Ana Sayfa Blog Sayfa 3331

Birleşmiş Milletler’den HDP tutuklamalarına tepki

bmBirleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana Türkiye’de 110 binden fazla kişinin gözaltına alınması veya görevden uzaklaştırılması ile bugün HDP Eş Genel Başkanları ve milletvekillerine yönelik gözaltı ve tutuklamaların “kabul edilebilirin ötesine” geçiyor olabileceğini açıkladı.

Cumhuriyet’in haberine göre Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözcüsü Ravina Shamdasani, Cenevre’de yaptığı bir basın toplantısında, darbe girişiminin ardından olağanüstü hâlin ilan edilmesi çerçevesinde uluslararası sözleşmelerin bazı maddelerinin askıya alındığının açıklandığını belirtti.

Shamdasani, “Ancak yetkililerin attıkları adımların kabul edilebilirin ötesine geçmiş olabileceğinden endişe duyuyoruz” dedi.

Kaynak: Cumhuriyet

Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nden HDP operasyonu açıklaması

Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BSYEGM), Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları ve milletvekillerine yönelik operasyonla ilgili uluslararası basına yönelik bir duyuru yayınladı.

Türkçe, İngilizce, Arapça ve Rusça yayınlanan duyuruda vekillerin gözaltına alınmasıyla ilgili “Bilindiği gibi savcıların ifade vermek üzere adliyeye çağırdığı kişilerin bu davete ısrarla uymayarak yasaları ihlal etmeleri halinde sanıklar ifadelerine başvurulmak üzere gözaltına alınıyor” dendi.

48

BYEGM’den yapılan açıklama şu şekilde:

“Hakkında suç isnadı bulunan bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesinden sonra, ifade vermeye gitmedikleri gerekçesiyle 11 HDP’li milletvekiline gözaltı kararı uygulanıyor.

“Bu kapsamda, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ Şenoğlu Ankara’da, partinin diğer Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Diyarbakır’da gözaltına alındı.

Konuya ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklama şöyle;

Diyarbakır, Şırnak, Hakkari, Van, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılıklarının ilgili kolluk birimlerine vermiş oldukları talimatlar doğrultusunda

1. Ferhat Encü

2. Leyla Birlik

3. Selma Irmak

4. Abdullah Zeydan

5. Selahattin Demirtaş

6. İdris Baluken

7. Figen Yüksekdağ Şenoğlu

8. Sırrı Süreyya Önder

9. Ziya Pir

10. Gülser Yıldırım

11.Nursel Aydoğan’ın adli mercilere götürülmek üzere yakalama işlemi gerçekleştirilmiştir.

Hakkında yakalama kararı bulunan Faysal Sarıyıldız, Tuğba Hezer Öztürk’ün yurtdışında olduğu tespit edilmiştir. Gözaltı kararları olan İmam Taşçıer ve Nihat Akdoğan ile ilgili süreç devam etmektedir.”

Bilindiği gibi savcıların ifade vermek üzere adliyeye çağırdığı kişilerin bu davete ısrarla uymayarak yasaları ihlal etmeleri halinde sanıklar ifadelerine başvurulmak üzere gözaltına alınıyor.

Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasını öngören anayasa değişikliği Mayıs ayında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 376 oyla, referanduma gerek kalmadan kabul edilmişti.”

 

(Bianet)

Duayen gazeteci Mete Akyol hayatını kaybetti

Gazeteci ve yazar Mete Akyol, 81 yaşında hayatını kaybetti. Basın Şeref Kartı sahibi Mete Akyol, tutuklu bulunan gazetecilere destek amacıyla Silivri cezaevi önünde evinden getirdiği sandalyesine oturarak ‘umut nöbeti’ni başlatmıştı. Mete Akyol’un Ankara’ya gitmek için sabah Ataşehir’de aracına bindiği sırada direksiyon başında fenalaştığı, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiği öğrenildi.

39

Başkent Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyesi ve Bütün Dünya Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Akyol, Ankara’ya gitmek için sabah saatlerinde Ataşehir’de aracına bindiği sırada direksiyon başında fenalaştı. Ataşehir Memorial Hastanesi’ne kaldırılan Akyol, yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

Gazeteci-yazar Akyol’un yakın arkadaşı Yunus Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Merhum, Ankara’ya gitmek için aracına bindiği sırada direksiyon başında fenalaşınca Ataşehir Memorial Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak sabah saat 10.00 civarında vefat etti” dedi.
Demir, Akyol’un cenazesinin ne zaman kaldırılacağının akşam saatlerinde belli olacağını sözlerine ekledi.

