Ana Sayfa Blog Sayfa 3104

‘Müftülük taşınsın, biz değil’: Ataşehir’deki oyun müzesi müftülük alanı oldu

Ataşehir’deki oyun müzesi sessiz sedasız ilçe müftülük alanı oldu. Sunay Akın boşaltma tebligatının ardından konuştu. Akın, “Müftülük taşınsın biz değil.” dedi.

Küratörlüğünü Sunay Akın’ın yaptığı Ataşehir Mimar Sinan Parkı’ndaki Düştepe Oyun Müzesi’nin alanı sessiz sedasız ilçe müftülük alanı ilan edildi.

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre, müzeye boşaltılması için verilen süre geçen günlerde doldu. Müze şimdi zorla boşaltılma tebligatının tedirginliğini yaşıyor. Yazar – Şair Sunay Akın İstanbul’daki tüm yurttaşları çocuk haklarına sahip çıkmaya çağırarak “Eserlerin anlatıldığı oyun müzesini oratadan kaldırmak karanlığa ve cehalete hizmettir. Çocuk hakları konusunda herkes burada sorumluluk sahibi. İstanbul’daki herkesi çocuk haklarını korumaya davet ediyorum. İBB bu yanlışı düzeltsin” sözleriyle karara isyan etti. Ataşehir Belediyesi kararın yürütmeyi durdurma ve iptali istemiyle dava açtı.

İBB’ye çağrı

Gazetemize konuşan yazar- şair Sunay Akın bu kararın tüm İstanbulluları ilgilendirdiğine dikkat çekerek “İstanbul’un tarihine iyi bakmamız gerekir. 1930’lu yıllarda çağdaş kent planı çerçevesinde yeşil alanlar oluşturulmuştur. Bu alanlar çocuk bahçesi olarak adlandırıldı. Abbasağa Parkı’nın aslında adı Abbasağa çocuk bahçesidir” dedi. İstanbul’un her yerinin AVM’lerle dolduğunu anlatan Akın “Çocuklar anne babalarıyla AVM’lerdeki oyun makinelerinde zaman geçiriyor. Çözüm oyun müzesidir. Elbet müftülük önemli ama bir apartman katında yer verilebilir. Eserlerin anlatıldığı oyun müzesini ortadan kaldırmak karanlığa ve cehalete hizmettir. Çocuk hakları konusunda herkes burada sorumluluk sahibi. İstanbul’daki herkesi çocuk haklarını korumaya davet ediyorum” diye konuştu.

150 kişiden oyun

Müzede 20’yi aşkın ülkeden ve yaklaşık 150 koleksiyonerden toplanan çocuk oyunları var. Müzede 150 yıllık satranç takımı, Viktorya Dönemi’nin küp oyunları, 100 yıllık ilk taş ev inşa oyunu, ilk uzay oyunlarına varıncaya kadar yüzlerce oyun bulunuyor. Çizgiroman, edebiyat, sinema ve televizyon dünyasının kahramanlarının da yer aldığı müzede bulunan oyun ve oyuncakların tarihi 1800’lerin başına kadar uzanıyor.

(Cumhuriyet)

İçişleri Bakanlığı: IŞİD ‘yalnız kurt’ eylemi yapabilir

İçişleri Bakanlığı tarafından, 76 sayfalık, IŞİD’in ve Türkiye’nin IŞİD’e yönelik mücadelesinin anlatıldığı “Türkiye’nin DEAŞ ile Mücadelesi” kitabı hazırlandı. Kitap’ta IŞİD’in “yalnız kurt” eylemi yapabilecek eleman kaynağına sahip olmasına dikkat çekildi.

İçişleri Bakanlığı, IŞİD’le ilgili 76 sayfalık bir kitap hazırladı. IŞİD’in Türkiye’de 14 önemli terör saldırısı gerçekleştirdiği belirtilen raporda, bunun sonucunda 10’u polis ve 1’i asker olmak üzere toplam 304 kişi hayatını kaybettiği, bin 338 kişinin yaralandığı kaydedildi.

