Ana Sayfa Blog Sayfa 3286

TEMA, ‘Termik Santraller Bandırma-Çanakkale arasında hava kirliliğini %150 artırabilecek’

TEMA Vakfı, Çanakkale ve Biga Yarımadası’nda faaliyet gösteren kömürlü termik santrallerin hava kalitesi, sağlık ve toprak üzerine etkilerini modelleme sistemiyle ortaya koydu.

Bölgede kömür madenciliği ve kömürlü termik santral etkilerinin ciddi boyutlarda yaşandığını belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Yaptığımız çalışmada Çanakkale’de yapımı planlanan santrallerin hava kalitesi, sağlık ve toprak üzerinde ciddi etkilerinin olduğunu ve bu etkilerin çok uzak mesafelere uzandığını gördük. 16 termik santralin üretim yapması öngörülen Çanakkale’de hali hazırda üretimde olan üç ve inşa halinde iki kömürlü termik santral bulunuyor. Maalesef her geçen gün yeni bir santral daha ekleniyor. Plan aşamasındaki santrallerden biri olan Yenice’deki Çırpılar Termik Santrali için ÇED süreci kapsamında 11 Ocak Çarşamba günü Ankara’da yapılan İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı şimdilik ertelendi” dedi.

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç

Çanakkale, tarım alanları ve tarımsal üretim açısından Türkiye’nin önemli şehirleri arasında yer alıyor. Şehrin, Çiftçi Kayıt Sistemi verilerine göre kayıtlı çiftçi sayısı 22.809’dur. Çiftçilerin kayıtlı tarım arazisi ise yaklaşık 220 bin futbol sahası (yaklaşık 165 bin hektar) büyüklüğündedir. Bölgede yoğun tarımsal üretime dayalı endüstri de gelişim göstermiş durumdadır. Agonya Ovası’nın Amerika ve Avrupa’ya ihraç ürünü olan Yenice kapya biberi, hayvan besi yemi olan mısır bölgede önemli bir gelir ve geçim kaynağıdır. Çanakkale’de toplam 1.556 işletme tarıma dayalı üretim gerçekleştiriyor ve bu işletmeler 12 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor.

Tarımsal üretim ve tarıma dayalı geçim kaynakları bakımından Çanakkale’nin 2015 yılı ticaret hacminin % 88’ini gıda ürünleri oluşturdu. Bu bakımdan kömürlü termik santrallerin tarım alanlarına vereceği zararın binlerce insanın hayatını doğrudan etkileyeceği görülüyor.

TEMA Vakfı, termik santrallerin bölgedeki olası etkilerini açıklamak için uzun erimli kirletici taşınımı ve etkilerini saptama modeli olan CALPUFF hava kirliliği modelleme sistemini kullandı. Model kullanılarak yapılan çalışmanın sonuçlarına göre Çanakkale’de işletmede olan ve işletmeye geçecek kömürlü santraller ciddi boyutlarda hava kirliliğine neden olacak.

Hava kirliliğine neden olan ve gözle görülemeyen parçacık maddeler rüzgarın etkisi ile çok geniş bir alana yayılabiliyor. Özellikle Bandırma-Çanakkale arasındaki bölge ve Ezine’deki kirlilik düzeylerini etkileyecek. Bu bölgelerde, santrallerden kaynaklanan emisyonlar hava kirliliğini %50-150 arasında artırabilecek.

Türkiye’de linyit yakıtlı termik santrallerden salınan kükürt dioksit, PM (Partikül madde), ağır metal ve radyoaktivitenin insan sağlığına etkileri yapılan bilimsel araştırmalarla tespit edildi. Çanakkale bölgesindeki mevcut santrallerin yanı sıra Çırpılar termik santrali de felç, akciğer kanseri, kalp ve solunum yolu hastalıklarında artış ile çocuk ölümleri dahil erken ölümlere neden olabilir.

 

(Açık Radyo Gezegenin Geleceği)

Kriz zamanlarında Türkiye ve AB ilişkileri – Ayşenur Kızıldere Uysal

Türkiye ve Avrupa Birliği, ilişkiler adına geçmişte, günümüzde ve gelecekte yapılabilecek o kadar çok değerlendirme, analiz yorum söz konusu ki ve her birinin tamamen objektifliği, haklılığı ve gerçekliliği tartışılır da olsa bu kadar kıdemli ve kadim ilişkiler sürecinde hepsinin dönem dönem doğrulandığı zamanlar olmuştur. Bu açıdan Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinin kriz dönemlerinde geliştirilen karşılıklı politikalara atıfta bulunabilmem ve oturtmam için ilişkilerin yakın geçmişinden kısaca söz etmem gerekir.

Özellikle 1999 Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin Avrupa Birliğine aday ülke statüsünün ilanı sonrasında 2000’lerde yaşanan  aktif görüşmeler trafiği ve nihayet 2005’te üyelik müzakerelerinin başlaması Türkiye ve AB ilişkileri adına doruk zamanları oluşturur. Temel genel başlık olarak 1993 Kopenhag siyasi ve ekonomik kriterini(istikrarlı kurumsallaşmış demokrasinin sağlandığı hukukun üstünlüğüne dayanan bir hukuk devleti ayrıca azınlık haklarının korunduğu insan hakların saygılı ve işleyen istikrarlı bir Pazar ekonomisi) uygulama adına başta Katılım Ortaklığı Belgesi(KOB) ile  oluşturulan AB müktesebatına uyum için yıllık ve dönemlik uyum paketleri oluşturulmuştur.

Yıllık ilerleme raporlarına itimat dolayısıyla da siyasi, kurumsal ve sivil yeni oluşumların önü açılmış mevcut olanları da iyileştirme ve geliştirmek için politika ve kanunlar yapılmıştır. Aday ülke ve müzakerelerin başlatılması gereği hem AB kurumları hem de Türkiye yürütme organı bünyesinde bir takım yeni kurumlar ve bireysel görevlendirmeler geliştirilmiştir. İlişkilerin en yoğun ve hızlı dönemlerinden günümüze görüşmelerin giderek seyrelmesi hatta kötüleşmesi; inişlerin, çıkışların, durgunlukların, kesintilerin, kopma noktalarının, restleşmelerin, retlerin yaşandığı bu karmaşık  yapının yanı sıra bir esas gerçeklik var ki; o da hükümetlerin ve liderlerin ve de onların siyasi söylemlerinin baki olmadığı, Türkiye Devleti nezdinde Avrupa Birliği ile arasında ki teknik sürecin ilerliyor olmasıdır.

