Kocaeli’nin İzmit ilçesinde, İSU Genel Müdürlüğü inşaat alanında yapılan kazı çalışmaları sırasında bulunan ve Roma dönemine ait olduğu tahmin edilen lahit mezar sayısı 5’e yükseldi. Son 2 mezarın İstanbul yönüne doğru bulunduğu öğrenildi.
Serdar Mahallesi’ndeki İSU Genel Müdürlüğü binası alanında inşaat için başlatılan temel kazıları sırasında 3 lahit mezara rastlanılması üzerine Kocaeli Müze Müdürlüğü görevlileri harekete geçti. Söz konusu alanda arkeolojik çalışmalara başlayan Müze Müdürlüğü görevlileri, 2 lahit mezara daha ulaştı.
Roma döneminde yaşayan orta sınıf üstü insanlara ait olduğu tahmin edilen mezarlar, çalışmaların tamamlanmasının ardından müzeye taşınacak. Kocaeli Kültür ve Turizm Müdürü Adnan Zanburkan, yaptığı açıklamada, şu anda bölgede çalışmaların devam ettiğini belirterek, “Lahit sayısı şu anda 5 oldu. İstanbul yönüne doğru 2 lahit daha bulundu. Lahitlerde yapılan ilk incelemelere göre, aralarında çocuk mezarları da var. Diğer mezarlardan boyut olarak daha küçük. Alanda çalışmalar devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
İzmit ilçesi Serdar Mahallesi’ndeki İSU Genel Müdürlüğü binası alanında inşaat için başlatılan temel kazıları sırasında dün 3 lahit mezar bulunmuştu.
Dünyanın en izole ve saldırgan toplumlarından biri olan Sentinel Kabilesi’nin yer aldığı video görüntüleri YouTube’da yayınlandı.
Yaklaşık 60 bin yılı aşkın süredir Hint Okyanusu’ndaki Kuzey Sentinel Adası’nda yaşayan kabile üyeleri; modern toplumsal düzeni reddederek, dış dünyadan izole olarak yaşamını sürdürüyor.
Dışarıdan gelen herhangi bir yabancı toplumla iletişim kurmayı reddeden ada halkı, gelen kişilere oklarla saldırarak agresif tutumunu açık bir şekilde gözler önüne seriyor.
Dışarıdan gelen herhangi bir yabancı toplumla iletişim kurmayı reddeden ada halkı, gelen kişilere oklarla saldırarak agresif tutumunu açık bir şekilde gözler önüne seriyor.
Sentinel Kabilesi hakkında bir belgesel olan video görüntülerinde, kabile üyeleri ile iletişim kurmaya çalışan kameramanın, ada halkının sert tavrıyla karşılaştığı gözlemleniyor.
Avrupalı sömürgecilerin daha büyük Andaman Adaları’na yaptıkları ziyaretler ve batık gemiden kurtulup vahşi Kuzey Sentinel Adası’nda hayatta kalmaya çalışanlar haricinde, Sentinel Adası büyük ölçüde bakir kalmış.
1880 yılında İngiliz bilim insanı M.V Portman liderliğindeki bir keşif ekibi 6 yerliyi adadan zorla kaçırdılar. Bu 6 yerlinin bir kısmı hastalıktan öldü. Hayatta kalanları ise keşif ekibi yanlarında hediyelerle adaya geri bıraktılar. Bu ziyaretin dışında ada halkı 20. yy’ın ortasına kadar bir daha rahatsız edilmedi fakat Portman fotoğrafta görülen Andamanlı kabile üyelerinin üzerinde antropolojik çalışmalarını sürdürdü.
1960’larda Hint Hükümeti Sentinel halkıyla bağlantı kurma görevine kalkıştı ve 1967’de adaya düzenli ziyaretler yapılmaya başlandı fakat bu ziyaretler adalılara hediyeler bırakıp oradan ayrılmanın ötesine geçemedi.
1981 yılında Primrose isimli Panamalı yük gemisi ada kıyısındaki resiflerde çakılı kaldı. Sentinel yerlileri, gemideki silahsız mürettebat kurtarılmayı beklerken üzerlerine oklar yağdırdı.
Bundan 10 yıl sonra, Hint antropolog Madhumala Chattopadhyay yaptığı bir kaç ziyaret sırasında adalılarla dostane iletişimler kurmayı başardı.
