Ana Sayfa Blog Sayfa 3604

Yeşiller/Sol: “PKK amasız, fakatsız ateşkes yapmalıdır. Bu iç savaş Suriyeleşmekten öte bir sonuç vermez.”

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi dün yaşanan şiddet olayları hakkında bir açıklama yaptı.

yesiller-ve-sol-gelecek-manisadaki-radyasyon-skandali-icin-cagri-yapti-21551Merkez Yürütme Kurulu imzasıyla yapılan “İstediğiniz Bu Muydu?” başlıklı açıklamada “HDP, aslında başta Kürtler olmak üzere ve Türkler dahil bütün halkların bir arada yaşama isteğinin samimi ve kararlı odağıdır. Kürtler bu topraklarda birlikte yaşamaya devam ettikçe ve bunu ısrarla istedikçe, onlarla konuşmaktan,  müzakere etmekten ve eşit yaşam şartları oluşturmaktan başka çıkış yolu yoktur.  Dibimizde Suriye paramparça olurken, bir arada yaşamayı savunan HDP gibi bir partinin varlığı bir şanstır, bir nimettir. Onu siyaset sahnesinden itmeye çalışmak, iç savaşa ve bölünmeye davetiye çıkarmaktır.” dendi.

PKK’ye amasız fakatsız ateşkes çağrısı da yapılan açıklamanın tam metni şöyle:

 

İstediğiniz Bu Muydu?

Suruç katliamından bugüne, Türkiye’nin yaşamış olduğu son olaylar, en serinkanlı insanları bile dehşete düşürecek derecede vahim hale geldi.

Sanki bir mekanizma bilerek, planlayarak ve isteyerek ülkeyi iç savaşa götürüyor.

Bombaların patlamadığı, cenazelerin gelmediği, parti ve gazete binalarına saldırıların olmadığı bir günümüz geçmiyor artık.

Bütün toplum olarak, ölen yurttaşlarımızın acısına boğulmuşken, bu kez sokakta dolaşan kara kaşlı, kara gözlü, yöresel şivesi ile konuşan bütün yurttaşların ciddi tehdit altında olduğunu görüyoruz.

Ölümlere yurttaş tepkisi kılıfında, faşist ve lümpen güruhlar, her türlü saldırganlıklarının anlayışla karşılanacağından emin olmanın verdiği rahatlıkla, şehirleri yangın yerine çevirip, Kürt avına çıkıyor, onların iş yerlerini yakıp yıkıyor. Polis de yer yer bunların anlayışlı ağabeyi konumunda, eylemlerin planlandığı gibi sonuçlanması sürecine müşahitlik ediyor.

Medya organları organize saldırılardan başlarını kaldıramıyor.

HDP faşist ve lümpen saldırganlığın boy hedefi haline geldi. Kürtlerin bu topraklarda barış, demokrasi, özgürlük ve eşit yurttaşlık ilişkileri içerisinde yaşama isteğinin, son derece değerli bir sembolü olan bu parti, siyasal platformdan silinmek isteniyor.

Yüzyıllık sorunun çözümünde, son derece kıymetli konuma sahip olan HDP, aslında başta Kürtler olmak üzere ve Türkler dahil bütün halkların bir arada yaşama isteğinin samimi ve kararlı odağıdır. Kuruluş gerekçesi de budur. İşlerin her çıkmaza girmesinde onu örselemek ve hedef haline getirmek siyasal akılsızlıktır ve burnunun ucunu görememektir.

Kürtler bu topraklarda birlikte yaşamaya devam ettikçe ve bunu ısrarla istedikçe, onlarla konuşmaktan,  müzakere etmekten ve eşit yaşam şartları oluşturmaktan başka çıkış yolu yoktur.  Herkesin bunu artık kabullenmesi lazım.

Dibimizde Suriye paramparça olurken, bir arada yaşamayı savunan HDP gibi bir partinin varlığı bir şanstır, bir nimettir. Onu siyaset sahnesinden itmeye çalışmak, iç savaşa ve bölünmeye davetiye çıkarmaktır.

Bugün Kürt Özgürlük Hareketi’nin silahlı bir kanadının bulunması, yaşadığımız bu savaş halinin sorumlu taraflarından birinin de o olması tarihsel bir realitedir.  Hiç şüphesiz Barış ve Çözüm Sürecinin gel gitler yaşamasında, kesintilere uğramasında ve yeniden kan dökülüp nice canları kaybetmemizde, onun şiddeti seçmesinin ve kanlı eylemlerinin de büyük rolü bulunmaktadır.

