Ana Sayfa Blog Sayfa 3368

Hrant Dink’in katili Samast’ın Samsun Emniyeti görüntüleri 9,5 sene sonra ortaya çıktı!

Gazeteci Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın yeni görüntüleri ortaya çıktı.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Kanal 24 tarafından servis edilen görüntülerde Samast yanında birkaç kişiyle birlikte Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nin çay ocağında olduğu görülüyor.

39

Dink cinayetinin ardından çıkan ilk görüntülerde de Samast’ın elinde bayrakla fotoğraflarının bulunması tartışma yaratmıştı.

Yeni görüntülerde de Dink’in katilinin yanındaki kişiler, Samast’a, “Güzel bir poz ver lan! Hem de gülerek ver! Hadi güzel bir poz ver” diyerek fotoğraflarını çekiyor.

https://youtu.be/hgV5xSVB51I

Samast’a cinayet öncesi nereye gittiği ve ne yaptığı sorulurken, aynı takım elbiseli şahıs, “Aslanım benim, aferin Ogün” diyor

‘Çıkardım silahımı, vurdum’

Dink’in öldürüldüğü anın videosu izletilen Samast, cinayet anını ise, “İki üç gün pusuya yattım, çıkardım silahımı, vurdum. Gittim bekledim kapısının önünde, geldim vurdum” diye anlatıyor.

Bu esnada Samast’ın yanındaki jandarma görevlisine bir telefon geliyor. Telefonu yanıtlayan bir şahıs ise, “Ramazan abi olabilir mi?” diyor.

Önceki günlerde ise hükümete yakınlığıyla bilinen A Haber, cinayetin işlendiği güne ait görüntüleri servis etmişti. Görüntülerde Dink cinayeti öncesi bölgede sivil giyimli rütbeli askerlerin keşif yaptığı öne sürülmüştü.

Darbe girişiminin ardından Dink cinayeti soruşturması hız kazanmıştı

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Dink cinayetiyle ilgili gözaltı ve tutuklamalar hız kazanmıştı.

Soruşturma kapsamında Albay Ali Barış S. ile birlikte bugüne kadar toplam 10 kişi tutuklandı: Jandarma görevlisi uzman çavuş Abdullah Dinç, eski uzman jandarma Yusuf Bozca, dönemin Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerinden Ergün Yorulmaz, eski astsubay Emre Cingöz, Trabzon Emniyet İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli  Volkan Şahin, Şeref Ateş, Okan Şimşek, Hüseyin Yılmaz ve Gazi Günay.

 

(Diken, Kanal 24, Vtr Haber)

Milli Eğitim Bakanlığı’nda 11 bin 285 öğretmen açığa alındı

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan (MEB) gelen açıklaması ile MEB’ce terör örgütü ve uzantılarına destek verici nitelikte faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle 11 bin 285 öğretmen açığa alındı. Valiliklerin koordinesinde yürütülen soruşturma sonuçları ile birlikte açığa alınan öğretmen sayısının 14 bine ulaşmasının beklendiği bildirildi.

38

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Twitter adresinden yapılan açıklamada, “Bölücü terör örgütü bağlantılı 11 bin 285 personel açığa alındı” denildi.  Açığa almalar daha öncekilerden farklı olarak Kanun Hükmünde Kararname ile değil Milli Eğitim Bakanlığı tasarrufuyla yapıldığı için öğretmenler yargı süreci sona erene kadar maaşlarının üçte ikisini alabilecek.

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), bölücü terör örgütü ve uzantılarına destek verici nitelikte faaliyetlerde bulunduğu belirlenen 11 bin 285 öğretmen açığa alındı. Valiliklerin koordinasyonunda yürütülen soruşturma sonuçları ile birlikte açığa alınanöğretmen sayısının 14 bine ulaşması bekleniyor.

Bakanlık tarafından illere gönderilen yazıda, ekli listede adları ve görevlerine yer verilen 11 bin 285 Bakanlığa bağlı okul ve kurumlarda görevli personelin, güvenlik kuvvetlerince bölücü terör örgütüne karşı yürütülen iç güvenlik operasyonları ile güvenlik amacıyla alınan diğer tedbirleri ve bazı illerde ilan edilen sokağa çıkma yasağını akamete uğratmak ve eğitim öğretim hakkını engelleyici nitelikte eylemlere katılarak terör örgütüne destek verici nitelikte faaliyetlerde bulunduğunun tespit edildiği bildirildi.