Dünyanın birçok bölgesinden IŞİD’e katılmaya gelen yabancı terörist savaşçıların, Türkiye üzerinden geçerek çatışma bölgelerine ulaşmaya çalıştıkları ifade edilen kitapta, bu kişilerin genellikle havayolu ile İstanbul (Sabiha Gökçen ve Atatürk Havalimanları) ve Antalya üzerinden Türkiye’ye giriş yaptığı kaydedildi. Kitapta, Fırat Kalkanı Harekatı sonrası ele geçirilen bölgelere 189 bin Suriyelinin geri döndüğü açıklandı.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre kitapta, öne çıkan ayrıntılar şöyle:

14 saldırıda 304 kişi öldü

IŞİD tarafından Türkiye’de 14 önemli terör saldırısı gerçekleştirilmiştir. 10 canlı bomba, 1 bombalı saldırı, 3 silahlı saldırı. Saldırılar sonucu 10’u polis ve 1’i asker olmak üzere toplam 304 kişi hayatını kaybetmiş, 62’si polis ve 7’si asker olmak üzere toplam bin 338 kişi yaralanmıştır. Saldırıların üçü İstanbul’da, diğer beşi ise Diyarbakır, Suruç, Ankara ve Gaziantep’te gerçekleşmiştir. Yürütülen istihbari çalışma ve yapılan operasyonlarla 2016 yılında 22 önemli terör eylemi engellenmiştir.

Teröristler Türkiye üzerinden gidiyor

Dünyanın birçok bölgesinden DEAŞ’a katılmaya gelen yabancı terörist savaşçıların (YTS), Türkiye üzerinden geçerek çatışma bölgelerine ulaşmaya çalıştıkları görülmektedir. Bu kişiler genellikle havayolu ile İstanbul (Sabiha Gökçen ve Atatürk Havalimanları) ve Antalya üzerinden Türkiye’ye giriş yapmaktadır. Çok az olmakla beraber bir kısım YTS’nin ise deniz yolu (İzmir ve Mersin) ile geldiği ve Türkiye’yi transit ülke olarak kullanmaya çalıştığı görülmektedir. Türkiye’ye gelen bu kişilerin karayolu veya havayolunu kullanarak çatışma bölgelerine yakın olan illere (Gaziantep, Hatay, Adana, Şanlıurfa) gitmeye çalıştıkları anlaşılmaktadır.

12 dernek kapatıldı

DEAŞ terör örgütü ile iltisaki ve irtibatı olduğu belirlenen 12 dernek kapatılarak faaliyetlerine son verilmiştir. Örgütün sosyal medya aracılığı ile propaganda yapmasını ve müzahir kitle oluşturularak eleman kazanmasını engellemek amacıyla 2 bin 564 sosyal medya (facebook, twitter, vb) hesabı kapatılarak adli işlem süreci başlatılmıştır.

189 bin Suriyeli döndü

24 Ağustos 2016 tarihinde Fırat Kalkanı Harekâtı başlatılmış ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine yönelik gerçekleştirilen saldırıların cevapsız kalmayacağı tüm dünyaya ilan edilmiştir. Operasyondan sonra Cerablus bölgesine 44 bin 106 ve diğer alanlara da 145 binin üzerinde Suriyeli geri dönüş yapmıştır. (Harekatta) 71 Türk askeri şehit düşmüş, 2 bin 647’si ölü olmak üzere 3 bin 60 DEAŞ terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmiştir.

IŞİD’den 650 tutuklu var

(2011-2017 yılları arasında) 3 bin 840’ı yabancı uyruklu olmak üzere 9 bin 350 YTS gözaltına alınmış, bin 337’si yabancı uyruklu 3 bin 69 kişi tutuklanmıştır. 2017 yılı itibariyle 366’sı yabancı olmak 650 kişi tutuklu.

4550 kişi deport edildi

33 ilde 66 noktada Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki TEM/İSTİHBARAT/ KOM birimlerinden oluşan ekipler marifetiyle Risk Analiz Birimleri görevini ifa etmektedir. Risk analiz grupları tarafından 07 Haziran 2017’ye kadar; Türkiye’ye giriş yapmak isteyen yaklaşık 17 bin 500 yabancı şüpheli şahıs kontrol edilmiş, bunlardan 10 bin 232’si özel mülakata tabi tutulmuş ve 4 bin 550’si hakkında ise geri gönderme (inad)/sınır dışı (deport) işlemleri uygulanmıştır. 2011 yılından itibaren 4 bin 957 yabancı uyruklu şahsın çatışma bölgelerine gitmeye çalışırken sınır illerinde yakalanan/sınır dışı edilen yabancılar listesinde yer aldığı tespit edilmiştir. 146 ülkeden 53 bin 781 yabancı uyruklu şahsa yurda giriş yasağı kararı alındı.

En fazla yasaklı ülkeler Tunus ve Arabistan

Uluslararası terörizmle bağlantılı olan ve Suriye’deki çatışma bölgelerine geçeceği bildirilen yabancılar hakkında Türkiye tarafından vatandaşlarına en fazla giriş yasağı konulan ülkeler; Tunus, Suudi Arabistan, Kazakistan, Fransa, Rusya ve Belçika’dır. En fazla vatandaşı çatışma bölgelerine gitmeye çalışırken Suriye’ye sınır illerinde yakalanan/sınır dışı edilen ülkeler ise Rusya, Fransa, İran, Libya ve Azerbaycan şeklinde sıralanmaktadır.