Asıl görmezden gelemeyeceğimiz ve bir siyasi parti olarak bizi ilgilendiren bir başka gerçek ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarının Kürt sorununun çözümünde kilit bir öneme sahip köklü bir demokrasi reformunu, daha öncesinde atmış oldukları bir dizi önemli adımı da etkisiz hale getirecek şekilde sürüncemeye bırakmış olmalarıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin bugün ülkeyi getirdikleri nokta 90’lı yıllardan daha beterdir. Bir kere geniş kesimlerde ve Kürtlerde, ciddi bir hayal kırıklığına yol açtılar. Bundan da öte, hem Türkiye hem de sayısız dünya örneğinde görüldüğü gibi çıkmaz bir yola girdiler. Bu yolun ülkeyi götüreceği yer kaos, kan ve dibe vuruştur.

Türkiye’ye ve insanlarımıza yazık etmekten vazgeçin.

Barış ve çözüm süreciyle oynamayın.

PKK amasız, fakatsız ateşkes yapmalıdır. Bu iç savaş Suriyeleşmekten öte bir sonuç vermez.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu, her şeyin vebali üzerinizdedir. Operasyonlara son verin. Yeniden görüşme zemini yaratın. Seçimlerin sükûnet, eşitlik ve adalet içerisinde gerçekleşmesi için gerekli şartları yaratın.

Bu acılı günleri fırsat bilen ve duyguları istismar eden güdümlü faşist sokak şarlatanlarının saldırganlığına ve vandallığına göz yummayın, cezasız kalmalarına meydan vermeyin.

Muktedir olan da, iktidarda bulunan da sizsiniz, hesap sizden sorulur.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak, yaşamını kaybeden canlarımızın hatırası önünde saygıyla eğilirken, demokrasinin, adaletin ve fikir özgürlüğünün herkese lazım olduğunu hatırlatmak istiyoruz!

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi

Merkez Yürütme Kurulu

09 Eylül 2015

 

(Yeşil Gazete)

Twitter ve Facebook’a erişim engelleniyor iddiası

Ülkenin dört bir yanından saldırı ve protesto haberleri gelmeye devam ederken, Türkiye’deki sosyal medya kullanıcıları dün akşam saatlerinde özellikle Twitter ve Facebook’a erişimin zorlaştığını öne sürdü.

21

Twitter’da birçok kullanıcı VPN gibi araçlardan faydalanmadığı takdirde siteye erişemediğini ifade etti.

Benzer şekilde Facebook’ta da bir yavaşlama olduğu, siteye VPN’siz erişimin zorlaştığı belirtiliyordu.

Bununla birlikte edinilen bilgiye göre Twitter ve Facebook’a erişimin engellenmesi yönünde alınmış resmi bir karar yok.

 

(Ajanslar)

Hürriyet Gazetesi’ne ikinci saldırı

Hürriyet Gazetesi, Pazar günü uğradığı saldırının ardından dün akşam da saat 20.30 sularında bu kez daha kalabalık bir grup tarafından ikinci kez saldırıya uğradı. Az sayıdaki polis, saldırganların binaya girişine engel olamadı. Bu arada saldırganların Hürriyet binasına yaklaştığı sırada 4 el silah sesi duyulduğu belirtildi. İstanbul’un ardından Ankara’da da Hürriyet’e yönelik saldırı gerçekleşti.

18

Dün akşam saat 20.30 sularında yaklaşık 100 kişi Hürriyet’in ön kapısı önünde toplandı. Girişte çevik kuvvet polislerinin durdurduğu eylemciler, ‘Ya Allah Bismillah Allahu Ekber’ sloganları attı. Az sayıdaki çevik kuvvet polisi yetersiz kaldı ve daha sonra sayıları artan eylemciler polis engelini aşarak Hürriyet Gazetesi’nin bina kapısına doğru ilerledi.

Polislerin yetersiz kaldığı olayın ilerleyen dakikalarında iki adet TIR ve bir adet kamyonun da giriş kapısında beklediği görüldü.

Eylemcilerin bina içine girmeleri son anda engellenirken taş ve sopalarla binaya yine hasar verdi. Hürriyet Gazetesi güvenlik görevlileri ve polislerin müdahalesiyle eylemciler Hürriyet Gazetesi binası dışına çıkarıldı.