Dünya küresel ve bölgesel kriz dönemlerinde ve problemlerinde, Türkiye ve AB arasında genellikle birlik olarak ancak devletlerin yani tekil aktörlerin de ilişkileri mevcuttur. Özellikle küresel krizlerin neler oldukları konusunu daha da açıp ilişkilerde nasıl etki ettiklerini görmek için genel bir sınıflandırma yapalım. İlki Avrupa Birliği’nin ve tek tek her üyesinin kalıcı çözüm bulamadıkları mülteci krizidir. ikincisi son zamanların tehdit ve tehlike teşkil eden ve de hepsinin bu konuda savunmasız oldukları küresel terör konusudur. Üçüncü başlığa enerji konusunu koymak isterim. Çünkü enerji hatlarının oluşturulup, taşınması adına Türkiye ve AB arasında çoğu zaman pazarlık konusu olabilecek ayrıca Türkiye için bir fırsat olarak görülebilecek bir konu iken Türkiye’nin fosil yakıt kullanımı ve nükleer enerji oluşturma yerine yenilenebilir enerjinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması da AB’nin elinde tuttuğu bir koz veya pazarlık konusudur. Ancak bu yazıda detaylı olarak göç ve mülteciler konusu ele alınacak olup yine dünyanın ve bölgenin şuan ki sorunu olan küresel tehdit olan terör eylemleri ve yine küresel ama uzun vadeli dünya için daha büyük bir tehdit olarak gördüğüm enerji konusu başka yazılarda ele alınacak.

 

2010’da Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde başlayan iç savaşlar (Arap Baharı ifadesinin kullanılmasını genellikle uygun bulmuyorum, çünkü kavram tepeden inmeci ve mevcut coğrafyalarda yaşanan büyük ve dramatik dönüşümü küçümseyici bir eğilim taşır. Dolayısıyla iç savaş ibaresi daha bilimseldir.) sonucunda son olarak 2011 Suriye iç savaşı sonrasında dünyanın küresel sorunu olan özellikle de Avrupa kıtası için daha belirgin olan göç konusu Avrupa devletlerinin tekil ve birlik olarak da uzlaşmanın sağlanamadığı ve kısa vadeli çözümlerin kabul gördüğü bir konudur.

Avrupa’ya yaşanana bu göçün nedeni elbette göçmenlerin kendilerine sağlayabilecekleri en iyi yaşam koşullarının  Avrupa’da olduğunu bilmeleridir. Göçmenlerin sadece bu bölgelerden gelen insanlar olmadığı gibi Avrupa’nın mülteci kabulü adına dönem dönem kapıları açıp ve kapaması dünyanın diğer bölgelerinden insanları da Avrupa’ya göç etme için harekete geçirmiştir. Bu konunun Türkiye ve Avrupa birliği ilişkileri adına en görünür boyutu ise Türkiye’nin göçmenler için transit ülke olmasıdır. Yani bir süre Türkiye’de kalıp nihayetinde Avrupa’ya gitme amaçlarıdır. Birliğin böyle bir kriz döneminde Türkiye ile olan ilişkilerini, ki ilişkiler kopma noktasına da gelse bu aralar mülteci krizi özel statüsü olarak geliştirdiği ve Türkiye’nin de bu durumdan gayet memnun olduğu barizdir.

Örneklemek gerekirse Avrupa Birliği olarak olması gerekenin konuya insan yaşamı ve ihtiyaçları için en temel değerlerin gözetilerek kapsamlı ve kalıcı uzun vadeli çözümler sunulması gerekirken, hoyratça ifadesinin kullanılmasının yanlış olmadığı ve Türkiye’ye sıcak para teklifi ile gidilerek “sen sınırımız, tampon bölgemiz, arka avlumuz, komşumuz, dostumuz kısacası herşeyimizsin” diye en net ve kolay  ifadesiyle söylenebilecek tutum böyle iken Türkiye’nin tavrının ise “ama karşılığında istediklerim bunlar” tutumu gözlemlenir. Yani geri kabul anlaşması çerçevesinde ayrıca belli bir miktar paranın aktarılması karşılığında vizesiz seyahat şartı, aktörler arası bu pazarlıkta hayatlarını ortaya koyup yollarda ve sınırlarda en zor durumlara kalıp en temel ihtiyaçları giderilmeyen insanların varlığı maalesef ki böylesine indirgenmiştir.

Küresel bir “soft power”(yumuşak güç) olarak, göçmenlerin nihai durak ve yeni evleri olarak düşündükleri, demokratikleşme ve uygarlık adına birlik değer ve de normlarının vazgeçilmez olduğu güç ve aktör, Avrupa Birliğinden beklentinin şimdiye dek bu konudaki hassasiyet ve uzun kalıcı çözümün sunulmuş olmasıdır. Bilindiği gibi Avrupa Birliği’nin insan hayatı ve hakları adına yakın geçmişinde dünyaya örnek nitelikte sunulan beyanname ve de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi tekil evrensel kurumsal kimlik ve öneme sahip bir aktörün varlığı göçmenler ve mülteciler konusunda ki hassasiyetin ağırdan alınması ve kısa çözümler üretilmesi düşündürücüdür. Öyle ki insan hakları evrensel beyannamesine uygunluk ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hukuki bağlayıcılığı hem üye hem de aday ülkeler için bir kriter diğer ilişkilerinde de önemli bir faktör teşkil etmektedir. Başka bir yazının konusu olan küresel bir aktör olarak Avrupa birliği neden soft power olarak kalmalı sorusu daha sonra  detaylı olarak ele alınacak.

