Ana Sayfa Blog Sayfa 3350

Matthew Kasırgası Haiti’yi vurdu, ABD’nin doğu kıyıları da boşaltılıyor

Karayipleri etkileyen son 10 yılın en kuvvetli kasırgası Matthew, Haiti’de büyük çaplı maddi zarara neden oldu. Ülkenin büyük bölümüyle iletişim kesildi.

Dünyanın en fakir ülkelerinden olan Haiti’de binlerce kişi evsiz kaldı, en az 10 kişi hayatını kaybetti. Kasırga nedeniyle, Haiti’de Pazar günü yapılması planlanan başkanlık seçimleri de ertelendi.

16

Fırtınanın hızı zaman zaman saatte 230 kilometreye ulaştı. Ancak yetkililer hasarın gerçek boyutunun kasırganın bölgeyi tamamen terk etmesinin ardından anlaşılacağı uyarısında bulundu.

Ada ülkesinin güneybatısının kasırgadan en çok etkilenen bölge olduğu belirtiliyor. Çevrede halka yardım etmek üzere polis ya da asker görmekte zorlandığını söyleyen BBC’nin bölgedeki muhabiri Tony Brown, yardım ekiplerinin de zarar gören bölgelere ulaşmakta güçlük yaşadığını bildiriyor.

Dünyanın en fakir ülkelerinden olan Haiti'de, evlerin büyük kısmı kasırgada büyük hasar gördü.
Dünyanın en fakir ülkelerinden olan Haiti’de, evlerin büyük kısmı kasırgada büyük hasar gördü.

Haiti’nin Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi Mourad Wahba, en az 10 bin kişinin kurulan barınaklara sığındığını, hastanelerin yaralılarla dolup taştığını belirtti.

Haiti’nin komşusu Dominik Cumhuriyeti’nde de kasırgada yıkılan binalar ve toprak kayması nedeniyle en az 4 kişi hayatını kaybetti.

Kasırga Küba’nın doğu ucunda da etkili oldu. Baracoa kentinde onlarca ev zarar gördü.

18

Kasırganın şu an Bahamalar üzerinde olduğu, bölgedeki tüm hava ve deniz trafiğinin durdurulduğu ve halka yüksek yerlere sığınmaları uyarısının yapıldığı belirtildi.

ABD’de kaçış ve hazırlık

Perşembe geç saatlerde ABD’nin doğu kıyısına ulaşması beklenen kasırga nedeniyle, 2 milyondan fazla kişiye bölgeyi tahliye etmeleri çağrısında bulunuldu.

Florida Valisi Rick Scott, eyaletin tarihindeki en büyük tahliyeyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Güney Carolina Valisi Nikki Haley de kıyı bölgelerde yaşayan 250 bin kişinin tahliye edileceğini açıkladı.

Florida eyaletinde uyarılar üzerine halk süpermarketlere akın etti.
Florida eyaletinde uyarılar üzerine halk süpermarketlere akın etti.

Halka en az 3 gün yetecek kadar su ve gıda stoğu yapmaları söylendi. Ayrıca olası elektrik kesintilerine karşı cep telefonlarını şarj edebilecek yedek pil bulundurmaları istendi.

20

ABD ordusu da bölgeye ek asker ve 9 helikopter gönderildiğini açıkladı.

Matthew’un 2005’teki Wilma kasırgasından sonra bölgeyi vuran en büyük kasırga olabileceği belirtiliyor.

 

(BBC Türkçe)

Antalya’da dağlara bırakılan onlarca köpek kaderine terk edildi

Antalya’nın Akseki İlçesi’ndeki Gidengelmez Dağları’na bırakılan onlarca köpek hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Akseki’ye bağlı Süleymaniye Mahallesi sınırlarında yer alan Gidengelmez Dağları eteğine onlarca sokak köpeği bırakıldı. Kim ya da kimler tarafından ve ne zaman bırakıldığı bilinmeyen köpekler, açlık ve susuzlukla mücadele ediyor.

33

Çevredeki su kaynakları yakınında gruplar halinde dolaşan köpekler, yiyecek ve içecek arıyor. Hayvanların durumunu gören bazı çevreciler ise bölgeye köpek maması bırakarak beslenmelerine yardımcı olmaya çalışıyor. Bazı köpeklerin kulağında küpe izleri olduğu görülüyor.