Yazıda şu ifadelere yer verildi

“Personelin bu fiilleri ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 6, 7, 8, 10 ve 11’inci maddelerine aykırı hareket ettikleri anlaşıldığından, 21 Temmuz’daResmi Gazete’de yayımlanan olağanüstü hal kararı, 23 Temmuz tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname gereğince eyleme katılan ya da destek veren personelin görev başında kalmasında sakınca görüldüğünden aynı kanunun 137’inci maddesi gereğince ilgililer hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri alınmıştır.”

Bakanlığın yazısında, söz konusu personele tebligat işlemlerinin acilen yapılması istendi.  Öte yandan Bakanlık yetkililerince, valiliklerin koordinasyonunda yürütülen soruşturma sonuçları ile birlikte açığa alınan öğretmen sayısının 14 bine ulaşmasının beklendiği bildirildi.

Başabakan Yıldırım, Diyarbakır’da açıklamıştı

Başbakan Binali Yıldırım, Diyarbakır ziyaretinde yaptığı konuşmada “Bu bölgede görev yapan, terörle bir şekilde iç içe olmuş 14 bin öğretmen olduğu tahmin ediliyor. Ancak bunların ne kadarının doğrudan terör örgütüyle ilişkili olduğu, ne kadarının olmadığı yapılacak incelemelerle, soruşturmalarla ortaya çıkacak. Bayramdan sonra okullar açılıyor, Milli Eğitim Bakanımız ile konuştuk, tedbir olarak üzerinde şüphe bulunan, gerekli tespitleri yapılan bütün öğretmenler açığa alınacak, yeni ders döneminde bunlara görev verilmeyecek. Bunun yerine yeni baştan öğretmenlerimizi buraya göndereceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

 

(Hürriyet)

Rio 2016 Paralimpik Oyunları’nın ilk gününde 2 madalya

2016 Rio Paralimpik Oyunları ilk gününde Türkiye bir altın bir de bronz madalya kazandı.

37

Kadınlar Halter finalinde Nazmiye Muratlı, 104 kilo kaldırarak dünya rekoruyla altın madalya kazandı. Kadınlar Judo 48 kiloda mücadele eden sporcu Ecem Taşın, bronz madalya kazandı.

Nazmiye Muratlı ayrıca, Paralimpik’te üst üste altın madalya kazanan ilk Türk sporcu olarak da tarihe geçti.

Öte yandan Rio Paralimpik Oyunları’nda, Türkiye Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı, Japonya’yı 65-49’luk skorla mağlup etti.

Spor Bakanı’ndan tebrik

 Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, sporcuları tebrik etti.

(T24)

Ordu dönmemek üzere hududu geçmiş olabilir mi? – Metin Munir

Türk ordusu Suriye’ye neden girdi?

İçeride ve dışarıda birçok yorumcunun bu soruya cevabı şudur:

Hudut bölgesinin tamamını ele geçirmek üzere olan Suriyeli Kürtleri durdurmak, onları Fırat’ın doğusuna hapsetmek için.

Daha önemli olan soruyu, nedense, kimse sormuyor: Türkiye Suriye’ye nasıl girebildi?

Türkiye beş yıldır Suriye’ye girmek istiyor ama ABD, Rusya, Suriye ve İran karşı olduğu için huduttan içeri adımını atamıyordu.

Hükümet bu ülkelere ne vaat etti de, dördü aynı anda itirazlarını geri çekti ve ordu Suriye’ye girebildi?

Suriyeli Kürtler Amerika’nın IŞİD’e karşı mücadelesinde en yakın müttefiki idi.

Washington, Türkiye’yi kızdırma pahasına Kürtlerle ittifakını sürdürdü.

Kürt savaşçıları eğitti. Silahlandırdı. IŞİD’e karşı kampanyalarını havadan destekledi.

Kürtlerle beraber savaşan Amerikan askerleri bile var.

Ama bir gün, birdenbire, ABD Kürtlere rest çekti. Fırat’ın doğusuna çekilmemeleri halinde onlara yardımı keseceğini açıkladı.

Kürtler fazla gürültü çıkarmadan bu komuta uydular veya uyar gibi göründüler. Ama bundan sonra artık Amerika’ya güvenip onun yanında IŞİD’e karşı savaşmazlar.

Amerika IŞİD’e karşı sahadaki tek müttefikini göz açıp kapatıncaya kadar neden satmış olabilir?