O ziyaretlerden sonra Sentinelliler arkadaş canlısı tavırlarından tekrar uzaklaştılar. 2004 yılında Hint Okyanusu’nda meydana gelen tsunami sonrasında bölgede incelemeler yapan helikoptere oklarla saldırdılar.
Bir başka ilginç nokta ise; Sentinel Halkı bu fırtınayı önceden tahmin etmiş ve adanın yüksek bölgelerine kaçarak tehlikeyi atlatmışlardı.
Günümüzde bu ada hala hem ada sakinlerinin hem de ziyaretçilerin güvenliği için ‘girişe kapalı bölge’ olarak tutuluyor. Bölgeye herhangi bir bilimsel gezi çalışması yapılmıyor ve Sentinel Kabilesi modern toplumdan uzak olarak yaşamına devam ediyor.
Mavi Yeşil Doğa ve Bilim Derneği üyeleri İskenderun sahilinde bir yandan Kızıldeniz’den gelen zehirli denizanalarını toplarken, diğer yandan herkesi, ölmüş dahi olsa bunlara dokunmaması konusunda uyarıda bulundu.
Doç. Dr. Tahir Özcan, havaların ısınmasıyla hafta sonlarını deniz kenarında, sahillerde geçiren veya denize giren vatandaşların dikkatli olmasını isteyerek, “Akdeniz kıyılarında sıcaklığın artmasıyla birlikte şubat ayı sonunda Lübnan kıyılarında denizanası artışları bilim adamlarınca gözlemlenmeye başlamıştır. Yaklaşık 2 hafta sonra bu artış ülkemiz kıyılarında görülmeye başlanmıştır. Son günlerde güney sahillerimizde sıcaklıkların artmasıyla birlikte sahillerde, liman ve mendirek diplerinde insanların yoğun olarak bulundukları yerlerde birçok denizanasına rastlanmaktadır. Kıyılarımızda özellikle Kızıl Deniz göçmeni olan zehirli denizanası Rhopilema nomadica (Göçmen Denizanası) türünün görülme sıklıklarında artış gözlemlenmeye başlanmıştır” dedi.
Muğla ve Mersin bölgelerinde de görülen Zehirli Göçmen Denizanasının hassas ve yumuşak ciltli olan insanlar üzerinde ciddi sorunlar yarattığına dikkat çeken Özcan, şunları söyledi:
“Kıyılarda ölmüş dahi olsa kesinlikle temas edilmemelidir. Temas edildiğinde dokunaçlarındaki kapsüller içinde bulunan yaklaşık 1-5 milyarın arasındaki burgulu iğne şeklindeki zehirli hücreler (Nematosist) aktif hale geçerler. Deriye temas ettiğinde bu kapsüller patlar ve zehirin etkisiyle yanma ve kaşınma hissi başlar. Ne olursa olsun zehirin vücuda daha fazla yayılmaması için kesinlikle ovuşturmamalı veya kaşınmamalıdır. Ovuşma ve kaşıma daha fazla nematosist’in aktif hale gelmesiyle vücuda vereceği zarar daha şiddetli olacaktır. Kesinlikle tatlısu ile temizlenmeye çalışılmamalı. Tuzlu suyu veya amonyak ile temizlenmeli daha sonra sağlık kuruluşuna gidilmelidir.”
Polonya’nın başkenti Varşova’daki bir evsizler barınağının sakinleri, dünyayı dolaşmak için bir gulet inşa ediyor.
AFP’nin haberine göre proje, yaklaşık 10 yıl önce eski bir liman işçisi olan Peder Boguslaw tarafından Saint Lazarus barınağında başlatıldı. Gemi inşasındaki teknik bilgisi ve yeteneğini ortaya koyan Boguslaw, inşa sürecinin evsizlerin kendilerine güvenini artırarak iş gücüne yeniden katılımlarını ve takım çalışmasını destekleyeceğine inandı.
Boguslaw’ın 2009 yılında hayatını kaybetmesinin ardından mezarın başında başladıkları işi bitirme sözü veren barınak sakinleri, en başta birçok kişinin kendilerine inanmadığını ancak guletin her geçen gün büyümesinin ardından tepkilerin değiştiğini ifade etti.