Kaynak ülkeler önlem almadı

Kaynak ülkelerden şüpheli şahısların sehayetleri öncesinde aktif ve detaylı paylaşım yapılmamaktadır. Türkiye’nin YTS olma potansiyeli bulunan şahısları tespit edip geldikleri ülkeye geri gönderme işlemini yapmasına rağmen, kaynak ülkelerde bu şahısların oluşturduğu tehdidin yeterince dikkate alınmadığını göstermektedir.

Kitabın sonuç bölümünde ise IŞİD ile ilgili şu değerlendirme yapıldı:

“DEAŞ terör örgütünün Türkiye’ye karşı oluşturduğu tehdit potansiyeli devam etmektedir. Suriye ve Irak’taki otorite boşluğundan faydalanarak birçok bölgeyi ele geçiren DEAŞ terör örgütüne karşı yürütülen (uluslararası) mücadele neticesinde örgüt kayda değer bir kayıp yaşamıştır. Terör örgütünün bünyesinde yabancı terörist savaşçıların önemli bir yeri olması ve dünyanın çeşitli bölgelerinde DEAŞ’a bağlılığını ilan eden oluşumların ortaya çıkması ile örgütün “yalnız kurt” eylemi yapabilecek eleman kaynağına sahip olması dikkate alındığında, DEAŞ’ın küresel tehdit olma konumunu koruduğu görülecektir.”

Er Sefter’in adı dahi yok

Kitapta, IŞİD’in Türkiye’ye yönelik eylemleri anlatılırken 1 Ekim 2015’te kaçırılan ve Aralık 2016’da yakılarak katledilmesine ilişkin görüntüleri yayımlanan er Sefter Taş’ın adı dahi anılmadı. Kitapta sadece, “01.09.2015 tarihinde Kilis Merkez Yavuzlu Beldesi (Jandarma bölgesi) sınır hattından Suriye tarafına geçmeye çalışan bir şahsa müdahale eden askeri personele sınırın karşı tarafından ateş açılması sonucu Yusuf Beylem isimli askeri personel hayatını kaybetmiş, bir askeri personel ise Suriye’ye kaçırılmıştır” denilmekle yetinildi.

(Cumhuriyet)

Kolluk kuvvetleri barikat kurdu: Rize Pazar’da halk taş ocağına karşı nöbette

Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Sivrikale ve yakınındaki köylerde yaşayanlar, bölgede deniz dolgusuyla yapılması planlanan Rize-Artvin Havalimanına dolgu malzemesi sağlamak amacıyla açılması planlanan taş ocaklarını protesto etti.

Pazar’ın Sivrikale Köyü ile civar köyleri de kapsayan taş ocakları için Rize Valiliğince verilen ÇED Gerekli Değil Kararına karşı 2 ayrı dava açan köylülere inat taş ocağı şirketi, yargı kararını beklemeden bölgede çalışma ve işbaşı kararı aldığını duyurdu.

Önceki gün şirketin duyurusuyla harekete geçen köylüler, vadi girişine geceden çadır kurarak beklemeye başladı…

Sabahın erken saatlerinde jandarma ekipleri bölgeye gelip köylülerin beklediği vadi girişinde güvenlik önlemi alırken, köylü kadınlar, iş makinelerinin vadiye girmesine izin vermeyeceklerini söyleyerek nöbet tutmaya başladı.

Aynı bölgeden olan şair İbrahim Karaca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Faaliyet başlamıştır… Vadi girişine yığınak yapan polis ve jandarma eşliğinde kepçeler ve iş makinaları talana başlıyor. Gece nöbet tutan arkadaşlarımızın bildirimidir. Kalecik sahile inmek üzere köy cami hoparlöründen köylülere çağrı yapıldı. Haçapit köylülerine, ‘çay toplayan köylüler, köyümüzü savunma zamanıdır, köyümüz elden gidiyor’ başlıklı bir duyuru yapıldı” ifadelerini kullandı.

Yine aynı köyden olan BirGün Gazetesi Ankara Temsilcisi Yaşar Aydın da, sosyal medya hesabındaki paylaşımında köylü kadınların vadi girişinde toplanmaya başladığını duyurdu.

(BirGün)

Reuters ve Oxford raporu: Ana akım medya hükümet kontrolünde, internet gazeteciliği muhalefetin merkezi

Araştırma merkezi The Reuters Institute for the Study of Journalism ile Oxford Üniversitesi, Türkiye’nin de içinde yer aldığı 36 ülkede medya üzerine yaptığı araştırmaya dair bir rapor yayınladı.