19

Yaklaşık 25 dakika sonra takviye polis ekiplerinin gelmesiyle saldırganlar bina dışına çıkarıldı. Polis ekipleri saldırının ardından Hürriyet önünde güvenlik önlemi aldı.Göstericiler uzun süre Hürriyet gazetesinin dışında slogan atmaya devam etti.

Çok sayıda kişinin karıştığı, büyük maddi hasarın oluştuğu ve polisin gözleri önünde gerçekleşen saldırıda hiçbir saldırganın gözaltına alınmadığı öğrenildi.

Saldırıyı gerçekleştiren ilk grubun gazete önünden ayrılmasının ardından yeni bir grubun Hürriyet önüne geldiği görüldü. Yakllaşık 50-60 kişilik grup bir süre slogan atarak bina önünden ayrıldı.

ANKARA’DA DA SALDIRI

Hürriyet Gazetesi’nin İstanbul’daki merkezinden sonra Ankara’da matbaasının bulunduğu Doğan Printing Center (DPC)  binasına da saldırı düzenlendi.

17

 

Büyük bir araç konvoyu ile DPC önüne gelen eylemciler, Esenboğa Havaalanı yolunu trafiğe kapattı. Araçlardan inen eylemciler, DPC girişindeki kulübeye ve bariyerlere doğru ilerlediler. Bu sırada bazı eylemciler, kaldırım taşlarını sökerek kulübeyi taşlamaya başladılar.

Grubun bina içine girmesini önlemek üzere Hürriyet’in özel güvenlik elemanları duruma müdahale etmeye çalıştı. Atılan taşlar yüzünden kulübenin camları hasar gördü, bariyer ve kameralar kırıldı. Eylemciler, bir süre sonra bina içine girmeden dağıldı.

 

(Hürriyet)

 

[Son Dakika] HDP genel merkezine saldırı! Bina ateşe verildi, yangın söndürüldü

Akşam saatlerinde Ankara’da HDP genel merkezine saldıran yaklaşık 100 kişilik bir grup binayı ateşe vermek istedi. Binanın ikinci katında çıkan yangın itfaiye tarafından kontrol altına alınırken binada mahsur kalanların yan binaya geçerek kurtulduğu bildiriliyor.

Saldırı sırasında HDP tarafından Twitter hesabından yapılan açıklamada “Genel Merkezimiz ağır saldırı altındadır ve polis üzerine düşeni yapmamaktadır” dendi.

HDP Genel Merkezi’ne saldırı anları Periscope’da canlı yayınlandı. Görüntüler şöyle:

(Yeşil Gazete)

Ölüm borazanları karşılıklı çalarken…- Ahmet İnsel

ahmet_inselDağlıca’da PKK militanlarının askeri birliğe kurduğu tuzak ve saldırının insani bedeli çok ağır. PKK’nin bir aydan fazla bir süredir yürüttüğü savunma görünümlü saldırı politikasında bir eşik oluşturuyor. Selahattin Demirtaş, bu saldırı haberini alır almaz Almanya’da yapacağı konuşmayı iptal edip, acilen Türkiye’ye dönerken şu mesajı yayımladı: “Öldürmenin gerekçesi olmaz, insanlarımızı ölüme sürmenin de. (…) Kin ve nefret kusmak yerine, bu felaket tezgâhından çıkışın yollarını hep birlikte bulmak zorundayız. (…)”

HDP Eşbaşkanı, çatışmalar yeniden başladığından beri, sadece hükümeti ve güvenlik güçlerini değil, PKK’yi de ama-fakat demeden çatışmayı durdurmaya açıkça davet ediyor. Bu çağrıya elinde silah bulunduranın üsttenci dilinin baskın olduğu yanıtlar geliyor. Bu çağrıyı değersizleştirmek için, HDP’nin önemini küçümsetme çabası hissediliyor.

1990’larda PKK isyan hareketini esas olarak dağda ve kırsalda verilen silahlı mücadelelerle yürütmüştü. Şimdi ise ağırlık merkezinin orta boy kentlere kaydığını, YDG-H örgütünün ön plana çıktığını ama son Dağlıca tuzağında olduğu gibi, HPG’nin de başka bir koldan saldırmaya devam ettiğini görüyoruz. Bunların saldırı değil, saldırıya karşı meşru savunma eylemleri olduğu iddiasının bir propaganda retoriğinden başka anlamı yok.