Polonyalı gemi üreticisi Bogdan Malulepzy’in planlarını bağışladığı, birçok firmanın da metal, kablo, boya ve diğer malzemeler için destekte bulunduğu BM-57 model guletin gelecek 2 yıl içerisinde suya inmesini planladıklarını söyleyen barınak sakinleri, sonrası için planlarını şöyle özetledi:
“O zaman sağlığımız yerinde olursa yapılacak tek şey kalıyor; yelken açacağız ve yola çıkacağız.”
Rusya’nın St. Petersburg kentinde metro istasyonlarından birinde iki ayrı patlama gerçekleştiği belirtiliyor. Patlamalarda en az 10 kişinin öldüğü, 20 kişinin de yaralandığı belirtildi. Rusya Devlet Başkanı Putin, ‘terörizm de dahil’ tüm ihtimallerin değerlendirildiğini açıkladı.
Öğleden sonra 15:00 sularında gerçekleşen patlamayla ilgili TASS ve Reuters haber ajansları patlamada en az 10 kişinin öldüğünü duyururken hayatını kaybedenlerin sayısını ilk olarak 20 olarak açıklayan Sputnik, daha sonra 10 kişinin öldüğü bilgisini geçti.
Bölgeye çok sayıda ambulans sevk edilirken polis patlamanın yaşandığı metro istasyonu çevresinde geniş güvenlik önlemi aldı.
Hürriyet gazetesi Moskova Temsilcisi Nerdun Hacıoğlu, saldırının terör saldırısı ihtimali üzerinde durulduğunu belirterek “Güvenlik güçleri terör saldırısı ihtimali üzerinde duruyor” diye konuştu.
Putin: Terörizm dahil her ihtimali değerlendiriyoruz
Rusya Devlet Başkanı Putin’in patlamanın ardından yaptığı ilk açıklamada hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diledi.
Putin şunları söyledi:
“St. Petersburg yetkilileri ve federal yetkililer, metrodaki patlamalarda yaralananlara destek vermek için her şeyi yapıyor. St. Petersburg yetkilileri ve federal yetkililer, metrodaki patlamalarda yaralananlara destek vermek için her şeyi yapıyor. Patlamanın nedenlerinden bahsetmek için erken. Terörizm dahil her ihtimali değerlendiriyoruz.”
Meksika’da yayın yapan bölgesel bir gazete, gazetecilere karşı girişilen şiddet olayları ve sorumluların cezalandırılmaması nedeniyle kağıt baskısına son verdi. “Hoşça kalın” başlıklı veda yazısında Norte Gazetesi Editörü Oscar Cantu Murguia, ülkenin gazeteciler için çok tehlikeli bir ortam haline gelmesi ve gazeteci cinayetlerinin cezasız kalması nedeniyle gazeteyi kapatma kararı aldıklarını yazdı.
Norte de Ciudad Juarez gazetesinde yayımlanan başyazıda, dünkü sayının gazetenin basılan son sayısı olduğu belirtildi.
Ancak gazete, internetten yayına devam edecek.
Gazetenin muhabirlerinden Miroslava Breach geçen ay Chihuahua kentinde silahlı saldırı sonucu öldürülmüştü.
Breach sekiz kurşunla öldürülürken, saldırı sırasında araçta bulunan bir çocuk yara almadan kurtulmuştu.
Saldırganlar olay yerine “Boş boğazlı olduğu için” yazılı bir not bırakmışlardı.
Breach, Norte de Ciudad Juarez ve başkent Mexico City’de çıkan ulusal La Jornada gazetesi için Chihuahua eyaletindeki organize suç örgütleri ve siyasetçiler arasındaki bağlantılar konusunda birçok habere imza atmıştı.
Gazetecileri Koruma Komitesi, Meksika’da 1992’den bu yana 35 gazetecinin haberleri nedeniyle öldürüldüğünü ve bunların yarısının aynı zamanda işkence de gördüğünü söylüyor.
Kuruluşa göre, üç gazeteci de gönderildikleri tehlikeli görevlerde öldürülürken, aynı dönemde 50 gazeteci de sebebi net olmayan saldırılarda hayatlarını kaybetti.