Türkiye “Onları bırakın, IŞİD’i ben temizlerim” dediği için.

Türkiye, Suriye Kürtlerinin batıya ilerleyişinin durdurulması karşılığında Amerika’nın IŞİD’e karşı Suriye’de ve hatta belki de Irak’taki postalları olmayı kabul etti.

Hükümet’in, Rusya’nın ve onun Suriye’deki müttefikleri olan Esad ve mollaların da olurunu alması gerekirdi.

Onlara ne vaat etmiş olabilir?

Bunun cevabı son haftalarda Esad karşıtı retoriğin değişmesinde aranabilir. AKP “Esad gitmeden bu iş hallolmaz” lafları etmiyor artık. Esad çözümün bir parçası olabilir diyor.

Şimdi ne olacak?

Ordu nereye kadar ilerleyecek ve Suriye’de ne kadar kalacak?

“Ne zaman DAEŞ  (yani IŞİD), YPG, PYD (Yani Suriye Kürtleri) ülkemize zarar vermeyecek hale gelirse, geri döneriz” diye cevaplıyor Başbakan Binali Yıldırım bu soruyu.

Bu “Asla dönmeyecek” demenin bir değişik bir yoludur.

IŞİD de Suriyeli Kürtler de Türkiye’ye “Zarar vermeyecek” hale getirilemez.

PYD, zaten, olsa olsa potansiyel bir tehlikedir.

Ama IŞİD öyle değil.

ABD önderliğindeki koalisyon 2014 Ağustos’undan bu yana IŞİD hedeflerine 9.400 den fazla sefer düzenledi.

Resmi kaynaklara göre IŞİD militanları Irak’ta tuttukları toprakların yüzde kırkını, Suriye’de yüzde yirmisini kaybettiler.

IŞİD artık birçok yerde savaşı kabul etmeden geri çekilmeyi yeğliyor. Askerin  Cerablus’a çatışmasız girmesinin nedeni bu olabilir.

Ama ufalma, örgütün yenilmeye başladığı anlamına gelmiyor. IŞİD eskisi kadar, belki daha fazla güçlüdür. Strateji değiştirerek Ortadoğu dışında başka ülkelere kayıyor ve Türkiye ve Batı ülkelerinde terör faaliyetlerini artırıyor.

Neredeyse 40 yıldır PKK’nın sırtını bir türlü yere getiremeyen Türkiye’nin ondan yüz misli gaddar ve kararlı olan IŞİD’i zararsız hale getirmesi hayaldir.

Ama AKP dış politikada hayallerin partisidir. Beş yıl önce Esad’a birkaç aylık ömür biçen de onlar değil miydi?

36

 

Metin Munir

Kuzey Kore ‘en büyük nükleer denemesini gerçekleştirdi’

Güney Koreli askeri yetkililer, Kuzey Kore’nin beşinci ve en büyük nükleer denemesini gerçekleştirdiğini iddia etti. Kuzey Kore’de sabah erken saatlerde 5.3 büyüklüğünde bir yapay deprem meydana geldiği bildirilmişti.

Daha önceden aynı bölgede yaşanan ve benzer büyüklükteki tüm depremlerin, nükleer deneme sonucu yaşandığı ortaya çıkmıştı.

35

Yonhap haber ajansına konuşan Güney Kore Genelkurmay Başkanı “Kuzey Kore’nin şu ana kadarki en büyük nükleer denemesini gerçekleştirdiğini tahmin ediyoruz” dedi.

İddialara yönelik olarak Kuzey Kore’den bir açıklama gelmedi. Bugün, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin kuruluş günü olması nedeniyle Kuzey Kore’de ulusal bayram.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu da, K.Kore’nin kuzeydoğusundaki Punggye-ri nükleer deneme bölgesinde “patlama kaynaklı sallantı” yaşandığını doğruladı, ancak patlayıcının türünü tespit edemediklerini açıkladı.

 

(BBC Türkçe)

Yaşam Savunucuları’ndan ortak metin: Madde 80 çılgınlığından vazgeçilmelidir!

Doğayı korumaya çalışan yaşam savunucuları Madde 80’in geri çekilmesi için biraraya gelerek 80. madde tedidine karşı bir metin oluşturdu.

Türkiye’deki hemen her çevre aktivisti stk ve oluşumunun katılımı ile ortaya çıkan metinde imzasının olmasını isteyen aktivistlerin basın açıklamasının yapıldığı güne kadar imzacı olabilecekleri de metin içinde belirtiliyor.