Reuters Enstitüsü’nden Servet Yanatma’nın hazırladığı raporda, yalan haberlerden çeşitli haber ve dijital platformların gücüne kadar yapılmış 2017 yılına dair birçok araştırma ve değerlendirme yer alıyor.

Ana akım medya hükümet kontrolünde, internet gazeteciliği muhalefetin merkezi

Raporda, 15 Temmuz darbe girişiminin ve AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a geniş kapsamlı yetkilerin verildiği 16 Nisan referandumunun ardından ana akım medyanın halen büyük ölçüde hükümet tarafından kontrol edildiği ifade ediliyor.

Buna karşın internet gazeteciliğinin, blogların ve sosyal medyanın muhalefetin merkezi olarak ortaya çıktığı belirtiliyor.

Kapatılan yayın organlarına dikkat çekilen raporda Türkiye basınının içinde olunduğu durum şöyle açıklanıyor:

“Darbe girişimi ve darbe sonrası getirilen OHAL ile beraber oluşan siyasi çalkantılar, Türk medyasının özgürlüğü ve bağımsızlığa üzerinde azımsanamayacak bir etki yarattı. Türk otoriteler, OHAL ile kazandıkları güç ile şu ana kadar 55’i gazete, 5’i haber ajansı, 16’sı TV kanalı, 23’ü radyo istasyonu, 18’i dergi ve 29’u yayınevi olmak üzere toplamda 150’ye yakın medya kuruluşunu kapattı.”

Kutuplaşma medyaya da yansıyor

Raporda, Türkiye’nin AKP destekçileri ve muhalifleri olarak derin bir şekilde ikiye ayrıldığı ve bu kutuplaşmanın medyaya da yansıdığı vurgulanıyor.

Türkiye genelinde insanların haberlere duyduğu güvenin yüzde 40’ta kaldığı belirtiliyor ve Türkiye’nin bu alanda 36 ülke arasında 23’üncü sırada yer aldığı kaydediliyor.

Raporda, birçok gazetenin kapanmasının şaşırtıcı bir şekilde gazete satışlarını olumsuz etkilemediği ancak gazetelerin reklam gelirlerinin düştüğü ifade ediliyor.

Dijital alanda verilen reklamlarda artış yaşandığı ve televizyonun ardından bu alanda elde edilen gelirlerin ikinci sıraya oturduğu belirtiliyor.

Yeni kurulan haber siteleriyle beraber anaakım medya gündem belirlemedeki tekelini kaybediyor

Raporda en büyük online haber sitelerinin geleneksel yöntemi bozmayarak haberlerini yazılı basından (Hürriyet, Milliyet), televizyondan (CNN Türk, NTV) veya diğer haber ajanslarından aldığı yazılıyor.

Mynet, Haberler ve EnSonHaber gibi dijital alanda ortaya çıkan internet portallarının önemli rol oynadığı belirtilirken, erişilen haber kuruluşlarının sayısının artış gösterdiği söyleniyor.

Raporda, ana akım medyanın gündem belirlemedeki tekel durumunu, dijital alanda kurulan haber sitelerinin ve sosyal medyanın haber için ilk durak haline gelmesinden ötürü kaybetmekte olduğu belirtiliyor.

Türkiye’de muhalif basın kuruluşlarına yönelik baskı, gazeteciliğin özgürce yapılabildiği online gazetecilik portalları ve platformlarının kuruluşuna yol açtığının yer aldığı raporda, haberlerin sosyal medyadan ve şifreli mesajlaşma uygulamalarından paylaşıldığı yazılıyor.

Ankette yerini koruyan dijital alanda kurulmuş başarılı siteler Odatv (%14), T24 (%8), Diken (%6) ve Bianet (%2) dışında dijital alanda kurulan haber markalarının sayısının bu yıl arttığından bahsediliyor.

Bu kuruluşlar arasında Gazete Karınca ile Duvar, Webiztv, sosyal medyadaki içerik dağıtımı ile dikkat çeken 140journos ve serbest çalışan gazetecilere platform sağlayan Journo gösteriliyor.

Otoriteler fonları kesebilir, siteleri engelleyebilir

Raporda, otoritelerin siteleri engelleyebilmesinden, fonları kesecek ve okuyucu kitlesini ortadan kaldıracak başka yöntemler bulabilmesinden ötürü hükümet karşıtı yapılan yayınların, para kazanmak için kısıtlı bir alana sahip olduğu yazılıyor.

Sosyal medyada hükümeti eleştirmek ‘güvenli’ değil

Haber için Facebook ve Twitter kullanımındaki düşüşün de hükümetin gözetlemesinden ötürü duyulan korkuyla ilişkilendirilebileceğinin söylendiği raporda, Whatsapp gibi kapalı mesajlaşma uygulamalarında haber paylaşımındaki artışın, kamu görevlilerinin sosyal medyada hükümeti eleştirmesinin ‘güvenli’ olmamasından kaynaklı olabileceği belirtiliyor.

