Ana Sayfa Blog Sayfa 3341

Paris’te homofobik ‘evlilik eşitliği karşıtı’ yürüyüşe karşı öpüşme eylemi

Paris’te evlilik eşitliğinin iptalini isteyen homofobik grubun yürüyüşü ile eş zamanlı öpüşme eylemi yapıldı: “Bu, nefret yürüyüşüne karşı aşkın cevabıdır.”

28

Kaos GL’den Can Gül’ün haberine göre Fransa’nın başkenti Paris’te evlilik eşitliğine karşı oluşum La Manif Pour Tous (LMPT), ilk sokağa çıkmalarından iki yıl sonra tekrar eylem yaptı.

Polis rakamlarına göre 20 bin kişi 16 Ekim Pazar günü Trocadéro’daki la porte Dauphine’de bir araya geldi. La Manif Pour Tous ise 200 bin insanın yürüdüğünü öne sürüyor.

La Manif Pour Tous'un yürüyüşünde sözde 'ideal aile' temalı Fransa Bayrakları da taşındı
La Manif Pour Tous’un yürüyüşünde sözde ‘ideal aile’ temalı Fransa Bayrakları da taşındı

Homofobik grup ‘Bu çileye son!’ diyerek evlilik eşitliğinin ve çeşitli çocuk sahibi olma yollarının önünü açan Taubira yasasının iptali için yürüdü. Ayrıca LMPT evlatlık edinme konusunu da gündeme getirdi. Kortejde kalabalık ellerinde üzerinde aile resmi olan pankartlar ve üstlerinde Fransa bayrağının renklerini taşıyorlardı.

Paris’teki evlilik eşitliğine karşı eylem sırasında, karşı eylem olarak ise Cumhuriyet Meydanında toplanıldı.

31

Öpüşme eylemine katılan birçok insan sembolik değeri yüksek olan bu meydanda bir araya geldi. Eylemin örgütleyicilerinden “Herkes için evliliğime dokunma” kolektifi kurucusu Jacky Majda, “Bu nefret yürüyüşüne karşı aşkın cevabıdır” dedi.

IFOP şirketinin Eylül ayında yayınladığı ankete göre Fransa vatandaşlarının yüzde 62’s, Taubira yasasının iptaline karşı olduğunu söylüyor. Yüzde 59’u lezbiyen çiftler için çocuk sahibi olmasının önünün açılmasını destekliyor, gey çiftlerin çocuk sahibi olmasını sağlayan yönteme destek ise yüzde 44’te kalıyor.

 

(Kaos GL)

Urfa’da mülteci kadınlardan çocuklara Kardeş Masallar

Kardeş Masallar projesi çerçevesinde 21 Ekim’de, Urfa’da, mülteci kadınlar kendi topraklarından biriktirdikleri anlatılarla Türkiyeli ve Suriyeli çocuklara seslenecek.

Kardeş Masallar projesi Urfa Hayata Destek Evi’nde Türkiyeli ve Suriyeli çocukları biraraya getirecek.

27

Savaş ve şiddet mağduru çocuklara masalların diliyle seslenmek üzere hazırlanan proje çerçevesinde çocuklarla birlikte annelerin sesi de duyulacak.

Hayata Destek Derneği’nin organizasyonunda, Deniz Soruklu Evren yönetiminde 10 Ekim’den bu yana devam eden atölyelerin sonunda gerçekleşecek etkinlikte, Suriyeli mülteci kadınlar kendi topraklarından biriktirdikleri anlatıları; duyarak büyüdükleri, kendi çocuklarına anlattıkları masalları paylaşacak.

Atölyeler

21 Ekim’de, saat 13.00’de başlayacak etkinlik öncesindeki atölyelerde, Türkiyeli ve Suriyeli çocuklar Türkçe ve Arapça anlatılan masallar eşliğinde aralarındaki duygusal mesafeyi kapatarak çalıştı.

Masal atölyelerinde çocuklar ve anneler birlikte hikâyeler dinledi, oyunlar oynadı, ortak hayaller kurarak geleceği barışçıl duygularla ve beraberce inşa etmenin zeminini oluşturmaya katkıda bulundu.

Projenin yaratıcısı Deniz Soruklu Evren hikayeleri “mümkün olan tek büyü” olarak tanımlıyor. “Çektiğimiz acıyı hikaye olarak görmeye başladığımız an, ondan bir anlamda kurtuluruz.”