Çevre aktivistlerinin birlikte kaleme aldığı 80. madde’den vazgeçilmelidir metni şu şekilde;

“Madde 80 doğanın, yaşamın ve geleceğin yok edilmesidir! Bu çılgınlıktan vazgeçilmelidir!

34

Kamuoyunda gündeme 70. Madde olarak giren, bu isimle Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülürken bir gecede 75. Madde adını alarak sabaha karşı meclisten geçirilen, yeni adı ile 80. Madde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Mevcut işleyişinde; kazandığımız pek çok davanın çeşitli yollarla iptal ettirildiği,  Bakanlığın “ÇED Gerekli Değildir” kararları, yandaş bilirkişi raporları, verdikleri kararlar yüzünden sürgüne gönderilen mahkeme heyetleri ile zaten bir çıkmazda olan hukuk sistemi 80. Madde ile artık yok hükmündedir.

Madde 80, varoluşun şarkısına, börtü böceğin hayvanın mahremine, insanın hafızasına ve nefesine yapılan nobranca bir darbedir; doğaya, kentlere, yaşama karşı açık bir savaş ilanıdır. Madde 80, yurttaşların kendi vergileriyle Türkiye’nin yarınlarına ipotek koyulması demektir. Madde 80, hukukun üstünlüğü kavramının ‘şirketlerin üstünlüğü’ olarak değiştirilmesidir. Madde 80, Bakanlar Kurulu’nun toplumun ve hukukun üstüne geçirilmesi demektir. Madde 80, bildiğimiz anlamda hukukun ortadan kaldırılması, tüm varlıkların tek kaynağı olan doğa üzerinde cirit atacak akıl almaz bir sermaye tahakkümünün yeni düzen olarak tanımlanmasıdır.

Biz yaşamı ve yaşam alanlarını savunan doğa ve kent örgütlerinin ve hukukçuların Madde 80’e karşı tavrı çok net zeminlere sahiptir. Bu yıkım aracı madde, hayatın akışını bir şirket faaliyetine dönüştürmekte, ülkenin tüm doğal varlıklarını itirazsız meta hâline getirmektedir.

80.Madde ile şirketlere Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş teşvikler verilerek, projelere muafiyetler sağlanacaktır.

– Maddenin 4. fıkrasıyla (80/4); mevcut pek çok mevzuatla işletilen idarî prosedürler ve bunların sonucu olarak tesis edilen idarî işlemlerin ortadan kaldırılmasına, bu madde ile yeni getirilen çeşitli mevzuatlar sayesinde kısıtlayıcı hükümlerin devreden çıkartılmasına, hatta yasal ve idarî süreçlerde düzenleme yapabilmesine dair Bakanlar Kurulu’na yetki verilmektedir.

– Bu yetkilerle, yatırımlar için alınması gereken her türlü idarî izin ve olur mekanizması ve bunlara dair idarî süreçler devreden çıkmış olacaktır. Kıra ve kente telafisi imkânsız ekolojik yıkımlar getirecek olan, plan ve şehircilik ilkelerine aykırı projelere; ruhsatsız, imar izinsiz, ÇED’siz ve yargı yolu önden kapatılmış olarak başlanabilecektir.

– Madde 80 ile ticarî yatırımların ‘stratejik gerekliliği ve aciliyeti’ bağlamında, Türkiye’nin dereleri, kıyıları, denizleri, ormanları, ovaları, yaylaları, Bakanlar Kurulu’nun keyfine, her şeye para gözüyle bakanların insafına terk edilecektir. Nükleer santraller, İstanbul’a ve Antalya’ya 3. havalimanları, Kanal İstanbul, termik santraller, Yeşil Yol, gibi mega talan projelerinin önüne kırmızı halı serilecektir. Devam eden ve tamamlanan benzer projelerde, daha önce defalarca örneklerini gördüğümüz üzere, doğayla birlikte kent ekosisteminin de olmazsa olmaz unsurlarından olan yaban hayvanlarının yaşam alanları, taraf olunan uluslararası sözleşmelere ve ulusal mevzuata rağmen talan edilecek; zorunlu göce tâbi tutulan yaban hayvanlarına verilen tüm zararlar, hem kırda hem kentte telafisi mümkün olmayan bozulmalara neden olacaktır. Hâlihazırda kentsel dönüşüm kılıfı altındaki kent yağması hızlanacak; parklardan deprem toplanma alanlarına, sahillerden kültürel ve tarihî eserlere, müştereklerimiz yine bu madde ışığında rahatlıkla ranta açılacaktır.