Chihuahua eyaletinin valisi, geçen ay hükümetinin organize suç örgütleriyle başa çıkabilecek araçlara sahip olmadığını söylemiş ve yerel polisin uyuşturucu kartelleriyle mücadele edebilmesi için federal hükümetten kaynak talep ettiğini vurgulamıştı.
Nijerya’nın Borno bölgesinin başkenti olan Maiduguri’deki düğüne gelen canlı bombayı bir köpek canı pahasına durdurdu.
Nijerya yerel basınında yer alan bilgilere göre genç kızın üzerinde canlı bomba ekipmanı olduğunu fark eden köpek, kızın kendisini kalabalık içinde patlatmasına mani oldu.
Polis, köpeğin kızı fark edince üstüne gittiğini ve havladığını ifade etti.
Saldırgan kız kendisini köpekten kurtarmaya çalışırken pimi çekti.
Önceki saldırılarda onlarca insan hayatını kaybederken bu sefer cesur köpek canını vererek çok sayıda insanın hayatını kurtardı.
Polis, köpekten başka can kaybı yaşanmadığını açıkladı.
Son 6 ayda ülke genelinde ve Maiduguri’de çok sayıda saldırı meydana geldi.
2009’da Boko Haram ayaklanması başladığından bu yana da yaklaşık 100 bin kişi öldürüldü.
Köpeğin hayat kurtardığı saldırı 3 canlı bombanın kendilerini düğüne yakın olan 2 noktada patlatmaları üzerine yaşandı.
Sırbistan’da gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dikkat çekici bir aday oyların yüzde 10’unu toplayarak seçimlerde 3. oldu. 25 yaşındaki komedyen Luka Maksimoviç, seçim vaadi olarak yolsuzluk yapacağını ama diğer siyasetçilerden farklı olarak çaldığı paraları halkla paylaşacağını söylüyordu.
Sırbistan’da pazar günü gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimlerine parodi yapan 25 yaşındaki Luka Maksimoviç isimli aday, yaklaşık yüzde 10 oy alarak üçüncü oldu. Seçilirse yolsuzluk yapacağını lakin diğer siyasetçilerden farklı olarak çaldığı paraları halkla paylaşacağını söyleyen Maksimoviç, 11 adayın yarıştığı seçimlerde yaklaşık 350 bin oy alarak üçüncü oldu.
Beyaz takım elbisesi ve paçalarının üzerine çektiği yün çoraplarıyla dikkat çeken “Beli” (Beyaz) lakaplı genç komedyen, aralarında Sırbistan’ın eski Dışişleri Bakanı Vuk Jeremiç’in de yer aldığı birçok tecrübeli siyasetçiyi geride bıraktı. Seçim sonrasında basına konuşan Maksimoviç, sonuçlardan memnun olduğunu lakin Sırp halkının uydurma bir şahsiyete bu denli teveccüh göstermesinin alarm verici olduğunu söyledi.
13 Mart tarihi itibarıyla 10 binden fazla imza toplayarak resmen aday olan Maksimoviç, seçim kampanyası boyunca yayınladığı renkli parodiler ve programlarla bölge basınının da ilgisini çekmişti. “Samo Jako” (Hep güçlü) sloganıyla başlattığı seçim kampanyasına bir müzik klibi de çeken Maksimoviç, göreve gelmesinin “yoksulların cevap niteliğindeki şamarı” olacağını söylüyordu.
Enflasyon mart ayında TÜFE’de yüzde 1,02 artış gösterdi. Yıllık enflasyon yüzde 11,29’la Ekim 2008’den beri en yüksek düzeye yükseldi. Martta en yüksek fiyat artışı yüzde 27,53 ile mandalinada görüldü.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, mart ayında TÜFE yüzde 1,02 ile beklentilerin üzerinde artış kaydetti. Beklenti yüzde 0,6 artış yönündeydi.
8,5 yılın en yükseği
Yıllık enflasyon TÜFE’de yüzde 11,29’a yükseldi. Şubatta yıllık TÜFE yüzde 10,13 düzeyindeydi.
Enflasyon yıllık bazda Ekim 2008’den beri en yüksek düzeye çıktı.