Başkent Üniversitesi’nden yapılan açıklamada da Mete Akyol’un hayatını kaybettiği belirtilerek, “Merhuma Allah’tan rahmet, sevenlerine, yakınlarına ve üniversite çalışanlarına başsağlığı diliyoruz.” denildi.

METE AKYOL KİMDİR?

1935 yılında Ordu’da dünyaya gelen Mete Akyol, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin İngiliz Dili ve Edebiyati bölümünden mezun oldu. 1951 yılında Ulus gazetesinin çocuk sayfasında çeviriler yaptı. 1953 yılında Hürriyet gazetesinin Tarsus muhabiri olarak göreve basladı.

1959’dan 1994’e kadar Milliyet, Öncü, Hürriyet, Dünya, Günaydın, Sabah gazetelerinde muhabir, roportaj yazarı, köşe yazarı ve genel yayın yönetmeni olarak değişik görevlerde bulundu. TRT 1, TRT 2, NTV ve TV8 televizyonlarında çeşitli programlar yaptı.

 

(Hürriyet)

Demirtaş tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

İfadesinde “Soracağınız hiçbir soruya cevap vermeyeceğim” diyen HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi. Demirtaş ve Pir savcılıkta ortak savunma metinini okudu.

37

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir Diyarbakır’daki savcılık sorgularında ortak savunma yaptı.

Demirtaş sorgusunun ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Savunma metninde, “Parlamentoda da olsak, cezaevinde de olsak bu düşüncelerimizi savunmaktan ve bunlar uğruna mücadele etmekten bizi alıkoyamayacaksınız” ifadeleri yer aldı.

HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile Şırnak milletvekilleri Ferhat Encü, Leyla Birlik, Hakkari milletvekilleri Selma Irmak, Abdullah Zeydan, Diyarbakır milletvekilleri İdris Baluken, Nursel Aydoğan, Ziya Pir, Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım sabaha karşı ev baskınları sonucu gözaltına alındı.

Ortak savunma

HDP’li milletvekillerinin ortak savunma metni şöyle:

“Partim Halkların Demokratik Partisi (HDP), 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde 6 milyondan fazla oy alarak ve yüzde 10’luk seçim barajını aşarak 80 milletvekili ile parlamentoya girdi.

“Demokratik siyaset yoluyla ve sandık iradesiyle AKP’nin tek başına iktidar olmasını ve tek başına anayasa yapmasını engelledi. Ülkede ‘tek adam’ rejimi inşa etmek isteyen ve bunun için her türlü hukuksuzluğu yapmaktan çekinmeyen Recep Tayyip Erdoğan, seçim sonuçlarına saygı duymamış ve koalisyon hükümetleri kurulmasına engel olarak ülkeyi erken seçime götürmüştür.

“Bu esnada üç yıla yakın bir süre devam eden çözüm sürecini de kendi işine gelmediği ve oylarını artırmaya yaramadığı için sonlandırmış ve bütün ülkeyi adeta ateşe atarcasına bir çatışma ortamına sürüklemiştir.

“Yaşanan çatışma ortamında yurttaşlarımız haklı olarak güvenlik kaygısı ve telaşı içerisine girmişler, bu korku ve şok ortamında yapılan ve eşit/adil olmaktan uzak seçimlerde AKP yeniden tek başına iktidar olmuştur.

“Recep Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçim sonuçlarını gördükten sonra büyük bir panik ve telaşla parlamentoyu ve hükümeti yok sayarak, yargıyı önemli ölçüde denetim altına alarak, medyayı tümüyle kendisine bağlayarak ülkede bir darbe gerçekleştirmiştir. Anayasa’yı tanımadığını, fiili olarak rejimi değiştirdiğini hatta Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını bile tanımadığını açıkça ifade edecek kadar fütursuzlarmış ve devlete el koyduğunu açıkça ilan etmiştir.

