Ana Sayfa Blog Sayfa 3067

Avustralya Federal Bankası’na karşı iklim değişikliği davası

ClientEarth’de yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Nilüfer Ağaç‘ın çevirisi ile paylaşıyoruz.

***

İklim raporlama görevlerini ilk kez test edecek olan dava Avustralya’da iki hissedar tarafından mahkemeye sunuldu.

Dava, iklim değişikliğinin finansal performansı üzerinde ortaya çıkabilecek riskler konusunda raporlamada başarısız olduğu gerekçesiyle, ülkenin en büyük şirketlerinden biri olan Avustralya Federal Bankası’na karşı açıldı. Bu açıklamanın Şirketler Yasası’na göre bir gereklilik olduğu savunuyorlar. İki hissedar, Federal Mahkeme’de davayı açan Avustralya Çevre Adaleti (Environmental Justice Australia-EJA) avukatları tarafından temsil ediliyor. EJA avukatları, bu davanın önemli bir emsal teşkil edebileceğini doğrularken, ClientEarth avukatları davanın dünya çapında bir standart oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Bu davayla, yetersiz iklim beyanı ilgili dava açma riski, şirketler için açık bir gerçek haline geldi. Yatırımcıların şirketlerden, iklim değişikliği risklerini – özellikle bu şirketlerin fosil yakıt sektörüne belirgin etkisi olduğu durumlarda – uygun şekilde beyan etmelerini istemeleri şaşırtıcı değil.

“Hissedarlar, iklim riskinin layıkıyla yönetildiğine dair güvence almadan sessizce durmakla yetinmeyeceklerdir. Büyük bir bankaya karşı açılan bu dava, bu tür davalarda küresel etkileri olabilecek yeni bir eğilime sinyal vermektedir.

‘’Şimdiden pek çok ülke Avustralya’ya benzer şekilde şeffaflık talep etmekte. Birleşik Krallık’ta bulunan İngiltere Bankası ve diğer finansal düzenleyiciler, bankalar ve sigortacılar gibi finans kurumların iklim riskini dikkate almaları konusunda açıklık getirdi.

‘’Bu tür davaların ortaya çıkmasını kısıtlamak için, iş dünyası liderleri yasal görevleri ve TFCD (Task Force on Climate-related Financial Disclosures- İklim ile İlgili Finansal Beyanlar Çalışma Grubu) tavsiyeleri gibi gelişmekte olan endüstri standartları ile hızlıca tanışmalılar.

 

Haberin İngilizce orijinali

Yeşil Gazete için çeviren: Nilüfer Ağaç

 

(Yeşil Gazete, Client Earth)

Nesin Vakfı’nın çocukları desteklerimizi bekliyor!

1973 yılında Aziz Nesin tarafından kurulan Çatalca’daki Nesin Vakfı, 14 dönümlük arazisine artık sığmıyor. Vakıf, arazinin hemen karşısındaki 8 dönümlük araziyi almak istiyor. Bu alım işlemi için ise 2 milyon liraya ihtiyaç var. Şimdiye kadar 800 bin lira toplandı. Bağışçıların ismi eğer alınabilirse yeni kampüste ölümsüzleştirilecek. Konuyla ilgili kampanya başlatan Aziz Nesin’in oğlu Ali Nesin, bağışçılara yazdığı mektupla seslendi.

İşte Ali Nesin’in kaleme aldığı mektubu;

 

“Fiyatı 2 milyon olan Vakf’a komşu araziyi almak istediğimizi geçen hafta yazmıştım. Bir haftada 800.000 lira toplandi. Çok teşekkür ederiz, çok minnettarız. Biraz daha gerekiyor ama… Umarım sağda solda duyurursunuz.