Kardeş Masallar’ın Urfa Hayata Destek Evi’nden önceki durağı Diyarbakır Fidanlık Ezidi Kampı’ydı.

 

(Bianet)

YPG’ye karşı TSK ataklarının amacı ne? – Ümit Kıvanç

Bu yazı gazeteduvar.com.tr/ den alınmıştır

19 Ekim Çarşamba’yı 20’sine bağlayan gece Türkiye-Suriye sınırı ve az ötesinde bugüne kadarki en yüksek askerî hareketliliğe sahne oldu.

25

Türk Silahlı Kuvvetleri, YPG ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) doğrudan hedef aldı, TSK destekli ÖSO’cularla SDG bünyesindeki Ceyş el-Suvar ve YPG arasında çatışmalar çıktı. Türk jetleri SDG ve YPG mevzilerini, ayrıca Efrin Kantonu’nda çeşitli yerleri vurdu. Buna karşılık SDG, El-Bab’ı hedeflediği anlaşılan ilerlemesini sürdürdü. SDG’nin ele geçirdiği birkaç köy de hem jetler hem topçu tarafından vuruldu. Bir de, Türk askerlerinin tanklar ve iş makineleriyle Suriye’ye girip güvenli sınır kapısı açma operasyonu var.

Aşağıdaki haritada numaraladığım yerlere göre madde madde aktaracağım.

24

1 / Türkiye’de Kuşaklı civarı, karşısında Suriye’de Akrabat var. 50 kadar Türk askeri buraya tanklar ve iş makineleriyle girdi, yerel halka, içeriye doğru ilerlemeyecekleri, inşaat işini bitirip çıkacakları yolunda güvence verdiler ve belli ki özel amaçlarla kullanılacak bir sınır kapısı inşa etmeye giriştiler. Bazı kaynaklar Türkiye’nin buradan da askerî harekâta kalkışacağını ileri sürdü, ama inşaat versiyonu geçerli gibi duruyor. Buranın hemen kuzeyinde Atme var; yani “İslâm Devleti” örgütünün iki ayrı bombalı saldırıda 40-50 kişi öldürdüğü yer. Çoğunlukla silahlı grupların elemanlarının barındığı bir mülteci kampının da bulunduğu Atme’nin güvenliğinin sağlanmasından umut kesilmiş olmalı ki, biraz ötesinde böyle bir işe kalkışılmış.

2 / Efrin’in Cindires ilçesine bağlı Der Belût köyü. Türk topçusu geceyarısından sonra buraya 13 atış yaptı. Burada ne vardı, niye burası vuruldu, henüz bilmiyoruz. Aynı ilçede Hemam ve Mele Xelil köylerine de Türkiye’den topçu atışı yapıldı.

3 / Raco ilçesine bağlı Meydan-Ekbis. Türk topçusu yine geceyarısından sonra burayı da vurdu. Efrin’in bu bölgelerinin Fırat Kalkanı Harekâtı ile ilk bakışta alâkası yok. Ama yoksa “sınır güvenliği” denirken Efrin Kantonu’nu kısmen yok etmek de mi hedefleniyor?

4 / Tel Rıfat. ÖSO’cular dün burayı “askerî bölge” ilan ettiler, bugün de topa tuttular. SDG bünyesindeki Ceyş el-Suvar, karşılık verileceğini, top atışının yapıldığı yerlerin hedef alınacağını duyurdu. Gece, Türk topçusu burayı da Fırtına obüsleriyle vurdu.

5 / SDG, doğuya, El-Bab’a (6) doğru ilerlemeye çalışıyor. TSK’nın atakları bu ilerleyişi durdurmayı amaçlıyor. 5 no’lu dairenin civarındaki çeşitli yerleri SDG aldı, Türk Hava Kuvvetleri de buraları defalarca vurdu. Ümmül Hoş ve el-Hasiyye’ye 12 hava akını yapıldığı ileri sürüldü. Ümmül Kura’da TSK jetleri Ceyş el-Suvar kuvvetlerini bombaladı. Fiilen bu durum, SDG ile TSK+ÖSO’nun, İD’in çekildiği her yer için kapışması demek.

6 / El-Bab. Henüz İD’in elinde. TSK ile ÖSO buraya yaklaşık 10 km uzaklıkta. Şimdi SDG (YPG) de yaklaşık aynı mesafede.