Mülteciler konusu ile ilgili tekrar Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerine dönecek olursak uluslararası ilişkiler yazınının da bir grup Avrupa Birliği uzmanlarının Türkiye’nin üyeliğinin yeni ekonomik krizlerden, olası kültürel çatışmalardan ziyade hem Türkiye’den Avrupa’ya ciddi göç dalgalarının hem de artık Türkiye sınırlarından geçerek artacak göçün önlenememesi nedeni ile üyeliğe karşı çıkmaktadırlar. Türkiye’nin konumunun  Avrupa ile başta ve özellikle Ortadoğu olmak üzere çatışma bölgelerinden coğrafi uzaklık sağlamak için tam üyeliğin olmaması gerektiği vurgulanır.

Yani Türkiye, Avrupa ile Ortadoğu arasında “tampon bölge”(buffer zone) özelliğini korumalıdır. Ancak diğer Avrupa Birliği uzmanı akademik çevreler ise bu düşüncenin aksini belirtip üyeliğin Türkiye üzerinde tam ve teknik bir bağlayıcılık ve kontrol sağladığı için konunun Avrupa’nın yararına gelişeceğini savunur. Tekrar konunun hassas özel ve insani boyutuna dönersek uzun ve kalıcı politikaların oluşturulmasının şu an için en zor ama aynı zamanda olması gereken sonucunun Avrupa Birliği Ortak Politikalarına, Ortak Göç Politikası (OGP-CMP) geliştirilmesi olsa da on yıllık Avrupa Birliği Mülteci ve Göç Politikası’nın geliştirilmesi göçmenleri kış şartlarında sınırlarda çadırlarda barınmak, ölümü göze alarak botlarla denizi aşmak zorunda kalmaktan kurtarır.

 

Ayşenur Kızıldere Uysal 

Marmara Üniversitesi Avrupa Birliği Enstitüsü
AB siyaseti ve uluslararası ilişkiler master öğrencisi

Pembe Hayat KuirFest başlıyor

Pembe Hayat KuirFest bu akşam kapılarını ‘Gökkuşağının Altında’ bölümünün yıldız filmlerinden, 66. Berlin Film Festivali’nden Teddy Ödülü’yle dönen Şili yapımı Asla Yalnız Olmayacaksın (Nunca vas a estar solo, 2016)’ın gösterimiyle açıyor! Açılış töreninin ardından, Haymatlos Mekân’da Mersin 7 Renk LGBTİ Derneği’nin oluşturduğu, Türkiye’nin ilk LGBTİ korosu olan 7 Renk Koro ilk konserini gerçekleştirecek ve sonrasında Dj Şevval, performansıyla geceye coşku katacak.

12-19 Ocak tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşecek gösterim ve etkinlikler Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Haymatlos Mekân’da, 26-28 Ocak tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek olan gösterim ve etkinlikler ise Pera Müzesi, Fransız Kültür Merkezi ve Feminist Mekân’da ücretsiz olarak takip edilebilir.

Festival bu yıl da gösterimleri ve etkinlikleriyle Ankara semalarını gökkuşağı renklerine boyayacak. Gösterim programında her yıl olduğu gibi bu yıl da dünya festivallerine damgasını vuran belgesel, kurmaca ve kısa filmler, sinema tarihinin kuir hazineleri ve çok özel seçkiler yer alıyor.

6. Pembe Hayat KuirFest programında ünlü yazar ve aktivist James Baldwin için özel bir bölüm hazırladı. Cinsellik ve kimlik konularını işleyen romanları, insan haklarını savunan ve ırkçılığa karşı yazılarıyla tanınan Baldwin’in Amerika’dan Fransa’ya ve bir dönem İstanbul’a uzanan hayatının, eserlerinin ve fikirlerinin izleğini sürecek bu bölümde Baldwin’in Amerika’daki yaşamına ve mücadelesine odaklanan filmlerin yanında Türkiyeli yönetmenlerden Baldwin filmleri de yer alıyor. Program kapsamında, yönetmen ve sinema yazarı Zeynep Dadak’ın katılımıyla, Baldwin üzerine söyleşeceğimiz bir etkinlik de yer alıyor.

Festival, yönetmen ve küratör Marie Losier’yi filmlerinden oluşan iki seçkiyle ağırlıyor. ‘Marie’nin İlham Perileri’ adlı ilk seçki, Losier’nin öncü avangart yönetmenlerin portrelerini kendine özgü tarzıyla birleştirdiği filmlerine yer veriyor. ‘Marie’nin Düşler Ülkesi’ adlı seçki ise yönetmenin değişik sinemasal anlatıları ve formatları birleştirdiği film ve videolarından oluşuyor. Marie Losier, festival için Ankara’ya gelecek ve bir masterclass gerçekleştirecek.

7 Renk LGBTİ Derneği’nin oluşturduğu, Türkiye’nin ilk LGBTİ korosu olan 7 Renk Koro

Programda bu yıl kısa film seçkilerine geniş yer ayrıldı. ‘Kuir Kısalar Yarışması’ filmlerinin yanı sıra, arşiv ve bellek arasındaki oyunbaz ilişkiye odaklanan ‘arşiv-i lubun’ ve Türkiye’den kısaların gösterileceği bölüm de sinemaseverlerin ilgisini çekecek seçkiler. Ayrıca, Glitch Film Festivali programcılarının KuirFest için hazırladığı, ırkçılık ve cinsiyetçiliği tartışan ‘Belleğin Azmi’ seçkisi de festivalin özel bölümleri arasında. Glitch ekibinden Nosheen Khwaja ve Cloudberry Maclean gösterimlerin ardından izleyicilerle bir araya gelecek.

Festivalin yoğun ilgi gören bölümlerinden ‘qÜLT’ ise Cheryl Dunye imzalı Karpuz Kadın (Watermelon Woman, 1996), 25. yılı için özel hazırlanan kopyasıyla Paris Yanıyor (Paris is Burning, 1990) ve Ingmar Bergman’ın “hayatımda gördüğüm en sıradışı film”  diye tarif ettiği Jason’ın Portresi’ne (Portrait of Jason, 1967) ev sahipliği yapıyor.

Türkiye’den uzun metrajların gösterildiği ‘Ğ’ bölümünde, geçen yıl !f İstanbul’da Keş!f ödülünü kazanan Veşartî (Gizli, 2015), Rüzgâr Buşki’nin Gezi Direnişi ve onu takip eden süreçte LGBTİ bireylerin rolünü anlatan belgeseli #direnayol (2016) ve Serkan Çiftçi’nin KuirFest’te Dünya prömiyerini gerçekleştirecek filmi Gacı Gibi (2016) gösterilecek.