Arazinin bizim için ne kadar önemli olduğunu göstermek için babamdan (muhtemelen) Nisan ya da Mayıs 1982’de gelen mektuptan bir alıntı yapıyorum:

“Yazmış mıydım sana, bitişikteki tarla satılıyor. Orasını almam çok gerekli. Başka birisi alırsa biz artık hiç alamayız. Bizim arazi de bize küçük geliyor. Sahibi geldi, dokuz milyon lira istedi. Ne demek yahu dokuz milyon? Ben de 4,5 milyon lira verdim ve 5 Mayıs’a dek de muhlet verdim. ‘5 Mayıstan sonra gelirsen bu parayı vermem,’ dedim. Bakalım, bekliyorum. Sanırım, benden fazla para vereni bulamayacak ve bana satacak. İyi ama, ben nerden bulacağım 4,5 milyon lirayı? Bende 1 Mayıs günü, sattığım kitaplardan, 1 milyon lira olacak. Benim Delilerim’i de 500 bin liraya sattım, demek 5 Mayısta 1,5 milyonum olacak. Adama üstünü de aydan aya 500 bin lira ödemek üzere senet yapmayı önereceğim. Kabul ederse satın alırım, etmezse vakfa araba alacağım.”

Mektuplaşmalarımızı yayımlamaya karar verdikten sonra babam bu paragrafa şu notu eklemiş:

“Bu komşu tarlanın satışının ilginç bir öyküsü var. Mal sahibi tarlasını satmak için benden 9 milyon lira istedi. Çevrede soruşturdum, bu tarlanın doğal fiyatının benim önerdiğim 4,5 milyon lira olduğunu öğrendim. En çok 5 milyon lira ediyordu. Satıcı bana ‘Ama 10 milyon lira veriyorlar,’ dedi. ‘Ben bu parayı veremem. Ama şunu bilmenizi isterim sizin tarlanızı almayı çok istiyorum. Çünkü kurduğum vakıf için çok gerekli. Vakıf çocuklarının spor yapacakları alan yok. Sizin tarlanızı alabilirsek bir spor alanına sahip olacağız,’ dedim. Gerçekten de böyle bir gereksinmemiz vardı. Ve aptal bir alıcı olarak bu tarlaya ne denli gereksinmem olduğunu satıcıya açıklamıştım. Tarlasına 10 milyon lira veren olduğunu söyleyince ‘Öyleyse hemen satınız. Ben bu parayı veremem,’ dedim. Tarlanın sahibi ‘Ama, peşin değil taksitle veriyorlar,’ dedi. ‘Taksitle de olsa çok iyi para, hemen satın,’ dedim. Uzun zaman kendisini görmedim. Sonradan öğrendiğime göre benim önerdiğim paraya tarlasını birisine satmış. Çevrede ben aşırı zengin olarak biliniyordum; hâlâ da öyle onlara göre, bana rubleler Sovyetler Birliği’nden yağıyordu. Domuzdan kıl koparır gibi, ne koparsalar kârdı.”

Böylece babamın tüm vasiyeti ve neredeyse tüm arzuları yerine gelmiş olacak. Bu arazi dışında sadece iki arzusunu gerçekleştiremedik: Derenin karşısındaki araziyi alıp derenin üstüne bir taş köprü inşa etmek istiyordu. Derenin karşısındaki araziyi aldık ama taş köprüye müsait değildi zemin. Bir de ilkokul isterdi. Planını, projesini, felsefesini, her şeyini hazırladık, ama zamanın koşulları fizibilitesini olumsuz çıkardı, vazgeçmek zorunda kaldım. Fen Lisesi yapacağız yerine. Belki zamanla da bir ilkokul.

Çok çok teşekkürler, sevgiler, saygılar.

Nesin Vakfı adına Ali Nesin

Vakıf şu anda 42 kişilik kapasitesini daha da artırmayı hedefliyor

Nesin Vakfı 1982’den beri etkinliklerini sürdürüyor. Bugüne değin yüzlerce çocuğun eğitimini üstlenen ve onları hayata hazırlayan vakıfta şu anda 42 çocuk ve genç barınıyor, okuyor. Nesin Vakfı’na genellikle ilkokul çağına girmemiş ya da yeni girmiş çocuklar kabul ediliyor. Çocuklar toplumda kendi başlarına ayakta durabilecek eğitim, beceri ve olgunluk düzeyine eriştikten sonra Nesin Vakfı’ndan kendi istekleriyle ayrılıyorlar.