Aylık en yüksek artış giyimde ve ayakkabıda
Aylık en yüksek artış yüzde 1,99 ile giyim ve ayakkabı grubunda görüldü. Ana harcama grupları itibariyle mart ayında TÜFE’de yer alan gruplardan gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1,93, sağlıkta yüzde 1,88, eğlence ve kültürde yüzde 1,55 ve ev eşyasında yüzde 1 artış gerçekleşti.
Alkollü içecekler ve tütün grubunda aylık değişim gerçekleşmezken, endekste hiçbir grupta düşüş yaşanmadı.
Yıllık bazda en fazla artış yüzde 21,71 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti. TÜFE’de, bir önceki yılın aynı ayına göre ulaştırmada yüzde 17,69, sağlıkta yüzde 13,28, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 12,53, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 12,51 artış meydana geldi.
Zam şampiyonu mandalina
Tüketici fiyatları bazında martta en yüksek fiyat artışı yüzde 27,53 ile mandalinada, en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 27,9 ile yeşil soğanda görüldü.
Martta endekste kapsanan 414 maddeden; 42 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 282 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 90 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti.
Türkiye’nin en büyük güneş enerjisi yatırımı olarak Konya Karapınar’da kurulacak olan 1000 megavat(1 GW) kurulu güce sahip güneş santralı, fotovoltaik güneş modülü üretim fabrikası ve Ar-Ge merkezi kompleksi ihalesini Kore firması Hanwha ile Türkiye firması Kalyon ortaklığı kazandı. 20 Mart’ta açıklanan ihale sonucuna göre 2 bin kişiye istihdam sağlaması beklenen projenin 21 ayda bitirilmesi hedefleniyor.
İhaleyi alan Hanwha şirketi dünyanın bu konuda sayılı firmalarından biri. Çok sayıda yatırımı bulunan Koreli firma, güneş enerjisi alanında çeşitli ödüllere sahip. Öte yandan Kalyon şirketi Türkiye’de doğayı tahrip eden büyük projeler arasında açılışı geçen yıl yapılan Üçüncü Köprü (Yavuz Sultan Selim Köprüsü) ve yapımı devam eden Üçüncü Havaalanı ihalesini kazanan firmalardan biri olarak tanınıyor. Kalyon grubunun web sitesinde güneş enerjisi yatırımlarına dönük herhangi bir bilgi bulunmuyor.
Türkiye’de yenilenebilir enerji politikaları açısından önemli bir adım olan ihale sektör temsilcilerini ve bu alanda çalışan uzmanları şimdiden heyecanlandırmışa benziyor. İki bin hektar alan üzerinde kurulacak olan Karapınar güneş santralı projesinin tamamlanmasıyla yılda 1 milyar kilovatsaat elektrik üretilmesi hedefleniyor. Bu da yaklaşık 600 bin evin elektrik ihtiyacının karşılanması anlamına geliyor.
Projenin 2 bin 150 kişiye istihdam sağlaması beklenirken, santrala 1 milyar dolar yatırım yapılması, kurulacak fabrikaya da 300 milyon dolar harcanması öngörülüyor.
YEKA nedir?
Söz konusu ihale Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalesi. YEKA ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 10 Ekim 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği”nde tanımlanıyor. Buna göre, yönetmelik çerçevesinde kamu ve hazine taşınmazları ile özel mülkiyete konu taşınmazlarda büyük ölçekli yenilenebilir enerji kaynak alanları (YEKA) oluşturularak, yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması sağlanacak. Başka bir deyişle kamuya ait büyük arazilerin, enerji santralleri ile değerlendirilmek üzere tahsisi sağlanacak. Yönetmeliğe göre bu alanlar Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından veya YEKA amaçlı bağlantı kapasite tahsisi olarak iki şekilde geliştirilebilecek.
Türkiye’nin güneş karnesi zayıf
Bu devasa boyutlardaki güneş projesini hayata geçirmeye hazırlanan Türkiye’nin yenilenebilir enerji, özellikle de güneş alanında geçmiş yıllar karnesi oldukça zayıf. Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi’ne (TEİAŞ) ait veriler güneş enerjisine yönelik ilgisizliği gösteriyor.