Festival, son zamanlarda LGBTİ karakterlere ve hikâyelerine ev sahipliği yapan en önemli bağımsız dijital mecralardan biri haline gelen internet dizilerine de ‘Kuir Diziler’ bölümü ile yakından bakıyor.

Ayrıca, Bir Emek Bizim İstanbul Bizim filmi, Özgürleşen Seyirci: Emek Sineması Mücadelesi (2016) Ankara prömiyerini Pembe Hayat KuirFest’te gerçekleştirecek.

Festival kapsamında gerçekleşecek Kültür Endüstrisinde Yaratıcı “Ötekilik” başlıklı panelde ise Ali Kemal Çınar, Fırat Yücel ve KuirFest’in katılımıyla dünya ve Türkiye’de insan haklarının ve bireysel hakların gasp edilmesinin sinema alanındaki yansımaları üzerine konuşulacak.

Ayrıntılı bilgi ve festival programı için: www.pembehayatkuirfest.org

 

(Yeşil Gazete)

Kıbrıs görüşmelerinde taraflar haritalarını sundu

İsviçre’deki BM Cenevre Ofisi’nde devam eden Kıbrıs müzakerelerinde tarafların sunduğu haritalar BM’nin çelik kasasına kilitlendi.

Tarafların Kıbrıs sorununu çözmek için buluştukları İsviçre’deki BM Cenevre Ofisi’nde, Rum tarafında ‘basına sızma’ krizi meydana geldi. Müzakerelerde taraflar haritalarını sundu. Haritalar, BM’nin çelik kasasına kilitlendi.

Gazete Duvar’dan Nikolaos Stelya’nın haberine göre, Cenevre’de süren kritik Kıbrıs görüşmelerinde Kıbrıs Rum tarafında “kriz” havası hakim. Kıbrıs Rum tarafı sözcüsü Nikos Hristodulidis yeni gelişmelerin ‘tehlikelere gebe’ olduğu uyarısında bulundu. Kendi toplumuna sağduyu çağrısında bulunan Hristodulidis, “basına sızmaların” bir an evvel son bulması gerektiğini vurguluyor. Hristodulidis bugünkü görüşmelerde iki tarafın federal anayasanın değişimi ile ilgili bazı konularda hemfikir olduğu bilgisini paylaştı.

Harita ve toprak konularına gelindi

Cenevre’de Kıbrıs sorununun çözümü için hayati önemde olan harita ve toprak anlaşmazlıkları da masaya yatırıldı.

İki liderin ve yakın çalışma arkadaşlarının katılımı ile yapılan görüşme öncesi açıklamalarda bulunan Kıbrıs Türk tarafının sözcüsü Barış Burcu, Türk tarafının yüzde 29,2’lik bir oranı masaya getireceği vurgusunda bulundu.

Kıbrıs Rum tarafının ise yüzde 28,2’lik bir oranla müzakereye girişmesi beklenmekte.

İki tarafın da haritalarını sunmasının ardından yerel saatle 19.50’de BM’nin çelik kasasına alınarak kilitlendi.

Zirvede bunlar yaşanırken, Kıbrıs ve Yunanistan basınına Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Lefkoşa FIR Hattı için NOTAM yayımladığı ve bu bölgede askeri tatbikat yapacağı bilgisi yansıdı.

Açıklanan son programa göre, yarın öğle saatlerinde iki heyet ve üç Dışişleri Bakanı güvenlik başlığı üzerine görüşmelere başlayacak.

 

(Gazete Duvar, T24)

Anayasa değişikliği teklifinin 5. maddesi kabul edildi

TBMM Genel Kurulu’nda gerginliğin tırmandığı anayasa değişikliği teklifinin birinci tur oylamasında 5. madde de kabul edildi. Çarşamba gecesi Meclis’te Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekillerinin kürsüyü çembere alarak protesto etmesi üzerine bir kez daha vekiller arasında arbede yaşandı.

Anadolu Ajansı (AA), iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) vekillerinin CHP’lileri kürsüden uzaklaştırmaya çalıştığını, bunun üzerine Meclis’te çıkan “yumruklaşmaya varan kavgalarda bazı milletvekillerinin yaralandığını” bildirdi.

CHP milletvekilleri’nin katılmadığı ve 343 oyla kabul edilen 5. maddede TBMM’nin görevleri ve yetkileri sıralanıyor.

Öte yandan, gazetecilere konuşan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin teklifin Meclis’ten geçmemesi halinde “parlamentonun yenilenmesi gerektiğini” söylediği aktarıldı.

CHP’liler kürsüyü çembere aldı, AKP’liler müdahale etti

AA’nın haberine göre, 5. maddeyle ilgili oylamalarda CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in “Televizyon kapalıyken göz görmeden kendi kendinizi imha etmeye çalışıyorsunuz… Halkın kürsüsünün vazifesini yerine getirmek için halkın kürsüsünü sizden koruma altına alıyoruz” diyerek AKP’yi eleştirmesinin ardından, CHP’li vekiller kol kola kürsüyü çembere aldı.

AKP milletvekilleri ise kürsü ile Başkanlık Divanı arasına geçerek, CHP’lileri uzaklaştırmaya çalıştı.

Haberde, “Kavga sırasında milletvekillerinin konuşma yaptığı kürsü ve ses sistemi zarar görerek çalışamaz hale geldi. Kürsünün yerinden çıktığı görüldü. Genel Kurul salonunun bazı yerlerinde de hasar oluştu. ” ifadeleri yer aldı. Oylama zarflarının atıldığı kupaların milletvekilleri tarafından birbirine atıldığı aktarıldı.

AKP’li vekiller ise, “kürsü işgalinin kabul edilemez olduğunu” söyleyerek CHP’yi eleştirdi.

Bahçeli: Anayasa değişikliği teklifi geçmezse Meclis yenilenmeli

Hürriyet gazetesinin haberine göre, meclis kulisinde gazetecilere konuşan MHP lideri Bahçeli’nin teklifin Meclis’ten geçmemesi halinde “parlamentonun yenilenmesi gerektiğini” söyledi.