İşte vakfın bağış için açtığı banka hesabının bilgileri;

Nesin Vakfı

Hesap No: 1042-0741176 İş Bankası Parmakkapı Şubesi

IBAN: TR280006400000110420741176

Kredi kartıyla bağış için: https://www.nesinvakfi.org/bagis-yap.php#kredi-karti

 

(Cumhuriyet, Yeşil Gazete)

 

Sakarya’da işçi taşıyan traktör devrildi: 7 ölü!

Sakarya’nın Hendek ilçesine bağlı Çamlıca Beldesi’nde fındık işçilerini taşıyan traktör devrildi. 7 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda yaralı var.

Fındık işçilerini taşıyan traktör, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarında bulunan dere yatağına devrildi.

Kaza, saat 07.45 sıralarında, Hendek Çamlıca Mahallesi’nde meydana geldi. Mardin’den gelerek fındık bahçesinde çalışan işçileri bahçeye götüren sürücüsünün kimliği öğrenilemeyen 54 VD 057 plakalı traktör, kontrolden çıkıp dere yatağına devrildi. Traktörün römorkunda bulunan işçiler etrafa saçıldı. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine 112 Acil ve itfaiye ekipleri sevk edildi. 112 Acil ekipleri 5’i kadın 7 kişinin olay yerinde öldüğünü belirledi. Yaralanan 9 kişi ise olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastanelere kaldırıldı

“Tarım işçileri göz göre göre ölüme gidiyor”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son 3 ayda 22 tarım işçinin trafik kazalarında öldüğünü belirtti ve hükümeti önlem almaya çağırdı.

Sakarya’da meydana gelen trafik kazasıyla birlikte son 3 ay içinde meydana gelen 7 ayrı trafik kazasında 22 tarım işçisinin öldüğünü ve 76 tarım işçisinin yaralandığını hatırlatan Ömer Fethi Gürer, “Her hasat döneminde tarım işçilerinin trafik kazalarında yaşamlarını yitirmesi olağan gibi görünmeye başladı. Pamuk, fındık, patates gibi ürünlerin hasadı için iller arası yolculuk yapan binlerce işçi var. Halen traktör ve kamyon kasalarında ya da minibüslerde deyim yerindeyse istiflenerek yolculuk yapıyorlar. Hasat için gittikleri illerde olumsuz koşullarda çadırlarda yaşıyorlar. Tarım işçilerinin ekmek parası için sürdürdükleri bu tehlikeli yolculukların artık daha güvenli hale getirilmesi, gittikleri illerdeki yaşam koşullarının da daha yaşanabilir seviyeye ulaştırılması gerekiyor” dedi.

Gürer, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının araştırılması için 6 Şubat 2016’da TBMM’ye Meclis Araştırma Önergesi verdiğini de hatırlattı. Gürer, sosyal güvenlikten mahrum ve uygun olmayan koşullarda yaşam mücadelesi veren tarım işçilerinin sorunlarının irdelenmesi için verdiği Meclis Araştırma önergesinde, ekmek parası için zorlu mücadeleye giren tarım işçilerinin sorunlarının belirlenip yapılacak yasal düzenlemeler ile Meclis gündemine alınmasını istediğini vurguladı. Gürer, yaklaşık 1.5 yıl önce verdiği meclis araştırma önergesinde mevsimlik işçilerin tüzel kişiliğe kavuşturularak güvenliksiz çalışmalarının önüne geçilip giderilip sorunlarının bertaraf edilmesi için çalışmalar yapılmasını istediğini kaydetti.