“Hakkında Başbakanlığı döneminde işlendiği iddia edilen rüşvet, hırsızlık, kara para aklama, İran’a uygulanan uluslararası ambargonun kırılmasına yönelik altın ticaretine bağlı gelişen yasadışı faaliyetler; Suriye’de terörist gruplara yasadışı silah gönderilmesi dâhil birçok ciddi suçlama vardır. Bu soruşturmaları da yargı üzerinde kurduğu baskı ve kontrol sayesinde şimdilik örtbas etmeyi başarmıştır.

“Şimdilik örtbas ettiği bu soruşturmalardan kalıcı olarak kurtulmanın biricik yolunun bütün yetkileri kendisinde toplamak olduğunun farkındadır. Bu uğurda yapamayacağı hiçbir çılgınlığın olmadığı da artık aşikârdır.

“Ülkeyi kan gölüne çevirip her gün ülkenin dört bir köşesine gönderdiği cenazelerle milliyetçi ve şoven duyguları, ırkçı nefret söylemini kabartmayı başarmış, ‘ülke bölünme tehdidi altındadır’ yalanıyla etrafına biriktirdiği halk yığınları ile kendi kişisel emellerine hizmet edecek şekilde adım adım hedefine doğru ilerlemektedir.

“Bu amacına, yani başkanlık adı altında dikta rejimine ulaşabilmesi için önündeki tek engel Halkların Demokratik Partisi’dir. Partimizin 1 Kasım seçimlerinde de barajı aşarak 59 milletvekili ile parlamentoya girmesi, Erdoğan’ın tek başına anayasayı değiştirme çoğunluğuna ulaşmasını bir kez daha engellemiştir. Bu nedenle; olası bir erken veya ara seçim ile birlikte kendisine sadık milletvekillerinden oluşan 367 çoğunluğunu sağlamış bir AKP grubunun oluşması için çabalamaktadır.

“Partimiz HDP, Türkiye’nin çok kültürlü, çok dilli, çok inançlı toplumsal yapısına uygun bir politikayı benimseyerek bünyesinde bütün farklı kimlik ve inançların temsilcilerini barındırmaktadır. Bizler demokrasiye ve birlikte yaşama inanan Türkler, Kürtler, Araplar, Ermeniler, Türkmenler, Süryaniler, Ezidiler, Mıhellemiler ve daha birçok etnik grup olarak bir arada eşit ve adil bir yaşamın mümkün olabileceğine inanıyor ve bunun ancak çoğulcu bir demokrasi, güçlü yerel demokrasi ve özerklikler ile sağlanabileceği düşüncesindeyiz.

“Partimiz HDP, kadınların özgürlük ve kurtuluş mücadelesini sahiplenmektedir. Kadınların siyasete eşit katılımını güvence altına alarak, Türkiye’nin şimdiye kadar parlamenter siyasetteki en yüksek kadın temsil oranına kavuşmasını sağlayan partimizdeki kadın vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması Türkiye’deki kadınlara yönelik bir tehdit, kadınların mücadelesine de bir darbedir.

“Her türlü şiddete tümüyle karşıyız ve bütün sorunların çözümünde diyalog ve müzakerenin gücüne inanmaktayız. Bu yönüyle HDP, tek adam, tek dil, tek mezhep faşizmini egemen kılmaya çalışan Erdoğan için aynı zamanda ideolojik açıdan da ‘tehdit’ olarak algılanmaktadır.

“Bu gerekçelerle partimiz HDP, siyasi hayatına başladığı günden beri Erdoğan’ın hedefi haline gelmiştir. Partimizle her türlü hile ve adaletsizliğe, saldırı ve bombalamalara rağmen seçimlerde baş edemeyince şimdi de dokunulmazlıklarımızın Anayasa’ya ve Meclis İç Tüzüğü’ne aykırı bir şekilde kaldırılmasını sağlayıp bağımsızlığı ve tarafsızlığı açıkça tartışmalı hale gelmiş olan bir kişi olarak yargı önünde bizleri sözde yargılamaya tabi tutmak istemektedir.

“Bizler seçilmiş halk temsilcileriyiz. Şahsımızı değil bizi seçen seçmen kitlelerini temsil ederiz. Şu anda da yasamanın, Meclis’in dokunulmazlığa sahip bir üyesi, milletvekili sıfatıyla karşınızdayım. Benim temsil ettiğim bu kimliğe ve halkımın iradesine saygısızlık yapılmasına izin vermem mümkün değildir.