– Talan, bu kabus tablosuyla da sınırlı kalmayacaktır. Torba yasadaki stratejik yatırımların sınırını 500 milyon TL’den, 50 milyon TL’ye çeken kanunla, bizlerden alınan vergiler ve kamu arazilerinin ücretsiz tahsisi ile ekolojik yıkıma küçük yatırımcılar da ortak edilmiştir.

– Madde 80 ile ‘ülkemizin mevcut veya gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçlarını karşılama, arz güvenliğini sağlama, dışa bağımlılığını azaltma, teknolojik dönüşümünü sağlama’ gibi millî değerler gerekçe gösterilerek, hukuksuzluk meşrulaştırılacak; talan “stratejik yatırım” adıyla put haline getirilecektir.

Bu katliam yasası, yetki sahibi olan siyasî partiler tarafından, derhal, varoluş sebebi yasaların Anayasa’ya uygunluğunu denetlemek olan Anayasa Mahkemesi’ne götürülmelidir. Halkın meclisteki temsilcilerinin bu konuda vakit kaybetme lüksü olamaz, bu yıkım yasasına karşı sessiz kalmayı ise akıllarına dahi getirmemelidirler.  Yaşam alanlarımızı şirketlere devreden, ve bunu hukuk eliyle veya hukuksuzca gerçekleştiren hiçbir adım kabul edilemez. Halkın meclisteki temsilcileri itiraz yöntemlerini gözden geçirmeli, ve Anayasa Mahkemesi üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Bu yasa doğaya ve kentlere darbedir, derhal iptal edilmelidir.

Anayasa Mahkemesi’nin de, bu yasa önüne geldiğinde yapması gereken açıktır: doğaya ve yaşam hakkına darbe niteliğindeki bu yasayı derhal iptal etmek. Eğer bu yasayı iptal etmezseniz, siz de hukuku yaşamın celladı haline getirecek bu çılgınlığa su taşımış ‘hukukçu’lar olarak hatırlanacak, bu talan çağına ortak olacaksınız. Türkiye’nin tüm yaşam savunucuları sizden hukukî görevlerinizi yerine getirmenizi, kısacası işinizi yapmanızı bekliyor.

Bizler, doğa, hayvan ve kent örgütleri, duyarlı hukukçu ve siyasetçiler, yaşam savunucuları, kısacası yaşamın ta kendisi olarak, hayvanlar, çocuklar ve yaşanılabilir bir dünya için toprağı, suyu, havayı; çıkarsız bir şekilde doğayı savunuyoruz.

Kentleri, doğayı ve yarınları hiçe sayan iktidar, bürokrat ve şirketlere karşı, her türlü mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Yaşam için, umut için, gelecek için direneceğiz!

İMZACILAR:

(Basın Açıklaması Yapılacağı Güne Kadar Destek İmzaları Toplanmaya Devam Edilecektir.)