Gizli oy tartışmaları nedeniyle AKP ve CHP’li vekiller arasında tekrarlanan gerginlikle ilgili Devlet Bahçeli’nin “Gerilim stratejisi izleniyor, buna son verilmeli” dediği aktarıldı.

AA’nın haberinde Bahçeli’nin teklifinin Meclisten geçmemesi ihtimaline ilişkin “Meclis çalışamaz hale geldiği için çalışabileceği bir zemin aranır, millet iradesine gidilir” ifadelerine yer verildi.

Meclis kulislerinde gazetecilere konuşan Bahçeli, “Kabul ve ret lotosu oynanıyor. Bu gerilim referandumda Türkiye’ye yansır. Referandum yolu açık olarak kabul edilecek gibi” dedi.

MHP’li vekillerin oylarına yönelik fire tartışmasına değinen Bahçeli, “Fireyi mercekle aramak gerek. Oylamada ani iniş ve çıkış beklemiyorum” diye konuştu.

Bahçeli’nin ayrıca, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile görüştüğü, tutuklu Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı HDP’li Ahmet Türk hakkında ise “Hasta ve tutuksuz yargılanmalı” dediği öğrenildi.

3., 4. ve 5. maddeler kabul edildi

Öte yandan, anayasa değişikliği teklifinin 3. ve 4. maddelerinin ardından 5. maddesi de 343 oy ile kabul edildi

CHP ve AKP’li vekiller arasında gerilimin zirveye çıktığı görüşmelerde, CHP milletvekilleri Meclisin görev ve yetkilerinin sıralandığı 5. maddenin oylamasına katılmadı.

Teklifin “TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 5 yılda bir, aynı gün yapılmasını” öngören 4. maddesi, 343 oyla kabul edilmişti. Bu madde, süresi biten milletvekillerinin yeniden seçilmesinin de önünü açıyor.

Teklif paketinin 3. maddesi de, AKP ve CHP’li vekiller arasındaki kavganın ardından yeniden yapılan oylamada 341 oyla kabul edilmişti. Seçilme yaşının 25’ten 18’e düşürülmesini öngören 3. maddeye 139 milletvekili ret oyu verdi.

Meclis’te 3. madde oylanacakken, gizli oylama tartışması arbedeye yol açtı ve bazı vekiller arasında yumruklaşma yaşandı. Tartışma kavgaya dönüşünce oy sandıkları emanete alındı. Arbede sırasında AKP, CHP ve MHP Genel Başkanları da salondaydı.

Yaşanan kavga nedeniyle oturuma bir süre ara verildi. Daha önce kullanılan oylar imha edilerek oylama yeniden yapıldı. 3. maddede “askerlikle ilişiği olanların” milletvekili adaylığına başvuramaması da öngörülüyor.

İlk iki madde dün kabul edilmişti

Dün yapılan oylamada değişiklik teklifinin ilk iki maddesi kabul edilmişti.

Yargı ile ilgili düzenlemeyi içeren birinci maddenin oylamasına, toplam 484 milletvekili katılmıştı. 347 milletvekili kabul oyu kullanırken, 132 milletvekili ret oyu kullanmıştı. 2 milletvekili çekimser kalırken 1 oy geçersiz sayılmıştı.

Teklifin birinci maddesi şöyle: 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9 uncu maddesine “bağımsız” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tarafsız” ibaresi eklenmiştir.

Teklifin ikinci maddesi de 343 oyla kabul edilmişti.

480 milletvekilinin katıldığı ikinci maddeye ilişkin oylamada 133 ret, 1 çekimser, 2 boş, 1 de geçersiz oy çıktı.

İkinci madde milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılmasını öngörüyor.

Değişiklik teklifine karşı çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdroğlu ve 6 CHP’linin ise oylamaya katılmadığı ortaya çıktı.

Süreç nasıl işliyor?

Değişiklik paketinde 18 madde bulunuyor. Yasa gereği, anayasa değişikliklerinin iki tur oylamayla yapılması gerekiyor.

Her madde görüşüldükten sonra, gizli oylama yapılıyor.

Genel Kurul’da yapılan birinci tur oylamalar, maddelerin ikinci tur oylamada 330’u geçip geçemeyeceğini göstermesi açısından önem taşıyor.

İlk tur oylamalar yapıldıktan sonra anayasa değişikliği görüşmelerinde birinci tur bitmiş olacak; ikinci ve son tur oylamalara geçilecek.

İkinci tur oylamada en az 330 oy alan maddeler kabul edilecek.

Ardından anayasa değişikliği paketi referanduma götürülecek.

 

(BBC Türkçe)

Türkiye’de rüzgar ve güneş sektörü 2016’da kömürü yakaladı

Türkiye’nin elektrik üretim kapasitesinin 2016 yılında 5.350,70 MW’lık net artış gösterdiği bildirildi.

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. tarafından açıklanan verilere göre bu artışın yüzde 44,1’lik orana denk gelen 2.360,70 MW’lık bölümü yenilenebilir enerki kaynaklarına dayalı santral yatırımlarından kaynaklandı.

Toplam artışın yüzde 46,8’lik orana denk gelen 2.508,70 MW’lık bölümünü ise termik santral yatırımları oluşturdu.

Barajlı hidroelektrik santraller alanındaki kapasite artışı ise 481,40 MW oldu.

İthal kömürün payı yükseldi, yerli kömürün geriledi

2016’da Türkiye’nin kömüre dayalı elektrik üretim kapasitesi 1.833,70 MW artış gösterdi.

Bu artışın 424 MW’lık bölümü yerli kömür, 1.409,70 MW’lık bölümü ise ithal kömür yatırımları alanında gerçekleşti.

Bu artış sonrası yerli kömüre dayalı elektrik üretim kapasitesi 9.842,4 MW’a, ithal kömüre dayalı kapasite ise 7.473,90 MW’a ulaştı.

Böylelikle Türkiye elektrik üretim kapasitesinde yerli kömürün payı yüzde 12,9’dan yüzde 12,5’e gerilerken, ithal kömüre dayalı santrallerin payı ise yüzde 8,3’den yüzde 9,5’e yükseldi.