Dağlara Cuma günü (30 Eylül) bırakıldıkları A (Antalya Isparta Burdur Denizli Kaş) Platformu tarafından belirtilen onlarca köpeğin açlıkla boğuştuğu, yerel birkaç gönüllünün verdiği kuru ekmekle hayatta tutulmaya çalışılmasına rağmen köpeklerin bazılarının öldüğü de açıklandı.

32

Konuya dair bir basın açıklaması da yapan A Platformu’nun açıklamasını aynen paylaşıyoruz;

4 EKİM HAYVAN HAKLARI GÜNÜ ÖNCESİ ANTALYA AKSEKİ CEVİZLİ YOLUNDA YİNE 100 KADAR KÖPEK ÖLÜME BIRAKILDI!!

29

Antalya Akseki- cevizili yoluna yine bir belediye 100 kadar köpek bırakmış ve köpekleri ölüme terk etmiştir.
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliğine göre köpeklere bakması gerekirken kendi bölgesindeki köpekleri derdest edip ölüme terk etmeyi seçmiştir.

Akseki bölgesine bahar aylarında bırakılan köpeklerin ardından sonbaharda da yine köpek bırakılmasının Konya iline bağlık ilçelerden olduğu tahmin edilmektedir.

4 Ekim Hayvan Hakları Koruma Günü yaklaşırken Köpekler ölmeye başlamıştır

Cuma günü bırakılan köpekleri haftasonun da araya girmesi nedeniyle yerel birkaç gönüllünün verdiği kuru ekmekle hayatta tutulmaya çalışılmasına rağmen köpeklerde ölümler başlamıştır.

Çevreciler ve hayvanseverler toplantı yapmış, konuya el atılmıştır

30

Çevreciler ve hayvanseverelerin, konuyu haber alması üzerine öncelikle hayvanların beslenmesi için mama ve diğer yiyeceklerin toplanıp alana götürülmesi için çalışmalara başlanmıştır.

Ardınadan 2 Ekim Pazar günü toplantı yapmış ve aşağıda belirtilen işlemlerin yapılması kararlaştırılmıştır.

a-Köpeklerin belediyelerce alınarak, yaşayabilecekleri yerlere bırakılması için 3 Ekim pazartesi günü Antalya Vailiğine ve Antalya Büyükşehir belediyesine dilekçeler verilmesi ve de Konya Valilik ve Konya Büyükşehir belediyesine faksla dilekçe gönderilecektir.

b-Köpekler alınıncaya kadar bırakıldıkları yerlerde beslenmesi için mama ve yiyecek desteği gönderilecektir.

c-Bundan böyle bu tür faciaların olmaması için Antalya ve Konya’ya ait bütün Belediyelerin Veteriner Şubu Müdürlüklerini oluşturması ve sokakta besleme ünitelerinin oluşturulması için gerekli kamuoyu çalışmalarının yapılamasına karar verilmiş ve çalışmalar başlatılmıştır.

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği yerel yönetimlere, sokak hayvanları konusunda görev ve yükümlülükler yüklemektedir.

Belediyelerin yapması gereken işler ve yöntemler şunlardır ve de yapılması durumunda faciaların yaşanması önlenecektir:

1- Antalya’nın ve Konya’nın bütün belediyelerinin, hayvanların beslenmesi, barınması ve tedavilerinin yapılacağı alt yapıyı hazırlamalıdır.

2-Bunun için; bütün belediyelerin bünyelerinde veteriner işleri şube müdürlüğü oluşturmaları ve bu müdürlüklerde gerekli personelin yeterli sayıda istihdamının sağlanmalıdır. (3 Aralık 2015 tarih ve 30 Nolu Antalya Hayvanları Koruma Kurulunda 1. Madde olarak alınan kararın uygulanması)

3-Belediyelerin hayvanları tedavi edip, zorda kalan sokak hayvanlarını gerektiği süre kadar bakabilmeleri konusunda, hayvanların da, hem özgür, hem de sağlıklı ortamda kalabilecekleri bir ortam sağlayan bir proje örneğini uygulamaya koymalıdır.

4-Örnek proje için yer konusunda belediyelerin kendi yeri yoksa OGM’nin konuyla ilgili yer tahsisi konusunda yönetmeliği çerçevesinde, Orman Bölge müdürlüğünden yer tahsisi istemeleri mümkündür. Konuyla ilgili belediyelerin yapması gereken işlem başvuruda bulunmak olacaktır.

5-Belediyelerin hazırladığı proje sonrasında, 6. Bölge Md. Antalya Şube Müdürlüğüne başvurmaları durumunda, genel müdürlüğün de uygun bulması halinde, projelere %40 oranında destek verebileceği konusunda Orman ve Su İşleri bakanlığının genelgesi bulunmaktadır.