Değişen medya

Rapora göre özellikle gençler için haberlere erişimde akıllı telefonlar artık bilgisayarların önünde yer alıyor. Televizyon ve online alanlar, halen haber için en önemli kaynaklar olsa da insanlar haber paylaşmak için sosyal medya yerine daha güvenli mesajlaşma uygulamalarına yöneliyor.

Araştırmanın yapıldığı çoğu ülkedeki internete erişimin %80 dolaylarında olduğunun ortaya çıktığı araştırmada, Türkiye’de internete erişimin %60’ta kaldığı belirtiliyor.

(Gazete Karınca)

Cumhurbaşkanı: Kömür enerjisinde kararlıyız, 3. nükleer santral için çalışmalara başladık

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 22. Dünya Petrol Kongresi’nde konuştu. Erdoğan, “Kömür enerjisinde kararlıyız” dedi. Erdoğan, 3. nükleer santral için de çalışmalara başlandığını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen 22. Dünya Petrol Kongresi’nde konuştu. Erdoğan, yeni bir nükleer santral için çalışmaların başlatıldığını belirtirken, kömürün yeni nesil teknolojiyle çevreye zarar vermeden enerji üretiminde kullanılacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Ülkemiz jeopolitik konumu gereği önemli bir noktadadır. Enerji üreticileri ile tüketicileri arasında doğal köprü görevi görüyor. Transit bir ülke olarak elimizden geleni yapıyoruz. Siyasi istikrarımız ve ekonomik gelişmişliğimizle hatırı sayılı bir aktör konumundayız. Azerbeycan doğalgazının ülkemize sevkine olanak sağlayan Bakü-Tiflis-Ceylan hattını devreye aldık. Şimdi sırada TANAP hattı var. Hazar ve Ortadoğu bölgesinden ülkemize ve Avrupa’ya gaz taşınacaktır. 2020 yılında devreye girmesini bekliyoruz.

“İlk önceliğimiz güney gaz koridormuzdur”

“Dünyanın en önemli gaz tedarikçiklerinden biri olan Türk Akımı projesidir. Kazan-kazan anlayışıyla Doğu Akdeniz ve Irak başta olmak üzere yeni projeleri değerlendirmeye de hazırız. Enerjide dengeler büyük oranda değişti. Yeni teknolojiler ortaya çıktı. Daha önce ulaşılamayan alanlara ulaşabildik. İlk önceliğimiz güney gaz koridorumuzdur.

“Çin’in ardından ikinci sıradayız”

“Çin, Hindistan, Afrika, Güneydoğu ve Asya ekonomileri enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye başladılar. Ekonomik ve güvenli bir şekilde ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri önemlidir.Enerji talep artışında OECD ülkeleri arasında dünyada Çin’in ardından ikinci sıradayız.

“İlk olarak yerli enerji kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasını hedefliyoruz. Ulusal enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, enerji verimliliğinin teşvik edilmesi her zaman önceliğimiz olmuştur. Karadeniz ve Akdeniz önemli noktalardır. Son olarak diğer alanlarda yatırımcıların önünü açacak şeffaf ve öngörülebilir hedef odaklı bir strateji geliştirdik.

“Elektrik enerjisindeki payı yüzde 10 azalttık. Yerli kaynaklardan elektrik üretimi rekor seviyey ulaştı. Yenilenebilir enerji kaynaklarından Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeyi geride bıraktık. 100 megawattlık Konya Güneş Terminali projesi bu kararlılığımızın en önemli simgesidir.

“Üçüncü bir nükleer güç santrali üzerinde de çalışıyoruz”

“Nükleer enerji konusunda da hızlandık. Akkuyu ve Sinop terminallerinin devreye girmesiyle enerjimizin yüzde 10’luk kısmını buradan karşılayacağız.

“Üçüncü bir nükleer güç santrali üzerinde de çalışıyoruz. Sanayi, tarım, uydu ve haberleşme gibi alanlarda da çalışacağız.

“Rüzgar enerjisi alanında da benzer bir atılım içindeyiz. Bugün halen dünyanın en fazla kullanılan enerji kaynağı olan kömürü yüksek teknoloji sayesinde çevreye zarar vermeden milletimizin hizmetine sunmakta kararlıyız.

“Yıllık doğalgaz tüketimin en az yüzde 20’sini depolayacak bir sistem kuruyoruz.

“Türkiye’yi enerji üssü haline getirmekte kararlıyız. Geçtiğimiz aylarda denize indirdiğimiz Oruç Reis’in de yüzde 90’nın milli üretim olduğunu belirtmek isterim.”