HPG, 18 Ağustos’ta yayımladığı bildiride, kentlerdeki olaylarda yer almadığını, “gençliğin amatör eylemlerle kendini savunmaya çalıştığını” iddia etmişti. Bu eylemlerin yapıldığı “mahallelere tanklar ve toplarla girilirse, (…)özerklik serhildanı bastırılmaya devam edilirse” HPG’nin de kentlere ineceğini ilan etmişti. Bugüne kadar 12 kentte demokratik özerklik ilan edildi ve HPG güçleri bu kentlerin bazılarında çatışmalara dahil olmaya başladı. YPG’nin içindeki radikal Kürt gençlerinin denetim dışı olmalarıyla sadece izah edilebilecek bir “serhildan” değil bu çatışmalar ne de amatör eylemler.

Özgür Gündem’de 29 Ağustos’ta yayımlanan bir yazıda, “arka arkaya gelen özsavunma ilanlarıyla, bir aydır bölgede isyan başladığı” iddia ediliyordu. Silahların gölgesinde ilan edilen bu özsavunmanın bir isyan olarak tanımlanmasının hukuki ve siyasal sonuçları, bunun devletin güvenlik güçlerinin operasyonlarına sadece yasal değil, demokratik ilkeler çerçevesinde meşru bir zemin oluşturuyor olması belli ki bunu yazanın umurunda değil.

Bunu hatırlattığınızda, Kürt siyasal hareketinin şahin kanadından gelen yanıt, dünyadaki bütün şiddet fetişisti küçük sol örgütlerin söyleminin bir kopyası. Madem Tayyip Erdoğan’ı diktatör gibi tanımlıyorsunuz, diyor bu ses, o zaman “bu diktatörün faşizmine karşı direnenlerin yaptıklarını terör kategorisi içinde değerlendirmeniz” büyük bir yanılgıdır. “Eller tetikten çekilsin ve AKP’ye teslim olunsun gibisinden bir yol haritasını göstermektedir.” Yani AKP’ye teslimiyet çağrısıdır. Halbuki, diye devam ediyor aynı ses, “Tayyip Erdoğan’ı tekçi ve totaliter bir rejimin temsilcisi ya da yapıcısı olarak görüyorsan, ona karşı da direniş içinde olman doğal hakkındır.” (Özgür Gündem, 7.9.2015) Bu direnişin silahlı olması gerektiği, onun dışındaki direniş yollarının ve siyasal mücadele kanallarının teslimiyet olduğu fikri, sol söylemli silahlı mücadeleyi yüceltenlerin sarıldıkları evrensel meşruiyet örtüsüdür.
AKP hükümeti, kadim güvenlik devleti aklını ve milliyetçi refleks ve korkuları hâkim kılarak, tek başına iktidar olma şansını yeniden yakalamak istiyor. İkidarda kalabilmek için kan akmasını göze alabilen bu güce karşı, PKK direnebilme kapasitesini yitirmediğini, bölgenin ve Kürt siyasal alanının hegemonik gücü olmaya devam ettiğini göstermeye çalışıyor. İki taraf da farklı açılardan HDP’nin temsil kapasitesine sahip olmadığını gösterme çabasında birleşiyorlar.

Ölüm borazanları yeniden karşılıklı çalıyor. Ülkeyi bir kan ve şiddet girdabına sürükleyen bu çılgın güç ve iktidar hırsına ve şiddet fetişizmine karşı, Türkiye’de demokrasiyi, barışı, özgürlükleri, eşitliği savunanların “öldürmenin gerekçesi olmaz” diyen HDP’ye sahip çıkmalarından, onu bütün güçleriyle desteklemelerinden başka çareleri var mı?

Ahmet İnsel – Cumhuriyet

Kan durmuyor: Iğdır’da katliam gibi saldırı

ığdırIğdır’da Dilucu sınır kapısında görevli polis memurlarını taşıyan servis minibüsüne bombalı tuzak kuruldu. Olayda ilk belirlemelere göre 13 polisin hayatını kaybettiği ve yaralıların da bulunduğu belirtiliyor.

Saldırı bu  sabah  saatlerinde Iğdır ile Aralık ilçesi arasındaki Hasanhan Köyü yakınındaki meydana geldi.