Son 3 ayda meydana gelen tarım kazaları ise şöyle:

18 Ağustos 2017: Sakarya’nın Hendek ilçesinde fındık işçilerini taşıyan traktörün devrilmesi sonucu ilk belirlemelere göre; 7 kişi öldü, 20 yaralı var.​​

9 Temmuz 2017: Malatya’nın Yazıhan ilçesinde tarım işçilerin taşıyan traktörün devrilmesi sonucu 3 tarım işçisi hayatını kaybetti, 10 kişi yaralandı.

5 Temmuz 2017: Konya’nın Ereğli ilçesinde tarım işçilerini taşıyan kamyonetin takla atması sonucu ilk belirlemelere 2 kadın işçi hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı.

28 Haziran 2017: Adana’nın Yumurtalık ilçesinde, tarım işçilerini taşıyan midibüsün otomobille çarpması sonucu bir kişi öldü, 11 kişi yaralandı.

21 Haziran 2017: Mersin’de tarım işçilerini taşıyan kamyonet, başka bir kazaya karıştığı için yolda park halinde bulunan tıra çarpıp, yan yattı. Kazada 3 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi ise yaralandı.

19 Haziran 2017: Mardin’in Midyat İlçesi’nde tarım işçilerini taşıyan araç kaza yaptı. 4 işçi öldü 13 kişi yaralandı.

28 Mayıs 2017: Kayseri-Sivas kara yolunun 22’nci kilometresindeki Sarımsaklı mevkiinde meydana gelen trafik kazasında, Yusuf Yerlikaya (44) yönetimindeki tarım işçilerini taşıyan 38 EZ 199 plakalı kamyonet, sürücünün direksiyon hâkimiyeti yitirmesi sonucu şarampole devrildi. Kazada 22 tarım işçisi yaralandı.

 

(Evrensel)

 

Orman yangınlarıyla mücadele eden Portekiz afet durumu ilan etti

Portekiz Başbakanı Antonio Costa, hafta sonu 40 derece civarında olacağı tahmin edilen hava sıcaklığındaki artışa hazırlıklı olmak için bugün silahlı kuvvetler dahil acil durum servislerinin başkanlarıyla bir araya gelecek.

Yetkililer, artan hava sıcaklıklarının ülkede, söndürülmesi güç yangınları artırmasından endişe ediyor. Hükümet, ülkedeki en endişe verici alanların, güneydeki Algarve’nin batı kesimleri ile ülkenin kuzeyi ve merkezinde bulunduğunu açıkladı.

3 bini aşkın itfaiye eri 150 yangına müdahale etti

Afet durumu ilan edilmesi, yetkililerin, acil durum varlıklarını harekete geçirmelerine ve tepki verme sürelerini hızlandırmalarına olanak tanıyor. Yetkililer, 15 Ağustos’ta, 9 Ağustos’tan itibaren ülkenin farklı bölgelerinde devam eden 150 yangına 3 binden fazla itfaiyecinin müdahale ettiğini, 55 kişinin yaralandığını belirtmişti. Kuraklık, yüksek sıcaklık ve kuvvetli rüzgarlar sebebiyle yangınların söndürülmesinde güçlük çekildiği kaydediliyor. Lizbon’un 200 kilometre kuzeyindeki Pedragao Grande dağlık bölgesinde haziranda çıkan orman yangınında 64 kişi yaşamını yitirmişti.

 

(CNNTürk)

IŞİD terörü Barselona’yı vurdu: 13 ölü, 100 yaralı

İspanya’nın Barselona şehrinde dün (17 Ağustos 2017) bir minibüsün yayaların arasına dalması sonucu 13 kişi hayatını kaybettiği, 100 kişinin yaralandığı saldırı sonrası ikinci bir saldırı hazırlığında oldukları açıklanan 5 kişi öldürüldü. Operasyon kentin 120 kilometre güneyinde bulunan bir sahil kasabasında gerçekleşti. Katalonya emniyeti Cambrils saldırganlarının, Audi A3 marka araçla bir gruba çarptığı ve sonrasında polisle çıkan çatışmada öldürüldüğü aktarıldı. Yaralanan 7 kişi arasında bir polis memurunun da olduğu ifade edildi.