Türkiye’de elektrik enerjisi kurulu gücünün kaynaklara göre dağılımı – 2015 (Kaynak: TEİAŞ)
TEİAŞ verilerine göre 2015 yılında kurulu gücün birincil kaynaklara göre dağılım tablosunda güneş enerjisi 248 MW ile yüzde 0,34 paya sahipti. Yine TEİAŞ “Türkiye kurulu gücünün birincil enerji kaynaklarına göre gelişimi verilerine” göre Türkiye’nin güneş enerjisinde 2005-2015 yılları arasında ciddi bir gelişme kaydedilmemiş olması da dikkat çekici bir nokta.
Türkiye’de elektrik enerjisi kurulu gücünün kaynaklara göre değişimi (2005-2015)
Son rakamlara göre ise Türkiye’de halen işletmede olan 1.078 güneş santralının toplam kurulu gücü 898,9 megavat ve 2016 yılında bu santrallarla yaklaşık 1 milyar kilovatsaat elektrik üretimi yapılmış. Bu santralların tamamına yakını 1 megavattan küçük lisanssız güneş panellerinden oluşuyor.
Şubat 2017 itibariyle elektrik enerjisi kurulu güç tablosu
‘Teknoloji ve Ar-Ge transferi konusunda önemli katkısı olacak’
Kutay Kaleli
Şu ana kadar atılmış en büyük adımlardan biri olan son ihale, sektör temsilcilerine göre oldukça sevindirici ve bir o kadar da önemli. Uluslararası Güneş Enerjisi Türkiye Topluluğu Bölümü (GÜNDER)Başkanı Kutay Kaleli “çok olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz” diyenlerin başında geliyor. “Hem yerlilik hem de millilik anlamında projenin Türkiye’ye çok şey katacağını” söyleyen Kaleli’ye göre projenin en önemli katkısı hem teknoloji hem de Ar-Ge transferi anlamında olacak.
Hanwha’nın ihaleyi almış olmasının yatırım için ayrıca bir değerinin olduğunu söyleyen Kaleli, şirket için “Hanwha şirketi bu işleri dünyada en iyi yapan firmalardan biri, belki de en büyüğü” diyor. İhalenin fiyatı için ‘doğru yoldayız’ diyen Kaleli’nin bu konudaki değerlendirmesi de şöyle:
Kutay Kaleli: “Fiyat da çok uygun.”
“Fiyat anlamında konuşursak şu an oluşan fiyat 13,3 cent, ancak yerli panel ve yerli katkılarla birlikte bu 19 cente çıkıyordu. Bu rakam için üst bir limit oluştu, bu da 7 cent. Buna Ar-Ge de dahil. Sadece santral kuruluyor olsaydı bu fiyat 7 centin de altında olacaktı. Bu 7 centlik fiyat ilave maliyetler oluşturmayacaktır. Çünkü piyasaya baktığınızda yazın ortaya çıkan marjinal fiyatlarla karşılaştırdığınızda 7 centlik bir fiyat oluşuyor. Santralın üretim yapacağı vakitler yaza denk geleceği için santralın ek bir maliyeti oluşmayacaktır. Bu açıdan fiyatı çok uygun buluyorum.”
Benzer bir proje Niğde’de hayata geçirilecek
Kutlu, Bakanlığın bu yöneliminin hızlanarak devam edeceğini belirterek, ayrıca Niğde’de bir güneş enerjisi santralı kurmak için de çalışma sürdürüldüğünü, hem güneş hem de rüzgar enerjisine dönük ikinci ve üçüncü saha ihalelerinin geleceğini ifade ediyor.
Mehmet Özaydın
Sunlego Enerji Sistemleri Firması yöneticilerinden ve GÜNDER Yönetim Kurulu Başkan YardımcısıMehmet Özaydın da ihaleyi fiyat konusunda uygun buluyor. Özyadın’ın değerlendirmesi de “13,3 cent denilen şebekeye enerji satış fiyatı, böyle bir yatırım olmasına rağmen 7 cente kadar düşebiliyor. Bu iyi bir şey” şeklinde. Fiyat dışında başka bir noktaya dikkat çeken ve madalyonun diğer yüzüne bakılması gerektiğini dile getiren Özaydın, sektörde bulunan 20 küçük üreticinin de bu tür projelere dahil olma noktasında “devlet desteği şart” diyor.