6-Hayvanların doğal hakkı olan sokakta yaşamaları konusunda beslenme ünitelerinin oluşturulması ve beslenebilmeleri konusunda, her gün yeterli yiyecek ve su konulması konusunda yeterli hizmet verilmesi gereklidir. Besleme odağı kurmak belediyelere mevzuatın yüklemiş olduğu bir görevdir. Belediyeler bu görevlerini yapmalıdır.

7-Hayvan hakları savunucuları olarak; bundan böyle Antalya ve Konya’nın bütün belediyelerinin takipçisi olacağız.
Bizler; “yaşam bir haktır; yapılacak iş ve görevler, hem insanlık, hem de vicdani görevdir ve yaşam alanlarını gasp ederek, yaşamlarını zorlaştırdığımız canlılara bu olanaklar sağlanmalıdır.

A PLATFORMU(Antalya Isparta Burdur denizli Kaş Platformu)

 

(Yeşil Gazete, Antalya Ajans.net)

 

Silivri’deki bu tecrit koşullarında savunmamı hazırlayamadım – İnan Kızılkaya

Bu yazı bianet.org/ dan alınmıştır

Özgür Gündem gazetesine polis baskınında gözaltına alınan ve 22 Ağustos’tan beri tutuklu bulunan Özgür Gündem Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya, nöbetçi yayın yönetmeni Celal Başlangıç ile dün (4 Ekim 2016 Salı) 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısındaydı. Kızılkaya’nın savunma hazırlamasına imkan vermeyen cezaevi koşullarını paylaştığı yazılı ifadesini aynen paylaşan Bianet’ten alıntılıyoruz

“Sayın Mahkeme Heyetine

16 Ağustos günü ağır silahlarla donatılmış özel hareket polisleri tarafından gazete binasına baskın yapıldı. Gazetede çalışan arkadaşlarla birlikte, “size devletin gücünü göstereceğiz” diyen polislerce bina içinde darp edildik.

Linç edilircesine yerlerde sürüklendik, küfür ve hakaretlerle, ellerimiz ters kelepçelenerek gözaltına alındık. Bindirildiğimiz çevik kuvvet otobüsünde de darp olayı devam etti.

Ben ve gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya polislerce başka bir arabaya bindirildik. Minibüsün içinde yere yatırılarak ters kelepçeli şekilde, “Sizi Musa Anter gibi öldüreceğiz, asit kuyularına atacağız” tehditleriyle yedi sekiz saat boyunca bekletildik.

Götürüldüğümüz Esenler Karakolu’nda altı gün boyunca hayvan barınağını andıran bir yerde gözaltında tutuldum. Daha sonra çıkarıldığım hakimlik tarafında gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya ile birlikte tutuklandım (22 Ağustos).

26 Ağustos’ta getirildiğimiz Silivri 9 Nolu F Tipi Cezaevi girişi, mahkûm kabul bölümünde gardiyanlarca zorla çıplak aramaya tabi tutuldum. Karşı çıktığım çıplak arama tacize vardırıldı ve işkenceye çevrilerek uygulandı.

O günden beri Bilir Kaya ile birlikte ağır tecrit ortamında tutuluyorum. Kaldığımız oda üç sefer değiştirildi ve her seferinde avukat ve aile görüşümüzün gün ve saati değiştirildi.

Bayramda gerçekleşen açık görüşte bile kardeşim ile yan yana durmamıza aramıza masa konularak müsaade edilmedi. Görüşçünün getirdiği kitaplar cezaevi yönetimince yasak denilerek kabul edilmiyor.

43 gündür ben ve Bilir Kaya’ya cezaevi kütüphanesinden sadece üç kitap ile bize gönderilen birer kitap verildi. Mektup gönderme hakkımız yasak denilerek geri çevriliyor. Nedenini sorduğumuzda OHAL [Olağanüsti Hal] gerekçe gösteriliyor.

12 Eylül 1980 askeri darbesi dönemindeki koşulları anımsatan ayakta sayım dayatılıyor. Kabul etmediğimizde psikolojik baskı görüyor ve tehdit ediliyoruz.

Bir gazeteci olarak dünyayla iletişim hakkımızı  bize verilen bir gazete ile gidermeye çalışıyoruz. Cumhuriyet, Evrensel, Birgün gazeteleri, gerekçesizce istememize rağmen verilmiyor.