“Ben, adil ve tarafsız bir yargı huzurunda hesap vermekten asla çekinmiyorum. Veremeyeceğim hiçbir hesabım da yoktur. Ülkemizde yargının saygınlığı ayaklar altındayken, böylesi bir siyasi yargılamanın öznesi olmayı da asla kabul etmeyeceğim. Şahsınıza ve kişiliğinize yönelik hiçbir tereddüttüm ve saygısızlığım yoktur. Ancak şaibelerle dolu bir siyasi geçmişe sahip olan Erdoğan emretti diye başlatılan bu yargı tiyatrosunda figüran olmayı kabul etmiyorum.

“Soracağınız hiçbir soruya cevap vermeyeceğim, yapacağınız hiç bir yargılama faaliyetinin adil olacağına inancım yoktur. Benim buraya getirilmem bile hukuk dışıdır. Siyasetçilerin siyaset arenasındaki muhatapları siyasetçilerdir, yargı mensupları değildir.

“Bu anlamda sizler evrensel ve demokratik hukuk ilkelerine ve Türkiye’nin imzalamış olduğu, aynı zamanda bir anayasa hükmü de olan uluslararası anlaşmalara bağlı olması gereken yargı mensupları olarak siyasi oyunların ve tezgâhların parçası olmayı reddetmelisiniz.

“Bizler ülkemizde çoğulcu demokratik bir rejim inşa edilip, barış ve huzur sağlanıncaya kadar siyasi mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz. Toplumsal kutuplaşma ve kamplaşmaya karşı eşit ve birlikte yaşamı, şiddete karşı demokratik siyasi mücadeleyi, tekçiliğe karşı çoğulculuğu, faşizme karşı demokrasiyi, mezhepçi/ırkçı politikalara karşı inanç ve vicdan özgürlüğünü, ayrımcılığa ve nefret söylemine karşı eşitliği ve elbette Kürt halkının halk olmaktan kaynaklı bütün haklarını, Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebini, dini azınlıkların inanç özgürlüklerini, kadınların toplumsal/sosyal/siyasal/ekonomik yaşama eşit katılımını, kapitalist tahribata karşı çevre ve ekolojinin korunmasını, sermayenin kar hırsına karşı emeğin, çalışanların haklarını savunmaya, korumaya devam edeceğiz.

“Parlamentoda da olsak, cezaevinde de olsak bu düşüncelerimizi savunmaktan ve bunlar uğruna mücadele etmekten bizi alıkoyamayacaksınız.

“Başkanlık adı altında ülkemize ve halkımıza dayatılan bu faşist düzenden kurtulacağımızdan şüphemiz yoktur. Er ya da geç demokrasi mücadelemiz kazanacaktır. Erdoğan şahsında, köhnemiş bu rejim değişecektir.

“Sizden hiçbir talebim ve beklentim yoktur. Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım sorgulayabilir.”

 

(Bianet)

Zeytincilikte güncel gelişmeler – Ali Ekber Yıldırım

Bu yazı tarimdunyasi.net/ den alınmıştır

İklim değişikliğinden en çok etkilenen ürünlerden birisi zeytin. İspanya,İtalya,Türkiye başta olmak üzere üretici ülkelerin neredeyse tamamında iklime bağlı olarak üretimde önemli dalgalanmalar yaşanıyor. Bu dalgalanma zeytinyağı üretimine de yansıyor.

36

Uluslararası Zeytin Konseyi’nin son 5 yıllık verilerine bakıldığında, 2011-2012 sezonunda 3 milyon 321 bin ton olan dünya zeytinyağı üretimi 2012-2013 sezonunda 2 milyon 401 bin tona düştü. Sonraki sezon tekrar 3 milyon tonun üzerine çıkarak 3 milyon 252 bin ton oldu. 2014-2015’te üretim 2 milyon 444 bin tona geriledi. Geçen sezon ise dünya zeytinyağı üretimi 2 milyon 989 bin ton olarak gerçekleşti.

Bu dalgalanmanın temel nedenlerinden birisi iklim değişikliğine bağlı olarak üretici ülkelerde yaşanan kuraklık başta olmak üzere olumsuz hava koşulları olduğu ifade ediliyor.