Mehmet Özaydın: “Proje küçük üreticilere doğru yayılmalı”
Enerji Bakanı’na bu konuda çok iş düştüğünü belirten Özaydın’a göre projesinin sonuçlarını görmesi açısından küçük üreticiye devlet desteğinin ve güvencesinin verilmesi gerekiyor. Küçük üreticinin özellikle mevzuat değişikliği konusunda sıkıntı yaşadığını ve zarar gördüğünü dile getiren Özaydın önerilerini şöyle sıralıyor:
“Bu mevzuat değişikliklerini artık yavaş yavaş sakinleştirmek lazım. Türkiyeli üreticilerin bu sektörün bir parçası olması lazım. Sektörün monopol veya oligopol olmasına izin verilmemeli. Bu yatırımların dağılması ve küçük üreticilere doğru yayılması şart.”
Dışa bağımlılığın bitmesi için yenilenebilir enerji teknolojisine geçilmeli
Bengisu Vural
TEPAV Makroekonomi Çalışmaları Program Direktörü Bengisu Vural ise daha temkinli olanlardan. Yenilenebilir enerji ekonomisi ve dışa bağımlılık konusunda çalışan Vural, “dışa bağımlılık açısından yenilenebilir enerjinin hem teknoloji hem de kaynak bakımından daha geniş çerçevede ele alınması lazım” diyor. “Yerli kaynaklara eğildiğimizde de aslında tam yerli olmuyor” yorumunda bulunan Vural “Güneş bedava su bedava o açıdan güneş enerjisi dışa bağımlılık açısından daha olumlu görünüyor, ama onda da en büyük eleştiri teknolojide dışa bağımlı olmamız” ifadelerini kullanıyor.
Vural teknolojide dışa bağımlı olmamızın sebebini şöyle açıklıyor: “Ülkeler teknolojik yatırımlarını yaparken bizim biraz da ‘durun biraz ucuzlasın, gelişsin de öyle alalım’ deyip bu işleri geciktirmemizden ve bu kaynakları sınırlandırmamızdan kaynaklanıyor.”
“Bu konuda gelişmiş bir seviyede değiliz” değerlendirmesinde bulunan Vural “Her şeyden çok genişleyebilecek bir potansiyelimiz var. Karapınar’daki büyük tesislerin yanında aslında daha önemlisi çatı üstü uygulamalar piyasaları geliştirecek, çünkü orada da çok büyük potansiyel var” sözleriyle geleceğe dair olumlu bir projeksiyon çiziyor.
Bengisu Vural: “Dışa bağımlı olmamızın nedeni teknoloji yatırımlarını geciktirmemiz”
Yenilenebilir enerjinin gelişmesi için çeşitli sektörlerin iç içe geçen ve birbirini destekleyen noktada olması gerektiğini savunan Vural’a göre yenilenebilir enerji teknolojisi, Türkiye seviyesinin çok üzerinde, bu alanda kendimizi geliştirmek demek, aynı zamanda Türkiye’nin teknolojik seviyesini yükseltmek anlamına da gelecektir.
Vural’ın son sözleri Özaydın’ın küçük üreticiler konusundaki sözlerini destekliyor: “Karapınar’daki tesis bir montaj sanayisi haline gelecekse çok bir faydasını görememiş olacağız. Teknoloji transferi sağlayacak ve küçük üreticilere doğru yayılacaksa sanayi anlamında çok önemli katkıları olacaktır.”
Rusya krizi etkili oldu
Oral Kaya
Yenilenebilir enerji konusunda aktif bir çaba sarf eden ve Çanakkale Yenilebilir Enerji Kooperatifi Kurucularından olan Oral Kaya da ihaleyi Türkiye’nin yatırım yapılabilir bir ülke haline gelmesinin ilk adımı olarak değerlendiriyor. Türkiye’de şu an kurulu güneş enerjisinin toplam 1 GW olduğunu belirten Kaya’ya göre tek bir hamlede Karapınar’da kurulacak santralın 1 GW olması da ayrıca sevindirici bir gelişme.
Türkiye’nin böyle büyük bir yatırıma aniden yönelmesini de değerlendiren Kaya, Rusya krizinin etkili olduğunu belirterek “Bu yatırım Rusya krizinden sonra yoğun bir şekilde alternatif bulma ihtiyacından kaynaklandı. Yoksa alternatif kaynaklara ve yenilenebilir enerji yatırımlarına bu kadar hızlı bir şekilde yönelmeyi hükümetimiz henüz düşünmüyordu” diyor.