Olan bitenin bir kısmı, “El-Bab yarışı”nın gerekleri gibi duruyor ve savaşın akışı içerisinde olağan sayılabilir. Tabiî bu, sonuçları da mâkûl sınırlar içinde kalacak anlamına gelmiyor. Yeni düşmanlıklara, trajedilere kapı açılıyor. Yeni sınır kapısı inşaatı ise, varolanın güvenliğinin sağlanamayışına işaret ettiğinden, sınırda denetlenemeyen, önlenemeyen İD eylemlerinin bundan böyle hep mümkün olacağına delalet. Efrin’e yönelik bombalamaların amacı ve yol açabilecekleriyse şimdilik meçhul. Türkiye’nin Efrin’le upuzun bir sınırı paylaştığı düşünülürse, bunlar hiç hayra alâmet değil. Gerek görülen her durumda Suriye topraklarına dalınmasının da muhtemelen ilave tatsız yankıları olacaktır.

Bu yazı gazeteduvar.com.tr/ den alınmıştır

26

 

Ümit Kıvanç

Nasuh Mahruki’den Arama Kurtarma derneği (AKUT) merkezi için yardım çağrısı

Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Kurucusu Nasuh Mahruki, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İstanbul Valiliği’nin Bülent Ecevit’in 49 yıllığına verdiği ve açılışını yaptığı, 15 yıldır genel merkez olarak kullandığı İstanbul Esentepe’deki yerleşkelerini boşaltmasını istediğini yazdı.

23

Mahruki, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, “Bugün elimize ulaşan bir tebligatla öğrendik ki, Onursal üyemiz, dönemin Başbakan’ı Sn Bülent Ecevit tarafından AKUT’a 49 yıllığına irtifak hakkıyla verilen ve açılışını da bizzat Ecevit’in yaptığı 15 yıldır genel merkez olarak kullandığımız Esentepe’deki yerleşkemizin irtifak hakkı kararı iptal edilmiş ve 15 gün içinde çıkmamız gerekiyormuş.” dedi.

22

Nasuh Mahruki, ‘Asil ve yüce Türk Milleti’nden yardım çağrımızdır’ başlıklı açıklamasında “1 ay kadar önce Ankara’da hükümetin aldığı bir kararla, AKUT’un üstüne gitme ve beni AKUT’un başkanlığından uzaklaştırma konusunda harekete geçecekleri duyumlarını almıştık. Sözcü gazetesinde geçen hafta yazdığım yazıda bu konuya dikkat çekmiş ve AKUT’a yapılan yasa dışı uygulamaları kamuoyuyla paylaşmıştım… Bugün elimize ulaşan bir tebligatla öğrendik ki, Onursal üyemiz, dönemin Başbakan’ı Sn Bülent Ecevit tarafından AKUT’a 49 yıllığına irtifak hakkıyla verilen ve açılışını da bizzat Ecevit’in yaptığı 15 yıldır genel merkez olarak kullandığımız Esentepe’deki yerleşkemizin irtifak hakkı kararı iptal edilmiş ve 15 gün içinde çıkmamız gerekiyormuş. AKUT için çok önemli olan ve her şeyini yıllardır anbean takip ettiğimiz ve Defterdarlık yetkilileri tarafından hiçbir yasal eksiğimizin olmadığı ve her şeyin yolunda gittiği her zaman söylenen genel merkez binamızın bir anda alınan boşaltılması kararını şiddetle reddediyoruz ve Türk Milleti’ni, Türkiye’nin AKUT’una 20. yılında yapılan bu hukuksuzluğu, bu keyfiyeti durdurmak için dayanışmaya davet ediyoruz…” ifadelerini kullandı.

 

(Birgün)

Trabzon’da epilasyon merkezine ‘dinimize aykırı’ saldırısı: 2’si kadın 4 yaralı

Trabzon’da bir epilasyon merkezine ait broşürlerin dağıtılmasına tepki gösteren bir kişinin tabancayla rastgele ateş etmesi sonucu 2’si kadın 4 kişi yaralandı.

20

Bir epilasyon merkezine ait tanıtım broşürleri dağıtmak isteyenlerle sokakta bulunan cay ocağında oturan bir grup arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine görgü tanıklarına göre, “Bunlar dinimize aykırı. Bunları dağıtmayın, bizi rahatsız etmeyin” diye bağırarak tepkilerini dile getiren gruptan kimliği belirlenemeyen bir kişi, tabancasını çıkararak 4 el ateş etti.