Madrid Büyükelçiliği bu sabah yaptığı açıklamada, bir Türk vatandaşının da ağır yaralandığını duyurdu.

Alcanar’daki patlamanın da ilgili olduğu düşünülüyor

Katalonya Emniyet Müdürü Josep Lluís Trapero, saldırının ‘uluslararası bağlantıları olan terör saldırısı’ olduğunu kaydetti. Trapero ayrıca Çarşamba gecesi Barselona’ya 200 km uzaklıktaki Alcanar’da yaşanan ve bir evin tamamen yıkılmasına, bir kişinin hayatını kaybetmesine yol açan patlamanın La Rambla’da gerçekleşen saldırı ile ilişkili olduğunu da aktardı. Emniyet Müdürü, patlamanın yaşandığı evde “bomba hazırlandığını” açıkladı.

Saldırıyı IŞİD üstlendi

Kent merkezindeki turistik Las Rambla caddesinde dün yerel saatle 17.00 civarında gerçekleşen saldırıyı ise Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü üstlendi. IŞİD, saldırıyı üstlendiğini Amaq adlı yayın organı üzerinden duyurdu. Örgütten yapılan açıklamada saldırının “İslam Devleti askerleri” tarafından düzenlendiği” ve “ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Suriye ve Irak’ta düzenlediği saldırılara yanıt niteliğinde” olduğu belirtildi. İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, “bu bir cihatçı saldırıydı” dedi.

2 kişiye gözaltı

Güvenlik görevlilerinin saldırganı arama çalışmaları sürerken, polis şüpheliyle ilgili fotoğraf yayımladı.

Gözaltına alınan şüphelinin Fas asıllı İspanyol vatandaşı Driss Oukabir olduğu belirtildi. Minibüsün içerisinde pasaportu bulunduktan sonra tutuklanan Oukabir’in, polise verdiği ifadesinde olay gerçekleştiği esnada Barselona’da olmadığını, pasaportunun ise kardeşi tarafından çalındığını ileri sürdüğü belirtildi. Polis, saldırıyla bağlantılı olabileceği değerlendirilen bir minibüs daha buldu.

İspanyol yetkililer saldırıda hayatını kaybeden ve yaralananlar arasında en az 18 farklı ülke vatandaşının bulunduğunu açıkladı. Bu ülkeler, Fransa, Almanya, İspanya, Arjantin, Venezuela, Belçika, Avustralya, Peru, Macaristan, Romanya, İrlanda, Yunanistan, Küba, Makedonya, Çin, İtalya, Türkiye ve Cezayir.

 

La Rambla saldırısı, İspanya’da 2004 yılında gerçekleştirilen ve El Kaide’nin üstlendiği tren bombalamaları sonrası en fazla kişinin hayatını kaybettiği saldırı oldu. İşe giden insanların hedef alındığı o saldırıda, 191 kişi ölmüş, 2 bine yakın kişi yaralanmıştı.

Bu arada İspanya’da üç günlük yas ilan edildiği açıklandı.

 

(BBC Türkçe)

Barselona’da kamyonetle saldırı: Resmi açıklamalara göre en az 1 ölü, 10’u ağır 32 yaralı

İspanya’nın Barselona kentinde beyaz bir kamyonetin sürücüsü, şehrin en kalabalık ve turistik caddelerinden biri olan La Rambla’da aracını yayaların üzerine sürdü. Barselona polisi olayı “terör saldırısı” olarak nitelendirdi, en az bir kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Barselona polisi ayrıca yaralı 32 kişiden 10’unun durumlarının ağır olduğunu duyurdu. Katalonya Özerk Bölgesi İçişleri Bakanı Joaquim Forn ise ölü sayısının artabileceğini söyledi. İspanya’nın en büyük gazeteleri El Pais ve El Mundo ise ölü sayısını 13 olarak veriyor.