(T24, Hürriyet)

Erdoğan: Paris İklim Anlaşması’nda Türkiye’nin konumu, parlamentodan geçmemesi istikametinde

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD’nin Paris iklim anlaşmasından çekilme kararının ardından Türkiye’nin konumunun da anlaşmanın şu anda parlamentodan geçmemesi istikametinde olduğunu söyledi.

Almanya’nın Hamburg kentinde geçen cuma ve cumartesi günü düzenlenen G20 toplantısının sonunda bir basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, Türkiye’nin Paris iklim anlaşmasının onay sürecine ilişkin izleyeceği yöntem konusunda açıklamalarda bulundu.

“Müzakerelerin yapıldığı dönemde imzayı attık fakat dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Hollande’ın bize vermiş olduğu bir söz vardı. Gelişmekte olan ülkeler sınıfında olduğumuz için oradaki mali yaptırımların karşılanacağı taahhüdünde bulundular. Bizler de dedik ki ‘Eğer bu gerçekleştirilirse parlamentodan geçer, aksi takdirde bu, parlamentodan geçmez’. Nitekim şu anda henüz parlamentodan geçmemiştir” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dolayısıyla Amerika’nın attığı bu adımdan sonra bizim de durduğumuz konum şu anda parlamentodan geçmemesi istikametindedir. Bunu da özellikle ifade etmek isterim.”

“Kusura bakmayın”

ABD Başkanı Donald Trump geçen ay ülkesinin iklim anlaşmasından çekileceğini açıklamıştı. G20 zirvesi sırasında Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a da Türkiye’nin bu konudaki düşüncelerini söylediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kusura bakmayın, bize verilen söz yerine gelmedikçe biz parlamentomuzdan bunu geçirmeyiz’ dedim.”

(Diken)

‘Üzerinde adalet sarayı yazan binalarda adalet dağıtılmıyor’: Kılıçdaroğlu, Enis Berberoğlu’nu ziyaret etti

25 gün süren ‘Adalet Yürüyüşü’nü dün Maltepe Meydanı’ndaki ‘Adalet Mitingi’yle tamamlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin tutuklu İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nu Maltepe Cezaevi’nde ziyaret etti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, cezaevinde yaptığı ziyaretin ardından konuştu. Kılıçdaroğlu, “Adalet saraylarda değil aslında. Üzerinde adalet sarayı yazılan binalarda bugünkü koşullarda adalet dağıtılmıyor. Adaletin mahkum edildiğini gördük. Enis Bey anılarını yazıyor. Umarız adalet yerini bulur ve kısa süre içerisinde tahliye olur. Alınan karar ağır bir karar.” dedi.

CHP lideri, Enis Berberoğlu’nun MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin soruşturma kapsamında 14 Haziran’da tutuklanmasının ardından başlattığı Adalet Yürüyüşü’nü dün sonuçlandırmıştı. Kılıçdaroğlu’nun Berberoğlu’na bu yürüyüşle ilgili bazı hatıratlar vereceği belirtildi.

(T24)

Jeotermale geçit yok: Gülpınar halkı Jeotermal Enerji Santrali’nin çalışmasını durdurdu

Gülpınar halkı, zeytinlik alanlarında kurulan Jeotermal Enerji Santraline giderek santralin çalışmasını durdurdu.

Gülpınar halkı, zeytinlik alanlarında kurulan Jeotermal Enerji Santraline tepki göstererek eylem yaptı. Traktör ve araçlarla gittikleri santral sahasında tepkilerini dile getiren Gülpınar halkı, sondaj çalışmalarını durdurdu. Pınarkale Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ`nin başlattığı Jeotermal Enerji Santrali Sondajı çalışmaları, Gülpınar halkının çalışmaların durdurulması için açtığı davaya rağmen devam ediyordu. Köy kahvesinde bir araya gelen halk, sondajın yapıldığı zeytinlik alana giderek çalışmaları durdurdu. Cumartesi ve Pazar günü eylem yapan yurttaşlar, sondaj çalışmalarına izin vermiyor…

Evrensel’den Seçkin Sağlam’ın haberine göre, Ayvacık’a bağlı Gülpınar Köyü’nde Pınarkale Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ’nin başlattığı Jeotermal Enerji Santrali Sondaj çalışmasına karşı Gülpınar halkı zeytinliklilerini korumak için bir araya geldi. Hafta sonu Cumartesi ve Pazar günleri köy kahvesinde toplanan halk, traktörler ve araçlarla konvoy halinde sondaj alanına giderek çalışmaları durdurdu. Alanda yetkili kimseyi bulamayan Gülpınarlı vatandaşlar, işçilere tek geçim kaynaklarının alandaki zeytinlikler olduğunu belirterek, işçilerden de sorun çözülene kadar çalışmama sözü aldı. Aynı zamanda römorklarla şantiye yolunu kapatan Gülpınarlılar, zeytinliklerinde sondaj çalışması istemediklerini yenileyerek çalışmaya izin vermeyeceklerini belirtti.