Broşür dağıtan grup olay yerinden uzaklaşırken çevrede gezinen 47 yaşındaki Fatma K., 17 yaşındaki Özgenur S., 41 yaşındaki Salih G. ve 32 yaşındaki Gökhan G. seken kurşunlarla yaralandı. Olay yerine çağırılan 112 Acil Sağlık ekiplerince ilk müdahaleleri yapılan yaralılar çeşitli hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Bacaklarından aldığı kurşunla yaralanan 4 kişinin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Bu arada çevrede incelemelerini sürdüren polis ekipleri civarda bulunan iş yerlerinin güvenlik kameralarını incelemeye alarak olayı gerçekleştiren silahlı saldırganının yakalanması için çalışma başlattı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

 

(Sputnik News)

Filistinli ve İsrailli kadınlar barış için yürüdü

Filistin ve İsrailli kadınlar, “İsrail işgalinin son bulması ve barışın tesisi” için Batı Şeria’nın Eriha kentindeki Vaftiz bölgesinde barış mitingi düzenledi.

19

Filistin ve İsrailli yüzlerce kadının katıldığı mitingde, “İsrail-Filistin sorunun çözümü için barış görüşmelerinin yeniden başlaması ve ciddi adımlar atılması” çağrısı yapıldı.

Uluslararası Barış Koalisyonu üyesi Filistinli kadın aktivist Hüda Ebu Arkub, İsrail ve Filistinliler olarak barış için bir araya geldiklerini söyledi.

Filistin ve İsrail’in yanı sıra bünyesinde birçok yabancı Sivil Toplum Kuruluşu’nu (STK) da barındıran Uluslararası Barış Koalisyonu üyesi Ebu Arkub, “Burada dünyaya, bize söylenen yalanlara yeter demek için toplandık. Filistin ve İsraillilerin barış içinde yaşamalarının vakti geldi. İsrailli ve Filistinliler olarak barış için buradayız” dedi. İsrail ile Filistin arasındaki barış görüşmeleri, İsrail’in 1967 sınırlarını ve Yahudi yerleşim birimleri inşasına son vermeyi kabul etmemesi nedeniyle Nisan 2014’te durmuştu.

 

(Sputnik News)

Milli Tarım Projesi uygulanabilir mi? – Ali Ekber Yıldırım

Bu yazı tarimdunyasi.net/ den alınmıştır

Başbakan Binali Yıldırım, İzmir Ödemiş’te “Milli Tarım Projesi”ni açıkladı.Çiftçilerin, yatırımcıların, ihracatçıların, sektördeki herkesimin sorduğu soru şu; bu proje uygulanabilir mi?

Milli Tarım Projesi’nin açıklanmasından iki gün önce bu sütunda ” Başbakan’ın tarıma destek paketinde neler var?” başlıklı yazımızda havza modeli, hayvancılık politikasındaki değişiklik,ovaların korunması, desteklerin 2 taksitte ödenmesi ve benzeri konuların bir paket olarak açıklanacağını belirtmiştik. Yazdıklarımızdan farklı olarak sadece mazot desteği ilk kez açıklanmış oldu.

18

Pazar günü Silivri Belediyesi’nin organize ettiği ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı tarım toplantısında görüştüğümüz çiftçiler, ziraat mühendisleri, ziraat odası yöneticileri, milletvekillerinin hepsi mazot konusundaki açıklamanın önemine değindi.

Ayrıntılarını yarınki yazımızda okuyacağınız Silivri’deki toplantının bir bölümünde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sözü mazot desteğine getirerek; seçim öncesi mazotta dahil, projeleri dile getirdiklerinde hükümet yetkililerinin, “kaynağı nereden bulacaksınız” diye sorduklarını hatırlatarak:” Demek ki kaynak varmış” dedi. Mazot desteğinin kendi projeleri olduğunu dile getirdi.

Gerçekten de son 4-5 seçimde en çok gündeme getirilen konulardan birisi çiftçinin kullandığı mazotun fiyatının düşürülmesiydi. AKP Hükümeti ise buna “popülist” diye karşı çıkar, “kaynak nerede” diye sorardı. Öyle görünüyor ki, muhalefetin özelliklede CHP’nin bir projesi daha AKP Hükümeti tarafından uygulamaya geçirilecek.
Herkesin merak ettiği ve sorduğu soruya gelelim. Milli Tarım Projesi uygulanabilir mi?