Benzer bir süreç Türkiye’de de yaşanıyor. Fakat, Türkiye’yi diğer üretici ülkelerden ayıran önemli bir fark var. Son 10 yıllık dönemde Türkiye’de zeytin dikim alanlarında yüzde 25’in üzerinde bir artış oldu. Bu dönemde Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 662 bin hektar olan zeytin alanı 837 bin hektara ulaştı. Ağaç varlığı ise, 100 milyondan 171 milyona çıktı. Ancak,üretim alanındaki ve ağaç sayısındaki artışın üretime aynı oranda yansımadığı gerçeği ile karşı karşıyayız.

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin verilerine göre, 2016 -2017 üretim yılında Türkiye’nin zeytin üretimi 1 milyon 535 bin ton olacak. Bu üretimin 432 bin tonu sofralık olarak değerlendirilecek. Kalan 1 milyon 102 bin ton zeytin ise zeytinyağı üretiminde değerlendirilecek. Zeytinyağı üretiminin bu sezon 177 bin 365 ton olması bekleniyor.

Olumsuz hava koşulları ve zeytin sineği ile yeterince mücadele edilmemesi nedeniyle yaşanan olumsuzluklar sonucunda Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin yaptığı bu tahminden bir miktar daha az üretim olabileceği bugünlerde üretim bölgelerinde konuşuluyor.

Geçen yıl devreden ve kimine göre 60 bin,kimine göre 40 bin ton olduğu söylenen stokla birlikte zeytinyağı arzının 200 bin tonun üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor.

Türkiye ile ilgili söylenebilecek bir başka önemli gelişme ise, son 10 yılda zeytinyağında “var yılı”,”yok yılı” periyodunun daralması. Daha önce bir yıl üretim çok yüksek olurken ertesi yıl daha düşük olurdu. Sektörde, üretim çok olduğunda “var yılı”, az olduğunda ise “yok yılı” diye tanımlanırdı. “Var yılı” ile “yok yılı” arasında yüzde 50’ye varan oranda üretim farkı olurdu. Son yıllarda bu oran yüzde 15-20’lere kadar düştü.

Bir başka önemli gelişme ise Türkiye’de son 10 yılda tüketimin yüzde 100 oranında artmış olması. 2000’li yılların başında yıllık ortalama 40 bin ton seviyesinde olan zeytinyağı tüketimi şimdilerde 90 bin ton civarında.

İç piyasada tüketim artarken ihracatta ise ciddi bir düşüş yaşanıyor. Fakat, ihracatta yapısal bir değişim olduğunu da unutmamak gerekiyor. 2000’li yıllara kadar ağırlıklı olarak zeytinyağının yüzde 90’ı dökme olarak ihraç edilirken şimdilerde yüzde 90’ı markalı ve ambalajlı ihraç ediliyor. Bunda devletin verdiği desteğin de önemli rolü var.

İklim değişikliğinin üretime etkileri,verimlilik,kalite,üretim,tüketim ve daha bir çok konu gündemde. Fakat hemen herkesin merak ettiği fiyat. Zeytinin fiyatı ne olacak? Zeytinyağının fiyatı ne olacak? Herkes bunu soruyor.

Sofralık zeytinde dünyanın en büyük üreticisi olan Marmarabirlik, 2016-2017 ürünü için tavan fiyatı 180 dane zeytin için kilogram başına 8 lira 30 kuruş olarak açıkladı. Taban fiyat ise 410 dane için 3 lira olarak belirlendi. Marmarabirlik yağlık zeytin fiyatını ise 2 lira 25 kuruş olarak açıkladı.

Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, zeytinin erken olgunlaşması nedeniyle ürün alımlarına 22 Ekim’den itibaren başladıklarını söyledi. Marmarabirlik’in piyasa koşullarını göz önüne alarak ürün fiyatlarını belirlediğini söyleyen Asa, 2015-2016 ürün alım kampanyasında ince ve orta taneli ürüne yüzde 74 civarında zam yapıldığını, bunun yağlık zeytinin fiyatının 3,10 TL’ye kadar çıkmasından kaynaklandığına dikkat çekti. Bu yıl yağlık zeytin fiyatlarının ortalama 2 TL civarında olduğunu kaydeden Asa,2,25 fiyat açıklayarak üreticimizin yanında olduklarını ifade etti.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit çetin, fiyat konusunda üretici üzerinde kurulan baskıdan şikayetini dile getirmişti. Görünen o ki, geçen yıl “yüksek” denilen fiyatın düşmesi için bir çaba var. Ancak fiyatın çok fazla düşmeyeceği görülüyor. Bunda da Tariş Zeytin ve Zeytinyağı’nın alacağı tavır önemli rol oynayacak.