Sohbet, spor hakkı ve ortak faaliyetler yine OHAL bahane edilerek engelleniyor. Birkaç gün önce sadece TRT1’de ayarlı bir radyo temin edebildik. Televizyon edinme talebimiz keyfi şekilde geçiştiriliyor.

Mektup attırılmadığından ailemiz dışında üç kişi ile görüşme ve telefon etme hakkımı bu kişilerin bilgileri elimde olmadığından kullanamıyorum.

Aile ya da sınırlı avukat görüşüne çıkarıldığımızda görüşme kabinine girene kadar gardiyanlarca birkaç kez yapılan üst aramaları tacize varıyor.

”Ayakkabını çıkar, eğil yere vur, giy” komutu ile koridorda geçerken; “sağa sola bakma, duvar dibinden yürü, dur, bekle, hızlan, yavaşça” sözleriyle askeri nizamdan beter uygulamalar dayatılıyor. Sevk talebimiz ve diğer şikâyetlerimiz idare tarafından dikkate alınmıyor ve cevapsız bırakılıyor.

Darbeciler başarılı olsaydı devreye koyacakları uygulamalara maruz kalıyoruz. Demokrasi bayramının kutlandığı bu günlerde demokrat basın-yayın kuruluşları kapatılıyor. Gazeteler, aydınlar, yazarlar tutuklanıyor. Bu çelişkinin nasıl izah edileceği sorusu ortada kalıyor.

Ayrıca gazete binasına, dava dosyalarına ve gazete arşivine el konuldu. Gazete binası mühürlenip kapatıldığı için dava dosyalarına erişmem mümkün olmadı.

Haksız ve hukuka aykırı şekilde tutuklanmama ve yargılanmamam gerekçe yapılan olay tamamen gazetecilik faaliyetlerine dayandırılmaktadır.

Haber verme,  kamuoyunu bilgilendirme, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındaki faaliyetlerim gerekçe gösterilerek tutuklanıp, yargılanmama karşın bir gazeteci olarak sınırlı iletişim ve avukat desteği hakkından yoksun durumundayım.

Anlatmaya çalıştığımız durumdan kaynaklı olarak bulunduğu ağır tecrit koşullarından dolayı bırakın savunma yapabilme, bir tutuklunun-insanın düşünce ve ruhsal durumunu koruması bile çok zordur. Bu nedenle savunmamı hazırlamak için süre talep ediyorum.

Saygılarımla”

 

Bu yazı bianet.org/ dan alınmıştır

28-inan-kizilkaya

 

İnan Kzılkaya

Özgür Radyo baskınında gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

Başbakanlık kararnamesi ile dün kapatılan Özgür Radyo’ya yapılan polis baskınında gözaltına alınanlar serbest bırakıldı.

27

Özgür Radyo binasına dün Güvenlik Şube ve Mali Şube polisleri tarafından baskın yapılmış ve radyonun yayını kesilmişti.

Baskında radyo çalışanları Ali Sönmez Kayar, Can Karakulak, Arda Ateş, Zeynep Derya Yıldız, Arzu Demir, Sinan Gerçek, Semra Çelebi, dayanışma amacıyla içeride bulunan ETHA Müdürü Önder Öner, ETHA muhabiri Ezgi Özer, Atılım Genel Yayın Yönetmeni Deniz Bakır, ESP MYK Üyesi Sedat Şenoğlu, HDK Genel Meclise Üyesi Ahmet Ayva, haber takibi yapan JINHA muhabiri Öykü Dilara Keskin, radyo çalışanı Nevcihan Budak ile radyo dinleyicisi Ekin Saygılı ve ismi öğrenilemeyen bir dinleyici ile dışarıda radyoya destek için bulunan ETHA muhabiri Pınar Gayıp ve Sosyalist Gençlik Derneği (SGD) üyesi Özge Doğan gözaltına alınmıştı.

Gözaltına alınanlar Emniyetteki ifade işlemlerinin ardından Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kontrolünün ardından serbest bırakıldı. HDK Genel Meclis Üyesi Ahmet Ayva, hakkında başka bir soruşturma nedeniyle Rıhtım Polis Karakoluna götürüldü.

 

(Etha, Bianet)

Kolombiya’da ateşkes ay sonuna kadar uzatıldı

Kolombiya Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos, FARC (Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri) ile imzalanan barış anlaşmasının referandumda az farkla reddedilmesinin ardından, ateşkesin ay sonuna kadar geçerli olacağını açıkladı.