Bildiğimiz kadarıyla, hedefleri,stratejisi, uygulama biçimi ve takvimi belirlenmiş bir proje metni yok. Bir kitapçık hazırlandı,ancak baskımı yetişmediği için toplantıda dağıtılamadı.Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in zaman zaman dile getirdiği ve Bakanlar Kurulu’na yaptığı bir sunum var. Bu sunumun biraz “politize” edilmiş versiyonu Başbakan Binali Yıldırım tarafından Ödemiş’te kamuoyuna açıklandı.

Başbakan Yıldırım’ın sunumundaki ana konular ve uygulanabilirliği konusunda şunları söyleyebiliriz.

Havza Modeli; Mehdi Eker’in bakanlığı döneminde, 2006 yılında TÜBİTAK Projesi olarak başlayan ve 2009’da tamamlanarak açıklanan ancak uygulanmayarak rafa kaldırılan havza modeli raftan indirildi. 2009’da açıklanan havza modelinde arpa, aspir, ayçiçeği, buğday, çavdar, çay, çeltik, kuru fasulye, kanola, mercimek, mısır, nohut, pamuk, soya, yulaf ve yağlık zeytin üreten çiftçilerin havza bazlı desteklerden yararlanacağı ilan edilmişti. Şimdi buna fındık,tritikale ve yem bitkileri ilave edildi. Bu modelin özü, hangi ürün hangi havzada daha verimli üretilecekse devlet orada destekleyecek.

Başbakan Binali Yıldırım’ın açıklamasına göre ,buğday ve yem bitkileri tüm havzalarda desteklenecek. Daha yola çıkarken modelin delindiği anlamına geliyor. Çünkü dekara 600 kilo buğday alan da 100 kilo alan da desteklenecek.

Hayvancılık; Milli Tarım Projesi’nin temel direklerinden birisi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik göreve geldiğinden beri hayvancılıkta farklı bir politika uygulayacaklarını, ithalatı değil yerli üretimi artıracaklarını söylüyor. Buna yönelik çalışmalar Milli Tarım Projesi sunumunda da geniş yer buldu.

Projeye göre, Ağrı,Ardahan,Artvin,Bayburt,Bingöl,Bitlis,Çankırı, Çorum,Elazığ, Erzincan, Erzurum,Giresun Gümüşhane,Iğdır,Kars,Kastamonu,Kayseri, Malatya, Muş, Samsun,Sivas,Şırnak,Tunceli,Van Yozgat’tan oluşan 25 il, “Mera Hayvancılığı Yetiştirici Bölgesi” kapsamında ilave destekler alacak.Bu illerde ağıl ve ahır yapımına veya yenilenmesine yüzde 50 hibe desteği verilecek. Et sığırcılığına uygun 200 başa kadar düve alımına yüzde 30 hibe desteği sağlanacak.Bu bölgedeki yetiştiricilere buzağı başına 200 lira daha fazla destek ödenecek.

Proje kapsamında, Adana, Adıyaman, Afyon, Aksaray, Amasya, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Edirne, Erzurum,İzmir, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırklareli, Konya, Malatya, Manisa, Muğla, Muş, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Yozgat’ı kapsayan 31 il Damızlık Düve Üretim Merkezi olarak ilan edildi. Bu illeri kapsayan bölgede en az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve merkezlerinin kurulması öngörülüyor. Kurulacak bu işletmeler için inşaat,hayvan alımı ve makine alımında yüzde 50 hibe desteği verilecek.

Başbakan’ın açıklamasının üzerinden 3 gün geçmeden Damızlık Düve Üretim Merkezleri’ne 1 il daha ilave edildi. Öyle görünüyor ki, siyasi baskı ile bu merkezlere yeni iller eklenecek.

Ayrıca 22 ilde en az 500 baş kapasiteli Damızlık-Koç Teke Üretim Merkezleri, 8 ilde ise en az 250 baş kapasiteli Damızlık Manda Üretim Merkezleri kurulması öngörülüyor. Ette sınıflandırma,sütte anlık kayıt sistemi,hayvan hastalıklarıyla mücadele gibi konularda da düzenlemeler öngörülüyor.

Hayvancılıkta yapılmak istenen üretimin, ticaretin ve ihracatın planlanması. Bu gerçekleştirilebilirse Türkiye, hayvancılıkta düştüğü krizden çıkabilir.