Karapınar’da kurulması planlanan termik santralın bu projeye etkisini sorduğumuz Kaya uzun erimli bir öngörüde bulunarak şu cevabı veriyor:
“O termik santral çok büyük ihtimalle yapılmayacak. Türkiye termik santrallerdan yavaş yavaş vazgeçecek. Çünkü yatırımcılar artık bu alana devletin desteği ve isteği olsa da yönelmemeye başladı. Kurulu olan termik santralların yüzde 20’si çalışmıyor. Bu kömür fiyatlarının yükselmesiyle de ilgili.”
Projeyle birlikte Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşıp ulaşmayacağı tartışmasının yapılması için halen erken olduğunu savunan Kaya’nın, ihaleyi alan Kalyon firması konusunda çekinceleri olsa da “umarım bu proje Kalyon’nun ufkunu açacaktır. Hiç olmazsa onun yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesini sağlayacaktır” diyor.
Türkiye, yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşacak mı?
Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar
Güneş enerjisi ve daha genel olarak yenilenebilir enerji konusunda uzun yıllardır çalışan Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar yenilenebilir enerjinin ucuz olduğuna dikkat çekerek “Bu ihale merkezi olarak güneş ve rüzgarın diğer tüm konvansiyonel elektrik üretim biçimlerinden daha ucuz olduğunu kanıtladı” diyor.
İhalenin fiyatında da işaret eden Uyar şu yorumda bulunuyor:
“Fiyat normal olarak kilovat başına 4 dolar cent olmalıydı. Yerli üretim ve araştırma altyapısı kurma şartı fiyatın yükselmesine neden oldu. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ülkemizin cari açığının güneş enerjisi kullanarak kapatabileceğini ve güneşin kömürden daha ucuz olduğunu dile getirdi. Enerji Bakanımız, Karaman ihalesi fiyatına atıfta bulunarak Türkiye’de elektrik fiyatı normalinin üç misli azaldığını açıkladı.
Tanay Sıdkı Uyar: “Yenilenebilir enerjinin ucuz olduğu kanıtlandı.”
Uyar’ın da diğer uzman ve sektör temsilcileri gibi ihalenin büyüklüğü ve merkeziyetçi yapısına dair çekinceleri var. Uyar bu konuda “büyük ve merkeziyetçi tek firma tarafından yapılacak olması diğer küçük firmaların devre dışı kalmasına yol açabilir. Tekelleşmenin önüne geçmek için önlemler alınmalı” uyarısında bulunuyor.
Tekelleşme uyarısı yapan Uyar büyük ölçekli üretimin olumlu yönlerinin olduğunu da söylüyor: “Yenilenebilir enerjinin büyük ölçeklerde ucuza üretimi, hidrojen üretimine ve ulaşım yakıtı olarak kullanılmasını ve yenilenebilir enerjinin depolanmasını kolaylaştıracak.”
Tanay Sıdkı Uyar: “Güneş çatıları da hızla gelişim gösterecek”
Uyar, solar çatı ya da diğer ismiyle güneş çatıları konusunda hızlı gelişme olacağını kaydederek “İlgili ve görevli kamu kuruluşlarımızın çatı uygulamalarını kolaylaştırmak için adımlar attığını biliyoruz. Güneş çatılarının büyük ölçekli güneş ve rüzgar santrallerinden bağımsız olarak hızla gelişeceğini ve vatandaşları enerji temini açısından özgürleştireceğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulunuyor.
Güneş enerjisinde hedef 2030 yılına kadar 10 GW
Türkiye’nin 2014 sonunda yayınlanan Ulusal Yenilenebilir Enerji Eylem Planı’na göre 2023’de güneş enerjisinde kurulu gücün 5 bin megavata (5 GW), rüzgar enerjisi kurulu gücünün ise 20 bin megavata (20 GW) ulaşması hedefleniyor.
Türkiye’nin 2015’de Paris İklim Zirvesi öncesinde sunduğu ulusal olarak belirlenmiş katkı beyanına (INDC) göre ise güneş enerjisi kurulu gücünün 2030 yılına kadar 10 GW kapasiteye ulaşması hedefleniyor.