ulaşan tüm en iyiler listesi her zaman olduğu gibi altyazi.net sitesinden de paylaşılacak.

Listeler hazırlanırken yıl içinde vizyona giren yerli ve yabancı filmlerin Türkçe vizyon isimlerinin kullanılması; ayrıca, filmler 1’den 10’a doğru sıralanırken her haneye yalnızca bir filmin yazılması gerekiyor.

2014’te Türkiye’de vizyona giren tüm filmlere buradan göz atmak mümkün.

(Altyazı)

Trans kadınlar İHD Adana’da buluştu

Queer Adana’nın desteğiyle 4 Ocak 2015 Pazar günü İHD (İnsan Hakları Derneği) Adana Şubesi’nde Trans kadınlar bir araya gelerek trans ve seks işçisi olmanın zorluklarını tartıştılar.

8...

Queer Adana’dan Sercan Ceyhan’ın Pembe Hayat.org’da yer alan haberine göre Adana için bir ilk olma özelliğini taşıyan buluşmaya Mersin 7 Renk Trans Komisyonu Başkanı Ece Yiğit, Mersin 7 Renk üyesi trans seks işçisi Meltem Ersoy, Pembe Hayat Derneği’nden Ali Can Kalan, İHD Yönetim Kurulu Üyesi Ferit Etçi, Avukat Hakan Paydaş ve lgbti üyesi Murat Hoca konuşmacı olarak katıldı.

7

Meltem Ersoy’un moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda trans olmanın getirdiği sorunlar, seks işçilerinin yaşadığı sıkıntılar tartışıldı. Devlet ve polis şiddetine değinildi. Avukat Hakan Paydaş’ın da katılımıyla hukuksal hakların bilgilendirmesi yapıldı.

Toplantıda seks işçilerinin yasal hakları ve seks işçilerine yapılan hak ihlalleri tartışıldı ve katılımcılar hukuksal haklarının neler olduğu konusunda bilgilendirildi..

Toplantı sonrasında buluşmaları ayda bir kez tekrarlama kararı alan trans kadınlar  her ay Mersin 7 Renk üyesi Meltem Ersoy öncülüğünde ve Queer Adana katkılarıyla İHD’de buluşacaklar.

(Pembe Hayat.org)