Yerel saatle 17:05 civarında düzenlenen saldırının ardından bölgedekiler koşarak kaçtı. Ambulanslar bölgeye akın ederken, alan kordon altına alındı. Sağlık ekiplerinin yerde yatan yaralananlara müdahale etti.

Barselona polisinin verdiği bilgiye göre kamyonetin sürücüsü saldırının ardından yürüyerek alandan kaçtı. Güvenlik güçleri halen sürücüyü arıyor.

‘İki saldırgan Türk restoranına girdi’ iddiası

Reuters haber ajansı ise yerel bazı medya kuruluşlarına dayandırdığı haberinde bu olayın hemen ardından silahlı iki kişinin bir restorana girdiklerini bildirdi.

El Periodico gazetesi attığı bir tweette, “La Boquería’ya yakın La Luna de Estambul adlı Türk restoranında rehineler var, burada saklanıyorlar” iddiasında bulundu.

Sosyal medyada yardım kampanyaları

Saldırıdan etkilenen, evlerine ya da kaldıkları otellere ulaşamayan kişilere yardım için sosyal medyada yardım kampanyaları başladı.

Mağdurlara evlerini açmak isteyen, kan bağışında bulunabilecek ya da ulaşım sağlayabilecek Barcelonalılar, Facebook üzerinden yardım öneriyor.

 

(BBC Türkçe)

Gökdelenlerin arasında nefes almak: Hasat Şenliği

İlk kez, 2014’te Galata Rum Okulu’nda düzenlenen 2. İstanbul Tasarım Bienali’nde EkBiçYeİç ekibiyle tanışmıştım. Kentsel tarım ve ev bahçeciliğine dikkati çekmek isteyen ve doğal üretim bilincini artırmayı amaçlayan bir sosyal girişimdi. Bienale özel, ücretsiz ve herkesin katılımına açık “Ek Biç” adlı bir kütüphane kurulmuştu.

2. İstanbul Tasarım Bienali’ndeki Ek Biç kütüphanesinde ekitğim pazı ve maydonoz fidanı

Önümde duran boş saksılara, büyüdüklerinde EkBiçYeİç’in mutfağında hazırlanacak olan yemeklere lezzet katacak maydonoz ve pazı fideleri ekmiştim. Bu sayede kişisel tüketim zincirimde küçük bir kırılma yaratmış, sürdürülebilir tarım ve kent bahçeciliği hakkında bilgi sahibi olmuştum. Hayatımda bir ilkti ve etkinlikten çok güzel duygularla ayrıldığımı anımsıyorum. 3 yıl aradan sonra ekiple yolumuz Akmerkez’de kesişti. Yeşil Gazete olarak Alper Tolga Akkuş ile şenlikteydik. Bize orada tesadüfen rastlaştığımız Roma Bostanı’ndan Aybike Zengin ve Zumbara’dan Meltem Şendağ da eşlik etti.

Akmerkez Üçgen Teras

Üç plazanın arasında bulunan alışveriş merkezinin çatı katının 750 m2’lik alanı sürdürülebilir tarım uygulamalarına ayrılmış. Üçgen Teras adı verilen alanda EkBiçYeİç işbirliği ile oturak domates, çalı fasülyesi, bodur yeşillikler, salata yeşillikleri ve ayçiçeği, yer fıstığı, reyhan ve lavanta gibi meyveler yetiştirilmiş.

Terastaki bahçeden toplanan taze sebze-meyveler ve bu ürünlerden yapılan yiyecek-içecekleri tatma imkanı bulduk.

Salı günü (15 Ağustos) gerçekleşen ve katılımın ücretsiz olduğu etkinlikte permakültürcü Shaul Shaham mikro-filiz yetiştirme tekniklerini anlatırken Begüm Atakan fermente salatalık turşusu yapımının, Nar Anne de (Nardane Kuşçu) sos yapımının püf noktalarını paylaştı.

Sunumların ardından klasik müzik dinletisi eşliğinde Begüm Hanım’ın tarifini verdiği turşuları tattık ve çok beğendik.