Mazot Desteği;Milli Tarım Projesi’nin sürprizi ise mazot desteği oldu. Çiftçinin kullanacağı mazotun bedelinin yarısı devlet tarafından karşılanacak. Çiftçileri en çok memnun eden düzenleme bu oldu. Çünkü, dünyanın en pahallı mazotunu kullanan çiftçinin, girdi maliyetlerini düşürecek bir uygulama olacak. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ürün bazında mazot giderini çıkaracak ve ürüne göre mazot desteği verilecek. Bu uygulamanın 2017’de başlayacak. Fakat, çiftçinin mazot parasını alması 2018’i bulur. Çünkü, 2017’de kayıt sistemine girecek, kimin ne kadar mazot desteği alacağı belirlenecek ve 2018’de ödemesi yapılacak.

Özetle, Milli Tarım Projesi hedefi,stratejisi,bütçesi,takvimi henüz açıklanmamış bir proje olsa da elbette uygulanabilir. Fakat, hükümetin tarıma verdiği önem ve geçmişteki uygulamaları herkeste bir kuşku uyandırıyor. Umarız bu kuşkular giderilir ve bu proje uygulanır.

Bu yazı tarimdunyasi.net/ den alınmıştır

17-ali-ekber-yildirim

 

 

Ali Ekber Yıldırım

Frankfurt Kitap Fuarı’nda Aslı Erdoğan ile dayanışma

68. Frankfurt Kitap Fuarı’nda gazeteci-yazar Aslı Erdoğan ile dayanışma etkinliği düzenlendi. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda aydın Erdoğan’ın serbest bırakılmasını talep etti.

14

Deutsche Welle Türkçe’den Burak Ünveren’in haberine göre 100’den fazla ülkeden yaklaşık 7 bin temsilci, 600 yazar ve 300 bin ziyaretçiye dört gün boyunca ev sahipliği yapacak olan 68. Frankfurt Kitap Fuarı’nın ilk gününde, “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla 72 gündür tutuklu bulunan 49 yaşındaki gazeteci ve yazar Aslı Erdoğan ile bir dayanışma etkinliği düzenlendi.

“Aslı Erdoğan’a Özgürlük: Frankfurt Kitap Fuarı’nda Aslı Erdoğan’la Dayanışma Deklarasyonu” başlığı altında düzenlenen panele Erdoğan’ı yedi yıldır temsil etmekte olan Fransız Astier-Pécher Edebiyat ve Film Ajansı’nın kurucu ortağı Pierre Astier, Uluslararası PEN Kulübü Başkanı Jennifer Clement ve araştırmacı gazeteci-yazar Can Dündar’ın da aralarında bulunduğu, dünyanın çeşitli yerlerinden pek çok sivil toplum ve medya kuruluşunun temsilcileri, yazar, yayıncı ve çevirmen katıldı.

Astier: “Aslı içeride ise biz dışarıda değiliz”

15Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Pierre Astier, “Tarihin en karanlık zamanları, ifade özgürlüğü susturulduğunda yaşanmıştır” şeklinde konuştu. Astier “Bugün anlatmaya çalıştığımız şey şu: Aslı Erdoğan içerde iken hiçbirimiz dışarıda değiliz” dedi.

Pierre Astier, “Aslı Erdoğan, Türkiye’de herkesin konuşmadığı şeyler hakkında konuşan cesur bir yazar. Bu nedenle kendisinin Türkiye’deki durumundan yalnızca bu yıl değil, önceki yıllarda da endişe duyuyorduk. Yine de Aslı’nın Ağustos’ta tutuklanması hepimizde şok etkisi yarattı. Kendisinin masum olduğundan kesinlikle eminiz. Fransa ve diğer bazı Avrupa hükümetleri şu anda konu hakkında maalesef sessiz kalıyorlar. Fakat durum çok acil.  Bugün imzaladığımız ortak dilekçenin bu durumun olumlu yönde değişmesine katkı sağlayacağını, birtakım hükümetlerin dikkatini Türkiye’de yaşanmakta olan duruma çekeceğini düşünüyoruz” dedi.

Deklarasyonu Can Dündar okudu

16Aslı Erdoğan ile dayanışma deklarasyonunu ise Can Dündar okudu. Dündar’ın sırayla İngilizce ve Türkçe okuduğu deklarasyonda “Barış İçin Edebiyatçılar olarak, herkes için demokrasi ve hukuktan yanayız” ifadelerine yer verildi. “Düşünmenin, yazmanın, üretmenin ‘yanmak’ demek olduğunu bildiğimiz ülkemizde, her ne olursa olsun yanmaktan korkmadan, sözüne, düşüncesine, emeğine sahip çıkanların yanındayız” sözlerine yer verilen deklarasyonda Aslı Erdoğan’ın yanısıra hukuksuz biçimde hapiste tutulan diğer yazarların da bir an önce serbest bırakılması talep edildi.