31 Ekim’den sonra sürecin nasıl ilerleyeceği ve ateşkesin uzatılıp uzatılmayacağı ise belirsiz. Santos ayrıca müzakere heyetini, FARC ile görüşmelere devam etmeleri için Küba’nın başkenti Havana’ya gönderdi.

26

“Timoşenko” lakabıyla bilinen FARC lideri Timoleon Jimenez ise Santos’un açıklamasının ardından Twitter’dan “Sonra ne olacak, savaş devam mı edecek?” yazdı.

Kolombiya’da tarihi ateşkes anlaşmasını reddeden muhalefet de dahil olmak üzere, tüm taraflar barış istediğini söylüyor.

Hükümet muhalefetle uzlaşı arıyor

Ancak referandumda “Hayır” kampanyasının başını çeken eski cumhurbaşkanı ve senatör Alvaro Uribe, ‘FARC gerillalarına çok yumuşak davranıldığını’ savunduğu anlaşmanın içeriğinin değiştirilmesini istiyor.

Cumhurbaşkanı Santos’un bugün Uribe ile görüşmesi bekleniyor. Hükümet anlaşmayı reddeden muhalifler ile müzakereler için de ayrı bir heyet oluşturdu. Uribe FARC liderlerinin affedilmesine ve FARC gerillalarına Kongre’de sandalye garanti edilmesine karşı çıkıyor.

FARC anlaşmanın onaylanması halinde siyasi parti kurup 6 ay içinde sivil siyasi sürece katılmayı planlıyordu. Bogota yönetimi ile örgüt geçen hafta 52 yıllık iç savaşa son verecek olan barış anlaşmasını imzalamıştı. Ancak Pazar günü yapılan referandumda yüzde 50,24 oyla ve yaklaşık 54 bin oy farkla anlaşma reddedilmişti.

Reddedilen anlaşma, FARC üyelerine kapsamlı bir affı içeriyor. Sadece katliam, işkence ve tecavüz gibi suçları işleyenler bundan muaf tutuluyor. Ancak plan, bu suçlarını itiraf eden FARC üyelerinin de cezalarının düşürülmesini içeriyor.

Katılım oranının yüzde 38’de kaldığı referandum sonrası, hem hükümet hem de FARC, barış anlaşmasını güvence altına almaya kararlı olduklarını açıklamıştı.

 

(BBC Türkçe)

Athena’nın trans şiddeti ve cinayetlerine karşı isyan şarkısı, ‘Ses Etme’

Athena’nın “Altüst” albümündeki “Ses Etme” şarkısı yeni yayınlanan farklı klibiyle şimdiden dikkatleri çekti.

23

Yeni yayınlanmasına rağmen şimdiden çok beğenilen klip, trans bireylerin maruz kaldığı şiddet ve nefret cinayetlerini konu alıyor. Klip, YouTube’da NetD Müzik tarafından yayınlanıyor.

Türk pop müziğinin sevilen grubu Athena’nın “Altüst” albümünde yer alan “Ses Etme” isimli şarkısına yeni klip çekildi. Ses Etme, Pasaj Müzik etiketiyle yayınlanan albümde farklı bir sounda sahip.

24

Söz ve müziğini Gökhan ve Hakan Özoğuz’un yazdığı şarkının klibini ise Gönenç Uyanık çekti.

4 Ekim’de yani dün youtube üzerinden paylaşılan klip bir günde 300 bine yakın kişi tarafından izlendi.

 

(G Mag)

Kadıköy’ün küheylan kedisi Tombili’nin heykeli Ziverbey’de açıldı

Kedi Tombili’nin heykeli 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde, Kadıköy, Ziverbey’de ömrünü geçirdiği mahalleye dikildi.

18

 Kadıköy Ziverbey’deki Güleç Çıkmazı’nda yaşayan Tombili, 1 Ağustos 2016’da hayata veda etmişti. Ardından heykelinin yapılması için kampanya başlatılmış ve Kadıköy Belediyesi’nin de olumlu yanıt vermesiyle hayvansever ve heykeltıraş Seval ŞahinTombili’nin heykelini yapmaya başlamıştı.

Şahin’in tamamladığı heykelin açılışı 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde yapıldı.

21

Heykelin açılışında konuşan Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Başar Necipoğlu, yaklaşık 17 bin hayvan dostunun sosyal medya üzerinden yapılan çağrı sonucu çalışmalara başlandığını ve heykelin tamamlanıp, Hayvanları Koruma Günü’nde yerine konduğunu anlattı.