Begüm Atakan’dan fermente salatalık turşusu tarifi

26 Mayıs’tan 10 Temmuz’a kadar geçen zamanda çatıdaki bahçeden 30 kg ürün elde edilmiş, ilerleyen zamanda da salatalık ve kabak türü sebzelerin hasadı yapılacakmış. Sürdürülebilir tarımı merak edenler için bu tarz girişimlerin daha da yayılması ve desteklenmesi temennisiyle.

Hasat Şenliği’nde mini bir ekoloji buluşması da kendiliğinden oluştu: Aloer Tolga Akkuş (Yeşil Gazete), Aybike Zengin (Roma Bostanı) ve Meltem Şendağ (Zumbara)

Şenliğin tanıtım bülteninden: Sürdürülebilir tarım nedir?

Kimyasal gübrelerin ve ilaçların toprağı zehirlemediği, fosil yakıtların havayı kirletmediği ve suyun aşırı tüketilmediği bir yöntem olarak uygulanıyor.

 

Haber: Merve Damcı

(Yeşil Gazete)

Hasankeyf’teki dinamitli yıkıma karşı kendini kayalara zincirledi: Neden sesiniz çıkmıyor?

Hasankeyf’teki dinamitli yıkıma dair tepkisini dile getirmek ve yıkımı durdurmak amacıyla bölgeye giden HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, kendini zincire bağlayarak eylem yaptı. ‘İnsanoğlu insan kimliğimle buradayım’ diyen Aslan, yaşam savunucularına, doğa aktivistlerine Hasankeyf’e sahip çıkmaları çağrısında bulunurken, akademisyenlere de ‘Neden sesiniz çıkmıyor? Neden buraya gelip ses vermiyorsunuz?’ sorularını yöneltti.

Batman Hasankeyf’te yapımı süren Ilısu Projesi kapsamında tarihi kentin dinamitlerle patlatılmasına tepkiler sürüyor.

Dün yıkıma ilişkin yeni görüntüler paylaşılmış, belgesel yönetmeni Ali Ergül’ün servis ettiği görüntülerde, Dicle Nehri üzerinde kurulacak ve yaklaşık 100 kilometre alanda iklim ve tarih tahribatına yol açacak baraj yapımı için kayalık ve mağaraların dinamitlerle yıkıldığı görülmüştü.

Bunun üzerine açıklama yapan resmi makamlar, yıkım sırasında dinamit kullanılmadığını iddia etse de yapılan açıklamalar kentin doğal dokusuna zarar verdiği gerçeğini değiştirmiyor.

Duruma tepki gösteren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan da bölgeye giderek bir eyleme imza attı.

Hasankeyf’e giden Aslan, kendisini zincire bağlayarak yıkıma karşı eylem yaptı.

HDP Batman Milletvekili Aslan eylemine ilişkin şunları söyledi:

Burada Sahabelere ait mezarlıklar vardır. Bunların dinamitlenmesi, bunların sular altında kalmasına gönlümüz vicdanımız asla el vermez, vermeyecektir. Şimdi Meclis tatilde diye bunu fırsat bilerek dinamitlenmesi herhalde tesadüf olmasa gerek. Tamamiyle bir tevafuktur. OHAL döneminde bunun yapılması bir tevafuktur. Belirlenmiş, önceden sistemleştirilmiş ve planlanmış bir eylemdir. Nasıl olsa Meclis tatilde diyorlar kimse bunu gündemleştirmeyecek, nasıl olsa OHAL var, kimse gelip eylem yapamayacak açıklama yapamayacak ve nasıl olsa işte HDP ‘Adalet ve Vicdan Nöbeti’ eylemlerinde onlar da orayla ilgileniyor. Harekete geçmelerini kabul etmeyeceğiz, buna müsade etmeyeceğiz. Dediğim gibi dinamitlenecek, bombalanacak, yakılacak, yıkılacak yerler varsa önce bizim bedenimizi ezmeleri gerekir. Çünkü bize halk bu anlamda tarihimize, kültürümüze sahip çıkmak için yetki vermiştir. Onu da bir tarafa bırakacak olursak ben insanoğlu insan kimliğimle buradayım. Ben bölge çocuğunun kimliğiyle buradayım. Ben Türkiye yurttaşı olarak buradayım. Ben dünyalı bir olarak buradayım. Ve ben Allah’ın kulu olarak sorumluluğumu, görevimi yerine getiren biri olarak burdayım.