Doğalgaza dayalı kurulu güç ise 934 MW arttı ve bu yakıtın Türkiye elektrik üretim kapasitesi içindeki payı yüzde 29’dan yüzde 28,20’e geriledi.

Rüzgarda şimdiye kadarki en yüksek büyüme sağlandı

2016 rüzgar enerjisi kurulu güç artışında çok önemli artışın yaşandığı bir yıl oldu.

Türkiye’deki rüzgar enerjisi santrallerinin gücü 1.240 MW’ı lisansslı, 8,10 MW’lık bölümü ise lisanssız alanda olmak üzere 1.248,1 MW artış gösterdi.

Böylelikle rüzgar 2016’da devreye giren yeni kapasitesinin yüzde 23’lük bölümünü oluşturmuş oldu.

Lisanssız GES proje sayısı 1.000’i aştı

Geçtiğimiz yıl oransal olarak ise en hızlı büyüme güneş enerjisi alanında gerçekleşti.

2016 yılında güneş enerjisi yatırımlarını yavaşlatan çeşitli yasal düzenlemelerin devreye girmesine rağmen 2015 sonunda 248,8 MW olan Türkiye’nin güneş enerjisi gücü 2016’da 583,7 MW artarak yıl sonunda 832,5 MW’a yükseldi.

Verilere göre geçen yıl devreye giren güneş enerjisi gücünün 12,90 MW’lık bölümünü iki lisansslı, 570,80 MW’lık bölümünü ise 681 lisanssız proje oluşturdu.

2016’da 31 jeotermal enerji santralindeki yatırım projesindeki kurulu güç artışı 197 MW olurken, 481 akarsu tipi hidroelektrik santral kaynaklı güç artışı ise 331,90 MW oldu.

 

(Yeşil Ekonomi)

16. !f İstanbul’da John Waters ve David Lynch klasikleri görücüye çıkıyor

16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, bu yıl da sinema tarihinin en sıradışı kült filmlerini sinemaseverlerle buluşturuyor. !f bu sene 16-26 Şubat 2017  tarihlerinde İstanbul, 2-5 Mart 2017 tarihlerinde ise eş zamanlı olarak  Ankara ve İzmir’de sinemaseverlerle buluşacak. 

İş Bankası Maximum Kart’ın beşinci kez ana partnerliğinde düzenlenecek festivalin gözde bölümlerinden !f kült’ün bu yılki hazineleri John Waters’ın “Multiple Maniacs/Masmanyaklar” ve David Lynch’in “Twin Peaks: Fire Walk with Me/İkiz Tepeler: Ateşte Benimle Yürü” filmleri olacak ve her iki klasik yenilenmiş kopyalarıyla Türkiye’de ilk kez gösterilecek.

!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin sinema tarihinin gizli hazinelerini gün ışığına çıkardığı !f kült bölümünde bu yıl iki klasik gösterilecek.

Kayıp film yıllar sonra ilk kez!

Bunlardan ilki, John Waters’ın 1970’lerin başında tüm sınırları ihlal eden ve uzunca bir süredir kayıp olan filmi “Multiple Maniacs/Masmanyaklar”! Variety’nin “şiddetin operası” olarak tanımladığı ve “İnanılmaz bir film, eğlenceli, kepaze ve dehşetengiz” sözleriyle övdüğü film, yenilenmiş kopyasıyla Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da seyirci önüne çıkıyor.

Erkek arkadaşı tarafından aldatılınca sinirinden kendini bir anda kargaşanın ve cinayetin içinde buluveren Divine’ın hikâyesini konu alan “Masmanyaklar”, John Waters’ın senaryosundan kurgusuna neredeyse tek başına kotardığı ve “Pink Flamingos/Pembe Filamingolar”, “Female Trouble”, “Polyester”, “Hairspray”, “Cry-Baby” gibi klasiklerinin de öncüsü sayılan bir başyapıt. Divine başta olmak üzere David Lochary, Mary Vivian Pearce ve Mink Stole gibi fetiş oyuncularını başrole taşıyan Waters, sinema tarihinin en şoke edici filmlerinden birine imza atıyor.

Diziden önce filmi: İkiz Tepeler: Ateşte Benimle Yürü

!f kült’ün ikinci filmi ise, “Eraserhead”, “Blue Velvet”, “Mulholland Drive” gibi başyapıtların yaratıcısı David Lynch’in 1992 tarihli klasiği “Twin Peaks: Fire Walk with Me/İkiz Tepeler: Ateşte Benimle Yürü”! Lynch’in Mark Frost ile birlikte yarattığı, 90’ların başında tüm dünyayı ekranlara kilitleyen kült televizyon dizisi “İkiz Tepeler”in sinema filmi de olan “İkiz Tepeler: Ateşte Benimle Yürü”, Laura Palmer cinayetinin arkasındaki sırları ve Palmer’ın son yedi gününü odağına alıyor, seyirciyi karanlık ve ürkütücü bir evrene sokuyor.

Cannes’daki ilk gösteriminde eleştirmenleri adeta ikiye bölen ama yıllar içinde külte dönüşen film, özellikle tuhaf ve tedirgin edici düş sahnesiyle hafızalara kazınıyor. Hayranları dizinin bu yıl Showtime’da yayınlanacak yeni bölümleri için gün sayarken yenilenmiş kopyasıyla “İkiz Tepeler: Ateşte Benimle Yürü”yü de Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da izleyecek.

Biletler 3 Şubat’ta biletix’te!

İş Bankası Maximum Kart’ın 5. kez ana partnerliğinde ve Mars Cinema Group ortaklığında gerçekleşecek !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin programı 26 Ocak’ta açıklanacak ve biletler 3-5 Şubat tarihlerinde İstanbul için, 17-19 Şubat tarihlerinde de Ankara ve İzmir için biletix’te % 10 indirimle ön satışa çıkacak. Bu yıl da festival biletleri biletix’ten ve sinema gişelerinden satın alınabilecek. Festivalde İş Bankası Maximum Kart sahiplerine özel olarak hazırlanan “Maximum Film” ve “Maximum Müzik” paketleri ile biletlerde % 50 indirim ayrıcalığı sunulacak. İş Bankası Maximum Kart sahipleri, “Maximum Film” paketiyle en az 4, en fazla 20 adet festival sinema biletini, “Maximum Müzik” paketiyle ise en az 2, en fazla 6 adet parti biletini %50 indirimle satın alabilecekler. Paket almayı tercih etmeyen İş Bankası Maximum Kart sahipleri için de film ve parti biletlerinde ön satışta %20 indirim ayrıcalığı sunulacak.