İdare mahkemesinde dava açıldı

Pınarkale Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ Gülpınar’da yapılması planlanan 7 adet sondaj arama faaliyet raporunu Çanakkale Valiliğine sunmuş, Proje Tanıtım Dosyası incelenerek 26 Mayıs 2017 tarihinde “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmıştı.

Başlatılan çalışmaların zeytinlik alanları yok edeceğini belirten Gülpınar halkı, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği, aracılığı ile geçtiğimiz günlerde Çanakkale İdare Mahkemesi’ne suç duyurunda bulunarak, zeytin yasasına rağmen verilen” ÇED Raporu Gerekli Değildir” kararının iptalini istemişti. Mahkeme sürecine girilmesi ile çalışmaların hızlandırıldığını gören Gülpınar halkı, sondaj alanına giderek çalışmaları durdurdu.

Köy kahvesinde toplanan halk çalışmaları durdurdu

8 Temmuz Cumartesi günü Gülpınar köy kahvesinde bir araya gelen Gülpınar Halkı, burada sondaj çalışmalarının tek geçim kaynakları olan zeytinliklerine dönüşü olmayan zararlar vereceğini belirterek, çalışmaları durdurma kararı aldı. Toplanan halk tarktörler ve araçlarla konvoy halinde sondaj çalışmalarının yapıldığı alana gitti. Alanda, ‘zeytinimizde sondaj istemiyoruz, çevre talanı istemiyoruz’ sloganları atan Gülpınarlılar, yetkililer ile görüşmek istedi. Şantiyede bulunan işçiler tarafından yetkili kimsenin olmadığı belirtildi. Halkın ısrarı üzerine ise işçiler telefonla yayın yaparak halkın taleplerini canlı olarak şirket yetkililerine iletti. Vatandaşlar, yetkililere ‘zeytinliklerinde sondaj çalışmasına izin vermeyeceklerini’ söyledi. İşçilere de, zeytinliklerin bölgenin geçim kaynağı olduğunu ve yaptıkları çalışmanın hem doğaya hem de yerel ekonomilerine ciddi zararlar vereceğini açıklayan halk, işçilerden de durum sonuçlanana kadar çalışma yapamamalarını istedi.

“Sondaj yaptırmayacağız”

Aynı zamanda şantiye içerisinde iş güvenliğinin olmadığını ve çevre önlemlerinin alınmadığını gören vatandaşlar tutanak tutarak tek tek imzaladı. Çalışma alanı içerisinde her gün nöbet tutacaklarını ve çalışmaya izin vermeyeceklerini belirten halk, traktör römorkları ile çalışma sahasının yolunu kapattı. Tekrar köy kahvesinde bir araya gelen halk, diğer günlerde de toplu olarak çalışma alanına gitme ve çalışma yaptırmama kararı aldı.

(Evrensel)

Demirtaş’tan Erdoğan’a: Dört duvar arasında olmama rağmen bana saldırman, mertlikten uzak bir tutum!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kendisine ‘terörist’ diyen Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’a yazdığı mektupla yanıt verdi.

HDP’nin tutuklu Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kendisine ‘terörist’ diyen Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’a yönelik bir açık mektup yazdı. Demirtaş, Erdoğan’ın sözlerinin, kendisinin tutuklanmasına ilişkin kararının yargı tarafından değil, Cumhurbaşkanı tarafından verildiğinin kanıtladığını ifade ederken, mektubunda “AKP Genel Başkanı’na açık çağrı” başlığını kullandı.

Demirtaş, mektubunda Erdoğan’ın kendisine dört duvar arasındayken bile saldırdığını belirterek, “Dört duvar arasında olmama rağmen; panik halinde bana haksızca saldırıyor olman mertlikten uzak bir tutumdur.” dedi.

Selahattin Demirtaş’ın Erdoğan’a yönelik açık çağrısı şöyle:

“Öncelikle, şahsımda milyonların iradesine yaptığın hakareti aynen iade ederim. Fakat başka bir açıdan da bu itirafın nedeniyle ‘teşekkür etmek’ istiyorum.

Bizimle ilgili yargı adı altında yürütülen sürecin yargı ile alakası olmadığını, kararın bizzat tarafından verildiğinin ispat külfetinden kurtardın bizi.