Mehmet Ali Aslan, konuşmasının devamında ise yaşam savunucularına, doğa aktivistlerine çağrıda bulunarak “Hasakeyf’in çığlığına, feryadına ses vermeye” davet etti.

Akademisyenlere ve üniversitelere de çağrıda bulunan Aslan, ‘Neden sesiniz çıkmıyor? Neden buraya gelip ses vermiyorsunuz?’ sorularını yöneltti.

 

(Gazete Karınca)

Maraş’ta halktan su isyanı: Göksu Nehri’nden su alma projesi iptal edilsin!

Orman ve Su İşleri Bakanlığı‘nca Gaziantep‘in içme suyu sorununu kökünden çözeceği belirtilen Düzbağ Barajı ve İsale Hattı’nın temeli 6 Nisan 2017’de Başbakan Binali Yıldırım tarafından Gaziantep’te düzenlenen törenle atıldı. İçme suyunun alınacağı Göksu Nehri‘nin bulunduğu, Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesine bağlı Helete Mahallesi sakinleri ise, ilk andan itibaren projeye karşı çıktı ve dün inşaat alanına giderek eylem yaptı.

Yaklaşık 2 bin kişilik bir grup iş makinelerine müdahale edip çalışmaları durdurmak istemesi üzerine jandarmadan yardım istendi.

Bölgeye TOMA ve çok sayıda jandarma sevk edildi.

Zaman zaman gerginliklerin yaşandığı eylemde vatandaşlar, suyu vermek istemediklerini söyledi.

Vatandaşlar, proje iptal olana kadar eylemlerine devam edeceklerini kaydetti.

 

(CNNTürk)

 

 

Dersim ormanlarının yangın sonrası görüntüsü: Çok sayıda hayvan öldü

Dersim’de merkez ve ilçelerinde ‘operasyon gerekçesiyle’ müdahale edilmeyen ve  10 günü aşkın süredir devam eden orman yangınları halkın müdahalesi yanında yağan yağmur ile birlikte sona erdi.

Ormanlık alanlarda 14 gün önce 18 ayrı noktada çıkan orman yangınları müdahale edilmediği için geniş alanlara yayılmıştı.

Günlerdir devam eden yangınların bir kısmı kendiliğinden sönerken bazı noktalarda da bir araya gelen yurttaşların müdahalesi sonucu söndürüldü.

Bunun yanında kentte yağan şiddetli yağmurun, özel güvenlik bölgesinde yer alan ve karakol tarafından döşenen mayınlı alanlarda devam eden yangınları söndürdüğü bildirildi.

Ormanda bulunan birçok hayvan yangında öldü. 18 bölgede etkili olan orman yangınlarının tahrip ettiği bölgeler ise şöyle:

Ovacık ilçesi: Yaylagünü köyü, Sepkan ormanları, Kozluca köyü.

Tunceli merkeze bağlı bölgeler: Sarıtaş köyü, Geyiksu köyü, Kutudere, Roj Deresi, Bali Deresi.

Hozat ilçesi: Amutkan bölgesi, Çakmaklı Köyü, Dere köyü.

Çemişgezek ilçesi: Ekerek Deresi.

Pülümür ilçesi: Kızılmecit köyü, Kırmızı Köprü köyü, Dereboyu köyü, Uzuntarla köyü.

Nazimiye ilçesi: Doğantaş köyü, Ramadan köyü.

 

(Gazete Duvar, dihaber)