Etkinlikte bir konuşma yapan Uluslararası PEN Kulübü Başkanı Jennifer Clement de “Aslı’nın muhteşem eserlerini okumalı, paylaşmalı ve kutlamalıyız” diye konuştu. Clement, “Aslı’nın en kısa sürede aramıza dönmesini umuyoruz” dedi.

Etkinlikte Aslı Erdoğan’ın cezaevinde kaleme aldığı bir mektubu da okundu. Etkinliğin sonunda da Aslı Erdoğan’a gönderilmek üzere birkaç kartpostal imzalandı.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

Suriye ordusu, ‘Türk jetleri hava sahamızı ihlal ederse düşürürüz’

Suriye ordusu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait hava uçaklarının ülkelerinin hava sahasına girmeleri halinde “düşürüleceği” uyarısı yaptı. Suriye’nin uyarısı, Türk jetlerinin Perşembe sabah erken saatlerde Halep’in kuzeyinde YPG’ye yönelik hava operasyonlarının ardından geldi.

11

Reuters haber ajansı, Suriye ordusu Genel Komutanlığı’nın “Türk savaş uçaklarının Suriye hava sahasını ihlal etmeye yönelik herhangi bir girişimine karşılık verilecek ve savaş uçakları, eldeki bütün imkanları kullanılarak düşürülecektir” şeklindeki açıklamasını aktardı.

Suriye ordusunun açıklamasında, Türkiye’nin operasyonuna ilişkin “Masum sivillerin hedef alındığı bu alçak salgırganlık örneği, tehlikeli bir gelişmedir” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, “bu gibi sorumsuz eylemlerlerin bölgedeki istikrar ve güvenliği tehlikeye düşürecek korkunç sonuçları olacaktır” uyarısı yapıldı.

Anadolu Ajansı (AA), ‘Fırat Kalkanı’ kapsamında gerçekleştiğini söylediği operasyonda, El Hasi, Eaşiyah, Urum El Kurah, Wardiyah, Kawl Suruj ve Şahba Barajı’nı kapsayan alanın hedef alındığını duyurdu. Bölge, Türkiye’nin iki ay önce Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) da desteğiyle başlattığı ve ‘Fırat Kalkanı’ adı verilen harekâtın gerçekleştiği bölgenin batısında kalıyor.

TSK: 160-200 terör örgütü unsuru etkisiz hale getirildi

Ajansın haberinde, belirlenen 18 hedefe 26 bomba atıldığı ve dokuz bina, bir zırhlı araç, ikisi silahlı dört aracın imha edildiği ifade edildi.

TSK’nın yaptığı bilgilendirmeye dayandırılan haberde, “160-200 PKK/PYD terör örgütü unsurunun etkisiz hale getirildiği belirlendi” denildi.

12

İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise, operasyonda hayatını kaybedenlerin sayısını 11 olarak verdi. Reuters, kuzeydoğu Suriye’deki Kürt yönetimi yetkililerinin hava operasyonunda onlarca kişinin hayatını kaybettiğini duyurduğunu bildirdi.

Fırat Haber Ajansı’nın haberine göre ise Bab Meclisi üyesi Mihemed Abdülrezak, hava operasyonlarında sivillerin de öldüğünü söyledi.

Abdülrezak, “Bu saldırıların bir bölümü de Devrimciler Ordusuna yönelik oldu burada da 10 arkadaşımız şehit düştü, yaralılarımız da var” dedi.

Hava saldırılarının gerçekleştiği Suriye’nin kuzeyindeki bölge, NATO üyeleri Türkiye ve ABD’nin çatışan politikaları nedeniyle gittikçe karmaşık bir savaş alanına dönmüş durumda.

YPG: Operasyon devam ediyor

Türkiye PYD’yi ve onun silahlı kanadı YPG’yi PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve ‘terör örgütü’ olarak kabul ediyor.