16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali

16-26 Şubat 2017 İstanbul

2-5 Mart 2017 Ankara & İzmir

www.ifistanbul.com

ifistanbul.com/blog

twitter.com/ifistanbul

facebook.com/ifistanbul

instagram.com/ifistanbul

 

(Yeşil Gazete)

3. Homofobi, Bifobi, Transfobi Karşıtı Akdeniz Sempozyumu programı açıklandı

Mersin 7 Renk LGBTİ’nin üçüncüsünü düzenlediği Homofobi, Bifobi, Transfobi Karşıtı Akdeniz Sempozyumu’nun programı açıklandı.

16-19 Ocak tarihleri arasında Mersin’de yapılacak sempozyum boyunca seks işçiliğinden kent hakkına; belediyelerde eşitlik biriminden OHAL’de LGBTİ ve kadın hareketine birçok konu tartışılacak.

3. Homofobi, Bifobi, Transfobi Karşıtı Akdeniz Sempozyumu programı

16-19 Ocak

16 Ocak Pazartesi

Atlıhan Otel

13.00-17.00

*Seks İşçiliği Mitler- Gerçekler Paneli

Yağmur Arıcan ,Kemal Ördek ,Özcan öğüt

*Değişen TCK Fuhuş Maddesi Ne Anlama Geliyor?

Ezgi Özkan-Kemal Ördek-Emrah Şahin-Yağmur Arıcan

18.00-22.00

*Açılış Kokteyli

Hak Temelli Örgütler Buluşması

Açılış Konuşması-Mersin Akdeniz Belediyesi Canan Yüce

LGBTİ Direniş, Barış ve Onur Fotoğraf Sergisi

Özcan Yaman- Damla Atak- Kıvılcım Arat

‘Gacı Gibi’ Gösterim- Söyleşi

Serkan Çiftçi

 

17 Ocak Salı

Atlıhan Otel

15.00-17.30

1.Oturum

Kent Hakkı Kimin Hakkı?

LGBTİ Dostu Kent ve Mekanlar Çalışması Tanıtım

Doç. Dr. S.Ulaş Bayraktar

Elif Demir

Gizem Derin

Yağmur Arıcan

17.00-19.00

2. Oturum

*Belediyelerde Eşitlik Birimi Neden Önemlidir?

Beşiktaş Belediyesi Sedef Çakmak

Akdeniz Belediyesi Tuna Şahin

Bursa Nilüfer Belediyesi Halim Kır

*Yerel Yönetimler ve LGBTİ Hareketi İlişkisi

Beşiktaş Belediyesi Ejder Narsap

Bursa Özgür Renkler Derneği Mert Güzel

Mersin 7 Renk Tuna Şahin

Dezavantajlı örgüt temsilcileri

 

18 Ocak Çarşamba

Atlıhan Otel

13.30-15.30

1.oturum

Cinsel Sağlık Hizmetlerine Erişim ve Karşılanmamış İhtiyaçlar

Gökhan Yıldırım UNFPA

15.30-17.00

2.Oturum

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve Korunma

Prf.Dr. Gülden Ersöz

17.00-20.00

3.Oturum

Cinsellik Atöyesi LezBiFem

Gizem Taş, Ece Gün

 

19 Ocak Perşembe

Atlıhan Otel

13.00-15.00

1. Oturum

Toplumsal Cinsiyetin Ekonomiye yansıması

Prf. Dr.Ayşe Gül Yılgör

17.00-20.00

2. Oturum

OHAL de Kadın ve LGBTİ Hareketi

Remzi Altunpolat

Gülistan Kılıç Koçyiğit

 

(Kaos GL)

 

Pembe Hayat KuirFest’den James Baldwin özel bölümü

12 – 19 Ocak tarihleri arasında Ankara’da, 26 – 28 Ocak tarihleri arasında ise İstanbul’da gerçekleşecek olan 6. Pembe Hayat KuirFest’in başlamasına sadece bir gün kaldı!

Festival bu yıl ünlü yazar, aktivist James Baldwin için özel bir bölüm hazırladı. Geçtiğimiz yıl ‘Qara Kuir’ bölümüyle Britanya siyah kuir mücadelesine geniş yer ayıran KuirFest, bu yıl da cinsellik ve kimlik konularını işleyen romanları ve ırkçılığa karşı insan haklarını savunan yazılarıyla tanınan James Baldwin’in Amerika’dan İstanbul’a uzanan hayatının ve eserlerinin izini sürecek.

Özel bölüm kapsamında, ünlü yazarın hayatını ele alan belgesellerden, günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan metinlerine ve panellere, geniş bir program KuirFest takipçileriyle olacak.

‘Amerika’dan Türkiye’ye: Baldwin’in İzinde’  başlıklı bölüm; ünlü yazarın hikâyesinin Amerika ayağından kesitler sunan Bu Çekici Al (Take This Hammer, 1963), James Baldwin: Etiketin Bedeli (James Baldwin: The Price of The Ticket, 1989) ve  Baldwin’in Zencisi (Baldwin’s Nigger, 1968) ile Türkiyeli yönetmenlerden Kırık Beyaz Laleler (Off-White Tulips, 2013) ve James Baldwin: Başka Bir Yerden (James Baldwin: From Another Place, 1973) filmlerine ev sahipliği yapacak.

https://www.youtube.com/watch?v=ryuAW_gnjYQ

Baldwin’in Zencisi, aktivist, komedyen Dick Gregory’nin James Baldwin ile 1960’ların İngiltere ve Amerika’sındaki siyah kimliği hakkında gerçekleştirdiği bir tartışmayı belgeliyor. İngiltere’deki siyah hareket üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Horace Ové filmografisinin ilk yapımlarından biri olan film, Baldwin’in bugün de güncelliğini ve provokatif yanını koruyan fikirlerini mercek altına alıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=A-x7TP4z3fA

Richard Moore imzalı Bu Çekici Al, 1963’te James Baldwin’in San Francisco’ya, bir Afro-Amerikan topluluğunun üyeleriyle buluşmak üzere gerçekleştirdiği yolculuğu belgeliyor. Ziyaret süresince Baldwin, şehirdeki siyah bireylerin, yansıtılanın dışındaki gerçek hayatını keşfediyor.