Heykeltıraş Seval Şahin de şu açıklamayı yaptı:

Kadıköy Belediyesi'nin talebi ile Tombili'nin heykelini ömrünü geçirdiği sokak ile buluşturan heykeltraş Seval Şahin (Foto: 140 Journos)
Kadıköy Belediyesi’nin talebi ile Tombili’nin heykelini ömrünü geçirdiği sokak ile buluşturan heykeltraş Seval Şahin (Foto: 140 Journos)

“Heykel, önce çamurla çalışıldı, daha sonra bronz dökümü oldu. Heykel açık alana yerleştirilecekti, kamusal alanda bir takım çevre şartlarından dolayı dayanıklı, kalıcı bir malzeme olması gerekiyordu. Bu nedenle bronz yapmaya karar verdik.”

Şahin, Tombili heykelinin yapımında hayvan anatomisi üzerine kitaplar incelediğini ve arkadaşının kedisi Badem’in de kendisine yardımcı olduğunu söyledi.

Fotoğraf 140 Journos twitter adresinden alınmıştır
Fotoğraf 140 Journos twitter adresinden alınmıştır

Mahalleli de kedi Tombili’nin heykelinin açılmasına çok ilgi gösterdi, heykelle fotoğraf çektirenler oldu.

(Bianet, T24, 140 Journos, Yeşil Gazete)

Avrupa Parlamentosu‘ndan da Paris İklim Anlaşması’na onay

Avrupa Parlamentosu‘ndan Paris İklim Anlaşması’na onay çıkmasıyla birlikte dünya çapında anlaşmanın yürürlüğe girmesinin önü açılmış oldu.

15

Avrupa Parlamentosu’nun 610 milletvekili bundan iki yıl önce Paris’te üzerinde görüş birliği sağlanan İklim Anlaşması’na ‚evet‘ oyu verirken, 38‘i karşı oy verdi, 31 vekil ise çekimser kaldı. Paris İklim Anlaşması küresel ortalama sıcaklık artış limitinin 1,5, en fazla 2 derece ile sınırlandırılmasını öngörüyor.

Avrupa Parlamentosu’nun onayı ile birlikte İklim Anlaşması pratikte yürürlüğe girmiş oluyor. Anlaşmanın geçerli olması için dünya çapında yüzde 55 oranında sera etkisi yapan zararlı gaz emisyonlarının ortaya çıkmasından sorumlu olan en az 55 ülke tarafından onaylanması gerekiyor.

AB’nin onay belgesinin cuma günü Birleşmiş Milletler’e teslim edilmesi bekleniyor. 55 ülke sayısına ulaşılmış, AB’nin de onay vermesiyle birlikte zararlı gaz emisyon oranlarında öne konulan hedef sınırı aşılmış oldu. Daha önce zararlı gaz emisyonlarının ortaya çıkmasına en fazla sebep olan Çin, ABD ve Hindistan anlaşmayı onaylamıştı. AB dünya çapındaki zararlı karbondioksit (CO2) emisyonlarının yüzde 12’sinden sorumlu.

Ban: “Avrupa’nın iklimin korunmasında lider rolü var”

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, oylamadan ertesinde yaptığı açıklamada, Avrupa’nın iklimin korunmasında lider rolü bulunduğuna işaret etti ve “Bu tarihî anda buradan bulunmaktan son derece onur duyuyorum. Dünyanın çeşitli yörelerinde anlaşmanın bu yıl içerisinde yürürlüğe girmesi için olağanüstü girişimlere tanık olduk” diye konuştu.

Avrupa Birliği Enerji ve İklim Sorumlusu Miguel Arias Canete, “Şimdi ortak görevimiz taahhütlerimizi hayata geçirmektir” dedi. AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker de İngiltere’nin AB’den ayrılacak olmasına da göndermede bulunarak, “Bugün bir kez daha lider olduğumuzu gösterdik ve AB olarak birlikte neler yapabileceğimizi kanıtladık” ifadelerini kullandı.

Avrupa Yeşiller Partisi Başkanı, “Şimdi dönüşüm zamanı”

Avrupa Yeşiller Partisi Başkanı Reinhard Bütikofer
Avrupa Yeşiller Partisi Başkanı Reinhard Bütikofer

Geçen hafta AB’ne bağlı 28 ülkenin çevre bakanları İklim Anlaşması lehinde görüş bildirmiş ve böylece üye ülke parlamentolarının anlaşmayı onaylamasını tavsiye etmişti. Ülkedeki fosil enerji kaynağı kömüre özellikle önem veren Polonya, on dönemlere kadar anlaşmaya ilişkin çekincelerini dile getirmişti.