13

Suriye ve Irak’ta IŞİD’e karşı hava operasyonları düzenleyen ABD ise PYD ile YPG’yi PKK’dan farklı ‘terör örgütü’ kategorisine koymuyor ve IŞİD’e karşı operasyonlarda Suriyeli Kürt güçlerle işbirliği yapıldığını söylüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, dün yaptığı konuşmada Türkiye’yi tehdit eden unsurların sınıra dayanmasını beklemeden etkisiz hale getirileceğini ifade ederek yeni bir savunma stratejisinin uygulanmasının başladığını ifade etmişti.

Erdoğan, bu yeni strateji çerçevesinde ‘Fırat Kalkanı’ operasyonuyla başlayan askeri ilerlemenin Dabık’ın ardından El Bab ile devam edeceğini de sözlerine eklemişti. Türkiye destekli ÖSO güçleri, Cerablus’un alınmasından sonra güneybatıya ilerleyerek önce El Rai, ardından da Dabık kasabalarını IŞİD’in elinden almışlardı.

Türkiye, YPG güçlerinin Suriye’nin kuzeyinde Fırat nehrinin doğusuna çekilmesini istiyor.

YPG ise Türk ordusunun Halep’in kuzeyindeki Kürt hedeflere yönelik saldırılarının devam ettiğini açıkladı.

Associated Press ajansına konuşan YPG komutanı Mahmud Barkadan, dün erken saatlerden bu yana TSK’ya bağlı tankların Kürt hedeflerini vurduğunu ifade etti.

Barkadan, savaş jetlerinin de dün gece itibariyle operasyonlara katıldığını ve kendisine bağlı birlikleri vurmaya devam ettiklerini de sözlerine ekledi.

YPG komutanına göre, tüm bu operasyonlarda en fazla 10 kişi hayatını kaybederken, 20 kişi de yaralandı.

 

(BBC Türkçe, Reuters, AA)

Dersim’in yeni Baro başkanı Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları üyesi Barış Yıldırım

Dersim Barosu’nun yeni başkanı uzun yıllardır ekoloji davalarına bakan Barış Yıldırım oldu. Yıldırım, başta Dersim olmak üzere Erzincan, Bingöl gibi illerde Baraj ve HES’ler ile Madencilik Projelerine karşı yürütülen davaların avukatlığını yapıyor.

Barış Yıldırım
Barış Yıldırım

Dersim Barosu’nun 9. Olağan Genel Kurulu 15 Ekim’de yapıldı. Seçime tek listeyle girildi. Yapılan seçim sonucu Avukat Barış Yıldırım Baro Başkanı seçilirken Yönetim Kurulu ise Av. Kemal Akbayır, Av. Kenan Çetin, Av. Eda Erdoğan Can ve Av. Suna Bilgin tarafından oluşturuldu.

İlk ziyaret Munzur Gözelerine

Seçim sonrası ilk gün Yönetim Kurulu Munzur Gözeleri’ni ziyaret ederek başta Munzur olmak üzere Dersim’in kültürel ve doğal mirasının koruma sözü verdi.

1980 Dersim doğumlu Yıldırım, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 2002 yılından beri Dersim’de avukatlık yapan Barış Yıldırım Emek Partisi İl Sekreterliği ve 2006-2013 yılları arasında İnsan Hakları Derneği Dersim Temsilciği yaptı.

Özellikle Dersim ‘38 Soykırımı’nın resmi olarak tanınması; iç güvenlik amacıyla en fazla anti-personel mayını bulunan il durumundaki Dersim’deki mayınların temizlenmesi v.s. başta olmak üzere temel insan hakları üzerine çeşitli hukuksal süreçler yürüttü.

Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları (ÇEHAV)

Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu ile Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları (ÇEHAV) üyesi.

Başta Dersim coğrafyası olmak üzere Erzincan, Bingöl gibi illerde Baraj ve HES’ler ile Madencilik Projelerine karşı yürütülen davaların avukatlığını yapıyor. 2013 yılında kurulan Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi’nin sözcüsü.

Munzur Vadisi Milli Parkı’nın 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak ilanı; Munzur Vadisi Milli Parkı’nın Dünya Kültür Mirası Listesi’ne önerilmesi; Dersim’in somut/somut olmayan kültürel ve doğal mirasının koruma statülerine kavuşturulması gibi Dersim’in kültürel ve doğal mirasının gelecek kuşaklara aktarılması hususunda 2008 yılından bu yana çalışıyor.

Hukuk; insan hakları; çevre; ekoloji; kültürel ve doğal miras üzerine çeşitli gazete, dergi ve web Sitelerinde yayımlanmış pek çok makalesi mevcut.

 

(Bianet)