Karen Thorsen’ın yönettiği televizyon yapımı James Baldwin: Etiketin Bedeli ise ünlü yazar ve aktivistin konuşmaları, röportajları ve katıldığı konferanslardan montajlanan görüntüleri ile yakınlarının tanıklıklarına başvuran güçlü bir portre filmi. Baldwin’in mücadeleci ve idealist kişiliğini yansıtan belgeselde yazarın eserlerinden parçalar da Maya Angelou’nun sesinden aktarılıyor.

Aykan Safoğlu’nun Oberhausen Uluslararası Kısa Film Festivali’nde Özel Jüri Ödülü alan filmi Kırık Beyaz Laleler James Baldwin ile kurgusal bir diyaloğu konu alıyor. Film, otobiyografik türün sınırlarını aşan bir video denemesi olarak geçtiğimiz yıllarda büyük ilgi uyandırmıştı. Geçtiğimiz yaz hayatını kaybeden ünlü fotoğrafçı Sedat Pakay’ın imzasını taşıyan Başka Bir Yerden: James Baldwin ise, James Baldwin’in İstanbul’daki günlerini belgeleyen özel bir yapım.

‘Amerika’dan Türkiye’ye: Baldwin’in İzinde’  bölümü kapsamında yönetmen ve sinema yazarı Zeynep Dadak’ın katılımıyla Baldwin üzerine söyleşeceğimiz bir etkinlik gerçekleşecek.

 

(Yeşil Gazete)

2. İDK da ertelendi, #kazdağıhepimizin #takipteyiz

Türkiye’nin oksijen deposu Kazdağlarına yapılmak istenilen Çırpılar Termik Santrali Projesi, bölgedeki doğal yaşam alanları ile beraber içme suyu havzalarını ve tarımsal üretimi tehdit ediyor. Projenin 11 Ocak 2017’de (bugün) Ankara’da gerçekleştirileceği duyurulan 2. İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısının hava muhalefeti nedeniyle ertelendiği belirtildi. Kazdağıseverler ve sivil toplum kuruluşları konunun yakın takipçisi olacaklarını açıkladılar.

Çanakkale’ye bağlı Yenice İlçesinin Çırpılar Köyü yakınlarında Taşzemin A.Ş. tarafından yapılması planlanan ve resmi belgelere göre yılda 3,5 milyon kömür tüketecek ve 90 adet futbol sahası büyüklüğünde bir alanın külle kaplayacak olan toplam 200 MW kurulu güce sahip santrale izin verilmemesi için tüm Türkiye çapında sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar bir haftadır kampanya yürütüyorlardı. İDK toplantısına halk sağlığına ve çevreye olan etkileri nedeniyle katılma talebinde bulunan Türk Tabipler Birliği, Türk Toraks Derneği, Greenpeace Akdeniz gibi kurumların toplantıya katılma talepleri reddilmişti.

Daha önce de 3 Şubat 2016’da yapılacağı duyurulan komisyon toplantısı Agonya Ovasındaki 72 köy muhtarının 65’inin imzaladığı itiraz dilekçelerin bölgeyi temsilen Hüseyin Soylu tarafından kurumlara sunulmasının ardından ileri bir tarihe ertelenmişti. Ardından, 23 Mart 2016’da Ankara’da gerçekleştirilen İDK’da ise itirazlar dikkate alınmış ve saptanan eksiklerin giderilmesi için firmaya süre verilmişti.

Kazdağı’na 1,3 milyon ton kül yağmasına ve soğutma için 3,5 milyon metreküp su çekilerek Çanakkale’nin, Gönen ve Bandırma gibi önemli ilçelerin içme ve sulama suyunun tükenmesine, bölgede yetiştirilen kapya biberi, Kalkım çileği gibi ürünlerin de yok olmasına neden olacak olan projenin İDK toplantısında onaylanmaması için hep beraber harekete geçerek projeye itiraz edilmesi çağrısında bulunmuştu. Destek çağrısının ardından Çanakkale, Ankara ve İstanbul’dan pek çok derneğin yanı sıra Amasra, Bursa, Aliağa, Eskişehir, Afşin, Gerze, İzmir gibi tüm Türkiye çapında en az 10 farklı ildeki sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlardan bilgi edinme hakkı çerçevesinde üzerinden online olarak veya postayla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na şu ana kadar ulaşılan en büyük İDK itiraz miktarından birisi olan en az 500 itiraz dilekçesi gönderildi. Ayrıca 9 Ocak 2017 Pazartesi akşamı başlatılan sosyal medya kampanyası twitterda toplamda 574.500 kişi #kazdağıhepimizin etiketi ile paylaşımlar yaparak ve Kazdığı’nın sesini twitterda saat 21.35 itibariyle en çok konuşulan konularda 3. sıraya yükseltti. Ayrıca change.org sitesinde Çanakkale TEMA tarafından ’Çanakkale’ye Sahip Çık’ diyerek açılan imza kampanyası da büyük ilgi görerek kısa zamanda 50.000 kişi tarafından imzalandı.

Bütün Kazdağı severler ve daha önce destek çağrısında bulunan İda Dayanışma Derneği, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Yeşil Yenice Dayanışması, Yuva Derneği ve 350 Ankara başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları Taşzemin A.Ş. şirketini projeden vazgeçmeye davet etmenin yanı sıra, ileri bir tarihe ertelendiği açıklanan 2. Inceleme ve Değerlendirme Komisyonu toplantısını izlemeye ve konuyu takip etmeye devam edeceklerini açıkladılar.

 

(Yeşil Gazete)