Açık çağrı yapıyorum: 8 aydır emrindeki savcıların ve bazı hakimlerin 6-8 Ekim Kobani olayları için halkı sokağı yakıp yıkmaya çağırdığıma dair tek bir delil bulamadılar. Elinde böyle bir delil varsa, çaresizlik içinde aleyhime delil arayan savcılarına teslim etmeni istiyorum.

Benim terörist olduğumu ve 54 kişiyi öldürttüğümü daha mahkemem başlamadan hüküm şeklinde ilan ederek, bundan sonraki bütün yargılamaları anlamsız ve gereksiz kıldığın için sana ‘şükranlarımı’ sunuyorum. Er veya geç hakimlerinin karşısına çıkacağım. Orada kimin terörist kimin katil olduğu kamuoyu nezdinde netleşmiş olacaktır. Ondan önce Hakk’ın nezdinde zaten her şey biliniyordur.

Bu arada Kobani olaylarında katledilen 54 yurttaşımızın 44’ü HDP’lidir. Kobani olaylarında insanlarımız sokakta katledilirken; Cizre’de, Sur’da şehirler yıkılırken, siviller katledilirken, 15 Temmuz’da darbeye kalkışanlar vali, komutan, emniyet müdürü, savcı, hakim olarak görevdeydiler.

Bu kişilerin 15 Temmuz darbe girişiminin içinde olduklarını ve yüzlerce sivil yurttaşı acımasızca katlettiklerini görüyor olmana rağmen, 6-8 Ekim katliam ve provokasyonlarında payları olup olmadığını soruşturmak yerine, bütün suçu benim üstüme yıkarak siyasi bir rakibinden intikam alma basitliğine düşüyor olman tam bir gaflettir.

Ülkede yaşanan her olayın birinci derecede siyasi sorumlusu, 15 yıldır ülkeyi yönetiyor olduğun için öncelikle sensin. Bunu unutturmaya çalışma gayretlerin gözümüzden kaçmıyor.

Dört duvar arasında olmama rağmen; panik halinde bana haksızca saldırıyor olman mertlikten uzak bir tutumdur. Bilmeni isterim ki; Allah’tan başka kimseden korkum yoktur. Ne senden ne de emrindeki zulüm uygulayıcılarından merhamet dilenmek gibi bir ucuzluğa düşmeyeceğim. Ömrümün geri kalanını hapiste geçireceğimi bilsem de onursuzluğu ve teslimiyeti asla kabul etmeyeceğim.

HDP ve HDP’nin bütün dostlarıyla birlikte içerde ve dışarda faşizme karşı direneceğiz ve tarihsel olarak emin ol ki, biz kazanacağız.

F Tipi bir hücrede olsam da vicdanım rahat, korkusuz ve mutlu olduğumu bilmeni isterim. Bu yüzden benim için ‘endişelenme lütfen’.

Selahattin Demirtaş
Halkların Demokratik Partisi
Eş Genel Başkanı
Edirne Cezaevi, 10 Temmuz 2017″

(Yeşil Gazete)

Meteoroloji uyardı: Bu hafta kavurucu sıcaklar geliyor

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, hafta boyunca ülke genelinde sıcaklık artışı görüleceğini açıkladı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, İstanbul’da hava sıcaklığının 33 dereceye ulaşacağı, Karadeniz kıyıları dışındaki bölgelerde mevsim normallerinden 3 ile 7 derece arasında artış olacağı kaydedildi.

Meteoroloji’den yapılan açıklama şöyle:

“Ülkemizde halen mevsim normalleri civarında seyreden hava sıcaklıklarının, yarın (09.07.2017 Pazar) batı kesimlerden başlayarak artacağı, hafta başından itibaren Karadeniz kıyıları dışındaki tüm bölgelerde mevsim normallerinin 3 ila 7 derece üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.

Hava sıcaklıklarının; Ankara’da 32-36, İstanbul’da 30-33, İzmir’de 36-39, Aydın’da 41-43, Antalya’da 39-42, Adana’da 38-40, Zonguldak ve Samsun’da 26-28, Trabzon’da 24-27, Erzurum’da 29-31, Diyarbakır’da 40-42 dereceler civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Cuma gününe kadar kuzeydoğu kesimler dışında ülkemiz genelinde önemli bir yağış beklenmiyor.

Önümüzdeki hafta yüksek hava sıcaklıklarının meydana getirebileceği olumsuzluklara karşı başta yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı olanlar olmak üzere vatandaşlarımızın güneş ışınlarının dik geldiği 10-16 saatleri arası güneş ışınlarına direk maruz kalmamaları hususunda dikkatli olmaları ve sıcaktan korunmak için gerekli önlemleri almaları önem taşımaktadır.”

(Yeşil Gazete)