Türkiye ile Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Bölgesi arasındaki Dilucu Sınır Kapısı’nda görev yapan polisleri taşıyan servis aracına yönelik saldırıda, aracın Hasanhan köyü mevkisinden geçişi sırasında daha önceden yola yerleştirilmiş patlayıcı infilak ettirildi.

Patlamayla birlikte savrulan minibüste bulunan 13 polisin hayatını kaybettiği ve ayrıca yaralananlar olduğu belirtildi. Gelen ilk bilgilere göre yaralı polislerden 4’ünün de durumu ağır.

Olayın ardından bölgede geniş çaplı bir operasyon başlatıldığı da gelen ilk bilgiler arasında.

Kaynak:Radikal

Dağlıca vesilesiyle HDP bürolarına ve Kürtlere ırkçı saldırılar

hdp saldırıHakkari Dağlıca’da PKK saldırısı sonucu 16 askerin katledilmesi vesilesiyle yurdun bir çok yerinde HDP bürolarına ve Kürtlere yönelik linç girişimleri yoğunluk kazandı. Güvenlik güçlerinin saldırganları önlemede yetersiz kaldığı görüldü.

Balıkesir, Eskişehir, Edirne,Tekirdağ, Antalya, Kahramanmaraş, Malatya, Denizli, Niğde, Sakarya, İzmir/Dikili ve Sivas’ta HDP binalarına saldırılar yapıldı, HDP bayrakları yakıldı  ve binalara Türk bayrakları asıldı.

Organize bir şekilde geldikleri görülen saldırganların PKK aleyhine sloganlar attıkları görüldü.

Saldırıların bazı bölgelerde Kürtlerin yaşadıkları bölgelere yönlendiği, yer yer çatışmaların çıktığı ve hatta silah seslerinin duyulduğu bildiriliyor. Bazı bölgelerde Diyarbakır’a giden otobüslerin, bazı yerlerde de mevsimlik Kürt tarım işçilerinin saldırıların hedefi olduğu öğrenildi.

 

Yeşil Gazete

Cem Özdemir: PKK kayıtsız şartsız silah bırakmalıdır

cem özdemir Almanya Yeşiller Eş Başkanı Cem Özdemir, partisinin yönetim kurulu oturumunda sonra düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’deki PKK saldırılarını kınadı ve PKK’yı tek yanlı olarak silahları kayıtsız şartsız bırakmaya çağırdı.

Özdemir ayrıca, “Biz parti olarak HDP’nin şiddete karşı çok açık ve net tavır olmasını istiyoruz” dedi.
Yeşiller Eş Başkanı Özdemir, Berlin’de düzenlediği basın toplantısında “PKK tek yanlı olarak kayıtsız şartsız ve süresiz silahları bırakıp, ebediyen toprağa gömmelidir. Bir daha da çıkarmamalıdır” dedi.

Türkiye’deki şiddet saldırılarını kınadıklarını vurgulayan Cem Özdemir, Türk hükümetini de bir an evvel barış sürecini yeniden başlatmaya çağırdı. TBMM’deki tüm siyası partilere bu konuda sorumluluk düştüğünü söyleyen Özdemir “Türkiye’deki gelişmelerden endişeliyiz” dedi. Almanya’da yaşayan Türkleri, 1 Kasım’da oy kullanmaya davet eden Özdemir, 1 Kasım seçimlerinde Yeşiller olarak yine HDP’yi destekleme kararı aldıklarını söyledi.

Özdemir, “PKK HDP’nin seçimleri boykot etmesini istiyor. HDP’nin seçimlere katılacağından emin misiniz” sorusuna şu cevabı verdi: “Sayın Selahattin Demirtaş ile önceki akşam uzun uzun konuştuk. HDP seçimlere hazırlanıyor. Demirtaş bize HDP’nin PKK’nın bir siyasi kolu olmadığını ve bağımsız bir parti olduğunu devamlı vurguladı. Zaten aksi bizim için kabul edilemez. Biz parti olarak HDP’nin şiddete karşı çok açık ve net tavır olmasını istiyoruz.”

Kaynak: Hürriyet

Ekvadorlu yaşam savunucularına Kanada mahkemelerinden iyi haber

ekvadorDev petrol şirketi Chevron’a karşı 3 yıldır hukuk mücadelesi veren Amazon Ormanları kıyısındaki bir köyün halkı Kanada mahkelerinde açılmış davayı kazandı.