Ayvalık Ticaret Odası ve Ayvalık Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği 12.Zeytin Hasat Günleri, “Her Hasat Bir Barış Buluşmasıdır” teması ile 4-6 kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bizim de konuşmacı olarak katılacağımız “Hasat Günleri”nde zeytin ve zeytinyağı piyasasındaki güncel gelişmeler,sorunlar ve geleceğe ilişkin öngörüler ele alınacak. Bu gelişmeleri de izleyerek sizinle paylaşacağız.

Bu yazı tarimdunyasi.net/ den alınmıştır

35-ali-ekber-yildirim

 

Ali Ekber Yıldırım

Amedspor maçına Nazım Hikmet dizeleriyle çıkan Fethiyespor’a ceza

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Spor Toto 2’nci Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden Fethiyespor’a, Amedspor’u kendi evinde ağırladığı maça ‘Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine. Bu hasret bizim…’ yazılı pankartla çıktığı gerekçesiyle 5 bin lira para cezası verdi.

34

Nazım Hikmet’in dizelerinin yer aldığı pankart, Fethiyespor’un Twitter hesabından da paylaşılmıştı.

PDFK, Fethiyespor’a verilen 5 bin lira para cezasının gerekçesi olarak müsabakaya izinsiz pankartla çıkarak aykırı davranması gösterildi.

Fethiyespor, ‘Yüce Atatürk’ yazısıyla da gündeme gelmişti

Fethiyespor, 2013-2014 sezonunda Ziraat Türkiye Kupası’nda Fenerbahçe’yle deplasmanda oynadığı maçta futbolcularının giydiği tişörtlerle de gündeme gelmişti.

Karşılaşmanın seramonisi esnasında giydikleri tişörtlerle ‘Yüce Atatürk’ yazısı oluşturan oyuncular yine talimatlara aykırı davrandıkları gerekçesiyle PDFK’ya sevk edilmiş ama ceza almamıştı.

 

(Diken)

Kentsel Dönüşüm Yönetmeliğindeki değişiklik ile bina sahiplerinin onayı şartı kaldırıldı

Kentsel dönüşümde yönetmelik değiştirildi. Bakanlar Kurulu devreye girerek, belli bir bölgeyi ‘riskli alan’ ilan edebilecek. İnşaat şirketleri ve müteahhitlerin önünün açılmasıyla projeler hızlanacak.

32

Kentsel dönüşümde, yatırımcının önünde engel kalmadı. Artık tek tek binalarla uğraşılmayacak. Her bir binadan ayrı karot (beton kalitesini ölçen numune alımı) olmayacak. Bakanlar Kurulu devreye girerek, belli bir bölgeyi ‘riskli alan’ ilan edebilecek. Böylece müteahhitlerin tasarlanan büyüklükte alanlar için proje geliştirmeleri kolaylaşacak. Bir bölgenin yüzde 65’i riskli ise 100’ü kapsama alınmış olacak. Bu sayede tek tek bina sahiplerinin itirazının önüne geçilecek.

Leyla İlhan’ın Dünya gazetesindeki haberine göre, konut faizlerinde indirim ve taksit sayılarında artışla canlandırılmak istenen konut sektörüne bir destek de kentsel dönüşüm yönetmeliği ile geldi. Yönetmelikle hali hazırda 120 bin binanın dönüşüme girdiği Türkiye’de kentsel dönüşümü hızlandırıcı adımlar atıldı. Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler 27 Ekim’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi ve Bakanlar Kurulu kentsel dönüşümde söz sahibi oldu. Bakanlar Kurulu, yapı stokunun yüzde 65’i depreme dayanıksız ve ruhsatsız olan bölgeleri “riskli alan” olarak belirleyecek. Böylece ada ve bölge bazlı dönüşümlerin önü açıldı. Bu değişikliğin özellikle binaların yüzde 60’ı ruhsatsız olduğu belirtilen İstanbul gibi metropollerde dönüşümü hızlandırması bekleniyor.