Adalar Savunması
Alakır Nehri Kardeşliği
Arhavi Doğa Koruma Platformu
Artvin HOD Maden İzleme Grubu
Bakırtepe Çevre Platformu
Bursa Kayapa Çöp Depolama ve Yakma Tesisine Hayır Platformu
Bursa Kent Savunması
Çanakkale İDA Dayanışması
Çekerek Irmağı Özgür Akacak
Diren Büyükçekmece
Dört Ayaklı Şehir
Doğanın Çocukları
Don Kişot Bisiklet Kolektifi
Ereğli Cevre Platformu
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP)
Fatsa Ünye Doğa Koruma Platformu
Fatih Tarihî Yarımadayı Koruma Dayanışma Ve Kültür Derneği
Faytona Binme Atlar Ölüyor Platformu
Fırtına İnisiyatifi
Gaziantep Barosu
Gaziosmanpaşa Barınma Hakkı Meclisi
Göztepe Dayanışması
Haliç Dayanışması
Haydarpaşa Dayanışması
HDK Ekoloji Meclisi
Hayvan Hakları İzleme Merkezi ve Komitesi
Hayvan Hakları ve Etiği Derneği
Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği
Hayvanlara Adalet Platformu
Hayvan Hakları Federasyonu
Haziran Ekoloji ve Kent Grubu
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu
İstanbul Kent Savunması
Kadıköy Kent Dayanışması
Karadeniz İsyandadır Platformu
Kayseri Hayvanları Koruma Derneği
Kuzey Ormanları Savunması
Kuzdere Gönüllüleri
Kayseri Barosu Hayvan Hakları Komisyonu
Loç Vadisi Koruma Platformu
Macka Parkı Forumu
Mezopotamya Ekoloji Hareketi
Nilüfer Kent Konseyi
Ordu Doğal Çevreyi Koruma Derneği
Pangea Ekoloji
Phaselis İnisiyatifi
Politeknik
Saray Doğayı Koruma Derneği
Sarıyer Kent Dayanışması
Sultangazi Kent Savunması
Şişli Merkez Mahallesi Forumu
Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği
Temiz Ünye Çevre Platformu
Toplumcu Mimarlar ve Mühendisler Meclisi
Tonya Çevre Platformu İstanbul Yürütmesi
Validebağ Gönüllüleri
Validebağ Savunması
Yaylaların Kardeşliği
Yarımadayı Koruma Dayanışma Ve Kültür Derneği
Yeşilırmak Tozanlı Çevre Platformu
Yeşil Sol Parti Doğanın Hakları Var Çalışma Gurubu
Yeşil Öfke Ekoloji Kolektifi
Yeryüzüne Özgürlük
Yunuslara Özgürlük Platformu”

 

(Yeşil Gazete)

Dışişleri’nden açıklama: Bakan Kılıç DW’ye karşı “Yetkilendirme” hakkını kullanmıştır

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, Almanya’nın yayın kuruluşlarından Deutsche Welle’nin, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’la yaptığı röportajın kayıtlarına el konulmasına dair, “Burada, Almanya medyası tarafından uygulanan ‘Autorisierung’, başka bir deyişle ‘yetkilendirme’ ilkesinin Bakan Kılıç tarafından kullanılması söz konusudur” dedi.

33

Anadolu Ajansı’na konuşan Bilgiç, “Almanya medyası ile temaslarda mülakatı verenin, mülakatın akabinde röportajın yayınlaması için ‘yetkilendirme’ yapmasının genel bir prensip olduğunu” vurguladı.

“Mülakatı gerçekleştiren kişinin tarafsızlığını kaybetmesi ve ithamlarda bulunması üzerine Bakan Kılıç mülakata ilişkin yetki vermeme kararı aldı. Kılıç, bu bağlamda ilkesel hakkını kullandı.”

Bilgiç, ortaya atılan “kanalın kayıtlarına el konulduğu ve zor kullanıldığı”na dair iddiaları da yalanladı.

Gençlik ve Spor Bakanlığı da kayıtlara el konulduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını açıklamıştı.

Açıklamada röportaj sırasında sunucunun “Maksadını aşan ifadeler ve ithamlar” kullanması üzerine ilgili televizyon yetkililerine söz konusu röportajın yayınlanmaması talebinin iletildiği belirtilmişti.

 

(Bianet)

‘Alternatif Medya ve Yurttaş Haberciliği’ eğitimi 20 -23 Eylül’de İstanbul’da

dokuz8Haber tarafından düzenlenen Alternatif Medya ve Yurttaş Haberciliği 2.0/16 eğitiminin Marmara bölgesi ayağı 20 -23 Eylül tarihleri arasında gerçekleşiyor.

Eğitime katılım için son başvuru tarihi 16 Eylül 2016 Cuma.

32

Eğitim Marmara bölgesinde yaşayan bütün katılımcılara da açık. İstanbul dışından eğitime katılmak isteyenlerin yol ve konaklama masrafları da karşılanıyor.

Kurum sosyal-hareket kontenjanları dışında sınırlı sayıda bireysel başvurunun kabul edileceği belirtilen Alternatif Medya ve Yurttaş Haberciliği 2.0/16 eğitimine başvuru için dokuz8Haber’in sosyal medya hesaplarından paylaşılan formu doldurabilir veya [email protected] üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Dokuz8Haber twitter

Dokuz8Haber facebook

 

(Yeşil Gazete)