AB zararlı karbondioksit emisyonlarını 2030 yılına kadar 1990’daki seviyenin yüzde 40’ı oranında düşürmeyi taahhüt etmiş, bunun Paris’teki İklim Anlaşması’nda yer almasını sağlamıştı.

Çok sayıda Avrupalı politikacı Avrupa Parlamentosu’ndaki oylamadan sonra asıl çalışmaların şimdi başladığına dikkat çektiler. Avrupa Yeşiller Partisi Başkanı Reinhard Bütikofer, AB’nin şimdi enerji, toplu taşımacılık ve finans alanlarındaki dönüşümleri pekiştirmesi gerektiğini vurguladı.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

Hayvan koruma yasası, hayvanları korumuyor

4 Ekim, Hayvanları Koruma Günü. Ancak, Türkiye’de hayvan haklarını düzenleyen 5199 sayılı yasa, hayvanları korumak konusunda oldukça yetersiz.

Evrensel’den Alicem Aydın ve Sinem Uğurlu’nun haberine göre İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Hülya Yalçın, yasanın yetersiz olduğunu ifade ederek, sadece sahipli kedi ve köpekleri değil, bütün hayvanları koruyan bir yasa çıkarılmasını talep etti.

51

Hayvan hakları savunucuları bu nedenle yasanın değiştirilmesi için uzunca bir süredir mücadele ediyor. 2014 yılında Mecliste konuyla ilgili bir komisyon kuruldu ve bir tasarı oluşturuldu, ancak tasarı Meclise gelemedi ve güdük kaldı. Bu tasarıyı bazı hayvan hakları savunucuları olumlarken, bazıları da karşı çıktı. Kanundaki bu değişikliklerden bağımsız, hayvan hakları savunucularının talebi net: Bütün hayvanları koruyan, hayvan hak ihlallerini cezalandıran bir koruma yasası çıkarılmalı.

İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Hülya Yalçın, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun son derece yetersiz olduğunu ifade ederek, “Gerçekten hayvan haklarının korunabilmesi için yasada ‘hayvan’ ve ‘hak’ tanımının doğru yapılması lazım” dedi. Hayvan denildiğinde Türkiye’de sadece sahipli kedi ve köpeklerin anlaşıldığını söyleyen Yalçın, “Yasa sadece insanların ‘malı’ olan hayvanları ‘mal’ olarak koruyor. Bu kanun kapsamında korunmayan yüzlerce hayvan var. Hayvanat bahçesindeki hayvanların, su parkındaki yunusların hakkı korunmuyor. Deney masalarında hayatları işkenceyle çalınan hayvanların hakkı korunmuyor. Mezbahalara giden hayvanların hakları korunmuyor. Dolayısıyla biz hayvanları değil, sadece sahipli kedileri ve köpekleri korumaya çalışan bir kanundan bahsediyoruz” dedi.

Sahipsiz hayvanların da şehir dışındaki büyük barınaklara götürüldüğünü söyleyen Yalçın, “Hayvanların doğal alanı sokaklardır, belediyelerin, hükümetin yapacağı şey, hayvanları yaşadıkları alanda korumaktır” dedi.

İstanbul Sarıyer’de inşa edilen Kısırkaya Hayvan Barınağına, ‘toplama kampı’ olacağı gerekçesiyle uzun süredir karşı çıkılıyordu. Hayvan hakları savunucularının açtığı dava sonucunda, yasa dışı bir yapı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesine rağmen hâlâ faaliyetlerine devam ediyor.

Hayvan Hakları İzleme Komitesi Koordinatörü Burak Özgüner de, Türkiye’de düzgün işleyen bir barınak sisteminden bahsedilemeyeceğini söyleyerek, “Sokak hayvanları gözden ırak dev tesislere kapatılarak sokaklar hayvanlardan temizleniyor. Toplatılan hayvanların çoğu hayatını daha yakalama sırasında kaybediyor; şanslı olanlar bu toplama kamplarına ulaşabiliyor ancak burada da dert bitmiyor, buralarda da ya operasyon sırasında deneyimsiz hekimlerin hataları ve bilgisizlikleri yüzünden ameliyat masasında can veriyorlar ya da salgın hayvan hastalıkları nedeniyle ve yeterli tıbbi bakıma ulaşamadıkları için ölüyorlar ve birer ölüm kampına dönüşen barınaklarda yaşanan hak ihlalleri ve ölümler nedeniyle hiçbir kamu görevlisi ya da yönetici yaptırımla karşılaşmıyor, hatta haklarında soruşturma bile açılmıyor” dedi.