“Riskli alan” ilanında 15 bin metrekareden az olmamasını öngören sınır kaldırıldı. Böylece daha büyük alanlar için proje geliştirilebilecek. Riskli alanlardaki binaların kentsel dönüşüme açılmasında maliklerin aralarında anlaşmaları beklenmeyecek. 2 aylık denetimlerden sonra yıktırılmayan binalar kolluk kuvveti nezaretinde yıktırılacak. Daha önce apartman ve sitelerde üçte iki çoğunluğun anlaşmasını beklemek gerekiyordu. Bu da anlaşmazlık halinde süreçleri uzatıyordu. Üçte iki çoğunluğa şimdi alan bazlı bakılacak. Bir bölgedeki binaların yüzde 65’i riskli ise yüzde 100’ü için Riskli Bölge ilanı yapılacak. Bu takdirde arsa payını satarak çıkmak isteyenlerde satış için binanın yıkılması şartı kaldırıldı. Bu kişilere 15 günlük uyarı ihtarnamesi gönderilecek.

İmpo İmar Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Oflaz, Bakanlar Kurulu’nun devre girmesinin dönüşümü hızlandırıcı etki yapacağını söyledi. Eski sistemde binalardan tek tek karot alınarak riskli bina tespitinin yapıldığını anlatan Oflaz, “Bu da süreleri uzatıp maliyetleri yükselten bir uygulamaydı. Zaten bina ruhsatsızsa, iskansızsa ve kaçak yapıldıysa numuneler de binanın riskli olduğunu ortaya koyuyordu. Şimdi adadaki ya da bölgedeki binaların yüzde 65’inin yapı denetimine tabi tutulmadığı, standartlara uygun malzeme ile yapılmadığı anlaşıldığında Bakanlar Kurulu kararı ile riskli alan ilan edilecek. İstanbul’un yüzde 60’ı kaçak. Bakanlar Kurulu kararıyla istenirse İstanbul’un yüzde 60’ı direkt riskli alan edilebilecek” dedi.

 

(Dünya, Gazete Duvar)

Almanya Cumhurbaşkanı Gauck, Pazartesi günü Can Dündar’ı kabul edecek

Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’un pazartesi günü Can Dündar’ı kabul edeceği bildirildi.

Joachim Gauck
Joachim Gauck

Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’un Cumhuriyet Gazetesi eski genel yayın yönetmeni Can Dündar’ı kabul edeceği bildirildi. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada Dündar ile görüşmenin pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı konutu olan Bellevue Sarayı’nda gerçekleşeceği belirtildi.

Haziran ayında yurt dışına çıkan ve Almanya’da yaşayan Can Dündar hakkında Türkiye’de üç gün önce yakalama kararı çıkarılmıştı. Can Dündar, son olarak Cumhuriyet Gazetesi’ne düzenlenen operasyon sonrasında Alman hükümetini, Türkiye’deki basın özgürlüğü ihalleri karşısında net tavır sergilememekle eleştirmişti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel çarşamba günü yaptığı açıklamada Türk hükümetini eleştirmiş, Türkiye’deki gelişmeleri ‘yüksek seviyede alarm verici’ diye nitelendirerek, Türkiye’deki gazetecilere dayanışma mesajı vermişti. Can Dündar Merkel’in açıklamasının ardından perşembe günü eleştirilerini sürdürerek, ‘Merkel’in bir adım attığını, ama bu adımın çok geç geldiğini’ söylemişti. Dündar, Merkel’in açık bir kınama mesajından kaçındığına da dikkat çekmişti.

Son olarak Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya’nın FETÖ soruşturması kapsamında aranan savcıları  iade etmeme kararına istinaden Almanya’yı ‘teröre çanak tutmakla’ suçlamıştı. Erdoğan, Almanya’dan Türkiye’deki basın özgürlüğü ihalleri konusunda yapılan ‘kaygı duyuyoruz’ açıklamalarını da eleştirerek, “Biz de Almanya’nın bu yaklaşımını ve uygulamalarını kaygıyla, dehşetle izliyoruz” demişti.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

Diyarbakır’da patlama meydana geldi

11 HDP’li milletvekilinin gözaltına alınması sonrası Diyarbakır’da bu sabah saatlerinde bir patlama meydana geldi. Bağlar ilçesinde meydana gelen patlama sonrası olay yerine ambulansların sevkedildiği bildirildi.