Ekvador’un Amazon cangılında yer alan ve adı dahi duyulmamış bir köyün halkı, yaşam koşullarına zarar verdiği için Chevron ve diğer petrol şirketlerine karşı direnişe geçmiş, uluslararası hukuk hizmeti veren Yeşil-çevreci ve solcu avukatların el atmasıyla dava açılmıştı.

Açık Gazete’den Emine Zehra Miranda’nın haberine göre Kanada’nın Ontario Eyaleti’nde Chevron ve ortaklarına karşı açılan dava, önceki gün sonuçlandı ve iyi haber geldi. Petrol şirketleri Amazon Ormanlarına verdikleri zarar nedeniyle Ekvador köylülerine 9 buçuk milyar Dolar tazminat ödemeye mahkum edildi. Şirketlerin parayı Ekvador hükümeti nezdinde bir özel hesaba bir yıl içinde yatırması gerekiyor.

Latin Amerika’da petrol ve maden şirketlerince zarar gören çevrelerde yaşamakta bulunan yerli halkın mücadelesine  emsal olması beklenen bu dava, Latin ülkelerinde ve bilhassa Arjantin’in sol-liberal-özgürlükçü basınında geniş yer aldı.

Ekvador köylülerinin sözcüsü avukat Humberto Piaguaje’nin davayı başından beri savunduğu biliniyordu. Piaguaje, Chevron Petrol Şirketinin saldırgan ve yıkıcı bir işletmecilik sergileyerek önüne geleni yerle bir ettiğine dair açıklamaları Kanadalı hakimleri derinden etkiledi, sunulan belgeler ve kanıtları yeterli gören mahkeme uluslararası davayı sonlandırıp tazminatı hak gördü.

1993’den beri bölgede petrol arayıp çıkartan Chevron için daha evvel ABD’deki mahkemeler müracaat eden Ekvator köylüsünün bu başvuruları Amerika’da karşılık görmemişti. Bu kez Kanada’nın verdiği karar, hukuk çevrelerinde bir başarı sayılıp alkış aldı.

www.AcikGazete.com

 

HDP Heyeti’nden, “Cizre’de 6 kişi öldü” açıklaması

HDP Heyeti, Cizre’de iki günde altı kişinin hayatını kaybettiğini, bazı mahallelerde elektrik ve su olmadığını, hastanede sadece bir doktor olduğunu açıkladı.

Cuma gününden itibaren sokağa çıkma yasağı olan Şırnak’ın Cizre ilçesinde bulunan HDP Heyeti, iki günde 6 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2013-04-26 16:15:07Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com˜SE1S
Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2013-04-26 16:15:07Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com˜SE1S

“İki yurttaşımız kalp krizi sonucu, bir bebek hastaneye götürülemediği için, 10 yaşındaki bir kız çocuğu ile iki genç de silahlı yaralanma sonucu olmak üzere toplam 6 yurttaşımız yaşamını yitirmiş durumdadır.”

Cizre’de bulunan heyette yer alan milletvekilleri Aycan İrmez, Ayşe Acar Başaran, Enise Güneyli, Faysal Sarıyıldız, Ferhat Encü, Gülser Yıldırım, Leyla Birlik, Leyla Güven, Mahmut Toğrul, Mehmet Ali Aslan, Nursel Aydoğan, Sibel Yiğitalp ve Ziya Çalışkan ortak bir açıklama yaptı.

“Cizre Devlet Hastanesi’nde sadece bir doktor çalışabilmektedir. Diğer sağlık çalışanlarının bir kısmı can güvenliği nedeni ile ilçeyi terk etmiş durumdayken bir kısmı da çatışmalar nedeni ile hastaneye gelemiyorken nasıl oluyor da sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasından gururla bahsedebiliyorsunuz?” denilen açıklamada, “İnterneti ve bütün iletişim kaynaklarını keserek halkın ve kamuoyunun haber alma hakkını engelleyerek gerçekleri karartabileceğinizi mi sanıyorsunuz?” sorusu yöneltildi.

HDP Heyeti Şırnak Valisine de, “Sayın Vali sizi Cizre’de uyguladığınız bütün özel uygulamalardan vazgeçmeye ve yasaların tanıdığı yetkilerinize çekilmeye davet ediyoruz. Cizre tercihi yüzünden cezalandırılıyor. Sorunlarımızı barış içinde ve diyalog kurarak çözebiliriz. İhtiyacımız olan tek şey barış. ” şeklinde seslendi.

(Bianet)