Hayvan Hakları İzleme Merkezinin geçtiğimiz günlerde hazırladığı rapora göre; Türkiye’de 5 ayda hayvanlara yönelik 8 milyon 315 bin 234 yaşam hakkı ihlali, 1444 işkence vakası, 155 terk etme vakası ve 1 cinsel şiddet vakası yaşandı.

Hayvanat bahçeleri, sirkler ve yunus parkları da hayvan hakkı ihlallerinin yoğun olarak yaşandığı yerler. İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Hülya Yalçın, konuyla ilgili taleplerini şöyle sıraladı:

– Hayvanat bahçelerine yeni hayvan alımı ve üreme durdurulsun. Bütün hayvanat bahçeleri zamana yayılarak tamamen kapatılsın.

– Hayvanlı sirkler yasaklansın. Mevcut hayvanlar korumaya alınsın.

– Yunus Parklarında da mevcut hayvanlar alıştırılarak doğal ortamlarına salınsın.

Hayvana şiddet ve tecavüz vakaları Kabahatler Kanunu kapsamında cezalandırılıyor. Oysa hayvan hakları savunucuları, bu olayların kabahat değil, suç kapsamında değerlendirilmesini, dolayısıyla bu suçu işleyenlerin Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında cezalandırılmasını talep ediyor. Mevzuata göre hayvana tecavüz eden kişilere 2015 yılında 499 lira idari para cezası uygulanırken, bu ceza 2016 yılında 526 liraya çıkartıldı. Bu idari para cezasının uygulanabilmesi için de ortada bir kamera görüntüsünün, tanık beyanının olması gerekiyor. Eğer ortada kanunen hiçbir delil yoksa böyle bir idari para cezasının da uygulanması mümkün olamıyor. Hayvanlara uygulanan şiddet de aynen tecavüz gibi değerlendiriliyor ve 526 liralık idari para cezası uygulanıyor.

İstanbul Adalar’da 1.200 civarında at, faytonlarda çatlayana kadar çalıştırılıyor. Her yıl 400’den fazla atın bu faytonlarda yaşamını yitirdiği ifade ediliyor. Senelerdir hayvan hakları savunucuları ve Ada halkından insanlar, atlara eziyet edildiğini vurgulayarak, faytonların kaldırılmasını şu nedenlerden dolayı talep ediyor.

– Atlar gün boyu, sıcakta, soğukta, sırtında kilolarca yükle yokuş çıkıyor ve yokuş iniyor. Sırtlarına kırbaçla vurulan atlar, maruz bırakıldığı koşullar sebebiyle hastalanıyor, ciğerleri kanama oluyor, kasları yırtılıyor.

– Tedavi görmeyen atlar, ‘verimsizleşince’ ormana bırakılarak kendi kaderine terk ediliyor

Hayvan hakları savunucuları faytonların yasaklanması için pek çok kez kampanya düzenledi. Bu kampanyalardan biri de, “Faytondan in, bisiklete bin” başlığını taşıyordu.

 

(Evrensel)

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi raporuna göre Eylül ayında 141 işçi öldü

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre, Eylül ayında en az 141 işçi hayatını kaybetti. Ölen işçilerin 10’u kadın, 131’i erkekti.

50

2016 yılının ilk dokuz ayında ise en az 1421 işçi yaşamını yitirdi.

Ocak ayında en az 115 işçi, Şubat ayında en az 144 işçi,Mart ayında en az 160 işçi,Nisan ayında en az 171 işçi, Mayıs ayında en az 124 işçi, Haziran ayında en az 205 işçi,Temmuz ayında en az 160 işçi, Ağustos ayında ise en az 201 işçi, Eylül ayında ise en az 141 işçi  yaşamını yitirdi.

Son dört yılda Eylül ayında yaşanan iş cinayetlerine bakarsak;

2013 yılının Eylül ayında en az 124 işçi, 2014 yılının Eylül ayında en az 152 işçi, 2015 yılının Eylül ayında en az 177 işçi, 2016 yılının Eylül ayında ise en az 141 işçi yaşamını yitirdi.

Eylül ayında yaşamını yitiren 141 emekçinin 121’i işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden; 14’ü çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 6’sı esnaflardan olmak üzere 20’si kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluşuyor.

 

(Bianet)