Patlama sonrası oluşan duman Doğan Haber Ajansı tarafından fotoğraflandı
Patlama sonrası oluşan duman Doğan Haber Ajansı tarafından fotoğraflandı

CNN Türk televizyonu patlamada ilk belirlemelere göre 6 kişinin yaralandığını duyurdu. Reuters haber ajansı, patlamanın, gözaltına alınan vekillerin getirildiği polis merkezinin yakınında gerçekleştiğini duyurdu. Doğan Haber Ajansı, merkez Bağlar İlçesi’ndeki patlamanın 08.00 sıralarında gerçekleştiğini bildirdi.

Diyarbakır ve 4 ilde daha yürütülen soruşturma kapsamında toplam 11 HDP’li vekil gözaltına alındı.İçişleri Bakanlığı, haklarında gözaltı kararı verilen HDP’li vekil sayısını 15 olarak açıkladı.

 

(BBC Türkçe)

Demirtaş ve 10 HDP milletvekili gözaltında

go%cc%88zaltiHalkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekilleri Ferhat Encü, Leyla Birlik, Selma Irmak, Abdullah Zeydan, İdris Baluken, Sırrı Süreyya Önder, Ziya Pir, Nursel Aydoğan, Gülser Yıldırım gece yarısı yapılan operasyonla gözaltına alındı.

İçişleri Bakanlığı, HDP’li milletvekili hakkında gözaltı kararlarına ilişkin olarak yaptığı açıklamada Faysal Sarıyıldız ve Tuğba Hezer’in yurt dışında olması dolayısıyla gözaltına alınamadığını bildirdi.

İmam Taşçıer ile Nihat Akdoğan ile ilgili yakalama kararı verildi.

Gözaltına alınan Demirtaş, avukatı Mehmet Emin Aktar görüştü.

Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin haberine göre  Aktar, Demirtaş’ın Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü TEM Şube’de tutulduğunu söyledi ve ilk mesajının “Sağlım yerinde. Moralim yerinde. Halkımızı selamlıyorum” olduğunu söyledi.

Nereye götürülecekler?

HDP Eş Genel Başkanları Demirtaş ve Yüksekdağ ile Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir, Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım Diyarbakır’a götürülecek.

Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, Şırnak milletvekilleri Ferhat Encü ve Leyla Birlik için Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı, Hakkari milletvekilleri Selma Irmak ve Abdullah Zeydan hakkında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Bingöl’e götürülecek.

İfadeye gitmeyeceklerini açıklamışlardı

Gözaltına alınan Demirtaş ve Yüksekdağ ile HDP’li milletvekilleri TBMM’de kabul edilen dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliğinin ardından haklarında açılan soruşturmalarda ifade vermeye gitmeyeceklerini açıklamışlardı.

İçişleri: 11 milletvekili gözaltında

İçişleri Bakanlığı, operasyona dair bir açıklama yayımladı. Açıklama şöyle:

“Yürütülen soruşturmalar kapsamında ifade vermeye gitmeyen HDP’li Milletvekillerinden Ferhat Encü, Leyla Birlik, Selma Irmak, Abdullah Zeydan, Selahattin Demirtaş, İdris Baluken, Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Sırrı Süreyya Önder, Ziya Pir, Gülser Yıldırım ve Nursel Aydoğan gözaltına alındı.”

İçişleri Bakanlığı’ndan, hakkında yakalama kararı bulunan HDP milletvekilleri Faysal Sarıyıldız, Tuğba Hezer Öztürk’ün yurt dışında olduğunun tespit edildiği, gözaltı kararları olan İmam Taşçıer ve Nihat Akdoğan ile ilgili süreç devam ettiği bildirildi.

HDP Genel Merkezi’ne baskın

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken gözaltına alındı. Gözaltı için Ankara’daki HDP genel merkezine gelen polis ekipleriyle partililer arasında arbede yaşandı.

 

T24.com.tr