Çanakkale’de köylüler tozdan bıktı, maden kamyonlarının yolunu kapattı

Çanakkale’nin Yenice ilçesi, Sofular Köyünde, maden kamyonlarının yollarını bozmasına ve çıkardığı toza tepki gösteren köylüler, 3 saat boyunca yol kapatma eylemi yaptı. Yenice’nin Sofular köyü yakınlarındaki Asartepe’deki taş ocağından Çan Termik Santrali’ne kireç taşı götüren kamyonların asfaltı bozduğunu ve yoğun toz bulutu oluşturduğunu savunan Sofular, Bekten, Karadoru ve Aşağı İnova köylüleri, yolun bir an önce asfaltlanmasını istedi.

yenice-koyluler-yol-kapama-2

Maden kamyonlarının önüne geçerek sağlıklarının bozulduğunu, yol kenarındaki ceviz ağaçlarının ve bahçelerinin kuruduğunu anlatan köylüler,  iki yıldır çektikleri toz çilesine isyan etti. Bastonuyla kamyonların karşısına dikilen  84 yaşındaki Kadriye Asardağ, toz yüzünden hastalandığını söyledi.

yenice-koyluler

“Bu işte şirket de kusurlu, biz de”

Köylülerin eylem haberini alan Yenice’nin Ak Partili Belediye Başkanı Veysel Acar, eylem alanına gelerek Sofular köyü muhtarı Adnan İzmirli’den ve köylülerden bilgi aldı. Başkan Veysel Acar, “Daha önce Vali Beyle, milletvekilleriyle, İl Özel İdaresi ve şirket yetkilileriyle de görüştük ama bir türlü çare bulunamadı. Madene karşı çıkmıyoruz, bu taşınacak ama taşınırken de insanlara eziyet etmeyelim. Maden ocağına ruhsat verilirken bunlar hesap edilmeliydi, bu yollar ağır vasıtaya göre değil. Bizlerin de, şirket yetkililerinin de bu işte kusuru var. Siyasetçi olarak mikrofona çıkıyoruz, ‘Bu millet bizim başımızın tacı’ diyoruz. Sonra da vatandaşı kanser edecek tozlar engellenemiyor. Ben kaç gere geldim, tır yanımdan geçerken toz bulutu içinde kaldım. Taş ocağı şirketi bu yolun bakımını yapmalı. ” diye konuştu.

yenice-belediye-baskani

Belediye başkanının durumu valiliğe ileteceğini söylemesi üzerine köylüler yolu trafiğe açtı.

yenice-koyluler-yol-kapama

Maden kamyonlarının tozuna Davutköy de isyanda

Çan Termik Santraline kireç taşı götüren maden kamyonlarının çıkardığı tozdan etkilenen Yenice’nin Davutköy halkı da daha önce üç kez yol kapatmış, çözüm bulunmayınca bu kez Çanakkale Valiliği önünde eylem yapmıştı. Yenice’nin kapya biberinin ve sağlıklarının toz tehdidi altında olmasına tepki gösteren yaklaşık 40 kadın, Çanakkale Valiliğine dilekçe vermişti.

(Yeşil Gazete)

Karadeniz’de tehlikeli yakınlaşma; Rus jeti ABD uçağının 3 metre yakınından geçti

Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon, bir Rus savaş uçağının Karadeniz üzerinde seyreden ABD keşif uçağının 3 metre yakınından geçtiğini duyurdu.

ABD’li yetkililer SU-27 tipi uçağın Çarşamba günü yaptığı yakın geçişi “tehlikeli ve amatörce” olarak niteledi.

Rusya Savunma Bakanlığı ise ABD uçağının Rusya sınırına yaklaşmakta olduğunu ve Rus pilotlarının uluslararası kurallar dahilinde hareket ettiklerini açıkladı.

30

Pentagon Sözcüsü Jeff Davis ise, P-8A Poseidon uçağının olay yaşandığı sırada uluslararası hava sahasında olduğunu belirtti ve “Bu tarz hareketler tansiyonu gereksiz şekilde yükseltme potansiyeli taşıyor ve bir kaza ya da yanlış hesaplamaya neden olabilir” dedi.

Rus yetkililer ayrıca Amerikan uçağının diğer uçaklarca algılanmasını sağlayan transpoder (uydu alıcı- verici) sinyalinin de olay sırasında kapalı olduğunu iddia etti.

Yazılı açıklamada “Rus uçakları, uçağın cinsini doğrulamak ve kanat numarasını görmek üzere uçağa yaklaştı. Bunun üzerinde ABD uçağı rotasını keskin bir şekilde değiştirerek uzaklaştı” dendi.

 

(BBC TürkçeT24)